İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 61

Menkıbeler Kitabı

160 hadis · Kitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)

Sayfa 3 / 8Yazı boyutu
  1. Hadis no. 3529

    Ben mescidde oynayan Habeşlilere bakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in benim önümü kapattığını gördüm…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre, Ebu Bekir Mina günlerinde onun yanına girdi. Aişe'nin huzurunda def çalan iki cariye vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de elbisesiyle yüzünü örtmüştü. Ebu Bekir onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzünü açarak dedi ki: Bırak onları ey Ebu Bekir! Çünkü bu günler bayram günleridir, bu günler Mina günleridir." [-3530-] Aişe dedi ki: "Ben mescidde oynayan Habeşlilere bakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in benim önümü kapattığını gördüm. Ömer onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bırak onları, dedi. Siz güvenlik içindesiniz, ey Erfide oğulları!"

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Habeşlilerin kıssası ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Ey Erfide oğulları, diye buyurması." Erfide, onların bir dedelerin in adıdır. Habeşliler, Yemenlilere komşudurlar. Onların aralarında deniz vardır. İslamdanönce Yemen'e karşı galibiyet sağlamış ve orayı ellerine geçirmişlerdi. Hükümdarlarından olan Ebrehe Beraberindeki Fil ile Ka'be üzerine gitmişti. İbn İshak onun kıssasını uzunca zikretmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا جَارِيَتَانِ فِي أَيَّامِ مِنًى تُدَفِّفَانِ وَتَضْرِبَانِ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُتَغَشٍّ بِثَوْبِهِ، فَانْتَهَرَهُمَا أَبُو بَكْرٍ، فَكَشَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ وَجْهِهِ، فَقَالَ ‏"‏ دَعْهُمَا يَا أَبَا بَكْرٍ، فَإِنَّهَا أَيَّامُ عِيدٍ، وَتِلْكَ الأَيَّامُ أَيَّامُ مِنًى ‏"‏‏.‏ وَقَالَتْ عَائِشَةُ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتُرُنِي، وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَى الْحَبَشَةِ، وَهُمْ يَلْعَبُونَ فِي الْمَسْجِدِ فَزَجَرَهُمْ ‏{‏عُمَرُ‏}‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ دَعْهُمْ أَمْنًا بَنِي أَرْفَدَةَ ‏"‏‏.‏ يَعْنِي مِنَ الأَمْنِ‏.‏

  2. Hadis no. 3530

    Ben mescidde oynayan Habeşlilere bakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in benim önümü kapattığını gördüm…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre, Ebu Bekir Mina günlerinde onun yanına girdi. Aişe'nin huzurunda def çalan iki cariye vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de elbisesiyle yüzünü örtmüştü. Ebu Bekir onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzünü açarak dedi ki: Bırak onları ey Ebu Bekir! Çünkü bu günler bayram günleridir, bu günler Mina günleridir." [-3530-] Aişe dedi ki: "Ben mescidde oynayan Habeşlilere bakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in benim önümü kapattığını gördüm. Ömer onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bırak onları, dedi. Siz güvenlik içindesiniz, ey Erfide oğulları!"

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Habeşlilerin kıssası ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Ey Erfide oğulları, diye buyurması." Erfide, onların bir dedelerin in adıdır. Habeşliler, Yemenlilere komşudurlar. Onların aralarında deniz vardır. İslamdanönce Yemen'e karşı galibiyet sağlamış ve orayı ellerine geçirmişlerdi. Hükümdarlarından olan Ebrehe Beraberindeki Fil ile Ka'be üzerine gitmişti. İbn İshak onun kıssasını uzunca zikretmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا جَارِيَتَانِ فِي أَيَّامِ مِنًى تُدَفِّفَانِ وَتَضْرِبَانِ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُتَغَشٍّ بِثَوْبِهِ، فَانْتَهَرَهُمَا أَبُو بَكْرٍ، فَكَشَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ وَجْهِهِ، فَقَالَ ‏"‏ دَعْهُمَا يَا أَبَا بَكْرٍ، فَإِنَّهَا أَيَّامُ عِيدٍ، وَتِلْكَ الأَيَّامُ أَيَّامُ مِنًى ‏"‏‏.‏ وَقَالَتْ عَائِشَةُ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتُرُنِي، وَأَنَا أَنْظُرُ إِلَى الْحَبَشَةِ، وَهُمْ يَلْعَبُونَ فِي الْمَسْجِدِ فَزَجَرَهُمْ ‏{‏عُمَرُ‏}‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ دَعْهُمْ أَمْنًا بَنِي أَرْفَدَةَ ‏"‏‏.‏ يَعْنِي مِنَ الأَمْنِ‏.‏

  3. Hadis no. 3531

    Hassan müşrikleri hicvetmek hususunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyince: Ya benim nesebimin…

    Türkçe meal

    Hişam, Aişe r.anha'nın şöyle dediğini nakletli dedi ki: "Hassan müşrikleri hicvetmek hususunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyince: Ya benim nesebimin durumu ne olacak, diye sordu. Hassan: Andalsun bir kıl, hamurdan nasıl çekiliyor ise seni de aralarından öyle çekip çıkaracağım." Hişam'ın babasından şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Aişe'nin önünde Hassan'a dil uzatmak istedim. O bana: Ona dil uzatma, dedi. Çünkü o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i savunan birisi idi. " Hadis 4145 ve 6150 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Hassan b. Sabit. .. izin istedi." Adı Hassan b. Sabit b. el-Münzir b. Amr b. Haramıdır. Hazrec'1i ensardandır. Bu izni istemesinin sebebi, Müslim'de Ebu Selerne yoluyla Aişe'den gelen rivayette açıklanmış bulunmaktadır. Aişe dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Müşrikleri hicvediniz. Çünkü bu onlara ok atmaktan daha ağırdır" diye buyurdu. Bunun üzerine İbn Revaha'ya haber göndererek: Onları hicvet dedi. İbn Revaha onları hicvetti, fakat beğenmedi. Ka'b b. Malik'e haber gönderdi, sonra da Hassan b. Sabit'e haber göndererek dedi ki: İşte sizin şu kuyruğunu vuran arslana haber gönderme zamanınızdır.

    Sonra dilini çıkardı, onu hareket ettirmeye koyuldu. Daha sonra dedi ki: Seni hak ile gönderene yemin ederim ki, ben bu dilimle bir derinin yüzülmesi gibi yüzeceğim. Acele etme, diye buyurdu. Ahmed de Ka'b b. Malik yoluyla şöyle dediğini rivayet etmektedir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: Şiir ile müşrikleri hicvedin, diye buyurdu. Çünkü mümin bir kimse canıyla ve malıyla cihad eder. Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki (onu hicvederken) onlara ok atıyor gibisiniz." "Peki ya benim onlardaki nesebim ne olacak?" Yani onlarla ortak bir nesebirn olduğu halde Kureyşlileri nasıl hicvedebilirim?

    Bu ifadede hicvetme yollarının çoğunlukla atalara dil uzatmak olduğuna işaret bulunmaktadır. "Seni aralarından çekeceğim." Yani senin nesebini onların neseplerinden ayırıp çıkaracağım ve hiciv, seni dışarıda tutarak sırf onlara ait olacaktır. "Bir saç telinin hamurdan çekilmesi gibi" ifadesi ile saç telinin hamurdan çekilmesi halinde inceliğinden ötürü ona hiçbir şey bulaşmadığına işaret etmektedir. Halbuki bir saç teli mesela baldan çekilecek olursa böyle değildir. Ona o baldan bir şey bulaşabilir, fakat hamurdan çekildiği takdirde oradan çıkmadan önce kopabilir de. "Savunurdu" onu müdafaa eder ya da ona yapılan hücumlara karşılık verirdi, demektir.

    Az önce kaydedilen Ebu Selerne yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Aişe dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hassan'a şöyle derken dinledim: "Sen Allah ve Resulü adına savunma yaptıkça Ruhu'l-Kuds seni destekleyip duracaktır." Yine dedi ki: Onu şöyle buyururken de dinlemiştim: "Hassan onları hicvedince kendisinin de içi soğudu, başkalarının da içini soğuttu." Namaz bölümünün baş taraflarında Ruhu'l-Kuds ile kastedilenin Cibril aleyhisselam olduğuna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Şiir ve hükümlerine dair açıklamalar da yüce Allah'ın izniyle ileride Edeb bölümünde 16145 nolu hadiste) gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتِ اسْتَأْذَنَ حَسَّانُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي هِجَاءِ الْمُشْرِكِينَ، قَالَ ‏ "‏ كَيْفَ بِنَسَبِي ‏"‏‏.‏ فَقَالَ حَسَّانُ لأَسُلَّنَّكَ مِنْهُمْ كَمَا تُسَلُّ الشَّعَرَةُ مِنَ الْعَجِينِ‏.‏ وَعَنْ أَبِيهِ قَالَ ذَهَبْتُ أَسُبُّ حَسَّانَ عِنْدَ عَائِشَةَ فَقَالَتْ لاَ تَسُبُّهُ فَإِنَّهُ كَانَ يُنَافِحُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  4. Hadis no. 3532

    Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben Allah'ın benim vasıtamla küfrü mahvettiği el-Mahf…

    Türkçe meal

    Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben Allah'ın benim vasıtamla küfrü mahvettiği el-Mahf (mahvedici)yim ve ben insanların kademim üzerine haşrolacakları el-Haşir'im ve ben eı-Akib'im. " Bu Hadis 4896 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَعْنٌ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِي خَمْسَةُ أَسْمَاءٍ أَنَا مُحَمَّدٌ، وَأَحْمَدُ، وَأَنَا الْمَاحِي الَّذِي يَمْحُو اللَّهُ بِي الْكُفْرَ، وَأَنَا الْحَاشِرُ الَّذِي يُحْشَرُ النَّاسُ عَلَى قَدَمِي، وَأَنَا الْعَاقِبُ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 3533

    Sizler, Kureyş'in sövmelerini, lanetlerini Allah'ın benden nasıl geri çevirdiğine hayret etmez misiniz? Onlar…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizler, Kureyş'in sövmelerini, lanetlerini Allah'ın benden nasıl geri çevirdiğine hayret etmez misiniz? Onlar Müzemmem dediklerine sövüyorlar, Müzemmem dediklerine lanet okuyorlar. Ben ise Muhammed'im."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Rsulullah sallallfıhu aleyhi e sellem'in isimleri hakkında gelen rivayetler ve yü Allah'ın: "Muhammed Allah'ın Resulüdür. Onunla birlikte olanlar ise kafirlere karşı sert ve katıdır" buyruğu ile "benden sonra gelecek adı Ahmed olan ... " buyrukları." Bu başlık ile sanki bu iki ismin onun isimlerinin en meşhuriarı olduğuna. işaret etmek istemektedir. Bu ikisinin de daha meşhur olanı Muhammed'dir. Kur'an-ı Kerim'de birkaç defa tekrarlanmıştır. Ahmed adı İsa aleyhisselfım'ın söylediç nakledilen sözler arasında geçmektedir. "Muhammed" mubalağa ifade etme.üzere tefll babında bir kelimedir. "Ahmed" ise tafdil babındandır.

    Ona "Ahmec adının veriliş sebebi, sıfattan aktarılmış bir özel isim olduğundan dolayıdır, dir=: de açıklanmıştır. Bu ise üstünlük (ism-i tafdil) bildiren "efalu" (vezninde) sıfatı Anlamı ise hamdedenlerin en ahmed i demektir. Buna sebep ise sahihte sa olduğu üzere Makam-ı Mahmud'da yüce Allah'ın ona kendisinden önce hiç kiı::şeye ilham etmediği hamd dolu ifadeleri ilham edeceğidir. Bütün nebiler haı::mad (çok hamdedici)dirler, o da onların en Ahmedi (en çok hamdedenleri) de denilmiştir. Yani aralarında en çok hamdeden yahut da hamd vasfı en büolanları demektir. "Muhammed" ise yine "hamd" sıfatından aktarılmıştır.

    O da Mahmud (Ö\- len) anlamındadır ve mübalağa manasını ihtiva eder. "Muhammed" kendisi:-..: çokça hamdedilen (övülen) demektir. Mümeddeh (çokça medhedilen)e bel1Z? mektedir. (Kadı) Iyad der ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, varlık aleminde vücud 0'duğu gibi, Muhammed olmadan önce Ahmed idi. Çünkü onun Ahmed cJ.::.adlandırılması önceki kitaplarda gerçekleşmiştir. Muhammed ile adlandırıım ise Kur'an-ı Azimu'ş-Şan'dadır. Buna sebep ise insanlar tarafından hamde meden (övülmeden) önce kendisinin Rabbine hamdetmiş olmasıdır. Ahirette =aynı şekilde o Rabbine hamdedecek, Rabbi onu şefaatçi kılacak, bu sebe;.... insanlar da ona hamdedecekler (onu övecekler)dir.

    Ayrıca özelolarak ona =: Hamd) suresi ve Livau'l-hamd ile Makam-ı Mahmud da verilmiştir. Yemekten içmekten sonra, duadan sonra, yolculuktan döndükten sonra hamdetmek ona meşru' kılınmıştır. Onun ümmetine "el-Hammadun: hamdedenler" adı verilmiştir. Böylelikle hamdin ihtiva ettiği bütün anlamlar ve çeşitler onun için bir araya getirilmiş olmaktadır. "Ben Allah'ın benimle küfrü mahvettiği "el-Mahi'yim" buyruğu ile kastedilenin, küfrün Arap yarımadasından izale edilmesi olduğu söylenmiştir. Ancak bu artışılır. Çünkü Akil ve Ma'mer yoluyla gelen rivayette: "Allah'ın benimle kafirleri mahvettiği" denilmektedir.

    Şöyle cevap verilebilir: Maksat kafirlerin izalesi ile küfrün izale edilmesidir. Arap yarımadası kaydının söz konusu edilmesi ise küfrün (henüz) bütün diyarıardan silinmemiş olmasıdır. Bunun çoğunlukla görülen duruma göre yorumlanacağı yahut da Meryem oğlu İsa döneminde küfür bütünüyle ortadan kalkıncaya kadar ilk olarak onun sebebiyle silinmiş olduğu şeklinde de yorumlanacağı söylenmiştir. Çünkü Meryem oğlu İsa cizyeyi kaldıracak ve Müslüman olmanın dışında bir şey kabul etmeyecektir. Buna karşılık şöyle cevap verilmiştir: Kıyamet ancak kötü insanların başına kopacaktır. Buna da ancak şöyle cevap verilebilir: İsa aleyhissel€ırn'ın ölümünden sonra bazılarının irtidad etmesi mümkündür.

    Diğer araftan gönderilecek bir rüzgar, erkek-kadın her müminin ruhunu kabzedecektlr. İşte o vakit şerıi, kötü kimselerden başkası da kalmamış olacaktır. "İnsanların ayağım üzerinde haşredileceği "el-Haşir"im. Yani insanlar benim izim üzere haşredilecektir. Bu da onun insanlardan önce haşredileceği anlamına gelir. Ancak böyle bir açıklama onun (adının Haşir değil de) "mahşur" olmasını gerektirir. O halde bu açıklama ile ism-i fail olan "Haşir: haşredici" ismi nasıl açıklanabilir? Buna şu şekilde cevap verilmiştir: Fiilin faile isnadı türünden bir izafettir. İzafet ise en basit bir sebep dolayısıyla dahi yapılması doğrudur.

    Onun ümmetinden sonra ümmet yoktur. Çünkü ondan sonra da bir nebi gelmeyecektir. Bundan dolayı haşr (edicilik) ona nispet edilmiştir. Çünkü haşr ondan sonra onun akabinde gerçekleşecektir. "Onlar Müzemmem (çokça yerilen) birisine sövüyorlar." Kureyş kafirleri Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'den aşırı derecede nefret ettiklerinden, ötürü onun övülmeye delalet eden adı ile onu anmıyorlar, bunu bırakıp onun zıt anlamını ihtiva eden "müzemmem (çokça yerilen)" diyorlardı. Ondan kötü bir şekilde söz ettikleri vakit de: Allah müzemmeme şunu yaptı, derlerdi. Müzemmem, onun adı olmadığı gibi bununla da tanınmış değildir.

    Dolayısıyla bu hususta onların ileri geri konuşmaları ona değil, başkasına yöneıtilmiş oluyordu. İbnu't-Tin der ki: Tarizli ifadelerle kazf haddinin söz konusu olamayacağını kabul edenler -ki bu görüştekiler İmam Malik'e muhalif olup, çoğunluğu teşkil ederler- bu hadisi delil gösterirler. İbnu't-Tin buna şu şekilde cevap vermektedir: Hadis-i şerifte bu hususta bundan dolayı onların bir sorumluluklarının olmayacağı ifade edilmemektedir. Aksine onlar bundan dolayı öldürülmek ve başka şeylerle cezalandırılmış oldular. İbnu't-Tin'in ifadeleri burada sona ermektedir. Fakat tahkikin sonucu şu ki, bu hususta ne olumlu, ne de olumsuz olarak delil olacak bir ifade bulunmamaktadır.

    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ تَعْجَبُونَ كَيْفَ يَصْرِفُ اللَّهُ عَنِّي شَتْمَ قُرَيْشٍ وَلَعْنَهُمْ يَشْتِمُونَ مُذَمَّمًا وَيَلْعَنُونَ مُذَمَّمًا وَأَنَا مُحَمَّدٌ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 3534

    Benim misalim ile diğer nebilerin misali -bir kerpiçlfk yer dışında- eksiksiz ve çok güzel bir ev yapmış olan…

    Türkçe meal

    Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile diğer nebilerin misali -bir kerpiçlfk yer dışında- eksiksiz ve çok güzel bir ev yapmış olan bir adamın misaline benzer. İnsanlar bu eve giriyor, onu oldukça beğeniyar ve fakat: Keşke şu bir kerpiçlik yer (boş bırakılmış) olmasaydı demeye koyuldular

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا سَلِيمٌ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مِينَاءَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَثَلِي وَمَثَلُ الأَنْبِيَاءِ كَرَجُلٍ بَنَى دَارًا فَأَكْمَلَهَا وَأَحْسَنَهَا، إِلاَّ مَوْضِعَ لَبِنَةٍ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَدْخُلُونَهَا وَيَتَعَجَّبُونَ، وَيَقُولُونَ لَوْلاَ مَوْضِعُ اللَّبِنَةِ ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 3535

    Benim misalim ile benden önceki nebilerin misali, bir ev bina etmiş, onu da oldukça güzel ve alımlı inşa…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile benden önceki nebilerin misali, bir ev bina etmiş, onu da oldukça güzel ve alımlı inşa etmiş birisine benzer. Ancak bu evi inşa eden, bir köşede bir kerpiçlik bir yer boşluk bırakmıştı. İnsanlar bu evi dolaşmaya koyulunca onu çok beğendiler ve: Keşke şu kerpiç de (yerine) konulmuş olsaydı, diyorlardı. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: O kerpiç işte benim ve ben nebilerin sonuncusuyum."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nebilerin sonuncusu (hatemu'n-nebiyyın)" yani isimleri arasında "hatem"den kasıt, onun "hatemu'n-nebiyyın: nebilerin sonuncusu" olduğudur. İbnu'I-Arabi'nin iddiasına göre kendisine işaret edilen o kerpiç, sözü geçen evin temelinde idi ve eğer o kerpiç konulmamış olsaydı, o ev yıkılmış olacaktı. Devamla şunları söyler: Böylelikle sözü geçen benzetmeden gözetilen maksat da eksiksiz olarak anlaşılmış olmaktadır. (İbnu'l-Arabi'nin açıklamaları burada sona ermektedir. ) Bu açıklama her ne kadar gerçek anlamdan uzak ise de güzel bir açıklamadır. Bununla birlikte ibareden zorunlu olarak anlaşılan bir şey değildir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مَثَلِي وَمَثَلَ الأَنْبِيَاءِ مِنْ قَبْلِي كَمَثَلِ رَجُلٍ بَنَى بَيْتًا فَأَحْسَنَهُ وَأَجْمَلَهُ، إِلاَّ مَوْضِعَ لَبِنَةٍ مِنْ زَاوِيَةٍ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَطُوفُونَ بِهِ وَيَعْجَبُونَ لَهُ، وَيَقُولُونَ هَلاَّ وُضِعَتْ هَذِهِ اللَّبِنَةُ قَالَ فَأَنَا اللَّبِنَةُ، وَأَنَا خَاتِمُ النَّبِيِّينَ ‏"‏‏.‏

  8. Hadis no. 3536

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altmış üç yaşında vefat etmiştir

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altmış üç yaşında vefat etmiştir." İbn Şihab der ki: Said b. el-Müseyyeb de bana böyle haber vermiştir. Bu Hadis 4466 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تُوُفِّيَ وَهْوَ ابْنُ ثَلاَثٍ وَسِتِّينَ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ مِثْلَهُ‏.‏

  9. Hadis no. 3537

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem pazarda iken bir adam: Ey Ebe'l-Kasım dedi

    Türkçe meal

    Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem pazarda iken bir adam: Ey Ebe'l-Kasım dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp baktı ve şöyle buyurdu: Benim adımı veriniz, fakat benim künyem ile künyelenmeyiniz

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي السُّوقِ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَبَا الْقَاسِمِ‏.‏ فَالْتَفَتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ سَمُّوا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏‏.‏

  10. Hadis no. 3538

    Benim adımı ad olarak alabilirsiniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız

    Türkçe meal

    Cabir r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim adımı ad olarak alabilirsiniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَسَمَّوْا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏

  11. Hadis no. 3539

    Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Benim adımı ad olarak veriniz, fakat benim künyemi…

    Türkçe meal

    İbn Sırın dedi ki: Ebu Hureyre r.a.'i şöyle derken dinledim: "Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Benim adımı ad olarak veriniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nebi sallall"hu aleyhi ve sellem'in künyesi." "Künye" kinaye'den alınmıştır. Mesela, bir husustan açıktan açığa, delilolarak anlaşılmayacak bir şekilde söz konusu edilecek olursa, ben bu işten böylece kinayeli olarak söz ettim, denilir . . aUaplar arasında künye oldukça yaygınlık kazanmıştır. Hatta bazı hallerde isimeri bile geçmiştir. Ebu Talib, Ebu Leheb ve daha başkaları gibi. Birisinin bir veya daha çok künyesi de olabilir. Aynı zamanda ismiyle de, künyesiyle de bir arada ün kazanabilir. İsim, künye ve lakabın ortak yönü alem (özel) oluşlarıdır. Farklı yönlerine gelince, lakapta övgü ya da yergi anlamı vardır.

    Künyenin başında ebu yahut ümmü (baba yahut ana) lafzı getirilir. Bunun dışında kalanlar ise isimdir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de el-Kasım adındaki oğlu dolayısıyla Ebu'I-Kasım diye künyelenmiştir. Çocuklarının da büyüğü idi. Nebilik verilmesinden önce mi öldüğü, sonra mı öldüğü hususunda görüş ayrılığı vardır. Medine'de :.-iariye'den İbrahim adındaki oğlu olmuştur. Onun ile ilgili bazı açıklamalar Cenazeler bahsinde geçmiş bulunmaktadır. Enes yoluyla rivayet edilen hadiste belirtildiğine göre Cibril, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e: "es-Selamu aleyke ya Eba İbrahim" diye hitap etmiştir.

    Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in künyesi ile künyelenmenin caiz oluşu hususunda görüş ayrılığı vardır. Şafiı'nin meşhur olan görüşü, bu hadislerin zahirine uygun olarak bunun men edilmiş olduğu şeklindedir. Bu yasak, onun zamanına mahsustur diye açıklandığı gibi, onun adını almış olanlar için söz konusudur, diye de açıklanmıştır. Buna dair geniş açıklamalar ve bütün bu görüşlerin yorumlanması ileride Edeb bahsinde (6187 no'lu hadiste) yüce Allah'ın izniyle gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ سَمُّوا بِاسْمِي، وَلاَ تَكْتَنُوا بِكُنْيَتِي ‏"‏

  12. Hadis no. 3540

    Ben es-Saib b. Yezid'i doksan dört yaşında, gücü kuvveti yerinde ve dimdik olarak gördüm. O dedi ki: Ben…

    Türkçe meal

    el-Ca'd b. Abdurrahman dedi ki: Ben es-Saib b. Yezid'i doksan dört yaşında, gücü kuvveti yerinde ve dimdik olarak gördüm. O dedi ki: Ben kendisinden çokça yararlandığım bu halimin -kulağımın, gözümün (sağlıklı oluşunun)ancak Resulullah'ın duası ile olduğunu biliyorum. Çünkü benim teyzem beni alıp ona götürdü ve: Ey Allah'ın Resulü benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, onun için Allah'a dua et, dedi. es-Saib b. Yezid dedi ki: Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dua buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، رَأَيْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ ابْنَ أَرْبَعٍ وَتِسْعِينَ جَلْدًا مُعْتَدِلاً فَقَالَ قَدْ عَلِمْتُ مَا مُتِّعْتُ بِهِ سَمْعِي وَبَصَرِي إِلاَّ بِدُعَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، إِنَّ خَالَتِي ذَهَبَتْ بِي إِلَيْهِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي شَاكٍ فَادْعُ اللَّهَ‏.‏ قَالَ فَدَعَا لِي‏.‏

  13. Hadis no. 3541

    Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu…

    Türkçe meal

    Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nübuvvet mührü" ibaresi, bu mührün nitelikleri anlamındadır. Nübuvvet mührü, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in omuzları arasında bulunandır. Bu, onun kitap ehlinin kendisini onun vasıtası ile tanıdıkları alametlerinden idi. "Rahatsız"lığından murad ise, bu rivayetin başka yoldan gelenlerinde sabit olduğu gibi ayağından rahatsızlığı idi. . -"İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."Abdullah b. Sereis yoluyla gelen Müslim'deki hadiste belirtildiğine göre bu mühür sol omzu tarafına doğru idi. Nübuvvet mührünün nitelikleri ile alakalı bazı hadisler var id olmuştur. Bunlardan birisi Müslim tarafından Cabir b.

    Semura'dan rivayet edilmiştir. "O bir güvercin yumurtasını andırıyordu" demektedir. Tirmizi'deki ifade ise: "Ayrı çıkmış bir et parçası gibi idi" denilmektedir. Kurtubı der ki: Sabit hadislerin görüş birliği ettiklerine göre nübuwet mührü sol omzu yakınında kırmızı ve dışarı doğru tümsek bir şey idi. Büyüklük miktarı ile ilgili olarak kullanılan ifadelerin azı, güvercin yumurtası kadar olduğu, azami büyüklüğü ile ilgili olarak kullanılan ifadelere göre ise bir yumruk kadar olduğu şeklindedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنِ الْجُعَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، قَالَ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ ابْنَ أُخْتِي‏.‏ وَقَعَ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، وَتَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمٍ بَيْنَ كَتِفَيْهِ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحُجْلَةُ مِنْ حُجَلِ الْفَرَسِ الَّذِي بَيْنَ عَيْنَيْهِ‏.‏ قَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ مِثْلَ زِرِّ الْحَجَلَةِ

  14. Hadis no. 3542

    Ebu Bekir r.a ikindi namazını kıldı. Sonra dışarı çıktı, yürüdü. el-Hasen'i küçük çocuklarla birlikte…

    Türkçe meal

    Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ebu Bekir r.a ikindi namazını kıldı. Sonra dışarı çıktı, yürüdü. el-Hasen'i küçük çocuklarla birlikte oynarken gördü. Onu omzuna alıp, taşıdı ve: Babam hakkı için Nebi'ye benziyor, Ali'ye benzemiyor. Ali de gülüyordu." Bu Hadis 3750 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ صَلَّى أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ الْعَصْرَ، ثُمَّ خَرَجَ يَمْشِي فَرَأَى الْحَسَنَ يَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ، فَحَمَلَهُ عَلَى عَاتِقِهِ وَقَالَ بِأَبِي شَبِيهٌ بِالنَّبِيِّ لاَ شَبِيهٌ بِعَلِيٍّ‏.‏ وَعَلِيٌّ يَضْحَكُ‏.‏

  15. Hadis no. 3543

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu

    Türkçe meal

    Ebu Cuhayfe r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu." Bu Hadis 3544 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ الْحَسَنُ يُشْبِهُهُ‏.‏

  16. Hadis no. 3544

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm

    Türkçe meal

    Ebu Cuhayfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Ali'nin oğlu Hasen -ikisine de selam olsun- ona benziyordu. Ben (hadisi Ebu Cuhayfe'den rivayet eden İsmail b. Ebi Halid) Ebu Cuhayfe'ye: Onun niteliklerini bana anlatır mısın, dedim. Dedi ki: Saçlarının beyazı siyahına karışmış, beyaz tenli birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere onüç (genç) dişi deve verilmesini emretti. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Biz o develeri ele geçirmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ يُشْبِهُهُ قُلْتُ لأَبِي جُحَيْفَةَ صِفْهُ لِي‏.‏ قَالَ كَانَ أَبْيَضَ قَدْ شَمِطَ‏.‏ وَأَمَرَ لَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِثَلاَثَ عَشْرَةَ قَلُوصًا قَالَ فَقُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ أَنْ نَقْبِضَهَا‏.‏

  17. Hadis no. 3545

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm

    Türkçe meal

    Vehb, Ebu Cuhayfe es-Sevai'den rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Onun alt dudağının altında beyazlaşmış saçlar da gördüm

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ وَهْبٍ أَبِي جُحَيْفَةَ السُّوَائِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَرَأَيْتُ بَيَاضًا مِنْ تَحْتِ شَفَتِهِ السُّفْلَى الْعَنْفَقَةَ‏.‏

  18. Hadis no. 3546

    Ne dersin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyarlamış mıydı, diye sordu. (Abdullah b. Busr): Onun alt…

    Türkçe meal

    Hureys b. Osman'dan rivayete göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabisi Abdullah b. Busr'e: Ne dersin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyarlamış mıydı, diye sordu. (Abdullah b. Busr): Onun alt çenesinde (dudağının altında) beyazlaşmış birkaç saç teli vardı, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عِصَامُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، أَنَّهُ سَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بُسْرٍ صَاحِبَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَرَأَيْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ شَيْخًا قَالَ كَانَ فِي عَنْفَقَتِهِ شَعَرَاتٌ بِيضٌ‏.‏

  19. Hadis no. 3547

    Enes b. Malik r.a.'i Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliklerini anlatırken gördüm. Dedi ki: O…

    Türkçe meal

    Rabia b. Abdurrahman dedi ki: "Enes b. Malik r.a.'i Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliklerini anlatırken gördüm. Dedi ki: O insanlar arasında ne uzun, ne kısa fakat uzuna daha yakın boylu idi. Kırmızıya çalan bir ten rengi vardı. Ne aşırı beyazdı, ne de esmerdi. Saçları ne dümdüz, ne de çok kıvrımlı idi (hafif dalgalı idi). Kırk yaşında iken ona vahiy indirildi. Mekke'de on yıl kaldığı süre boyunca vahiy ona nazil olup durdu. Medine'de de on yıl kaldı. Ruhu kabzedildiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz tel yoktu. Rabia dedi ki: Saçlarından bir tel gördüm. O kırmızı idi. Sebebini sordum, kokuların etkisiyle renginin kırmızılaşmış olduğu söylendi." Hadis ileride 3548 ve 5900 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي ابْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَصِفُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ رَبْعَةً مِنَ الْقَوْمِ، لَيْسَ بِالطَّوِيلِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ، أَزْهَرَ اللَّوْنِ لَيْسَ بِأَبْيَضَ أَمْهَقَ وَلاَ آدَمَ، لَيْسَ بِجَعْدٍ قَطَطٍ وَلاَ سَبْطٍ رَجِلٍ، أُنْزِلَ عَلَيْهِ وَهْوَ ابْنُ أَرْبَعِينَ، فَلَبِثَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعَرَةً بَيْضَاءَ‏.‏ قَالَ رَبِيعَةُ فَرَأَيْتُ شَعَرًا مِنْ شَعَرِهِ، فَإِذَا هُوَ أَحْمَرُ فَسَأَلْتُ فَقِيلَ احْمَرَّ مِنَ الطِّيبِ‏.‏

  20. Hadis no. 3548

    Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne ileri derecede uzun, ne de kısa boylu idi

    Türkçe meal

    (Rabia b. Abdurrahman), Enes b. Malik r.a.'l şöyle derken dinlemiştir: "Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne ileri derecede uzun, ne de kısa boylu idi. Ne aşırı beyaz tenii, ne de esmerdi. Saçları oldukça kıvrımlı olmadığı gibi, büsbütün düz de değildi. Allah onu kırk yaşında iken Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl, Medine'de on yıl (Nebi olarak) yaşadı. Allah onun ruhunu kabzettiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz saç teli yoktu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ بِالطَّوِيلِ الْبَائِنِ وَلاَ بِالْقَصِيرِ، وَلاَ بِالأَبْيَضِ الأَمْهَقِ، وَلَيْسَ بِالآدَمِ وَلَيْسَ بِالْجَعْدِ الْقَطَطِ وَلاَ بِالسَّبْطِ، بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَى رَأْسِ أَرْبَعِينَ سَنَةً، فَأَقَامَ بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ، وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ، فَتَوَفَّاهُ اللَّهُ، وَلَيْسَ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ عِشْرُونَ شَعْرَةً بَيْضَاءَ‏.‏