İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 64

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri Kitabı

522 hadis · Kitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)

Sayfa 6 / 27Yazı boyutu
  1. Hadis no. 4050

    Münafıklar hakkında ne diye iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kazandıkları yüzünden baş aşağı…

    Türkçe meal

    Zeyd b. Sabit r.a. dedi ki: ygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud gazvesine çıktıktan sonra onunla birlikte çıkım kimselerden bir kısmı geri döndü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de ashabı\iki gruba ayrıldı: Bir kesim, onlarla savaşırız diyor, diğer kesim onlarla savaşmayız, diyordu. Bunun üzerine de: "Münafıklar hakkında ne diye iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kazandıkları yüzünden baş aşağı yıkıvermiş bulunuyor."[Nisa, 88] buyruğu indi ve (Allah Resulü) şöyle buyurdu: O Taybe'dir. Ateşin gümüşün yaramaz kısımlarını silip süpürdüğü gibi, o da günahları siler süpürür."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Onunla beraber çıkmış olanlardan bazıları geri döndü." Kastettiği Abdullah b. Ubey ile onun arkadaşlarıdır. Bu husus, Meğazı bölümünde Musa b. Ukbe yoluyla gelen rivayette açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır. Abdullah b. Ubey'in görüşü Medine'de kalmak hususunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in görüşüne uygundu. Başkaları Medine'nin dışına çıkma görüşünü ortaya atıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da onların görüşlerini kabul edince ve Medine'nin dışına çıkması üzerine Abdullah b. Ubey arkadaşlarına: Onlara itaat etti, bana da karşı geldi. O halde niçin kendimizi ölüme maruz bırakalım ki, dedi ve savaşa çıkanların üçte birini alıp geri döndü.

    İbn İshak rivayetinde der ki: Abdullah b. Amr b. Haram -ki Cabir'in babasıdır ve o da Abdullah b. Ubey gibi Hazreclidir- arkalarından giderek geri dönmeleri için onlara yalvardı ise de kabul etmediler. Bu sefer: Allah sizi bizden uzak tutsun, dedi. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı" Abdullah b. Ubey ile geri dönen kimseler hakkındaki hükmün ne olduğu hususunda "ikiye ayrılmışlardL" "Bunun üzerine bu ayet indi." Bu ayetin nüzul sebebi ile ilgili olarak sahih olan da budur. "Ve: O Taybe'dir ... günahları siler." Buna dair açıklamalar Hac bahsinin sonlarında (1883. hadiste) yeteri kadar geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ،، يُحَدِّثُ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى أُحُدٍ، رَجَعَ نَاسٌ مِمَّنْ خَرَجَ مَعَهُ، وَكَانَ أَصْحَابُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِرْقَتَيْنِ، فِرْقَةً تَقُولُ نُقَاتِلُهُمْ‏.‏ وَفِرْقَةً تَقُولُ لاَ نُقَاتِلُهُمْ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏فَمَا لَكُمْ فِي الْمُنَافِقِينَ فِئَتَيْنِ وَاللَّهُ أَرْكَسَهُمْ بِمَا كَسَبُوا‏}‏ وَقَالَ ‏"‏ إِنَّهَا طَيْبَةُ تَنْفِي الذُّنُوبَ كَمَا تَنْفِي النَّارُ خَبَثَ الْفِضَّةِ ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 4051

    Hani sizden iki zümre bozulmaya yüz tutmuştu

    Türkçe meal

    Cabir r.a. dedi ki: "Hani sizden iki zümre bozulmaya yüz tutmuştu."[Ali İmran, 122] buyruğu, bizler yani Selime oğulları ile Harise oğulları hakkında inmiştir. Hiçbir zaman bu ayetin inmemiş olmasını arzu etmem .. Çünkü yüce Allah: "Halbuki Allah, o ikisinin velisidir" diye buyurmaktadır." Bu Hadis ileride 4558 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِينَا ‏{‏إِذْ هَمَّتْ طَائِفَتَانِ مِنْكُمْ أَنْ تَفْشَلاَ‏}‏ بَنِي سَلِمَةَ وَبَنِي حَارِثَةَ، وَمَا أُحِبُّ أَنَّهَا لَمْ تَنْزِلْ، وَاللَّهُ يَقُولُ ‏{‏وَاللَّهُ وَلِيُّهُمَا‏}‏

  3. Hadis no. 4052

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Cabir, evlendin mi, diye sordu

    Türkçe meal

    Cabir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Ey Cabir, evlendin mi, diye sordu. Ben: Evet dedim. Nasıl bir hanım ile, bakire ile mi yoksa dul ile mi, diye sordu. Ben, bakire değil duldur, dedim. Allah Resulü: Niye genç bir kızla evlenmedin ki onunla oynaşırdın, diye buyurdu. Ben: Ey Allah'ın Resulü, benim babam Uhud günü öldürüldü, geriye de benim kızkardeşim olan dokuz kız bıraktı. Onların yanına bir şey beceremeyen küçük bir kız daha getirmek yerine, onların saçlarını tarayacak, onları gözetecek bir hanım bulunsun istedim. Allah Resulü: İsabet ettin diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، أَخْبَرَنَا عَمْرٌو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ نَكَحْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَاذَا أَبِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لاَ بَلْ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أَبِي قُتِلَ يَوْمَ أُحُدٍ وَتَرَكَ تِسْعَ بَنَاتٍ كُنَّ لِي تِسْعَ أَخَوَاتٍ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَجْمَعَ إِلَيْهِنَّ جَارِيَةً خَرْقَاءَ مِثْلَهُنَّ، وَلَكِنِ امْرَأَةً تَمْشُطُهُنَّ وَتَقُومُ عَلَيْهِنَّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَصَبْتَ ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 4053

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve, benim babamın Uhud günü şehit düştüğünü ve geriye…

    Türkçe meal

    Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre; babası Uhud günü şehit düştü. Geriye de ödenmesi gereken bir miktar borç ile altı kız çocuğu bıraktı. Hurmaların toplanma zamanı gelince (Cabir) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve, benim babamın Uhud günü şehit düştüğünü ve geriye çok miktarda borç bıraktığını biliyorsun. Ben alacaklıların da seni görmelerini istiyorum, dedim. Allah Resulü: Git ve her bir hurmayı ayrı bir yerde topla, dedi. Ben de dediğini yaptım. Sonra onu çağırdım. (Alacaklılar) onu görünce o anda sanki bana güvenmediler (alacaklarının hemen ödenmesini istediler). Allah Resulü onların yaptıklarını görünce harman edilmiş en büyük kümenin yanına yaklaşarak etrafında üç defa dolaştı. Sonra onun yanıbaşında oturdu, sonra da bana: Arkadaşlarını çağır, dedi. Babamın emanetini (alacaklarını) ödemeyi Allah nasip edinceye kadar onlara ölçerek verip, durdu. Ben de babamın emanetinin (borçlarının) eksiksiz olarak ödenmesi halinde geriye tek bir meyveyi dahi kızkardeşlerime götürmemeye razı idim .. Fakat yüce Allah harman yerindeki bütün hurma kümelerini esenliğekavuşturdu. Öyle ki ben, Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in yanıbaşında oturduğu hurma kümesine bakıyordum da tek bir hurma tanesi dahi eksilmemiş gibi geldi.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "O zaman içinizden iki zümre bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah on-ların velisi idi."[Al-i İmran, 122] buyruğundaki "el-feşl: bozulmak, bozguna uğramak" korkmak demektir. Bunun görüş belirtmek hakkında kullanıldığı takdirde acze düşmek, bedeni bir hali anlatmak için kullanıldığı takdirde ise, bitkin düşmek, savaş ile ilgili kullanıldığı takdirde korkaklık göstermek anlamına geldiği de söylenmiştir. "Veli" de yardımcı demektir. "Bu ayet bizim hakkımızda inmiştir." Yani Hazredilerden olan kendi kavmi Selime oğulları ile onların akrabaları olan Evslilerden bulunan Harise oğulları hakkında :nmiştir.

    "Ben bu ayetin nazil olm'amasını arzu etmezdim .. Çünkü yüce Allah: "Ve Allah onların velisidir" diye buyurmuştur." Ayet-i kerime her ne kadar zahiri anlamı itibariyle onların değerini düşürmekte ise de, sonunda onlar için oldukça büyük bir şeref ifadesi taşımaktadır. İbn İshak der ki: Yüce Allah'ın: "Halbuki Allah onların velisidir" buyruğu, onların içlerinden geçirdikleri bozguna uğramak duygularını onlardan uzaklaştırandır, demektir .. Çünkü böyle bir düşünce şeytan ın bir vesvesesi olmakla birlikte onların gevşeklik göstermeleri söz konusu olmamıştı. Bu husustaki ikinci rivayeti (4053 numaralı hadis) ile ilgili açıklamalar Nübuwetin alametleri başlığında (3580. hadiste) geçmiş bulunmaktadır.

    Birinci rivayetin (4052 numaralı hadisin) ihtiva ettiği hususlara dair açıklamalar da Nikah bölümünde gelecektir. Bu rivayetin burada kaydedilmesindeki amaç ise Cabir'in babası Abdullah'ın Uhud'da şehit düşmüş kimselerden olduğunun belirtilmesidir. Tirmizi'de, Talha b. Hiraş yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Cabir'i şöyle derken dinledim: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem benimle karşılaştı ve dedi ki: Ne diye seni böyle gönlü kırık görüyorum? Ben: Ey Allah'ın Resulü, babam Uhud'da şehit düştü, geriye de çok miktarda borç ve bakıma muhtaç çoluk çocuk bıraktı, dedim. Allah Resulü bana: Sana müjde vereyim mi, diye buyurdu.

    Şüphesiz Allah senin babanı huzuruna aldı ve, benden dilekte bulun, dedi. Senin baban: Tekrar bana hayat ver (beni dünyaya gönder) senin uğrunda bir defa daha öldürüleyim, dedi ve: "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanrna. Bilakis onlar Rableri katında diridirler ... "[Al-i İmran, 169] ayeti indirildi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ أَبِي سُرَيْجٍ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما أَنَّ أَبَاهُ، اسْتُشْهِدَ يَوْمَ أُحُدٍ وَتَرَكَ عَلَيْهِ دَيْنًا، وَتَرَكَ سِتَّ بَنَاتٍ، فَلَمَّا حَضَرَ جِذَاذُ النَّخْلِ قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ وَالِدِي قَدِ اسْتُشْهِدَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَتَرَكَ دَيْنًا كَثِيرًا، وَإِنِّي أُحِبُّ أَنْ يَرَاكَ الْغُرَمَاءُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَبَيْدِرْ كُلَّ تَمْرٍ عَلَى نَاحِيَةٍ ‏"‏‏.‏ فَفَعَلْتُ ثُمَّ دَعَوْتُهُ، فَلَمَّا نَظَرُوا إِلَيْهِ كَأَنَّهُمْ أُغْرُوا بِي تِلْكَ السَّاعَةَ، فَلَمَّا رَأَى مَا يَصْنَعُونَ أَطَافَ حَوْلَ أَعْظَمِهَا بَيْدَرًا ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ جَلَسَ عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ ادْعُ لَكَ أَصْحَابَكَ ‏"‏‏.‏ فَمَا زَالَ يَكِيلُ لَهُمْ حَتَّى أَدَّى اللَّهُ عَنْ وَالِدِي أَمَانَتَهُ، وَأَنَا أَرْضَى أَنْ يُؤَدِّيَ اللَّهُ أَمَانَةَ وَالِدِي، وَلاَ أَرْجِعَ إِلَى أَخَوَاتِي بِتَمْرَةٍ، فَسَلَّمَ اللَّهُ الْبَيَادِرَ كُلَّهَا وَحَتَّى إِنِّي أَنْظُرُ إِلَى الْبَيْدَرِ الَّذِي كَانَ عَلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَأَنَّهَا لَمْ تَنْقُصْ تَمْرَةً وَاحِدَةً‏.‏

  5. Hadis no. 4054

    Uhud günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Beraberinde onun önünde savaşan iki adam vardı…

    Türkçe meal

    Sa'd b. Ebi Vakkas r.a. dedi ki: "Uhud günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Beraberinde onun önünde savaşan iki adam vardı. Üzerlerinde beyaz elbiseler vardı. Bu iki kişi alabildiğine şiddetli çarpışıyorlardı. Onları ne daha önce görmüştüm, ne de sonra gördüm." Bu Hadis 5826 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ، وَمَعَهُ رَجُلاَنِ يُقَاتِلاَنِ عَنْهُ، عَلَيْهِمَا ثِيَابٌ بِيضٌ، كَأَشَدِّ الْقِتَالِ، مَا رَأَيْتُهُمَا قَبْلُ وَلاَ بَعْدُ‏.‏

  6. Hadis no. 4055

    Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ok torbasındaki okları benim önüme açarak: Anam babam sana feda…

    Türkçe meal

    Sa'd b. Ebi Vakkas dedi ki: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ok torbasındaki okları benim önüme açarak: Anam babam sana feda olsun, ok at, diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ السَّعْدِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ نَثَلَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كِنَانَتَهُ يَوْمَ أُحُدٍ فَقَالَ ‏ "‏ ارْمِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 4056

    Ben Sa'd'i şöyle derken dinledim: Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ana ve babasını bir arada benim…

    Türkçe meal

    Yahya b. Said dedi ki: Said b. el-Müseyyeb 'i şöyle derken dinledim: "Ben Sa'd'i şöyle derken dinledim: Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ana ve babasını bir arada benim için zikretti ve onlar sana feda olsun, diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدًا، يَقُولُ جَمَعَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَبَوَيْهِ يَوْمَ أُحُدٍ‏.‏

  8. Hadis no. 4057

    Sa'd b. Ebi Vakkas r.a. dedi ki: Uhud günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem savaşırken benim için anne…

    Türkçe meal

    İbn el-Müseyyeb'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sa'd b. Ebi Vakkas r.a. dedi ki: Uhud günü Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem savaşırken benim için anne babasının her ikisini de bir arada zikretti -o bu sözleriyle, babam ve anam sana feda olsun dediği zamanı kastetmektedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ سَعْدُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ ـ رضى الله عنه ـ لَقَدْ جَمَعَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ أَبَوَيْهِ كِلَيْهِمَا‏.‏ يُرِيدُ حِينَ قَالَ ‏ "‏ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏‏.‏ وَهُوَ يُقَاتِلُ‏.‏

  9. Hadis no. 4058

    Ali r.a.'ı şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Sa'd'in dışında herhangi bir kimse için…

    Türkçe meal

    İbn Şeddad dedi ki: "Ali r.a.'ı şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Sa'd'in dışında herhangi bir kimse için (babam anam sana feda olsun, diyerek) baba ve annesini bir arada zikrettiğini hiç işitmedim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شَدَّادٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ مَا سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ أَبَوَيْهِ لأَحَدٍ غَيْرَ سَعْدٍ‏.‏

  10. Hadis no. 4059

    Ben Sa'd b. Malik dışında kimseye baba ve annesini bir arada zikir {ederek, sana feda olsunlar deldiğini…

    Türkçe meal

    Ali r.a. dedi ki: "Ben Sa'd b. Malik dışında kimseye baba ve annesini bir arada zikir {ederek, sana feda olsunlar deldiğini duymadım. Ben Uhud günü onu: Ey Sa'd ok at, babam anam sana feda olsun derken dinledim."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Beraberinde iki adam vardı. Onun önünde savaşıyorlardı." Bunlar Cibril ve Mikail idiler. Nitekim Müslim'de bir başka rivayet yoluyla Mis'ar'den böyle rivayet edilmiştir. Hadisin sonunda: "Cibril ve Mikail'i kastediyor" denilmektedir. "Sa'd'in dışında" kastettiği Sad b. Ebi Vakkas'tır. {Ebu Vakkas} da ikinci rivayette olduğu gibi İbn Malik'tir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَسَرَةُ بْنُ صَفْوَانَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ مَا سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَمَعَ أَبَوَيْهِ لأَحَدٍ إِلاَّ لِسَعْدِ بْنِ مَالِكٍ، فَإِنِّي سَمِعْتُهُ يَقُولُ يَوْمَ أُحُدٍ ‏ "‏ يَا سَعْدُ ارْمِ، فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 4060

    Ebu Osman, o günlerin birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kalıp da savaşmış Talha ve…

    Türkçe meal

    Mu'temir, babasından rivayetle dedi ki: "Ebu Osman, o günlerin birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kalıp da savaşmış Talha ve Sa'd'ın dışında kimse kalmamış olduğunu --onlardan rivayet ettiği iki hadislerine göre- söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُعْتَمِرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ زَعَمَ أَبُو عُثْمَانَ أَنَّهُ لَمْ يَبْقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ تِلْكَ الأَيَّامِ الَّتِي يُقَاتِلُ فِيهِنَّ غَيْرُ طَلْحَةَ وَسَعْدٍ‏.‏ عَنْ حَدِيثِهِمَا‏.‏

  12. Hadis no. 4061

    Ebu Osman, o günlerin birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kalıp da savaşmış Talha ve…

    Türkçe meal

    Mu'temir, babasından rivayetle dedi ki: "Ebu Osman, o günlerin birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kalıp da savaşmış Talha ve Sa'd'ın dışında kimse kalmamış olduğunu --onlardan rivayet ettiği iki hadislerine göre- söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُعْتَمِرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ زَعَمَ أَبُو عُثْمَانَ أَنَّهُ لَمْ يَبْقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ تِلْكَ الأَيَّامِ الَّتِي يُقَاتِلُ فِيهِنَّ غَيْرُ طَلْحَةَ وَسَعْدٍ‏.‏ عَنْ حَدِيثِهِمَا‏.‏

  13. Hadis no. 4062

    Ben, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, el-Mikdad ve Said (Allah onlardan razı olsun) ile birlikte…

    Türkçe meal

    Muhammed b. Yusuf dedi ki: es-Saib b. Yezid'i şöyle derken dinledim: "Ben, Abdurrahman b. Avf, Talha b. Ubeydullah, el-Mikdad ve Said (Allah onlardan razı olsun) ile birlikte arkadaşlık ettim. Onlardan birisinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklettiğini duymadım. Ancak ben Talha'nın Uhud gününden söz ettiğini dinledim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، قَالَ صَحِبْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ وَطَلْحَةَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ وَالْمِقْدَادَ وَسَعْدًا رضى الله عنهم فَمَا سَمِعْتُ أَحَدًا مِنْهُمْ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، إِلاَّ أَنِّي سَمِعْتُ طَلْحَةَ يُحَدِّثُ عَنْ يَوْمِ أُحُدٍ

  14. Hadis no. 4063

    Ben Talha'nın Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendisiyle koruduğu elinin felç olmuş olduğunu…

    Türkçe meal

    Kays dedi ki: "Ben Talha'nın Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendisiyle koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gördüm

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ رَأَيْتُ يَدَ طَلْحَةَ شَلاَّءَ، وَقَى بِهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أُحُدٍ‏.‏

  15. Hadis no. 4064

    Uhud gününde insanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafından dağıldılar

    Türkçe meal

    Enes r.a. dedi ki: "Uhud gününde insanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafından dağıldılar. Ebu Talha ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde, kalkanı ile onu koruyordu. Ebu Talha oldukça hızlı bir şekilde ok atan bir kişi idi. O gün iki ya da üç yay kırdı. Bir adam beraberindeki ok torbası ile yanından geçiyor, Nebi ona: O ok torbasını Ebu Talha'nın önüne bir saç, diyordu. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de uzanıp oradakileri gözetliyor idi. Ebu Talha ise: Babam anam sana feda olsun, öne uzanıp bakma, sana düşmanın attığı oklardan birisi isabet eder. Benim göğsüm sana siper olsun, diyordu. Ebu Bekir'in kızı Aişe ile Ümmü Süleym'in ise elbiselerini toplamış oldukları halde onların baldırlarındaki halhallarının göründüğünü ve omuzlarında kırbaları taşıyarak savaşçıların ağızlarına boşalttıklarını, sonra tekrar geri dönüp o kırbalarını doldurduklarını, sonra gelerek o kırbaların sularını savaşçıların ağızlarına boşalttıklarını gördüm. Andolsun Ebu Talha'nın elinden kılıç (uyuklamaktan dolayı) iki ya da üç defa düştü

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ أُحُدٍ انْهَزَمَ النَّاسُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُجَوِّبٌ عَلَيْهِ بِحَجَفَةٍ لَهُ، وَكَانَ أَبُو طَلْحَةَ رَجُلاً رَامِيًا شَدِيدَ النَّزْعِ، كَسَرَ يَوْمَئِذٍ قَوْسَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، وَكَانَ الرَّجُلُ يَمُرُّ مَعَهُ بِجَعْبَةٍ مِنَ النَّبْلِ فَيَقُولُ انْثُرْهَا لأَبِي طَلْحَةَ‏.‏ قَالَ وَيُشْرِفُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ إِلَى الْقَوْمِ، فَيَقُولُ أَبُو طَلْحَةَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، لاَ تُشْرِفْ يُصِيبُكَ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ الْقَوْمِ، نَحْرِي دُونَ نَحْرِكَ‏.‏ وَلَقَدْ رَأَيْتُ عَائِشَةَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ وَأُمَّ سُلَيْمٍ، وَإِنَّهُمَا لَمُشَمِّرَتَانِ أَرَى خَدَمَ سُوقِهِمَا تَنْقُزَانِ الْقِرَبَ عَلَى مُتُونِهِمَا، تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ ثُمَّ تَرْجِعَانِ فَتَمْلآنِهَا، ثُمَّ تَجِيئَانِ فَتُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ، وَلَقَدْ وَقَعَ السَّيْفُ مِنْ يَدَىْ أَبِي طَلْحَةَ إِمَّا مَرَّتَيْنِ وَإِمَّا ثَلاَثًا‏.‏

  16. Hadis no. 4065

    Uhud gününde (ilkin) müşrikler bozguna uğradı. İblis --üzerine Allah'ın Ianeti olsun--: Ey Allah'ın kulları…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha dedi ki: "Uhud gününde (ilkin) müşrikler bozguna uğradı. İblis --üzerine Allah'ın Ianeti olsun--: Ey Allah'ın kulları, arkanıza dikkat ediniz, diye feryat etti. Bunun üzerine onların önlerinde olanlar geri döndü, arkada kalanlarıyla birlikte şiddetlice savaştılar. Huzeyfe bakınınca babası el-Yeman'ı görüverdi. Ey Allah'ın kulları babam, babam (onu sakın öldürmeyin) dedi. (Urve) dedi ki: Aişe r.anha dedi ki: Allah'a yemin ederim onu öldürmekten geri durmadılar. Bunun üzerine Huzeyfe: Allah size mağfiret buyursun, dedi. Urve dedi ki: Allah'a yemin ederim, Huzeyfe'de Allah'a kavuşuncaya kadar hayır hep devam etti."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "İnsanlar dağıldı" bozguna uğradı. Maksat onların bir kısmıdır. Bu ifadeyi bu şekilde mutlak olarak kullanması daha önce açıklandığı gibi onların dağılmış olmaları dolayısı iledir. Gerçekte durum şudur: Savaşa katılanlar üç gruba ayrıldılar. Bir kısım Medine'nin yakınlarına varıncaya kadar geri dönüp kaçmaya devam etti. Bunlar savaş bitene kadar geri dönmediler. Bunların sayısı pek azdı. Yüce Allah'ın: "İki ordunun karşılaştığı gün içinizden geri dönüp kaçanları ancak şeytan yaptıkları bazı işler yüzünden yoldan çıkarmak istemişti."[Al-i İmran, 155] buyruğu bunlar hakkında nazil olmuştur. Bir başka kesim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in öldürüldüğünü işitince şaşırıp kaldılar.

    Onlardan her birisinin amacı ya kendisini korumak yahut da savaş ile ilgili kanaati ve basireti doğrultusunda öldürülünceye kadar devam etmek istemişti. Ashabın çoğunluğu da bunlar idi. Bir diğer kesim de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte sebat göstermişti. Daha sonra ikinci kısımda bulunanlar da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in az önce kaydedilen yedinci hadiste (4060-4061) açıkladığım gibi peyderpey geri döndüler. Böylelikle Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte kalanlara dair birbirinden farklı çeşitli haberlerin arası telif edilebilir. "O gün elinde" ileri derecede ok attığından dolayı "iki ya da üç yay kırıldı." "Bakma" yani onların ne yaptıklarını görmek için bakma.

    "Sana isabet eder." O bunu bir örnek olsun diye söylemiş gibidir yani bakarsan sana isabet edebilir. "Ben senin önünde çarpışıyorum." Yani kendimi sana feda ediyorum. "Ebu Bekir 'in kızı" mu'minlerin annesi "Aişe'yi" ve Enes'in annesi "Ümmü Suleym'i gördüm ... " "Halhallarını görüyordum." Hadis daha önce Cihad bölümünde (2880 numara ile ) geçmiş bulunmaktadır. "Uhud gününde müşrikler geri dönüp kaçtı. İblis: Ey Allah'ın kulları, arkanıza dikkat edin diye feryat etti." Yani arka tarafınızdan kendinizi korumaya çalışın. Bu, savaş esnasında gerisinden saldırıya uğrayacağından korkulan kimseler için söylenen bir sözdür.

    Bu olay da okçuların yerlerini terk edip daha önce açıklandığı gibi, müşriklerin karargahında ganimet toplamak üzere girdikleri vakit olmuştu. "Bunun üzerine öndekiler geri döndü, geride bıraktıklarıyla birlikte savaştı." Yani onların düşman olduklarını zannediyorlardı. Buna dair açıklamalar da geçmiş bulunmaktadır. Geri döndüklerinde Müslümanlar müşriklere karıştı ve her iki ordu birbirinden ayırtedilmeyecek şekilde birbirine girdi. Bu sebeple de Müslümanlar birbirlerini öldürdüler. İbn İshak der ki: "Bana Asım b. Ömer, Mahmud b. Lebid'in şöyle dediğini nakletti: Huzeyfe'nin babası el-Yeman ile Sabit b.

    Vakş oldukça yaşlı iki ihtiyar idiler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onları kadın ve çocuklarla birlikte bırakmıştı. Onlar da kendi aralarında konuşarak şehit olmayı arzu ettiler. Kılıçlarını alıp müslümanların geri çekilmelerinden sonra Müslümanlara yetiştiler. Fakat Müslümanlar onların yanlarına geldiklerini bilmiyarlardı. Sabit'i müşrikler öldürdü, el-Yeman'ın ise Müslümanların kılıçları üzerine inip kalktı ve onun kim olduğunu tanımadan onu öldürdüler." "Urve dedi ki. .. " İbn İshak'ın rivayetinde şöyle denilmektedir: Huzeyfe: Babamı öldürdün, dedi. Onlar: Allah'a yemin ederiz onu tanımadık, dediler.

    Doğruyu söylediler. Bunun üzerine Huzeyfe: Allah size mağfiret etsin, dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem el-Yeman'ın diyetin i ödemek istedi, Huzeyfe ise onun diyetini Müslümanlara sadaka olarak bağışladı. Bu hali onun Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nezdindeki hayırlı oluşunu daha da arttırdı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَمَّا كَانَ يَوْمَ أُحُدٍ هُزِمَ الْمُشْرِكُونَ، فَصَرَخَ إِبْلِيسُ لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَيْهِ أَىْ عِبَادَ اللَّهِ أُخْرَاكُمْ‏.‏ فَرَجَعَتْ أُولاَهُمْ فَاجْتَلَدَتْ هِيَ وَأُخْرَاهُمْ فَبَصُرَ حُذَيْفَةُ فَإِذَا هُوَ بِأَبِيهِ الْيَمَانِ فَقَالَ أَىْ عِبَادَ اللَّهِ أَبِي أَبِي‏.‏ قَالَ قَالَتْ فَوَاللَّهِ مَا احْتَجَزُوا حَتَّى قَتَلُوهُ فَقَالَ حُذَيْفَةُ يَغْفِرُ اللَّهُ لَكُمْ‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ فَوَاللَّهِ مَا زَالَتْ فِي حُذَيْفَةَ بَقِيَّةُ خَيْرٍ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ‏.‏ بَصُرْتُ عَلِمْتُ، مِنَ الْبَصِيرَةِ فِي الأَمْرِ، وَأَبْصَرْتُ مِنْ بَصَرِ الْعَيْنِ وَيُقَالُ بَصُرْتُ وَأَبْصَرْتُ وَاحِدٌ‏.‏

  17. Hadis no. 4066

    Sana Bedir'e katılmış olan birisinin ecri ve payı verilecektir

    Türkçe meal

    Osman b. Mevheb'den dedi ki: Beytullah'ı hacceden bir adam geldi. Bir takım kimselerin oturmakta olduğunu görünce: Bu oturanlar kimlerdir, diye sordu. Bunlar Kureyş'tendir, dediler. Peki bu yaşlı kişi kimdir, diye sordu. O, İbn Ömer'dir, dediler. Onun yanına giderek: Ben sana bir hususa dair soru soracağım. Bana anlatır mısın dedi ve sordu: Bu Beyt'in hürmeti ile sana söz veriyorum. Osman b. Affan'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun? İbn Ömer: Evet dedi. Yine sordu: Bedir günü de bulunmadığını ve Bedir'e katılmadığını da biliyor musun? İbn Ömer: Evet dedi. Bu sefer: Onun Rıdvan Bey'atinde de bulunmayıp, ona katılmadığını da biliyor musun, diye sordu. İbn Ömer yine: Evet deyince, adam tekbir getirdi. İbn Ömer: Gel de senin bana sorduğun hususları bildirip açıklayayım dedi ve şunları ekledi: Onun Uhud günü kaçtığını sordun. Şehadet ederim ki Allah bundan ötürü onu affetmiştir. Bedir'de bulunmayışına gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı onun nikahı altında idi ve o sırada hastaydı. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Sana Bedir'e katılmış olan birisinin ecri ve payı verilecektir" diye buyurdu. Rıdvan bey'atinde bulunmayışına gelince, eğer Mekke vadisinde Osman b. Affan'dan daha güçlü birisi bulunsaydı, şüphesiz onun yerine onu gönderirdi. (Fakat olmadığından) Osman'ı göndermişti. Rıdvan bey'ati ise Osman Mekke'ye gittikten sonra oldu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da sağ elini göstererek: Bu Osman'ın elidir deyip, onu kendi elinin üzerinekoyup: Bu da Osman için (bey'at) olsun, dedi. Haydi şimdi bu söylediklerimi de öğrenmiş olarak gidebilirsin."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "İki ordunun karşılaştığı gün içinizden geri dönüp kaçanları ... "[Ali İmraın, 155} Nakil ilmini bilenlerin ittifakla belirttiklerine göre burada bundan maksat, Uhud günüdür. Bedir günü olduğunu söyleyenler yanılmıştır .. Çünkü Bedir günü Müslümanlardap hiçbir kimse geri dönüp kaçmamıştır. Evet, yüce Allah'ın: "Furkan günü olan iki ordunun birbirleriyle karşılaştıkları günde kulumuza indirdiğimize inanmışsanız ... "[Enfa!,41] buyruğu ile kastedilen -ki bu ayet el-Enfal suresindedir- Bedir günüdür,. Fakat burada: "İki ordunun karşılaştığı zaman" buyruğu her nerede geçtiyse onunla Bedir gününün kastedilmesi gerekmez.

    "Yoldan çıkarmak istemişti." Yani yoldan çıkmayı onlara süslü ve güzel göstermişti. Bu rivayette: "Bu Beyt'in hürmeti için söz veriyorum" ibaresinin kullanılması Abdullah b. Ömer'e göre böyle bir yeminin caiz olduğu anlamını vermektedir .. Çünkü o bu şekilde yemin etmesine tepki göstermemiştir. Bu hususta bir dereceye kadar bazı açıklamalar, yüce Allah'ın izniyle el-Eyman ve'n-Nüzur (yeminler ve adaklar) bölümünde gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ مَوْهَبٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ حَجَّ الْبَيْتَ فَرَأَى قَوْمًا جُلُوسًا فَقَالَ مَنْ هَؤُلاَءِ الْقُعُودُ قَالُوا هَؤُلاَءِ قُرَيْشٌ‏.‏ قَالَ مَنِ الشَّيْخُ قَالُوا ابْنُ عُمَرَ‏.‏ فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنِّي سَائِلُكَ عَنْ شَىْءٍ أَتُحَدِّثُنِي، قَالَ أَنْشُدُكَ بِحُرْمَةِ هَذَا الْبَيْتِ أَتَعْلَمُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَرَّ يَوْمَ أُحُدٍ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ فَتَعْلَمُهُ تَغَيَّبَ عَنْ بَدْرٍ فَلَمْ يَشْهَدْهَا قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ فَتَعْلَمُ أَنَّهُ تَخَلَّفَ عَنْ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ فَلَمْ يَشْهَدْهَا قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ فَكَبَّرَ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ تَعَالَ لأُخْبِرَكَ وَلأُبَيِّنَ لَكَ عَمَّا سَأَلْتَنِي عَنْهُ، أَمَّا فِرَارُهُ يَوْمَ أُحُدٍ فَأَشْهَدُ أَنَّ اللَّهَ عَفَا عَنْهُ، وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ عَنْ بَدْرٍ فَإِنَّهُ كَانَ تَحْتَهُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَتْ مَرِيضَةً، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ لَكَ أَجْرَ رَجُلٍ مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا وَسَهْمَهُ ‏"‏‏.‏ وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ عَنْ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ فَإِنَّهُ لَوْ كَانَ أَحَدٌ أَعَزَّ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ لَبَعَثَهُ مَكَانَهُ، فَبَعَثَ عُثْمَانَ، وَكَانَ بَيْعَةُ الرُّضْوَانِ بَعْدَ مَا ذَهَبَ عُثْمَانُ إِلَى مَكَّةَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ الْيُمْنَى ‏"‏ هَذِهِ يَدُ عُثْمَانَ ‏"‏‏.‏ فَضَرَبَ بِهَا عَلَى يَدِهِ فَقَالَ ‏"‏ هَذِهِ لِعُثْمَانَ ‏"‏‏.‏ اذْهَبْ بِهَذَا الآنَ مَعَكَ‏.‏

  18. Hadis no. 4067

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud günü piyadelerin başına Abdullah b. Cubeyr'i kumandan tayin etti…

    Türkçe meal

    Ebu İshak dedi ki: Bera' b. A'zib r.a.'ı şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud günü piyadelerin başına Abdullah b. Cubeyr'i kumandan tayin etti. Bunlar geriye dönüp kaçtılar. İşte yüce Allah'ın: "Nebi arkanızdan size seslenip dururken" [Ali İmran, 153] buyruğu bunu anlatmaktadır.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Allah size keder üstüne keder vererek cezalandırdı." Abd b. Humeyd'in Mücahid yoluyla rivayetine göre o, şöyle demiştir: "Birinci keder; Muhammed öldürüldü, diyen sesi işitmeleri idi. İkinci kederleri ise, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in etrafından dağılıp dağda yukarıya doğru koşmaları idi. O sırada da aralarından öldürülenleri hatırladılar ve üzüldüler." "Kaybettiklerinize" ele geçiremediğiniz ganimetiere "ve başınıza gelenlere" yaralanmalar ve kardeşlerinizin öldürülmesine "üzülmeyesiniz diye

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ جَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الرَّجَّالَةِ يَوْمَ أُحُدٍ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ جُبَيْرٍ، وَأَقْبَلُوا مُنْهَزِمِينَ، فَذَاكَ إِذْ يَدْعُوهُمُ الرَّسُولُ فِي أُخْرَاهُمْ‏.‏

  19. Hadis no. 4068

    Ben de Uhud günü uyuklamanın kendisini bürüdüğü kimselerden idim. O kadar ki kılıç elimden defalarca düştü. O…

    Türkçe meal

    Enes, Ebu Talha'dan rivayetle (Allah ikisinden de razı olsun) dedi ki: "Ben de Uhud günü uyuklamanın kendisini bürüdüğü kimselerden idim. O kadar ki kılıç elimden defalarca düştü. O düşüyor, ben onu alıyordum, o düşüyor ben onu alıyordum." Bu Hadis 4562 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Sonra o kedein i:l:rdından üzerinize bir emniyet, bir uyuklama indirdi. .. "[Ali İmran, 154] buyruğu hakkında ıbn ıshak der ki: Yüce Allah uyuklamayı yakın sahibi kimse'. !ere güvenlik olmak üzere indirdi.. Çünkü onlar uykudayken korkmazlar. Kendi nefislerinden başka bir şeyin telaşına düşmeyen münafıklar ise son derece korku ve dehşet içinde idiler

    Arapça metin

    وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنْتُ فِيمَنْ تَغَشَّاهُ النُّعَاسُ يَوْمَ أُحُدٍ، حَتَّى سَقَطَ سَيْفِي مِنْ يَدِي مِرَارًا، يَسْقُطُ وَآخُذُهُ، وَيَسْقُطُ فَآخُذُهُ‏.‏

  20. Hadis no. 4069

    Babası Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i sabah namazının ikinci rek'atinde başını rüku'dan kaldırınca…

    Türkçe meal

    Salim babasından rivayet ettiğine göre; "Babası Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i sabah namazının ikinci rek'atinde başını rüku'dan kaldırınca şöyle derken dinlemiştir: Allah'ım, filana, filana ve filana lanet olsun. O bu sözlerini 'semi'allahu limen hamideh, Rabbena ve leke'l-hamd' dedikten sonra söylüyordu. Bunun üzerine yüce Allah: 'O işten sana hiçbir şey düşmez ... Zalim olduklarından dolayı onlara azap eder' buyruğunu indirdi" Bu Hadis 4070,4559, 7346 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ السُّلَمِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي سَالِمٌ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ مِنَ الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ مِنَ الْفَجْرِ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا وَفُلاَنًا ‏"‏‏.‏ بَعْدَ مَا يَقُولُ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ فَإِنَّهُمْ ظَالِمُونَ‏}‏