İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 81

Kalbi İncelten Öğütler Kitabı

182 hadis · Kitâbu'r-Rikâk (6412-6593)

Sayfa 8 / 10Yazı boyutu
  1. Hadis no. 6552

    Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki süvari onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip…

    Türkçe meal

    Sehl b. Sa'd'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki süvari onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip bitiremez" demiştir

    Arapça metin

    وَقَالَ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ فِي ظِلِّهَا مِائَةَ عَامٍ، لاَ يَقْطَعُهَا ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 6553

    Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki iyi cins talimli ve çok süratli bir atın binicisi onun gölgesinde…

    Türkçe meal

    Ebu Said' in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz cennette öyle bir ağaç vardır ki iyi cins talimli ve çok süratli bir atın binicisi onun gölgesinde yüz yıl yürür de yine de onu kat edip bitiremez

    Arapça metin

    قَالَ أَبُو حَازِمٍ فَحَدَّثْتُ بِهِ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ، فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ فِي الْجَنَّةِ لَشَجَرَةً يَسِيرُ الرَّاكِبُ الْجَوَادَ الْمُضَمَّرَ السَّرِيعَ مِائَةَ عَامٍ، مَا يَقْطَعُهَا ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 6554

    Ümmetimden cennete yetmiş bin -veya yediyüz bin- (kişi sorgusuz sualsiz) cennete girecektir

    Türkçe meal

    Ebu Hazim'in Sehl b. Sa'd'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ümmetimden cennete yetmiş bin -veya yediyüz bin- (kişi sorgusuz sualsiz) cennete girecektir" demiştir. Ebu Hazim, Sehl'in bu rakamlardan hangisini söylediğini bilemiyar. Sehl dedi ki: "Bunlar sımsıkı saf olmuşlar, birbirlerine tutunmuşlardır. Bu i/k zümrenin sondakileri cennete girinceye kadar öndekileri girmeyecektir. (Yani saf halinde hepsi birden girecektir.) Bunların yüzleri, ayın ondördüncü gecesindeki ay'ın görünüşü gibi parlaktır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيَدْخُلَنَّ الْجَنَّةَ مِنْ أُمَّتِي سَبْعُونَ أَوْ سَبْعُمِائَةِ أَلْفٍ ـ لاَ يَدْرِي أَبُو حَازِمٍ أَيُّهُمَا قَالَ ـ مُتَمَاسِكُونَ، آخِذٌ بَعْضُهُمْ بَعْضًا، لاَ يَدْخُلُ أَوَّلُهُمْ حَتَّى يَدْخُلَ آخِرُهُمْ، وُجُوهُهُمْ عَلَى صُورَةِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 6555

    Cennet ehli cennette kendilerinden yükseklerdeki köşkleri {mesafe uzaklığından dolayı} güçlükle görebilirler

    Türkçe meal

    Abdulaziz'in babası vasıtasıyla Sehl'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennet ehli cennette kendilerinden yükseklerdeki köşkleri {mesafe uzaklığından dolayı} güçlükle görebilirler. Sizin gökyüzündeki yıldızı güçlükle gördüğünüz gibi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏إِنَّ أَهْلَ الْجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ الْغُرَفَ فِي الْجَنَّةِ كَمَا تَتَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ فِي السَّمَاءِ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 6556

    Sizin gündüz doğu ve batı ufkundaki ışıkları kalan parlak yıldızı -aradaki mesafe uzunluğundan dolayı-…

    Türkçe meal

    Abdulaziz şöyle dedi: Babam Ebu Hazim şöyle dedi: Ben bu hadisi Numan b. Ebi Ayyaş'a rivayet ettim. Bana ben şehadet ediyorum ki Ebu Said'den işittim. O bu hadisi rivayet ediyor ve burada şu ziyadeyi getiriyordu: "Sizin gündüz doğu ve batı ufkundaki ışıkları kalan parlak yıldızı -aradaki mesafe uzunluğundan dolayı- zorlukla gördüğünüz gibi

    Arapça metin

    قَالَ أَبِي فَحَدَّثْتُ النُّعْمَانَ بْنَ أَبِي عَيَّاشٍ، فَقَالَ أَشْهَدُ لَسَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ يُحَدِّثُ وَيَزِيدُ فِيهِ ‏ "‏ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الْغَارِبَ فِي الأُفُقِ الشَّرْقِيِّ وَالْغَرْبِيِّ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 6557

    Allahu Teala kıyamet gününde cehennem ehlinin en hafif azablısına hitaben 'Eğer senin yeryüzündeki her şeyden…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Allahu Teala kıyamet gününde cehennem ehlinin en hafif azablısına hitaben 'Eğer senin yeryüzündeki her şeyden malın olsa bu azaba karşılık fidye verir miydin?' buyurur. O kul 'Evet, fidye verirdim' der. Allahu Teala 'Sen Adem'in sülbünde iken ben senden (bundan daha kolayalanını) istemiştim. Bana hiçbir şeyi ortak kılmamanı istemiştim. Fakat sen, bana ortak kılmaya devam edip durdunl' buyurur

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى لأَهْوَنِ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ لَوْ أَنَّ لَكَ مَا فِي الأَرْضِ مِنْ شَىْءٍ أَكُنْتَ تَفْتَدِي بِهِ فَيَقُولُ نَعَمْ‏.‏ فَيَقُولُ أَرَدْتُ مِنْكَ أَهْوَنَ مِنْ هَذَا وَأَنْتَ فِي صُلْبِ آدَمَ أَنْ لاَ تُشْرِكَ بِي شَيْئًا فَأَبَيْتَ إِلاَّ أَنْ تُشْرِكَ بِي ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 6558

    Şefaatle ateşten sanki searir gibi çıkarlar

    Türkçe meal

    Cabir'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şefaatle ateşten sanki searir gibi çıkarlar" buyurdu. Hemmad dedi ki: Ben Amr'e "es-searir nedir?" diye sordum. Amr "ed-değabistir" dedi. Amr b. Dinar'ın dişleri düşmüş, bu sebeple ağzı da çökmüştü. (Bu yüzden şın harfi ile olan kelimeyi böyle üç noktalı se harfi ile telaffuz etmişti.) Hammad dedi ki: Ben Amr b. Dinar'a Ya Eba Muhammed! Sen Cabir b. Abdullah'ın ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim. O "şefaatle (bir kavim) ateşten çıkar" buyururken işittim dediğini bizzat duydun mu? diye sordum. O "Evet bunu söylerken kendisinden bizzat işittim" dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ بِالشَّفَاعَةِ كَأَنَّهُمُ الثَّعَارِيرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ مَا الثَّعَارِيرُ قَالَ الضَّغَابِيسُ‏.‏ وَكَانَ قَدْ سَقَطَ فَمُهُ فَقُلْتُ لِعَمْرِو بْنِ دِينَارٍ أَبَا مُحَمَّدٍ سَمِعْتَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ يَخْرُجُ بِالشَّفَاعَةِ مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ‏.‏

  8. Hadis no. 6559

    Bir kavim kendilerine cehennem ateşi dokunduktan sonra simaları kırmızımsı siyah bir renkte olarak…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir kavim kendilerine cehennem ateşi dokunduktan sonra simaları kırmızımsı siyah bir renkte olarak cehennemden çıkacak ve cennete girecek ve cennet ehli bunlara 'Cehennemlikler' diye isim vereceklerdir" dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَخْرُجُ قَوْمٌ مِنَ النَّارِ بَعْدَ مَا مَسَّهُمْ مِنْهَا سَفْعٌ، فَيَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ، فَيُسَمِّيهِمْ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَهَنَّمِيِّينَ ‏"‏‏.‏

  9. Hadis no. 6560

    Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikten sonra Allahu Teala 'Kimin kalbinde bir hardal tanesi…

    Türkçe meal

    Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Cennet ehli cennete, cehennem ehli cehenneme girdikten sonra Allahu Teala 'Kimin kalbinde bir hardal tanesi ağırlığınca iman varsa ateşten çıkarınız!' diye emir buyuracaktır. Bunun üzerine (bu gibiler) simsiyah yanmış ve kömüre dönmüş oldukları halde çıkacaklar ve hemen hayat nehrinin içine atılacaklar ve orada sel uğrağında -yahut selin kokmuş kara çamuru içinde- kalan yabani reyhan tohumları nasıl süratle biterse öylece biteceklerdir." Ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Görmez misin bu tohumlar (ne güzel) sapsarı olarak ve iki tarafına salınarak çıkıp sürerler!" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ، وَأَهْلُ النَّارِ النَّارَ يَقُولُ اللَّهُ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ مِنْ إِيمَانٍ فَأَخْرِجُوهُ‏.‏ فَيُخْرَجُونَ قَدِ امْتُحِشُوا وَعَادُوا حُمَمًا، فَيُلْقَوْنَ فِي نَهَرِ الْحَيَاةِ، فَيَنْبُتُونَ كَمَا تَنْبُتُ الْحِبَّةُ فِي حَمِيلِ السَّيْلِ ـ أَوْ قَالَ ـ حَمِيَّةِ السَّيْلِ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلَمْ تَرَوْا أَنَّهَا تَنْبُتُ صَفْرَاءَ مُلْتَوِيَةً ‏"‏‏.‏

  10. Hadis no. 6561

    Kıyamet gününde cehennem ehlinin azab itibariyle en hafif ceza göreni o kimsedir ki onun ayakları altındaki…

    Türkçe meal

    Ebu İshak'ın Numan b. Beşir'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kıyamet gününde cehennem ehlinin azab itibariyle en hafif ceza göreni o kimsedir ki onun ayakları altındaki çukurlara, iki ateş parçası konulacak, bunların tesiri ile onun beyni kaynayacaktır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏إِنَّ أَهْوَنَ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ لَرَجُلٌ تُوضَعُ فِي أَخْمَصِ قَدَمَيْهِ جَمْرَةٌ يَغْلِي مِنْهَا دِمَاغُهُ‏"‏.‏

  11. Hadis no. 6562

    Şüphesiz kıyamet gününde cehennem ehlinin en hafif azablısı şöyle bir adamdır ki onun ayakları altındaki…

    Türkçe meal

    Numan b. Beşir'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Şüphesiz kıyamet gününde cehennem ehlinin en hafif azablısı şöyle bir adamdır ki onun ayakları altındaki çukurlarda iki ateş parçası vardır ve bunların sıcaklığından onun beyni bakır tencere ve dar boğazlı olup içinde su ısıtılan kumkuma adındaki madeni kabın kaynaması gibi kaynayacaktır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ أَهْوَنَ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ رَجُلٌ عَلَى أَخْمَصِ قَدَمَيْهِ جَمْرَتَانِ يَغْلِي مِنْهُمَا دِمَاغُهُ، كَمَا يَغْلِي الْمِرْجَلُ وَالْقُمْقُمُ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 6563

    Sizler tek hurmanın yarısıyla, bunu da bulamayan güzel bir sözle olsun ateşten korununuz

    Türkçe meal

    Adiy b. Hatim şöyle anlatmıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ateşten söz edip yüzünü geri çekti ve ondan (Allah'a) sığınd!. Sonra ateşten söz etti ve yüzünü geri çekip ondan (Allah'a) sığınd!. Ardından "Sizler tek hurmanın yarısıyla, bunu da bulamayan güzel bir sözle olsun ateşten korununuz" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَ النَّارَ فَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ فَتَعَوَّذَ مِنْهَا، ثُمَّ ذَكَرَ النَّارَ فَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ فَتَعَوَّذَ مِنْهَا، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ ‏"‏‏.‏

  13. Hadis no. 6564

    Umarım ki benim şefaatim kıyamet gününde amcama fayda verir. Şefaatimle amcam topuklarına ulaşabilen ateşten…

    Türkçe meal

    Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında amcası Ebu Talib anılınca: "Umarım ki benim şefaatim kıyamet gününde amcama fayda verir. Şefaatimle amcam topuklarına ulaşabilen ateşten bir çukura konulur ve o çukurdan beyninin özü kaynar" dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، وَالدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذُكِرَ عِنْدَهُ عَمُّهُ أَبُو طَالِبٍ فَقَالَ ‏ "‏ لَعَلَّهُ تَنْفَعُهُ شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُجْعَلُ فِي ضَحْضَاحٍ مِنَ النَّارِ، يَبْلُغُ كَعْبَيْهِ، يَغْلِي مِنْهُ أُمُّ دِمَاغِهِ ‏"‏‏.‏

  14. Hadis no. 6565

    Allah kıyamet gününde insanları toplar, onlar 'İçinde bulunduğumuz şu sıkıntılı durumdan bizleri kurtarması…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet gününde insanları toplar, onlar 'İçinde bulunduğumuz şu sıkıntılı durumdan bizleri kurtarması için Rabbimize karşı şefaat istesek!' derler. Ardından Adem A.S.'a gelirler ve ona 'Sen, Allah'ın kendi eliyle yarattığı, sana kendi ruhundan hayat verdiği, meleklere emredip de meleklerin senin için secde ettikleri kimsesin. Sen bizim için Rabbinin huzurunda şefaat et!' derler. Adem de 'Ben buna ehil değilim' der ve o işlemiş olduğu hatasını zikreder. 'Siz Allah'ın gönderdiği ilk Resul olan Nuh'a gidin' der. Sonra onlar Nuh'a giderler. Nuh işlemiş olduğu hatasını anar ve 'Ben buna ehil değilim. Siz Allah'ın kendisini bir dost edindiği İbrahim'e gidin' der. Akabinde onlar İbrahim'e gelirler. İbrahim de işlediği hatasını anarak 'Ben buna ehil değilim. Siz Yüce Altah'ın kendisi ile konuştuğu Musa'ya gidin' der. (Musaya gelirler. Musa onlara) 'Ben buna ehil değilim' der, sonra işlediği hatasından söz eder ve 'Siz İsa'ya gidin' der. Akabinde İsa'ya gelirler. O da 'Ben buna ehil değilim, siz Muhammed'e gidin. Allah onun geçmiş ve geri kalmış bütün gunahlannı mağfiret buyurmuştur!' der. Bunun üzerine insanlar bana gelirler. Ben Rabbimin huzuruna izin isterim. Onu görünce hemen secdeye kapanınm. Allah dilediği kadar beni bu vaziyette bırakır. Sonra Allah tarafından bana 'Başını kaldır! İste, sana verilir; Söyle, sözün dinlenir; Şefaat et, şefaatin kabulolunur!' buyurulur. Ben secdeden başımı kaldırır ve Rabbimin bana öğreteceği bir hamd ile Rabbime ham d ederim. Sonra şefaat ederim. Benim için bir sınır tayin buyurur. Sonra ben insanlan ateşten çıkarır ve cennete gönderirim. Sonra üçüncü veya dördüncü defada olduğu gibi döner yine secdeye kapanırım. Cehennemde Kur'an'ın ebediyen kalmalanna hükmettiği kimseler hariç kimse kalmayıncaya kadar buna devam ederim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَجْمَعُ اللَّهُ النَّاسَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُونَ لَوِ اسْتَشْفَعْنَا عَلَى رَبِّنَا حَتَّى يُرِيحَنَا مِنْ مَكَانِنَا‏.‏ فَيَأْتُونَ آدَمَ فَيَقُولُونَ أَنْتَ الَّذِي خَلَقَكَ اللَّهُ بِيَدِهِ، وَنَفَخَ فِيكَ مِنْ رُوحِهِ، وَأَمَرَ الْمَلاَئِكَةَ فَسَجَدُوا لَكَ، فَاشْفَعْ لَنَا عِنْدَ رَبِّنَا‏.‏ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ وَيَقُولُ ـ ائْتُوا نُوحًا أَوَّلَ رَسُولٍ بَعَثَهُ اللَّهُ‏.‏ فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا إِبْرَاهِيمَ الَّذِي اتَّخَذَهُ اللَّهُ خَلِيلاً‏.‏ فَيَأْتُونَهُ، فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ ـ وَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا مُوسَى الَّذِي كَلَّمَهُ اللَّهُ فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ، فَيَذْكُرُ خَطِيئَتَهُ ـ ائْتُوا عِيسَى فَيَأْتُونَهُ فَيَقُولُ لَسْتُ هُنَاكُمْ، ائْتُوا مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم فَقَدْ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَا تَأَخَّرَ فَيَأْتُونِي فَأَسْتَأْذِنُ عَلَى رَبِّي، فَإِذَا رَأَيْتُهُ وَقَعْتُ سَاجِدًا، فَيَدَعُنِي مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ يُقَالُ ارْفَعْ رَأْسَكَ، سَلْ تُعْطَهْ، وَقُلْ يُسْمَعْ، وَاشْفَعْ تُشَفَّعْ‏.‏ فَأَرْفَعُ رَأْسِي، فَأَحْمَدُ رَبِّي بِتَحْمِيدٍ يُعَلِّمُنِي، ثُمَّ أَشْفَعُ فَيَحُدُّ لِي حَدًّا، ثُمَّ أُخْرِجُهُمْ مِنَ النَّارِ، وَأُدْخِلُهُمُ الْجَنَّةَ، ثُمَّ أَعُودُ فَأَقَعُ سَاجِدًا مِثْلَهُ فِي الثَّالِثَةِ أَوِ الرَّابِعَةِ حَتَّى مَا بَقِيَ فِي النَّارِ إِلاَّ مَنْ حَبَسَهُ الْقُرْآنُ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ قَتَادَةُ يَقُولُ عِنْدَ هَذَا أَىْ وَجَبَ عَلَيْهِ الْخُلُودُ‏.‏

  15. Hadis no. 6566

    Muhammed'in şefaatiyle birtakım insanlar ateşten çıkar ve cennete girerler. Onlar 'Cehennemlikler' diye…

    Türkçe meal

    İmran b. Husayn'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Muhammed'in şefaatiyle birtakım insanlar ateşten çıkar ve cennete girerler. Onlar 'Cehennemlikler' diye isimlendirilirler" demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ذَكْوَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ حُصَيْن ٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَخْرُجُ قَوْمٌ مِنَ النَّارِ بِشَفَاعَةِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم فَيَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ، يُسَمَّوْنَ الْجَهَنَّمِيِّينَ ‏"‏‏.‏

  16. Hadis no. 6567

    Ya Resulallah! Sen oğlum Harise'nin kalbimdeki yerini biliyorsun. Eğer oğlum cennette ise ben (onun acısını…

    Türkçe meal

    Enes r.a. şöyle anlatmıştır: Harise'nin annesi Rubey bnt. Nadr Rasulullah'a geldi, oğlu Harise b. Süraka Bedir savaşında atanı bilinmeyen serseri bir ok isabetiyle öldürülmüştü. Kadın "Ya Resulallah! Sen oğlum Harise'nin kalbimdeki yerini biliyorsun. Eğer oğlum cennette ise ben (onun acısını sabredip) ağlamam. Cennette değilse ona nasıl davranacağımı görürsün!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yazık sana sen aklını mı kaçırdın? Cennet bir tane midir? Cennet şüphesiz birçok cennetlerdir. Şu muhakkak ki senin oğlun elbette Firdevs cennetindedir!" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُمَّ حَارِثَةَ، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ هَلَكَ حَارِثَةُ يَوْمَ بَدْرٍ، أَصَابَهُ غَرْبُ سَهْمٍ‏.‏ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ عَلِمْتَ مَوْقِعَ حَارِثَةَ مِنْ قَلْبِي، فَإِنْ كَانَ فِي الْجَنَّةِ لَمْ أَبْكِ عَلَيْهِ، وَإِلاَّ سَوْفَ تَرَى مَا أَصْنَعُ‏.‏ فَقَالَ لَهَا ‏ "‏ هَبِلْتِ، أَجَنَّةٌ وَاحِدَةٌ هِيَ إِنَّهَا جِنَانٌ كَثِيرَةٌ، وَإِنَّهُ فِي الْفِرْدَوْسِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏ (وَقَالَ ‏:‏غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَقَابُ قَوْسِ أَحَدِكُمْ أَوْ مَوْضِعُ قَدَمٍ مِنَ الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَوْ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَتْ إِلَى الأَرْضِ، لأَضَاءَتْ مَا بَيْنَهُمَا، وَلَمَلأَتْ مَا بَيْنَهُمَا رِيحًا، وَلَنَصِيفُهَا ـ يَعْنِي الْخِمَارَ ـ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا‏)‏‏.‏

  17. Hadis no. 6568

    Ya Resulallah! Sen oğlum Harise'nin kalbimdeki yerini biliyorsun. Eğer oğlum cennette ise ben (onun acısını…

    Türkçe meal

    Enes r.a. şöyle anlatmıştır: Harise'nin annesi Rubey bnt. Nadr Rasulullah'a geldi, oğlu Harise b. Süraka Bedir savaşında atanı bilinmeyen serseri bir ok isabetiyle öldürülmüştü. Kadın "Ya Resulallah! Sen oğlum Harise'nin kalbimdeki yerini biliyorsun. Eğer oğlum cennette ise ben (onun acısını sabredip) ağlamam. Cennette değilse ona nasıl davranacağımı görürsün!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yazık sana sen aklını mı kaçırdın? Cennet bir tane midir? Cennet şüphesiz birçok cennetlerdir. Şu muhakkak ki senin oğlun elbette Firdevs cennetindedir!" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُمَّ حَارِثَةَ، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ هَلَكَ حَارِثَةُ يَوْمَ بَدْرٍ، أَصَابَهُ غَرْبُ سَهْمٍ‏.‏ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ عَلِمْتَ مَوْقِعَ حَارِثَةَ مِنْ قَلْبِي، فَإِنْ كَانَ فِي الْجَنَّةِ لَمْ أَبْكِ عَلَيْهِ، وَإِلاَّ سَوْفَ تَرَى مَا أَصْنَعُ‏.‏ فَقَالَ لَهَا ‏ "‏ هَبِلْتِ، أَجَنَّةٌ وَاحِدَةٌ هِيَ إِنَّهَا جِنَانٌ كَثِيرَةٌ، وَإِنَّهُ فِي الْفِرْدَوْسِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏ (وَقَالَ ‏:‏غَدْوَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَوْ رَوْحَةٌ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَقَابُ قَوْسِ أَحَدِكُمْ أَوْ مَوْضِعُ قَدَمٍ مِنَ الْجَنَّةِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا، وَلَوْ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ اطَّلَعَتْ إِلَى الأَرْضِ، لأَضَاءَتْ مَا بَيْنَهُمَا، وَلَمَلأَتْ مَا بَيْنَهُمَا رِيحًا، وَلَنَصِيفُهَا ـ يَعْنِي الْخِمَارَ ـ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا‏)‏‏.‏

  18. Hadis no. 6569

    Cennete girecek herkese cehennemdeki oturağı muhakkak gösterilecektir

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Cennete girecek herkese cehennemdeki oturağı muhakkak gösterilecektir. Bu da şükrünün artması içindir. Cehenneme girecek herkese de güzel işler olaydı, cennetten olacak oturağı kendisine muhakkak gösterilecektir. Bu da kendisi aleyhine bir hasret olması içindir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ أَحَدٌ الْجَنَّةَ إِلاَّ أُرِيَ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ، لَوْ أَسَاءَ، لِيَزْدَادَ شُكْرًا، وَلاَ يَدْخُلُ النَّارَ أَحَدٌ إِلاَّ أُرِيَ مَقْعَدَهُ مِنَ الْجَنَّةِ، لَوْ أَحْسَنَ، لِيَكُونَ عَلَيْهِ حَسْرَةً ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 6570

    Ya Resulullah! Kıyamet gününde senin şefaatin en ziyade kime olacak?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: Bir keresinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulullah! Kıyamet gününde senin şefaatin en ziyade kime olacak?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ya Eba Hureyre! Hadis için sende gördüğüm hırs'a göre bu hadisi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zaten tahmin ediyordum. Kıyamet gününde halk içinde şefaatime en ziyade mazhar olacak kimse kalbinden ve gönlünden halis ve samimi olarak 'La ilahe illallah' diyen kimsedir" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَسْعَدُ النَّاسِ بِشَفَاعَتِكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَقَالَ ‏ "‏ لَقَدْ ظَنَنْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ أَنْ لاَ يَسْأَلَنِي عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ أَحَدٌ أَوَّلُ مِنْكَ، لِمَا رَأَيْتُ مِنْ حِرْصِكَ عَلَى الْحَدِيثِ، أَسْعَدُ النَّاسِ بِشَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ‏.‏ خَالِصًا مِنْ قِبَلِ نَفْسِهِ ‏"‏‏.‏

  20. Hadis no. 6571

    Ben cehennem ehlinin cehennemden son çıkacak ve cennet ehlinin cennete son girecek alanını bilip duruyorum…

    Türkçe meal

    Abdullah b. Mes'ud'un nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben cehennem ehlinin cehennemden son çıkacak ve cennet ehlinin cennete son girecek alanını bilip duruyorum. Bu bir kimsedir kicehennemden emekliye emekliye çıkar. Allahu Teala ona 'Git, cennete gir!' buyurur. O kimse cennete uanr; ona öyle bir hal gelir ki cennet dopdoludur. ' Dönüp 'Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum' der. Allah yine 'Git, cennete gir' buyurur. O kimse cennete uanr, yine cennet ona dopdolu gibi hayal ettirilir. Dönüp 'Ya Rab! Ben cenneti dopdolu buldum!' der. Allah ona 'Git, cennete gir! Dünya kadar ue dünyanın on misli kadar yer senindir -yahut dünyanın on misli kadar yer senindir!-' buyurur. O kul 'Sen yegane melik olduğun halde benimle alay mı ediyorsun -Yahut bana gülüyor musun?-' der." Ravi dedi ki: (Bu ilahi vaadi o kimse alayolarak değerlendirdiği için) vallahi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gerideki dişleri belirinceye kadar güldüğünü gördüm. Sahabiler arasında "Cennet ehlinin en aşağı makam sahibi işte bu kimsedir!" denilirdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنِّي لأَعْلَمُ آخِرَ أَهْلِ النَّارِ خُرُوجًا مِنْهَا، وَآخِرَ أَهْلِ الْجَنَّةِ دُخُولاً رَجُلٌ يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ كَبْوًا، فَيَقُولُ اللَّهُ اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ‏.‏ فَيَأْتِيهَا فَيُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهَا مَلأَى، فَيَرْجِعُ فَيَقُولُ يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأَى، فَيَقُولُ اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ‏.‏ فَيَأْتِيهَا فَيُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهَا مَلأَى‏.‏ فَيَقُولُ يَا رَبِّ وَجَدْتُهَا مَلأَى، فَيَقُولُ اذْهَبْ فَادْخُلِ الْجَنَّةَ، فَإِنَّ لَكَ مِثْلَ الدُّنْيَا وَعَشَرَةَ أَمْثَالِهَا‏.‏ أَوْ إِنَّ لَكَ مِثْلَ عَشَرَةِ أَمْثَالِ الدُّنْيَا‏.‏ فَيَقُولُ تَسْخَرُ مِنِّي، أَوْ تَضْحَكُ مِنِّي وَأَنْتَ الْمَلِكُ ‏"‏‏.‏ فَلَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَحِكَ حَتَّى بَدَتْ نَوَاجِذُهُ، وَكَانَ يُقَالُ ذَلِكَ أَدْنَى أَهْلِ الْجَنَّةِ مَنْزِلَةً‏.‏