İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 70

Yemek Yeme Kitabı

94 hadis · Kitâbu’l-Et'ime (5373-5466)

Sayfa 3 / 5Yazı boyutu
  1. Hadis no. 5413

    Sehl b. Sa'd'a sordum ve: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beyaz undan yapılmış ekmek yedi mi, dedim

    Türkçe meal

    Ebu Hazimlden, dedi ki: "Sehl b. Sa'd'a sordum ve: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beyaz undan yapılmış ekmek yedi mi, dedim. Sehl dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah onun ruhunu kabzettiği vakte kadar beyaz undan yapılmış ekmek görmedi bile. Ebli Hazim dedi ki: Peki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde sizin elekleriniz var mıydı, diye sordum. Sehl: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kendisine Nebilik verdiği zamandan Allah ruhunu kabzettiği vakte kadar elek görmedi, dedi. Ebli Hazim dedi ki: Peki, siz elenmeden arpa (ekmeğini) nasıl yerdiniz, diye sordum, o: Arpayı öğütür ve ona üflerdik. Uçan uçar, geriye kalanı ise yoğurarak yerdik, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ فَقُلْتُ هَلْ أَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّقِيَّ فَقَالَ سَهْلٌ مَا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم النَّقِيَّ مِنْ حِينَ ابْتَعَثَهُ اللَّهُ حَتَّى قَبَضَهُ اللَّهُ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ هَلْ كَانَتْ لَكُمْ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنَاخِلُ قَالَ مَا رَأَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُنْخُلاً مِنْ حِينَ ابْتَعَثَهُ اللَّهُ حَتَّى قَبَضَهُ‏.‏ قَالَ قُلْتُ كَيْفَ كُنْتُمْ تَأْكُلُونَ الشَّعِيرَ غَيْرَ مَنْخُولٍ قَالَ كُنَّا نَطْحَنُهُ وَنَنْفُخُهُ، فَيَطِيرُ مَا طَارَ وَمَا بَقِيَ ثَرَّيْنَاهُ فَأَكَلْنَاهُ‏.‏

  2. Hadis no. 5414

    Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem karnı arpa ekmeğinden doymadığı halde dünyadan çıkıp gitti, dedi

    Türkçe meal

    Ebli Hureyre r.a.'dan rivayete göre o önlerinde kebap yapılmış bir koyun bulunan topluluğun yanından geçti. Onu da davet ettiler. Fakat o yemek tekliflerini kabul etmeyerek: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem karnı arpa ekmeğinden doymadığı halde dünyadan çıkıp gitti, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ مَرَّ بِقَوْمٍ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ شَاةٌ مَصْلِيَّةٌ، فَدَعَوْهُ فَأَبَى أَنْ يَأْكُلَ قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الدُّنْيَا وَلَمْ يَشْبَعْ مِنَ الْخُبْزِ الشَّعِيرِ‏.‏

  3. Hadis no. 5415

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne masa üzerinde, ne sukurrece (denilen tepsi ve tabak) içinde yemek yedi…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne masa üzerinde, ne sukurrece (denilen tepsi ve tabak) içinde yemek yedi, ne onun için halis buğday unundan inceltilmiş ekmek pişirildi. Ben (Yunus) Katade'ye: Peki, ne üzerinde yerlerdi, diye sordum. Katade: Sofralar üzerinde, diye cevap verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يُونُسَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا أَكَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى خِوَانٍ، وَلاَ فِي سُكْرُجَةٍ، وَلاَ خُبِزَ لَهُ مُرَقَّقٌ‏.‏ قُلْتُ لِقَتَادَةَ عَلَى مَا يَأْكُلُونَ قَالَ عَلَى السُّفَرِ‏.‏

  4. Hadis no. 5416

    Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'ye geldiğinden itibaren ruhu kabzedilinceye kadar onun…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Medine'ye geldiğinden itibaren ruhu kabzedilinceye kadar onun hanımlarının karınıarı peş peşe üç gün buğday ekmeğinden doymuştur." Bu Hadis 6454 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabının" onun zamanında "yedikleri." Buharı bu başlık altında altı hadis zikretmiş bulunmaktadır. Birinci hadis, EbU. Hureyre'nin rivayet ettiği hurma paylaştırma ile ilgili olan hadistir. Bunun açıklaması daha sonra: "Taze hurma ile hıyar" başlığında gelecektir. EbU. Hureyre'nin bu rivayetteki: "Ağzımda onu çokça çiğnedim" ifadesinden kastı şudur: Bu hurma tanesini çiğnerken oldukça sert olduğundan sakız gibi uzun süre çiğnemiştir. "Selem denilen dikenli çöl ağacı yaprağından başka ... " Bundan maksat ise bu çöl ağaçlarının ve bir çeşit Arabistan kirazının meyvesidir.

    Bu da fasulyeyi andırırdı. Bu ağaçların köklerinin kastedildiği de söylenmiştir. İleride yüce Allah'ın izni ile Rikak bölümünde bu hadise dair geniş açıklamalar gelecektir:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مُنْذُ قَدِمَ الْمَدِينَةَ مِنْ طَعَامِ الْبُرِّ ثَلاَثَ لَيَالٍ تِبَاعًا، حَتَّى قُبِضَ‏.‏

  5. Hadis no. 5417

    Yakınlarından birisi öldüğü için kadınlar bu amaçla toplanıp bir araya geldikten sonra -onun akrabaları ve…

    Türkçe meal

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan rivayete göre: Yakınlarından birisi öldüğü için kadınlar bu amaçla toplanıp bir araya geldikten sonra -onun akrabaları ve özel yakınları dışında- dağıldıklarında bir çömlek içinde bir telbıne bulamacı pişirilmesini emretti. Daha sonra da tirit yapıldı. Telbine onun üzerine döküldükten sonra: Bundan yiyiniz dedi. Çünkü ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Telbine bulamacı hastanın kalbini rahatlatır ve kederin bir kısmını da giderir, diye buyururken dinlemişimdir. " Bu Hadis 5689 ve 5690 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Telbine bulamacL" Telbine, un ya da kepekten yapılan, bazen içine bal da katılan bir bulamaçtır. Ona bu adın veriliş sebebi beyazlığı ve inceliği bakımından leben (süt)e benzediğinden dolayıdır. Bunun faydalı olanı, katı ve çiğ olanı değil de ince ve iyice pişmiş alanıdır. "Rahatlatır." İleride Aişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiği bu hadisin şerhi yüce Allah'ın izniyle Tıb bölümünde (5689.hadiste) gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا كَانَتْ إِذَا مَاتَ الْمَيِّتُ مِنْ أَهْلِهَا فَاجْتَمَعَ لِذَلِكَ النِّسَاءُ، ثُمَّ تَفَرَّقْنَ، إِلاَّ أَهْلَهَا وَخَاصَّتَهَا، أَمَرَتْ بِبُرْمَةٍ مِنْ تَلْبِينَةٍ فَطُبِخَتْ، ثُمَّ صُنِعَ ثَرِيدٌ فَصُبَّتِ التَّلْبِينَةُ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَتْ كُلْنَ مِنْهَا فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ التَّلْبِينَةُ مَجَمَّةٌ لِفُؤَادِ الْمَرِيضِ، تَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 5418

    Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-Eş'ari'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise İmran'ın kızı Meryem, Firavun'un karısı Asiyelden başka kimse kl?male ermemiştir. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü ise tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ الْجَمَلِيِّ، عَنْ مُرَّةَ الْهَمْدَانِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَمَلَ مِنَ الرِّجَالِ كَثِيرٌ، وَلَمْ يَكْمُلْ مِنَ النِّسَاءِ إِلاَّ مَرْيَمُ بِنْتُ عِمْرَانَ وَآسِيَةُ امْرَأَةُ فِرْعَوْنَ، وَفَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 5419

    Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir

    Türkçe meal

    Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي طُوَالَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏‏.‏

  8. Hadis no. 5420

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte terzi olan bir azadlısının yanına girdik

    Türkçe meal

    Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte terzi olan bir azadlısının yanına girdik. Bu terzi, onun önüne içinde tirid bulunan bir tencere getirdi. (Enes) dedi ki: Sonra da işine döndü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. (Enes) dedi ki: Ben de kabakları araştırmaya ve bulduklarımı önüne koymaya koyuldum. (Enes) dedi ki: İşte bundan sonra kabağı hep seviyorum

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ أَبَا حَاتِمٍ الأَشْهَلَ بْنَ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى غُلاَمٍ لَهُ خَيَّاطٍ، فَقَدَّمَ إِلَيْهِ قَصْعَةً فِيهَا ثَرِيدٌ ـ قَالَ ـ وَأَقْبَلَ عَلَى عَمَلِهِ ـ قَالَ ـ فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ ـ قَالَ ـ فَجَعَلْتُ أَتَتَبَّعُهُ فَأَضَعُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ ـ قَالَ ـ فَمَا زِلْتُ بَعْدُ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ‏.‏

  9. Hadis no. 5421

    Biz Enes b. Malik r.a.'ın yanına giderdik

    Türkçe meal

    Katade'den, dedi ki: "Biz Enes b. Malik r.a.'ın yanına giderdik. Onun ekmekçisi ayakta iken dedi ki: Yiyiniz, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Allah'ın huzuruna çıkıncaya kadar inceltiimiş ne bir beyaz ekmek gördüğünü, ne de gözleri ile tüyleri sıcak suyla izale edilmiş kızartılmış bir koyun gördüğünü bilmiyorum, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ كُنَّا نَأْتِي أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ وَخَبَّازُهُ قَائِمٌ قَالَ كُلُوا فَمَا أَعْلَمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَغِيفًا مُرَقَّقًا حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ، وَلاَ رَأَى شَاةً سَمِيطًا بِعَيْنِهِ قَطُّ‏.‏

  10. Hadis no. 5422

    Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir koyunun kürek kemiğinden et keserek yediğini gördüm

    Türkçe meal

    Cafer b. Amr b. Umeyye ed-Damrı'den, o babasından dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir koyunun kürek kemiğinden et keserek yediğini gördüm. Sonra namaza çağrıldı, ayağa kalktı, bıçağı bıraktı ve abdest almadan namaz kıl(dır)d

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحْتَزُّ مِنْ كَتِفِ شَاةٍ، فَأَكَلَ مِنْهَا، فَدُعِيَ إِلَى الصَّلاَةِ، فَقَامَ فَطَرَحَ السِّكِّينَ فَصَلَّى، وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

  11. Hadis no. 5423

    Ben Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kurbanlık etlerinin üç günden sonra yenilmelerini…

    Türkçe meal

    Abdurrahman b. Abislten, o babasından şöyle demiştir: "Ben Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kurbanlık etlerinin üç günden sonra yenilmelerini yasakladığı doğru mudur, diye sordum. O, şu cevabı verdi: Allah Rasulü bu işi sadece insanların açlık çektikleri bir yılda yapmıştı. Zenginin fakire yemek yedirmesini istemişti. Hiç şüphesiz bizler davar bacaklarını kaldırıp saklardık da (bayramdan) onbeş gün sonra onu yerdik. Ona: Sizi böyJe yapmaya mecbur eden ne idi, aiye soruldu, Aişe gülerek: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellemlin ali (aile halkı) o Allah'a kavuşuncaya kadar(arka arkaya) üç gün süre ile katığı da bulunan buğdayekmeğinden karınıarını doyurmuş değildirler. " Bu Hadis 5438, 5570 ve 6687 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ لِعَائِشَةَ أَنَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الأَضَاحِيِّ فَوْقَ ثَلاَثٍ قَالَتْ مَا فَعَلَهُ إِلاَّ فِي عَامٍ جَاعَ النَّاسُ فِيهِ، فَأَرَادَ أَنْ يُطْعِمَ الْغَنِيُّ الْفَقِيرَ، وَإِنْ كُنَّا لَنَرْفَعُ الْكُرَاعَ فَنَأْكُلُهُ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ‏.‏ قِيلَ مَا اضْطَرَّكُمْ إِلَيْهِ فَضَحِكَتْ قَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مِنْ خُبْزِ بُرٍّ مَأْدُومٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ كَثِيرٍ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَابِسٍ بِهَذَا‏.‏

  12. Hadis no. 5424

    Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde hediyelik kurbanlıkların etlerini Medine'ye kadar azık…

    Türkçe meal

    Cabir r.a.'den, dedi ki: "Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in döneminde hediyelik kurbanlıkların etlerini Medine'ye kadar azık edinirdik."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "O bunu sadece insanların açlık çektikleri bir yılda yapmıştı. Zenginin fakire yedirmesini istemişti, dedi." Aişe bu hadis ile kurbanlık etlerinin üç günden fazla saklanmasının yasaklığının neshedilmiş olduğunu açıkça ifade etmiş bulunmaktadır. Buna göre bu yasağın sebebi, söz konusu illet (sebep, gerekçe) dolayısı ile özelolarak o yıla aitti. İleride -yüce Allah'ın izniyle- el-Edah'i (kurbanlıklar) bölümünün sonlarında (5570.hadiste) buna dair geniş açıklamalar gelecektir. Buhar'ı'nin bu hadisi zikretmekteki amacı ise, Aişe r.anha'nın söylediği: "Biz davarların bacaklarını ... saklardık" sözleridir.

    Bu sözlerle et saklamanın ve kurutulmuş et yemenin caiz olduğu açıklanmaktadır. Bunun sebebinin o zaman için etin az bulunması olduğu, hatta (et bir tarafa) ardı arkasına üç gün süre ile buğday unundan yapılmış ekmekten karınıarını doyuramadıkları da sabit bulunmaktadır. "İbn Cüreyc dedi ki. .. "ıos Musannıf asıl hadisi Hac bölümünün "Kurbanlık hayvanlardan yenilenler" başlığında mevsul olarak rivayet etmiş bulunmaktadır. Lafzı şöyledir: "Biz önceleri kurbanlık develerimizin etlerinden üç günden fazla yemezdik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize ruhsat vererek: Yiyiniz ve azıklanınız, diye buyurdu." Ancak Buhari bu fazlalığı zikretmemiş olmakla birlikte Müslim zikretmiş bulunmaktadır.

    Hadisteki: "Yiyiniz ve azıklanınız" ifadelerinden sonra şunları söylemektedir: Ben Ata'ya: "Cabir: Medine'ye gelinceye kadar dedi mi, diye sordum. O: Evet, dedi." Ancak bu, Medine'ye varıncaya kadar bu azıklandıkları etlerin onlarla birlikte kalmasını gerektirmez. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. Fakat Müslim, Sevban yoluyla gelen hadiste şunu söylediğini zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurbanlığını kestikten sonra bana: Ey Sevban, benim için bunun etini pişir, diye buyurdu. Ben de Medine'ye gelinceye kadar ona o pişirdiğim etten yedirip durdum." İbn Battal dedi ki: Hadisten anlaşıldığına göre; 'ertesi güne herhangi bir yemek saklamak caiz değildir, az dahi olsa bir şey saklayan bir kimse, velilik adına hak kazanamaz, yiyecek bir şeyler saklayan kimse Allah hakkında kötü zan beslemiş olur' iddialarında bulunan sufilerin kanaatleri reddedilmektedir.

    Bu iddiada bulunan kimselerin bu kanaatlerini reddetmek için bu hadisler de yeterlidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَتَزَوَّدُ لُحُومَ الْهَدْىِ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَدِينَةِ‏.‏ تَابَعَهُ مُحَمَّدٌ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ قُلْتُ لِعَطَاءٍ أَقَالَ حَتَّى جِئْنَا الْمَدِينَةَ قَالَ لاَ‏.‏

  13. Hadis no. 5425

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: Sizin küçük çocuklarınızdan bana hizmet edecek küçük bir…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: Sizin küçük çocuklarınızdan bana hizmet edecek küçük bir çocuk araştır, dedi. Ebu Talha beni arkasında terkisine bindirerek çıkarıp götürdü. Ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne zaman konakladıysa gider ona hizmet ederdim. Onun: Allah'ım, kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç yükünden ve erkeklerin galip gelmesinden sana sığınırım, duasını çokça yaptığını işitir dururdum. Bu şekilde Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet edip durdum. Hayber'den kendisi için ayırmış olduğu Huyey'in kızı Safiye ile döndü. Ben onun Safiye için arkasında bir aba ya da bir örtü ile yer hazırladığını, sonra da onu arkasına, terkisine bindirdiğini gördüm. Nihayet es-Sahba denilen yere vardığımızda deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği hazırlattı. Sonra beni gönderdi, ben de birtakım adamları davet ettim, onlar da gelip yemek yediler. Bu, Safiye ile evlenmesi (dolayısıyla) idi. Daha sonra Medine'ye doğru yoluna devam etti. Nihayet Uhud'u görünce: Bu bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır, dedi, Medine'ye yaklaşınca da: Allah'ım, şüphesiz ben İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi Medine'nin iki dağının arasını da haram kılıyorum. Allah'ım, (Medinelilerin) mudlerini ve sa'larını onlar için bereketli kıL."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Hays yemeği." Buna dair açıklama, -başlıktaki hadisin şerhi ile birlikte- Meğazı bölümünün Hayber gazvesinde Safiye kıssası başlığında (4211.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hays, aslında hurma, keş ve tereyağından yapılır. Bazı hallerde keşin yerine doğranmış ekmek ya da un da konulabilir. "Ağır borç yükü." borcun ağırlığı demektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ ‏"‏ الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ، يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ‏"‏‏.‏ فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ بِكِسَاءٍ، ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ ‏"‏ هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ‏"‏‏.‏

  14. Hadis no. 5426

    Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su…

    Türkçe meal

    Mücahid'den, dedi ki: "Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. Mecusi bardağı Huzeyfe'nin eline verince onu fırlatarak: Eğer ona böyle yapmamasını bir ya da iki defa söylememiş olsaydım ... -Sanki: ... böyle yapmazdım, demek istiyordu.- Ama ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnce ipek de, kalın ipek de giymeyiniz, altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz. Bunlardan yapılmış tabaklarda da yemek yemeyiniz. Çünkü bunlar bu dünyada onların (kafirlerindir), ahirette de bizimdir." Bu Hadis Hadis 5632,5633,5831 ve 5837 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Gümüş parçaları kakılmış kaplal'da yemek yemek." Yani içinde (bu şekilde) gümüş parçaların bulunduğu kaplarda yemek yemek. Buharı, kaplar arasında sadece bunu söz konusu etmekle yetinmiştir. Gümüş ve altın kaplar dışındaki bütün kaplarla yemek yemek mubahtır. Fakat ister kakma, ister karıştırma, isterse de kaplama suretiyle kısmen altın ve gümüş bulunan kaplar hakkında görüş ayrılığı vardır. Buharıinin bu başlıktasöz konusu ettiği Huzeyfe yoluyla gelen bu hadiste, altın ve gümüş kaplarda yalnızca içmeninyasaklandığı görülmektedir. Yemek de hüküm itibariyle içmeğe katılmak suretiyle, bu kaplal'da yemek yemenin de yasaklandığı hükmü çıkai,tılır.

    Böyle bir istinbat Huzeyfe hadisine nispetle böyledir ama Müslimlde yer alan Ümmü Seleme yoluyla gelen hadiste -ileride Eşribe (içecekler) bölümünde dikkat çekileceği üzere- yemek yemek de söz konusu edilmiştir. Dolayısıyla bu kaplarda yemek yemek de nas ile yasaklanmış olmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى، أَنَّهُمْ كَانُوا عِنْدَ حُذَيْفَةَ فَاسْتَسْقَى فَسَقَاهُ مَجُوسِيٌّ‏.‏ فَلَمَّا وَضَعَ الْقَدَحَ فِي يَدِهِ رَمَاهُ بِهِ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي نَهَيْتُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ وَلاَ مَرَّتَيْنِ‏.‏ كَأَنَّهُ يَقُولُ لَمْ أَفْعَلْ هَذَا، وَلَكِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَلْبَسُوا الْحَرِيرَ وَلاَ الدِّيبَاجَ وَلاَ تَشْرَبُوا فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَلاَ تَأْكُلُوا فِي صِحَافِهَا، فَإِنَّهَا لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَنَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

  15. Hadis no. 5427

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kur'an okuyan mu'minin misali, kokusu da hoş, tadı da…

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-Eş'arl r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kur'an okuyan mu'minin misali, kokusu da hoş, tadı da hoş olan portakala benzer. Kur'an okumayan mu'minin misali ise kokusu bulunmayan ve tadı da tatlı olan hurmaya benzer. Kur'an okuyan münafığın misali ise kokusu hoş, tadı acı olan reyhan, (fesleğen)e benzer. Kur'an'ı okumayan münafığın misali ise kokusu da olmayan, tadı da acı olan Hamala'ya (Ebu Cehil karpuzuna) benzer

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏مَثَلُ الْمُؤْمِنِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الأُتْرُجَّةِ، رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا طَيِّبٌ، وَمَثَلُ الْمُؤْمِنِ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ التَّمْرَةِ لاَ رِيحَ لَهَا وَطَعْمُهَا حُلْوٌ، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ مَثَلُ الرَّيْحَانَةِ، رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ، وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي لاَ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الْحَنْظَلَةِ، لَيْسَ لَهَا رِيحٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ ‏"‏‏.‏

  16. Hadis no. 5428

    Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir

    Türkçe meal

    Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 5429

    Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizden herhangi birinizin uykusunu ve yemek yemesini engeller

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizden herhangi birinizin uykusunu ve yemek yemesini engeller. Bu sebeple yolcu yolculuğundan maksadını gerçekleştirecek olursa ailesinin yanına dönmekte acele etsin

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ، يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ، فَإِذَا قَضَى نَهْمَتَهُ مِنْ وَجْهِهِ فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏‏.‏

  18. Hadis no. 5430

    Berire hususunda üç tane sünnet (hüküm) ortaya çıkmıştı:Aişe onu satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemişti…

    Türkçe meal

    Kasım b. Muhammed'den, dedi ki: "Berire hususunda üç tane sünnet (hüküm) ortaya çıkmıştı:Aişe onu satın alıp hürriyetine kavuşturmak istemişti; ama onun sahipleri, ve!a hakkı bizim olsun demişlerdi. Aişe bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarınca, o: Arzu edersen onların lehine bu şartı koşabilirsin. Çünkü vela ancak kim hün-iyete kavuşturursa onundur, diye buyurdu. Kasım dedi ki: Berire hürriyetine kavuşturulduktan sonra kocasının nikahı altında kalmakta yahut ondan ayrılmakta muhayyer (serbest) bırakıldı. (Üçüncüsüne gelince) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün Aişe'nin evine girdi. O sırada ateşin üzerinde kaynayan bir tencere vardı. Allah Rasulü kendisine kuşluk vakti yemeğinin getirilmesini istedi. Önüne ekmek ve evdeki katıklardan bir katık getirildi. Allah Resulü: Ben (ateş üzerinde pişen) et görmemiş miydim, diye sordu. Onlar: Doğrudur ey Allah'ın Rasulü! Fakat o et Berıre'ye sadaka olarak verilmişti, o da bize onu hediye etmişti, diye buyurdular. Bu sefer Allah Rasulü: 0, ona verilmiş bir sadakadır, bize de hediyedir, diye buyurdu." Katık anlamı verilen "el-edm" kelimesi, "idam"in çoğuludur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ رَبِيعَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، يَقُولُ كَانَ فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ سُنَنٍ، أَرَادَتْ عَائِشَةُ أَنْ تَشْتَرِيَهَا فَتُعْتِقَهَا، فَقَالَ أَهْلُهَا، وَلَنَا الْوَلاَءُ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ لَوْ شِئْتِ شَرَطْتِيهِ لَهُمْ، فَإِنَّمَا الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَأُعْتِقَتْ فَخُيِّرَتْ فِي أَنْ تَقِرَّ تَحْتَ زَوْجِهَا أَوْ تُفَارِقَهُ، وَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا بَيْتَ عَائِشَةَ وَعَلَى النَّارِ بُرْمَةٌ تَفُورُ، فَدَعَا بِالْغَدَاءِ فَأُتِيَ بِخُبْزٍ وَأُدْمٍ مِنْ أُدْمِ الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ أَلَمْ أَرَ لَحْمًا ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَلَكِنَّهُ لَحْمٌ تُصُدِّقَ بِهِ عَلَى بَرِيرَةَ، فَأَهْدَتْهُ لَنَا‏.‏ فَقَالَ‏"‏ هُوَ صَدَقَةٌ عَلَيْهَا، وَهَدِيَّةٌ لَنَا ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 5431

    Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helvayı ve balı severdi

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan rivayete göre o: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem helvayı ve balı severdi" demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، عَنْ أَبِي أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ الْحَلْوَاءَ وَالْعَسَلَ‏.‏

  20. Hadis no. 5432

    Mayalı ekmek bulamadığım, ipek giyinmediğim, filan erkeğin ve filan cariyenin bana hizmet etmediği zamanlarda…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den, dedi ki: "Mayalı ekmek bulamadığım, ipek giyinmediğim, filan erkeğin ve filan cariyenin bana hizmet etmediği zamanlarda karın tokluğu için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmazdım. (Açlıktan) karnımı yere yapl!itırırdım, beni evine alıp götürür ve bana yemek yedirir ümidi ile bildiğim bir ayeti bir başka adamdan bana okumasını (öğretmesini) isterdim. Yoksullara kar!il da insanların en hayııolısı Cafer b. Ebi Talib idi. O bizi alır, götürür ve evinde ne varsa bize yedirirdi. Hatta bize içinde hiçbir şey bulunmayan küçük bir kırbayı çıkartır, biz de onu yarar ve içindeki artıkları yalardık."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Helvayı ve balı severdi." İbn Battal dedi ki: Helva ve bal yüce Allah 'ın: "Tayyibattan yiyiniz" buyruğunda sözü edilen tayyibat (hoş ve güzel !ieyler) arasındadır. Hadis, (tayyibat ile) kendisinden zevk alınan !ieyleri kastetmektedir, diyenıerin görü!ilerini de pekiştirmektedir. Bu hadisin kapsamına daha önceden Et'ıme (yiyecekler) bölümünün ba!i taraflarında açıkiandığı gibi, çe!iitli lezzetli yiyecek türleri arasında helvaya ve balabenzeyen diğer bütün yiyecekler de girmektedir. el-Hattabı ve daha sonra arkasından İbnu't-TIn de şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bunları sevmesi, bunları çokça arzulaması ve nefsinin bunlara ileri derecede meyletmesi sureti ile değildi.

    O sadece bunlar huzuruna getirildiğinde onlardan uygun olan miktarı alırdı. Böylelikle onun bunları beğendiği de anla!iılml!i olmaktadır. Yine bu hadisten çeşitli türlerden yemek yemenin caiz olduğu anlaşılmaktadır; ama bazı vera' ehli kimseler bunu hO!i görmez ve hurma ve bal gibi tabiatı itibariyle tatlı olan şeyler dışında tatlı şeyleri yemeye ruhsat vermezdi. Ama bu hadis onların bu kanaatini reddetmektedir. Selef arasında bunlardan vera' yoluyla kaçınanlar, sadece tayyibatı elde etmeyi ahirete erteleyen kimseler olmu!itur. Bununla birlikte bu tayyibatı dünya hayatında da elde edebiliyorlardı, ama cimriliklerinden dolayı değil de tevazuları sebebiyle bunları yemiyarlardı.

    "İnsanlar arasında yoksullara en hayırlı olan ki!ii Cafer ... idi." Buna dair açıklamalar Menakıb bölümünde (3708.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. İbnu'l-Müneyyir dedi ki: Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği bu hadisin ba!ilığa uygunluğu !iöyle açıklanır: Helva, tatlı olan her şey hakkında kullanılır. Küçük tulumda çoğunlukla bal bulunduğu için -ki bazı rivayet yollarında bundan açıkça söz edilmiştir- böyle bir ba!ilık da uygundur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شَيْبَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي الْفُدَيْكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنْتُ أَلْزَمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِشِبَعِ بَطْنِي حِينَ لاَ آكُلُ الْخَمِيرَ، وَلاَ أَلْبَسُ الْحَرِيرَ، وَلاَ يَخْدُمُنِي فُلاَنٌ وَلاَ فُلاَنَةُ، وَأُلْصِقُ بَطْنِي بِالْحَصْبَاءِ، وَأَسْتَقْرِئُ الرَّجُلَ الآيَةَ وَهْىَ مَعِي كَىْ يَنْقَلِبَ بِي فَيُطْعِمَنِي، وَخَيْرُ النَّاسِ لِلْمَسَاكِينِ جَعْفَرُ بْنُ أَبِي طَالِبٍ، يَنْقَلِبُ بِنَا فَيُطْعِمُنَا مَا كَانَ فِي بَيْتِهِ، حَتَّى إِنْ كَانَ لَيُخْرِجُ إِلَيْنَا الْعُكَّةَ لَيْسَ فِيهَا شَىْءٌ، فَنَشْتَقُّهَا فَنَلْعَقُ مَا فِيهَا‏.‏