İçeriğe geç

Riyazus Salihin, 59. hadis

Allah’ın salât ve selâmı üzerlerine olsun , önceki peygamberlerden biri düşmanla…

Diyanet baskısında 58. hadis

Arapça metin

الخامِسُ : عَنْ أبي هُريْرة رضي اللَّهُ عنه قال : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: « غزا نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِياءِ صلواتُ اللَّه وسلامُهُ علَيهِمْ فَقَالَ لقوْمِهِ : لا يتْبعْني رَجُلٌ ملَكَ بُضْعَ امْرَأَةٍ. وَهُوَ يُرِيدُ أَن يَبْنِيَ بِهَا وَلَمَّا يَبْنِ بِها ، ولا أَحدٌ بنَى بيُوتاً لَمْ يرفَع سُقوفَهَا ، ولا أَحَدٌ اشْتَرى غَنَماً أَوْ خَلَفَاتٍ وهُو يَنْتَظرُ أوْلادَهَا . فَغزَا فَدنَا مِنَ الْقَرْيةِ صلاةَ الْعصْرِ أَوْ قَريباً مِنْ ذلكَ ، فَقَال للشَّمس : إِنَّكِ مَأمُورةٌ وأَنا مأمُورٌ ، اللهمَّ احْبسْهَا علَينا ، فَحُبستْ حَتَّى فَتَحَ اللَّهُ عليْهِ ، فَجَمَعَ الْغَنَائِم ، فَجاءَتْ يَعْنِي النَّارَ لتَأكُلهَا فَلَمْ تطْعمْهَا ، فقال: إِنَّ فِيكُمْ غُلُولاً، فليبايعنِي منْ كُلِّ قبِيلَةٍ رجُلٌ ، فلِزقتْ يدُ رَجُلٍ بِيدِهِ فَقَالَ : فِيكُم الْغُلولُ ، فليبايعنِي قبيلَتُك ، فلزقَتْ يدُ رجُليْنِ أو ثلاثَةٍ بِيَدِهِ فقَالَ : فِيكُمُ الْغُلُولُ ، فَجاءوا برَأْسٍ مِثْلِ رَأْس بَقَرَةٍ مِنْ الذَّهبِ ، فوضَعها فَجَاءَت النَّارُ فَأَكَلَتها ، فلمْ تَحل الْغَنَائِمُ لأحدٍ قَبلَنَا ، ثُمَّ أَحَلَّ اللَّهُ لَنا الغَنَائِمَ لمَّا رأَى ضَعفَنَا وعجزنَا فأحلَّها لنَا » متفقٌ عليه . « الخلفاتُ » بفتح الخاءِ المعجمة وكسرِ اللامِ : جمْعُ خَلِفَةٍ ، وهِي النَّاقَةُ الحاملُ .

Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. I, s. 288)

Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah’ın salât ve selâmı üzerlerine olsun, önceki peygamberlerden biri düşmanla savaşmaya (cihada) çıktı. (Hareketinden önce) ümmetine şöyle seslendi:

- Bir hanımla evlenmiş olup onunla henüz gerdeğe girmemiş olan, yaptığı evin henüz çatısını çatmamış olan, gebe koyun veya deve alıp yavrulamasını bekleyen kimse peşime düşmesin! Bu sözleri söyledikten sonra yola çıktı. İkindi sularında (düşman) yurduna vardı. Güneşe hitâben:

- Sen de ben de emir kuluyuz dedi; sonra:

Allah’ım onun batmasını geciktir, diye dua etti.

Bunun üzerine orayı fethedinceye kadar güneşin batması geciktirildi. (Nihayet) ganimetler bir araya getirildi. Onları yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine Peygamber:

- İçinizde ganimetten mal aşırmış olanlar var. Haydi her kabileden bir temsilci benimle tokalaşıp bîat etsin! dedi.

Tokalaşma esnasında bir kişinin eli peygamberin eline yapıştı. O zaman Peygamber:

- İhânet eden sizdedir. Derhal senin kabilene mensup kişiler gelip bana bîat etsinler! dedi.

Bîat esnasında iki ya da üç kişinin eli peygamberin eline yapıştı. Bu defa onlara:

- Aşırılmış olan mal sizde! dedi.

 Adamlar, sığır kafasına benzer altından yapılmış bir baş getirdiler. Peygamber onu öteki ganimetlerin içine koydu. Ateş de hepsini yaktı, kül etti. Zira ganimet bizden önce hiç bir peygamber (ve ümmetin)e helâl değildi. Allah Teâlâ zaaf ve aczimizi bildiği için onu bize helâl kıldı.”

Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihâd 32

Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. I, s. 288, 59 numaralı hadis (yayınevi)

Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali58. hadis, c. I, s. 93Göster

Ebû Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle demiştir: Peygamberlerden (as) birisi savaşa çıkacaktı ve ümmetine, “Bir kadınla nikâhlanıp gerdeğe girme niyetinde bulunan ve henüz girmemiş olanlar, ev yapıp henüz tavanını kapatmamış olanlar, keza gebe koyun veya deve satın alıp, onların yavrulamasını bekleyenler, benimle gelmesin. ” dedi ve yola çıktı. İkindi vakti veya ikindi vaktine yakın düşman memleketine yaklaştı. Güneşe “Sen de, ben de emir kuluyuz. ” diye hitap etti ve: “Ey Allah’ım, güneşin batmasını geciktir” diye dua etti. Bunun üzerine güneş tutuldu. Allah, güneş batıncaya kadar, kasabanın fethini o peygambere müyesser kıldı. Peygamber hemen ganimeti topladı, sonra o ganimeti yakmak için (gökten) bir ateş geldi. Ancak ganimeti yakmadı. Bunun üzerine peygamber: “İçinizde ganimete hıyanet eden var; her kabileden bir kişi gelip bana biat etsin. ” dedi. Biat ederken, bir adamın eli peygamberin eline yapıştı. Onun üzerine peygamber, o adama: “Hıyanet sizdedir. Senin kabilenin adamları bana biat etsinler. ” dedi. İki yahut üç kişinin daha elleri peygamberin eline yapıştı. Bunun üzerine peygamber onlara, “Ganimetten çalınan mal sizde olmalı. ” dedi. Bunlar, inek başına benzeyen bir altın baş getirdiler. Peygamber onu ganimetin içine koydu, ateş de hemen ganimeti yiyip yaktı. Çünkü bizden evvelki hiçbir millete ganimet helâl değildi. Allah, zaafımızı ve acziyetimizi gördüğünden, ganimeti bize helâl kıldı.

B3124 Buhârî, Humus, 8; M4555 Müslim, Cihâd, 32

Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. I, s. 93, 58 numaralı hadis.

Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster

Atıf ve kaynak

İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.

APA

Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 59 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/dogru-soylemek-sidk/59

BibTeX

@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_59_nolu_hadis_2026,
  author = {{Hadis Kitapları}},
  title = {Riyazus Salihin, 59 Nolu Hadis},
  year = {2026},
  url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/dogru-soylemek-sidk/59},
  note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}

Düz metin

Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 59 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/dogru-soylemek-sidk/59