İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 42

Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı Kitabı

34 hadis · Kitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)

Sayfa 2 / 2Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2371

    At; bir kimse için sevap; bir kimse için (fakirliğe karşı) bir örtü; bir kimse için de günahtır: Sevap olması…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "At; bir kimse için sevap; bir kimse için (fakirliğe karşı) bir örtü; bir kimse için de günahtır: Sevap olması, atını Allah yolunda tahsis eden kimse içindir. Atını, otlağı bol geniş bir araziye veya geniş bir bahçeye uzun bir iple bağlamıştır. At otlardan veya bahçeden yedikçe bunlar sahibi için birer hasene (sevap) olur. Hele bir de ipini koparıp da bir veya iki yüksek tepede koştursa, yaptığı izler ve gübreleri sahibi için sevap olur. Bir nehre varıp da su içse, sahibi onu sulamayı istememiş olsa bile bu da onun için bir sevap olur. İşte bu sebeple, at o kimse için sevap (kaynağı) olur. Örtü olması; atını, insanlara muhtaç olmadan onurlu bir şekilde yaşamak arzusu içinde (kazanç) amacıyla kullanan kimse içindir. Bu kimse sahip olduğu otlarla ilgili olarak Allah hakkını (zekat) ve haddinden fazla yük taşıtmamayı gözettiği için at onun için, (fakirliğe karşı) bir örtü niteliğindedir. Günah olması, atını, insanlara karşı övünme, gösteriş ve müslümanlara karşı düşmanlık amacıyla kullanan kimse hakkındadır. Bu at onun için günah kaynağıdır. " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, eşeklerin durumu sorulduğu zaman Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, "Bana bu konuda, sorunuzu da kapsayan şu veciz ayetlerden [Zilzal, 7-8] başka bir şey indirilmedi: 'Kim zerre kadar bir hayır işlerse onun karşılığını görecektir. Kim de zerre kadar şer işlerse onun karşılığını görecektir' şeklinde cevap vermiştir.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ السَّمَّانِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الْخَيْلُ لِرَجُلٍ أَجْرٌ، وَلِرَجُلٍ سِتْرٌ، وَعَلَى رَجُلٍ وِزْرٌ، فَأَمَّا الَّذِي لَهُ أَجْرٌ فَرَجُلٌ رَبَطَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَأَطَالَ بِهَا فِي مَرْجٍ أَوْ رَوْضَةٍ، فَمَا أَصَابَتْ فِي طِيَلِهَا ذَلِكَ مِنَ الْمَرْجِ أَوِ الرَّوْضَةِ كَانَتْ لَهُ حَسَنَاتٍ، وَلَوْ أَنَّهُ انْقَطَعَ طِيَلُهَا فَاسْتَنَّتْ شَرَفًا أَوْ شَرَفَيْنِ كَانَتْ آثَارُهَا وَأَرْوَاثُهَا حَسَنَاتٍ لَهُ، وَلَوْ أَنَّهَا مَرَّتْ بِنَهَرٍ فَشَرِبَتْ مِنْهُ وَلَمْ يُرِدْ أَنْ يَسْقِيَ كَانَ ذَلِكَ حَسَنَاتٍ لَهُ، فَهِيَ لِذَلِكَ أَجْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا تَغَنِّيًا وَتَعَفُّفًا ثُمَّ لَمْ يَنْسَ حَقَّ اللَّهِ فِي رِقَابِهَا وَلاَ ظُهُورِهَا، فَهِيَ لِذَلِكَ سِتْرٌ، وَرَجُلٌ رَبَطَهَا فَخْرًا وَرِيَاءً وَنِوَاءً لأَهْلِ الإِسْلاَمِ، فَهِيَ عَلَى ذَلِكَ وِزْرٌ ‏"‏‏.‏ وَسُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحُمُرِ فَقَالَ ‏"‏ مَا أُنْزِلَ عَلَىَّ فِيهَا شَىْءٌ إِلاَّ هَذِهِ الآيَةُ الْجَامِعَةُ الْفَاذَّةُ ‏{‏َمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ * وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ‏}‏‏"‏

  2. Hadis no. 2372

    Buluntu malın kılıfını ve kapağını iyi öğren. Sonra da bir mal bulduğunu bir yıl boyunca insanlara ilan et…

    Türkçe meal

    Zeyd İbn Halid el-Cüheni r.a. şöyle anlatır: Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "lukata" (buluntu mal) hakkında soru sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Buluntu malın kılıfını ve kapağını iyi öğren. Sonra da bir mal bulduğunu bir yıl boyunca insanlara ilan et. Sahibi gelirse ver, aksi halde sana kalmış." Adam, "buluntu davarlar" hakkında ne buyurursunuz" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "O, ya senindir, ya kardeşinindir, ya da kurtlarındır" buyurdu. Adam, "buluntu develer" hakkında ne buyurursunuz" diye sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ona karışma. Onun hörgücünde suyu, ayağın da ayakkabısı var. Sahibi onu buluncaya kadar suyunu içer, ağaçlardan yer" buyurmuştur. BİLGİ: Bu konuda geniş açıklama, Cihad Bölümü, 48. konu, 2860. hadiste yapılacaktır. باب: بيع الحطب والكلأ. 13. ODUN VE OT SATMAK

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى الْمُنْبَعِثِ عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ عَنِ اللُّقَطَةِ، فَقَالَ ‏"‏ اعْرِفْ عِفَاصَهَا وَوِكَاءَهَا، ثُمَّ عَرِّفْهَا سَنَةً، فَإِنْ جَاءَ صَاحِبُهَا وَإِلاَّ فَشَأْنَكَ بِهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَضَالَّةُ الْغَنَمِ قَالَ ‏"‏ هِيَ لَكَ أَوْ لأَخِيكَ أَوْ لِلذِّئْبِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَضَالَّةُ الإِبِلِ قَالَ ‏"‏ مَالَكَ وَلَهَا مَعَهَا سِقَاؤُهَا وَحِذَاؤُهَا، تَرِدُ الْمَاءَ وَتَأْكُلُ الشَّجَرَ، حَتَّى يَلْقَاهَا رَبُّهَا ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 2373

    Sizden birinin, bir urgan alıp bir bağ odun toplayıp satması, böylece Allah'ın onun alnını ak bir şekilde…

    Türkçe meal

    Zübeyr İbn Avvam r.a.'ın rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin, bir urgan alıp bir bağ odun toplayıp satması, böylece Allah'ın onun alnını ak bir şekilde yaşatması, istediği şey verilsin ya da verilmesin, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لأَنْ يَأْخُذَ أَحَدُكُمْ أَحْبُلاً، فَيَأْخُذَ حُزْمَةً مِنْ حَطَبٍ فَيَبِيعَ، فَيَكُفَّ اللَّهُ بِهِ وَجْهَهُ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ النَّاسَ أُعْطِيَ أَمْ مُنِعَ ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 2374

    Sizden birinin,sırtında bir bağ odun taşıması, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin,sırtında bir bağ odun taşıması, insanlardan dilenmesinden daha hayırlıdır. İstediği şeyi ister versinler, isterse vermesinler durum böyledir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا فَيُعْطِيَهُ أَوْ يَمْنَعَهُ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 2375

    Siz benim dedelerimin köleleri değil misiniz?

    Türkçe meal

    Ali İbn Ebu Talib r.a. şöyle anlatır: Bedir savaşının ganimetleri dağıtıldığı sırada bana yaşlı bir deve düşmüştü. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana, yaşlı bir deve daha verdi. Birgün bu iki deveyi, ensarlı bir kimsenin kapısının önünde çöktürmüştüm. Satmak amacıyla deve ile izhir otu taşımak istiyordum. Yanımda da Beni Kaynuka'lılardan bir sarraf vardı. Elde edeceğim kazançla Fatima'nın düğün yemeğine yardım etmek istiyordum. Hamza İbn Abdülmuttalib r.a. de bu evde, yanında bir şarkıcı kadın ile beraber (içki) içiyordu. Bu sırada kadın, "Ey Hamza! Şu semiz develere bak" şeklinde başlayan şiiri okudu. Bunun üzerine Hamza fırladı ve kılıcı ile devenin hörgüçlerini kopardı, belini yardı, ciğerlerinden bir parça aldı. İbn Şihab'a, "Hörgüçlerini de mi?" diye sordum. "Evet, hörgüçlerini de" diye cevap verdi. Daha sonra gitti. Beni şaşkınlık içinde bırakan bu manzarayı izledikten sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gittim. Yanında Zeyd İbn Harise r.a. vardı. Olanları anlattım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyd r.a. ile birlikte çıktı. Ben de onlara katıldım. Hamza r.a.'ın yanına girdi ve ona kızdı. Hamza r.a. gözünü kaldırdı ve: "Siz benim dedelerimin köleleri değil misiniz?" dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem geri çekilerek döndü ve oradan çıktı. Bu olay, henüz şarap haram kılınmadan önce gerçekleşti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِيهِ، حُسَيْنِ بْنِ عَلِيٍّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنهم ـ أَنَّهُ قَالَ أَصَبْتُ شَارِفًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَغْنَمٍ يَوْمَ بَدْرٍ قَالَ وَأَعْطَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَارِفًا أُخْرَى، فَأَنَخْتُهُمَا يَوْمًا عِنْدَ باب رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ، وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَحْمِلَ عَلَيْهِمَا إِذْخِرًا لأَبِيعَهُ، وَمَعِي صَائِغٌ مِنْ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَأَسْتَعِينَ بِهِ عَلَى وَلِيمَةِ فَاطِمَةَ، وَحَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَشْرَبُ فِي ذَلِكَ الْبَيْتِ مَعَهُ قَيْنَةٌ، فَقَالَتْ أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ‏.‏ فَثَارَ إِلَيْهِمَا حَمْزَةُ بِالسَّيْفِ، فَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا، ثُمَّ أَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا‏.‏ قُلْتُ لاِبْنِ شِهَابٍ وَمِنَ السَّنَامِ قَالَ قَدْ جَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا فَذَهَبَ بِهَا‏.‏ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ قَالَ عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ فَنَظَرْتُ إِلَى مَنْظَرٍ أَفْظَعَنِي فَأَتَيْتُ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ فَأَخْبَرْتُهُ الْخَبَرَ فَخَرَجَ وَمَعَهُ زَيْدٌ، فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ، فَدَخَلَ عَلَى حَمْزَةَ فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ فَرَفَعَ حَمْزَةُ بَصَرَهُ وَقَالَ هَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لآبَائِي فَرَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَهْقِرُ حَتَّى خَرَجَ عَنْهُمْ، وَذَلِكَ قَبْلَ تَحْرِيمِ الْخَمْرِ‏.‏

  6. Hadis no. 2376

    Bize verdiğin gibi muhacir kardeşlerimize de vermen şartıyla (kabul ederiz)

    Türkçe meal

    Yahya İbn Said, "Enes'i şöyle söylerken işittim" demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bahreyn'in bir kısmını ensarlılara tahsis (ikta') etmek istedi. Bunun üzerine ensarlı müslümanlar, "Bize verdiğin gibi muhacir kardeşlerimize de vermen şartıyla (kabul ederiz)" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ben aranızdan ayrıldıktan sonra, insanların ene’ye (bencillik’e) düştüğünü göreceksiniz. Bu durumda bana kavuşana kadar sabredin" buyurmuştur.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْطِعَ مِنَ الْبَحْرَيْنِ، فَقَالَتِ الأَنْصَارُ حَتَّى تُقْطِعَ لإِخْوَانِنَا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ مِثْلَ الَّذِي تُقْطِعُ لَنَا قَالَ ‏ "‏ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 2377

    Ey Allah'ın Resulü! Eğer böyle yapacak isen, Kureyşli kardeşlerimiz için de bir benzerini yaz (onlara da ver)

    Türkçe meal

    Enes r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bahreyn'i ikta' olarak vermek üzere ensarlıları çağırmıştl. Ensarlılar, "Ey Allah'ın Resulü! Eğer böyle yapacak isen, Kureyşli kardeşlerimiz için de bir benzerini yaz (onlara da ver)" dediler. Fakat Hz. Nebi'de bu kadar arazi yoktu. Bunun üzerine "Ben aranızdan ayrıldıktan sonra, insanların Ene’ye (bencillik’e) düştüğünü göreceksiniz. Bu durumda bana kavuşana kadar sabredin" buyurmuştur

    Arapça metin

    وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ لِيُقْطِعَ لَهُمْ بِالْبَحْرَيْنِ، فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ فَعَلْتَ فَاكْتُبْ لإِخْوَانِنَا مِنْ قُرَيْشٍ بِمِثْلِهَا، فَلَمْ يَكُنْ ذَلِكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي ‏"‏‏.‏

  8. Hadis no. 2378

    Deve üzerindeki haklardan biri de su başlarında sağılmasıdır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Deve üzerindeki haklardan biri de su başlarında sağılmasıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُلَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ هِلاَلِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي عَمْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ حَقِّ الإِبِلِ أَنْ تُحْلَبَ عَلَى الْمَاءِ ‏"‏‏.‏

  9. Hadis no. 2379

    Bir kimse, hurmaları aşıladıktan sonra ağaçlarını satarsa, müşteri ayrıca kendisine ait olmasını şart…

    Türkçe meal

    Salim İbn Abdullah'ın naklettiğine göre babası şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: "Bir kimse, hurmaları aşıladıktan sonra ağaçlarını satarsa, müşteri ayrıca kendisine ait olmasını şart koşmadıkça, meyveleri satıcıya ait olur. Bir kimse köle sattığı zaman, müşteri şart koşmadıkça köleye ait olan mallar da satıcıya ait olur

    Arapça metin

    أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ ابْتَاعَ نَخْلاً بَعْدَ أَنْ تُؤَبَّرَ فَثَمَرَتُهَا لِلْبَائِعِ، إِلاَّ أَنْ يَشْتَرِطَ الْمُبْتَاعُ، وَمَنِ ابْتَاعَ عَبْدًا وَلَهُ مَالٌ فَمَالُهُ لِلَّذِي بَاعَهُ إِلاَّ أَنْ يَشْتَرِطَ الْمُبْتَاعُ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنْ عُمَرَ فِي الْعَبْدِ‏.‏

  10. Hadis no. 2380

    İbn Ömer'in, Zeyd İbn Sabit'ten naklettiğine göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ariyyelerin, ne…

    Türkçe meal

    İbn Ömer'in, Zeyd İbn Sabit'ten naklettiğine göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ariyyelerin, ne kadar meyve vereceğini tahmin suretiyle satılmasına izin vermiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُبَاعَ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا تَمْرًا‏.‏

  11. Hadis no. 2381

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, muhabera, muhakale, müzabene yoluyla satışı ve kızarıp tatlanmadan önce…

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, muhabera, muhakale, müzabene yoluyla satışı ve kızarıp tatlanmadan önce meyvelerin satımını yasaklamıştır. Bunların, ancak dinar ya da dirhem karşılığında satılmasını emretmiştir. Fakat bu hükümden sadece ariyye satışı müstesnadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُخَابَرَةِ، وَالْمُحَاقَلَةِ، وَعَنِ الْمُزَابَنَةِ، وَعَنْ بَيْعِ الثَّمَرِ حَتَّى يَبْدُوَ صَلاَحُهَا، وَأَنْ لاَ تُبَاعَ إِلاَّ بِالدِّينَارِ وَالدِّرْهَمِ، إِلاَّ الْعَرَايَا‏.‏

  12. Hadis no. 2382

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beş veskten aşağı olmak şartıyla, tahmin yöntemiyle ariyye satışı…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beş veskten aşağı olmak şartıyla, tahmin yöntemiyle ariyye satışı yapılmasına izin vermiştir. Ravi Davud, ifadenin, "beş veskte" şeklinde olabileceği konusunda şek (şüphe) etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ حُصَيْنٍ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، مَوْلَى أَبِي أَحْمَدَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْعِ الْعَرَايَا بِخَرْصِهَا مِنَ التَّمْرِ فِيمَا دُونَ خَمْسَةِ أَوْسُقٍ أَوْ فِي خَمْسَةِ أَوْسُقٍ، شَكَّ دَاوُدُ فِي ذَلِكَ‏.‏

  13. Hadis no. 2383

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını…

    Türkçe meal

    Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، مَوْلَى بَنِي حَارِثَةَ أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، حَدَّثَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْمُزَابَنَةِ بَيْعِ الثَّمَرِ بِالتَّمْرِ، إِلاَّ أَصْحَابَ الْعَرَايَا فَإِنَّهُ أَذِنَ لَهُمْ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي بُشَيْرٌ مِثْلَهُ‏.‏

  14. Hadis no. 2384

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını…

    Türkçe meal

    Rafi' İbn Hadlc ve Sehl İbn Ebi Hasme r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, müzabene satışını ve meyvenin kuru hurma karşılığında satılmasını yasaklamıştır. Ancak ariyye uygulamasında bulunanlara bu konuda izin vermiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، مَوْلَى بَنِي حَارِثَةَ أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، حَدَّثَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْمُزَابَنَةِ بَيْعِ الثَّمَرِ بِالتَّمْرِ، إِلاَّ أَصْحَابَ الْعَرَايَا فَإِنَّهُ أَذِنَ لَهُمْ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ ابْنُ إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي بُشَيْرٌ مِثْلَهُ‏.‏