İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 47

Ortaklık (Şirket) Kitabı

25 hadis · Kitâbu'ş-Şerike (2483-2507)

Sayfa 1 / 2Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2483

    bir hurma neye yeter ki

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah'tan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahil tarafına bir birlik gönderdi. Başlarına da Ebu Ubeyde bin Cerrah'ı komutan tayin etti. Üç yüz kişilerdi ve ben de onların arasında bulunuyordum. Yola çıktık. Yolda bir süre ilerledikten sonra azığımız bitti. Bunun üzerine Ebu Ubeyde, orduda bulunan bütün azıkların getirilmesini emretti ve azıklar toplandı ve iki kap dolusu kuru hurma oldu. Ebu Ubeyde bize ondan azar azar veriyordu. Derken o da tükendi. Artık kişi başına sadece bir hurma almaya başlamıştık. Ben "bir hurma neye yeter ki" dedim. Hurmalar tamamen tükenince çok zorluk çektik. Bir süre sonra sahile vardık. Sahilde dağ gibi bir balina ile karşılaştık. Ordu o balinadan tam on sekiz gün yedi. Sonra Ebu Ubeyde'nin emri üzerine balinanın iki kemiği havaya dikildi, deve semerlendi ve kemiklerin altından geçti ve kemiklere değmedi.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا قِبَلَ السَّاحِلِ، فَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَهُمْ ثَلاَثُمِائَةٍ وَأَنَا فِيهِمْ، فَخَرَجْنَا حَتَّى إِذَا كُنَّا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ فَنِيَ الزَّادُ، فَأَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِأَزْوَادِ ذَلِكَ الْجَيْشِ فَجُمِعَ ذَلِكَ كُلُّهُ فَكَانَ مِزْوَدَىْ تَمْرٍ، فَكَانَ يُقَوِّتُنَا كُلَّ يَوْمٍ قَلِيلاً قَلِيلاً، حَتَّى فَنِيَ فَلَمْ يَكُنْ يُصِيبُنَا إِلاَّ تَمْرَةٌ تَمْرَةٌ‏.‏ فَقُلْتُ وَمَا تُغْنِي تَمْرَةٌ فَقَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَنِيَتْ‏.‏ قَالَ ثُمَّ انْتَهَيْنَا إِلَى الْبَحْرِ فَإِذَا حُوتٌ مِثْلُ الظَّرِبِ، فَأَكَلَ مِنْهُ ذَلِكَ الْجَيْشُ ثَمَانِيَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، ثُمَّ أَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِضِلَعَيْنِ مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنُصِبَا، ثُمَّ أَمَرَ بِرَاحِلَةٍ فَرُحِلَتْ ثُمَّ مَرَّتْ تَحْتَهُمَا فَلَمْ تُصِبْهُمَا‏.‏

  2. Hadis no. 2484

    Develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız

    Türkçe meal

    Seleme r.a.'den rivayet edilmiştir: Topluluğun azığı azaldı ve muhtaç duruma düştüler. Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelerek develerini kesmek için ondan izin istediler. Hz. Nebi de onlara izin verdi. Sonra Ömer'le karşılaştılar ve durumu ona haber verdiler. "Develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız" dedi ve Hz. Nebi'in yanına giderek "Ey Allah'ın Resulül Develerini kestikten sonra nasıl hayatta kalacaklar" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İnsanlara seslen, yanlarında fazla olan azıklarını getirsinler" buyurdu. Bunun için yere bir sergi serildi ve azıkları onun üzerine koydular. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp dua etti ve yiyecekleri bereketlendi. Sonra insanların kaplarını getirmeleri istedi ve kaplarına avuç avuç yiyecek koydu. Bu, yiyecek almadık kimse kalmayıncaya kadar devam etti. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve ben onun elçisiyim" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مَرْحُومٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَفَّتْ أَزْوَادُ الْقَوْمِ وَأَمْلَقُوا، فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نَحْرِ إِبِلِهِمْ فَأَذِنَ لَهُمْ، فَلَقِيَهُمْ عُمَرُ فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ مَا بَقَاؤُكُمْ بَعْدَ إِبِلِكُمْ، فَدَخَلَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا بَقَاؤُهُمْ بَعْدَ إِبِلِهِمْ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَادِ فِي النَّاسِ فَيَأْتُونَ بِفَضْلِ أَزْوَادِهِمْ ‏"‏‏.‏ فَبُسِطَ لِذَلِكَ نِطَعٌ، وَجَعَلُوهُ عَلَى النِّطَعِ‏.‏ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَعَا وَبَرَّكَ عَلَيْهِ ثُمَّ دَعَاهُمْ بِأَوْعِيَتِهِمْ فَاحْتَثَى النَّاسُ حَتَّى فَرَغُوا، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 2485

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le birlikte ikindi namazını kılardık. Sonra bir deve keserdik. On pay'a…

    Türkçe meal

    Rafi' İbn Hadic r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'le birlikte ikindi namazını kılardık. Sonra bir deve keserdik. On pay'a bölünürdü ve güneş batmadan önce pişmiş et yerdik

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّجَاشِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ فَنَنْحَرُ جَزُورًا، فَتُقْسَمُ عَشْرَ قِسَمٍ، فَنَأْكُلُ لَحْمًا نَضِيجًا قَبْلَ أَنْ تَغْرُبَ الشَّمْسُ‏.‏

  4. Hadis no. 2486

    Eş'ari kabilesi, savaşta azıksız kaldığında veya şehirde ailelerinin yiyeceği azaldığında yanlarında olan…

    Türkçe meal

    Ebu Musa r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eş'ari kabilesi, savaşta azıksız kaldığında veya şehirde ailelerinin yiyeceği azaldığında yanlarında olan bütün yiyecekleri bir sofrada toplarlar ve onu aynı kapta eşit olarak paylaşırıar. Onlar bendendir, ben de onlardanım

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الأَشْعَرِيِّينَ إِذَا أَرْمَلُوا فِي الْغَزْوِ، أَوْ قَلَّ طَعَامُ عِيَالِهِمْ بِالْمَدِينَةِ جَمَعُوا مَا كَانَ عِنْدَهُمْ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ، ثُمَّ اقْتَسَمُوهُ بَيْنَهُمْ فِي إِنَاءٍ وَاحِدٍ بِالسَّوِيَّةِ، فَهُمْ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 2487

    Malı ortak olanların mallarından da zekat al. Sonra onlar eşit olarak kendi aralarında paylaşırlar

    Türkçe meal

    Sümame İbn Abdullah İbn Enes'ten rivayet edilmiştir: Ebu Bekir r.a. Hz. Enes'e Allah Resulü'nün belirlemiş olduğu zekat farızasını yazdıktan sonra "Malı ortak olanların mallarından da zekat al. Sonra onlar eşit olarak kendi aralarında paylaşırlar" demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسٍ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ كَتَبَ لَهُ فَرِيضَةَ الصَّدَقَةِ الَّتِي فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَمَا كَانَ مِنْ خَلِيطَيْنِ فَإِنَّهُمَا يَتَرَاجَعَانِ بَيْنَهُمَا بِالسَّوِيَّةِ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 2488

    Bu hayvanların yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Hayvanınız kaçıp, yakalayamadığınız zaman ona böyle…

    Türkçe meal

    Abaye İbn Rifaa İbn Rafi' İbn Hadlc, dedesinden şöyle rivayet etmiştir: Zu'l-huleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Ashab iyice acıkmıştı. Düşmandan ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü aldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem topluluğun en arkasında bulunuyordu. Acele edip onları kesmeye başladılar ve kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kazanların dökülmesini emretti. Sonra aralarında paylaştırdı ve on koyunu bir deveye eşit tuttu. Sonra develerden biri kaçtı. Onun peşinden koştular ama yetişemediler. Ordu da az sayıda atlı vardı. İçlerinden biri bir ok attı ve Allah deveyi durdurdu. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu hayvanların yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Hayvanınız kaçıp, yakalayamadığınız zaman ona böyle yapın" buyurdu. Dedem "Yarın düşmanı bekliyoruz -veya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kan akıtan bir şey olduktan ve kesilirken Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnak olmaz. Size bunlarla niye olmayacağını da söyleyeyim: Diş kemiktir; tırnak ise Habeş/ilerin bıçağ/dır" buyurdu.

    Tekrarı: 2507, 3075, 5498, 5503, 5506, 5509, 5543, 5544. Not: Bu hadis, Zebaih bölümünde 5498. hadiste açıklanacaktır inşaallah.! باب: القران في التمر بين الشركاء حتى يستأذن أصحابه. 4. ARKADAŞLARINDAN İZİN ALMADAN HURMALARI İKİŞER İKİŞER YEMENİN HÜKMÜ

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَكَمِ الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِذِي الْحُلَيْفَةِ فَأَصَابَ النَّاسَ جُوعٌ فَأَصَابُوا إِبِلاً وَغَنَمًا‏.‏ قَالَ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أُخْرَيَاتِ الْقَوْمِ فَعَجِلُوا وَذَبَحُوا وَنَصَبُوا الْقُدُورَ، فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْقُدُورِ فَأُكْفِئَتْ، ثُمَّ قَسَمَ فَعَدَلَ عَشْرَةً مِنَ الْغَنَمِ بِبَعِيرٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ، فَطَلَبُوهُ فَأَعْيَاهُمْ، وَكَانَ فِي الْقَوْمِ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَأَهْوَى رَجُلٌ مِنْهُمْ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا ‏"‏‏.‏ فَقَالَ جَدِّي إِنَّا نَرْجُو ـ أَوْ نَخَافُ ـ الْعَدُوَّ غَدًا، وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى أَفَنَذْبَحُ بِالْقَصَبِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ، فَكُلُوهُ، لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفُرَ، وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ، أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفُرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 2489

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin arkadaşlarından izin almadan hurmaları ikişer ikişer yemesini…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin arkadaşlarından izin almadan hurmaları ikişer ikişer yemesini yasaklamıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْرُنَ الرَّجُلُ بَيْنَ التَّمْرَتَيْنِ جَمِيعًا، حَتَّى يَسْتَأْذِنَ أَصْحَابَهُ‏.‏

  8. Hadis no. 2490

    Hurmaları ikişer ikişer yemeyin. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin arkadaşından izin almadan…

    Türkçe meal

    Cebele r.a.'den rivayet edilmiştir: Medine'deydik. Bir kıtlık oldu. İbnü'z-Zübeyr bize hurma veriyordu. İbn Ömer bize uğruyor ve "Hurmaları ikişer ikişer yemeyin. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin arkadaşından izin almadan hurmaları ikişer ikişer yemesini yasaklamıştır" diyordu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ كُنَّا بِالْمَدِينَةِ فَأَصَابَتْنَا سَنَةٌ، فَكَانَ ابْنُ الزُّبَيْرِ يَرْزُقُنَا التَّمْرَ، وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَمُرُّ بِنَا فَيَقُولُ لاَ تَقْرُنُوا فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الإِقْرَانِ، إِلاَّ أَنْ يَسْتَأْذِنَ الرَّجُلُ مِنْكُمْ أَخَاهُ‏.‏

  9. Hadis no. 2491

    Bir köledeki payını azad eden kişinin, adil bir kişinin biçtiği değere göre köleyi satın alacak parası varsa…

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir köledeki payını azad eden kişinin, adil bir kişinin biçtiği değere göre köleyi satın alacak parası varsa köle tamamen azad olur. Yoksa köleden sadece azad ettiği pay azad olur. "

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ أَعْتَقَ شِقْصًا لَهُ مِنْ عَبْدٍ ـ أَوْ شِرْكًا أَوْ قَالَ نَصِيبًا ـ وَكَانَ لَهُ مَا يَبْلُغُ ثَمَنَهُ بِقِيمَةِ الْعَدْلِ، فَهْوَ عَتِيقٌ، وَإِلاَّ فَقَدْ عَتَقَ مِنْهُ مَا عَتَقَ ‏"‏‏.‏ قَالَ لاَ أَدْرِي قَوْلُهُ عَتَقَ مِنْهُ مَا عَتَقَ‏.‏ قَوْلٌ مِنْ نَافِعٍ أَوْ فِي الْحَدِيثِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  10. Hadis no. 2492

    Bir kimse kölesini kısmen azad ederse kendi malından köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. Malı yoksa…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse kölesini kısmen azad ederse kendi malından köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. Malı yoksa köleye adil bir kişi tarafından değer biçilir, sonra zorlanmaksızın değerini ödeyinceye kadar çalıştırılır. "

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَعْتَقَ شَقِيصًا مِنْ مَمْلُوكِهِ فَعَلَيْهِ خَلاَصُهُ فِي مَالِهِ، فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ قُوِّمَ الْمَمْلُوكُ، قِيمَةَ عَدْلٍ ثُمَّ اسْتُسْعِيَ غَيْرَ مَشْقُوقٍ عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 2493

    Allah'ın sınırlarını gözetenlerle çiğneyenler (yüzmekte olan) bir geminin parçalarını kura ile aralarında pay…

    Türkçe meal

    Nu'man İbn Beşir r.a.'den r.a. rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah'ın sınırlarını gözetenlerle çiğneyenler (yüzmekte olan) bir geminin parçalarını kura ile aralarında pay eden ve kura'da bir bölümüne geminin üst kısmı, diğer bölümüne de geminin alt kısmı düşen kişilere benzerler. Geminin altındakiler su alacakları zaman yukarıdakilere uğrarlar" buyurdu. "Biz kendi payımıza düşen kısmı delsek ve yukarıdakilere hiçbir sıkıntı vermesek olmaz mı?" diye sordular. Hz. Nebi "Üsttekiler alttakilerin böyle yapmasına ses çıkarmazlarsa gemidekilerin hepsi ölür. Onların ellerini tutar (ve böyle yapmalarına engel olurlarsa) kendileri de, onlar da kurtulur" buyurdu.

    Tekrarı: 2686. Not: Bu hadis ile ilgili hükümler Şahitlikler bölümünün sonunda 2686 nolu hadis te açıklanacak inşaallah. باب: شركة اليتيم وأهل الميراث. 7. YETİM'İN VE MİRASÇILARIN ORTAKLIĞI

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، قَالَ سَمِعْتُ عَامِرًا، يَقُولُ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَثَلُ الْقَائِمِ عَلَى حُدُودِ اللَّهِ وَالْوَاقِعِ فِيهَا كَمَثَلِ قَوْمٍ اسْتَهَمُوا عَلَى سَفِينَةٍ، فَأَصَابَ بَعْضُهُمْ أَعْلاَهَا وَبَعْضُهُمْ أَسْفَلَهَا، فَكَانَ الَّذِينَ فِي أَسْفَلِهَا إِذَا اسْتَقَوْا مِنَ الْمَاءِ مَرُّوا عَلَى مَنْ فَوْقَهُمْ فَقَالُوا لَوْ أَنَّا خَرَقْنَا فِي نَصِيبِنَا خَرْقًا، وَلَمْ نُؤْذِ مَنْ فَوْقَنَا‏.‏ فَإِنْ يَتْرُكُوهُمْ وَمَا أَرَادُوا هَلَكُوا جَمِيعًا، وَإِنْ أَخَذُوا عَلَى أَيْدِيهِمْ نَجَوْا وَنَجَوْا جَمِيعًا ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 2494

    Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz…

    Türkçe meal

    Urve İbn Zübeyr r.a.'den rivayet edilmiştir: Urve, Aişe r.anha'ya: "Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın" [Nisa 3] ayetinin hükmünü sordu. O da şöyle cevap verdi: "Kız kardeşimin oğlu! Bu, velisinin evinde bulunan ve malı onunla ortak olan yetim kızdır. Kızın malı ve güzelliği velisini cezbeder ve mehrinde adaletsizlik ederek onunla evlenmek ister ve ona diğer kadınlara verdiği mehir kadar verir. İşte bu ayette kadınlara verilen mehrin en büyüğünü vermeden onlarla evlenmeleri yasaklanmış ve onların dışında hoşlarına giden başka kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir. Urve, Aişe'nin şöyle devam ettiğini nakletmiştir: Bu ayet indikten sonra ashabın erkekleri gelerek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den fetva istediler. Bunun üzerine "Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki: onlara ait hükmü size Allah açıklıyor: Kitap'ta, kendileri için yazılmışı (mirası) vermeyip nikahlamak istediğiniz yetim kadınlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karşı adil olmanız hakkında size okunan ayetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymaktadır)" [Nisa 127] ayeti indirildi. Allah'ın size okunacağını bildirdiği ayet, "Eğer (kendileriyle evlendiğiniz taktirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helalolan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın" [Nisa 3] ayetidir. Aişe yukarıdaki ayette geçen "nikahlamak istediğiniz yetim kadınlar" ifadesi ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır: Bu, evinizde (korumanız altında) olan yetim kızdan, malı ve güzelliği az iken yüz çevirip evlenmek istememenizdir. Malı az olan ve güzelolmayan yetim kızlarla evlenmek istemediklerinden dolayı, ayette, insanların yetim kızların malını elde etmek arzusuyla onlara mehirlerini adilane vermeden evlenmeleri yasaklanmıştır.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْعَامِرِيُّ الأُوَيْسِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَأَلَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنْ قَوْلِ اللَّهِ تَعَالَى ‏{‏وَإِنْ خِفْتُمْ‏}‏ إِلَى ‏{‏وَرُبَاعَ‏}‏‏.‏ فَقَالَتْ يَا ابْنَ أُخْتِي هِيَ الْيَتِيمَةُ تَكُونُ فِي حَجْرِ وَلِيِّهَا تُشَارِكُهُ فِي مَالِهِ، فَيُعْجِبُهُ مَالُهَا وَجَمَالُهَا، فَيُرِيدُ وَلِيُّهَا أَنْ يَتَزَوَّجَهَا بِغَيْرِ أَنْ يُقْسِطَ فِي صَدَاقِهَا، فَيُعْطِيهَا مِثْلَ مَا يُعْطِيهَا غَيْرُهُ، فَنُهُوا أَنْ يَنْكِحُوهُنَّ إِلاَّ أَنْ يُقْسِطُوا لَهُنَّ وَيَبْلُغُوا بِهِنَّ أَعْلَى سُنَّتِهِنَّ مِنَ الصَّدَاقِ، وَأُمِرُوا أَنْ يَنْكِحُوا مَا طَابَ لَهُمْ مِنَ النِّسَاءِ سِوَاهُنَّ‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ ثُمَّ إِنَّ النَّاسَ اسْتَفْتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ هَذِهِ الآيَةِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏وَيَسْتَفْتُونَكَ فِي النِّسَاءِ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ‏}‏ وَالَّذِي ذَكَرَ اللَّهُ أَنَّهُ يُتْلَى عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ الآيَةُ الأُولَى الَّتِي قَالَ فِيهَا ‏{‏وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ‏}‏ قَالَتْ عَائِشَةُ وَقَوْلُ اللَّهِ فِي الآيَةِ الأُخْرَى ‏{‏وَتَرْغَبُونَ أَنْ تَنْكِحُوهُنَّ‏}‏ يَعْنِي هِيَ رَغْبَةُ أَحَدِكُمْ لِيَتِيمَتِهِ الَّتِي تَكُونُ فِي حَجْرِهِ، حِينَ تَكُونُ قَلِيلَةَ الْمَالِ وَالْجَمَالِ، فَنُهُوا أَنْ يَنْكِحُوا مَا رَغِبُوا فِي مَالِهَا وَجَمَالِهَا مِنْ يَتَامَى النِّسَاءِ إِلاَّ بِالْقِسْطِ مِنْ، أَجْلِ رَغْبَتِهِمْ عَنْهُنَّ‏.‏

  13. Hadis no. 2495

    Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem pay edilmemiş olan her şeyde şuf'a hakkı koymuştur. Sınırlar…

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah r.a.'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem pay edilmemiş olan her şeyde şuf'a hakkı koymuştur. Sınırlar belirlenip yollar ayrıldıktan sonra ise şuf'a yoktur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ إِنَّمَا جَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الشُّفْعَةَ فِي كُلِّ مَا لَمْ يُقْسَمْ، فَإِذَا وَقَعَتِ الْحُدُودُ وَصُرِّفَتِ الطُّرُقُ فَلاَ شُفْعَةَ‏.‏

  14. Hadis no. 2496

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, pay edilmemiş olan bütün gayri menkullerde şuf'aya hükmetti. Sınırlar…

    Türkçe meal

    Cabir r.a.'in "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, pay edilmemiş olan bütün gayri menkullerde şuf'aya hükmetti. Sınırlar belirlendikten ve yollar ayrıldıktan sonra ise şuf'a yoktur" dediği nakledilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالشُّفْعَةِ فِي كُلِّ مَا لَمْ يُقْسَمْ، فَإِذَا وَقَعَتِ الْحُدُودُ وَصُرِّفَتِ الطُّرُقُ فَلاَ شُفْعَةَ‏.‏

  15. Hadis no. 2497

    Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona…

    Türkçe meal

    Süleyman İbn Ebu Müslim'den rivayet edilmiştir: Ebu'I-Minhal'e peşin bozdurmanın (sarf) hükmünü sordum. Şöyle dedi: "Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona bunun hükmünü sorduk. Dedi ki: "Ben ve ortağı m Zeyd İbn Erkam da böyle yapmıştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bunun hükmünü sorduk. "Peşin olanı alınız; veresiye olandan vazgeçiniz" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُثْمَانَ يَعْنِي ابْنَ الأَسْوَدِ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا الْمِنْهَالِ عَنِ الصَّرْفِ، يَدًا بِيَدٍ فَقَالَ اشْتَرَيْتُ أَنَا وَشَرِيكٌ، لِي شَيْئًا يَدًا بِيَدٍ وَنَسِيئَةً، فَجَاءَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ فَسَأَلْنَاهُ، فَقَالَ فَعَلْتُ أَنَا وَشَرِيكِي زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ، وَسَأَلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ مَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ فَخُذُوهُ، وَمَا كَانَ نَسِيئَةً فَذَرُوهُ ‏"‏‏.‏

  16. Hadis no. 2498

    Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona…

    Türkçe meal

    Süleyman İbn Ebu Müslim'den rivayet edilmiştir: Ebu'I-Minhal'e peşin bozdurmanın (sarf) hükmünü sordum. Şöyle dedi: "Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona bunun hükmünü sorduk. Dedi ki: "Ben ve ortağı m Zeyd İbn Erkam da böyle yapmıştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bunun hükmünü sorduk. "Peşin olanı alınız; veresiye olandan vazgeçiniz" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ عُثْمَانَ يَعْنِي ابْنَ الأَسْوَدِ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا الْمِنْهَالِ عَنِ الصَّرْفِ، يَدًا بِيَدٍ فَقَالَ اشْتَرَيْتُ أَنَا وَشَرِيكٌ، لِي شَيْئًا يَدًا بِيَدٍ وَنَسِيئَةً، فَجَاءَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ فَسَأَلْنَاهُ، فَقَالَ فَعَلْتُ أَنَا وَشَرِيكِي زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ، وَسَأَلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ ‏ "‏ مَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ فَخُذُوهُ، وَمَا كَانَ نَسِيئَةً فَذَرُوهُ ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 2499

    Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, işletip ekmeleri ve çıkan ürünün yarısı kendilerinin olması…

    Türkçe meal

    Abdullah r.a.'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem, işletip ekmeleri ve çıkan ürünün yarısı kendilerinin olması şartıyla Hayber'i Yahudilerin elinde bıraktı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَعْطَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ الْيَهُودَ أَنْ يَعْمَلُوهَا وَيَزْرَعُوهَا وَلَهُمْ شَطْرُ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا‏.‏

  18. Hadis no. 2500

    Onu da sen kurban et

    Türkçe meal

    Ukbe İbn Amir r.a.'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabesine kurbanlık olarak payetmesi için ona bir koyun sürüsü verdi. Geriye sadece bir yaşına girmiş bir keçi kaldı. Bunu Allah Resulü'ne hatırlattı. O da Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Onu da sen kurban et" buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ غَنَمًا يَقْسِمُهَا عَلَى صَحَابَتِهِ ضَحَايَا، فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ ضَحِّ بِهِ أَنْتَ ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 2501

    Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti

    Türkçe meal

    Zühre İbn Ma'bed'den, o da dedesi Abdullah İbn Hişam'dan nakletmiştir: Abdullah İbn Hişam, Hz. Nebi'in dönemine yetişmişti. Annesi Zeyneb binti Humeyd onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü ve "Ey Allah'ın Resulü! Bundan bey'at al" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "bu daha küçük" dedi ve onun başını okşayıp dua etti. Zühre İbn Ma'bed'den rivayet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. İbn Ömer ve İbnü'z-Zübeyr r.a. onu gördükleri zaman "Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti" derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kar ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2501.

    Tekrarı: 7210, 2502. Tekrar:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدٌ، عَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ ـ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ـ وَذَهَبَتْ بِهِ أُمُّهُ زَيْنَبُ بِنْتُ حُمَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ صَغِيرٌ ‏"‏‏.‏ فَمَسَحَ رَأْسَهُ وَدَعَا لَهُ‏.‏ وَعَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ فَيَلْقَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهم ـ فَيَقُولاَنِ لَهُ أَشْرِكْنَا، فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ فَيَشْرَكُهُمْ، فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ‏.‏

  20. Hadis no. 2502

    Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti

    Türkçe meal

    Zühre İbn Ma'bed'den, o da dedesi Abdullah İbn Hişam'dan nakletmiştir: Abdullah İbn Hişam, Hz. Nebi'in dönemine yetişmişti. Annesi Zeyneb binti Humeyd onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü ve "Ey Allah'ın Resulü! Bundan bey'at al" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "bu daha küçük" dedi ve onun başını okşayıp dua etti. Zühre İbn Ma'bed'den rivayet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. İbn Ömer ve İbnü'z-Zübeyr r.a. onu gördükleri zaman "Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti" derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kar ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2501.

    Tekrarı: 7210, 2502. Tekrar:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدٌ، عَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ ـ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ـ وَذَهَبَتْ بِهِ أُمُّهُ زَيْنَبُ بِنْتُ حُمَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ صَغِيرٌ ‏"‏‏.‏ فَمَسَحَ رَأْسَهُ وَدَعَا لَهُ‏.‏ وَعَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ فَيَلْقَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهم ـ فَيَقُولاَنِ لَهُ أَشْرِكْنَا، فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ فَيَشْرَكُهُمْ، فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ‏.‏