İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 4

Mescidler ve Cemaatler Kitabı

68 hadis · No. 735–802

Sayfa 3 / 4Yazı boyutu
  1. Hadis no. 775

    Namaza ikamet getirildiği vakit sakın ona, koşarak gelmeyiniz, yürüyerek geliniz. Sükunet ve vakardan…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Namaza ikamet getirildiği vakit sakın ona, koşarak gelmeyiniz, yürüyerek geliniz. Sükunet ve vakardan ayrılmayınız. Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılınız. Yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayınız.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud...

    Açıklama

    Hadiste ''Namaza kamet getirildiği vakit...'' buyurulmuştur. Buhari'nin bir rivayetinde:......= ''İkamet sesini işittiğiniz zaman ... ''; başka bir rivayette de: ''Namaza geldiğiniz zaman ... " buyurulmuştur. ''İkamet edildiği vakit koşarak namaza gitmeyin'' buyurulurken: İkamet edilmeden önce namaza koşarak gidebilirsiniz, hükmü çıkarılamaz. Esasen namaza başlarken imamla beraber niyet etmeye yetişebilmek için, kamet edilirken koşmanın meşruluğu düşünüldüğünden dolayı bu düşünüşün yanlışlığını belirtmek için özellikle kametten bahsedilmiştir. İkamet getirilirken imam la beraber taharrum (namaz'a ilk giriş) tekbirinin faziletine erişmek maksadıyla koşmak yasak iken kamet'ten önce koşmak hayda hay yasak olur.

    Şu halde gerek kamet edildiği vakit ve gerekse başka zaman koşarak namaza gitmek, caiz değildir. Ebu Davud'un sunenınin 'Namaza koşmak babı'nda rivayet olunan bu hadisin açıklanmasında el-Menhel yazarı şöyle der: ''Bazı alimler hadisteki kamet kaydını dikkate alarak 'İkamet getirilmeden önce koşmak caizdir. İkamet getirilirken caiz değildir. Caiz olmayışının sebebi de şudur: kamet edildiği zaman koşarak gelip namaza duran kişi tam bir huşu ile kıraatini ve diğer vecibeleri yerine getiremez. Fakat kamet'ten önce koşarak gelen şahıs, icabında dinlenir, sonra kamet edilir ve huşu ile namaza başlar,' demişlerdir.

    Nevevi: 'İkamet getirilmediği zamanlarda koşarak namaza gelmenin yasaklığına dikkati çekmek için hadiste: ''İkamet getirilirken ... " buyurulmuştur. Çünkü kamet getirilirken cemaatla kılınan namazın bir kısmını kaçırmak endişesi bulunmasına rağmen koşmak yasak olduğuna göre, böyle bir endişe olmadığı yani henüz kamet edilmemişken koşmanın yasaklığı kendiliğinden anlaşılır. Koşmaya gerek olmadığına dair Nebi (s.a.v.)'in: "Çünki biriniz namaza gitmeye kasdedip (yürüyünce) artık o kişi namazdadır.'' buyruğu kametten önce de koşmanın manasız olduğuna delalet eder. Ne zaman olursa olsun, namaz. niyetiyle yola çıkan kişi, mademki namazda sayılır, ister kamet edilirken, ister henüz kamet edilmemişken koşmaya lüzum kalmamış olur.

    Hadisin sonundaki: "Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, yetişemediğiniz kısmı (kendiniz) tamamlayın.'' buyruğu da bu görüşÜ te'yid eder.' demiştir. Hadis, namaza koşarak gitmenin yasaklığına delalet eder. Bu hususta Cuma namazı ile vakit namazları arasında bir fark yoktur. Taharrum tekbirini veya bazı rek'atları, hatta cemaatı kaçırma endişesi bulunsun bulunmasın hüküm aynıdır .. Zeyd bin Sabit, Enes, Ahmed ve Ebu Sevr'in mezhebi budur. İbnü'l-Münzir de bu görüşü seçmiştir Alimlerin ekserisinin buna hükmettikleri rivayet olunmuştur İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer, el-Esved bin Yezid, Abdurrahman bin Yezid ve İshak bin Rahuye (r.anhum)'a göre taharrum tekbirinin faziletini kaçırma endişesi varsa koşulur Nevevi: Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet. olunan Bahsi geçen hadis dolayısıyla birinci görüşün daha sıhhatli olduğunu söylemiştir.

    Tirmizi: Alimlerin bir kısmı: Taharrum tekbirinin faziletini kaçırmak endişesi varsa koşulur, demişler hatta bunlardan koşarcasına hızlı yürüyen olmuştur Bir kısım alimler ise, bu endişe olsa bile koşmayı mekruh saymış ve sükunetle, vakarla gitmeyi tercih etmişlerdir Ahmed ve İshak bununla hükmederek: Uygulama. Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine göredir, demişlerdir. Bu arada İshak: Taharrum tekbirinin faziletini kaçırmaktan korkan kişinin hızlı yürümesinde beis yoktur, demiştir . "Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılınız.'' parçasına gelince; Cemaatla namaz kılmanın fazileti olan yirmiyedi derecelik üstünlük, namazın bir kısmında cemaate yetişen kimse için de vardır, diyen cumhur. bu hadisi delil göstermiştir.

    Onlara göre başından itibaren bütün namazı cemaatle kılmanın dereceleri daha mükemmel olmakla beraber, namazın en küçük bir parçasında, mesela son oturuşta cemaata yetişen kişi de cemaatin faziletine kavuşmuş olur. Bazı alimlere göre cemaatin faziletine kavuşmuş sayılabilmek için namazın en az bir rek'atının cemaatla kılınması gerekir. "Yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayınız.'' parçasının manası şudur: imam'ın sizden önce kılmış oldugu rek'atları selam verince kılınız. parçadaki: " .. tamamlayınız'' lafzı. kişinin imamla kıldıgı kısmın, namazın baş kısmına mahsub edildiğine ve imam selam verdikten sonra kılınacak kısmın, namazın son kısmına mahsub edildiğine delalet eder.

    (İmam selam verince sen selam vermeden eksik rekat sayısınca namaz kılarsın. bir rekat eksikse imam selam verince sen telbir alıp teşehüdden kıyama kalkıp fatihayla başlayıp rüku, kavme iki secde ve teşehüd'den oluşam bir rekat kılıp selam verirsin.) Bu hususta alimler arasında ihtilaf vardır: Cumhüra göre geç kalan şahsın imama yetiştiği rek'atler, onun için namazın baş kısmıdır. Ali bin Ebi Talib, Said bin el-Müseyyeb, Hasan-i Basri, Mekhul, Ata', Zühri, Evzai ve İshak, bununla hükmetmişlerdir. Delilleri Darekutni'nin Katade'den rivayet ettiği Ali bin Ebi Talib (r.a.)'in şu haberidir: ''İmamla beraber yetiştiğin miktar, senin namazının evvelidi ...İmamın senden önce okuduğu Kur'an'ı sen tamamla.'' Alimlerin ikinci delili, Ebu Hureyre (r.a.)'in Bahsi geçen hadisidir.

    Bunların üçüncü delili şudur: ''Akşam farzında imamla bir rek'at kılabilen kişi, imam'ın selamından sonra kalkar, bir rek'at kıldıktan sonra teşehhüde oturur, sonra üçüncü rek'ate kalkar. Bu hususta bütün alimler müttefiktirler. Eğer imam'ın daha önce kıldığı rek'atler geç kalan şahsın namazının baş kısmına mahsub edilmiş olsaydı, imam selam verdikten sonra ayağa kalkan bu şahıs, bir rek'at kıldıktan sonra oturmamalıydı. Çünkü akşam namazının ilk rek'atinden sonra oturmak yoktur. Süfyan-i Sevri, Ebu Hanife, Ahmed, Mücahid ve İbn-i Sirin'in dahil olduğu bir cemaata göre geç kalan şahsın imama yetiştiği rek'atlar, şahsın namazının son kısmına mahsub edilir Hatta: İki rek'at kaçıran kişi, imam selam verdikten sonra kalkıp bunları kılarken kıraatını açıktan okumalı, Fatiha'ya sure eklemelidir, demişlerdir.

    Bunların delili ise Ebu Hureyre (r.a.)'in mezkur hadisinin bazı rivayetlerinde bu parçadaki; Fe etimmu ='' tamamlayınız.'' emri yerine; Fekdu = "kaza ediniz,'', emrinin hulunuşudur. Onlar: kaza ancak kaçırılmış olan için kullanılır, demişlerdir. Cumhurun görüşü kuvvetlidir. parçadaki iki lafız arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kaza kelimesi: eda vaktinde kılınmayan namazın sonradan kılınmasında kullanıldığı gibi, namazın asıl vaktinde kılınmasında da kullanılır. Yani eda ile eş anlamlıdır. Nitekim Kur''an-ı Keriın'in şu ayetlerinde 'Kaza' kelimesi 'Eda' manasında kullanılmıştır; ''Namazı tamamladığınız zaman ...

    " (Nisa: 103) ''Menasikinizi tamamladığınız zaman ... " (Bakara: 200) Cuma namazı eda edilince ..'' (Cum'a: 10) Rivayetlerin arasını bulmak için; --fe etimmu-- cümlesi ile; --fekdu-- cümlesi aynı manaya yorumlanır. Ve kaza kelimesi kalan rek'atları yapmak demektir. Esasen rivayetlerin ekseri; --Fe etimmu-- 'dur. Beyhaki: --Fe etimmu-- diyenler çogunluktadır. Ebu Hureyre (r.a.)'e daha sıkı temasta bulunmuşlar ve hıfz yönünden daha kuvvetlidirier. Bu nedenle; --Fe etimmu-- rivayeti öncelik kazanır, demiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Namaza giderken koşmak yasaktır. 2- Sükunet ve vakarla namaza gidilmelidir. 3- İmamla namazın bir parçasını kılmaya yetişen kişi için cemaat fazileti vardır. 4- İmam namazın neresinde olursa olsun ona uymak caizdir. 5- İmamla beraber kılınan rek'atler, namazın baş kısmına mahsub edilir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ الْعُثْمَانِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 776

    Allah'ın, günahlara keffaret ve hasenatı artırmaya vesile kıldığı şeyleri size göstereyim mi?

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, şöyle buyurduğunu işitnıiştir : — «Allah'ın, günahlara keffaret ve hasenatı artırmaya vesile kıldığı şeyleri size göstereyim mi?» Sahatoiler: — Göster, Ya Resulallah! dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Güçlüklere rağmen abdesti tam olarak almak, mescidlere doğru çok adım atmak ve bir namazdan sonra diğer namazı beklemektir.» buyurdu." Not: Zevaid'de: Ebu Said (r.a.)'in hadisini İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Sahih-i Müslim'de ve başka hadis kitabıarında bu hadisin şahidi vardır, denilmiştir. Müellif, 'Abdestte İsbağ' babında 427 nolu bu hadisi rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يُكَفِّرُ اللَّهُ بِهِ الْخَطَايَا وَيَزِيدُ بِهِ فِي الْحَسَنَاتِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِسْبَاغُ الْوُضُوءِ عِنْدَ الْمَكَارِهِ وَكَثْرَةُ الْخُطَى إِلَى الْمَسَاجِدِ وَانْتِظَارُ الصَّلاَةِ بَعْدَ الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 777

    Kim yarın müslüman olarak Allah'a kavuşmaktan sevinirse şu beş vakit namazını ezan okunan yerde muhafaza…

    Türkçe meal

    Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Kim yarın müslüman olarak Allah'a kavuşmaktan sevinirse şu beş vakit namazını ezan okunan yerde muhafaza etsin. Çünkü bu namazlar hidayet sünnetlerindendir ve şüphesiz Allah, Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hüda (= hidayet) sünnetlerini meşru kılmıştır. Andolsun ki, eğer her biriniz kendi evinde namaz kılmış olsaydı siz Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetini terketmiş olurdunuz. Ve Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetini terketmiş olsaydınız, şüphesiz dalalete düşmüş olurdunuz. Vallahi ben, bizleri (sahabileri) bilirim ki münafıklığı bilinen münafıklardan başka hiç kimse cemaattan geri kalmazdı. Vallahi saf'a girinceye kadar iki kişi arasında tutularak mescide getirileni bilirim. Hiç kimse yoktur ki tertemiz ve güzelce abdestini alıp mescide gider, içinde namaz kılar da attığı her adımla Allah onu bir derece yükseltmesin ve her adımla onun bir günahını affetmesin."

    Diğer tahric: Müslim, mesacid; Ebu Davud ve Nesai de İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan mevkuf olarak rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ الْهَجَرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ مَنْ سَرَّهُ أَنْ يَلْقَى اللَّهَ غَدًا مُسْلِمًا فَلْيُحَافِظْ عَلَى هَؤُلاَءِ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ حَيْثُ يُنَادَى بِهِنَّ فَإِنَّهُنَّ مِنْ سُنَنِ الْهُدَى وَإِنَّ اللَّهَ شَرَعَ لِنَبِيِّكُمْ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سُنَنَ الْهُدَى وَلَعَمْرِي لَوْ أَنَّ كُلَّكُمْ صَلَّى فِي بَيْتِهِ لَتَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ وَلَوْ تَرَكْتُمْ سُنَّةَ نَبِيِّكُمْ لَضَلَلْتُمْ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا وَمَا يَتَخَلَّفُ عَنْهَا إِلاَّ مُنَافِقٌ مَعْلُومُ النِّفَاقِ وَلَقَدْ رَأَيْتُ الرَّجُلَ يُهَادَى بَيْنَ الرَّجُلَيْنِ حَتَّى يَدْخُلَ فِي الصَّفِّ وَمَا مِنْ رَجُلٍ يَتَطَهَّرُ فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ فَيَعْمِدُ إِلَى الْمَسْجِدِ فَيُصَلِّي فِيهِ فَمَا يَخْطُو خَطْوَةً إِلاَّ رَفَعَ اللَّهُ لَهُ بِهَا دَرَجَةً وَحَطَّ عَنْهُ بِهَا خَطِيئَةً ‏.‏

  4. Hadis no. 778

    Kim namaza gitmek üzere evinden çıktıktan sonra şu duayı okursa, Allah, rahmetiyle ona yönelir ve yetmiş bin…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim namaza gitmek üzere evinden çıktıktan sonra şu duayı okursa, Allah, rahmetiyle ona yönelir ve yetmiş bin melek, onun günahlarının bağışlanmasını (Allah'tan) diler: 'Allahım! Senden istiyenlerin Senin katındaki hakkı için gerçekten Senden istiyorum. Ve şu yürüyüşüm hakkı için Senden istiyorum. Çünkü ben ne kibirlenmek ne de böbürlenmek için ve ne görsünler diye ne de duysunlar diye (evden) çıkmadım. Ve ben Senin kızmandan sakınmak ve Senin rızanı taleb etmek için çıktım. Bu sebeple Cehennem ateşinden beni korumanı ve günahlarımı örtmeni Senden istiyorum. Şüphesiz Senden başka hiç kimse günahları örtemez.'.» Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı zayıf raviler zincirinden kuruludur. Atiyye el-Avfi, Fudayl bin Merzuk ve el-Fadl bin el-Muvaffak adlı ravilerin hepsi zayıftır. Lakin İbn-i Huzeyme kendi sahihinde bu hadisi Fudayl bin Merzuk tarikinden rivayet etmiştir. Hadis İbn-i Huzeyme yanında sahihtir, denilmiştir.

    Açıklama

    Hadiste geçen : Senden isteyenlerin Senin katındaki hakkı için ... " ve '' ... Şu yürüyüşün hakkı için ... '' cumlelerinde geçen Hak: kelimesi, Allah tarafından kul'a ödenmesi gerekli kazanılmış bir istihkak demek değildir. Çünkü Allah, hiç b(r şeyi yapmaya mecbur değildir. Faili Muhtar'dır. Dilediğini yapar. Tam irade sahibidir. Hiçbir kulun ödenmesi gerekli herhangi ıbir hakkı Allah katında yoktur. Kulun hayat boyunca yaptığı tüm kulluk görevleri ve ibadetleri başarması, Allah'ın inayehyledir. Ve bütün hayır kazandıran işleri Allah'ın kendisine vermiş qlduğu sayısız ni'metlerden mesela bir akıl ni'metine denk gelemez.

    Bu sebeple hadiste geçen Hak'tan maksad; Allah'ın; dilekte bulunan mu'min kullarına lütuf ve ihsanı ile ve tamamen karşılıksız bir ikram mahiyetinde olmak üzere vereceği va'd buyurduğu fazilettir. Kişi, 'Hak' kelimesini kullanarak dua ederken şunu demek istiyor: Allah'ım! İhtiyacımın giderilmesi ve dileğimin kabulü uğrunda ben Senden dilekte bulunanlar için va'dettiğin yüce katındaki fazilete tevessül ederek Senden dilekte bulunuyorum. 'Hak' kelimesi bu manaya yorumlanınca sakıncalı bir tarafı kalmamakla beraber, bu inceliklere aklı ermeyen kimselerin zihinlerinde yanlış manalara yer verileceği endişesiyle Hanefi alimleri, ''Şunun hakkı için... '' gibi sözlerle dua etmekten kaçınmışlar ve bu tür kelimeleri mutlak kullanmayı kerahetten helli görmemişlerdir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ الْمُوَفَّقِ أَبُو الْجَهْمِ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ مَرْزُوقٍ، عَنْ عَطِيَّةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ إِلَى الصَّلاَةِ فَقَالَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِحَقِّ السَّائِلِينَ عَلَيْكَ وَأَسْأَلُكَ بِحَقِّ مَمْشَاىَ هَذَا فَإِنِّي لَمْ أَخْرُجْ أَشَرًا وَلاَ بَطَرًا وَلاَ رِيَاءً وَلاَ سُمْعَةً وَخَرَجْتُ اتِّقَاءَ سُخْطِكَ وَابْتِغَاءَ مَرْضَاتِكَ فَأَسْأَلُكَ أَنْ تُعِيذَنِي مِنَ النَّارِ وَأَنْ تَغْفِرَ لِي ذُنُوبِي إِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ - أَقْبَلَ اللَّهُ عَلَيْهِ بِوَجْهِهِ وَاسْتَغْفَرَ لَهُ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 779

    Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenler, işte onlar Allah'ın rahmetine çokça dalanlardır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenler, işte onlar Allah'ın rahmetine çokça dalanlardır.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا رَاشِدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ رَاشِدٍ الرَّمْلِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي رَافِعٍ، إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَافِعٍ عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْمَشَّاءُونَ إِلَى الْمَسَاجِدِ فِي الظُّلَمِ أُولَئِكَ الْخَوَّاضُونَ فِي رَحْمَةِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 780

    Gece karanlıklarında (mescidlere) çok (defa) yürüyenler, kıyamet günündeki tam nurla sevinsinler

    Türkçe meal

    Sehl bin Sa'des-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gece karanlıklarında (mescidlere) çok (defa) yürüyenler, kıyamet günündeki tam nurla sevinsinler.» Bu hadisi Hakim de rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. İbn-i Huzeyme ve Beyhaki' de rivayet etmişlerdir. Zevaid yaz.arı da isnadının hasen olduğunu söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْحَلَبِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْحَارِثِ الشِّيرَازِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ التَّمِيمِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لِيَبْشَرِ الْمَشَّاءُونَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِنُورٍ تَامٍّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 781

    Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenleri kıyamet günündeki tam nurla müjdele

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Karanlıklarda mescidlere çok (defa) yürüyenleri kıyamet günündeki tam nurla müjdele.» Not: Zevaid'de Enes (r.a.)'in hadisine ait isnadın zayıf olduğu bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مَجْزَأَةُ بْنُ سُفْيَانَ بْنِ أَسِيدٍ، مَوْلَى ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الصَّائِغُ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ بَشِّرِ الْمَشَّائِينَ فِي الظُّلَمِ إِلَى الْمَسَاجِدِ بِالنُّورِ التَّامِّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 782

    Mescidden en uzak olanların (uzaklık derecesine göre) sevabı daha büyüktür

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurduki: «Mescidden en uzak olanların (uzaklık derecesine göre) sevabı daha büyüktür.»

    Diğer tahric: Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki tahric etti. el-Hakim rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir.

    Açıklama

    Hadisten kasdedilen mana şudur: Kaldığı yer mescidden daha uzak olanın, cemaata gelişi dolayısıyla kazandığı sevab, durduğu yer mescide o kadar uzak olmayanın cemaat sevabından daha büyüktür. Böylece kişinin meskeni veya bulunduğu yer mescidden uzaklaştıkça sevabı daha çok olur. Müslim'in Ebu Musa (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadis'e göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Namaz hakkında sevabı en büyük olan insan, namaz yolu en çok uzak alandır.'' Hadisler, meskeni mescidden uzak olan kimseler için bir teselli kabilindendir. Çünkü meskeni mescide yakın olanın mescidde durması ve orada bol bol namaz kılması kolaydır, sevabı da buna göre çoktur.

    Evi mescidden uzak olan kimse bunlardan mahrumdur. Ona teselli olsun diye mescide gelip gitmek için karşılaştığı meşakkat ve çok adım atması karşılığında bol sevab kazanmakla müjdelenmiştir. Hadislerden maksad, meskenleri mescidlerden uzaklaştırmak değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in evi mescide çok yakındı. Bu nevi hadisler: 'Oruçlu adamın ağız kokusunun Allah indinde misk kokusundan daha güzel olduğunu' bildiren hadis gibidir. Çünkü o hadiste ağız kokusunu bozmaya teşvik etme anlamı yoktur'. Maksad, oruçlunun, ağzına bir şey almaması nedeniyle bozulan ağız kokusu dolayısıyla teselli edilmesi ve çokça sevab kazanmakla mÜjdelenmesidir.

    HADISİN FIKIH YÖNÜ : Hadis, mescidlere çok adım atmanın, sevabı bol olan ibhdetlerden olduğuna delalet eder

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الأَبْعَدُ فَالأَبْعَدُ مِنَ الْمَسْجِدِ أَعْظَمُ أَجْرًا ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 783

    Gerçekten sana, saklayıp umduğun (sevab) vardır

    Türkçe meal

    Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensardan bir adam vardı. Onun evi, Medine'nin (mescidden) en uzak olan eviydi. Bununla beraber, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber namaz kılmayı hiç kaçırmazdı. Ubeyy (r.a.) demiştir ki: Ben, ona acıdım ve: — Ya Filan! Eğer sen bir merkep satın alsaydın, seni şiddetli sıcaktan korurdu. Ayağına taş değip incinmesinden yüksek tutardı ve yerin zehirli hayvanlarından korurdu, dedim. Adam: — Vallahi evimin Muhammet) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evinin bitişiğinde olmasından hoşlanmam, dedi. Ubey demiştir ki: Ben adamın sözünü istiskal ederek alındım. Hatta Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evine vararak, dediklerini Ona anlattım. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adamı çağırtıp ona sordu. Adam da, bana dediğinin mislini Ona zikretti ve (attığı adımların) izinden sevab umduğunu anlattı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de Ona: «Gerçekten sana, saklayıp umduğun (sevab) vardır.» buyurdu." Tahric: Bu hadisi Müslim, Euu Davud ve Beyhaki de az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ الْمُهَلَّبِيُّ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ بَيْتُهُ أَقْصَى بَيْتٍ بِالْمَدِينَةِ وَكَانَ لاَ تُخْطِئُهُ الصَّلاَةُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالَ فَتَوَجَّعْتُ لَهُ فَقُلْتُ يَا فُلاَنُ لَوْ أَنَّكَ اشْتَرَيْتَ حِمَارًا يَقِيكَ الرَّمَضَ وَيَرْفَعُكَ مِنَ الْوَقَعِ وَيَقِيكَ هَوَامَّ الأَرْضِ ‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أُحِبُّ أَنَّ بَيْتِي بِطُنُبِ بَيْتِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالَ فَحَمَلْتُ بِهِ حِمْلاً حَتَّى أَتَيْتُ بَيْتَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَدَعَاهُ فَسَأَلَهُ فَذَكَرَ لَهُ مِثْلَ ذَلِكَ وَذَكَرَ أَنَّهُ يَرْجُو فِي أَثَرِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ لَكَ مَا احْتَسَبْتَ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 784

    Ey Beni Selime! Sizler, (mescide gelip giderken) attığınız adımlarınızın izlerini hesaba katmayacak mısınız?

    Türkçe meal

    Enes hin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demişlir: (Ensardan) Beni Selime kabilesi, (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidden uzak kalan) evlerinden çıkarak mescidin yakınına gelmek istediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Medine'yi muhafaza eden bu evleri tahliye etmekle) Medine çevresini boş bırakmalarını arzu buyurmadı. Ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara : «Ey Beni Selime! Sizler, (mescide gelip giderken) attığınız adımlarınızın izlerini hesaba katmayacak mısınız?» buyurdu. Bunun üzerine onlar, yerlerine ikamet ettiler. Tahric: Bu hadisi Buhari de rivayet etmiştir. Müslim ise, aynı olayı anlatan bir hadisi Cabir bin Abdillah (r.a.)'den, başka lafızlarla, müteaddit senedlerle rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مُوسَى، مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ أَرَادَتْ بَنُو سَلِمَةَ أَنْ يَتَحَوَّلُوا، مِنْ دِيَارِهِمْ إِلَى قُرْبِ الْمَسْجِدِ فَكَرِهَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُعْرُوا الْمَدِينَةَ فَقَالَ ‏ "‏ يَا بَنِي سَلِمَةَ أَلاَ تَحْتَسِبُونَ آثَارَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَأَقَامُوا ‏.‏

  11. Hadis no. 785

    Ve biz, onların önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız

    Türkçe meal

    (Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Ensarın evleri mescidden uzaktaydı. Yakına gelmek istediler. Bunun üzerine; «Ve biz, onların önden gönderdiklerini ve eserlerini yazarız.» ayeti nazil oldu. İbn-i Abbas demiştir ki: Onlar da (evlerinde) kaldılar." Not: Zevaid'de: Bu hadis mevkuftur. Senedinde İbn-i Harb olan Simak vardır. İbn•i Main ve Ebu Hatim, onu sika saymışlarsa da Ahmed: Onun hadisleri mustaribtir, demiştir. Yakub bin Şeybe de: Simak'ın yalnız İkrimi'den olan rivayeti mustarib olup. başkalarından olan rivayeti yararlıdır, demiş diye bilgi vermiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ الأَنْصَارُ بَعِيدَةً مَنَازِلُهُمْ مِنَ الْمَسْجِدِ فَأَرَادُوا أَنْ يَقْتَرِبُوا فَنَزَلَتْ ‏{وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ}‏ قَالَ فَثَبَتُوا ‏.‏

  12. Hadis no. 786

    Adamın (mescidde) cemaatla kıldığı namaz (ın sevabı, tek başına) evinde kıldığı ve çarşısında kıldığı namaz…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine güre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde) cemaatla kıldığı namaz (ın sevabı, tek başına) evinde kıldığı ve çarşısında kıldığı namaz (ın sevabın) dan yirmi küsur derece fazladır.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَتِهِ فِي بَيْتِهِ وَصَلاَتِهِ فِي سُوقِهِ بِضْعًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 787

    Cemaatla kılman namazın birinizin tek başına kıldığı namaza üstünlüğü yirmi beş cüzdür

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cemaatla kılman namazın birinizin tek başına kıldığı namaza üstünlüğü yirmi beş cüzdür.» Tahric: Müellifin iki ayrı senedle rivayet ettiği Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi de uzun ve kısa metinler halinde ve az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde: ''...yirmibeş derece... '' bir kısım rivayetlerde: ''...yirmibeş cüz... '' ve Müslim'in bir rivayetinde: ''...yirmibeş namaz...'' ifadeleri bulunmaktadır. Bu nedenle 'derece' ve 'cüz' kelimeleri, namaz anlamına yorumlanmıştır. Ebu Davud'un sünenindeki 'Namaza yürüyerek gitmenin fazileti hakkında gelen hadisler babı'nda rivayet olunan bu hadisin açıklamasını yapan el-Menhel yazarı şöyle der:

    Açıklama

    '''Rivayetlerde: ''...yirmibeş derece... '', ''...yirmibeş cüz'...'' Ve ''...yirmibeş namaz, .. " tabirierinin değişik oluşunun, ravilerin tasarrufundan ileri geldiği kanaatındayım, Hadisin manası şudur: Adamın mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı, onun evde ve çarşıda kendi başına kıldığı yirmibeş namazın sevabından fazladır, Burada 'Adam' tabiriyle kadının bu hükümden istisna edilmesi kasdedilmemiştir, Çünkü kadının mescide gitmesi, bazı şartlarla caiz olduğuna göre aynı sevab onun için de mevcuttur. Hadisin zahirine göre evde ve çarşıda kılınan namaz, cemaatla. da kılınmış olsa hüküm aynıdır.

    Lakin, bu mana kasdedilmemiştir. Maksad, mescidde cemaatla kılınan namazın, başka yerlerde tek başına kılınan namazdan üstünlüğünü ifade etmektir. Çünkü konu budur. Hadiste bu durumun açıkca belirtilmemesinin sebebi, mesciddeki cemaata girmiyenlerin ekseriyetle namazı tek başlarına kılmaları olabilir. Hal böyle olunca mesciddeki cemaat ile ev ve çarşıdaki cemaatın faziletinin eşit olması gerekmez. Bilakis çarşıdan başka yerde kılınan namaz, çarşıda kılınan namazdan efdaldır. Çünkü çarşının, şeytanların yeri olduğuna dair hadis vardır. Bununla beraber evde ve çarşıda namazı cemaatla kılmak, tek başına kılmaktan evladır.

    Bazı rivayetlerde bulunan 'Dereceler' ve 'Cüz'ler', 'Namazlar' manasını taşır. Çünkü bazı rivayetlerde Derece ve Cüz' yerine 'Namaz' kelimesi kullanılmıştır. Şu halde mescidde cemaatla kılınan namazın sevabı, evde ve çarşıda kılınan yirmibeş namazın sevabından fazladır. İlk hadisteki: ''...yirmibeş küsur...'' parçasında küsur diye karşılık verdiğimiz 'Bid' kelimesi, birden veya üçten ona kadar olan sayılar için kullanılır. Diğer rivayetlerde yirmibeş sayısı kesin olarak geçtiği için, buradaki küsurdan maksad, beştir. İkinci hadisteki 'Cüz' kelimesi ise, bir parça demektir. Başka rivayetlerde bu kelime yerine derece veya namaz kelimeleri bulunduğu için 'Cüz' kelimesi ile namaz kasdedilmiştir.

    HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Cemaatla kılınan namaz, tek başına kılınan namazlardun üstündür. 2- Farz namazıarı evlerde ve çarşılarda kılmak caizdir. 3- Farz namazların cemaatla kılınması şart / farz değildir. Tek başına da kılınabilir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ فَضْلُ الْجَمَاعَةِ عَلَى صَلاَةِ أَحَدِكُمْ وَحْدَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ جُزْءًا ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 788

    Adamın (mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı) evinde (tek başına) kıldığı namaz'ın sevabından yirmibeş…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın (mescidde cemaatla kıldığı namazın sevabı) evinde (tek başına) kıldığı namaz'ın sevabından yirmibeş derece fazladır,» NOT: Buhari'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği hadisin lafzı şöyledir; ''Cemaat namazı, münferidin namazından yirmibeş derece ile efdal olur." Ebu Davud'un rivayetindeki hadisin metni ise şöyledir; ''Cemaatla kılınan namaz, (münferiden) kılınan yirmibeş namaza denk gelir .... '' Ebu Davud'un rivayetindeki önemli özellik, derece ve cüz' yerine namaz kelimesinin kullanılmasıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَتِهِ فِي بَيْتِهِ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 789

    Adamın cemaatla kıldığı namaz, adamın kendi başına kıldığı namazdan yirmiyedi derece üstündür

    Türkçe meal

    Abdullah İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Adamın cemaatla kıldığı namaz, adamın kendi başına kıldığı namazdan yirmiyedi derece üstündür.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Tirmizi de, bu hadisi az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، رُسْتَهْ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَفْضُلُ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 790

    Adam'ın cemaatla kıldığı namaz, adamın tek başına kıldığı namazdan yirmi dört veya yirmibeş derece üstündür

    Türkçe meal

    Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Adam'ın cemaatla kıldığı namaz, adamın tek başına kıldığı namazdan yirmi dört veya yirmibeş derece üstündür.»

    Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Yahya bin Muin ve Zühri hadisin sahih olduğunu belirtmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَصِيرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي جَمَاعَةٍ تَزِيدُ عَلَى صَلاَةِ الرَّجُلِ وَحْدَهُ أَرْبَعًا وَعِشْرِينَ أَوْ خَمْسًا وَعِشْرِينَ دَرَجَةً ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 791

    Vallahi içimden öyle arzu ettim ki namaza durulmasını emredeyim de ikamet getirilsin. Sonra bir adama…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'deıı şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Vallahi içimden öyle arzu ettim ki namaza durulmasını emredeyim de ikamet getirilsin. Sonra bir adama emredeyim halka namaz kıldırsın. Bu emirden sonra beraberlerinde odundan demetler bulunan birkaç adamı cemaata (özürsüz) gelmeyen güruha götürüp de üzerlerine evlerini ateşle cayır cayır yakayım.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Ahmed

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَتُقَامَ ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيُصَلِّيَ بِالنَّاسِ ثُمَّ أَنْطَلِقَ بِرِجَالٍ مَعَهُمْ حُزَمٌ مِنْ حَطَبٍ إِلَى قَوْمٍ لاَ يَشْهَدُونَ الصَّلاَةَ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ بِالنَّارِ ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 792

    Ben senin için bir ruhsat bulamam

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ümmi Mektum (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir : Ben, Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dedim ki: Ben yaşlı, a'ma, evi (mescidden) uzak bir kimseyim. Bana yardım edip mescide götürecek yedekçim de yoktur. (Cemaata gelmemem için) Bir ruhsat bulur musun? Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : -Sen ezan (sesini) işitiyor musun?» diye sordu. Ben: Evet, dedim. O: «Ben senin için bir ruhsat bulamam.» buyurdu." EBU DAVUD HADİSLERİ VE

    Açıklaması: 552 —

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي رَزِينٍ، عَنِ ابْنِ أُمِّ مَكْتُومٍ، قَالَ قُلْتُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنِّي كَبِيرٌ ضَرِيرٌ شَاسِعُ الدَّارِ وَلَيْسَ لِي قَائِدٌ يُلاَوِمُنِي فَهَلْ تَجِدُ لِي مِنْ رُخْصَةٍ قَالَ ‏"‏ هَلْ تَسْمَعُ النِّدَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا أَجِدُ لَكَ رُخْصَةً ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 793

    Ezan sesini işitip de oraya (özürsüz) gitmeyenin namazı (makbul) olmaz

    Türkçe meal

    (Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Ezan sesini işitip de oraya (özürsüz) gitmeyenin namazı (makbul) olmaz.»

    Diğer tahric: İbn-i Hibban ve el-Hakim de rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ سَمِعَ النِّدَاءَ فَلَمْ يَأْتِهِ فَلاَ صَلاَةَ لَهُ إِلاَّ مِنْ عُذْرٍ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 794

    Vallahi bazı kavimler cemaatları terketmekten vaz geçecekler ya da Allah onların kalblerini mühürleyecektir…

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas ve İbn-i Ömer (r.anhum)'dan rivayet edildiğine göre kendileri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber ağaçları üzerinde şöyle buyururken işitmişlerdir ; «Vallahi bazı kavimler cemaatları terketmekten vaz geçecekler ya da Allah onların kalblerini mühürleyecektir. Sonra da muhakkak gafillerden olacaklardır.»

    Açıklama

    Nesai, bu hadisi 'Cum'a' bahsinde rivayet etmiştir. Oradaki rivayette Bahsi geçen tehdid Cum'a namazını terkedenler hakkında buyurulmuştur. Camiu's-Sağir yazarının beyanına göre Ahmed, Müslim, Nesai ve İbn-i Mace bu hadisi rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde; ''... Minberinin ağaçları üzerinde ... " buyurulmuştur Nebi (s.a.v.)'in minberi üç basamaklıydı Üçüncü basamak üzerinde otururdu. Mübarek sırtını üç ağaca dayardı Minberin iki tarafında da birer ağaç bulunurdu. Minberin yüksekliği, genişliği, uzunluğıı v.s. özellikleri hakkında geniş malumat inşaallah 'Cum'a namazı' bahsinde verilecektir Sindi şöyle der: Kurtubi: Kalbi mühürlemek, Allah'ın, söz konusu kavimlerin kalblerinde yaratacağı cehalet, kasvet ve cefadır, demiştir.

    El-Kadı da Mesabih şerhinde: Hadiste buyurulan iki şeyden birisi mutlaka gerçekleşecektir. Ya cemaatları terketmekten vazgeçip cemaata devam edeceklerdir Ya da Allah, onların kalblerini mühürleyecektir. Çünkü cemaatları bırakmayı alışkanlık haline getirmek, kalbi karartır ve insanı ibadetten soğutur, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ الدَّسْتَوَائِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ مِينَاءَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، وَابْنُ، عُمَرَ أَنَّهُمَا سَمِعَا النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ عَلَى أَعْوَادِهِ ‏ "‏ لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجَمَاعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ ‏"‏ ‏.‏