Bölümler
49- 01Taharet KitabıNo. 1-148
- 02Namaz KitabıNo. 149-451
- 03Vitir KitabıNo. 452-487
- 04Cuma KitabıNo. 488-529
- 05İki Bayram KitabıNo. 530-543
- 06Yolculuk KitabıNo. 544-616
- 07Zekât KitabıNo. 617-681
- 08Oruç KitabıNo. 682-808
- 09Hac KitabıNo. 809-964
- 10Cenazeler KitabıNo. 965-1079
- 11Nikâh KitabıNo. 1080-1145
- 12Radâ' (Süt Emme) KitabıNo. 1146-1174
- 13Talâk ve Liân KitabıNo. 1175-1204
- 14Alışverişler KitabıNo. 1205-1321
- 15Ahkâm (Hükümler) KitabıNo. 1322-1385
- 16Diyetler KitabıNo. 1386-1422
- 17Hudûd KitabıNo. 1423-1463
- 18Av KitabıNo. 1464-1492
- 19Kurbanlar KitabıNo. 1493-1523
- 20Adaklar ve Yeminler KitabıNo. 1524-1547
- 21Siyer (Gazveler) KitabıNo. 1548-1618
- 22Cihadın Faziletleri KitabıNo. 1619-1669
- 23Cihad KitabıNo. 1670-1719
- 24Giyim KitabıNo. 1720-1787
- 25Yiyecekler KitabıNo. 1788-1860
- 26İçecekler KitabıNo. 1861-1896
- 27Birr ve Sıla KitabıNo. 1897-2035
- 28Tıp KitabıNo. 2036-2089
- 29Ferâiz (Miras) KitabıNo. 2090-2115
- 30Vasiyetler KitabıNo. 2116-2124
- 31Velâ ve Hibe KitabıNo. 2125-2132
- 32Kader KitabıNo. 2133-2298
- 33Fitneler KitabıNo. 2299-2269
- 34Rüyalar KitabıNo. 2299-2294
- 35Şahitlikler KitabıNo. 2299-2303
- 36Zühd KitabıNo. 2304-2414
- 37Kıyametin Vasfı, Rikâk ve Vera' KitabıNo. 2415-2522
- 38Cennetin Vasfı KitabıNo. 2523-2735
- 39Cehennemin Vasfı KitabıNo. 2736-2795
- 40İman KitabıNo. 2796-2644
- 41İlim KitabıNo. 2796-2687
- 42İstizan (İzin İsteme) KitabıNo. 2796-2734
- 43Edeb KitabıNo. 2796-2858
- 44Meseller KitabıNo. 2859-2874
- 45Kur'ân'ın Faziletleri KitabıNo. 2875-2926
- 46Kıraatler KitabıNo. 2927-2949
- 47Tefsir KitabıNo. 2950-3723
- 48Dualar KitabıNo. 3724-3604.1
- 49Menâkıb KitabıNo. 3724-3956
Tüm hadisler
72 / 188- 1533Ömer, babam hakkı için babam adına derken Rasûlullah (s.a.v.) onun bu sözünü işitti ve şöyle buyurdu: Allah…Sâlim’in babası Abdullah b. Ömer (r.a.)’den rivâyete göre: “Ömer, babam hakkı için babam adına derken Rasûlullah (s.a.v.) onun bu sözünü işitti ve şöyle buyurdu: Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor. Bunun üzerine Ömer bundan sonra ne kendi sözüm olarak nede bir başkasından naklederek baba adına yemin etmedim. Bu sözü ağzıma almadım.” Diğer tahric: Müslim, Eyman; İbn Mâce, Keffare Tirmizî: Bu konuda Sabit b. Dahhâk, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Kuteyle ve Abdurrahman b. Semure’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: İbn Ömer hadisi hasen sahihtir. Tirmizî: Ebû Ubeyd diyor ki: Hadiste geçen “Vela Âsiran” kelimesinin anlamı onu başkasından da nakletmedim yani başkasının sözü olsa bile dilime almadım
- 1534Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor. Bundan böyle yemin edecek kimse ya Allah adına yemin…İbn Ömer (r.a.)’den rivâyete göre: Ömer bir kâfilede iken ve babası adına yemin edip dururken Rasûlullah (s.a.v.) ona ulaştı ve şöyle buyurdu: “Allah atalarınız adına yemin etmekten sizi yasaklıyor. Bundan böyle yemin edecek kimse ya Allah adına yemin etsin veya sussun.” Diğer tahric: Müslim, Eyman; İbn Mâce, Keffare Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
- 1535Allah’tan başkası adına yemin edilmez. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu…Sa’d b. Ubeyde (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, İbn Ömer bir adamın “Ka’be’ye yemin olsun ki hayır” dediğimi işitince şöyle dedi: “Allah’tan başkası adına yemin edilmez. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittim şöyle diyordu: Kim Allah’tan başkası adına yemin ederse kafir veya müşrik olmuş olur.” (Müslim, Eyman: 1; Ebû Dâvûd, Eyman: 4) Bu hadis hasendir. Bu hadis bazı ilim adamlarınca şöyle tefsir edilmiştir: “Kafir veya müşrik olmuş olur.” Sözü hükmü ağırlaştırmak için söylenmiştir. İbn Ömer hadisi buna delildir. Çünkü o hadiste: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem), Ömer’in babam için babam adına diyerek yemin ettiğini duyunca Allah sizi bu tür yeminlerden de yasakladı” buyurmuştur. Yine aynı şekilde Ebû Hüreyre tarafından rivâyet edilen: “Kim yemininde lat ve uzza hakkı için derse hemen lailahe illallah desin” hadiste buna delil olabilir. Bu hadis Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den rivâyet edilen “Riya şirktir” hadisine de benzer. İlim adamlarından bazıları (18 Kehf: 110. âyet)’inde geçen “Vela yüşrik” kelimesini “Gösteriş yapmamak” şeklinde yorumlanmıştır
- 1536Allah’ın o kadının yürüyerek Ka’be’ye gitmesine ihtiyacı yoktur. Emredin ona binite binsin ve Ka’be’ye öylece…Enes (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. Dedi ki: Bir kadın Ka’be’ye yürüyerek gitmeyi adadı bu adamanın durumu Rasûlullah (s.a.v.)’e soruldu da buyurdular ki: “Allah’ın o kadının yürüyerek Ka’be’ye gitmesine ihtiyacı yoktur. Emredin ona binite binsin ve Ka’be’ye öylece gitsin.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Eyman; Müslim, Nüzür Tirmizî: Bu konuda Ebû Hüreyre, Ukbe b. Âmir ve İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Enes hadisi bu şekliyle hasen sahih garibtir. Bazı ilim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup derler ki: “Bir kadın yürümeyi adarsa bir binite binsin ve bir koyun kurban etsin.”
- 1537Rasûlullah (s.a.v.) iki oğlu ile koltuklanarak götürülen bir ihtiyara rastladı ne oluyor buna, nesi var? Diye…Enes (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) iki oğlu ile koltuklanarak götürülen bir ihtiyara rastladı ne oluyor buna, nesi var? Diye sordu. Dediler ki: Yürüyerek hacca gitmeyi adamış; bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: Allah’ın bu kimsenin kendisine işkence etmesine ihtiyacı yoktur. Enes: Rasûlullah (s.a.v.) ona bir binite binmesini emretti.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Eyman; Müslim, Nüzür Muhammed b. Müsenna, İbn ebî Adiyy vasıtasıyla Humeyd’den, Enes’den; Rasûlullah (s.a.v.)’in bir kişi gördüğünü rivâyet ederek bu hadisin benzerini aktardı. Bu hadis sahihtir
- 1538Nezir (adak) denilen şeyi yapmayın çünkü; kaderden bir şeyi değiştirmez; Cimri olanın elinden mal çıkarılmış…Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Nezir (adak) denilen şeyi yapmayın çünkü; kaderden bir şeyi değiştirmez; Cimri olanın elinden mal çıkarılmış olur.” Diğer tahric: Müslim, Nüzür; İbn Mâce, Keffare Tirmizî: Bu konuda İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Ebû Hureyre hadisi hasen sahih olup Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamlarının uygulaması bu hadise göredir. Nezr’i hoş karşılamazlar. Abdullah b. Mübarek; gerek Allah’a kulluk gerekse Allah’a isyan etmekte nezretmenin hoş olmayışı hakkında şöyle diyor: Bir kimse Allah’a kulluk konusunda nezir yapar ve nezrini de yerine getirirse bu hususta kendisi sevap kazanır nezretmesi hoş olmasada…
- 1540Kalbleri halden hale değiştirene yemin ederim ki hayırSâlim b. Abdullah (r.a.)’ın babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), çoğu kere şu yemini kullanırdı: “Kalbleri halden hale değiştirene yemin ederim ki hayır.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Eyman; İbn Mâce, Kaffare Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
- 1541Her kim mü’min bir köleyi hürriyetine kavuşturursa o kölenin her bir organı karşılığında onun bir organını…Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’den dinlemiştim şöyle buyuruyordu: “Her kim mü’min bir köleyi hürriyetine kavuşturursa o kölenin her bir organı karşılığında onun bir organını hatta o kölenin tenasül uzvu karşılığında o kimsenin tenasül uzvunu ateşten kurtarır.” Diğer tahric: Buhârî, Itk; Müslim, Itk Tirmizî: Bu konuda Âişe, Amr b. Abese, İbn Abbâs, Vasile b. Eskâ, Ebû Umâme, Ukbe b. Âmir ve Ka’b b. Mürre’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Ebû Hüreyre hadisi bu şekilde hasen sahih garibtir. İbn’ül Hâd’ın adı: Yezîd b. Abdullah b. Üsâme b. Hâd olup Medîneli güvenilir bir kimsedir. Kendisinden Mâlik b. Enes ve pek çok ilim adamı hadis rivâyet etmiştir
- 1542Biz yedi kardeş idik ve sadece bir hizmetçimiz vardı, kardeşlerimden birinin onu tokatlaması üzerine…Süveyd b. Mukarrin el Müzenî (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Biz yedi kardeş idik ve sadece bir hizmetçimiz vardı, kardeşlerimden birinin onu tokatlaması üzerine Rasûlullah (s.a.v.) onu hürriyetine kavuşturmamızı bize emretti.” Diğer tahric: Müslim, Eyman; Ebû Dâvûd, Edep Tirmizî: Bu konuda İbn Ömer’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. pek çok kişi bu hadisi Husayn b. Abdurrahman’dan rivâyet etmiştir. Bazı râvîler bu hadiste “Cariyenin yüzüne tokat vurdu” demektedirler
- 1543Her kim İslam dininden ve milletinden başka bir dinden olmak üzere yalan yere yemin ederse o kimse o…Sabit b. Dahhâk (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim İslam dininden ve milletinden başka bir dinden olmak üzere yalan yere yemin ederse o kimse o söylediği din sahibi gibidir.” (Buhârî, Eyman: 7; İbn Mâce, Keffare: 3) Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bir kısmı: Bir kimse İslamın dışında bir din ve sistem adına yemin ederse yani Yahudi ve Hıristiyan olmaya veya yapacağı şeyi yaptığı takdirde büyük bir günah işlemiş olur ve böyle bir şey için de keffâret gerekmez derler. Medînelilerin görüşü budur. Mâlik b. Enes ve Ebû Ubeyd’te aynı görüştedir. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından tabiin döneminden ve başkalarından bazı ilim adamları ise böyle bir durumda o kişiye yemin keffâreti gerekir demektedirler. Ahmed ve İshâk bu görüştedirler
- 1544Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim: Kız kardeşim Ka’be’ye yalınayak ve başı çıplak olarak gitmeyi nezretti. Bunun…Ukbe b. Âmir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! Dedim: Kız kardeşim Ka’be’ye yalınayak ve başı çıplak olarak gitmeyi nezretti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Kız kardeşinin kendine zulmetmesiyle Allah ona sevap yazacak değildir. Bir binite binsin başını örtsün ve üç gün oruç tutsun” buyurdular. Diğer tahric: Müslim, Nüzür; Ebû Dâvûd, Eyman Tirmizî: Bu konuda İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen olup ilim adamlarının uygulaması bu hadise göredir. Ahmed ve İshâk’da bunlardandır
- 1545Kim yemin eder ve yemininde lat ve uzza adına derse hemencecik La ilahe illallah desin. Her kim de gel kumar…Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kim yemin eder ve yemininde lat ve uzza adına derse hemencecik La ilahe illallah desin. Her kim de gel kumar oynayalım derse hemen sadaka versin.” Diğer tahric: Müslim, Eyman Ebû Dâvûd, Eyman Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebû’l Muğıre Hımıslı olup Havlanî’dir. İsmi Abdulkuddûs b. Haccac’tır
- 1546Onun yerine o borcunu sen yerine getiriverİbn Abbâs (r.a.)’den rivâyete göre, Sa’d b. Ubâde, annesinin üzerinde bulunan ve ödeyemeden vefat ettiği bir nezr hakkında Rasûlullah (s.a.v.)’den fetva sorunca; Rasûlullah (s.a.v.): “Onun yerine o borcunu sen yerine getiriver” buyurdular. Diğer tahric: Müslim, Nezr; İbn Mâce, Keffare Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir
- 1547Herhangi bir Müslüman kimse Müslüman bir köleyi hürriyetine kavuşturur ise o köle o kimsenin ateşten…Ebû Umâme (r.a.) ve Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından daha başkalarından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Herhangi bir Müslüman kimse Müslüman bir köleyi hürriyetine kavuşturur ise o köle o kimsenin ateşten kurtuluşuna sebep olur. Kölenin her organı onun bir organını ateşten kurtarır. Herhangi bir Müslüman kişi iki Müslüman kadın köleyi hürriyetine kavuşturur ise o iki kadın, o hürriyetine kavuşturan kimsenin ateşten kurtuluşuna sebep olur. Onların her bir organı o kimsenin bir organını ateşten kurtarmış olur. Herhangi bir Müslüman kadın Müslüman kadın köleyi hürriyetine kavuşturursa kendisinin ateşten kurtuluşuna sebep olur. O cariyenin her bir organı onun her bir organını ateşten kurtarır.” Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Tirmizî: Bu hadis erkek köleyi hürriyetine kavuşturmanın cariyeyi hürriyetine kavuşturmaktan daha değerli olduğunu gösteriyor. Hadiste anlatıldığı şekilde bu hadis tüm geldiği şekillerde sahihtir
- 1548Savaştan önce davet yapılırsa bu güzel olur ve İslam askerlerinin heybetini artırırEbû’l Bahterî (radıyallahü anh)’den rivâyet edilmiştir. Selman-ı Farisî’nin komutanı olduğu islam ordularından biri İran kalelerinden birini kuşattı, Askerler, Selman’a: Ey Ebû Abdullah onlara karşı taarruza geçmeyecek miyiz? Dediler. bırakın beni Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den işittiğim gibi ben onları İslam’a davet edeyim dedi ve muhasara altındaki kalenin içindeki insanlara gelerek şöyle konuştu: Ben de sizin gibi bir insanım ve İranlıyım, Arap olan şu askerlerin bana itâat ettiklerini görüyorsunuz. Eğer Müslüman olursanız bizim gibi aynı haklara sahip olacak aynı mesuliyetleri yükleneceksiniz. Eğer dininiz üzere kalmakta ısrar ederseniz boyunlarınız eğilmiş olarak bize cizye verin sizi dininiz üzere bırakalım bizim idaremiz altında yaşayın… Selman; Farsça olarak onlara şöyle konuşmasını sürdürdü: Hiçbir yönden üstün övülen kişiler değilsiniz. Eğer tüm bu tekliflerimizi kabul etmez iseniz her toplum gibi sizinle de savaşacağız… da: Biz cizye vermeyiz ve sizinle savaşacağız dediler. bunun üzerine askerler Selman’a: haydi artık taarruz etmeyelim mi? Dediler. Selman hayır dedi. Muhasara altındakileri üç gün davet ettikten sonra askerlere taarruz ediniz emrini verdi. Bunun üzerine biz de taarruz ettik ve sonunda kaleyi fethettik. (Ebû Dâvûd, Cihâd: 82) Bu konuda Büreyde, Numân b. Mukarrin, İbn Ömer, İbn Abbâs’tan da hadis rivâyet etmiştir. hadisini sadece Atâ b. Sâib rivâyetiyle bilmekteyiz. Muhammed’den işittim diyordu ki: Ebûl Bahterî, Ali’ye ulaşmadığı için Selman’a da ulaşmamıştır; çünkü Selman, Ali’den önce vefat etmiştir. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in ashabından ve başkalarından bazı ilim adamlarının uygulaması bu hadise göre olup kafirleri savaştan önce İslam’a davet etmeyi öngörmüşlerdir. İshâk b. İbrahim’in görüşü budur ve şöyle der: “Savaştan önce davet yapılırsa bu güzel olur ve İslam askerlerinin heybetini artırır.” Bazı ilim adamları ise “Bugün için davete gerek yoktur.” Ahmed diyor ki: Bugün İslam’dan haberi olmayan ve davet edilmesi gereken bir kimsenin var olduğunu bilmiyorum. Şâfii diyor ki: Düşman, İslam’a davet edilmeden savaşa başlanmaz. düşman orduları buna fırsat vermedikleri ve savaş için acele ettikleri zaman davetin kendilerine ulaşmış olduğu kabul edilir
- 1549Rasûlullah (s.a.v.), bir ordu ve akıncı birliği göndereceğinde onlara şöyle derdi: Savaş için gittiğiniz…İbn Isam el Müzenî (r.a.)’ın babasından rivâyete göre, ki Peygamberle sohbet eden birisidir, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.), bir ordu ve akıncı birliği göndereceğinde onlara şöyle derdi: Savaş için gittiğiniz bölgede bir mescid görürseniz ve ezan sesi işitirseniz o bölge halkından kimseyi öldürmeyin.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Cihâd Tirmizî: İbn Uyeyne hadisi garibtir
- 1550Allahu ekber Hayber mutlaka yıkılıp elimize geçecektir. Biz İslam askerleri bir toplumun memleketine girersek…Enes (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.), Hayber’e savaş için çıktı ve geceleyin oraya vardı. Bir topluma geceleyin varırsa oraya baskın yapmaz sabah olmasını beklerdi. Sabah olunca Yahudiler ellerinde sepetleri ve tarım aletleriyle kalelerinden çıktılar. Karşılarında İslam ordusunu görünce vallahi güçlü ve yeterli ordusuyla Muhammed! Ordusu beş bölümden oluşan Muhammed dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allahu ekber Hayber mutlaka yıkılıp elimize geçecektir. Biz İslam askerleri bir toplumun memleketine girersek uyarılan o kafirlerin sabahı çok kötü olur.” Diğer tahric: Müslim, Cihâd ve Siyer; Buhârî, Cihâd ve Siyer İzah 1551 de
- 1551Rasûlullah (s.a.v.) bir topluma karşı üstün gelip muzaffer olunca onların topraklarında üç gün kalırdıEbû Talha (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) bir topluma karşı üstün gelip muzaffer olunca onların topraklarında üç gün kalırdı.” Diğer tahric: Ebû Dâvûd, Cihâd Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. aynı şekilde Humeyd’in, Enes’den rivâyet ettiği (1550) nolu hadiste hasen sahihtir. İlim adamlarından bir kısmı gece baskını ve akınlar yapılabileceğine izin vermişlerdir. Bazıları ise gece baskını ve akın yapmayı hoş görmezler. Ahmed ve İshâk diyor ki: Düşmana geceleyin baskın yapılmasında bir sakınca yoktur derler. Hadiste geçen “Vafaka Muhammedün el hamîse” sözünün anlamı “Muhammed’in tam teşkilatlı ordusu” demektir
- 1552Bu konuda ibn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamlarından bir…Tirmizî: Bu konuda ibn Abbâs’tan da hadis rivâyet edilmiştir. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamlarından bir kısmın uygulaması bu hadise göre olup ağaçların kesilmesi ve kalelerin yıkılmasında bir sakınca görmezler. Kimi ilim adamları da bunu hoş karşılamaz. Evzâî bu görüşte olup şöyle der: Ebû Bekir meyve veren ağacın kesilmesini ve binaların yıkılmasını yasakladı kendisinden sonraki Müslümanlar da aynı şekilde uyguladılar. Şâfii der ki: Düşman topraklarında gerektiği şekilde yakıp yıkmakta ve meyveleri koparmakta bir sakınca yoktur. Ahmed der ki: Bazı stratejik durumlarda bu belki de kaçınılmaz olacaktır. Fakat boş ve manasız yere yakılıp yıkılmaz. İshâk ise şöyle der: Yakıp yıkmak düşmanı yıldırıp korkutacaksa bu sünnettir
- 1553Altı konuda diğer Peygamberlerden üstün ve değerli kılındım: 1- Cevamiul Kelim = az sözcükte çok mana ifade…Ali b. Hucr, İsmail b. Cafer vasıtasıyla A’lâ b. Abdurrahman’dan babasından ve Ebû Hüreyre’den rivâyet ettiklerine göre Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Altı konuda diğer Peygamberlerden üstün ve değerli kılındım: 1- Cevamiul Kelim = az sözcükte çok mana ifade etme kabiliyeti” bana verildi. 2- Düşmanların kaplerine Allah tarafından korku salınması sebebiyle daima savaşlarda galip geldim. 3- Ganimet malları ümmetler içersinde sadece bana helal kılındı. 4- Yeryüzünün tamamı benim için mescid ve tertemiz kılındı. 5- Tek bir topluma değil tüm insanlığa gönderildim. 6- Peygamberlik benimle son buldu ben son peygamberim.” (Müslim, Mesacid: 5) Bu hadis hasen sahihtir