İçeriğe geç

Riyazus Salihin, 1795. hadis

Bir yerde vebâ olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde vebâ ortaya çıkar, siz…

Diyanet baskısında 1798. hadis

Arapça metin

وَعَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رضي اللَّه عَنْهُمَا أنَّ عُمَر بْنِ الْخَطًَّابِ رضي اللَّه عَنْهُ خَرَجَ إلَى الشَّامِ حَتَّى إذَا كَانَ بِسَرْغَ لَقِيَهُ أُمَراءُ الأجْنَادِ ­ أبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الجَرَّاحِ وَأصْحَابُهُ ­ فَأَخْبَرُوهُ أنَّ الْوبَاءَ قَدْ وَقَعَ بالشَّامِ ، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ : فَقَالَ لي عُمَرُ : ادْعُ لي المُهاجرِين الأوَّلِينَ فَدَعَوتُهم ، فَاسْتَشَارهم ، وَأَخْبرَهُم أنَّ الْوَبَاءَ قَدْ وَقَعَ بِالشَّامِ ، فَاخْتلَفوا ، فَقَالَ بَعْصُهُمْ : خَرَجْتَ لأَمْرٍ ، ولا نَرَى أنْ تَرْجِعَ عَنْهُ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ : مَعَكَ بَقِيَّة النَّاسِ وَأصْحَابُ رسُولِ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، وَلا نَرَى أنْ تُقْدِمَهُم عَلَى هذا الْوَبَاءِ ، فَقَالَ : ارْتَفِعُوا عَنِّي ، ثُـمَّ قَالَ : ادْعُ لي الأَنْصَارَ ، فَدعَوتُهُم ، فَاسْتَشَارهمْ ، فَسَلَكُوا سَبِيلَ المُهاجرِين ، وَاختَلَفوا كَاخْتلافهم ، فَقَال : ارْتَفِعُوا عَنِي ، ثُمَّ قَالَ : ادْعُ لي مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ مَشْيَخَةِ قُرَيْشٍ مِنْ مُهَاجِرةِ الْفَتْحِ ، فَدَعَوْتُهُمْ ، فَلَمْ يَخْتَلِفْ عليه مِنْهُمْ رَجُلانِ ، فَقَالُوا : نَرَى أنْ تَرْجِعَ بِالنَّاسِ وَلاَ تُقْدِمَهُم عَلَى هَذَا الْوَبَاءِ ،فَنَادى عُمَرُ رضي اللَّه عَنْهُ في النَّاسِ: إنِّي مُصْبِحٌ عَلَى ظَهْرِ ، فَأَصْبِحُوا عَلَيْهِ : فَقَال أبُو عُبَيْدَةَ ابْنُ الجَرَّاحِ رضي اللَّهُ عَنْهُ : أَفِرَاراً مِنْ قَدَرِ اللَّه ؟ فَقَالَ عُمَرُ رضي اللَّه عَنْهُ : لَوْ غَيْرُكَ قَالَهَا يَا أبَا عُبيْدَةَ ، ­ وكَانَ عُمَرُ يَكْرَهُ خِلافَهُ ، نَعَمْ نَفِرُّ منْ قَدَرِ اللَّه إلى قَدَرِ اللَّه ، أرأَيْتَ لَوْ كَانَ لَكَ إبِلٌ ، فَهَبَطَتْ وَادِياً لهُ عُدْوَتَانِ ، إحْدَاهُمَا خَصْبةٌ ، والأخْرَى جَدْبَةٌ ، ألَيْسَ إنْ رَعَيْتَ الخَصْبَةَ رعَيْتَهَا بقَدَرِ اللَّه ، وإنْ رَعَيْتَ الجَدْبَةَ رعَيْتَهَا بِقَدَر اللَّه ، قَالَ : فجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ رضي اللَّه عَنْهُ ، وَكَانَ مُتَغَيِّباً في بَعْضِ حَاجَتِهِ ، فَقَال : إنَّ عِنْدِي مِنْ هَذَا عِلْماً ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَقُولُ : « إذَا سَمِعْتُمْ بِهِ بِأرْضٍ ، فلاَ تَقْدمُوا عَلَيْهِ ، وإذَا وَقَعَ بِأَرْضٍ وَأَنْتُمْ بِهَا ، فَلا تخْرُجُوا فِرَاراً مِنْهُ » فَحَمِدَ اللَّه تَعَالى عُمَرُ رضي اللَّه عَنْهُ وَانْصَرَفَ، متفقٌ عليه .

والْعُدْوَةُ : جانِبُ الْوادِي .

Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. VII, s. 397)

İbni Abbâs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh Şam'a doğru yola çıktı. Serg denilen yere varınca, kendisini orduların başkomutanı Ebû Ubeyde İbni Cerrâh ile komuta kademesindeki arkadaşları karşıladı ve Şam'da vebâ hastalığı başgösterdiğini ona haber verdiler. İbni Abbâs'ın dediğine göre, Hz. Ömer ona:

– Bana ilk muhacirleri çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Ömer, onlarla istişare etti ve Şam'da vebâ salgını bulunduğunu kendilerine bildirdi. Onlar, nasıl hareket edilmesi gerektiğinde ihtilaf ettiler. Bazıları:

– Sen belirli bir iş için yola çıktın; geri dönmeni uygun bulmuyoruz, dediler. Bazıları da:

– Halkın kalanı ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı senin yanındadır. Onları bu vebânın üstüne sevketmenizi uygun görmüyoruz, dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer:

– Yanımdan uzaklaşınız, dedi. Daha sonra:

– Bana ensarı çağır, dedi; ben de onları çağırdım. Fakat onlar da muhacirler gibi ihtilâfa düştüler. Hz. Ömer:

– Siz de yanımdan gidiniz, dedi. Sonra:

– Bana Mekke'nin fethinden önce Medine'ye hicret etmiş olan ve burada bulunan Kureyş muhacirlerinin yaşlılarını çağır, dedi. Ben onları çağırdım; onlardan iki kişi bile ihtilaf etmedi ve:

– Halkı geri döndürmeni ve bu vebânın üzerine onları götürmemeni uygun görüyoruz, dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer insanlara seslendi ve:

– Ben sabahleyin hayvanın sırtındayım, siz de binin, dedi. Ebû Ubeyde İbni Cerrâh radıyallahu anh:

– Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun? dedi. Hz. Ömer:

– Keşke bunu senden başkası söyleseydi ey Ebû Ubeyde! dedi. Ömer, Ebû Ubeyde'ye muhalefet etmek istemezdi. Sözüne şöyle devam etti:

– Evet Allah'ın kaderinden yine Allah'ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin, senin develerin olsa da iki tarafı olan bir vadiye inseler, bir taraf verimli diğer taraf çorak olsa, verimli yerde otlatsan Allah'ın kaderiyle otlatmış; çorak yerde otlatsan yine Allah'ın kaderiyle otlatmış olmaz mıydın?

İbni Abbâs der ki:

– O sırada, birtakım ihtiyaçlarını karşılamak için ortalarda görünmeyen Abdurrahman İbni Avf radıyallahu anh geldi ve:

– Bu hususta bende bilgi var; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i:

"Bir yerde vebâ olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde vebâ ortaya çıkar, siz de orada bulunursanız, hastalıktan kaçarak oradan dışarı çıkmayınız" buyururken işitmiştim, dedi.

Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh Allah'a hamd etti ve oradan ayrılıp yola koyuldu.

Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 98

Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. VII, s. 397, 1795 numaralı hadis (yayınevi)

Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali1798. hadis, c. III, s. 330Göster

İbn Abbâs’ın (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ömer b. Hattâb (ra), (halifeliği zamanında bir grup askerle beraber) Şam’a gitmişti. ‘Serğ’ denilen köye varınca (ordu kumandanı) Ebû Ubeyde b. Cerrâh bazı komutanlarla birlikte Hz. Ömer’i karşılayarak, o bölgede veba salgını olduğunu haber verdi. İbn Abbâs diyor ki: Bu haber üzerine Ömer (ra) bana:

– İlk muhacirleri yanıma çağır, dedi. Onları çağırdım. Hz. Ömer, onlarla istişare etti. Sahâbîler ihtilafa düştü. Bir kısmı:

– (Ey müminlerin emîri!) Sen belli bir iş (düşmanla savaşmak) için yola çıktın. Bu yoldan dönmeni uygun görmüyoruz, dedi. Bazıları da:

– Beraberinde Resûlullah’ın ashâbı ile geride kalan halk var ve biz onları vebanın içine götürmeni uygun görmüyoruz (Medine’ye geri dönme fikrindeyiz), dediler. Hz. Ömer (bu ihtilafı görünce):

– Yanımdan kalkın, gidin, dedi. Sonra bana:

– Ensarı çağır, dedi. Onları davet ettim. Onlarla da istişare etti. Ensar da muhacirler gibi ihtilafa düştüler. Ömer (ra) onlara:

– Siz de çıkın, dedi. Sonra bana:

– Mekke’nin fethinden evvel Medine’ye hicret etmiş olan buradaki Kureyş muhacirlerinin yaşlılarını çağır, dedi. Onları da çağırdım. Onlarla da istişare etti. Bunlar ihtilaf etmeyip hepsi de: Halk ile birlikte Medine’ye geri dönüp vebanın üzerine varmamanızı uygun görüyoruz, dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer, insanlara seslendi ve kendisinin sabah yola çıkacağını ilan etti. Onlara, “Siz de hazırlanın” dedi. İşte tam o sırada Ebû Ubeyde b. Cerrâh (ra), (bu karara itiraz ederek):

– Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun, deyince halife Ömer (onun karşı çıkmasını hoş görmeyerek):

– Ey Ebû Ubeyde, keşke bu sözü sen değil de, başkası söyleseydi, dedikten sonra:

– Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Düşün ki senin develerin bir tarafı otlak, diğer tarafı çıplak bir vadiye inmiş olsaydı, o develeri otlu yamaçta otlatır, karınlarını doyurursan senin bu amelin, Allah’ın kaderiyle olmaz mı? Aksine çıplak tarafında aç bırakırsan yine Allah’ın kaderi ile gütmüş olmaz mısın? dedi. dün ve Suriye topraklarını içine alan bölge kastedilmektedir. Söz konusu hâdise de günümüzde Ürdün’de yer alan Ölü D eniz yakınlarındaki Gor Bölgesi’nde yaşanmıştır. Ravi İbn Abbâs diyor ki: Bu sırada, bir takım ihtiyaçlarını görmek için orada bulunamayan Abdurrahmân b. Avf geldi. (Durumdan haberdar olunca): Bu hususa dair bende malumat var. Resûlullah’tan işittim: “Bir yerde veba olduğunu işittiğiniz zaman oraya gitmeyin, bulunduğunuz yerde veba baş gösterince de hastalıktan kaçarak oradan çıkmayın. ”, buyurdu, dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer (görüşünün bu hadise uygun düşmüş olmasından dolayı) Allah Teâlâ’ya hamd ü sena edip, (Medine’ye) geri döndü.

B5729 Buhârî, Tıb, 30; M5784 Müslim, Selâm, 98

Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. III, s. 330, 1798 numaralı hadis.

Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster

Atıf ve kaynak

İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.

APA

Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 1795 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/karantina/1795

BibTeX

@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_1795_nolu_hadis_2026,
  author = {{Hadis Kitapları}},
  title = {Riyazus Salihin, 1795 Nolu Hadis},
  year = {2026},
  url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/karantina/1795},
  note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}

Düz metin

Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 1795 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/karantina/1795
Bir yerde vebâ olduğunu işittiğinizde oraya girmeyiniz. Bir yerde… | Riyazus Salihin, 1795 Nolu Hadis