Riyazus Salihin, 1512. hadis
Allaha yemin ederim ki, ölümden korktuğumu zannetmeyeceğinizi bilsem, bu namazı daha…
Diyanet baskısında 1514. hadis
Arapça metin
وعنْ أبي هُرَيْرةَ ، رضي اللَّه عَنْهُ ، قَال : بَعثَ رَسُولُ اللِّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم عَشَرَةَ رهْطٍ عَيْناً سَريَّةً ، وأمَّرَ عليْهِم عَاصِمَ بنَ ثابِتٍ الأنصاريَّ ، رضي اللَّه عنْهُ ، فَانطَلَقُوا حتَّى إذا كانُوا بالهَدْاةِ ، بيْنَ عُسْفانَ ومكَّةَ ، ذُكِرُوا لَحِيِّ منْ هُذَيْلٍ يُقالُ لهُمْ : بنُوا لِحيَانَ ، فَنَفَرُوا لهمْ بقَريب منْ مِائِةِ رجُلٍ رَامٍ فَاقْتَصُّوا آثَارَهُمْ ، فَلَمَّا أحَسَّ بهِمْ عاصِمٌ ؤَأصحابُهُ ، لجَأوا إلى مَوْضِعٍ ، فَأحاطَ بهمُ القَوْمُ ، فَقَالُوا انْزلوا ، فَأَعْطُوا بأيْدِيكُمْ ولكُم العَهْدُ والمِيثاقَ أنْ لا نَقْتُل مِنْكُم أحداً ، فَقَالَ عاصم بن ثابت : أيها القومُ ، أَمَّا أَنَا فلا أَنْزِلُ عَلَى ذِمةِ كَافرٍ . اللهمَّ أخْبِرْ عَنَّا نَبِيَّكَ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فَرمَوْهُمْ بِالنَّبْلِ فَقَتَلُوا عَاصِماً ، ونَزَل إلَيْهِمْ ثَلاثَةُ نَفَرٍ على العهدِ والمِيثاقِ ، مِنْهُمْ خُبيْبٌ ، وزَيْدُ بنُ الدَّثِنِة ورَجُلٌ آخَرُ ، فَلَمَّا اسْتَمْكَنُوا مِنْهُمْ أطْلَقُوا أوْتَار قِسِيِّهمْ ، فرَبطُوهُمْ بِها ، قَال الرَّجلُ الثَّالِثُ : هذا أوَّلُ الغَدْرِ واللَّهِ لا أصحبُكمْ إنَّ لي بهؤلاءِ أُسْوةً ، يُريدُ القَتْلى ، فَجرُّوهُ وعالجوه ، فَأبي أنْ يَصْحبَهُمْ ، فَقَتَلُوهُ ، وانْطَلَقُوا بخُبَيْبٍ ، وَزيْدِ بنِ الدَّثِنَةِ ، حتى بَاعُوهُما بمكَّةَ بَعْد وَقْعةِ بدرٍ ، فَابتَاعَ بَنُو الحارِثِ ابنِ عامِرِ بن نوْفَلِ بنِ عَبْدِ مَنَافٍ خُبَيْباً ، وكانَ خُبَيبُ هُوَ قَتَل الحَارِثَ يَوْمَ بَدْرٍ ، فلَبِثَ خُبيْبٌ عِنْدهُم أسِيراً حَتى أجْمَعُوا على قَتْلِهِ ، فَاسْتَعارَ مِنْ بعْضِ بنَاتِ الحارِثِ مُوسَى يَسْتحِدُّ بهَا فَأَعَارَتْهُ ، فَدَرَجَ بُنَيُّ لهَا وَهِي غَافِلةٌ حَتى أَتَاهُ ، فَوَجَدْتُه مُجْلِسَهُ عَلى فَخذِهِ وَالمُوسَى بِيده ، فَفَزِعتْ فَزْعَةً عَرَفَهَا خُبَيْبٌ ، فَقَال : أتَخْشيْنَ أن أقْتُلَهُ ما كُنْتُ لأفْعل ذلكَ ، قَالَتْ : وَاللَّهِ ما رأيْتُ أسِيراً خَيْراً مِنْ خُبيبٍ ، فواللَّهِ لَقَدْ وَجدْتُهُ يوْماً يأَكُلُ قِطْفاً مِنْ عِنبٍ في يدِهِ ، وإنَّهُ لمُوثَقٌ بِالحديدِ وَما بمَكَّةَ مِنْ ثمَرَةٍ ، وَكَانَتْ تقُولُ: إنَّهُ لَرزقٌ رَزقَهُ اللَّه خُبَيباً ، فَلَمَّا خَرجُوا بِهِ مِنَ الحَرمِ لِيقْتُلُوهُ في الحِلِّ ، قَال لهُم خُبيبُ : دعُوني أُصلي ركعتَيْنِ ، فتَرَكُوهُ ، فَركعَ رَكْعَتَيْنِ، فقالَ : واللَّهِ لَوْلا أنْ تَحسَبُوا أنَّ مابي جزَعٌ لَزِدْتُ : اللَّهُمَّ أحْصِهمْ عدداً ، واقْتُلهمْ بَدَداً ، ولا تُبْقِ مِنْهُم أحداً . وقال:
فلَسْتُ أُبالي حينَ أُقْتلُ مُسْلِماً على أيِّ جنْبٍ كَانَ للَّهِ مصْرعِي
وذلِكَ في ذَاتِ الإلَهِ وإنْ يشَأْ يُبَارِكْ عَلَى أوْصالِ شِلْوٍ مُمَزَّعِ
وكانَ خُبيْبٌ هُو سَنَّ لِكُلِّ مُسْلِمٍ قُتِلَ صبْراً الصَّلاةَ وأخْبَر يعني النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم . أصْحَابهُ يوْمَ أُصِيبُوا خبرهُمْ ، وبعَثَ نَاسٌ مِنْ قُريْشٍ إلى عاصِم بن ثابتٍ حينَ حُدِّثُوا أنَّهُ قُتِل أنْ يُؤْتَوا بشَيءٍ مِنْهُ يُعْرفُ . وكَانَ قتَل رَجُلاً مِنْ عُظَمائِهِمْ ، فبَعثَ اللَّه لِعَاصِمٍ مِثْلَ الظُّلَّةِ مِنَ الدَّبْرِ ، فَحَمَتْهُ مِنْ رُسُلِهِمْ ، فَلَمْ يقْدِرُوا أنْ يَقْطَعُوا مِنهُ شَيْئاً . رواه البخاري .
قولُهُ : الهَدْاَةُ : مَوْضِعٌ ، وَالظُّلَّةُ : السحاب ، والدَّبْرُ : النَّحْلُ . وقَوْلُهُ : « اقْتُلْهُمْ بِدَداً » بِكسرِ الباءِ وفتحهَا ، فمن كسر ، قال هو جمعٍ بِدَّةٍ بكسر الباءِ ، وهو النصِيب ، ومعناه اقْتُلْهُـمْ حِصَصاً مُنْقَسِمَةً لِكلِّ واحِدٍ مِنْهُمْ نصيبٌ ، ومن فَتَح ، قَالَ : مَعْنَاهُ : مُتَفَرِّقِينَ في القَتْلِ واحِداً بَعْدَ وَاحِد مِنَ التّبْدِيدِ .
وفي الباب أحاديثٌ كَثِيرَةٌ صحِيحَةُ سبقت في مواضِعها مِنْ هذا الكتاب مِنها حديثُ الغُلام الذي كانَ يأتي الرَّاهِبَ والسَّاحِرَ ومِنْهَا حَديثُ جُرَيجٍ ، وحديثُ أصحَابِ الغار الذين أَطْبقَتْ علَيْهمُ الصَّخْرةُ ، وحديثُ الرَّجُلِ الذي سَمِعَ صَوتاً في السَّحاب يقولُ : اسْقِ حدِيقة فلانٍ ، وغيرُ ذلك والدَّلائِلُ في الباب كثيرةٌ مَشْهُورةٌ ، وبِاللَّهِ التَّوْفِيقُ .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. VI, s. 425)
Ebû Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem başlarına Medineli Âsım İbni Sâbit'i komutan tayin ettiği on kişiden oluşan bir kâfileyi (irşad ve istihbârât için) görevlendirdi. Kâfile Usfân ile Mekke arasında bulunan Hüdât denilen yere ulaştı. Bunların hareketi (müşriklerce), Hüzeyl'in bir kolu olan ve Lihyân oğulları denilen kabileye haber verilmişti. Lihyân oğulları yüze yakın okçudan oluşan bir grupla onları takibe aldılar. Âsım ve arkadaşları izlendiklerini farkedince, kendilerini savunabilecekleri yüksekçe bir yere sığındılar ama düşman da onların çevresini sardı ve:
- İnin aşağı, elinizdeki silahları bırakıp teslim olun. Söz veriyoruz hiç birinizi öldürmeyeceğiz! dediler. Bunun üzerine Âsım İbni Sâbit:
- Arkadaşlar! Ben, bir kâfirin sözüne güvenerek aşağı inmem, dedi. Allahım, durumumuzu Peygamberine bildir, diye dua etti. Bunun üzerine düşmanlar, Âsım'ı (ve komutasındaki altı kişiyi) oka tutup şehit ettiler. İçlerinden üç kişi, Hubeyb, Zeyd İbni Desine ve bir kişi daha verilen söze güvenerek inip teslim oldular. Müşrikler bu üç kişiyi ellerine geçirince, yay tellerini çıkarıp onları kıskıvrak bağlamaya kalktılar. Durumu gören üçüncü kişi:
-Bu bize yapılan ilk kalleşliktir. Vallahi size aslâ teslim olmayacağım. Şu şehitler bana güzel bir örnektir, diye direndi. Onu zorla sürükleyip götürmek istediler ise de şiddetle karşı koydu. Bunun üzerine onu da şehit ettiler. Hubeyb ve Zeyd İbni Desine'yi götürüp Bedir Gazvesi sonrasında Mekke'de sattılar. Hubeyb'i, Bedir Gazvesi'nde öldürdüğü Hâris İbni Âmir İbni Nevfel İbni Abdimenâf'ın oğulları satın aldı. Hubeyb, kendisini öldürmeye karar verdikleri güne kadar onların elinde esir olarak kaldı.
Bu esâret günlerinde Hubeyb, etek traşı olmak için Hâris'in kızlarından birinden bir emânet ustura istedi, o da verdi. Bir ara kadının gafletinden yararlanan küçük çocuğu, Hubeyb’in yanına sokuldu. Hubeyb'in elinde ustura olduğu halde çocuğu dizine oturttuğunu görünce kadın, son derece telaşlandı. Durumu sezen Hubeyb:
- Çocuğu öldüreceğimden mi endişeleniyorsun? Ben böyle bir şey yapmam! dedi.
Kadın dedi ki: Allah'a andolsun ki ben hayatımda Hubeyb'den daha iyi bir esir görmedim. Vallahi ben onu, zincire bağlı olduğu ve Mekke'de hiç bir meyvenin bulunmadığı bir gün taze üzüm yerken gördüm. Bu, Allah'ın Hubeyb'e lutfettiği bir rızıktı.
Hâris'in oğulları onu öldürmek için Harem bölgesinin dışına Hill denilen yere çıkardıkları zaman Hubeyb onlara:
- Müsaade edin de iki rek'at namaz kılayım, dedi. Bıraktılar. Hubeyb iki rek'at namaz kıldı ve sonra “Allaha yemin ederim ki, ölümden korktuğumu zannetmeyeceğinizi bilsem, bu namazı daha fazla kılardım” dedi ve “Allahım! Bunların her birini tek tek mahvet, birer birer canlarını al, hiç birini sağ bırakma!” diye dua edip şu beyitleri okudu:
Müslüman olarak öldükten sonra,
Nasıl öldüğümü asla dert etmem.
Bunların hepsi elbette Allah uğrunda;
Dilerse O, pek kolaydır, parçalanmış vücûdumla rahmete ermem!
Böylece Hubeyb, idam edilecek her müslümanın iki rekat namaz kılması âdetini başlatan kişi oldu.
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, düşman tarafından kuşatıldıkları gün bu on kişilik müslüman kafilesinin başına gelenleri ashâbına anında bildirmişti.
Âsım İbni Sâbit'in şehit edildiğini haber aldıkları zaman Kureyş'in bazı ileri gelenleri, (Bedir savaşında) kendilerinden birini öldürmüş olması sebebiyle onu tanımaya yarayacak bir parçasını getirmek üzere adamlar yolladılar. Bunun üzerine Allah, Âsım'ı korumak için bir arı sürüsü gönderdi. Bu arı bulutu Âsım'ın cesedini kapladı. Kureyşin adamları, onun nâşından hiç bir şey koparmaya imkân bulamadılar.
Buhârî, Cihad 170, Meğâzî 10, 28
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. VI, s. 425, 1512 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali1514. hadis, c. III, s. 108Göster
Ebû Hüreyre’nin (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: (Uhud Savaşı’ndan sonra bazı Arap kabilelerinin Peygamber Efendimize elçiler göndererek Müslümanlığı kabul ettiklerini ve kendilerine İslâm’ı öğretecek kimseler göndermesini bildirmeleri üzerine) Resûl-i Ekrem onlara ensardan Âsım b. Sâbit (ra) komutasında on kişi gönderdi. Mekke ile Usfan arasındaki Hüdat bölgesine vardıkları zaman, onların çıkışı, müşrikler tarafında Benî Lihyân denilen Hüzeyl Kabilesi’ne haber verildi. Bunun üzerine Lihyâniler, yüze yakın okçuyu Müslümanların peşinden gönderdiler. Âsım ile beraberindekiler bunları fark edince bir yere sığındılarsa da, okçular onların etrafını çevirdi ve “çıkın ve bize kendi isteğinizle teslim olun, hiçbirinizi öldürmeyeceğimize söz veriyoruz. ” dediler. Bunun üzerine Âsım: “Ey ahali, bana sorarsanız, ben hiçbir kâfirin güvencesine itimat etmem”, dedi ve: “Allah’ım, durumumuzdan Peygamberini haberdar et!” diye dua etti. Müşrikler, Müslümanlar üzerine ok yağdırdılar ve Âsım’ı (ve yanındaki altı kişiyi) öldürdüler. Hubeyb, Zeyd b. Desine ve bir üçüncü kişi ise müşriklerin sözlerine inanarak teslim oldular. Müşrikler, bunları ele geçirdikten sonra ellerini yay telleriyle sımsıkı bağlamaya kalkışınca, üçüncü zat (Abdullah b. Târık), “işte bu, birinci hainliktir. Vallahi size teslim olmam, bu şehitler, benim için de bir örnektir. ” dedi. Bunun üzerine onu yerlerde sürükleyip baskı yaptılarsa da onlarla gitmeyi reddettiği için onu da şehit ettiler. Hubeyb ile Zeyd b. Desine’yi Bedir Savaşı’ndan sonra Mekke’ye götürüp sattılar. Hubeyb’i, Bedir Savaşı’nda Hubeyb tarafından babası öldürülen Hâris b. Âmir b. Nevfel b. Abd-i Menâf’ın oğulları satın aldılar. Hubeyb, kendisini öldürmeye karar verdikleri güne kadar Hâris’in oğulları yanında esir kaldı. Öldürülmesinden evvel Hubeyb, Hâris’in kızlarından (Ukbe’nin kız kardeşi Zeyneb’den) tıraş olmak için ödünç bir ustura bıçağı istedi, (Zeyneb de) ona usturayı verdi. Zeyneb’in gafil bulunduğu bir sırada çocuğu, Hubeyb’in yanına yaklaştı. Hubeyb’in elinde ustura olduğu hâlde çocuğu dizine oturttuğunu gören Zeyneb, (çocuğu kesecek diye) çok korktu. Kadının korkusunu sezen Hubeyb, ona, “çocuğu öldürürüm diye mi korkuyorsun? Korkma, ben bunu yapmam. ” dedi. Kadın şöyle anlatıyor: “Vallahi (ömrümde) Hubeyb’den daha hayırlı bir esir görmedim. Vallahi, bir gün onun zincir ile bağlı olduğu hâlde bir salkım üzüm yediğini gördüm. Hâlbuki Mekke’de üzüm yoktu. Bu, Hubeyb’e Allah tarafından verilmiş bir rızk idi. ” Hubeyb’i öldürmek üzere, (adam öldürmenin yasak sayıldığı) Harem Bölgesi’nden çıkartıp serbest bölgeye götürdüler. Oraya vardıklarında Hubeyb onlara, “Bana izin verin de iki rekât namaz kılayım. ” dedi. Bıraktılar ve iki rekât namaz kıldı. Sonra, “vallahi ölümden korktuğum için uzattığımı zannetmeseydiniz namazımı biraz daha uzatırdım. ” dedi ve “Allah’ım, bunların hepsini tek tek say, birer birer canlarını al ve hiçbirini sağ bırakma!” diye beddua ettikten sonra şu beyitleri okudu: Müslüman olarak öldükten sonra, Allah yolunda olduktan sonra, Nasıl öldürüldüğümü asla dert etmem, Bu parçalanmış bedenimle, eğer dilerse O, O’nun rahmetinden başka yere gitmem. İşte, böylece Hubeyb, idam edilecek her Müslüman için namaz kılma sünnetini (âdetini) ortaya koymuş oldu. Resûlullah, Hubeyb’in uğradığı musibeti günü gününe ashâbına haber vermişti. Âsım b. Sâbit’in öldürüldüğünü haber alan Kureyş’ten bazıları, cesedinden onu tanıtacak bir parça getirtmek üzere adam gönderdiler. Çünkü Âsım b. Sâbit, Bedir’de Kureyş’in ileri gelen müşriklerinden birini (Ukbe b. Ebû Muayt’ı) öldürmüştü. Yüce Allah, kara bulut gibi bir arı sürüsü göndererek Âsım’ı o adamlardan korudu. Bu durum karşısında onlar Âsım’ın cesedinden bir şey kesip götüremediler.
B3045 Buhârî, Cihâd, 170, B3989 Buhârî, Megâzî, 10
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. III, s. 108, 1514 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 1512 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1512
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_1512_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 1512 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1512},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 1512 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1512