İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 16 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1105

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okurdu. Ancak şu var ki biraz otururdu. Sonra kalkardı…

    Türkçe meal

    Cabir bin Semure (r.a.)'den; şöyle elemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayakta hutbe okurdu. Ancak şu var ki biraz otururdu. Sonra kalkardı.

    Açıklaması: 1106’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ قَائِمًا، غَيْرَ أَنَّهُ كَانَ يَقْعُدُ قَعْدَةً، ثُمَّ يَقُومُ ‏.‏

  2. Hadis no. 1106

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayakta hutbe okurdu. Sonra otururdu. Daha sonra ayağa kalkardı, (ikinci…

    Türkçe meal

    Cabir bin Semure (r.a.)'den; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayakta hutbe okurdu. Sonra otururdu. Daha sonra ayağa kalkardı, (ikinci hutbede) ayetler okurdu ve Allah'ı anardı. Onun hutbesi ne uzundu ne kısa idi. Cuma namazı da ne uzundu ne de kısaydı.

    Açıklama

    İbn-i Ömer (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Darekutni ve Beyhaki benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetler, efendimizin iki hutbe okuduğuna, hutbeler arasında oturduğuna ve hutbeleri ayakta okuduğuna delalet ederler. Cabir (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud, Nesai ve . Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde lafız farkı var ise de hepsinden Nebi (s.a.v.)'in ayakta iki hutbe okuduğu, hutbeler arasında oturduğu, hutbede ayet okuduğu ve Allah'ı andığı anlaşılır. Amr bin El-Huveyris (r.a.)'ın hadisine başka kitaplarda rastlayamadım. Zevaid türünden sayılmadığına göre Kütüb-i Sitte'nin diğerlerinde bulunması gerekir.

    Bu hadis de Nebi (s.a.v.)'in minber üzerinde hutbe okuduğuna delalet eder. Bu hadislerin ihtiva ettikleri hususları maddeler halinde aşağıya aldıktan sonra her husus için alimlerin görüşlerini nakledeceğim. 1- Nebi (s.a.v.) cuma namazından önce iki hutbe okurdu. 2- Hutbeleri ayakta okurdu. 3- İki hutbe arasında biraz otururdu. 4- İkinci hutbede Kur'an'dan ayetler okur, Allah'ı anardı. 5- Hutbeleri minber üstünde okurdu. 6- Hutbesi ve namazı mutedil idi. 1-- Cuma namazından önce iki hutbe okumak hususundaki Alimlerin görüşleri: a) Maliki, Şafii ve Hanbeli mezheblerine göre cuma namazından önce iki hutbenin okunması farzdır ve cuma namazının sıhhati için şarttır.

    Hutbeler okunmadan kılınacak cuma namazı sahih değildir. Delilleri de Nebi (s.a.v.)'in her cuma günü namazdan önce daima iki hutbe okumuş olduğuna delalet eden sahih hadislerdir. Bir de Buhari ve Ahmed'in rivayet ettikleri efendimizin: ''Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi namaz kılınız. hadisidir. Nebi (s.a.v.)'in iki hutbe okumadan bir defa olsun cuma namazı kıldığı sübut bulmuş değildir . Bunların bir delili de; ''Allah'ı anmaya gidiniz,. mealindeki Cuma suresinin 9. ayetidir. Çünkü cuma ezanından sonraki zikir hutbedir, diye bu alimler yorum yapmışlardır. b) Hanefi alimlerine göre bir hutbe kafidir.

    İkinci hutbe sünnettir. Zeylai: Birkaç sahabinin tek hutbe okudukları ve kimsenin onlara itiraz etmediği rivayet edilmiştir, der. Evzai, İshak bin Rahuvye, Ebu Sevr, İbnü'l-Münzir ve bir rivayetinde Ahmed'in böyle hükmettiklerini el-Iraki anlatmıştır. 2-- Hutbelerin ayakta okunmasının hükmü; a) Cumhura göre ayakta okumak şarttır. Delilleri bu babda rivayet edilen hadisler ve benzeri hadislerdir. Nevevi: Çünkü hutbe Cuma'nın iki farzından birisidir. Namaz gibi bunda da ayakta durmak gerekir, demiştir. b) Hanefi alimleri ile bir rivayete göre Ahmed, hutbeyi ayakta okumak sünnettir, demişlerdir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in ve Hulefa-i Raşidin'in tatbikatı budur, vacib değildir.

    Çünkü yalnız tatbikatın bu oluşu vacibliği gerektirmez. Başka delil de yoktur. Nevevi'nin: Çünkü, hutbe Cuma'nın iki farzından birisidir: Namaz gibi bunda da ayakta durmak gerekir, sözüne şöyle cevap verilebilir: Kıbleye doğru durmak namazın şartlarından olduğu halde, hutbenin şartı olmamakla hutbe namaza muhalif olur. Bu nedenle hutbe namazdan çok ezana benzer. 3-- İki hutbe arasında oturmak; a) Cumhur'a göre, oturmak sünnettir, oturmaksızın Cuma hutbeleri sahihtir. b) Şafiiler'e göre hutbeler arasında oturmak şarttır. Onsuz hutbe sahih değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.) hutbeleri arasında oturmayı hiç terk etmemiştir.

    Şafiiler bu gerekçe yanında: صلوا كما رايتمون ي اصل ي hadisini delil göstermişler. El-Ayni, Şafiiler'e cevaben: İbn-i Battal'ın dediğine göre Muğire bin Şu'be (r.a.)'in hutbeler esnasında oturmadığı rivayet olunmııştur. Eğer oturmak şart olsaydı, Muğire (r.a.)'in bunu bilmemesi düşünülemez. Faraza bilmeseydi orada bulunan sahabilerin ve tabiilerin buna müdahale etmemesi düşünülemez, dedikten sonra Ayni sözüne şöyle devam eder: 'İki hutbe arasında oturmak farzdır, diyenin elinde hiçbir delil yoktur. Çünkü söz konusu oturuş hatip için bir dinlenmedir. Hutbe'den bir parça değildir. Hutbe, yapılan konuşmadır.

    Şafii'den başka bu oturuşun farziyetine hükmetmemiştir. Bu hüküm icmaa muhaliftir ... Şafii'nin, Nebi (s.a.v.)'in sırf daimi tatbikatını gerekçe göstererek iki hutbeyi ve bunlar arasındaki oturmayı farz kılması ve iki hutbeden önce minber üzerinde oturmayı farz saymaması şaşılacak şeydir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in minbere çıktığında oturması sabittir.' 4-- İkinci hutbede Kur'an'dan ayetler okunması: a) Şafii: İki hutbeden birisinde bir ayet okumak farzdır. Kaf suresini okumak müstahabtır, demiştir. Şafii'nin Irak'lı arkadaşları ve Hanbeli'lerden El-Kadı her iki hutbede de ayet okumak gerekir, demişlerdir,. b) Cumhur'a göre, hutbede Kur'an okumak vacip değildir. 5-- Hutbelerin minber üstünde okunması; Hutbenin minber üzerinde okunmasının meşruluğu hususundaki cumhur'un kavline göre hatip, halife olsun başkası olsun farkı yoktur.

    NEBİ (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)'İN MİNBERİ : EI-Menhel yazarı 'Minber edinmek. babında efendimizin minberini tarif ederken özetle şunu söyler: "Bütün tarihçilerin sözleri Nebi (s.a.v.)'in minberinin üç basamaklı olduğunu gerektirir. Minberin yüksekliği iki zira', uzunluğu iki zira' ve genişliği bir zira' idi. Birinci ve ikinci basamağın yüksekliği yarımşar zira', üzerinde oturduğu üçüncü basamağın yüksekliği bir zira idi. Bu basamağın uzunluğu ve genişliği de birer zira' idi. Muaviye (r.a.) devrinde Medine valisi olan Mervan zamanına kadar Minber-i Nebevi böyle idi. Nihayet Mervan minberin alt kısmına üç basamak ilave ederek basamak sayısını altıya çıkardı.

    Olay şöyle cereyan etmiştir: Muaviye (r.a.), minberin söktürülerek Şam'a gönderilmesi için Mervan'a emir vermiş, Mervan da minberi söktürmüş ve Şam'a göndermeyi düşünürken güneş tutulmuş, Medine karanılkta kalmış, gündüz olmasına rağmen yıldızlar görülmüş ve şiddetli bir fırtına kopmuştur. Mervan bunun üzerine Medine cemaatına bir hitabede bulunarak : Ey Medine halkı! Siz Emirü'l-Mü'min'in minberi Şam'a göndermemi istediğini sanıyorsunuz. Halbuki Emir, Nebi (s.a.v.)'in koymuş olduğu minberi değiştirmenin hatalı olduğunu bilir, Emir'in bana emri, Minberi büyütmek ve yükseltmektir, demiş ve bir marangoz çağırtarak Mezkur ilaveyi yaptırmıştır .

    Nihayet hicri 654 yılında Mescid-i Nebevi'de vuku bulan yangında Mescid ile beraber minber de yandı. Yangın olayından sonra Yemen Meliki Muzaffer 656. yılında yeni minber yaptırmış, yirmi yıl sonra Mısır,. Meliki Zahir Baybars, Muzaffer'in minberini kaldırtarak yeni bir minber yaptırmıştır. Hicri 820. yılında Mısır padişahı Melik Müeyyed yeni bir minber göndermiştir." 6. Hutbesi ve namazı mutedil idi. Yani cuma hutbesi, cemaatı yoracak kadar, uzun değildi, meramı ifade etmiyecek kadar kısa da değildi, diğer hutbeleri kadar uzun dnğildi. Keza, cuma namazı da böyleydi. Diğer namazlara göre ne kısa sayılırdı, ne de uzun.

    Cuma hutbesinin kısa kesilmesine ve cuma namazının uzatılmasına dair Nebi (s.a.v.)'in hadisini Müslim rivayet etmiştir. Meali şöyledir: ''Ammar (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah (s.a.v.)'den şöyle buyururken işittim: "Adamın namazının uzunluğu ve hutbesinin kısahğı onun fıkıh bilgisinin alametidir. Şu halde namazı uzatınız ve hutbeyi kısa kesiniz." Müslim'in bu hadisi, babımızda rivayet olunan Cabir (r.a.)'in hadisine muhalif değildir. Çünkü Cabir (r.a.)'in hadisinin manası hutbe ile namazın birbirine denk olması değildir. Maksat Cuma hutbesinin diğer hutbelere nisbeten ve Cuma namazının da diğer namazlara nisbeten mutedil olmalarıdır.

    Cabir (r.a.)'in 1105 sayılı hadisindeki; "o biraz otururdu." cümlesi ile iki hutbe arasındaki oturuş kasdedilmiş ise bu oturuşun şer'i hükmünü 3. maddede anlattım. Cümlenin böyle yorumlanması muhtemeldir. Ve Cabir (r.a.)'in 1106 nolu hadisine uygun ve benzeri olur. İkinci ihtimal: Mezkur cümle ile minbere çıkarken hutbeye başlamadan önce biraz oturmak manasının ifade edilmesidir. Mezkur cümle bu yoruma da müsaiddir. Nebi (s.a.v.)'in minbere çıkarken biraz oturduğu Buhari, Ebu Davud, Nesai ve başkalarının rivayet ettikleri İbn-i Ömer (r.a.)'in bir hadisi ile sabittir. Bu oturuşun gayesi, bu esnada okunan e:zanın bitmesini beklemektir.

    Bu oturuş cumhurun kavline göre sünnettir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ قَائِمًا. ثُمَّ يَجْلِسُ. ثُمَّ يَقُومُ فَيَقْرَأُ آيَاتٍ. وَيَذْكُرُ اللَّ.هَ وَكَانَتْ خُطْبَتُهُ قَصْدًا، وَصَلاَتُهُ قَصْدًا ‏.‏

  3. Hadis no. 1107

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaşta hitabede bulunurken (eline) yay (alarak on) a dayanırdı ve…

    Türkçe meal

    Sa'd (el-Karaz) (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaşta hitabede bulunurken (eline) yay (alarak on) a dayanırdı ve Cum'a da hutbe okuduğu zaman (eline aldığı) asaya dayanırdı. Not: Rıivi Abdurrahman bin Sa'd zayıf olduğu için isnadın zayıflığı Zevaid de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا خَطَبَ فِي الْحَرْبِ، خَطَبَ عَلَى قَوْسٍ. وَإِذَا خَطَبَ فِي الْجُمُعَةِ، خَطَبَ عَلَى عَصًا ‏.‏

  4. Hadis no. 1108

    ve seni ayakta bıraktılar

    Türkçe meal

    Alkarna (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ayakta mı, oturarak mı hutbe okurdu? diye Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'e soru sorulmuş. Abdullah (r.a.) da (soru sahibine) : Sen: وتركوه قائماً = «ve seni ayakta bıraktılar» [Cum’a 11] ayetini okumuyorsun, diye cevap verdi." Ebu Abdillah (yani müellifimiz) demiştir ki; Bu hadis ğaribtir. Çünkü ravi İbn-i Ebi Şeybe'den başka hiç kimse bunu rivayet etmiyor. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي غَنِيَّةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سُئِلَ أَكَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ قَائِمًا أَوْ قَاعِدًا؟ قَالَ أَوَمَا تَقْرَأُ {وَتَرَكُوكَ قَائِمًا}‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ غَرِيبٌ لاَ يُحَدِّثُ بِهِ إِلاَّ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَحْدَهُ ‏.‏

  5. Hadis no. 1109

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minbere çıkacağı zaman (oradakilere) selam verirdi. Not: Seneddeki İbn•i…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minbere çıkacağı zaman (oradakilere) selam verirdi. Not: Seneddeki İbn•i Lahia'nın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا صَعِدَ الْمِنْبَرَ سَلَّمَ ‏.‏

  6. Hadis no. 1110

    Cum'a günü imam hutbe okurken sen arkadaşına (sadece) 'sus' dediğin zaman (yine) lağv (=: Abes ile iştigal)…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çöylc buyurdu, demiştir: «Cum'a günü imam hutbe okurken sen arkadaşına (sadece) 'sus' dediğin zaman (yine) lağv (=: Abes ile iştigal) etmiş olursun.» Tahric: Kütüb-i Sitte sahipleri, Malik, Ahmed ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قُلْتَ لِصَاحِبِكَ: أَنْصِتْ، يَوْمَ الْجُمُعَةِ، وَالإِمَامُ يَخْطُبُ، فَقَدْ لَغَوْتَ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 1111

    Ubeyy doğru söylemiştir

    Türkçe meal

    Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü (hutbesinde) 'Tebareke' suresini ayakta okudu. Allah'ın günleri (nde vuku bulacak büyük olaylardan bahis) ile bize (uyarıcı) nasihatta bulunda. Ebü'd-Derda veya Ebu Zer' (r.a.) beni dürterek: Bu sure ne zaman indirildi. Ben bu ana kadar bu sureyi işitmedim, dedi. Ubeyy (r.a.) O na: Sus! diye işaret etti. Bunlar namazdan dönüp gidince soru sahibi (Ubeyy (r.a.)'a) : Ben bu sure ne zaman indirildi diye sana soru sordum. Sen bana bildirmedin? dedi. Ubeyy (r.a.): Bu günkü namazından senin için bu sorudan başka hiçbir kazancın yoktur, dedi. Soru sahibi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e giderek kendisiyle Ubeyy (r.a.) arasında hutbe esnasında geçeni anlattı ve Ubeyy (r.a.)'in namaz'dan sonra kendisine söylediği sözü nakletti. Ubeyy (r.a.) demiştir ki : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ubeyy doğru söylemiştir.» buyurmuştur. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oıduğu Zevaid'de bildirilmiştir.

    Diğer tahric: Ahmed de bu hadisi rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحْرِزُ بْنُ سَلَمَةَ الْعَدَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَأَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ تَبَارَكَ، وَهُوَ قَائِمٌ. فَذَكَّرَنَا بِأَيَّامِ اللَّهِ وَأَبُو الدَّرْدَاءِ أَوْ أَبُو ذَرٍّ يَغْمِزُنِي. فَقَالَ: مَتَى أُنْزِلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ. إِنِّي لَمْ أَسْمَعْهَا إِلاَّ الآنَ ‏.‏ فَأَشَارَ إِلَيْهِ، أَنِ اسْكُتْ. فَلَمَّا انْصَرَفُوا قَالَ: سَأَلْتُكَ مَتَى أُنْزِلَتْ هَذِهِ السُّورَةُ فَلَمْ تُخْبِرْنِي؟ فَقَالَ أُبَىٌّ: لَيْسَ لَكَ مِنْ صَلاَتِكَ الْيَوْمَ إِلاَّ مَا لَغَوْتَ‏.‏ فَذَهَبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ وَأَخْبَرَهُ بِالَّذِي قَالَ أُبَىٌّ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ صَدَقَ أُبَىٌّ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 1112

    O halde iki rek'at kıl

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cum'a günü) hutbe okurken Süleyk el-Gatafani (r.a.) mescide girdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk (r.a.): Hayır! dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «O halde iki rek'at kıl» buyurdu. Ravi Amr. rivayetinde Süleyk (r.a.)'i ismen zikretmemiştir."

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Darekutni ve Beyhaki. Açıklaması: 1114’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، سَمِعَ جَابِرًا، وَأَبُو الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلَ سُلَيْكٌ الْغَطَفَانِيُّ الْمَسْجِدَ وَالنَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَصَلَّيْتَ؟ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ وَأَمَّا عَمْرٌو فَلَمْ يَذْكُرْ سُلَيْكًا ‏.‏

  9. Hadis no. 1113

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cum'a günü) hutbe okurken bir adam geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (cum'a günü) hutbe okurken bir adam geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ona: «Namaz kıldın mı?» diye sordu. Adam: Hayır! dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «İki rek'at kıl» buyurdu."

    Diğer tahric: Bu hadisini Ebu Davud hariç, Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 1114’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ وَالنَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ فَقَالَ ‏"‏ أَصَلَّيْتَ؟‏"‏ ‏.‏ قَالَ: لاَ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 1114

    Sen gelmeden önce iki rek'at namaz kıldın mı?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre ve Cabir (r.anhuma)'dan; şöyle söylemişlerdir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken Süleyk el-Ğatafani (r.a.) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ona: «Sen gelmeden önce iki rek'at namaz kıldın mı?» diye sordu. Süleyk (r.a.): Hayır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «İki rek'at namaz kıl ve bunları hafif tut» buyurdu.

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Darekutni ve Beyhaki

    Açıklama

    Cabir (r.a.)'in ilk 1112 nolu hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Darekutni ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Rivayetlerin bir kısmında Süleyk (r.a.)'in ismi belirtilmemiştir. Bazı rivayetlerde: ''Kalk da namaz kıl.'' ifadesi geçmektedir. Ebu Said (r.a.)'in 1113 nolu hadisini Ebu Davud hariç, Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etmişlerdir. Cabir (r.a.) ve Yakarıdaki yani Ebu Hureyre (r.a.)'in 1114 nolu hadisini Müslim, Ebu Davud, Darekutni ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un Cabir (r.a.)'den olan bir rivayetinde şu ilave vardır: ''İmam hutbe okurken biriniz (mescide) geldiği zaman iki rek'at namaz kılsın ve bunları hafif tutsun.'' Bu babtaki hadisler, hutbe esnasında mescide girenin iki rek'at "Tahiyyetü'I-Mescid" kılmasının meşruluğuna. delalet ederlar.

    Tirmizi, Ebu Said (r.a.)'in hadisini rivayet ettikten sonra: Bu hadis hasen-sahihtir. İlim ehlinin bazısının uygulaması bu hadis'e göredir. Şafii, Ahmed ve İshak bununla hükmetmişlerdir. Bazı alimler: İmam hutbe okurken mescid'e giren hemen oturur, hutbeyi dinler, namaz kılmaz demişlerdir. Süfyan-ı Sevri ve Kufe ehlinin kavli budur. Birinci kavil daha sahihtir, demiştir. Tchfe müellifi, Nevevi' nin Müslim'in şerhinde şöyle dediğini nakletmiştir: Müslim'in rivayet ettiği bu hadislerin hepsi Şafii, Ahmed, İshak ve hadisçilerin Fıkıhçılarının kavline delildir. Bu zatların kavline göre cuma günü imam hutbe okurken mescide girenin iki rek'at Tahiyyetü'l-Mescid namazı kılması müstahabtır.

    Kılmadan oturması mekruhtur. Bir an önce hutbeyi dinlemesi için bu namazı hafif tutması müstahabtır. Hasan-i Basri ve diger bazı Mütekaddiminin mezhebinin bu oldugu nakledilmişdir. El-Kadi'nin dediğine göre Malik. El-Leys, Ebu Hanife. Sevri, sahabilerle tabiilerin cumhuru, bu namazı kılmamaya hükmetmişlerdir. Ömer, Osman ve Ali (r.a.)'den bu yolda rivayet vardır. Bu gruptaki alimlerin delili. imamı dinlemek ve susmak hakkındaki delildir. Bunlar, bu babta rivayet edilen hadisleri te'vi! etmişlerdir, demiştir. Tuhfetü'I-Ahvezi yazarı ve EI-Menhel yazarı, her iki grubun delillerini. yorumlarını ve birbirlerine vermiş oldukları cevabıarı çok geniş almışlardır.

    Netice her ikisi. birinci gruptaki alimlerin görüşünü tercih etmişlerdir. (Yani Tehiyatu'l-Mescid Namazı -Mescid Namazı- İmam Hutbe verirken dahi müstehabtır demişlerdir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَعَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالاَ جَاءَ سُلَيْكٌ الْغَطَفَانِيُّ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ أَصَلَّيْتَ رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ أَنْ تَجِيءَ؟ ‏"‏ قَالَ: لاَ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ وَتَجَوَّزْ فِيهِمَا ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 1115

    (Artık) otur! Sen hem (cemaata) eziyet ettin hem de geç kaldın

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cum'a günü hutbe okurken bir adam mescide girdi ve cemaatin üstünden atlamaya başladı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Ona) : «(Artık) otur! Sen hem (cemaata) eziyet ettin hem de geç kaldın.» buyurdu."

    Diğer tahric: Ahmed ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَخْطُبُ فَجَعَلَ يَتَخَطَّى النَّاسَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اجْلِسْ فَقَدْ آذَيْتَ وَآنَيْتَ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 1116

    Kim Cum'a günü (mescidde oturan) halkın üzerinden atlayıp geçerse, o kimse cehennem yolu üzerinde köprü…

    Türkçe meal

    Muaz bin Enes (el-Cüheni) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştin «Kim Cum'a günü (mescidde oturan) halkın üzerinden atlayıp geçerse, o kimse cehennem yolu üzerinde köprü ittihaz edilir.» Bu Hadisi Tirmizi de rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا رِشْدِينُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ زَبَّانَ بْنِ فَائِدٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ مُعَاذِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ تَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ اتُّخِذَ جِسْرًا إِلَى جَهَنَّمَ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 1117

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü (hutbeden sonra) minberden indiği zaman ihtiyaç olduğunda…

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den. şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü (hutbeden sonra) minberden indiği zaman ihtiyaç olduğunda konuşurdu.

    Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud. Nesai ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُكَلَّمُ فِي الْحَاجَةِ إِذَا نَزَلَ عَنِ الْمِنْبَرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏

  14. Hadis no. 1118

    (Medine-i Münevvere valisi) Mervan (bin el-Hakem) (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.)'e Medine valiliği vekaletini…

    Türkçe meal

    Ubeydullah bin Ebi Rafi' (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: (Medine-i Münevvere valisi) Mervan (bin el-Hakem) (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.)'e Medine valiliği vekaletini vererek Mekke'ye gitti. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.) bize Cum'a namazını kıldırdı. (Fatihadan) sonra birinci rekatta el-Cumua, suresini ve son rek'atte, el-Münafikun suresini okudu* Ubeydullah demiştirki: Ebu Hureyre (r.a.) namazdan dönüp gidince ben ona yetişerek dedim ki: Ali (r.a.)'in Kufede Cuma namazında devamlı okuduğu iki sureyi okudun. Ebu Hureyre (r.a.) dedi ki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu iki sureyi (cumada) okurken işittim."

    Açıklaması: 1120’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الْمَدَنِيُّ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ: اسْتَخْلَفَ مَرْوَانُ أَبَا هُرَيْرَةَ عَلَى الْمَدِينَةِ. فَخَرَجَ إِلَى مَكَّةَ. فَصَلَّى بِنَا أَبُو هُرَيْرَةَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَرَأَ بِسُورَةِ الْجُمُعَةِ، فِي السَّجْدَةِ الأُولَى. وَفِي الآخِرَةِ ‏{إِذَا جَاءَكَ الْمُنَافِقُونَ}‏ ‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ: فَأَدْرَكْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ حِينَ انْصَرَفَ. فَقُلْتُ لَهُ: إِنَّكَ قَرَأْتَ بِسُورَتَيْنِ كَانَ عَلِيٌّ يَقْرَأُ بِهِمَا بِالْكُوفَةِ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ. إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ بِهِمَا ‏.‏

  15. Hadis no. 1119

    Dahhak bin Kays (r.a.), Nu'man bin Beşir (r.a.)'a mektup yazarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Cum'a…

    Türkçe meal

    Ubeydullah bin Abdillah (bin Utbe) (r.a.)'dan, rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Dahhak bin Kays (r.a.), Nu'man bin Beşir (r.a.)'a mektup yazarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Cum'a namazında (birinci rek'atte okuduğu) Cuma suresi ile beraber (ikinci rek'atte) ne okuduğunu bize bildirin diye sordu? Nu'man: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cuma namazı (nın ikinci rekatında; هل أتاك حديث الغاشية [Ğaşiye] (suresini okurdu, diye cevap verdi.

    Açıklaması: 1120’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، أَنْبَأَنَا ضَمْرَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَتَبَ الضَّحَّاكُ بْنُ قَيْسٍ إِلَى النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ أَخْبِرْنَا بِأَىِّ، شَىْءٍ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ مَعَ سُورَةِ الْجُمُعَةِ قَالَ كَانَ يَقْرَأُ فِيهَا ‏{هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ‏}‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 1120

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a namazında (birinci rek'atte)! سبح اسم ربك الأعلى [A’la] suresini ve…

    Türkçe meal

    Ebu İnebe el-Havlani (r.a.)'den: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a namazında (birinci rek'atte)! سبح اسم ربك الأعلى [A’la] suresini ve (ikinci rek'atte); هل أتاك حديث الغاشية Ğaşiye suresini okurdu." Not: Zevaid'de: Ravi Said bin Sinan zayıftır. Hadisin aslı Buhari, Müslim ve diğer kitapıarda, başka bir sened ile rivayet edilmiştir, diye bilgi vardır.

    Açıklama

    1118 nolu Ubeydullah bin Ebi Rafi' (r.a.)'ın hadisini Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de az lafız farkı ile rivayet etmişlerdir. Hepsinden, Nebi (s.a.v.)'in Cuma namazının ilk rek'atinde Cuma suresini ve ikinci rek'atında el-Münafikun suresini okuduğu anlaşılır. Ebu Hureyre (r.a.)'ın sözü sanki bir sorunun cevabıdır. Çünkü Ubeydullah (r.a.): Ali (r.a.)'ın Kufe'de devamlı okuduğu Mezkur sureleri okudun! derken; bunun Nebi (s.a.v.)'e dayalı bir yönü var mı demek istemiş? Bu iki sureyi cuma namazında okumanın hikmetini el-Menhel yazarı şöyle anlatır: "Cuma suresinde Cuma ile ilgili hükümler, Mü'minlere övgü, Nebi (s.a.v.)'in gönderilmesinin faziletleri ve ibadete teşvik vardır.

    Münafikıun suresindede, münafıklar, tevbe etmeyişlerinden ve Nebi (s.a.v.)'e kendilerinin günahlarının bağışlanması yolunda dua ve istiğfar etmesi için müracaat etmeyişlerinden dolayı kınanıyor ve güzel nasihatlar ihtiva ediyor." 1119 nolu Ubeydullah bin Abdillah'ın hadisini Malik, Ahmed, Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Dahhak (r.a.)'ın yazışma suretiyle Nu'man (r.a.)'a Mezkur soruyu sorduğu Müslim'in rivayetinde de belirtilmiştir. Dahhak (r.a.) ve çevresi Nebi (s.a.v.)'in cuma'nın ilk rek'atinde Cuma. suresini okuduğunu bildikleri için yalnız 2. rek'atte ne okuduğunu sormuşlardır. 1120 nolu Ebu İnebe (r.a.)'in hadisini Ahmed, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki, Ebu İnebe (r.a.)'den değil Semure bin Cündüb (r.a.)'den başka bir senedle rivayet etmişlerdir.

    Bu hadis, Nebi (s.a.v.)'in Cuma namazının ilk rek'atinde EI-A'Ia suresini ve ikinci rek'atte EI-Ğaşiye suresini okuduğuna delalet eder. Bu babta rivayet olunan hadislerden alınan netice şudur ki cuma namazının ilk rek'atinde Cuma suresini, son rek'atte EI-Münafikun suresini; yahut ilk rek'atte Cuma ve son rek'atte EI-Ğaşiye surelerini veyahut ilk rek'atte EI-A'la ve ikincisinde El-Ğaşiye surelerini okumak sünnettir. Bunlardan hangilerinin afdal olduğu hususunda ihtilaf vardır. 1- Şafii ve Ahmed, Cuma ve Münafikun surelerini tercih etmişler. 2- Malik, Cuma ve Ğaşiye surelerini seçmiştir. 3- Hanefi alimleri: İmam vakit namazlarında olduğu gibi Cuma namazında da istediği yerden okur.

    Bu rivayetlerin hepsi sabittir. Şunu buna tercih etmenin nedeni yoktur, demişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَبِي الزَّاهِرِيَّةِ، عَنْ أَبِي عِنَبَةَ الْخَوْلاَنِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْجُمُعَةِ بِـ ‏{سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ}‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 1121

    Cum'a namazının bir rek'atine yetişen kimse o rek'ate bir rek'at eklesin

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Cum'a namazının bir rek'atine yetişen kimse o rek'ate bir rek'at eklesin.» Not: İsnadındaki ravi Ömer bin Habib'in zayıflığı hususunda alimlerin ittifak ettikleri Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عُمَرُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الْجُمُعَةِ رَكْعَةً فَلْيُصَلِّ إِلَيْهَا أُخْرَى ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 1122

    Namazın bir rek'atine yetişen kimse, (o namaza) yetişmiş olur

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namazın bir rek'atine yetişen kimse, (o namaza) yetişmiş olur.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ مِنَ الصَّلاَةِ رَكْعَةً فَقَدْ أَدْرَكَ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 1123

    Cuma namazının veya başka namazın bir rek'atine yetişen kimse o namaza yetişmiş olur

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Cuma namazının veya başka namazın bir rek'atine yetişen kimse o namaza yetişmiş olur.»

    Diğer tahric: Nesai ve Darekutni

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلاَةِ الْجُمُعَةِ أَوْ غَيْرِهَا، فَقَدْ أَدْرَكَ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 1124

    Kuba ehli Cum'a günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (mescidine gelerek) beraberinde Cuma…

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Kuba ehli Cum'a günü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (mescidine gelerek) beraberinde Cuma namazını kılarlardı. Not: Bunun senedindeki Nafi'nin ravisi olan Abdullah'ın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmştir. (Nafi’nin ravisi ibn-i Ömer sahabe değil, Nafi’den sonraki ravi Abdullah b. Ömer’dir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ إِنَّ أَهْلَ قُبَاءَ كَانُوا يُجَمِّعُونَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏.‏