İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 41

Ziraat Ortakçılığı Kitabı

31 hadis · Kitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)

Sayfa 1 / 2Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2320

    Bir müslüman, bir ağaç diktiği veya bir şey ektiği zaman söz konusu şeyden bir kuş, insan ya da bir hayvan…

    Türkçe meal

    Enes r.a.'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir müslüman, bir ağaç diktiği veya bir şey ektiği zaman söz konusu şeyden bir kuş, insan ya da bir hayvan rızıklanırsa bu sayede o kişiye mutlaka sadaka (sevabı) verilir. "

    Tekrarı: 6012. Diğer tahric: Tirmizi Ahkam, Müslim, Müsakat

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا، أَوْ يَزْرَعُ زَرْعًا، فَيَأْكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أَوْ إِنْسَانٌ أَوْ بَهِيمَةٌ، إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ لَنَا مُسْلِمٌ حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  2. Hadis no. 2321

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, bir şaban ve ziraat aleti gördüğü zaman

    Türkçe meal

    Ebu Ümame el-Bahill, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, bir şaban ve ziraat aleti gördüğü zaman, "Bunlar bir topluluğun evine girince Allah mutlaka onları zillete düşürür" buyurduğunu işittim" demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَالِمٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ الأَلْهَانِيُّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ،، قَالَ ـ وَرَأَى سِكَّةً وَشَيْئًا مِنْ آلَةِ الْحَرْثِ، فَقَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ يَدْخُلُ هَذَا بَيْتَ قَوْمٍ إِلاَّ أُدْخِلَهُ الذُّلُّ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ وَاسْمُ أَبِي أُمَامَةَ صُدَيُّ بْنُ عَجْلَانَ

  3. Hadis no. 2322

    Av köpeği veya çoban köpeği (hariç)

    Türkçe meal

    […-] İbn Sirin ve Ebu Salih'in Ebu Hureyre'den naklettiği rivayette ise, "çoban köpeği, ziraat köpeği veya av köpeği hariç" buyurmuştur. Ebu Hazim'in Ebu Hureyre'den yaptığı nakilde ise, "Av köpeği veya çoban köpeği (hariç)" buyurulmuştur.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ أَمْسَكَ كَلْبًا فَإِنَّهُ يَنْقُصُ كُلَّ يَوْمٍ مِنْ عَمَلِهِ قِيرَاطٌ، إِلاَّ كَلْبَ حَرْثٍ أَوْ مَاشِيَةٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ سِيرِينَ وَأَبُو صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِلاَّ كَلْبَ غَنَمٍ أَوْ حَرْثٍ أَوْ صَيْدٍ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ أَبُو حَازِمٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 2323

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim

    Türkçe meal

    Ezd-i Şenue kabilesinden Süfyan İbn Ebu Züheyr adlı sahabı, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim" demiştir: "Zirai gereklilik ya da çoban köpeği olma amacı bulunmadığı halde köpek edinen kimsenin, her gün amelinden bir kırat eksilir." (Saib İbn Yezid), "Ben ona, sen gerçekten bu sözü Resulullah'tan işittin mi?" diye sordum. O da bana, "Şu mescidin Rabbine yemin olsun ki evet işittim" diye cevap verdi" demiştir.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ خُصَيْفَةَ، أَنَّ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ سُفْيَانَ بْنَ أَبِي زُهَيْرٍ ـ رَجُلاً مِنْ أَزْدِ شَنُوءَةَ ـ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لاَ يُغْنِي عَنْهُ زَرْعًا وَلاَ ضَرْعًا، نَقَصَ كُلَّ يَوْمٍ مِنْ عَمَلِهِ قِيرَاطٌ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِي وَرَبِّ هَذَا الْمَسْجِدِ‏.‏

  5. Hadis no. 2324

    Bir kimse bir öküze binmişti. Öküz, adama bakarak

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse bir öküze binmişti. Öküz, adama bakarak, "Ben bu amaçla yaratılmadım, tarla sürmek için yaratıldım" demiştir. Ben, Ebu Bekir ve Ömer öküzün böyle söylediğine inandık. Bir keresinde de kurt bir koyunu yakalamıştı. Çoban kurdun arkasından gitti. Kurt çobana, "Benim dışımda hiçbir çobanın bulunmayacağı, yırtıcı hayvanların hüküm sürdüğü gün bu koyunu kim kurtarabilir?" dedi Ben, Ebu Bekir ve Ömer bu olaya inandık." Ebu Seleme, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunları söylerken Ebu Bekir ve Ömer yanında değildi" demiştir.

    Tekrarı: 3471, 3663, 3690. Diğer tahric: Tirmizi Menakib; Müslim, Fezail

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدٍ، سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَمَا رَجُلٌ رَاكِبٌ عَلَى بَقَرَةٍ الْتَفَتَتْ إِلَيْهِ‏.‏ فَقَالَتْ لَمْ أُخْلَقْ لِهَذَا، خُلِقْتُ لِلْحِرَاثَةِ، قَالَ آمَنْتُ بِهِ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، وَأَخَذَ الذِّئْبُ شَاةً فَتَبِعَهَا الرَّاعِي، فَقَالَ الذِّئْبُ مَنْ لَهَا يَوْمَ السَّبُعِ، يَوْمَ لاَ رَاعِيَ لَهَا غَيْرِي‏.‏ قَالَ آمَنْتُ بِهِ أَنَا وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ مَا هُمَا يَوْمَئِذٍ فِي الْقَوْمِ‏.‏

  6. Hadis no. 2325

    Hurmalıklarla ilgili sulama ve bakımı bize siz yapın. meyvelerini de paylaşalım

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Ensar, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "(Hurmalıklarımızı) bizimle, (muhacir) kardeşlerimiz arasında paylaştır" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara, "Hayır" dedi. Bunun üzerine, ensar, "Hurmalıklarla ilgili sulama ve bakımı bize siz yapın. meyvelerini de paylaşalım" dediler. Muhacirler de, "İşittik ve itaat ettik" dediler.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ نَافِعٍ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَتِ الأَنْصَارُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم اقْسِمْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ إِخْوَانِنَا النَّخِيلَ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ لاَ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا تَكْفُونَا الْمَئُونَةَ وَنُشْرِكُكُمْ فِي الثَّمَرَةِ‏.‏ قَالُوا سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا‏.‏

  7. Hadis no. 2326

    Lüey oğulları, Büveyre hurmalıklarındaki yayılan yangına hiç aldırış etmediler

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Beni Nadir yahudilerinin Büveyre adlı hurmalığını yaktırıp kestirmişti. Bununla ilgili olarak Hassan şu beyti söylemiştir: "Lüey oğulları, Büveyre hurmalıklarındaki yayılan yangına hiç aldırış etmediler. "

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ حَرَّقَ نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ وَقَطَعَ، وَهْىَ الْبُوَيْرَةُ، وَلَهَا يَقُولُ حَسَّانُ وَهَانَ عَلَى سَرَاةِ بَنِي لُؤَىٍّ حَرِيقٌ بِالْبُوَيْرَةِ مُسْتَطِيرٌ‏.‏

  8. Hadis no. 2327

    Medine halkının çoğunluğunu teşkil edecek şekilde biz, ziraatle uğraşıyorduk. Arazinin, belirli bir kısmının…

    Türkçe meal

    Rafi' bin Hadic r.a. şöyle anlatır: Medine halkının çoğunluğunu teşkil edecek şekilde biz, ziraatle uğraşıyorduk. Arazinin, belirli bir kısmının ürünü mal sahibinin olacak şekilde tarlamızı kiraya verirdik. Bazen mal sahibine tahsis edilen kısma afet gelir, diğer taraf sağlam kalır bazen de tersi olurdu. Bize böyle bir işlemi yapmak yasaklandı. Altın ve gümüş mü? O gün altın, gümüş (ile kiraya verme şeklinde bir muamele) yoktu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ قَيْسٍ الأَنْصَارِيِّ، سَمِعَ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، قَالَ كُنَّا أَكْثَرَ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مُزْدَرَعًا، كُنَّا نُكْرِي الأَرْضَ بِالنَّاحِيَةِ مِنْهَا مُسَمًّى لِسَيِّدِ الأَرْضِ، قَالَ فَمِمَّا يُصَابُ ذَلِكَ وَتَسْلَمُ الأَرْضُ، وَمِمَّا يُصَابُ الأَرْضُ وَيَسْلَمُ ذَلِكَ، فَنُهِينَا، وَأَمَّا الذَّهَبُ وَالْوَرِقُ فَلَمْ يَكُنْ يَوْمَئِذٍ‏.‏

  9. Hadis no. 2328

    Buradaki arazi ve sulardan bir parça alma ya da Nebi zamanındaki uygulamanın aynen devam etmesi (mahsülden…

    Türkçe meal

    Nafi', Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediğini nakletmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hayber yahudileri ile, çıkacak olan meyve veya ekinin yarısı karşılığında müzaraa (muamele) akdi yapmıştır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan yüz vesk'i hanımlarına verirdi. Seksen veski hurma, yirmi veski ise arpadan oluşuyordu. Ömer r.a. Hayber arazisini paylaştırdı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarını, "Buradaki arazi ve sulardan bir parça alma ya da Nebi zamanındaki uygulamanın aynen devam etmesi (mahsülden payalma) arasında muhayyer bıraktı. Onlardan bazıları, birinci şıkkı, bazıları ikinci şıkkı tercih etti. Aişe r.anha arazi almayı tercih etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَامَلَ خَيْبَرَ بِشَطْرِ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا مِنْ ثَمَرٍ أَوْ زَرْعٍ، فَكَانَ يُعْطِي أَزْوَاجَهُ مِائَةَ وَسْقٍ ثَمَانُونَ وَسْقَ تَمْرٍ وَعِشْرُونَ وَسْقَ شَعِيرٍ، فَقَسَمَ عُمَرُ خَيْبَرَ، فَخَيَّرَ أَزْوَاجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُقْطِعَ لَهُنَّ مِنَ الْمَاءِ وَالأَرْضِ، أَوْ يُمْضِيَ لَهُنَّ، فَمِنْهُنَّ مَنِ اخْتَارَ الأَرْضَ وَمِنْهُنَّ مَنِ اخْتَارَ الْوَسْقَ، وَكَانَتْ عَائِشَةُ اخْتَارَتِ الأَرْضَ‏.‏

  10. Hadis no. 2329

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hayber yahudileri ile, ortaya çıkacak olan meyve veya ekinin…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hayber yahudileri ile, ortaya çıkacak olan meyve veya ekinin yarısının onlarda kalması şartıyla muamele (müzaraa) akdi yapmıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ عَامَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ بِشَطْرِ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا مِنْ ثَمَرٍ أَوْ زَرْعٍ‏.‏

  11. Hadis no. 2330

    Ey Amr, ben onlara (arazimi) veriyorum, yardım ediyorum. Resulullah’ın (s.a.v.) bu uygulamayı yasakladığını…

    Türkçe meal

    Süfyan'ın naklettiğine göre Amr şöyle anlatır: Tavus'a, "muhabera akdini yapmayı bırakacak olursan insanlar, Hz. Nebi'in bunu yasakladığını zannedecekler" dedim. Bunun üzerine Tavus bana, "Ey Amr, ben onlara (arazimi) veriyorum, yardım ediyorum. Resulullah’ın (s.a.v.) bu uygulamayı yasakladığını zannedenlerden daha bilgili olan bir kimse, yani İbn Abbas bana, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Çıkacak ürünün bir miktarı karşılığında araziyi vermeyi yasaklamadı. Fakat şöyle buyurdu: "Sizden birinin, arazisini kardeşine ücretsiz olarak vermesi, ücret karşılığında vermesinden daha hayırlıdır." dedi" demiştir.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو قُلْتُ لِطَاوُسٍ لَوْ تَرَكْتَ الْمُخَابَرَةَ فَإِنَّهُمْ يَزْعُمُونَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهُ‏.‏ قَالَ أَىْ عَمْرُو، إِنِّي أُعْطِيهِمْ وَأُغْنِيهِمْ، وَإِنَّ أَعْلَمَهُمْ أَخْبَرَنِي ـ يَعْنِي ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَنْهَ عَنْهُ، وَلَكِنْ قَالَ ‏ "‏ أَنْ يَمْنَحَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَأْخُذَ عَلَيْهِ خَرْجًا مَعْلُومًا ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 2331

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Hayber arazisini Yahudilere, ekmeleri ve çıkacak mahsülün yarısı…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Hayber arazisini Yahudilere, ekmeleri ve çıkacak mahsülün yarısı onların olması şartıyla verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَى خَيْبَرَ الْيَهُودَ عَلَى أَنْ يَعْمَلُوهَا وَيَزْرَعُوهَا، وَلَهُمْ شَطْرُ مَا خَرَجَ مِنْهَا‏.‏

  13. Hadis no. 2332

    Bu bölüm benim, şu bölüm senin

    Türkçe meal

    Rafi' r.a. şöyle anlatır: Biz, Medine'de en çok tarlası bulunan kimselerdik. İçimizden biri arazisini kiraya verirken, "Bu bölüm benim, şu bölüm senin" derdi. Belki bir taraf ürün verir, diğer taraf vermezdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu uygulamayı yasaklamıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَحْيَى، سَمِعَ حَنْظَلَةَ الزُّرَقِيَّ، عَنْ رَافِعٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا أَكْثَرَ أَهْلِ الْمَدِينَةِ حَقْلاً، وَكَانَ أَحَدُنَا يُكْرِي أَرْضَهُ، فَيَقُولُ هَذِهِ الْقِطْعَةُ لِي وَهَذِهِ لَكَ، فَرُبَّمَا أَخْرَجَتْ ذِهِ وَلَمْ تُخْرِجْ ذِهِ، فَنَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

  14. Hadis no. 2333

    Üç kişi sefere çıkmış yürüyorlard!. Derken yağmura tutuldular. Bunun üzerine dağda bulunan bir mağaraya…

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Üç kişi sefere çıkmış yürüyorlard!. Derken yağmura tutuldular. Bunun üzerine dağda bulunan bir mağaraya sığındılar. Dağdan bir kaya düşüp mağaranın ağzını tıkadı. Biri diğerlerine, "Allah için yaptığınız salih amellere bir bakıp araştırın ve bu amel ile Allah'a dua edin, umulurki Allah bu sayede kayadan kurtarır" dedi. Birincisi, "Ey Allah'ım! Benim bakmakta olduğum yaşlı annem - babam ve küçük çocuklarım vard!. Eve geldiğimde koyunları sağar çocuklarımdan önce anne babamın sütünü içirirdim. Bir gün biraz geç kalmıştım. Akşam vakti geldiğimde annem - babam uyumuşlardı. Her zamanki gibi sütü sağdım. Onları uyandırmak istemedim. Başlarında bekledim. Sütü çocuklara vermek de hoşuma gitmedi. Bundan dolayı çocuklar ayak ucumda ağlaşıp duruyordu. Bu durum, fecir doğana kadar devam etti. Allah'ım' Sen biliyorsun ki, bunu senin rızan için yaptım. Bize kapıyı biraz aç ki gökyüzünü görebileiim" dedi. Kapı biraz açıldı ve gökyüzünü gördüler. İkincisi, "Allah'ım' Bildiğin gibi, ben amca kızlarımdan birine, delicesine aşıktım. Kız bana, "Yüz dinar getirmedikçe emeline kavuşamazsın" dedi. Ben de çalıştım çabaladım, yüz dinarı biriktirdim. Kızın yanına gidip emelimi yerine getirmeye kalkıştığım sırada kız, "Ey Allah'ın kulu! Allah'tan kork. Hak yololan nikah olmadıkça kızlığımı bozma" dedi. Ben de kalktım ve bırakıp gittim. Allah'ım! Sen biliyorsun ki, bunu senin rızan için yaptım. Bize kapıyı biraz daha aç" dedi. Kapı biraz daha açıldı. Üçüncüsü, "Allah'ıml Sen biliyorsun ki, ben üç sa' tahıl karşılığında bir işçi tutmuştum. İş sonunda, "ücretimi ver" dedi. Ben de ücretini verdim, fakat o almaktan kaçındı. Ben bunları ektim. Mahsulü ile bir sığır sürüsü ve çoban satın aldım. Daha sonra çıktı geldi ve "Allah'tan kork" dedi. Ben de ona, "Şu sığır sürüsüne git, çobanı ile birlikte senindir" dedim. Bana, "Allah'tan kork' Benimle dalga geçme" dedi. "Hayır dalga geçmiyorum, al" dedim. O da aldı. Allah'ıml Sen biliyorsun ki ben bunu senin rızan için yapmıştım. Kapının kalan kısmını da aç" diye dua etti. Ve Allah kapıyı açtı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا أَبُو ضَمْرَةَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَمَا ثَلاَثَةُ نَفَرٍ يَمْشُونَ أَخَذَهُمُ الْمَطَرُ، فَأَوَوْا إِلَى غَارٍ فِي جَبَلٍ، فَانْحَطَّتْ عَلَى فَمِ غَارِهِمْ صَخْرَةٌ مِنَ الْجَبَلِ فَانْطَبَقَتْ عَلَيْهِمْ، فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ انْظُرُوا أَعْمَالاً عَمِلْتُمُوهَا صَالِحَةً لِلَّهِ فَادْعُوا اللَّهَ بِهَا لَعَلَّهُ يُفَرِّجُهَا عَنْكُمْ‏.‏ قَالَ أَحَدُهُمُ اللَّهُمَّ إِنَّهُ كَانَ لِي وَالِدَانِ شَيْخَانِ كَبِيرَانِ، وَلِي صِبْيَةٌ صِغَارٌ كُنْتُ أَرْعَى عَلَيْهِمْ، فَإِذَا رُحْتُ عَلَيْهِمْ حَلَبْتُ، فَبَدَأْتُ بِوَالِدَىَّ أَسْقِيهِمَا قَبْلَ بَنِيَّ، وَإِنِّي اسْتَأْخَرْتُ ذَاتَ يَوْمٍ فَلَمْ آتِ حَتَّى أَمْسَيْتُ، فَوَجَدْتُهُمَا نَامَا، فَحَلَبْتُ كَمَا كُنْتُ أَحْلُبُ، فَقُمْتُ عِنْدَ رُءُوسِهِمَا، أَكْرَهُ أَنْ أُوقِظَهُمَا، وَأَكْرَهُ أَنْ أَسْقِيَ الصِّبْيَةَ، وَالصِّبْيَةُ يَتَضَاغَوْنَ عِنْدَ قَدَمَىَّ، حَتَّى طَلَعَ الْفَجْرُ، فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُهُ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ لَنَا فَرْجَةً نَرَى مِنْهَا السَّمَاءَ‏.‏ فَفَرَجَ اللَّهُ فَرَأَوُا السَّمَاءَ‏.‏ وَقَالَ الآخَرُ اللَّهُمَّ إِنَّهَا كَانَتْ لِي بِنْتُ عَمٍّ أَحْبَبْتُهَا كَأَشَدِّ مَا يُحِبُّ الرِّجَالُ النِّسَاءَ، فَطَلَبْتُ مِنْهَا فَأَبَتْ حَتَّى أَتَيْتُهَا بِمِائَةِ دِينَارٍ، فَبَغَيْتُ حَتَّى جَمَعْتُهَا، فَلَمَّا وَقَعْتُ بَيْنَ رِجْلَيْهَا قَالَتْ يَا عَبْدَ اللَّهِ اتَّقِ اللَّهَ، وَلاَ تَفْتَحِ الْخَاتَمَ إِلاَّ بِحَقِّهِ، فَقُمْتُ، فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُهُ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ عَنَّا فَرْجَةً‏.‏ فَفَرَجَ‏.‏ وَقَالَ الثَّالِثُ اللَّهُمَّ إِنِّي اسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا بِفَرَقِ أَرُزٍّ، فَلَمَّا قَضَى عَمَلَهُ قَالَ أَعْطِنِي حَقِّي‏.‏ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِ، فَرَغِبَ عَنْهُ، فَلَمْ أَزَلْ أَزْرَعُهُ حَتَّى جَمَعْتُ مِنْهُ بَقَرًا وَرَاعِيهَا فَجَاءَنِي فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ‏.‏ فَقُلْتُ اذْهَبْ إِلَى ذَلِكَ الْبَقَرِ وَرُعَاتِهَا فَخُذْ‏.‏ فَقَالَ اتَّقِ اللَّهَ وَلاَ تَسْتَهْزِئْ بِي‏.‏ فَقُلْتُ إِنِّي لاَ أَسْتَهْزِئُ بِكَ فَخُذْ‏.‏ فَأَخَذَهُ، فَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنِّي فَعَلْتُ ذَلِكَ ابْتِغَاءَ وَجْهِكَ فَافْرُجْ مَا بَقِيَ، فَفَرَجَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَقَالَ ابْنُ عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ فَسَعَيْتُ‏.‏

  15. Hadis no. 2334

    Eğer daha sonra yaşayacak olan müslümanlar olmasaydı, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i…

    Türkçe meal

    Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle anlatmıştır: Ömer r.a. şöyle demiştir: "Eğer daha sonra yaşayacak olan müslümanlar olmasaydı, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi, ben de fethettiğim her yeri, hak sahiplerine (ehline) dağıtırdım."

    Tekrarı: 3125, 4235, 4236, 131. el-Haşr

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ لَوْلاَ آخِرُ الْمُسْلِمِينَ مَا فَتَحْتُ قَرْيَةً إِلاَّ قَسَمْتُهَا بَيْنَ أَهْلِهَا كَمَا قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ‏.‏

  16. Hadis no. 2335

    Kim sahipsiz bir araziyi imar ederse o kimse söz konusu arazide, diğerlerinden daha çok hak sahibi olur

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'nın rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim sahipsiz bir araziyi imar ederse o kimse söz konusu arazide, diğerlerinden daha çok hak sahibi olur." Urve r.a., "Ömer, hilafeti sırasında bu şekilde hüküm vermiştir" demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَعْمَرَ أَرْضًا لَيْسَتْ لأَحَدٍ فَهْوَ أَحَقُّ ‏"‏‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ قَضَى بِهِ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ فِي خِلاَفَتِهِ‏.‏

  17. Hadis no. 2336

    Muhakkak sen mübarek bir vadidesin

    Türkçe meal

    Musa İbn Ukbe'nin, Salim İbn Abdullah ibn Ömer yoluyla naklettiğine göre İbn Ömer şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, vadinin ortasında bulunan Zu'l-huleyfe'de gecenin sonunda yaptığı konaklamada, rüyasında ona, "Muhakkak sen mübarek bir vadidesin" denilmiştir. Ravi Musa şöyle demiştir: Salim bizi, babası Abdullah'ın konakladığı yerde konaklattı. Abdullah Resulullah'ın konakladığı yeri arayıp bulur orada devesinden iner konaklardı. Söz konusu yer, vadinin ortasındaki mescidin alt tarafında, vadi ile yol arasında bir mevki idi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُرِيَ وَهْوَ فِي مُعَرَّسِهِ مِنْ ذِي الْحُلَيْفَةِ فِي بَطْنِ الْوَادِي، فَقِيلَ لَهُ إِنَّكَ بِبَطْحَاءَ مُبَارَكَةٍ‏.‏ فَقَالَ مُوسَى وَقَدْ أَنَاخَ بِنَا سَالِمٌ بِالْمُنَاخِ الَّذِي كَانَ عَبْدُ اللَّهِ يُنِيخُ بِهِ، يَتَحَرَّى مُعَرَّسَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ أَسْفَلُ مِنَ الْمَسْجِدِ الَّذِي بِبَطْنِ الْوَادِي، بَيْنَهُ وَبَيْنَ الطَّرِيقِ وَسَطٌ مِنْ ذَلِكَ‏.‏

  18. Hadis no. 2337

    Bu gece Akik vadisinde iken bana Rabbimden bir elçi geldi ve şöyle dedi

    Türkçe meal

    Ömer r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece Akik vadisinde iken bana Rabbimden bir elçi geldi ve şöyle dedi: "Şu mübarek vadide namaz kıl ve "haccın içinde umre de vardır" de" dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اللَّيْلَةَ أَتَانِي آتٍ مِنْ رَبِّي وَهْوَ بِالْعَقِيقِ أَنْ صَلِّ فِي هَذَا الْوَادِي الْمُبَارَكِ وَقُلْ عُمْرَةٌ فِي حَجَّةٍ ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 2338

    Bizim dilediğimiz sürece orada kalabilirsiniz

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. şöyle anlatır: Ömer r.a. Yahudi ve Hıristiyanları Hicaz topraklarından çıkarmıştır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da, Hayber fethedildiği zaman Yahudileri oradan çıkarmak istemişti. Fetihten sonra Hayber toprakları, Allah'a, Resulüne ve müslümanlara ait olmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları çıkarmak isteyince Yahudiler, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, arazilere bakma karşılığında çıkacak olan mahsulün yarısı karşılığında orada kalmayı istediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara, "Bizim dilediğimiz sürece orada kalabilirsiniz" buyurdu. Yahudiler, Ömer onları, Teyma ve Eriha'ya çıkarana kadar orada kaldılar

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى، أَخْبَرَنَا نَافِعٌ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ قَالَ حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنهما ـ أَجْلَى الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى مِنْ أَرْضِ الْحِجَازِ، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا ظَهَرَ عَلَى خَيْبَرَ أَرَادَ إِخْرَاجَ الْيَهُودِ مِنْهَا، وَكَانَتِ الأَرْضُ حِينَ ظَهَرَ عَلَيْهَا لِلَّهِ وَلِرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم وَلِلْمُسْلِمِينَ، وَأَرَادَ إِخْرَاجَ الْيَهُودِ، مِنْهَا فَسَأَلَتِ الْيَهُودُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِيُقِرَّهُمْ بِهَا أَنْ يَكْفُوا عَمَلَهَا وَلَهُمْ نِصْفُ الثَّمَرِ، فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ نُقِرُّكُمْ بِهَا عَلَى ذَلِكَ مَا شِئْنَا ‏"‏‏.‏ فَقَرُّوا بِهَا حَتَّى أَجْلاَهُمْ عُمَرُ إِلَى تَيْمَاءَ وَأَرِيحَاءَ‏.‏

  20. Hadis no. 2339

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim için kolay olan bir şeyi yasakladı

    Türkçe meal

    Rafi' İbn Hadic'in naklettiğine göre amcası Zuheyr "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim için kolay olan bir şeyi yasakladı" dedi. Ben de, "Nebi'in Sallallahu Aleyhi ve Sellem söylediği mutlaka doğrudur" dedim. Zuheyr devamla şöyle anlattı: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün beni çağırdı ve "Ziraatle ilgili uygulamanız nedir?" diye sordu. Ben de, "Tarlalarımızı, ırmağa yakın kısmın ürününü kendimize tahsis ederek veya hurma ve arpadan (belirli miktarda) vesk karşılığında kara veriyoruz" dedim. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Böyle yapmayın. Ya kendiniz ekin, ya başkasına (ücretsiz) ektirin, ya da boş bırakın" buyurdu. "Rafi', "Ben de, işittim ve itaat ettim" dedim" demiştir.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ أَبِي النَّجَاشِيِّ، مَوْلَى رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ سَمِعْتُ رَافِعَ بْنَ خَدِيجِ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ عَمِّهِ، ظُهَيْرِ بْنِ رَافِعٍ قَالَ ظُهَيْرٌ لَقَدْ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَمْرٍ كَانَ بِنَا رَافِقًا‏.‏ قُلْتُ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَهْوَ حَقٌّ‏.‏ قَالَ دَعَانِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَا تَصْنَعُونَ بِمَحَاقِلِكُمْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نُؤَاجِرُهَا عَلَى الرُّبُعِ وَعَلَى الأَوْسُقِ مِنَ التَّمْرِ وَالشَّعِيرِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لا تَفْعَلُوا ازْرَعُوهَا أَوْ أَزْرِعُوهَا أَوْ أَمْسِكُوهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ رَافِعٌ قُلْتُ سَمْعًا وَطَاعَةً‏.‏

Ziraat Ortakçılığı Kitabı - Sahih-i Buhari | Hadis Kitapları