Riyazus Salihin, 1863. hadis
Vallahi Âişe ya bu işten vazgeçer veya ben onun böyle davranmasına engel olurum
Diyanet baskısında 1866. hadis
Arapça metin
وَعَنْ عَوْفِ بنِ مَالِكِ بنِ الطُّفَيْلِ أنَّ عَائِشَةَ رضي اللَّه عَنْهَا حُدِّثَتْ أنَّ عَبْدَ اللَّه ابنَ الزَّبَيْر رضي اللَّه عَنْهُمَا قَالَ في بيْعٍ أوْ عَطَاءٍ أعْطَتْهُ عَائِشَةُ رضي اللَّه تَعالَى عَنْها : وَاللَّه لَتَنْتَهِيَنَّ عَائِشَةُ ، أوْ لأحْجُرَنَّ علَيْهَا ، قَالتْ : أهُوَ قَالَ هَذَا ؟ قَالُوا : نَعمْ ، قَالَتْ : هُو ، للَّهِ علَيَ نَذْرٌ أنْ لا أُكَلِّم ابْنَ الزُّبيْرِ أبَداً ، فَاسْتَشْفَع ابْنُ الزُّبيْرِ إليها حِينَ طالَتِ الْهجْرَةُ . فَقَالَتْ : لاَ وَاللَّهِ لا أُشَفَّعُ فِيهِ أبَداً ، ولا أتَحَنَّثُ إلَى نَذْري . فلَمَّا طَال ذَلِكَ علَى ابْنِ الزُّبيْرِ كَلَّم المِسْورَ بنَ مخْرَمَةَ ، وعبْدَ الرَّحْمنِ بْنَ الأسْوَدِ بنِ عبْدِ يغُوثَ وقَال لهُما : أنْشُدُكُما اللَّه لمَا أدْخَلْتُمَاني علَى عائِشَةَ رضي اللَّه عَنْهَا ، فَإنَّهَا لاَ يَحِلُّ لَهَا أنْ تَنْذِر قَطِيعَتي ، فَأَقْبَل بهِ المِسْورُ ، وعَبْدُ الرًَّحْمن حَتَّى اسْتَأذَنَا علَى عائِشَةَ ، فَقَالاَ : السَّلاَمُ علَيْكِ ورَحمةُ اللَّه وبرَكَاتُهُ ، أَنَدْخُلُ ؟ قَالَتْ عَائِشَةُ : ادْخُلُوا . قَالُوا : كُلُّنَا ؟ قَالَتْ: نَعمْ ادْخُلُوا كُلُّكُمْ ، ولاَ تَعْلَمُ أنَّ معَهُما ابْنَ الزُّبَيْرِ ، فَلمَّا دخَلُوا ، دخَلَ ابْنُ الزُّبيْرِ الْحِجَابَ ، فَاعْتَنَقَ عائِشَةَ رضي اللَّه عنْهَا ، وطَفِقَ يُنَاشِدُهَا ويبْكِي ، وَطَفِقَ المِسْورُ ، وعبْدُ الرَّحْمنِ يُنَاشِدَانِهَا إلاَّ كَلَّمَتْهُ وقبَلَتْ مِنْهُ ، ويقُولانِ : إنَّ النبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم نَهَى عَمَّا قَدْ علِمْتِ مِنَ الْهِجْرةِ . وَلاَ يَحلُّ لمُسْلِمٍ أنْ يهْجُر أخَاهُ فَوْقًَ ثَلاثِ لَيَالٍ . فَلَمَّا أكْثَرُوا علَى عَائِشَةَ مِنَ التَّذْكِرةِ والتَّحْرِيجِ ، طَفِقَتْ تُذَكِّرُهُما وتَبْكِي ، وتَقُولُ : إنِّي نَذَرْتُ والنَّذْرُ شَدِيدٌ ، فَلَمْ يَزَالا بَهَا حتَّى كَلَّمتِ ابْنِ الزُّبيْرِ ، وَأعْتَقَتْ في نَذْرِهَا أرْبعِينَ رقَبةً، وَكَانَتْ تَذْكُرُ نَذْرَهَا بعْدَ ذَلِكَ فَتَبْكِي حتَّى تَبُلَّ دُمُوعُهَا خِمارَهَا . رواهُ البخاري .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. VII, s. 542)
Avf İbni Mâlik İbni Tufeyl’den rivayet edildiğine göre, bir kimse Âişe radıyallahu anhâ’ya gelerek, sattığı veya bağışladığı bir şey hususunda (yeğeni) Abdullah İbni Zübeyr’in, “Vallahi Âişe ya bu işten vazgeçer veya ben onun böyle davranmasına engel olurum” dediğini haber vermişti. Âişe bu haberi getiren adama:
- O böyle mi dedi? diye sordu. Oradakiler de:
- Evet, böyle söyledi, dediler. Bunun üzerine Âişe:
- Abdullah İbni Zübeyr ile eğer ölünceye kadar bir daha konuşursam, Allah’a adağım olsun, dedi.
Hz. Âişe’nin dargınlığı epeyce uzayınca, İbnü’z-Zübeyr araya şefaatçiler koyarak teyzesinin kendini bağışlamasını istedi. Fakat Âişe:
- Vallahi ben onun hakkında kimsenin aracılığını kabul etmem, adağımı da bozmam, dedi. Bu dargınlığın hayli uzadığını gören Abdullah İbni Zübeyr, Misver İbni Mahreme ile Abdurrahman İbni Esved İbni Abdiyegûs’a konuyu açarak:
- Allah aşkına beni (teyzem) Âişe’nin yanına götürüp barıştırın. Benimle ilgiyi kesip konuşmamak üzere adak adaması helâl değildir, dedi.
Misver ile Abdurrahman bu teklifi kabul edip Hz. Âişe’nin evine geldiler ve:
- Allah’ın selâmı ve bereketleri sana olsun, girebilir miyiz? diye içeri girmek üzere izin istediler. Hz. Âişe de:
- Girin, dedi.
- Hepimiz mi girelim? diye sordular. Yanlarında İbnü’z-Zübeyr’in olduğunu bilmediği için o da:
- Evet, hepiniz girin, dedi. İbnü’z-Zübeyr de onlarla birlikte içeri girdi; perdenin arkasına geçerek teyzesinin boynuna sarıldı ve kendisini bağışlamasını isteyerek ağladı. Misver ile Abdurrahman da, Allah aşkına onu bağışla, diye yalvardılar ve:
- Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de, pek iyi bildiğin gibi, küs durmayı yasaklamıştır. Bir müslümanın din kardeşiyle üç günden fazla dargın durması helâl değildir, diyerek onunla barışmasını istediler. Suç bağışlamanın önemi, akraba ile ilgiyi kesmenin kötülüğü konusunda o kadar çok şey söylediler ki, nihayet Hz. Âişe onlara adağından söz ederek ağlamaya başladı:
- Ben konuşmamak üzere adak adadım; adağı bozmak günahtır, dedi. Mahreme ile Abdurrahman onun gönlünü yapmak üzere o kadar çok şey söylediler ki, sonunda Hz. Âişe İbnü’z-Zübeyr ile konuştu. Adağını bozduğu için de kırk köleyi âzad etti. Hz. Âişe sonraki günlerde bu adağını sık sık anıp ağlar, gözlerinden akan yaşlar baş örtüsünü ıslatırdı.
Buhârî, Edeb 62
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. VII, s. 542, 1863 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali1866. hadis, c. III, s. 380Göster
Avf b. Mâlik b. Tufeyl’den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Âişe’nin yaptığı bir satış veya bağış hakkında (yeğeni) Abdullah b. Zübeyr’in: “Allah’a yemin ederim ki Âişe, ya bundan kendisi vazgeçer, yahut onu ben engellerim. ” dediği kendisine haber verilince Hz Âişe:
– Bunu o mu söyledi, dedi.
– Evet, demeleri üzerine:
– Abdullah b. Zübeyr ile asla konuşmamak üzere Allah adına nezir ediyorum (adak adıyorum) dedi. Dargınlığın uzaması üzerine Abdullah b. Zübeyr, (teyzesinin affedip kendisiyle konuşması için) ona aracı göndermek istedi ise de Hz. Âişe:
– Hayır, Allah’a yemin ederim ki, onun hakkında ne aracılığı kabul ederim, ne de nezrimi (adağımı) bozarım, dedi. Hz. Âişe’nin küs durma süresi iyice uzayınca Abdullah b. Zübeyr, Misver b. Mahreme ve Abdurrahmân b. Esved b. Abdiyağûs ile konuştu ve onlara:
– Allah aşkına beni (teyzem) Âişe’nin evine götürün! Çünkü onun benimle alâkayı kesmek üzere adak adaması helâl olmaz, dedi. Bunun üzerine Misver ve Abdurrahmân, onunla birlikte Hz. Âişe’nin evine vardılar. “Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun, içeri girebilir miyiz?” diyerek izin aldılar. O:
– Girin, dedi. Onlar:
– Hepimiz de mi, dediler. O da:
– Evet hepiniz de girin, dedi. Abdullah b. Zübeyr’in onların yanında olduğunu bilmiyordu. Bunlar girince Abdullah b. Zübeyr perdenin arkasına geçti ve teyzesinin boynuna sarıldı, ağlayarak:
– Allah aşkına beni affet, diye özür diledi. Misver ve Abdurrahmân da Hz. Âişe’ye, onun özrünü kabul etmesi ve onunla konuşması için Allah andı vermeye başladılar ve:
– Peygamber’in dargınlığı yasakladığını biliyorsun. Bir Müslümanın Müslüman kardeşiyle üç geceden fazla küs durması helâl olmaz, dediler. Bu tür şeyleri hatırlatıp Hz. Aişe’nin üzerine fazlaca gidince, o da onlara (adağını) hatırlatmaya ve ağlamaya başladı:
– Ben nezrettim. Nezri bozmak zordur, dedi. Onların ısrarları üzerine sonunda Hz. Âişe, Abdullah b. Zübeyr ile konuştu ve nezrine kefâret olarak kırk köle azat etti. Daha sonraları o, bu nezrini hatırlar ve gözyaşları başörtüsünü ıslatacak kadar ağlardı.
B6073-B6075 Buhârî, Edeb, 62
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. III, s. 380, 1866 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 1863 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/belli-bir-konuya-ait-olmayan-ilgi-cekici-hadisler/1863
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_1863_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 1863 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/belli-bir-konuya-ait-olmayan-ilgi-cekici-hadisler/1863},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 1863 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/belli-bir-konuya-ait-olmayan-ilgi-cekici-hadisler/1863