İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 62

Sahabenin Üstünlükleri Kitabı

124 hadis · Kitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)

Sayfa 5 / 7Yazı boyutu
  1. Hadis no. 3731

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımda iken bir kaaif yanıma girdL O sırada Usame b. Zeyd ile (babası) Zeyd…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımda iken bir kaaif yanıma girdL O sırada Usame b. Zeyd ile (babası) Zeyd b. Harise de yatıyorlardı. Bu kaaif: Bu ayaklar birbirlerindendir, dedL" (Ravi) dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan dolayı sevindi ve hoşuna gittiğinden ötürü bu söylediklerini Aişe'ye de haber verdi"

    Diğer tahric: Müslim, rada (süt emme); Tirmizi, vela; Ebu Davud ile Nesaî Talak

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azatlısı Zeyd b. Harise'nin menkıbeleri." Zeyd b. Harise, Kelb oğullarındandır. Cahiliye döneminqe esir alınmıştı. Hakım b. Hizam da onu halası Hatice için satın almıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hatice r.a.a'dan onu kendisine hibe etmesini istedi. Muhammed b. İshak onun başından geçenleri es-Sıre adlı eserinde zikretmiş bulunmaktadır. Buna göre babası ve amcası Mekke'ye geldiler ve onu buldular. Onun fidyesini verip kurtarmak istediler. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de onu kalmakla gitmeyi seçmekte serbest bıraktı. O da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kalmayı tercih etti.

    Zeyd b. Harise, Mute gazvesinde şehit düştü. Usame b. Zeyd de Medine'de yahut da Vadi'l-Kura'da 54 yılında vefat etti. Daha erken vefat ettiği de söylenmiştir. Bir süre de Dımaşk'a bağlı el-Mizze kasabasında yerleşmiş bulunmaktadır. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdi" Bu ise Nebi efendimizin vefatı ile sonuçlanan hastalığı sırasında hazırlanmasını emretmiş olduğu ve: "Usame ile birlikte gidecek olan orduyu yola koyunuz" talimatını verdiği ordudur. Ebu Bekir r.a. ondan sonra bu orduyu göndermiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile ilgili açıklamaların sonlarında buna dair geniş bilgi verilecektir.

    "Bundan önce de babasının kumandanlığına dil uzatmıştınız." Bu ifadesi ile Zeyd b. Harise'nin Mute gazvesindeki kumandanlığına işaret etmektedir. Aişe r.anha'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyd b. Harise'yi eğer bir ordu ile birlikte göndermişse mutlaka onu onlara kumandan tayin . etmiştir." Hadisten Çıkan Sonuçlar Hadisten anlaşıldığına göre, mevlanın (azatlı kölenin) emidiği, kumandanlığı, küçüklerin büyüklere amir tayin edilmesi, fazileti daha az olanın daha faziletliye amir olması caizdir. Çünkü Usame'nin kumandan olduğu ordu arasında Ebu Bekir ve Ömer de vardı. . Bundan sonra (Buhari), Aişe r.anha'nın kaaif (kıyafet bilgini) kıssası ile ilgili hadisini zikretmektedir ki, ileride Feraiz bölümünde yeteri kadar açıklaması gelecek ve burada sözü edilen kaaifin adı da orada zikredilecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ دَخَلَ عَلَىَّ قَائِفٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم شَاهِدٌ، وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ مُضْطَجِعَانِ، فَقَالَ إِنَّ هَذِهِ الأَقْدَامَ بَعْضُهَا مِنْ بَعْضٍ‏.‏ قَالَ فَسُرَّ بِذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَعْجَبَهُ، فَأَخْبَرَ بِهِ عَائِشَةَ‏.‏

  2. Hadis no. 3732

    Kureyşiiler Mahzum oğullanna mensup kadının durumu dolayısıyla endişelendi ve: Buna (yani bu iş için iltimas…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Kureyşiiler Mahzum oğullanna mensup kadının durumu dolayısıyla endişelendi ve: Buna (yani bu iş için iltimas etmeye) Reseılullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çok sevdiği Usame b. Zeyd'den başkası kim cesaret edebilir, dediler

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَخْزُومِيَّةِ، فَقَالُوا مَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  3. Hadis no. 3733

    Mahzumoğullarından bir kadın hırsızlık yaptı

    Türkçe meal

    Süfyan dedi ki: Zühri'ye, Mahzumoğullarına mensup kadın ile ilgili hadisi sormak üzere gittim. Bana bağırdı. (İbnu'l-Medini diye tanınan Ali b. Abdullah) dedi ki: Süfyan'a: Sen bunu başka kimseden almadın mı, dedim. O bana dedi ki: Ben bunu Eyyub b. Musa'nın, ez-Zühri'den, onun Urve'den, onun Aişe r.anha'dan diye yazmış olduğu bir kitapta buldum. Buna göre (Aişe şöyle demiştir): "Mahzumoğullarından bir kadın hırsızlık yaptı. Ashab: Bu kadın hakkında Nebi ile kim konuşabilir, dedi. Kimse onunla konuşma cesaretini gösteremedi. Onunla Usame b. Zeyd konuştu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: İsrailoğu1ları arasında soylu birisi hırsızlık yaptı mı ona ilişmezlerdi. Fakat güçsüz bir kimse hırsızlık yaptı mı elini kesederdi. Eğer bu işi yapan Fatıma olsaydı onun dahi elini keserdim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ ذَهَبْتُ أَسْأَلُ الزُّهْرِيَّ عَنْ حَدِيثِ الْمَخْزُومِيَّةِ، فَصَاحَ بِي، قُلْتُ لِسُفْيَانَ فَلَمْ تَحْتَمِلْهُ عَنْ أَحَدٍ قَالَ وَجَدْتُهُ فِي كِتَابٍ كَانَ كَتَبَهُ أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ امْرَأَةً مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ سَرَقَتْ، فَقَالُ��ا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَجْتَرِئْ أَحَدٌ أَنْ يُكَلِّمَهُ، فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَ إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ، وَإِذَا سَرَقَ الضَّعِيفُ قَطَعُوهُ، لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةُ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 3734

    İbn Ömer bir gün -mescidde bulunuyorken- mescidin bir tarafında elbisesini sürükleyerek bir adam gördü

    Türkçe meal

    Abdullah b. Dinar dedi ki: "İbn Ömer bir gün -mescidde bulunuyorken- mescidin bir tarafında elbisesini sürükleyerek bir adam gördü. Bunun kim olduğuna bir bak, keşke bu adam yakınımda olsaydı, dedi. Bir kişi ona: Ey Ebu Abdurrahman sen bunu tanımıyor musun, diye sordu. Bu Muhammed b. Usame'dir. (Abdullah b. Dinar) dedi ki: İbn Ömer başını önüne eğdi ve ellerini yere (gagalar gibi) vurdu, sonra dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görmüş olsaydı, andolsun onu sevecekti

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَبَّادٍ، يَحْيَى بْنُ عَبَّادٍ حَدَّثَنَا الْمَاجِشُونُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ نَظَرَ ابْنُ عُمَرَ يَوْمًا وَهْوَ فِي الْمَسْجِدِ إِلَى رَجُلٍ يَسْحَبُ ثِيَابَهُ فِي نَاحِيَةٍ مِنَ الْمَسْجِدِ فَقَالَ انْظُرْ مَنْ هَذَا لَيْتَ هَذَا عِنْدِي‏.‏ قَالَ لَهُ إِنْسَانٌ أَمَا تَعْرِفُ هَذَا يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا مُحَمَّدُ بْنُ أُسَامَةَ، قَالَ فَطَأْطَأَ ابْنُ عُمَرَ رَأْسَهُ، وَنَقَرَ بِيَدَيْهِ فِي الأَرْضِ، ثُمَّ قَالَ لَوْ رَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَحَبَّهُ‏.‏

  5. Hadis no. 3735

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve: Allah'ım, sen bu ikisini sev! Çünkü ben bu…

    Türkçe meal

    Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve: Allah'ım, sen bu ikisini sev! Çünkü ben bu ikisini seviyorum, derdi." Bu Hadis 3747 ve 6003 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما ـ حَدَّثَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَأْخُذُهُ وَالْحَسَنَ فَيَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ أَحِبَّهُمَا فَإِنِّي أُحِبُّهُمَا ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 3736

    Bize Ma'mer ibn Râşid, ez-Zuhrî'den haber verdi (o, şöyle demiştir): Bana Usâme ibn Zeyd'in bir kölesi şöyle…

    Türkçe meal

    Ve Nuaym ibn Hammâd, İbnu’l-Mubârek'ten söyledi; o şöyle demiştir: Bize Ma'mer ibn Râşid, ez-Zuhrî'den haber verdi (o, şöyle demiştir): Bana Usâme ibn Zeyd'in bir kölesi şöyle haber verdi: Ümmü Eymen'in oğlu olan Eymen'in oğlu Haccâc -Ümmü Eymen'in oğlu ve Haccâc'ın babası olan Eymen, Usâme ibn Zeyd'in ana-bir kardeşi idi ve bu Eymen, Ensâr'dan bir zâttır-(Mescide girip namaz kıldı). İbn Omer onun rukû'unu ve sucûdunu tamamlamadığını gördü de: Namazını yeniden kıl, dedi

    Arapça metin

    وَقَالَ نُعَيْمٌ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي مَوْلًى، لأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ‏.‏ أَنَّ الْحَجَّاجَ بْنَ أَيْمَنَ ابْنِ أُمِّ أَيْمَنَ،، وَكَانَ، أَيْمَنُ ابْنُ أُمِّ أَيْمَنَ أَخَا أُسَامَةَ لأُمِّهِ، وَهْوَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ، فَرَآهُ ابْنُ عُمَرَ لَمْ يُتِمَّ رُكُوعَهُ وَلاَ سُجُودَهُ فَقَالَ أَعِدْ‏.‏

  7. Hadis no. 3737

    (Ümmü Eymen) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dedısı idi

    Türkçe meal

    Nuaym, İbnu'I-Mübarek dedi ki: Bize Ma'mer, Zührı'den haber verdi. (Zühri) dedi ki: Bana Usame b. Zeyd'in bir mevlası (azatlısı)nın haber verdiğine göre, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'ın --ki Ümmü Eymen'in oğlu Eymen, Usame b. Zeyd'in anne bir kardeşi ve Ensardan birisi idi- rüku'unu ve sücudunu tam yapmadığını İbn Ömer görünce, ona (namazını) iade et, dedi." Bu Hadis 3737 numara ile gelecektir. [-3737-] Usame b. Zeyd'in mevlası Harmele'den rivayete göre; Abdullah b. Ömer ile birlikte bulunduğu bir sırada Eymen'in oğlu Haccac girdi. rükuunu da, sücudunu da tam yapmadı. Bunun üzerine (İbn Ömer ona): (Namazını) iade et, dedi. Geri dönüp gittiğinde İbn Ömer: Bu kimdir dedi, ben: Bu, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'dır, dedim. Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görmüş olsaydı andolsun onu sevecekti. Sonra da ona (Usame'ye) ve Ümmü Eymen'den doğanlara (erkek ya da dişi olsun) sevgisini zikretti. (Yakub b. Süfyan yahut ez-Zühri) dedi ki: Arkadaşlarımdan bazıları da Süleyman'dan naklen: "(Ümmü Eymen) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dedısı idi" ilavesini de yapmışlardır.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Usame b. Zeyd." Bu başlıkta hırsızlık yapan Mahzumoğullarından olan kadın ile ilgili hadisi zikretmiş bulunmaktadır. İleride buna dair yeterli açıklamalar Hadler bahsinde gelecektir. Bu hadisten maksat bazı rivayet yollarında zikredilen: "Resulullah salI allah u aleyhi ve sellem'in sevdiği Usame b. Zeyd'in dışında onunla konuşmaya kim cesaret edebilir" ifadeleridir. Onlar Usame'ye "hibbu Resulillah sallallahu aıeyhi ve sellem" derlerdi ki onun sevdiği kişi, mahbubu demektir. Çünkü onun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nezdindeki konumunu iyi biliyorlardı. Ayrıca ondan önce babasını da çok seviyordu.

    O kadar ki onu evlatlık edinmişti. Bundan dolayı ona da Muhammed oğlu Zeyd deniliyordu. Annesi ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dedısı Ümmü Eymen'dir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için: "O annemden sonra benim annemdir" derdi. "Keşke yanımda olsaydı" yani keşke bana yakın bulunsaydı da ona öğüt verseydim, nasihat etseydim. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görmüş olsaydı, andolsun onu sevecekti." İbn Ömer'in bunu kesin olarak ifade etmesi, Nebi sallallahu aieyhi ve sellem'in Zeyd b. Harise ile Ümmü Eymen'e ve onların soyundan gelenlere beslediği sevgiyi fiilen görmüş olmasıydı.

    Bunun için Usame'nin oğlunu da buna kıyas ederek söylemiştir. "Allah'lm, sen bu ikisini sev! Çünkü ben de bu ikisini seviyorum." Bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiin, ancak Allah için ve Allah yolunda sevdiğini göstermektedir. Bundan dolayı Allah tarafından sevilmeyi kendi sevgisine bina etmiştir. Bu ise Usame ve Hasen için pek büyük bir menkıbedir. "Ve o ensardan bir adamdı." Kastedilen kişi ise Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'dir. Babası da Ubeydullah b. Amr b. Hilal'dir. O da Hazredilerden el-Hubla oğullarından bir kişi idi. Hazredilerin azatlılarından Habeşli birisi olduğu da söylenir. Bu Zeyd b.

    Harise'den önce Ümmü Eymen ile evlenmiş ve ondan Eymen adındaki çocuğu doğmuştu. Eymen, Huneyn günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte şehit düşmüştü. Eymen'in annesine nispet edilmesi ise babasına göre İslamdaki şerefinin ileri olması ve Nebiin Ehl-i Beytli nezdindeki şöhreti dolayısı iledir. Zeyd b. Harise de (daha sonra) Ümmü Eymen ile evlenmiştir. Ümmü Eymen, Nebi efendimizin babasından kendisine miras kalan dadısı idi. Ümmü Eymen'in, Zeyd'den Usame adındaki oğlu dünyaya gelmiştir. Ümmü Eymen, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra kısa bir süre yaşamıştır. "Tekrar et, dedi." Yani namazını tekrar kıl (iade et). el-İsmaill rivayetinde şu ifadeler de yer almaktadır: "Kardeşimin oğlu, sen namaz kıldığın! mı zannediyorsun?

    Hayır, gerçekten sen namaz kılmadın. Bu sebeple namazını iade et

    Arapça metin

    قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَحَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ نَمِرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ، مَوْلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ أَنَّهُ بَيْنَمَا هُوَ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ إِذْ دَخَلَ الْحَجَّاجُ بْنُ أَيْمَنَ فَلَمْ يُتِمَّ رُكُوعَهُ وَلاَ سُجُودَهُ، فَقَالَ أَعِدْ‏.‏ فَلَمَّا وَلَّى قَالَ لِي ابْنُ عُمَرَ مَنْ هَذَا قُلْتُ الْحَجَّاجُ بْنُ أَيْمَنَ ابْنِ أُمِّ أَيْمَنَ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ لَوْ رَأَى هَذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَحَبَّهُ، فَذَكَرَ حُبَّهُ وَمَا وَلَدَتْهُ أُمُّ أَيْمَنَ‏.‏ قَالَ وَحَدَّثَنِي بَعْضُ أَصْحَابِي عَنْ سُلَيْمَانَ وَكَانَتْ حَاضِنَةَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  8. Hadis no. 3738

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatırdı. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatacağım bir rüya görmeyi temenni ettim. Bekar bir delikanlı idim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mescidde uyurdum. Rüyamda sanki iki meleğin beni alıp ateşe götürdüklerini gördüm. Bir de ne göreyim, tıpkı kurumuş kuyu gibi idi ve kuyuya benzer iki tarafının olduğunu gördüm. Orada kendilerini tanıdığım bir takım insanlar da vardı. Kendi kendime: Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, dedim. Beraberimdeki iki melek ile bir başka melek daha karşılaştı. O da bana: Korkma, dediler. Ben de bu rüyamı Hafsa'ya anlattım." [-3739-] "Hafsa da onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı, şöyle buyurdu: Abdullah ne iyi adamdır! Bir de geceleyin namaza kalksa." Salim dedi ki: Bu sebeple Abdullah geceleyin ancak çok az bir süre uyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَأَى رُؤْيَا قَصَّهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَتَمَنَّيْتُ أَنْ أَرَى رُؤْيَا أَقُصُّهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَكُنْتُ غُلاَمًا أَعْزَبَ، وَكُنْتُ أَنَامُ فِي الْمَسْجِدِ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنَّ مَلَكَيْنِ أَخَذَانِي فَذَهَبَا بِي إِلَى النَّارِ، فَإِذَا هِيَ مَطْوِيَّةٌ كَطَىِّ الْبِئْرِ، فَإِذَا لَهَا قَرْنَانِ كَقَرْنَىِ الْبِئْرِ، وَإِذَا فِيهَا نَاسٌ قَدْ عَرَفْتُهُمْ، فَجَعَلْتُ أَقُولُ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ، أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ‏.‏ فَلَقِيَهُمَا مَلَكٌ آخَرُ فَقَالَ لِي لَنْ تُرَاعَ‏. فَقَصَصْتُهَا عَلَى حَفْصَةَ‏.‏ فَقَصَّتْهَا حَفْصَةُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ، لَوْ كَانَ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ ‏"‏‏.‏ قَالَ سَالِمٌ فَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ لاَ يَنَامُ مِنَ اللَّيْلِ إِلاَّ قَلِيلاً‏.‏

  9. Hadis no. 3739

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatırdı. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatacağım bir rüya görmeyi temenni ettim. Bekar bir delikanlı idim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mescidde uyurdum. Rüyamda sanki iki meleğin beni alıp ateşe götürdüklerini gördüm. Bir de ne göreyim, tıpkı kurumuş kuyu gibi idi ve kuyuya benzer iki tarafının olduğunu gördüm. Orada kendilerini tanıdığım bir takım insanlar da vardı. Kendi kendime: Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, dedim. Beraberimdeki iki melek ile bir başka melek daha karşılaştı. O da bana: Korkma, dediler. Ben de bu rüyamı Hafsa'ya anlattım." [-3739-] "Hafsa da onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı, şöyle buyurdu: Abdullah ne iyi adamdır! Bir de geceleyin namaza kalksa." Salim dedi ki: Bu sebeple Abdullah geceleyin ancak çok az bir süre uyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ فِي حَيَاةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا رَأَى رُؤْيَا قَصَّهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَتَمَنَّيْتُ أَنْ أَرَى رُؤْيَا أَقُصُّهَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَكُنْتُ غُلاَمًا أَعْزَبَ، وَكُنْتُ أَنَامُ فِي الْمَسْجِدِ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنَّ مَلَكَيْنِ أَخَذَانِي فَذَهَبَا بِي إِلَى النَّارِ، فَإِذَا هِيَ مَطْوِيَّةٌ كَطَىِّ الْبِئْرِ، فَإِذَا لَهَا قَرْنَانِ كَقَرْنَىِ الْبِئْرِ، وَإِذَا فِيهَا نَاسٌ قَدْ عَرَفْتُهُمْ، فَجَعَلْتُ أَقُولُ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ، أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ النَّارِ‏.‏ فَلَقِيَهُمَا مَلَكٌ آخَرُ فَقَالَ لِي لَنْ تُرَاعَ‏. فَقَصَصْتُهَا عَلَى حَفْصَةَ‏.‏ فَقَصَّتْهَا حَفْصَةُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ نِعْمَ الرَّجُلُ عَبْدُ اللَّهِ، لَوْ كَانَ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ ‏"‏‏.‏ قَالَ سَالِمٌ فَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ لاَ يَنَامُ مِنَ اللَّيْلِ إِلاَّ قَلِيلاً‏.‏

  10. Hadis no. 3740

    Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır

    Türkçe meal

    İbn Ömer'den, onun kızkardeşi Hafsa'dan rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hafsa'ya: "Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır ... " dedi.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Abdullah b. Ömer b. el-Hattab'ın menkıbeleri" O Abadile'den (adı Abdullah olan ashabdan) biri ve ashab-ı kiramın fakihlerinden olup aralarında en çok hadis rivayet edenlerdendir. Annesi Maz'un'un oğulları Osman ile Kudame'nin kızkardeşleri Maz'un kızı Zeyneb -Raita da denilir-'dir. Hepsinin de sahabeliği vardır. Nebiliğin ikinci ya da üçüncü yılında doğmuştur. Çünkü onun Bedir günü 13 yaşında olduğu sabittir. Bedir gazvesi ise nübuvvetten onbeş yıl sonra cereyan etmiştir. Vefat tarihi ve onun, Haccac'ın bir adamı bu işle görevlendirilmesi üzerine zehirli bir harbenin ayağına temas etmesi sonucu gerçekleştiğine dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

    Bundan dolayı hastalanmış ve 74 yılının başlarında vefat ettiği zamana kadar bu hastalığı devam etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ أُخْتِهِ، حَفْصَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا ‏ "‏ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 3741

    Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır

    Türkçe meal

    İbn Ömer'den, onun kızkardeşi Hafsa'dan rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hafsa'ya: "Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır ... " dedi.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Abdullah b. Ömer b. el-Hattab'ın menkıbeleri" O Abadile'den (adı Abdullah olan ashabdan) biri ve ashab-ı kiramın fakihlerinden olup aralarında en çok hadis rivayet edenlerdendir. Annesi Maz'un'un oğulları Osman ile Kudame'nin kızkardeşleri Maz'un kızı Zeyneb -Raita da denilir-'dir. Hepsinin de sahabeliği vardır. Nebiliğin ikinci ya da üçüncü yılında doğmuştur. Çünkü onun Bedir günü 13 yaşında olduğu sabittir. Bedir gazvesi ise nübuvvetten onbeş yıl sonra cereyan etmiştir. Vefat tarihi ve onun, Haccac'ın bir adamı bu işle görevlendirilmesi üzerine zehirli bir harbenin ayağına temas etmesi sonucu gerçekleştiğine dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

    Bundan dolayı hastalanmış ve 74 yılının başlarında vefat ettiği zamana kadar bu hastalığı devam etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ أُخْتِهِ، حَفْصَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهَا ‏ "‏ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 3742

    Velleyli iza yağşa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye andolsun

    Türkçe meal

    Alkame'den dedi ki: Şam'a geldim. İki rekat namaz kıldıktan sonra dedim ki: Allah'ım, bana yanımda oturacak salih bir kimseyi nasip et. Sonra bir topluluğun yanına gittim, onların yanında oturdum. Derken yaşlıca bir adam çıkageldi ve nihayet yanımda oturuverdi. Bu kimdir, diye sordum. Onlar: Ebu'd-Derda'dır dediler .. Ona: Ben yüce Allah'a salih bir insanın yanıma gelip oturması için dua etmiştim ve senin yanıma oturmanı nasip etti, dedim. Kimlerdensin dedi. Ben: Kufe ahalisindenim dedim. O,şöyle dedi: Yanınızda (Nebi efendimizin) nalınlarının, yastığının ve taharet suyunun görevlisi Ümmü Abd'in oğlu yok mu? Yüce Allah'ın şeytandan koruduğu -Nebiinin dili ile (ifade ettiği üzere) demek istemektedir- kişi aranızda yok mu? Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sır sahibi -ki o sırları ondan başkası bilmez- olan yok mu? (Devamla): Abdullah (b. Mes'ud), "Velleyli iza yağşa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye andolsun" buyruğunu nasıl okur? Diye sordu. Ben de ona: "Ve'l-leyli iza yağşa, ve'n-nehari iza tecella, vezzekeri ve'l-unsa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlandığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andalsun" diye okudum. Dedi ki: Allah'a yemin ederim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu bana kendi ağzından, benim ağzıma (vasıtasız olarak) okutmuştur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ،، قَالَ قَدِمْتُ الشَّأْمَ فَصَلَّيْتُ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ قُلْتُ اللَّهُمَّ يَسِّرْ لِي جَلِيسًا صَالِحًا، فَأَتَيْتُ قَوْمًا فَجَلَسْتُ إِلَيْهِمْ، فَإِذَا شَيْخٌ قَدْ جَاءَ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِي، قُلْتُ مَنْ هَذَا قَالُوا أَبُو الدَّرْدَاءِ‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي دَعَوْتُ اللَّهَ أَنْ يُيَسِّرَ لِي جَلِيسًا صَالِحًا فَيَسَّرَكَ لِي، قَالَ مِمَّنْ أَنْتَ قُلْتُ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ‏.‏ قَالَ أَوَلَيْسَ عِنْدَكُمُ ابْنُ أُمِّ عَبْدٍ صَاحِبُ النَّعْلَيْنِ وَالْوِسَادِ وَالْمِطْهَرَةِ وَفِيكُمُ الَّذِي أَجَارَهُ اللَّهُ مِنَ الشَّيْطَانِ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم أَوَلَيْسَ فِيكُمْ صَاحِبُ سِرِّ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الَّذِي لاَ يَعْلَمُ أَحَدٌ غَيْرُهُ ثُمَّ قَالَ كَيْفَ يَقْرَأُ عَبْدُ اللَّهِ ‏{‏وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى‏}‏، فَقَرَأْتُ عَلَيْهِ ‏{‏وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى * وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى * وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى‏}‏‏.‏ قَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ أَقْرَأَنِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ فِيهِ إِلَى فِيَّ‏.‏

  13. Hadis no. 3743

    Alkame Şam'a gitti. Mescide girdi. Allah'ım, bana beraber oturacağım salih bir arkadaş nasip et, diye dua…

    Türkçe meal

    Muğire dedi ki: "Alkame Şam'a gitti. Mescide girdi. Allah'ım, bana beraber oturacağım salih bir arkadaş nasip et, diye dua etti ve Ebu'd-Derda'nın yanına oturdu. Ebu.'d-Derda: Sen kimlerdensin diye sordu. Ben Ko.fe halkındanım, dedi. Peki başkasının bilmediği (Nebi efendimize ait sırları bilen şahıs olan) sır sahibi aranızda yok mu -yahut sizden değil mi-? Bununla Huzeyfe'yi kastediyordu. Ben: Evet vardır, dedim. Peki aranızda -yahut sizden- Allah'ın Nebiinin dili (ifade ettiği üzere) ile ateşten koruduğu kimse yok mu, dedi. -Kastettiği şeytandan koruduğu kimse olan Ammar'dır.- Ben: Evet dedim. Peki aranızda -yahut sizden- misvak ve yastığın -yahut da sir€mn- sahibi (görevlisi) yok mu? Ben evet dedim. Peki, Abdullah (b. Mes'ud) "velleyli iza yağşa ve'n-nehari iza tecella ... : Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlattığı zaman gündüze ... andolsun"u nasılokurdu? Ben: Ve'z-zekeri ve'l-unsa: Erkeğe ve dişiye (andolsun)" dedim. Dedi ki: Bunlar az kalsın beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlemiş olduğum bir şeyden vazgeçirecek noktaya gelinceye kadar üzerime gelip durdular."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Ammar ve Huzeyfe'nin menkıbeleri" Ammar, Yasirlin oğludur. Künyesi Ebu.'l-Yakzan olup, el-Ansı nispetlidir. Annesi ise Sumeyye'dir. Erken dönemde kendisi ve babası İslama girmiş, Müslüman oldukları için işkenceye uğratılmışlardır. Ebu. Cehil annesini öldürmüşlli. O bakımdan İslamda ilk şehit kadın odur. Babası da erken bir dönemde vefat etmiştir. Kendisi ise Ali r.a. ile birlikte Sıffln'de öld,ürülünceye kadar yaşamıştır. Ömer tarafından Ko.felnin bazı işlerinin başına emir olarak tayin edilmişti. Bundan dolayı Ebu.'d-Derda onu ("aranızda" ve "sizden" diyerek) Ko.fe halkına.nispet etmiştir. Huzeyfe'nin babasının adı el-Yeman'dır, o Cabir'in oğlu, o Amrlın oğluolup Abs oğullarındandır.

    Ensardan Abdu'l-Eşhel oğulları ile antlaşmalı idi. Kendisi ve babası .el-Yeman ileride geleceği üzere İslama girmiştir. Huzeyfe de Ko.fe'nin bazı görevleri için Ömer tarafından tayin edilmiş idi. Ayrıca Medain emirliği de yapmıştır. Osman'ın öldürülmesinden kısa bir süre sonra o da Medain'de öldürülmüştür. Ammar ilk Müslüman olanlardandır. Huzeyfe de aynı şekilde İslama ilk girenler arasındadır. Ancak onun Müslüman oluşu Ammar'dan sonradır. Musannıf (Buhari)'ın onları bir arada başlıkta söz konusu etmesi Ebu.'d-Derda'nın aynı hadiste her ikisinden övgüyle sözetmiş olmasıdır .. "Peki yanınızda Ümmü Abd'ın oğlu yok mu?" ifadesi ile kastedilen kişi Abdullah b.

    Mes'ud'dur. Bu sözleriyle onların Şam'a ilim öğrenmek için gelmiş olduklarını anlamış olduğunu kastetmektedir. Böylelikle onlara, yanlarında (Kufe'de başkalarına gerek duymayacakları kadar) ilim adamlarının bulunduğunu açıklamak istemiştir. Bu hadisten, muhaddis bir kimsenin, bulunduğu şehirdeki hadis alimlerinin bildiklerini bütünüyle öğrenmedikçe rihleye (yolculuğa) çıkmayacağı anlaşılmaktadır. "Nalinlerin görevlisi" Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in nalinleri kastedilmektedir ki İbn Mes'ud bunları taşır ve bunlara gerektiği gibi dikkat ederdi. "Yastık (el-visad}" Müslim'in rivayetine göre İbn Mes'ud, Nebi saliaHa• hu aleyhi ve sellemden şöyle buyurmuş olduğunu nakletmiştir: "Kulağın, benim perdeyi kaldırmama ve benim karartırnın çıkardığı seste olsun." İşte bu, İbn Mes'ud'un bir özelliğidir.

    Bundan maksat da onun Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'e hizmeti dolayısıyla onu övmek .ve bu işler dolayısıyla Nebi ile birlikteliğinin ileri derecede olduğunu ifade etmektir. Bu sebepler dolayısıyla da onda pek çok ilim bulunduğundan ötürü ilim tahsil eden bir kimsenin ondaki ilmi öğrendiği takdirde başkasına ihtiyaç duymayacağını anlatmaktır. "Yüce Allah'ın şeytandan -yani Nebiinin dili ile- koruduğu kimse" İbnu't-Tin'in iddia ettiğine göre "Nebiinin dili ile" sözünden kasıt, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in şu buyruğudur: "Vay Ammar, onları cennete davet ederken onlar kendisini cehenneme davet edecekler." Bu açıklaması ihtimal dahilindedir.

    Aynı şekilde bununla Aişe radıyaHahu anhs'dan gelen merfu hadisin kastedilmiş olma ihtimali de vardır: "Ammar iki işten birisini seçmekte muhayyer bırakılırsa mutlaka onların en doğru olanını seçer." Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiştir. Onun her zaman için iki işten en doğru olanını seçmesi, batılı emretmek vasfına sahip . olan şeytandan korunmuş olmasını gerektirmektedir. el-Bezzar da Aişe radıyallShu anhs'dan şu hadisi rivayet etmektedir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim: "O parmak uçlarına kadar iman ile doldurulmuştur." Kastettiği kişi Ammar olup, hadisin senedi sahihtir.

    İbn Sa'd, Tabakat'ında Hasen yoluyla şöyle dediğini zikretmektedir: Ammar dedi ki: Bir yerde konakladık. Ben de su çekmek üzere kırbamı ve kovarnı aldım. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: Seni, sudan engelleyecek kimseler, yanına gelecektir, diye buyurdu. Ben su başında iken deneyimli bir SÇlvaşçıyı andıran siyah bir adam ile karşılaştım, onu yere yıktım, deyip hadisin geri kalan kısmını zikretmektedir. Bu hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "İşte o şeytandı" dediği de zikredilmektedir. Muhtemelen İbn Mes'ud bu kıssaya işaret etmiştir. Muhtasar'da da Fethu'j-Bari'de de böyle olmakla birlikte, buna işaret ettiği ihtimalinden sözedilmesi gereken kişi İbn Mes'ud değil, Ebu'd-Derda'dır.

    Aynı şekilde sözü geçen korunmak ile onun müşriklerin küfrü gerektiren sözü söylemesi için kendisini zorladıkları vakit, iman üzere sebat etmesine de işaret edilmiş olabilir. Bunun üzerine hakkında: "Kalbi iman ile mutmain olduğu halde zorlanan kimse müstesna"[Nahl, 106] buyruğu nazil olmuştur. Bir başka hadiste de: "Ammar parmak uçlarına kadar iman ile doludur" denilmektedir. Bu hadisi Nesai sahih bir senedie rivayet etmiştir. "Aranızda ondan başka kimsenin bilmediği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sır sahibi yok mudur?" ibaresinde geçen "sır"dan kasıt, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisine bildirdiği münafıklar ile ilgili hallerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ ذَهَبَ عَلْقَمَةُ إِلَى الشَّأْمِ، فَلَمَّا دَخَلَ الْمَسْجِدَ قَالَ اللَّهُمَّ يَسِّرْ لِي جَلِيسًا صَالِحًا‏.‏ فَجَلَسَ إِلَى أَبِي الدَّرْدَاءِ فَقَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ مِمَّنْ أَنْتَ قَالَ مِنْ أَهْلِ الْكُوفَةِ‏.‏ قَالَ أَلَيْسَ فِيكُمْ ـ أَوْ مِنْكُمْ ـ صَاحِبُ السِّرِّ الَّذِي لاَ يَعْلَمُهُ غَيْرُهُ يَعْنِي حُذَيْفَةَ‏.‏ قَالَ قُلْتُ بَلَى‏.‏ قَالَ أَلَيْسَ فِيكُمُ ـ أَوْ مِنْكُمُ ـ الَّذِي أَجَارَهُ اللَّهُ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ، يَعْنِي عَمَّارًا‏.‏ قُلْتُ بَلَى‏.‏ قَالَ أَلَيْسَ فِيكُمْ ـ أَوْ مِنْكُمْ ـ صَاحِبُ السِّوَاكِ أَوِ السِّرَارِ قَالَ بَلَى‏.‏ قَالَ كَيْفَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَقْرَأُ ‏{‏وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى * وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّى‏}‏ قُلْتُ ‏{‏وَالذَّكَرِ وَالأُنْثَى‏}‏‏.‏ قَالَ مَا زَالَ بِي هَؤُلاَءِ حَتَّى كَادُوا يَسْتَنْزِلُونِي عَنْ شَىْءٍ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  14. Hadis no. 3744

    Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz de -ey ümmet- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz de -ey ümmet- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır." Bu Hadis 4282 ve 7255 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينًا، وَإِنَّ أَمِينَنَا أَيَّتُهَا الأُمَّةُ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏"‏‏.‏

  15. Hadis no. 3745

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necranlılara dedi ki: Ben üzerinize gerçekten emin mi emin birisini…

    Türkçe meal

    Huzeyfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necranlılara dedi ki: Ben üzerinize gerçekten emin mi emin birisini göndereceğim. Ashabı(nın her biri kendi adına) ümitlendi. O da Ebu Ubeyde r.a.'ı gönderdi." Bu Hadis 4380,4381 ve 7254 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Ebu Ubeyde b. el-Cerdıh'ın menkıbeleri" Ebu Ubeyde'nin adı Amir b. Abdullah b. el-Cerrah b. Hilal b. Uheyb b. Dabbe b. el-Haris b. Fihr b. Malik'dir. [Nesebi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile Fihr b. Malik'de birleşmektedir.]425 İkisi arasındaki Ata sayısı beş ata ile farklılık arzetmektedir. Bu durumda Ebu Ubeyde sayı bakımından Abd-i Menaf derecesindedir. "Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz -ey ümmet-" Emin, güvenilir, kabul edilen, beğenilen kimse demektir. Bu nitelik her ne kadar onunla diğerleri arasında ortak ise de, ifadenin akışı onun bu hususta daha ileri derecede olduğu izlenimini vermektedir.

    Fakat Nebi sallallahu aleyhi ve sellem büyüklerin her birisine özelolarak bir fazileti tahsis etmiş ve o kimseyi o fazilet ile nitelendirmiştir. Böylelikle onun bu niteliği ile diğerlerinden daha ileri olduğunu göstermiş olmaktadır. Haya ile Osman'ı, hakimlik kudreti ile Ali'yi ve benzerlerini nitelendirmesi gibi. "Necranlılar": Yemen'e yakın bir belde halkıdır. İbn Sa'd, bunların Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in huzuruna dokuzuncu yılda heyet olarak gelmiş olduklarını belirtmekte ve heyette bulunanların isimlerini vermiş bulunmaktadır. İleride buna dair geniş açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Meğazi bölümünün sonlarında, musannıfın bunu zikrettiği yerde gelecektir.

    Enes yoluyla gelen hadisin Müslim'deki rivayetinde şu ifadelerde yer almaktadır: "Yemen ahalisi Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler ve, bizimle birlikte bize sünneti ve İslamı öğretecek bir adam gönder, dediler. O da Ebu Ubeyde'nin elinden tutarak: İşte bu, bu ümmetin eminidir, diye buyurdu." "Nebiin ashabı (kendi adlarına) ümitlendiler" ifadesi, Müslim'in ve elİsmaill'nin rivayetinde şu şekildedir: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı ben olurum diye ümit ettiler." Yani valiliği beklediler ve sözü geçen vasıf olan emaneti elde etme arzusu ile onu istediler. Yoksa bizatihi valiliği valilik olduğu için istemediler.

    Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. MUS'AB B. UMEYR'E DAİR AÇIKLAMA : (bu bab'ın numarası yok) "Mus'ab b. Umeyr" b. Haşim b. Abdu'd-Dar b. Abdi Menaf "a dair." Ebu Zerr el-Herevı'nin rivayeti dışında bu şekildedir. Bunun için bir boşluk bırakmış gibidir. Zaten Cenaiz bölümünde, şehit düştüğü zaman onu sarmak için kefen bulunmadığına dair açıklamalar zikr edilirken faziletlerine ait bazı hususlar da geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لأَهْلِ نَجْرَانَ ‏ "‏ لأَبْعَثَنَّ ـ يَعْنِي عَلَيْكُمْ ـ يَعْنِي أَمِينًا ـ حَقَّ أَمِينٍ ‏"‏‏.‏ فَأَشْرَفَ أَصْحَابُهُ، فَبَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ رضى الله عنه‏.‏

  16. Hadis no. 3746

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i --Hasen yanında iken bir insanlara, bir kendi. sine bakınırken-- minber…

    Türkçe meal

    Hasen'den rivayete göre o Ebu Bekire'yi şöyle derken dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i --Hasen yanında iken bir insanlara, bir kendi. sine bakınırken-- minber üzerinde şunları söylerken dinledim: Benim bu oğlum seyyiddir. Ümit ederim ki Allah onun vasıtası ile Müslümanlardan iki kesim arasını ıslah edip düzeltecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ، سَمِعَ أَبَا بَكْرَةَ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ وَالْحَسَنُ إِلَى جَنْبِهِ، يَنْظُرُ إِلَى النَّاسِ مَرَّةً وَإِلَيْهِ مَرَّةً، وَيَقُولُ ‏ "‏ ابْنِي هَذَا سَيِّدٌ، وَلَعَلَّ اللَّهَ أَنْ يُصْلِحَ بِهِ بَيْنَ فِئَتَيْنِ مِنَ الْمُسْلِمِينَ ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 3747

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve, Allah'ım, ben bu ikisini seviyorum

    Türkçe meal

    Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve, Allah'ım, ben bu ikisini seviyorum. Sen de bu ikisini sev, diye buyururdu veya bunun gibi dua ederdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا أَبُو عُثْمَانَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَأْخُذُهُ وَالْحَسَنَ وَيَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُمَا فَأَحِبَّهُمَا ‏"‏‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ‏.‏

  18. Hadis no. 3748

    Huseyn b. Ali'nin başı Ubeydullah b. Ziyad'a getirilince bir leğene konuldu

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Huseyn b. Ali'nin başı Ubeydullah b. Ziyad'a getirilince bir leğene konuldu. O da (elindeki sopayla) dokunmaya koyuldu ve: Güzelliği hakkında bir şeyler söyledi. Enes dedi ki: Aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e en çok benzeyenleri o idi. Huseyn'in saçları el-vesme denilen bitki ile boyalı (kınalı) idi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أُتِيَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ زِيَادٍ بِرَأْسِ الْحُسَيْنِ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ فَجُعِلَ فِي طَسْتٍ، فَجَعَلَ يَنْكُتُ، وَقَالَ فِي حُسْنِهِ شَيْئًا‏.‏ فَقَالَ أَنَسٌ كَانَ أَشْبَهَهُمْ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، وَكَانَ مَخْضُوبًا بِالْوَسْمَةِ‏.‏

  19. Hadis no. 3749

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hasen b. Ali omuzları üzerinde iken: Allah'ım, ben bunu seviyorum, sen de…

    Türkçe meal

    Bera r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hasen b. Ali omuzları üzerinde iken: Allah'ım, ben bunu seviyorum, sen de bunu sev, derken gördüm."

    Diğer tahric: Tirmizî, Menakîb; Müslim, Fezail Tirmizî rivayet etti ve dediki: Bu hadis hasen sahihtir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ الْمِنْهَالِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَدِيٌّ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَالْحَسَنُ عَلَى عَاتِقِهِ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحِبُّهُ فَأَحِبَّهُ ‏"‏‏.‏

  20. Hadis no. 3750

    Ben Ebu Bekir r.a.'l Hasen'i taşımış olduğu halde şöyle derken gördüm: Yemin ederim ki Nebi'e çok benziyor

    Türkçe meal

    Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ben Ebu Bekir r.a.'l Hasen'i taşımış olduğu halde şöyle derken gördüm: Yemin ederim ki Nebi'e çok benziyor. Ali'ye hiç benzemiyor. O sırada Ali de gülüyordu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُمَرُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ رَأَيْتُ أَبَا بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ وَحَمَلَ الْحَسَنَ وَهْوَ يَقُولُ بِأَبِي شَبِيهٌ بِالنَّبِيِّ، لَيْسَ شَبِيهٌ بِعَلِيٍّ‏.‏ وَعَلِيٌّ يَضْحَكُ‏.‏