İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 78

Âdâb Kitabı

254 hadis · Kitâbu'l-Edeb (5970-6226)

Sayfa 2 / 13Yazı boyutu
  1. Hadis no. 5991

    Akrabalık bağını gözeten, (yapılan iyiliği karşılık vererek) mükafatlandıran kimse değildir. Ama asıl…

    Türkçe meal

    Süfyan'ın A'meş, Hasen İbn Amr ve Fıtr'dan, onların Mücahid'den, onun Abdullah İbn Amr'dan rivayetine göre -Süfyan: A'meş hadisi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ref' etmemekle birlikte Hasen ve Fıtr bunu Nebi'e ref' etmişlerdir, dedi- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Akrabalık bağını gözeten, (yapılan iyiliği karşılık vererek) mükafatlandıran kimse değildir. Ama asıl akrabalık bağını gözeten kişi, akrabalık bağı kopartıldığı halde kendisi onu gözeten kimsedir."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Akrabalık bağını gözeten (yapılan iyiliğe karşılık vererek) mükafat veren kimse demek değildir." Yani başkasının kendisine verdiğinin bir benzerini veren kişi değildir. "Akrabalık bağını gözeten kimse, akrabalık bağı kopartıldığı halde kendisi onu gözeten, bitiştiren kimsedir." Yani kendisine hakkı verilmediği halde kendisi veren kimsedir. Hocamız, Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Bu hadiste "akrabalık bqğını gözetenilden maksat, bunu kamil anlamda yapan kimsedir. Evet, mükafat verip, karşılık vermek, kendisi akrabasını gözettiği halde, akrabası tarafından karşılık (mükafat) görmeyen kimsenin yaptığının aksine bir çeşit bağı gözetmektir.

    Ama karşılık vermemek, mükafattan yüz çevirmesi sebebiyle akrabalık bağının kopartılması anlamına gelir. Bu hadis "güçlü kimse başkasının sırtını yere getirdiği için güçlü sayılmaz. Zenginlik de çokça mal sahibi olmakla olmaz" kabilindendir. Ben derim ki: Burada akrabalık bağının gözetilmediğinin söylenmesi, kopartmanın söz konusu olmasını gerektirmez. Çünkü akrabalık bağını gözetmek durumunda olanlar üç mertebededirler: 1- Akrabalık bağını gözeten (sıla-i rahim yapan), 2- Karşılık veren (mükafatlandıran) ve 3- Akrabalık bağını (büsbütün) kopartan. Akrabalık bağını gözeten (sıla yapan) kimse, sürekli olarak kendisi fazladan verip lütufta bulunan, ama kendisine lütufta bulunulmayan kimsedir.

    Mükafatlandıran kişi, verirken aldığından fazlasını vermeyen kişidir. Akrabalık bağını kopartan kimse ise, başkası tarafından kendisine lütufta bulunulup, fazladan verildiği halde, kendisi bir şey vermeyendir. Nitekim mükafatlandırmak halinde akrabalık bağı iki taraftan gözetilmiş olur. Akrabalık bağının kopartılması da her iki taraftan karşılıklı olur. Böyle bir durumda kim bağı gözetmeye başlarsa akrabalık bağını gözeten (sıla-i rahim yapan) kişi o olur. Eğer onun gözetmesine karşılık verilirse karşılık veren kimseye de mükafat veren kişi denilir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، وَالْحَسَنِ بْنِ عَمْرٍو، وَفِطْرٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو ـ وَقَالَ سُفْيَانُ لَمْ يَرْفَعْهُ الأَعْمَشُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَرَفَعَهُ حَسَنٌ وَفِطْرٌ ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ، وَلَكِنِ الْوَاصِلُ الَّذِي إِذَا قَطَعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 5992

    Hakim İbn Hizam, Urve İbn Zubeyr'e şöyle dediğini haber vermiştir: Ey Allah'ın Rasulü, ne dersin? Ben…

    Türkçe meal

    (Ebu'l-Yemame'den, o Şuayb'dan, o Zühri'den, o Urve İbn ezZubeyr'den diye riva,yet ettiğine göre; "Hakim İbn Hizam, Urve İbn Zubeyr'e şöyle dediğini haber vermiştir: Ey Allah'ın Rasulü, ne dersin? Ben cahiliye döneminde iken akrabalık bağını gözetmek, köle azad etmek, sadaka vermek gibi ibadet kastı ile yaptığım birtakım işler vardı. Acaba onları yaptığım için benim onlarda bir ecrim olur muydu? Hakim dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sen daha önce geçmiş bulunan hayırıdan dolayı kazandığı hasenatın) üzere İslam'a girdin, buyurdu." Aynı şekilde Ebu'l-Yeman'den "etahannesu: ibadet ederdim" ibaresini "(peltek se yerine te ile): etehannetu" diye rivayet ettiği de söylenmiştir. Ma'mer, Salih ve İbnu'l-Misafir (peltek se ile): "etehannesu" demişlerdir. İbn İshak dedi ki: Tahannüs: İyilik kabul ettiği bir işi yapmak demektir. Hişam (İbn Urve), babasından diye bu açıklamayı yaparak ona (Hakim İbn Hizam'a) mutabaat etmiştir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    Hakim İbn Hizam yoluyla gelen bir başka rivayette o da tehannüsü iyilik kabul edilen işleri yapmak olarak açıklamış bulunmaktadır. Bk. Fethu'I-Bari, X, 439; Ayni. XXII. 96. "Müşrik iken akrabalık bağını gözeten ve sonra da Müslüman olan kimse." Yani onun bu yaptığından sevap alması söz konusu mudur? Buhari'nin bu konuda kesin bir ifade ile hükmü belirtmemiş olması, konu ile ilgili görüş ayrılığı bulunduğundan dolayıdır. Buna Zekat bölümünün baş taraflarında (1436.hadisin şerhinde) işaret edilmişti. Buna dair geniş açıklamalar ise İman bölümünde Ebu Said el-Hudri'nin rivayet ettiği: "Kişi Müslüman olup da İslam'a güzel bir şekilde bağlanırsa" diye naklettiği hadiste (Hadis no: 41'in şerhinde) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ حَكِيمَ بْنَ حِزَامٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ أُمُورًا كُنْتُ أَتَحَنَّثُ بِهَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ مِنْ صِلَةٍ وَعَتَاقَةٍ وَصَدَقَةٍ، هَلْ لِي فِيهَا مِنْ أَجْرٍ‏.‏ قَالَ حَكِيمٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَسْلَمْتَ عَلَى مَا سَلَفَ مِنْ خَيْرٍ ‏"‏‏.‏ وَيُقَالُ أَيْضًا عَنْ أَبِي الْيَمَانِ أَتَحَنَّثُ‏.‏ وَقَالَ مَعْمَرٌ وَصَالِحٌ وَابْنُ الْمُسَافِرِ أَتَحَنَّثُ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ التَّحَنُّثُ التَّبَرُّرُ، وَتَابَعَهُمْ هِشَامٌ عَنْ أَبِيهِ‏.‏

  3. Hadis no. 5993

    Üzerimde sarı bir gömlek bulunduğu halde babam ile birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına…

    Türkçe meal

    Abdullah'tan, o Halid İbn Said'den, o babasından, o Halid İbn Said'in kızı Ümmü Halid'den dedi ki: "Üzerimde sarı bir gömlek bulunduğu halde babam ile birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Seneh, seneh" diye buyurdu. Abdullah dedi ki: Bu lafız Habeşçe'de güzel demektir. Ümmü Halid dedi ki: "Ben nübüvvet mührü ile oynamaya koyuldum. Bu sebeple babam beni azarladı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: Onu bırak, dedi. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: Gömleğini eskit ve parala, sonra yine eskit ve parala, sonra yine eskit ve parala." Abdullah: Ümmü Halid uzun bir ömür yaşadı ve nihayet. .. diyerek, onun ne kadar uzun süre hayatta kaldığını anlattı.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Başkasının kız çocuğunun kendisinin bedeninin bazı bölümleri ile oynamasına izin veren kimse yahut onu öpen ya da onunla şakalaşan kimse." İbnu't-Tın dedi ki: Bu başlıkta kaydedilen haberde çocuğun öpülmesi söz konusu edilmemiştir. Ümmü Halid'i bedenine dokunmaktan alıkoymamasını muhtemelen onu öpmesi gibi değerlendirdiğinden dolayı ayrıca bunu belirtmiş olabilir. Nitekim İbn Battal da buna işaret etmiş bulunmaktadır. Ama bence daha güçlü olan şudur: Öpmekten sonra şakalaşmanın söz konusu edilmesi, özelden sonra genelin söz konusu edilmesi kabilindendir. Çünkü küçük kız çocuğu ile sözlü ve fiili olarak şakalaşmaktan maksat, onun ısınmasını sağlamaktır.

    Onu öpmek de bu kabildendir. Başlıktaki bu hadisin açıklaması daha önce Giyim bölümünde, "siyah hamısa" başlığında geçmiş bulunmaktadır. "Gidip nübüvvet mührü ile oynamaya başladım. Babam beni azarladı." Bağırarak bu işten vazgeçmemi söyledi. "Kaldı". Maksat sözü edilen elbisedir. Bu açıklama hadiste geçen fiilin müenneslik alameti taşımaması haline göredir. Nitekim çoğu nüshalarda böyledir. Ancak EbD. Zerr rivayetinde "Ümmü Halid kaldı" anlamını verecek şekildedir. "Nihayet... zikretti." Çoğunluk bunu "zekera" şeklinde zel harfi ile rivayet etmiştir. İfade, ravi uzunca bir zaman zikretti, söyledi, takdirindedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حِبَّانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدِ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَتْ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَبِي وَعَلَىَّ قَمِيصٌ أَصْفَرُ، قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سَنَهْ سَنَهْ ‏"‏‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَهْىَ بِالْحَبَشِيَّةِ حَسَنَةٌ‏.‏ قَالَتْ فَذَهَبْتُ أَلْعَبُ بِخَاتَمِ النُّبُوَّةِ، فَزَجَرَنِي أَبِي‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ دَعْهَا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَبْلِي وَأَخْلِقِي، ثُمَّ أَبْلِي وَأَخْلِقِي، ثُمَّ أَبْلِي وَأَخْلِقِي ‏"‏‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَبَقِيَتْ حَتَّى ذَكَرَ‏.‏ يَعْنِي مِنْ بَقَائِهَا‏.‏

  4. Hadis no. 5994

    Ben İbn Ömer'in yanında bulunuyordum. Bir adam ona sivrisineğin kanı hakkında soru sorunca: Sen kimlerdensin…

    Türkçe meal

    İbn Nuaym'den, dedi ki: "Ben İbn Ömer'in yanında bulunuyordum. Bir adam ona sivrisineğin kanı hakkında soru sorunca: Sen kimlerdensin, diye sordu. Adam: Ben Irak halkındanım, diye cevap verdi. İbn Ömer: Şu adama bir bakınız. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlunu (torununu) öldürdükleri halde bana sivrisineğin kanının hükmünü soruyor. Oysa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: O ikisi benim dünyada kokladığım hoş iki kokumdur, derken dinlemişimdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مَهْدِيٌّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي يَعْقُوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نُعْمٍ، قَالَ كُنْتُ شَاهِدًا لاِبْنِ عُمَرَ وَسَأَلَهُ رَجُلٌ عَنْ دَمِ الْبَعُوضِ‏.‏ فَقَالَ مِمَّنْ أَنْتَ فَقَالَ مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ‏.‏ قَالَ انْظُرُوا إِلَى هَذَا، يَسْأَلُنِي عَنْ دَمِ الْبَعُوضِ وَقَدْ قَتَلُوا ابْنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَسَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ هُمَا رَيْحَانَتَاىَ مِنَ الدُّنْيَا ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 5995

    Beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma gelip benden bir şeyler dilendi, ama yanımda bir tek…

    Türkçe meal

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Beraberinde iki kız çocuğu bulunan bir kadın yanıma gelip benden bir şeyler dilendi, ama yanımda bir tek hurmadan başka bir şey bulamadı. Ben de o hurmayı ona verdim. Kadın onu iki kız çocuğu arasında ikiye böldü, sonra da kalktı ve çıkıp gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma girdi. Ben de ona olanı anlatınca, şöyle buyurdu: Bu kız çocuklarından bir kaçına kim velayet edecek olup da onlara iyilikte bulunursa, o kız çocukları onun için cehennem ateşine karşı bir perde olurlar

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَتْهُ قَالَتْ جَاءَتْنِي امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ تَسْأَلُنِي، فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي غَيْرَ تَمْرَةٍ وَاحِدَةٍ، فَأَعْطَيْتُهَا، فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا، ثُمَّ قَامَتْ فَخَرَجَتْ، فَدَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَحَدَّثْتُهُ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ يَلِي مِنْ هَذِهِ الْبَنَاتِ شَيْئًا فَأَحْسَنَ إِلَيْهِنَّ كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 5996

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu'l-As'ın kızı olan Umame'yi omuzu üzerine almış olduğu halde yanımıza…

    Türkçe meal

    Ebu Katade'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu'l-As'ın kızı olan Umame'yi omuzu üzerine almış olduğu halde yanımıza çıkıp geldi ve namaz kıldırdı. Rükua vardığında Umame'yi yere koyuyor, kalktığında da onu kaldırıyordu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قَتَادَةَ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأُمَامَةُ بِنْتُ أَبِي الْعَاصِ عَلَى عَاتِقِهِ، فَصَلَّى فَإِذَا رَكَعَ وَضَعَهَا، وَإِذَا رَفَعَ رَفَعَهَا‏.‏

  7. Hadis no. 5997

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında Temimli el-Akra İbn Habis oturuyor iken Ali'nin oğlu Hasen'i…

    Türkçe meal

    Ebu. Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında Temimli el-Akra İbn Habis oturuyor iken Ali'nin oğlu Hasen'i öptü. Bunun üzerine Akra: Benim on tane çocuğum var. Bunlardan birisini öpmüş değilim, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona baktıktan sonra: Başkasına merhamet etmeyene, merhamet edilmez, diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَبَّلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْحَسَنَ بْنَ عَلِيٍّ وَعِنْدَهُ الأَقْرَعُ بْنُ حَابِسٍ التَّمِيمِيُّ جَالِسًا‏.‏ فَقَالَ الأَقْرَعُ إِنَّ لِي عَشَرَةً مِنَ الْوَلَدِ مَا قَبَّلْتُ مِنْهُمْ أَحَدًا‏.‏ فَنَظَرَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ مَنْ لاَ يَرْحَمُ لاَ يُرْحَمُ ‏"‏‏.‏

  8. Hadis no. 5998

    Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek: Siz çocukları öpüyor(mu)sunuz?

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek: Siz çocukları öpüyor(mu)sunuz? Oysa biz onları öpmüyoruz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna karşılık: Allah senin kalbinden rahmeti söküp almış ise ben sana ne yapabilirim ki, diye cevap verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ تُقَبِّلُونَ الصِّبْيَانَ فَمَا نُقَبِّلُهُمْ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَوَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ نَزَعَ اللَّهُ مِنْ قَلْبِكَ الرَّحْمَةَ ‏"‏‏.‏

  9. Hadis no. 5999

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna (Hevazin kabilesinden alınmış) esirler getirildi. Esirler…

    Türkçe meal

    Ömer İbnu'l-Hattab r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna (Hevazin kabilesinden alınmış) esirler getirildi. Esirler arasından bir kadın memesinden süt sağıyor, çocuklara içiriyordu. Esirler arasında küçük bir çocuk buldu mu onu alıp hemen göğsüne yapıştırıp, ona süt emziriveriyordu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere: Sizin görüşünüze göre bu kadın kendi çocuğunu ateşe atar mı, diye sordu. Biz: Hayır, eğer onu atmayacak gücü kendisinde bulabilirse onu asla atmaz, dedik. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun ki Allah'ın kullarına olan merhameti bu kadının çocuğuna olan merhametinden fazladır, buyurdu."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "çocuğa merhamet etmek, onu öpmek ve boynuna sarılmak." İbn Battal dedi ki: Küçük çocuğun her organını öpmek caizdir. Avret olmadığı sürece ilim adamlarının çoğunluğuna göre büyük çocuğun hükmü de böyledir. Daha önce Fatıma Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in menkıbeleri bölümünde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Fatıma Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i öptüğü ve Ebu Bekir'in de kızı Aişe r.a.a'yı öptüğüne dair rivayetler geçmiştir. "İbn Ömer'in yanında (hazır) bulunuyordum." "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlunu öldürdükleri halde". Kastettiği kişi ise Ali r.a.'ın oğlu el-Huseyn'dir. "Benim hoş kokularını kokladığım iki kişi" ..

    Burada (hoş koku anlamı verilen) "er-reyhan"den kasıt, rızıktır. Bu açıklamayı Ibnu't-Tin yapmıştır. el-Faik müellifi (ez-Zemahşeri) de şöyle demektedir: Yani onlar Allah'ın bana ihsan ettiği rızıktandır1ar. Mesela, "subhanallahi ve reyhanehu". Allah'ı tesbih eder ve ondan rızık dilerim, demektir. Bu lafız ile hoş kokusu dolayısıyla koklanan reyhan (hoş kokan bitkilerli kastetmesi de mümkündür. Mesela: Bana bir dal reyhan lütfetti, denilir. Yani onlar Allah'ın bana ikram ve lütuf olarak verdiği hoş şeylerdir. Çünkü çocuklar koklanır, öpüıürler. Bu sebeple onlar hoş kokulu şeylerden sayılırlar. Hadisteki "dünyadan" ifadesi, dünyevi reyhandan payıma düşen, demektir.

    İbn Battal dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre kişinin, dini ile ilgili daha önemli ve üzerinde daha çok durulmuş hususları öne alması icap eder. Çünkü İbn Ömer kendisine Hüseyin'in öldürülmesine yardımcı olmak suretiyle işlemiş olduğu pek büyük günahtan dolayı mağfiret dilemeyi terk edip sivrisineğin kanına dair soran kimseyi, bundan dolayı azarlamış bulunmaktadır. Özellikle bunu söz konusu etmesi ise, el-Hüseyn'in değerinin ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nezdindeki konumunun büyüklüğünden dolayıdır. ---İbn Battal'ın açıklamaları burada sona ermektedir. --- Hadiste kız çocuklarının hakları da daha bir vurgulanmaktadır.

    Buna sebep ise çoğunlukla kendi maslahatlarına olan işleri yerine getirmek bakımından zaafa düşmeleridir. Oysa erkekler böyle değildir. Çünkü onlar bedenen güçlü, görüşleri isabetli ve çoğu haııerde gerek duyulan işlerde tasarrufta bulunabilme imkanına sahiptirler. İbn Battal dedi ki: Hadiste ihtiyaç duyan kimsenin dilenmesinin caiz olduğu, ve Aişe r.a.a'nın cömertliği de çıkarılan sonuçlar arasındadır. Çünkü ona verecek tek bir hurmadan başka bir şey bulamadığı halde, onu da kadına vererek o kadını kendisine tercih etmiş oldu. Az miktardaki bir şeyi değersiz gördüğü için sadaka vermekten kaçınmamalıdır.

    Aksine sadaka veren kimsenin az ya da çok kolaylıkla verebileceği şeyleri tasadduk etmesi gerekir. Yapılan iyiliğin, övünmek ve minnet etmek maksadı yoksa anlatılması caizdir. Nevevi İbn Battal'a uyarak der ki: Nebiin kız çocuklarının velayetine ibtila (ki aynı hadisin başka rivayetlerinde geçmektedir) adını vermesi, insanların kız çocuklardan hoşlanmayışlarından dolayıdır. Şeriat gelip onların bu kanaatlerinden vazgeçmelerini emretmiş, onların hayatta bırakılmalarını teşvik edip onlara iyilik yapıp terbiyeleri hususunda sabır göstermek üzere kendi nefsiyle mücahede eden kimselere vaat edilen sevabı söz konusu ederek onları öldürmekten vazgeçmeyi buyurmuştur.

    Hocamız da Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Onlara müptela olmanın burada sınanmak anlamında olma ihtimali de vardır. Yani her kim kız çocuklara nasıl davranacak, onlara iyilik mi yapacak, yoksa kötülük mü yapacak diye, bir ya da birkaç kız çocuğu ile sınanacak olursa ... demektir. Bundan dolayı Ebu Said el-Hudrı yoluyla gelen hadiste "takva" kaydı da zikredilmiş bulunmaktadır. Çünkü Aııah'a karşı takvalı olmayan bir kimsenin, şanı yüce Allah'ın görevlendirdiği işlerden dolayı sıkılmamasından yahut yapılmasını emrettiği işleri eksik yapmaması ya da bunları yaparken Aııah'ın emrine uymayacağından ve onun sevabını elde etmeyi gözetip gözetmeyeceğinden yana emin olunamaz.

    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Rükua vardı mı onu yere koyardı." Hadisin yeteri kadarıyla açıklaması Namaz bölümünün baş taraflarında, namaz kılanın sütresi başlıklarında geçmiş bulunmaktadır. Burada "rükua vardığında" lafzı ile, orada ise "secdeye vardığında" lafzı ile geçmiştir. Her ikisi arasında bir aykırılık yoktur. Aksine şöyle yorumlanır: O bu işi rüku.' ve sücud halinde yapıyordu. Böylelikle hadisin başlıkla ilişkisi de ortaya çıkmaktadır. O da çocuğa olan merhamettendir. Ayrıca çocuğun çocuğu da öz çocuk gibidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ümame'ye olan şefkat ve merhametinden ötürü rükD.' ya da sücD.da vardığında yere düşeceğinden korktuğu için kendisi onu yere bırakırdı.

    Sanki o da Nebi efendimize bağlılığından ötürü yerde kalamıyor ve ondan ayrı durduğundan dolayı sabırsızlanıyordu. Bundan ötürü ayağa kalktığı vakit onu taşıma gereğini duyuyordu. "Biz: Onu ateşe atamama gücünde ise atmaz, dedik." Kendi isteğiyle çocuğu ebediyen ateşe atmaz, demektir. "Kullarına ... " Burada "kullar"la, İslam üzere ölenler kastedilmiş gibi görülüyor. Şeyh EbD. Muhammed İbn Ebi Cemra dedi ki: "İbad: Kullar" lafzı genel olmakla birlikte özelolarak müminler anlamındadır. Bu da yüce Allah'ın: "Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu takva sahiplerine ... yazacağım."(A'raf,156) buyruğuna benzemektedir.

    Bu buyruk, elverişlilik açısından genel ama kendisi için yazılanlar açısından özeldir. (Yine İbn Ebi Cemra) dedi ki: Bununla Allah'ın rahmetinden herhangi bir kul hakkında bir pay yazılmış olan kimse için -hayvanattan dahi olsa- hiçbir şeyin o rahmete benzemediği de kastedilmek istenmiş olabilir. Ayrıca bu hadiste kişinin bütün hallerinde ve işlerinde yalnızca yüce Allah'a bağlı olması gerektiği, kendisinde rahmeti n bir parçasının bulunduğu var sayılan ve bunun için yanına yaklaşılması istenen her bir varlığın rahmetinden şanı yüce Allah'ın rahmetinin daha büyük olduğu anlatılmaktadır. O halde akıllı bir kimsenin, ihtiyacını karşılamak için kendisine daha ileri derecede merhametli olan kimseye yönelmesi gerekir.

    Yine İbn Ebi Cemra der ki: Hadiste esir alınmış kadınlara bakmanın caiz olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sözü geçen kadına bakmayı yasaklamamıştır. Hatta hadisin anlatımından onun böyle bir kadına bakmaya izin vermesini gerektiren bir mana da anlaşılmaktadır. Yine bu hadis, duyu organlarıyla idrak edilen şeylerin idrak edilmeyen şeyler için gerektiği gibi anlaşılabilmesi için örnek gösterilebileceğini de ortaya koymaktadır. Velev ki kendisine örnek gösterilen zatın hakikati kuşatılamasın. Çünkü şanı yüce Allah'ın rahmeti, akıl ile idrak edilemez. Bununla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sözü geçen kadının halini göstererek işiteniere konunun anlaşılmasına yardımcı olmaya çalışmıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم سَبْىٌ، فَإِذَا امْرَأَةٌ مِنَ السَّبْىِ قَدْ تَحْلُبُ ثَدْيَهَا تَسْقِي، إِذَا وَجَدَتْ صَبِيًّا فِي السَّبْىِ أَخَذَتْهُ فَأَلْصَقَتْهُ بِبَطْنِهَا وَأَرْضَعَتْهُ، فَقَالَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَرَوْنَ هَذِهِ طَارِحَةً وَلَدَهَا فِي النَّارِ ‏"‏‏.‏ قُلْنَا لاَ وَهْىَ تَقْدِرُ عَلَى أَنْ لاَ تَطْرَحَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُ أَرْحَمُ بِعِبَادِهِ مِنْ هَذِهِ بِوَلَدِهَا ‏"‏‏.‏

  10. Hadis no. 6000

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Allah rahmeti yüz parçaya bölmüş, bunun…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Allah rahmeti yüz parçaya bölmüş, bunun doksan dokuz parçasını yanında alıkoymuş, bir tek parçasını da yere indirmiştir. İşte atın, yavrusuna isabet eder korkusuyla ayağını kaldırmasına varıncaya kadar bütün yaratılmışlar kendi aralarında bu parça dolayısı ile merhametleşirler. " Bu Hadis 6469 numara ilede var.

    Diğer tahric: Tirmizi; Müslim, Tevbe

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Allah, rahmeti yüz parçaya ayırmıştır." Müslim'in, Ata yoluyla, Ebu Hureyre'den rivayetinde: "Şüphesiz Allah'ın yüz rahmeti vardır" şeklindedir. Yine Müslim'de Selman'ın rivayet i şu şekildedir: "Allah gökleri ve yeri yarattığı gibi yüz rahmet yarattı. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak kadardır." Kurtubi dedi ki: Yani yüce Allah, gökleri ve yeri takdirini açığa koyduğu gün bu rahmetleri takdirini de izhar etmiştir. "Her bir rahmet gökler ve yer arasını dolduracak kadardır" ifadesinden maksat, bu rahmetin büyüklüğünü ve çokluğu nu anlatmaktır. "İşte atın, yavrusuna isabet eder korkusuyla ayağını kaldırmasına varıncaya kadar bütün yaratılmışlar bu parçadan ötürü kendi aralarında merhametleşirler." Ata yoluyla gelen rivayette: "Bu rahmet içinde birbirlerine şefkat, birbirlerine merhamet gösterirler.

    Yabani hayvanlar bile yavrularına bununla şefkat gösterirler" denilmektedir. Hadiste dünya hayatında yaratılmışlar arasındaki merhametin, kıyamet gününde de var olacağına ve onunla birbirlerine karşı merhametleşeceklerine de işaret vardır. el-Mühelleb bunu açıkça ifade ederek şöyle demiştir: Şam yüce Allah'ın kulları için yaratıp dünyada iken onların nefislerinde takdir etmiş olduğu rahmet, kıyamet gününde kendi aralarındaki hakları birbirlerine kendisi ile bağışlayacakları merhametin kendisidir. Şam yüce Allah'ın onlardaki bu rahmeti ile onlara merhamet etmesi ve bunun her şeyi kuşatan rahmeti dışında bir rahmet olması da mümkündür.

    Çünkü her şeyi kuşatan rahmeti, onun zatının sıfatlarından olup her zaman bu rahmet sıfatına sahiptir. İşte onlarda yaratmış olduğu rahmetten ayrı olarak kendisi ile kendilerine merhamet edeceği rahmeti budur. Kendi nezdinde alıkoyduğu rahmetin, yeryüzünde bulunanlara mağfiret dileyen meleklerdeki rahmet olması da mümkündür. Çünkü o meleklerin yeryüzündekilere mağfiret dilemeleri, meleklerin nefislerinde, yeryüzünde bulunanlara merhamet taşıdıklarına bir delildir. İbn Ebi Cemra da şöyle demiştir: Hadisten, müminleri sevindirmenin güzelliği anlaşılmaktadır. Çünkü adeten nefsin sevinci, kendisine vaat edilen şeylerin bilinen şeyler olup bunların ona bağışlanması halinde daha mükemmelolur.

    Hadiste iman ve yüce Allah'ın gizli, saklı bulunan rahmetlerini büyük çapta ümit etmek de teşvik edilmektedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ جَعَلَ اللَّهُ الرَّحْمَةَ مِائَةَ جُزْءٍ، فَأَمْسَكَ عِنْدَهُ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ جُزْءًا، وَأَنْزَلَ فِي الأَرْضِ جُزْءًا وَاحِدًا، فَمِنْ ذَلِكَ الْجُزْءِ يَتَرَاحَمُ الْخَلْقُ، حَتَّى تَرْفَعَ الْفَرَسُ حَافِرَهَا عَنْ وَلَدِهَا خَشْيَةَ أَنْ تُصِيبَهُ ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 6001

    Ben: Ey Allah'ın Rasulü, en büyük günah hangisidir, diye sordum. O: Allah seni yaratmış olduğu halde ona eş…

    Türkçe meal

    Abdullah'tan, dedi ki: "Ben: Ey Allah'ın Rasulü, en büyük günah hangisidir, diye sordum. O: Allah seni yaratmış olduğu halde ona eş koşmandır, buyurdu. - Sonra hangisidir, diye sordum. o: çocuğunu seninle beraber yiyecek korkusuyla öldürmendir, buyurdu. Abdullah: Sonra hangisidir, diye sordu. Allah Rasulü: Komşunun helali olan karısıyla iina etmeye kalkışmandır, buyurdu. Şam yüce Allah da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerini tasdik etmek üzere: "Onlar ki Allah ile birlikte başka bir ilaha ibadet etmezler. ,,"(Furkan, 68) buyruğunu indirdi." Yüce Allah'ın izniyle bu hadisin yeterli açıklamaları Tevhid bölümünde gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهْوَ خَلَقَكَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ أَىُّ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ خَشْيَةَ أَنْ يَأْكُلَ مَعَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىُّ قَالَ ‏"‏ أَنْ تُزَانِيَ حَلِيلَةَ جَارِكَ ‏"‏‏.‏ وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَصْدِيقَ قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏{‏وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ‏}‏‏.‏

  12. Hadis no. 6002

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir çocuğu tahnık etmek (damağına tatlı bir şey çalmak) üzere kucağına koydu…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir çocuğu tahnık etmek (damağına tatlı bir şey çalmak) üzere kucağına koydu da çocuk üzerine işedi. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir su getirilmesini istedi ve suyu sidiğinin değdiği yerlere serpti."

    Açıklama

    "çocuğun kucağa koyulması". Bu hadise dair açıklamalar daha önce Taharet bölümünde geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَضَعَ صَبِيًّا فِي حِجْرِهِ يُحَنِّكُهُ، فَبَالَ عَلَيْهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَأَتْبَعَهُ‏.‏

  13. Hadis no. 6003

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni alır ve uyluğunun üzerine oturturdu. Hasen bin Ali'yi de diğer…

    Türkçe meal

    Usame İbn Zeyd r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni alır ve uyluğunun üzerine oturturdu. Hasen bin Ali'yi de diğer uyluğu üzerine oturtur, sonra da onları bağrına basar, arkasından: Allah'ım, sen bu ikisine de merhamet buyur. Çünkü ben de bunlara merhamet ediyorum, derdi." (Buhari dedi ki:) Ali(İbnu'I-Medınl)'den, dedi ki: "Bize Yahya tahdis etti, bize Süleyman tahdis etti. O Ebu Osman'dan tahdis etti. Süleyman (et-Teymı) dedi ki: Bu hadisten dolayı kalbime bir tereddüt düştü. Bana bu hadisi böyle böyle mi tahdis etti, diye. Ben bunu Ebu Osman'dan diye işitmedim. Bundan dolayı (Ebu Osman'dan işittiğimrivayetlere) baktım da onu yanımda (Ebu Osman'dan) işittikleri m arasında yazılı gördüm. (Böylece tereddüdüm de zail oldu)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَارِمٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا تَمِيمَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، يُحَدِّثُهُ أَبُو عُثْمَانَ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْخُذُنِي فَيُقْعِدُنِي عَلَى فَخِذِهِ، وَيُقْعِدُ الْحَسَنَ عَلَى فَخِذِهِ الأُخْرَى، ثُمَّ يَضُمُّهُمَا ثُمَّ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ ارْحَمْهُمَا فَإِنِّي أَرْحَمُهُمَا ‏"‏‏.‏ وَعَنْ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، قَالَ التَّيْمِيُّ فَوَقَعَ فِي قَلْبِي مِنْهُ شَىْءٌ، قُلْتُ حَدَّثْتُ بِهِ كَذَا وَكَذَا، فَلَمْ أَسْمَعْهُ مِنْ أَبِي عُثْمَانَ، فَنَظَرْتُ فَوَجَدْتُهُ عِنْدِي مَكْتُوبًا فِيمَا سَمِعْتُ‏.‏

  14. Hadis no. 6004

    Ben Hatice'yi kıskandığım kadar hiçbir kadını kıskanmadım. Halbuki o, Nebi benimle evlenmeden üç sene önce…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Hatice'yi kıskandığım kadar hiçbir kadını kıskanmadım. Halbuki o, Nebi benimle evlenmeden üç sene önce vefat edip gitmişti. Buna sebep ise Nebiin onu andığını işitmemdir. Rabbi ona Hatice'yi cennette inciden bir köşk ile müjdelemesini de emretmiş idi. Andolsun Nebi (bazen) bir koyun keser, bir kısmını Hatice'nin samimi dostlarına hediye olarak dağıtırdı."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Hüsn-i ahd (hakka ve hukuka sadakatle bağlılık) imandandır." Ebu Ubeyd dedi ki: Burada ahd'den maksat, saygı gösterilmesi gereken şeylere gerektiği gibi riayet etmektir. el-Hattabi dedi ki: Samimi dostlarından maksat, arkadaşlarıdır. Buhari, el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde Enes'ten şu hadisi rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir şey (hediye olarak) getirildiği zaman: Bunu filan kadına götürün. Çünkü o Hatice'nin samimi bir arkadaşı idi, derdi." Buhari'nin Başlıklarındaki Bir Özellik Buhari, adeti üzere açık ifade kullanmadan, işaret etmekle yetinmiştir. Çünkü başlıktaki lafız Hatice radıyalliihu anhii ile ilgili bir hadiste varid olmuştur.

    Bunu Hakim, Şuabu'l-İman'da Beyhaki, Salih İbn Rüstem yoluyla İbn Ebi Müleyke'den, o Aişe'den diye rivayet etmiştir. Aişe dedi ki: "Oldukça yaşlı bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelmişti. Allah Rasulü ona: Nasılsınız, haliniz nasıl, bizden sonra ne halde idiniz, diye sordu. Yaşlı kadın: Ey Allah'ın Rasulü, babam, anam sana feda olsun, iyiydik dedi. Yaşlı kadın çıkıp gidince, ben: Ey Allah'ın Rasulü, böyle yaşlı bir kadına bu kadar iltifat göstermenin sebebi nedir, diye sordum. O: Ey Aişe! O Hatice'nin hayatta olduğu zamanlarda bize gelirdi. Şüphesiz hüsn-i ahd imandandır, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا غِرْتُ عَلَى امْرَأَةٍ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ، وَلَقَدْ هَلَكَتْ قَبْلَ أَنْ يَتَزَوَّجَنِي بِثَلاَثِ سِنِينَ، لِمَا كُنْتُ أَسْمَعُهُ يَذْكُرُهَا، وَلَقَدْ أَمَرَهُ رَبُّهُ أَنْ يُبَشِّرَهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ، وَإِنْ كَانَ لَيَذْبَحُ الشَّاةَ ثُمَّ يُهْدِي فِي خُلَّتِهَا مِنْهَا‏.‏

  15. Hadis no. 6005

    Ben ve yetime bakan kişi cennette böyleyiz, buyurdu ve bu arada şehadet parmağı ile orta parmağını işaret etti

    Türkçe meal

    Sehl İbn Sa'd'dan, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben ve yetime bakan kişi cennette böyleyiz, buyurdu ve bu arada şehadet parmağı ile orta parmağını işaret etti."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Yetimin ihtiyaçlarını gözetip terbiye eden kimsenin fazileti". Onu eğiten, terbiye eden ve onun ihtiyaçlarını, nafakasını karşılayan kimsenin fazileti, demektir. "Ben ve yetime bakan kişi" onun işlerini ve masıahatını koruyup gözeten kişi demektir. Malik, Safvan İbn Süleym yoluyla gelen mürsel rivayetinde "kendisinin yahut başkasının yetimini görüp gözeten" fazlalığı ile zikretmiştir. Buhari bunu elEdebu'l-Müfred adlı eserinde mevsul olarak rivayet etmiştir. Hadisteki bu ifade de amca, kardeş ya da buna benzer akrabalardan olması yahut çocuğun babasının ölmüş olup annesinin onun yerini tutması yahut annesinin ölüp babasının çocuğun terbiyesinde annesinin yerine geçmesi hallerini anlatmaktadır. el-Bezzar, Ebu Hureyre yoluyla mevsul bir sened ile şu hadisi: "Her kim, ister akrabalığı olan, ister akrabalığı olmayan bir yetime bakarsa ...

    " diye rivayet etmiştir. İşte bu rivayet, bundan önceki rivayetten maksadin ne olduğunu açıklamaktadır. İbn Battal dedi ki: Bu hadisi işiten bir kimsenin cennette Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkadaşı olabilmek için gereğince amel etmesi gerekir. Çünkü ahirette bundan daha faziletli hiçbir makam da yoktur. Derim ki: Hadis daha önce Uan bölümünde geçmiş ve orada "her iki parmağının arasını" yani şehadet parmağı ile orta parmağın arasını "ayırdı", denilmektedir. Bu ifadede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in derecesi ile yetime bakanın derecesi arasındaki farkın şehadet parmağı ile orta parmak arasındaki fark kadar olduğuna işaret etmektedir.

    Bu hadis de "benim Nebi olarak gönderilişim ile kıyamet şu ikisine benzer" şeklindeki diğer hadisin bir benzeridir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَنَا وَكَافِلُ الْيَتِيمِ، فِي الْجَنَّةِ هَكَذَا ‏"‏‏.‏ وَقَالَ بِإِصْبَعَيْهِ السَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى‏.‏

  16. Hadis no. 6006

    Dul kadın ile yoksulun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan kimse, Allah yolunda cihad eden yahut gündüzün oruç…

    Türkçe meal

    Safvan İbn Süleym'den, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ref' ederek dedi ki: "Dul kadın ile yoksulun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan kimse, Allah yolunda cihad eden yahut gündüzün oruç tutup geceleyin namaz kılan kimse gibidir." AÇiKLAMA "Dul kadının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan kimse." Onun maslahatına olan işler için uğraşıp duran kimse, demektir. Buna dair açıklamalar da daha önce Nafakalar bölümünde(5353.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، يَرْفَعُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّاعِي عَلَى الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، أَوْ كَالَّذِي يَصُومُ النَّهَارَ وَيَقُومُ اللَّيْلَ ‏"‏‏.‏ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، مَوْلَى ابْنِ مُطِيعٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ

  17. Hadis no. 6007

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu Dul kadının ve yoksul kimsenin ihtiyaçlarını karşılamak…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu Dul kadının ve yoksul kimsenin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan kimse, Allah yolunda cihad eden kimse gibidir. Zannederim -ki şüphe eden ravilerden el-Ka'nebı'dir- aralıksız namaz kılan ve orucunu açmaksızın oruç tutan kimse gibidir, de dedi." Buna dair yeterli açıklamalar daha önce Nafakalar bölümünde(5353.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ السَّاعِي عَلَى الأَرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ـ وَأَحْسِبُهُ قَالَ، يَشُكُّ الْقَعْنَبِيُّ ـ كَالْقَائِمِ لاَ يَفْتُرُ، وَكَالصَّائِمِ لاَ يُفْطِرُ ‏"‏‏.‏

  18. Hadis no. 6008

    Bizler yaşça birbirine yakın gençler olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardık

    Türkçe meal

    Ebu Süleyman, Malik İbn el-Huveyris'ten, dedi ki: "Bizler yaşça birbirine yakın gençler olarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardık. Onun yanında yirmi gün kaldık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim ailelerimizi özlediğimizi anladı ve bize ahalimiz arasında geride bıraktıklarımıza dair soru sordu. Biz de ona bildirdik. O son derece yumuşak kalpli ve merhametli idi. Bunun için bize: Ailelerinizin yanına geri dönünüz, onlara öğretiniz, onlara (emirlere uymalarını) emrediniz. Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öylece namaz kılınız. Namaz vakti geldi mi biriniz size ezan okusun, sonra da yaşça en büyüğünüz size imam olsun

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي سُلَيْمَانَ، مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ قَالَ أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ شَبَبَةٌ مُتَقَارِبُونَ، فَأَقَمْنَا عِنْدَهُ عِشْرِينَ لَيْلَةً، فَظَنَّ أَنَّا اشْتَقْنَا أَهْلَنَا، وَسَأَلَنَا عَمَّنْ تَرَكْنَا فِي أَهْلِنَا، فَأَخْبَرْنَاهُ، وَكَانَ رَفِيقًا رَحِيمًا فَقَالَ ‏ "‏ ارْجِعُوا إِلَى أَهْلِيكُمْ فَعَلِّمُوهُمْ وَمُرُوهُمْ، وَصَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي، وَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَلْيُؤَذِّنْ لَكُمْ أَحَدُكُمْ، ثُمَّ لِيَؤُمَّكُمْ أَكْبَرُكُمْ ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 6009

    Bir adam bir zamanlar yolda yürüyüp giderken ileri derecede susadı

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir adam bir zamanlar yolda yürüyüp giderken ileri derecede susadı. Bir kuyu buldu ve hemen o kuyuya inip su içti. Sonra da kuyudan çıktı. Bir de ne görsün! Aşırı susadığından ötürü toprak yiyen bir köpek. Bu sebeple adam: Bu köpek de benim ileri derecede susadığım gibi susamış deyip kuyuya indi. Ayakkabısını su doldurduktan sonra ağzıyla onu tuttu, (yukarı çıkıp) köpeğe su içirdi. Allah onun bu amelini mükafatlandırdı ve ona mağfiret etti. Ashab: Ey Allah'ın Rasulü, hayvanlara yaptığımız iyiliklerden dolayı bizim için ecir almak söz konusu mudur, diye sordu. Allah Rasulü: Nemli ciğeri olan her bir varlıkta(onlara yapılan iyilik dolayısıyla} bir ecir vardır, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْعَطَشُ، فَوَجَدَ بِئْرًا فَنَزَلَ فِيهَا فَشَرِبَ ثُمَّ خَرَجَ، فَإِذَا كَلْبٌ يَلْهَثُ يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ فَقَالَ الرَّجُلُ لَقَدْ بَلَغَ هَذَا الْكَلْبَ مِنَ الْعَطَشِ مِثْلُ الَّذِي كَانَ بَلَغَ بِي، فَنَزَلَ الْبِئْرَ فَمَلأَ خُفَّهُ، ثُمَّ أَمْسَكَهُ بِفِيهِ، فَسَقَى الْكَلْبَ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَإِنَّ لَنَا فِي الْبَهَائِمِ أَجْرًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ فِي كُلِّ ذَاتِ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ ‏"‏‏.‏

  20. Hadis no. 6010

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda ayakta durdu

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda ayakta durdu. Biz de onunla birlikte ayakta durduk. Bir bedevi namazda olduğu halde: Allah'ım, bana ve Muhammed'e rahmet buyur. Bizimle beraber de kimseye rahmet etme, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem selam verince o bedeviye: Sen geniş olan bir şeyi alabildiğine daralttın, dedi. Bununla Allah'ın rahmetini kastediyordu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةٍ وَقُمْنَا مَعَهُ، فَقَالَ أَعْرَابِيٌّ وَهْوَ فِي الصَّلاَةِ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي وَمُحَمَّدًا، وَلاَ تَرْحَمْ مَعَنَا أَحَدًا‏.‏ فَلَمَّا سَلَّمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِلأَعْرَابِيِّ ‏ "‏ لَقَدْ حَجَّرْتَ وَاسِعًا ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ رَحْمَةَ اللَّهِ‏.‏