Riyazus Salihin, 799. hadis
Sübhânellah! Bu kişinin sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yoktur!
Diyanet baskısında 801. hadis
Arapça metin
وعن قَيسِ بن بشرٍ التَّغْلبيِّ قال : أَخْبَرنى أبي وكان جليساً لأبي الدَّرداءِ قال : كان بِدِمشقَ رَجُلٌ من أَصحاب النبى صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يقال له سهلُ ابنُ الحنظَليَّةِ، وكان رجُلاً مُتَوحِّداً قَلَّمَا يُجالسُ النَّاسَ ، إِنَّمَا هو صلاةٌ ، فَإِذا فرغَ فَإِنَّمَا هو تسبيح وتكبيرٌ حتى يأْتيَ أهْلَهُ ، فَمَرَّ بِنَا ونَحنُ عِند أبي الدَّردَاءِ ، فقال له أَبو الدَّردَاءِ : كَلِمةً تَنْفَعُنَا ولا تضُرُّكَ ، . قال : بَعثَ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم سريَّةً فَقَدِمَتْ ، فَجَاءَ رَجُلٌ مِنهم فَجَلسَ في المَجْلِس الذي يَجلِسُ فِيهِ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، فقال لرجُلٍ إِلى جَنْبهِ : لَوْ رَأَيتنَا حِينَ التقَيْنَا نَحنُ والعدُو ، فَحمَل فلانٌ فَطَعَنَ ، فقال : خُذْهَا مِنِّى . وأَنَا الغُلامُ الغِفَارِيُّ ، كَيْفَ تَرى في قوْلِهِ ؟ قال: مَا أَرَاهُ إِلا قَدْ بَطَلَ أَجرُهُ . فسَمِعَ بِذلكَ آخَرُ فقال : مَا أَرَى بِذَلَكَ بأْساً ، فَتَنَازعا حَتى سَمِعَ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم فقال : « سُبْحان اللَّه ؟ لا بَأْس أَن يُؤْجَرَ ويُحْمَد » فَرَأَيْتُ أَبا الدَّرْدَاءِ سُرَّ بِذلكَ ، وجعلَ يَرْفَعُ رأْسَه إِلَيهِ وَيَقُولُ : أأَنْتَ سمِعْتَ ذَلكَ مِنْ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم،؟ فيقول : نعَمْ ، فما زال يعِيدُ عَلَيْهِ حتى إِنّى لأَقولُ لَيَبرُكَنَّ على ركْبَتَيْهِ .
قال : فَمَرَّ بِنَا يَوماً آخَرَ ، فقال له أَبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةً تَنفَعُنَا ولا تَضُرُّكَ ، قال: قال لَنَا رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « المُنْفِقُ عَلى الخَيْلِ كالبَاسِطِ يَدَهُ بالصَّدَقة لا يَقْبِضُهَا» . ثم مرَّ بِنَا يوماً آخر ، فقال له أَبو الدَّرْدَاءِ : كَلِمَةً تَنْفَعُنَا وَلا تَضرُّكَ ، قال : قال رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « نعْمَ الرَّجُلُ خُرَيْمٌ الأَسَديُّ ، لولا طُولُ جُمته وَإِسْبَالُ إِزَارِه » فبَلغَ ذلك خُرَيماً، فَعجَّلَ فَأَخَذَ شَفرَةً فَقَطَعَ بها جُمتَهُ إِلى أُذنيْه ، ورفعَ إِزَارَهُ إِلى أَنْصَاف سَاقَيْه . ثَمَّ مَرَّ بنَا يَوْماً آخَرَ فَقَالَ لَهُ أَبُو الدَّرْدَاءِ : كَلِمةً تَنْفَعُنَا ولاَ تَضُرُّكَ قَالَ : سَمعْتُ رسُولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يقُولُ : « إِنَّكُمْ قَادمُونَ عَلى إِخْوانِكُمْ . فَأَصْلِحُوا رِحَالَكمْ ، وأَصْلحوا لبَاسَكُمْ حتى تَكُونُوا كَأَنَّكُمْ شَامَة في النَّاسِ ، فَإِنَّ اللَّه لاَ يُحبُّ الفُحْشَ وَلاَ التَّفَحُش » . رواهُ أَبو داود بإِسنادٍ حسنٍ ، إِلاَّ قَيْسَ بن بشر ، فاخْتَلَفُوا في توثيقِهِ وتَضْعفيه ، وقد روى له مسلم .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. IV, s. 311)
Kays İbni Bişr et-Tağlibî şöyle demiştir:
Bana, Ebü’d-Derdâ’nın arkadaşı olan babam haber verdi ve şöyle dedi:
Dımaşk’da, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbından İbnü’l-Hanzaliyye denilen bir zat vardı. Bu adam yalnız başına yaşayan ve insanlarla çok az görüşen bir kimse idi. Hep namaz kılar, namazdan ayrılıp çoluk çocuğunun yanına giderken de tekbir ve tesbih ile meşgul olurdu. Biz Ebü’d-Derdâ’nın yanında otururken bu zat yanımıza uğradı. Ebü’d-Derdâ ona:
– Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle dedi. İbnü’l- Hanzaliyye de şunları söyledi:
– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir seriyye göndermiş, bir süre sonra seriyyeye katılanlar seferden dönmüşlerdi. Onların içinden bir asker gelip Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in oturduğu yere oturdu; yanındaki adama şöyle dedi:
– Düşmanla karşılaştığımız zaman bizi bir görmeliydin; filân kimse düşmana saldırdı, mızrağını sapladı ve:
– Al benden sana! Ben Gıfarlı delikanlıyım, dedi. Sen onun bu sözünü nasıl buluyorsun? diye sordu. Öbür adam:
– Benim kanaatim, o adamın bütün sevabının boşa gittiğidir, diye cevap verdi. Bu sözü işiten bir başkası:
– Bunda bir sakınca görmüyorum, dedi. Bunun üzerine ikisi münakaşa ettiler. Neticede olup biteni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem duydu ve:
“Sübhânellah! Bu kişinin sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yoktur!” buyurdu. Ben Ebü’d-Derdâ’nın buna sevindiğini ve başını kaldırıp adama:
– Sen bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bizzat kendin işittin mi? diye sorduğunu gördüm. Adam:
– Evet, bizzat işittim, dedi. Ebü’d-Derdâ adama aynı soruyu tekrar edip duruyordu. Hatta ben kendi kendime: Dizlerinin üzerine çökecek, diyordum. Babam sözlerine şöyle devam etti:
– İbnü’l-Hanzaliyye, başka bir gün yine yanımıza uğramıştı. Ebü’d-Derdâ bu defa ona:
– Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle, dedi. O da şunu söyledi:
– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu:
“Cihad için hazır tuttuğu atı yedirip içirip ona güzelce bakan kimse, sadaka vermek için elini açıp hiç kapatmayan kişi gibidir.”
Bu zat, başka bir gün bize yine uğramıştı. Ebü’d-Derdâ yine ona:
– Bize fayda sağlayacak, sana zararı dokunmayacak bir söz söyle dedi. Bunun üzerine İbnü’l-Hanzaliyye şunları söyledi:
– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hüreym el-Üseydî ne iyi adamdır! Keşke zülüfleri ile elbisesinin eteklerini uzatmasaydı.” Resûl-i Ekrem’in bu sözü Hüreym’e ulaşınca, hemen eline bir ustura alıp zülüflerini kulak memesi hizasından kesti; elbisesinin eteğini de baldırlarını örtecek şekilde kısalttı. İbnü’l-Hanzaliyye bir gün yine bize uğramıştı. Ebü’d-Derdâ kendisine:
– Bize fayda sağlayacak, sana da zararı olmayacak bir söz lutfetseniz, dedi. O da şu cevabı verdi:
– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ i şöyle buyururken işittim:
“Sizler kardeşlerinizin yanına varacaksınız; binek hayvanlarınızı düzene koyun, elbiselerinize çeki düzen veriniz ki, insanlar arasında yüzdeki güzellik timsali ben gibi olunuz. Çünkü Allah çirkin görünüşü ve kötü sözü sevmez.”
Ebû Dâvûd, Libâs 25. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 179-180
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. IV, s. 311, 799 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali801. hadis, c. II, s. 197Göster
Kays b. Bişr et-Tağlibî’den rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Ebu’d-Derdâ’nın yakın arkadaşı olan babam bana şöyle anlattı: Dımaşk’ta Peygamber’in ashâbından Sehl b. Hanzaliye isimli biri vardı. Bu adam münzevi bir hayat yaşar, halkın arasına çok az çıkardı. Kendisini ibadete vermişti. Namazı bitirdiğinde, ailesine dönünceye kadar tesbih ve tekbir ile meşgul olurdu. Bir gün biz, Ebu’d-Derdâ ile otururken bu adam yanımızdan geçti. Ebu’d-Derdâ ona:
– Bize yararı olacak, sana zararı dokunmayacak bir şeyler söyle (de bize öğüt ver), dedi. O da şöyle dedi:
– Resûlullah bir müfreze göndermişti. Bu müfreze vazifesini yaparak döndü. İçlerinden biri gelip Resûlullah’ın bulunduğu meclise oturdu; yanındaki adama şöyle dedi :
– Düşmanla karşılaştığımız sırada bizi görmeliydin; filan kimse düşmana saldırdı ve ona mızrağını sapladı. Saplarken, “Al sana, ben Gıfarlı delikanlıyım. ” dedi. Bu şekilde konuşmasına ne dersin, diye sordu.
– Bana kalırsa o bütün sevabını kaybetmiş, karşılığını verdi. Bunu duyan bir başkası:
– Bence bu sözde bir mahzur yok, dedi. Tartışmaya başladılar; hatta (karşılıklı konuşmalarını) Resûlullah işitti ve:
– Sübhânallâh, bu adamın sevap kazanmasında ve övülmesinde bir sakınca yok, buyurdu. Bu sözlerden dolayı Ebu’d-Derdâ’nın sevindiğini gördüm. Başını kaldırdı ve:
– Bunu Resûlullah’tan bizzat kendin mi işittin, dedi. O da:
– Evet, cevabını verdi. Ebu’d-Derdâ aynı soruyu o kadar tekrar etti ki ben, kendi kendime, bu adam dizleri üzerine yığılacak, dedim. Ravi Bişr şöyle diyor: Başka bir gün bu sahâbî yine yanımızdan geçti (bu sefer Ebu’d-Derdâ yine) ona:
– Bize yararı olacak, sana zararı dokunmayacak bir şeyler söyle (de bize öğüt ver), dedi. İbn Hanzaliye şöyle dedi:
– Resûlullah Efendimiz, “(Cihad için) at besleyen kimse, kendi elleriyle sürekli sadaka veren kimse gibidir. ” buyurdu. Yine bu sahâbî başka bir gün daha yanımızdan geçti. Ebu’d-Derdâ ona:
– Bize yararı olacak, sana zararı dokunmayacak bir şeyler söyle (de bize öğüt ver), diye tekrarladı. O da şöyle dedi :
– Resûlullah, “Esedli Hureym ne iyi adam; bir de saçlarını uzatmasa ve elbisesini yerlerde sürümese. ” buyurdu. Hureym bunu işitince makas alarak saçlarını kulak hizasından kesti ve elbisesini de baldırlarının ortasına kadar kaldırdı. Sonra yine başka bir günde bize uğradı. Ebu’d-Derdâ ona:
– Bize yararı olacak, sana zararı dokunmayacak bir şeyler söyle (de bize öğüt ver), dedi. O da şöyle cevap verdi:
– Resûlullah’tan işittim: “Ey ashâbım, sizler kardeşlerinizin yanına varacaksınız; bineklerinize çeki düzen verin, kılık kıyafetinizi düzeltin ki insanlar arasında, (yüzdeki) ben misali (öne) çıkın. Bir de Allah, çirkin işi ve çirkin sözü sevmez. ” buyurdu.
D4089 Ebû Dâvûd, Libâs, 25
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. II, s. 197, 801 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 799 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/giyeceklerin-uzunlugu-ve-kisaligi/799
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_799_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 799 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/giyeceklerin-uzunlugu-ve-kisaligi/799},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 799 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/giyeceklerin-uzunlugu-ve-kisaligi/799