Riyazus Salihin, 503. hadis
Suffe ehline git, onları bana çağır
Diyanet baskısında 504. hadis
Arapça metin
وعن أبي هُرَيْرَةَ رضي اللَّه عنه قال : واللَّه الذي لا إِلهَ إِلاَّ هُوَ ، إِنْ كُنْتُ لأعَتمِدُ بِكَبِدِي على الأَرْضِ مِنَ الجُوعِ ، وإِنْ كُنْتُ لأشُدُّ الحجَرَ على بَطْني منَ الجُوعِ . وَلَقَدْ قَعَدْتُ يوْماً على طَرِيقهِمُ الذي يَخْرُجُونَ مِنْهُ ، فَمَرَّ النَّبِيُّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، فَتَبَسَّمَ حِينَ رَآنِي ، وعَرَفَ ما في وجْهي ومَا في نَفْسِي ، ثُمَّ قال : « أَبا هِرٍّ ،،» قلتُ : لَبَّيْكَ يا رسولَ اللَّه، قال : «الحَقْ » ومَضَى ، فَاتَّبَعْتُهُ ، فدَخَلَ فَاسْتَأْذَنَ ، فَأُذِنَ لي فدَخَلْتُ ، فوَجَدَ لَبَناً في قَدحٍ فقال: « مِنْ أَيْنَ هذَا اللَّبَنُ ؟ » قالوا : أَهْداهُ لَكَ فُلانٌ أَو فُلانة قال : « أَبا هِرٍّ،،» قلتُ : لَبَّيْكَ يا رسول اللَّه ، قال : « الحق إِلى أَهْل الصُّفَّةِ فادْعُهُمْ لي». قال : وأَهْلُ الصُّفَّةِ أَضيَافُ الإِسْلام ، لا يَأْوُون عَلى أَهْلٍ ، ولا مَالٍ ، ولا على أَحَدٍ، وكانَ إِذَا أَتَتْهُ صدقَةٌ بَعَثَ بِهَا إِلَيْهِمْ . ولَمْ يَتَنَاوَلْ مِنْهَا شَيْئاً ، وإِذَا أَتَتْهُ هديَّةٌ أَرْسلَ إِلَيْهِمْ وأَصَابَ مِنْهَا وَأَشْرَكَهُمْ فيها ، فسَاءَني ذلكَ فَقُلْتُ : وما هذَا اللَّبَنُ في أَهْلِ الصُّفَّةِ ؟ كُنْتَ أَحَقَّ أَن أُصِيب منْ هذا اللَّبَنِ شَرْبَةً أَتَقَوَّى بِهَا، فَإِذا جاءُوا أَمَرنِي ، فكُنْتُ أَنا أُعْطِيهِمْ ، وما عَسَى أَن يبْلُغَني منْ هذا اللَّبَنِ ، ولمْ يَكُنْ منْ طَاعَةِ اللَّه وطَاعَةِ رسوله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم بدٌّ. فأَتيتُهُم فدَعَوْتُهُمْ ، فأَقْبَلُوا واسْتأْذَنوا ، فَأَذِنَ لهُمْ وَأَخَذُوا مَجَالِسَهُمْ مِنَ الْبَيْتِ قال : « يا أَبا هِرّ ،، » قلتُ : لَبَّيْكَ يا رسولَ اللَّه ، قال : « خذْ فَأَعْطِهِمْ » قال : فَأَخَذْتُ الْقَدَحَ فَجَعَلْت أُعْطِيهِ الرَّجُلَ فيَشْرَبُ حَتَّى يَرْوَى ، ثُمَّ يردُّ عليَّ الْقَدَحَ ، فَأُعطيهِ الآخرَ فَيَشْرَبُ حَتَّى يروَى ، ثُمَّ يَرُدُّ عَليَّ الْقَدحَ ، حتَّى انْتَهَيتُ إِلى النَّبِيِّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، وََقَدْ رَوِيَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ، فَأَخَذَ الْقَدَحَ فَوَضَعَهُ على يَدِهِ ، فَنَظَرَ إِليَّ فَتَبَسَّمَ ، فقال : « أَبا هِرّ » قلتُ : لَبَّيْكَ يا رسول اللَّه قال : « بَقِيتُ أَنَا وَأَنْتَ » قلتُ صَدَقْتَ يا رسولَ اللَّه ، قال : « اقْعُدْ فَاشْرَبْ » فَقَعَدْتُ فَشَربْتُ : فقال : « اشرَبْ » فشَربْت ، فما زال يَقُولُ : « اشْرَبْ »حَتَّى قُلْتُ : لا وَالَّذِي بعثكَ بالحَقِّ ما أَجِدُ لَهُ مسْلَكاً ، قال : « فَأَرِني » فأَعطيْتهُ الْقَدَحَ ، فحمِدَ اللَّه تعالى ، وَسمَّى وَشَربَ « الفَضَلَةَ» رواه البخاري .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. III, s. 268)
Ebû Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah’a yemin ederim ki, ben bazan açlıktan karnımı yere dayar, bazan da mideme taş bağlardım. Bir gün sahâbîlerin geçtikleri yol üzerine oturmuştum. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellembenim yanımdan geçti ve beni görünce gülümsedi. Kalbimden geçeni yüzümden anladı ve:
– “Ebû Hureyre!” dedi. Ben:
– Buyurunuz, yâ Resûlallah! dedim. Resûl-i Ekrem:
– “Beni takip et” buyurdu ve yoluna devam etti. Ben de peşinden yürüdüm. Hz. Peygamber evine girdi; ben de girmek için izin istedim; izin verdi; içeri girdim. Bir kap içinde süt buldu ve:
– “Bu süt nereden geldi?” diye sordu.
–Falan erkek veya falan kadın onu size hediye etti, dediler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem:
– “Ebû Hureyre!” diye seslendi. Ben:
– Buyurunuz, yâ Resûlallah! dedim.
– “Suffe ehline git, onları bana çağır” buyurdu. Ebû Hureyre der ki:
Suffe ehli İslâm konuklarıydı. Onların ne sığınacak aileleri, ne malları, ne de bir kimseleri vardı. Peygamber’e bir sadaka geldiğinde onlara gönderir, kendisi ondan hiçbir şey almazdı. Şayet gelen bir hediye ise, onlara da gönderir, kendisi de ondan bir parça alır ve böylece gelen hediyeyi onlarla paylaşırdı. Hz. Peygamber’in Suffe ehlini davet etmesi hoşuma gitmedi. Kendi kendime: Bu süt, Suffe ehli arasında kime yetecek ki! O sütü içmek suretiyle kuvvetlenmeye ben daha çok hak sahibiyim. Oysa onlar geldiğinde Resûlullah bana emreder, ben de onlara veririm; belki de o sütten bana kalmaz. Fakat Allah’ın ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in emrine itaat etmemek de olmaz, dedim. Neticede onlara gittim ve kendilerini davet ettim. Onlar bu daveti kabul ettiler ve içeri girmek için izin istediler, kendilerine izin verildi ve onlar da evde yerlerini aldılar. Hz.Peygamber:
– “Ebû Hureyre!” diye seslendi. Ben:
– Buyurunuz, yâ Resûlallah! dedim.
– “Al, onlara ver!” buyurdu. Ben de süt kabını aldım, herkese vermeye başladım. Verdiğim kişi kanıncaya kadar içiyor, sonra kabı geri veriyor, ben bir başkasına veriyordum, o da kanıncaya kadar içiyor sonra geri veriyordu. En sonunda kabı Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’e verdim. Topluluğun hepsi süte kanmışlardı. Resulullah kabı alıp elinde tuttu ve bana bakıp gülümsedi. Sonra:
– “Ebû Hureyre!” dedi.
– Buyurunuz, yâ Resûlallah! dedim.
– “Bir ben kaldım, bir de sen” buyurdu. Ben:
– Doğru söylediniz, yâ Resûlallah, dedim.
– “Otur da iç” buyurdular. Ben de oturdum ve içtim. Sonra yine:
– “Otur, iç” buyurdu. Yine oturdum ve içtim. Resûl-i Ekrem durmadan:
– “İç, iç” buyuruyordu. Sonunda ben:
– Hayır. Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, artık içecek yerim kalmadı, dedim.
– “Bana ver” buyurdu. Kabı Resûl-i Ekrem’e verdim, Allah Teâlâ’ya hamdetti, besmele çekti ve kalan sütü kendisi içti.
Buhârî, Rikak 17
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. III, s. 268, 503 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali504. hadis, c. I, s. 464Göster
Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor: Kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah’a yemin olsun ki, açlıktan yerde kıvrandığım ve karnımın sırtıma yapıştığı olurdu. Bir gün halkın gelip geçtiği yola oturdum. Peygamber yanımdan geçti, beni görünce gülümsedi (içimdeki yemek ihtiyacını yüzümden anladı da):
– Ebû Hirr, dedi.
– Buyur yâ Resûlallah, dedim.
– Arkamdan gel, dedi ve yürüdü, ben de arkasından yürüdüm. Resûlullah eve girdi. O da içeri girmek için izin istedi. Ebû Hüreyre:
– Allah Resûlü müsaade edince girdim. Peygamber Efendimiz bir kap süt gördü ve:
– Bu süt nereden geldi, diye sordu. Filan adam veya filan kadın sana hediye etti, diye cevap verdiler. Bunun üzerine:
– Ebû Hirr, dedi. Ben de:
– Buyur yâ Resûlallah, dedim.
– Suffe’dekilere git, onları bana çağır, dedi. Ebû Hüreyre diyor ki: Suffe ehli İslâm’ın konuklarıdır. Gidecek aileleri, malları ve kimseleri yoktur. Hz. Peygamber’e bir yerden sadaka gelirse kendisi ondan hiçbir şey yemez, onlara gönderirdi. Eğer bir hediye gelecek olursa hediyeden bir parça alır, onlara da gönderir ve böylece hediyeyi onlarla paylaşırdı. Onları da çağırması benim hoşuma gitmedi. (Kendi kendime) Ashâb-ı Suffe’ye bu sütten ne düşer, bunun hepsini ben içip açlığımı gidermeliydim, dedim. Onlar gelince, Resûlullah sütü önce kendilerine sunmamı istedi. Ben kendi kendime, onlara içirirsem bana ne kalacak ki diye düşündüm. Fakat Allah ve Resûlü’ne itaatten başka çarem olmadığından gittim ve Suffe’dekileri davet ettim, onlar da hepsi geldiler. Girmek için izin istediler, Peygamber de onlara müsaade buyurdu. Evde yerlerine oturdular. Resûlullah:
– Ebû Hirr, dedi.
– Buyur yâ Resûlallah, dedim.
– Sütü al ve onlara ver, dedi. Süt kabını aldım ve birine verdim. O da kanıncaya kadar içip geri verdi. Bu defa başka birisine verdim, o da kanıncaya kadar içtikten sonra bana iade etti. Nihayet sıra Peygamber’e geldi. Cemaat de tamamen süte kanmıştı. Resûlullah süt kabını alarak elinde tuttu ve bana bakarak gülümsedi, sonra da: “kedici” anlamında “Ebû Hüreyre” lakabını vermiştir. Bununla da meşhur olmuştur. Bu rivayette ise kendisini çok sevdiğini belli etmek için künyesini kısaltarak latife yollu “Ebû Hir” yani “kedici” diyerek ona seslenmiştir. (Konuyla ilgili olarak bkz. İbn Hacer, İsâbe, Dâru’l-ceyl, Beyrut 1402, 7. 426.)
– Ebû Hirr, dedi.
– Buyur yâ Resûlallah, dedim.
– Bir ben kaldım, bir de sen, buyurdu.
– Evet, yâ Resûlallah, dedim.
– Otur ve iç, dedi , oturup içtim; sonra yine iç dedi, içtim; sonra yine iç dedi, içtim. Peygamber durmadan iç diyordu. Sonunda:
– Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki artık içecek yerim kalmadı, dedim.
– Kabı bana ver, dedi ; süt kabını kendisine verdim. Allah’a hamdetti ve besmele çekerek kalan sütü içti.
B6452 Buhârî, Rikâk, 17
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. I, s. 464, 504 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 503 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/sade-yasamak/503
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_503_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 503 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/sade-yasamak/503},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 503 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/sade-yasamak/503