İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 25

Menâsik (Hac) Kitabı

235 hadis · No. 2882–3119

Sayfa 6 / 12Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2984

    Bu hüküm umûmî değil, bize (yâni Veda haccı yolculuğuna katılanlara) mahsustur, buyurdu

    Türkçe meal

    Bilâl bin el-Haris (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben (Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e): Yâ Resûlallah! Haccın umre'ye çevirilmesi hükmü (Veda haccı yolculuğuna katılan) bizlere mi mahsustur? yoksa bütün insanlara umumî midir? Bunu bize bildir, dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu hüküm umûmî değil, bize (yâni Veda haccı yolculuğuna katılanlara) mahsustur, buyurdu.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ بِلاَلِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ فَسْخَ الْحَجِّ فِي الْعُمْرَةِ لَنَا خَاصَّةً أَمْ لِلنَّاسِ عَامَّةً فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ بَلْ لَنَا خَاصَّةً ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 2985

    Haccın umre'ye çevirilmesi hükmü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (beraberinde Veda haccı…

    Türkçe meal

    Ebû Zer' (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Haccın umre'ye çevirilmesi hükmü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (beraberinde Veda haccı yolculuğunda bulunan) sahabilerine mahsustu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ كَانَتِ الْمُتْعَةُ فِي الْحَجِّ لأَصْحَابِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَاصَّةً ‏.‏

  3. Hadis no. 2986

    Safa ile Merve Allah'ın şiarlarındandır. Kim Ka'be'yi hac eder veya umre ederse, bu iki tepe arasında sa'y…

    Türkçe meal

    Urve (bin Zübeyr) (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben (teyzem) Aişe (r.anha)'ya: Ben (Hac veya Umre ettiğimde) Safa ile Merve arasında Sa'y etmememden dolayı bir günaha gireceğim kanısında değilim, dedim. Aişe (r.anha): Allah: إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِر اللهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا ''Safa ile Merve Allah'ın şiarlarındandır. Kim Ka'be'yi hac eder veya umre ederse, bu iki tepe arasında sa'y etmesinde bir günah yoktur'' [Bakara 158] buyurdu. Eğer senin dediğin gibi olsaydı; ''....Bu iki tepe arasında sa'y etmemesinde bir günah yoktur'' şeklinde olacaktı. Bu ayet, ensardan bir gurup hakkında indirildi. Onlar (müslüman olmazdan önce) ihrama girdikleri zaman menat putuna tapmak niyetiyle ihrama girerlerdi ve (safa ile merve tepeleri üstünde başka putla bulunduğu için) safa ile merve arasında sa'y etmeyi kendilerine mübah saymazlardı. Sonra veda haccında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde geldikleri zaman anılan durumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattılar. Bunun üzerine Allah mezkur ayeti indirdi. ''And olsunki safa ile Merve arasında sa'y etmeyen bir kimsenin haccını Allah tamam saymaz, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، قُلْتُ لِعَائِشَةَ مَا أَرَى عَلَىَّ جُنَاحًا أَنْ لاَ أَطَّوَّفَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ‏.‏ قَالَتْ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ ‏{إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا}‏ وَلَوْ كَانَ كَمَا تَقُولُ لَكَانَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ لاَ يَطَّوَّفَ بِهِمَا ‏.‏ إِنَّمَا أُنْزِلَ هَذَا فِي نَاسٍ مِنَ الأَنْصَارِ كَانُوا إِذَا أَهَلُّوا أَهَلُّوا لِمَنَاةَ فَلاَ يَحِلُّ لَهُمْ أَنْ يَطَّوَّفُوا بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَلَمَّا قَدِمُوا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْحَجِّ ذَكَرُوا ذَلِكَ لَهُ فَأَنْزَلَهَا اللَّهُ فَلَعَمْرِي مَا أَتَمَّ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَجَّ مَنْ لَمْ يَطُفْ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ‏.‏

  4. Hadis no. 2987

    Bu dere ancak koşarak katedilir

    Türkçe meal

    Ümmü veled-i Şeybe (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Safa ile Merve arasında sa'y ederken ve: «Bu dere ancak koşarak katedilir.» buyururken gördüm

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ أُمِّ وَلَدِ، شَيْبَةَ قَالَتْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَهُوَ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ يُقْطَعُ الأَبْطَحُ إِلاَّ شَدًّا ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 2988

    Eğer ben Safa ile Merve arasında koşarsam şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in koştuğunu…

    Türkçe meal

    İbn-i Ömer (r.a.)'den; şöyle demiştir: Eğer ben Safa ile Merve arasında koşarsam şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in koştuğunu gördüm (de öyle koşuyorum) ve eğer (normal) yürürsem (yine) şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (normal) yürüdüğünü gördüm (de öyle yürüyorum). Kaldı ki ben yaşı ilerlemiş bir ihtiyarım

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ جُمْهَانَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ إِنْ أَسْعَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْعَى وَإِنْ أَمْشِ فَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَمْشِي وَأَنَا شَيْخٌ كَبِيرٌ ‏.‏

  6. Hadis no. 2989

    Hac bir cihaddır. Umre de bir tatavvudur

    Türkçe meal

    Talha bin Ubeydillah (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şunu işitmiştir: «Hac bir cihaddır. Umre de bir tatavvudur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Mendel diye tanınan İbn-i Kays bulunur. Bunu Ahmed, İbn-i Main ve başkaları da zayıf saymışlardır. Ravilerden Hasan da zayıftır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ يَحْيَى الْخُشَنِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ قَيْسٍ، أَخْبَرَنِي طَلْحَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ عَمِّهِ، إِسْحَاقَ بْنِ طَلْحَةَ عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ الْحَجُّ جِهَادٌ وَالْعُمْرَةُ تَطَوُّعٌ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 2990

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kaza) umresi yaptığı zaman biz de beraberinde idik. Resulullah…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Ebi Evfa (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kaza) umresi yaptığı zaman biz de beraberinde idik. Resulullah Ka'be'yi tavaf etti, biz de kendisiyle beraber tavaf ettik. O (Makam-ı İbrahim arkasında iki rek'at) namaz kıldı, biz de onunla beraber kıldık. Biz o'nu Mekke halkından koruyorduk ki kimsenin zararı O'na dokunmasın

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْلَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، يَقُولُ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حِينَ اعْتَمَرَ فَطَافَ وَطُفْنَا مَعَهُ وَصَلَّى وَصَلَّيْنَا مَعَهُ وَكُنَّا نَسْتُرُهُ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ لاَ يُصِيبُهُ أَحَدٌ بِشَىْءٍ ‏.‏

  8. Hadis no. 2991

    Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap olarak nafile) bir hacca muadildir

    Türkçe meal

    Vehb bin Hanbeş (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap olarak nafile) bir hacca muadildir.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ بَيَانٍ، وَجَابِرٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ وَهْبِ بْنِ خَنْبَشٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حِجَّةً ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 2992

    Ramazan ayında (yapılan) bir umre (nafile) hacca muadildir

    Türkçe meal

    Herim bin Hanbeş (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (nafile) hacca muadildir.» Not: Zevdid'de şöyle denilmiştir: Vehb bin Hanbeş'in hadisinin ilk senedi sahihtir. İkinci sened Davud bin Yezid'in zayıfl!ğı sebebiyle zayıftır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ دَاوُدَ بْنِ يَزِيدَ الزَّعَافِرِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ هَرِمِ بْنِ خَنْبَشٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حِجَّةً ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 2993

    Ramazan ayında bir umre yapmak (nafile) bir hac etmeye muadildir

    Türkçe meal

    Ebu Ma'kil (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan ayında bir umre yapmak (nafile) bir hac etmeye muadildir,» buyurmuştur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَعْقِلٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حِجَّةً ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 2994

    Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan ayında (yapılan) bir umre (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir, » buyurmuştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حِجَّةً ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 2995

    Ramazan ayında bir umre yapmak (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir

    Türkçe meal

    Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Ramazan ayında bir umre yapmak (sevap bakımında nafile) bir hacca muadildir, » buyurmuştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تَعْدِلُ حِجَّةً ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 2996

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zilkade ayından başka hiçbir ay da umre etmemiştir. Not: Zevaid'de…

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zilkade ayından başka hiçbir ay da umre etmemiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisinin senedi zayıftır. Çünkü ravl Muhammed bin Abdirrahman bin Ebi Leyla zayıftır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمْ يَعْتَمِرْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلاَّ فِي ذِي الْقَعْدَةِ ‏.‏

  14. Hadis no. 2997

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir umre'yi zilkade ayından başka ay da ifa etmemiştir

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir umre'yi zilkade ayından başka ay da ifa etmemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمْ يَعْتَمِرْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عُمْرَةً إِلاَّ فِي ذِي الْقَعْدَةِ ‏.‏

  15. Hadis no. 2998

    Bir kere (Abdullah) bin Ömer'e, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hangi ay da umre ettiği soruldu…

    Türkçe meal

    Urve (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Bir kere (Abdullah) bin Ömer'e, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hangi ay da umre ettiği soruldu. İbn-i Ömer de: Recep ayında, diye cevap verdi. Sonra Aişe: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Receb ayında kat'iyyen umre etmemiştir ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ettiği bütün umreler de O (İbn-i Ömer) Onun beraberinde idi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبٍ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي ثَابِتٍ - عَنْ عُرْوَةَ، قَالَ سُئِلَ ابْنُ عُمَرَ فِي أَىِّ شَهْرٍ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ فِي رَجَبٍ ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ مَا اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي رَجَبٍ قَطُّ وَمَا اعْتَمَرَ إِلاَّ وَهُوَ مَعَهُ - تَعْنِي ابْنَ عُمَرَ ‏.‏

  16. Hadis no. 2999

    Ebu Bekr-i Sıddık'ın oğlu Abdurrahman (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)…

    Türkçe meal

    Ebu Bekr-i Sıddık'ın oğlu Abdurrahman (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine (kızkardeşi) Aişe (r.anha)'yı terkiyesine bindirip Ten'im'den (ihramlayarak) o'na umre ettirmesini emretti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو إِسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ شَافِعٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ أَوْسٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَهُ أَنْ يُرْدِفَ عَائِشَةَ فَيُعْمِرَهَا مِنَ التَّنْعِيمِ ‏.‏

  17. Hadis no. 3000

    Sizlerden kim umre niyetiyle ihram'a girmek isterse (öyle) ihram'a girsin. Kurbanlığımı sevketmiş olmam…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Biz, Zilhicce hilal'i (nin görüleceği) ne yakalşmış (yani zilkadenin sonuna beş gün kalmış) iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde (veda haccı) yolculuğuna çıktık. Somra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sizlerden kim umre niyetiyle ihram'a girmek isterse (öyle) ihram'a girsin. Kurbanlığımı sevketmiş olmam olmasaydı ben bir umre niyetiyle ihram'a girecektir.» Aişe (r.anha): Bunun üzerine (sadece) umre niyetiyle ihram'a girenler oldu. Hac niyetiyle ihram'a girenler de oldu. Ben umre niyetiyle ihram'a girenlerdendim. Aişe : Sonra biz (mikattan) yol'a çıktık. Nihayet Mekke'ye vardık. Ben arefe gününü hayızlı ve umre'nin ihramından çıkmamış olarak idrak ettim. Sonra durumumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arz ettim, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sen umre'ni bırak, saç örgülerini çöz, saçını tara ve hac'ca niyetlen,» buyurdu. Aişe dediki: Ben de yaptım. Sonra Hasbe (yani hasbeye inilme gecesi olan zilhicce'nin14.) gecesi olup Allah haccımızı tamamlatınca, Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdurrahman bin Ebi Bekr'i benim beraberimde gönderdi. Abdurrahman beni devesinin arkasına bindirip Ten'im'e çıktı. Ben (orda) umre niyetiyle ihram'a girdim. Böylece Allah bizim haccımızı ve umremizi tamamlattı. Bu işte ne kurban vardı, ne sadaka nede oruç, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي حِجَّةِ الْوَدَاعِ نُوَافِي هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ أَرَادَ مِنْكُمْ أَنْ يُهِلَّ بِعُمْرَةٍ فَلْيُهْلِلْ فَلَوْلاَ أَنِّي أَهْدَيْتُ لأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَكَانَ مِنَ الْقَوْمِ مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَمِنْهُمْ مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ فَكُنْتُ أَنَا مِمَّنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ ‏.‏ قَالَتْ فَخَرَجْنَا حَتَّى قَدِمْنَا مَكَّةَ فَأَدْرَكَنِي يَوْمُ عَرَفَةَ وَأَنَا حَائِضٌ لَمْ أَحِلَّ مِنْ عُمْرَتِي فَشَكَوْتُ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ دَعِي عُمْرَتَكِ وَانْقُضِي رَأْسَكِ وَامْتَشِطِي وَأَهِلِّي بِالْحَجِّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَفَعَلْتُ فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ وَقَدْ قَضَى اللَّهُ حَجَّنَا أَرْسَلَ مَعِي عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ فَأَرْدَفَنِي وَخَرَجَ إِلَى التَّنْعِيمِ فَأَهْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ فَقَضَى اللَّهُ حَجَّنَا وَعُمْرَتَنَا وَلَمْ يَكُنْ فِي ذَلِكَ هَدْىٌ وَلاَ صَدَقَةٌ وَلاَ صَوْمٌ ‏.‏

  18. Hadis no. 3002

    Kim beytu'l-Makdir'ten umre ihramına girerse günahları bağışlanır

    Türkçe meal

    Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim beytu'l-Makdir'ten umre ihramına girerse günahları bağışlanır.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ أُمِّهِ أُمِّ حَكِيمٍ بِنْتِ أُمَيَّةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ مِنْ بَيْتِ الْمَقْدِسِ كَانَتْ لَهُ كَفَّارَةً لِمَا قَبْلَهَا مِنَ الذُّنُوبِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَخَرَجْتُ - أَىْ مِنْ بَيْتِ الْمَقْدِسِ - بِعُمْرَةٍ ‏.‏

  19. Hadis no. 3003

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şu) dört umreyi ifa etmiştir. Hudeybiye umre'si, bundan bir yıl…

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şu) dört umreyi ifa etmiştir. Hudeybiye umre'si, bundan bir yıl sonra kaza umre'si, üçüncüsü Ci'rane'den ettiği umre, dördüncüsü de (veda) haccıyla beraber ettiği umre

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَرْبَعَ عُمَرٍ عُمْرَةَ الْحُدَيْبِيَةِ وَعُمْرَةَ الْقَضَاءِ مِنْ قَابِلٍ وَالثَّالِثَةَ مِنَ الْجِعْرَانَةِ وَالرَّابِعَةَ الَّتِي مَعَ حَجَّتِهِ ‏.‏

  20. Hadis no. 3004

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (veda haccında) terviye günü öğle, ikindi, akşam, yatsı ve (arefe…

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (veda haccında) terviye günü öğle, ikindi, akşam, yatsı ve (arefe günü) sabah namazını Mina'da kıldı. (Arefe günü) güneş doğduktan sonra Arafat'a hareket etti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى بِمِنًى يَوْمَ التَّرْوِيَةِ الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ وَالْفَجْرَ ثُمَّ غَدَا إِلَى عَرَفَةَ ‏.‏