İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 2 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 823

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın (in ilk rek'atin)de; Secde ve ikinci…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın (in ilk rek'atin)de; Secde ve ikinci rek'atinde) insan surelerini okurdu."

    Diğer tahric: Buhari ve Nesai. Açıklaması: 824’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏

  2. Hadis no. 824

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atın)de: Secde ve (ikinci…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atın)de: Secde ve (ikinci rek'atinde): İnsan surelerini okurdu. İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda şüphem yoktur." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bıldirilmiştir. Bu Hadis’i: İbn-i Mace'den başka Kütüb-i Sitte sahiplerinden rivayet eden yoktur, Beyhaki ve Taberani de rivayet etmişlerdir.

    Açıklama

    Müteaddit senedlerle ve müteaddit sahabilerden rivayet olunan bu hadisler, Nebi (s.a.v.)'in Cum'a günü sabah namazının ilk rek'atinde Secde suresini ve ikinci rek'atinde , El-İnsan suresini okuduğuna delildirler. Ebu Davud'un, süneninde buradaki başlığa benzer bir ifadeyle açtığı bab'ta rivayet ettiği İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini açıklayan EI-Menhel yazarı şu bilgiyi verir: «Hadis, Cuma günü sabah namazında bu iki sure'nin okunmasının meşruluğuna delildir. Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında daima bu iki sureyi okuyormuş, Taberani'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan rivayet ettigi hadisin sonunda İbn-i Mes'ud (r.a.)'ın: .....

    "Nebi (s.a.v.) Cuma günü sabah namazında bu iki sureyi okumayı devam ettirirdi.» cümlesi bunu te'yid eder. Yine hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.) bu iki sure'nin tamamını okurdu: Bazı adamların, Cuma günü sabah namazında anılan surelerin birer parçasını okumaları, hadisin zahirine ters düşer. Nevevi. 'Er-Ravda' adlı kitabında: 'Eğer kişi, içinde secde ayetinin bulunduğu bir iki ayeti sırf tilavet secdesini yapmak maksadıyla okumak isterse, bunun hükmü hakkında arkadaşlarımızın herhangi bir sözüne rastlamadım. Selef alimleri, bu adamın kıraatı hakkında ihtilaf etmişlerdir, Şeyh bin Abdi's-Selam, bunu yapmanın yasaklığına ve namazın bozulmasına sebep olduğuna fetva vermiştir, İbn-i Ebi Şeybe, Ebu'l-Aliye ile Şa'bi'nin secdeyi ihtisar etmenin mekruh olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir.

    Şa'bi şunu da söylemiştir: Alimler namazda secde ayetini okudukları zaman tilavet secdesini etmeden, o ayeti takib eden ayetlere geçmekten hoşlanmazlardı. İbn-i Sirin ve el-Hasan da secde ihtisarını mekruh görmüşlerdir. İbrahim en-Nehai de, alimlerin, secde ihtisarını mekruh gördüklerini nakletmiştir Said bin el-Müseyyeb ve Sehl bin Havşeb'den rivayet edildiğine göre secde ihtisarı, halkın ihdas ettiği bir şeydir. Secde ihtisarı şudur: Secde ayetlerini toplayıp onları okumak ve tilavet secdesini yapmaktır Bir kavle göre secde ihtisarı, Kur'an okuyup secde ayetlerini anlamaktır. Her iki hareket de mekruhtur.

    Çünkü, selef'ten böyle bir şey varid olmamıştır,' demiştir. Sahabilerden Cuma günü sabah namazında hadiste geçen Secde ve El-İnsan surelerini okuyan zatlar, Ömer bin el-Hattab, İbn-i Abbas, İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer ve İbn-i Zübeyr (r.a.)'dur. Tabiilerden de İbrahim bin Abdirrahman bin Avf'tır. Allah hepsinden razı olsun. MEZHEBLERİN BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİ: 1 Hanefi alimlerine göre, sünnete uymak maksadı olduğu zaman Cuma sabah namazında bu iki sureyi okumak müstahabtır. Ama bu maksad olmaksızın, daima Kur'an'ın belirli bir yerini okumak mekruhtur. Çünkü böyle bir davranış, Kur'an'ın diğer yerlerini terketmeye ve Onun bir kısmını diger bir kısmına tercih etmek zannına yol açar. 2- Şafii'ye ve Ahmed bin HanbeI'e göre mezkur sureleri, Cuma'nın sabah namazında okumak sünnettir.

    Fakat Hanbeliler'e göre bunu devamlı yapmak mekruhtur. 3- Malikiler'e göre içinde secde ayeti bulunan herhangi bir sureyi kasden farz namazda okumak mekruhtur İbn-i Kasım'ın Malik'ten rivayeti böyledir. Eşheb'in Malik'ten rivayetine göre imam'ın arkasında az bir cemaat bulunup namazı şaşırmalarından korkulmadığı zaman, içinde secde ayeti bulunan bir sureyi farz namazda okumak caizdir. İbn-i Habib ise şöyle bir ayırım yapmıştır: Gizli namazlarda secde ayeti bulunan sure'yi okumak caiz değildir. Çünkü cemaati şaşırtır. Fakat cehri namazlarda caizdir. Çünkü cemaatın şaşırmasından emin olunur. Maliki alimlerinin bahsettikleri şaşırma şudur: İmam, zammi surede secde ayetini okuyunca hemen tilavet secdesine varıp bir defa secde ettikten sonra tekrar ayağa kalkar ve müteakip ayetlerle kıraatına devam eder.

    Kıraatını tamamlayınca, normal rüku' ve secdeye varır. Secde ayeti dolayısıyla varılan tilavet secdesi, durumdan haberdar olmayan kişileri şaşırtabilir.! El-Fetih yazarı: 'Nebi (s.a.v.)'in, namazda Secde suresini okurken secde ayetine vardığı zaman hemen tilavet secdesini yaptığına dair herhangi bir açıklamaya, mevcut tariklerde rastlamadım. Yalnız İbn-i Ebi Davud'un eş-Şeria adlı kitabında İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle bir rivayete rastladım: «Ben Cuma günü sabah namazında Nebi (s.a.v.)'in yanına vardım. İçinde secde ayeti bulunan bir sure okudu da secde etti.» Bu hadisin isnadında, hali incelenecek ravi vardır.

    Bir de Taberani'nin M. Sağirinde Ali (r.a.)'den rivayet edilen şu mealdeki bir hadisi gördüm: «Nebi (s.a.v.) sabah namazında ''Secde suresini okuduğunda tilavet secdesi etti.'' Lakin bu hadisin isnaclında zayıflık vardır,' der. Nebi (s.a.v.)'in Cuma'nın sabah namazında mezkur sureleri okumasının hikmeti şudur: Bu iki sure, Cuma günü vuku bulmuş ve vuku bulacak rnühim olaylardan bahseder Çünkü bu ikı sure'de Adem (a.s.)'ın yaradılışı, öldükten sonra dirilme ve kulların mahşer'e sevkinden bahsedilir. Bu olaylar, Cuma günü vuku bulur Cuma günü bu surelerin okunması ile mezkur olaylar, müslümanlara hatırlatılmış olur.

    Amaç bu olunca. kıraat esnasında tilavet secdesi dolaylı olarak yapılır. Yani sure, tilavet secdesi yapmak içın okunmuş olmaz. El-Huda yazarı Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında ''Secde ve el-İnsan''.. surelerini okurdu. Birçok cahillerzannediyorlar ki, maksad, o günkü sabah ..... namazla bir secde ilave etmektir Ve o bilgisizler o secdeye Cuma secdesi ismini verirler. Onlardan birisi bu sureyi okumadığı zaman içinde secde ayeti bulunan başka bir sureyi okumaktan hoşlanır. Ta ki tilavet secdesi yapabilsin. Bunun içindir ki cahillerin yanlış anlamalarını önlemek maksadıyla bazı imamlar, Cuma günü sabah namazında Secde suresini devamlı okumayı mekruh görmüşlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلَ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏ ‏.‏ قَالَ إِسْحَاقُ هَكَذَا حَدَّثَنَا عَمْرٌو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ لاَ أَشُكُّ فِيهِ ‏.‏

  3. Hadis no. 825

    Ben, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'e Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebu Said (r.a.)…

    Türkçe meal

    Kaz'a (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Ben, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'e Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebu Said (r.a.): Onda senin için bir hayır yoktur, dedi. Ben: -. Allah sana rahmet eylesin (Onu) açıkla, dedim. Kendisi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için öğle farzının ikameti getirildi de birimiz el-Baki'a çıkardı. Kaza-i hacet ederdi. Sonra (evine) gelerek abdest alır (mescide döner) di. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Öğle farzının ilk rek'atinde bulurdu, demiştir." Bu hadis’i ayrıca Müslim ve Nesai’de tahric etti.

    Açıklaması: 828’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَزَعَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَيْسَ لَكَ فِي ذَلِكَ خَيْرٌ ‏.‏ قُلْتُ بَيِّنْ رَحِمَكَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ كَانَتِ الصَّلاَةُ تُقَامُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الظُّهْرَ فَيَخْرُجُ أَحَدُنَا إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ وَيَجِيءُ فَيَتَوَضَّأُ فَيَجِدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏

  4. Hadis no. 826

    Ben, Habbab (r.a.)'e: Siz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarında kıraat…

    Türkçe meal

    Ebu Ma'mer (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Habbab (r.a.)'e: Siz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarında kıraat ettiğini hangi şeyle biliyordunuz? diye sordum. O dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek sakalının hareketiyle (kıraat ettiğini) biliyorduk." Bu hadis’i: Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir.

    Açıklaması: 828’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، قَالَ قُلْتُ لِخَبَّابٍ بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تَعْرِفُونَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ قَالَ بِاضْطِرَابِ لِحْيَتِهِ ‏.‏

  5. Hadis no. 827

    Namaz kılma şekli bakımından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Namaz kılma şekli bakımından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen hiçbir kimseyi görmedim. (Süleyman bin Yesar) demiştir ki : O zat, öğle namazının ilk iki rekatını uzatırdı. Son iki rekatı de hafifletirdi ve ikindi namazını hafif kılardı." Bu hadis’i Nesai ve Ahmed bin Hanbel de tahric etti.

    Açıklaması: 828’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي بُكَيْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَشْبَهَ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ فُلاَنٍ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُطِيلُ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَيُخَفِّفُ الأُخْرَيَيْنِ وَيُخَفِّفُ الْعَصْرَ ‏.‏

  6. Hadis no. 828

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zat toplanarak…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zat toplanarak birbirlerine : Geliniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in açıktan okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç ayet kadar olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilafa düşmeyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle namazının birinci rek*atindeki kıraatini otuz ayet kadar ve son rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına ait son iki rek'atin (kıraatinin) yarısı kadar tahmin ettiler." Not: Zevaid'de: Bunun isnadı zayıftır, Çünkü ravi Zeyd el-Ammi zayıflır. El-Mesudi de ömrünün sonlarında ihtilat'a düşmüştür. Bu belirdikten sonra Ebu Davud ondan hadis işitmiş, diye bilgi verilmiştir. Bu Hadis’i Kütüb-i sitte’den sadece İbn-i Mace tahric etti.

    Açıklama

    825 nolu Ebuı Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. 826 nolu Habbab (r.a.)'ın hadisini Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde, soru sahibi Habbab (r.a.)'a: Resulullah (s.a.v.l öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu? diye soru sormuştur. Galiba öğle ve ikindi namazlarında açıktan kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığını zannettikleri için bu konuda sağlam bilgi edinmek üzere Habbab (r.a.)''a soru yöneltmişlerdir.

    Habbab (r.a.)'de Nebi (s.a.v.)'in mübarek sakalının hareket etmesinden, O'nun, anılan namazlarda kıraat ettiğini bildiklerini söylemiştir. Lakin mubarek sakalının hareketi, kıraata delalet etmek için yeterli değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in tesbih ve zikirle meşgul olmuş olması muhtemeldir. Bu nedenle kıraatı kesinlikle ispatlayan başka bir alamete ihtiyaç vardır. Habbab (r.a.)'ın mezkur namazları cehri namazlara kıyasladığı umulur. Ebu Katade (r.a.)'in 829 nolu ve Bera' bin A'zib (r.a.)'in 830 nolu hadislerinde bu zatların Nebi (s.a.v.)'in, öğle namazını kıldırırken okuduğu ayetlerin bir kısmını zaman zaman işittiklerini bildirmektedirler.

    Bu bilgi Habbab (r.a.)'ın açıkladığı alamete eklenince mesele iyice açıklık kazanır. Şu halde Habbab (r.a.) cevabı kısa kesmiş olur. HABBAB (R.A.)'IN HADİS'İNİN FIKIH YÖNÜ : 1- Öğle ve ikindi namazlarında kıraatın varlığı sabittir. 2- Bu namazlardaki kıraat gizlidir. 3- İmam'a uyan şahıs, imam'ın hareketlerini ve duruşlarını görebilmek için, başını döndürmeden göz ucuyla imam'a bakabilir. 827 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Ahmed ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde, Ebu Hureyre (r.a.)'in, namaz kılışını övdüğü zatın, Medine'deki bir imam olduğu ve Ebu Hureyre (r.a.)'in ravisi Süleyman bin Yesar'ın, bu zat'ın arkasında namaz kıldığı ve sabah namazında Tıval (uzun), akşam namazının ilk iki rek'atınde Kısar (kısa)ve yatsı namazının ilk iki rek'atinde Evsat (orta uzunluktaki) bölümlerindeki sureleri okuduğu bildirilmiştir.

    Uzun, orta ve kısa surelere dair bilgi için 833 nolu hadisin izahına bakın. 828 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisine gelince, notta işaret edildiği gibi Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız Müellifimiz (İbn-i Mace) tarafından rivayet edilmiş olup, isnadı zayıftır. Bunun metnine göre Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hazır bulunduğu Bedir ehlinden otuz kişilik Sahabiler cemüati, Nebi (s.a.v.)'in, öğle ve ikindi namazıarındaki kıraat miktarını tahminen hesaplamak için yaptıkları görüşme neticesinde öğle namazının ilk rek'atindeki kıraat miktarını otuz ayet kadar ve son rek'attaki kıraat miktarını bunun yarısı yani onbeş ayet kadar tahmin etmişlerdir.

    İkindi namazındaki kıraat miktarının da, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat miktarının yarısı kadar olduğunu tahmin etmişlerdir. Öğle'nin son rek'atindeki kıraat miktarı onbeş ayet kadar tahmin edildiğine göre ikindi namazındaki kıraat miktarının bunun yarısı kadar, yani her rek'atte yedi sekiz ayet kadar olduğu manası çıkar. Hadisin zahirinden bu netice alınır. Halbuki Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Tahavi'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri hadise göre ikindi namazındaki kıraat miktarı, burada belirtildiği gibi değildir. Şöyle ki: Müslim'in rivayetinde Ebu Said-i Hudri (r.a.) mealen şöyle demiştir: «Nebi (s.a.v.), öğle namazının ilk iki rek'atinin her birisinde otuz ayet kadar ve son rek'atlerde onbeşer ayet okurdu.

    Yahut demiştir ki: Bunun yarısı kadar okurdu. İkindi namazının ilk iki rek'atinin her birisinde onbeş ayet kadar ve son iki rek'atinde bunun yarısı kadar okurdu." Ebu Davud ve anılan diğer zatların rivayeti de Müslim'in rivayetine benziyor. Görülüyor ki bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi Nebi (s.a.v.)'in ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraat miktarı, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat kadar imiş. Yani her rek'atteki kıraat miktarı onbeş ayet kadarmış. İkindi namazının son iki rek'atindeki kıraat bunun yarısı kadarmış. El-Menhel yazarının 'Dört rek'atli namazın son iki rek'atini hafifletmek babı'nda rivayet olunan Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini açıkladıktan sonra, Tahavi'den naklettiği ve baş kısmı Müellifin 828 nolu hadisine benzeyen Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadis metni yukarıya mealini aldığımız Müslim'in rivayetine uygundur.

    Bu rivayet şöyledir: «Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildigine göre şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)'in ashabından otuz zat toplanarak: Geliniz, Resulullah (s.a.v.)'in açıktan okumadığı namazlardaki kıraatini tahminen hesaplıyalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmeyerek Nebi (s.a.v.)'in öğle namazının ilk iki rek'atindeki kıraatını otuzar ayet kadar ve son iki rek'atindeki kıraatini, bunun yarısı kadar: ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraut miktarını, öğ]e namazının ilk iki rek'atindeki kıraatın yarısı kadar ve ikindinin son iki rek'atindeki kıraat miktarını öğlenin son iki rek'atindeki kıraatin yarısı kadar olmak üzere tahminen hesapladılar.» Müslim'in 'Öğle ve ikindi namazındaki kıraat' babı'ndaki hadisler bahsinde Nevevi özetle şöyle der: «Bu babtaki hadisler, Nebi (s.a.v.)'in namazı uzattığına delalet ederler Buhari ve Müslim'de bulunan ve başka bablarda rivayet edilen diğer bazı hadislerde Nebi (s.a.v.) namazı tam kılmakla berabel', herkesten daha hafif kıldırırdı ve: ''Ben namaza girerim, onu uzatmak isterim.

    Biraz sonra çocugun ağlama sesini işitirim de çocuğun annesinin, kendi namazını şaşırmakla fitneye düşmesinden korkarak namazımı hafifletirim.'' buyurmuştur. Alimler: Durumların değişikliğine göre Nebi (s.a.v.)'in, namazını uzatması ve kısaltması değişirdi. Cemaat, uzatmayı tercih ettiği ve ne onların ne de Nebi (s.a.v.)'in işi olmadığı zaman Nebi (s.a.v.) namazı uzatırdı. Durum böyle olmadığı zaman namazı hafifletirdi. Bazen uzatmak isterdi fakat çocuğun ağlaması gibi bir durum doğunca, uzatmaktan vazgeçerdi. Bazen de vaktin başında değil içinde namaza girerdi. O zaman da hafif kıldırırdı. Bazıları: Nebi (s.a.v.), bazen uzatırdı.

    Bu nadir olurdu, Ekseriyetle hafif kıldırırdı. Çünkü efdal olanı hafif kıldırmaklı. Uzatmanın caizliğini bildirmek içinI bazen de uzatırdı Nitekim şöyle buyurmuştur: ''Sizden bazıları kaçırıcıdır. Hanginiz halk'a namaz kıldırıı'sa hafifletsin. Çünkü içlerinde hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi vardır., demişleıdir. Bazıları da Fatiha'dan sonra okunan ayetlerin belirli bir miktarının söz konusu olmadığını beyan etmek için: Nebi (s.a.v.) bazen kıraatını uzatmış, bazen de kısa kesmiştir. demişlerdir. Hulasa (özetle) namazı hafif kıldırmak sünnettir. Alimlerin beyanına göre sabah namazı, bütün namazlardan daha fazla uzatılmalıdır.

    Bundan sonra öğle namazı uzatılmalıdır. İkindi ve yatsı namazıarı öğle namazından kısa kesilmelidir. En hafif nama akşam namazı olmalıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدٌ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اجْتَمَعَ ثَلاَثُونَ بَدْرِيًّا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا تَعَالَوْا حَتَّى نَقِيسَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا لَمْ يَجْهَرْ فِيهِ مِنَ الصَّلاَةِ ‏.‏ فَمَا اخْتَلَفَ مِنْهُمْ رَجُلاَنِ فَقَاسُوا قِرَاءَتَهُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ بِقَدْرِ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَقَاسُوا ذَلِكَ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ النِّصْفِ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏

  7. Hadis no. 829

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra)…

    Türkçe meal

    Ebu Katade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu ayetlerden) bazısını zaman zaman bize duyururdu.»"

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ بِنَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا ‏.‏

  8. Hadis no. 830

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zariyat suresinden…

    Türkçe meal

    Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zariyat suresinden olan ayetlerden bazısını Ondan işitirdik." Ayrıca Nesai’de bu hadis’i tahric etti.

    Açıklama

    Ebu Katade'nin hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Buhari, Müslim ve Ebu Davud'daki metin, mealen şöyle başlar: 'Resulullah (s.a.v.) bize namaz kıldırırdı. Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlerinde Fatiha'yı ve birer sureyi okurdu. Bazen ayeti bize duyururdu...' Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, gizli olan öğle ve ikindi namazlarında Fatiha'dan veya Ondan sonra okunan sureden mesela bir ayeti açıktan okumak caizdir. İster bunu kasden yapsın, ister sehven yapsın farketmez. Ve bundan dolayı sehv secdesi gerekmez. Bazıları: Sehv secdesi gerekir demişlerse de bu hadis o kavli reddeder.

    Keza bazıları: Gizli namazlarda kıraatı gizli yapmak, namazın sıhhatının şartıdır. Yani gizli namazlarda okunan ayetlerden bir tanesini açıktan okumak namazı bozar, demişlerse de bu hadis o görüşü de reddeder. Nevevi: Nebi (s.a.v.), gizli namazlarda okuduğu ayetlerden birisini açıktan okumakla, bunun caiz olduğunu ve gizli okumanın namazın sıhhati için şart olmayıp, ancak sünnet olduğunu beyan etmek istemiştir, diye yorum yapılmıştır. Şöyle bir ihtimal da var. Nebi (s.a.v.) namaz kıldırırken tam huşu' ve huzura daldığı için, okuduğu ayetlerden birisi zaman zaman sesli olarak mübarek ağzından çıkmış olabilir, demiştir.

    Tıybi: Hadiste anlatılmak istenen mana şudur ki: Nebi (s.a.v.) Fatiha'nın ve ondan sonra okuduğu sure'nin bazı kelimelerini cemaata duyuracak şekilde sesli okurdu. Taki ne okuduğu bilinebilsin, demiştir. İbnü'l-Melik de Tıybi'nin sözüne şu sözü eklemiştir: Nebi (s.a.v.)'in ne okuduğu cemaat tarafından bilinsin. Ta ki müslümanlar da benzer namazlarda benzer sureler okusun. Sindi de bu hadisi açıklarken şöyle der: Gizli namazlarda kıraatin az bir kısmının sesli okunmasının zarar vermediği, bu hadiste anlaşılıyor. Bir namazda gizli ve açık kıraatı tatbik etmek maksadı güdülmemiştir. Nebi (s.a.v.)'in maksadı şu olabilir: Gizli namazlarda da kıraat vardır.

    Maksad bu ise, zaruret olmadıkça gizli namazlarda açıktan okumanın caizliği hadisten çıkarılamaz. Ancak bu yoruma şöyle itiraz edilebilir: Nebi (s.a.v.) gizli namazlarda kıraatin bir kısmını sesli yapmakla bu hükmü hissettirmesi zarureti yoktur. Bu sebeple en uygunu şöyle demektir : Gizli namazlarda kıraatin bir parçasını sesli yapmak caizdir. Bera' bin Azib (r.a.)'in hadisini Nesai de rivayet etmiştir. Onun hadisi de Nebi (s.a.v.)'in öğle namazında Fatiha'dan sonra buna sure eklediğine ve gizli namazda okunan ayetlerden bir tanesinin sesli okunmasının caizliğine delalet eder

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا الظُّهْرَ فَنَسْمَعُ مِنْهُ الآيَةَ بَعْدَ الآيَاتِ مِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ وَالذَّارِيَاتِ ‏.‏

  9. Hadis no. 831

    Annesinin adı Lübabe r.a.'dir.) rivayet ettiğine göre annesi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in…

    Türkçe meal

    İbn-İ Abbas (r.a.)'dan, O da annesi (Ebu Bekir bin Şeybe demiştir ki: Annesinin adı Lübabe r.a.'dir.) rivayet ettiğine göre annesi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında; Mürselat (suresini) okuduğunu işitmiştir. Tahric: Bu Hadis’i Kütüb-i sitte sahiplerinin hepsi rivayet etmiştir. 4

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُمِّهِ، - قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ هِيَ لُبَابَةُ - أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا ‏.‏

  10. Hadis no. 832

    Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında Tur (suresini) okuduğunu işittim

    Türkçe meal

    Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında Tur (suresini) okuduğunu işittim.» Cübeyr (r.a.), bu hadisten başka bir hadiste şöyle demiştir: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in; {أم خلقوا من غير شيء أم هم الخالقون، إلى قوله، فليأت مستمعهم بسلطان مبين} ayetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim uçuyordu.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ ‏.‏ قَالَ جُبَيْرٌ فِي غَيْرِ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمَّا سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ ‏{أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ }‏ كَادَ قَلْبِي يَطِيرُ ‏.‏

  11. Hadis no. 833

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazında Kafirun ve İhlas (surelerini) okurdu

    Türkçe meal

    İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazında Kafirun ve İhlas (surelerini) okurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ بُدَيْلٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ ‏{قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ}‏ وَ ‏{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ}‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 834

    Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, (o namazın bir rek'atinde} Tin (suresini) okuduğunu işittim…

    Türkçe meal

    Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (bir yolculukta) yatsı namazını kılmıştır ve : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, (o namazın bir rek'atinde} Tin (suresini) okuduğunu işittim, demiştir."

    Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ قَالَ فَسَمِعْتُهُ يَقْرَأُ بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ

  13. Hadis no. 835

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den güzel sesli yahut kıraatlı hiçbir insanı dinlemiş değilim

    Türkçe meal

    Bera' hin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine yöre yukarıdaki hadisin mislini söylemiş ve bu arada şunu da söylemiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den güzel sesli yahut kıraatlı hiçbir insanı dinlemiş değilim.

    Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، مِثْلَهُ ‏.‏ قَالَ فَمَا سَمِعْتُ إِنْسَانًا، أَحْسَنَ صَوْتًا أَوْ قِرَاءَةً مِنْهُ ‏.‏

  14. Hadis no. 836

    (Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'la, Leyi ve Alak sürelerini oku

    Türkçe meal

    Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Muaz bin Cebel (r.a.) arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı da onlara namazı uzattı. (Durum, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e iletilince) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) (Muaz'a) : «(Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'la, Leyi ve Alak sürelerini oku.» buyurmuştur."

    Diğer tahric: Buhari, Müsiim ve Nesai

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، صَلَّى بِأَصْحَابِهِ الْعِشَاءَ فَطَوَّلَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اقْرَأْ بِالشَّمْسِ وَضُحَاهَا وَسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى وَاقْرَأْ بِسْمِ رَبِّكَ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 837

    Namazda Fatiha (suresini) okumayan'ın hiçbir namazı yoktur

    Türkçe meal

    Ubade bin es-Sanıit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namazda Fatiha (suresini) okumayan'ın hiçbir namazı yoktur.»

    Diğer tahric: Buhari, ezan; Müslim, salat; Tirmizî, mevakit, tefsir sure; Nesai, iftitah; Ebu Davud, salat, Darimî salat; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II, 285, 290, 460, 487; V, 314, 316,

    Açıklama

    Ebu Davud'un süneninin "Namazında Fatiha'yı terkeden babı»nda el-Menhel şöyle der: ''Hadisteki ''Namaz'' kelimesi, lügattaki manası olan duada kullanılmamış olup şer'i manası olan özel ibadette kullanılmıştır. Çünkü Şari-i Hakim ... kelimelerin lügat manalarını anlatmak için degil dini manalarını tanıtmak için gönderilmiştir. Bu nedenle onun sözleri daima ıstılahi manaya yorumlanır. Şu halde hadisin anlamı şudur: ''Namazda Fatiha suresini okumayanın şeriata uygun hiçbir namazı yoktur.. Yani Fatiha suresini okumadan kıldığı namaz, şer'an namaz anlamını taşımaz. Hal böyle olunca: Hadiste «Sıhhatli» veya «Yeterli» yahut "Mükemmel'' kelimesini takdir ederek meali şöyledir, diye bir yorum'a gerek yoktur . ''... okumayanın (sıhhatlı) hiçbir namazı... '' veya, ''... okumayanın (yeterli) hiçbir..'' yahut, ''... okumayanın (mükemmel) hiçbir... '' Faraza: ''Namaz yoktur'' denemezse, o zaman cümlenin hakiki manasına en yakın olan mecazi manası seçilir.

    Yani ''SıhhatlI '' veya, Yeterli .. kelimesi takdir edilir. Ve meal şöyle olur: ''Namnazda Fatiha (suresini) okumayanın (sıhhatlı) hiçbir namazı yoktur.'' veya: ''... okumayanın (yeterlil hiç..'' Hadıste "Mükemmel'' kelimesi takdir edilmekle hakiki manaya en uzak olan mecazi mana alınamaz. Çünkü daha yakın manayı almak mümkündür. Diger taraftan " ... sıhhatlı (veya) yeterli namaz yoktur.'' denilince ''... mükemmel namaz yoktur '' manası da ifade edilmiş olur. Fakat ''... mükemmel namaz yoktur ..'' denilirse " ... sıhhatlı namaz yoktur.'' manası ifade edilmiş olamaz. Zira bir namaz mükemmel olmamakla beraber sıhhatlı ve yeterli olabilir.

    Hadis; yukarıda anlatıldığı gibi namazda Fatiha okumayanın namazının şer'i bir namaz sayllamayacağına ve sahih olmadığına delildir. NAMAZDA FATİHA OKUMAK FARZ MI? 1- İbnü'l-Münzir'in nakline göre Ön er, Osman bin Ebi'l-As, İbn-i Abbas, Ebu Hureyre ve Ebu Said-i Hudri (r.a.) : ''Namazda Fatiha okumak farzdır, onun yerine başka sureler ve ayetler okumak kafi gelmez. Ancak onu okumaya gücü yetmeyenin, başka ayetler okuması caizdir.''demişlerdir, Sahabilerle tabiilerin ve onlardan sonra gelen alimlerin cumhurunun kavli budur, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel'in mezhebieri de budur. Şer'i namazın oluşması için Fatiha suresinin okunmasının gerekliligine delalet eden delillerden birisi de Darekutni'nin Ubade bin es-Samit (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir: ''Namazda Fatiha okumayan adamın kıldığı namaz yeterli değildir.'' Darekutni bunun isnadının sahih oldugunu söylemiştir.

    Başka bir delil de İbn-i Huzeyme'nin, kendi sahihinde Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir. ''İçinde Fatiha okunmayan namaz yeterli değildir.'' 2- Hanefi alimlerine göre namazda Fatiha okumak farz değildir. Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir ayetini okumak farzdır. Fatiha'yı okumak ise vacibtir. Onlar: Fatiha'nın okunmasının gerekliliği ahad hadisi ile sabittir. 'Ahad' hadisi ile sabit olan bir şey farz olmaz, vacib olur. Onsuz namaz sahihtir. Fakat Fatiha'yı terkeden kişi günah işlemiş olur, demişlerdir. Delilleri ise; .... ''Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun .'' [Müzemmil 20] ayetidir.

    Hanefi alimleri: Ayet, kolay olanın okunmasının istendiğini kesinlikle belirtiyor. Bunda bir muhayyerlik vardır. Yani namaz kılan kişi serbesttir. Kur'an-ı Kerim'in neresini okumak ona kolay geliyor isa orayı okuyabilir. Eğer Fatiha'yı okumak farz olsaydı, muhayyerlik hükmünün mensuh olması gerekecekti. Halbuki kat'i delil olan mezkur ayet zanni delil olan ahad hadisi ile mensuh olmaz, demişlerdir. Onların bir delili de Buhari ve Müsliın'in Ebu Hureyre (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettikleri ve namazı hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.)'in namaz tarifine ait hadisinde şöyle buyurulmuş olan ifadedir: .........''... sonra Kur'an belleyip okuyabildigini oku...'' Bu ayeti delil gösteren Hanefi alimleri: Hürmet bakımından Kur'an'ın bütün sureleri eşittir.

    Nitekim cünüb adam hiçbir ayetini okuyamaz. Abdestsiz kimse mushafın hiçbir yerini elleyemez, demişlerdir. Onlara göre hadisten maksad, Fatiha okumayanın namazının sahih olmadığı değil, mükemmel olmadığını bildirmektir. CUMHUR'UN HANEFİ ALİMLERİNE CEVABI .........[Müzemmil 20] ayeti farz namazdaki kıraat miktarı hakkında değil, gece namazı hakkındadır. Yani geceleyin kolayınıza gelen namazı kılınız. ''kat'i delil, zanni delil ile mensuh olmaz. Halbuki eğer Fatiha'yı okumak farzdır, dense, ayetle getirilmiş olan muhayyerlik mensuh olur.'' şeklindeki gerekçeye gelince bu da varid değildir. Çünkü nesih durumu yoktur.

    Itlak ve takyid vardır. Yani ayet mutlaktır. Hadis onu takyid etmiş olur. İbham ve tefsir kabilindendir, demek de mümkündür. Namazını hatalı kılan zat'a Nebi (s.a.v.)'in; emri mücmel olup, Fatiha'nın okunmasını emreden hadislerle açıklanmıştır. Üstelik, Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Hibban'ın rivayetlerinde Peygamber (s.a.v.)'in o adama: ... "Sonra Ümmü'l-Kur'an'ı oku'' buyurduğu bildirilmiştir. Kur'an surelerinin hürmet bakımından eşit olması namazda okunmalarının yeterliliği yönünden de eşit olmasını gerektirmez. Kaldı ki Fatiha'nın okunmasının gerekliliği sahih hadislerle sabittir. Hadisteki: ''....namazı yoktur.'' cümlesindeki olumsuzluğun namaz'ın mükemmelliğine ait olmayıp namazın aslına ve sıhhatına ait olduğu hususu yukarıda anlatılmıştır.

    EI-Menhel yazarı, ''Namazında kıraati terkedenin babı'' nda cumhurun görüşünü ve Hanefi alimlerinin görüşünü yukarıda anlattığım şekilde naklettikten sonra şöyle der: ''Yukarıda verilen malumat'tan bilmiş oldun ki Fatiha suresini okumanın namazın rükünlerinden sayılması ve onsuz kılınan namazın sahih olmaması kavli kuvvetlidir. FATİHA HER REK'ATTE FARZ MI? Namazda Fatiha okumak farzdır, diyen alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir: 1-Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai, Ebu Sevr, Ali ve Cabir'e göre imam ve tek başına namaz kılanın bütün rek'atlerde Fatiha okumaları farzdır. Maliki alimlerinin sahih kavil de budur.

    (İmam'a uyan kimse hakkındaki ayrıntılı bilgi bundan sonraki babta verilecektir.) Delilleri: I- Namazını hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.), namazı tarif ederken ilk rek'atte yapılacak şeyleri anlattıktan sonra: .... ''Sonra namazının her rek'atinde, onları (anlatılanları) yap.'' buyurmuştur. Bunu Buhari rivayet etmiştir. II- Buhari ve Ahmed'in Malik bin el-Huveyris (r.a.)'den merfu olarak rivayet ettikleri: ........... ''Benim namaz kılışımı gördüğünüz gibi namaz kılınız'' hadisidir. Nebi (s.a.v.)'in her rek'atte Fatiha okuduğu bilinmektedir. III- Müslim'in Ebu Katade (r.a.)'den rivayet ettiği; ''Resulullah (s.a.v.) öğle ve ikindinin ilk iki rek'atlarında Fatiha'yı okurdu ve (Fatiha'dan sonra okuduğu) ayeti zaman zaman bize duyururdu.

    Son iki rek'atte Fatiha okurdu.'' 2- Hasan-ı Basri, Davud ve İshak'a göre, namazın herhangi bir rek'atinde Fatiha ve ondan sonra Kur'an'dan bir parça okumak vacibin yerine getirilmesi için kafidir. Bir rek'atta Fatiha, başka bir rek'atta da ayetler okumak yine vacibin ifası için yeterli sayılır. Bunların delili de Ubade (r.a.)'ın (837 nolu) hadisidir. Bunlar: 'Hadiste namazda Fatiha okunması emredilmiştir. Bir defa okununca emir yerine getirilmiş olur. Her rek'atte okunması gerekir, diye başka bir delil varsa ona dönülür, demişlerdir. Bu görüşe şöyle cevab verilir: Yukarıda beyan edilen deliller, her rek'atta Fatiha okumanın gerekliliğine delalet ederler. 3- Zeyd bin Ali ve en-Nasır'a göre ilk iki rek'atta Fatiha okumak farzdır.

    Son iki rek'atta Fatiha yerine başka ayetler okumak veya tesbihat yapmak da caizdir. Ebu Hanife'nin görüşü bu görüşe benzer. Şu farkla ki, Ebu Hanife'ye göre ilk iki rek'atta kıraat farzdır. Fatiha okumak farz değil vacibtir. Yani Fatiha okunmayıp başka sure veya ayetler okunursa farz yerine getirilmiş olur. Sadece vacib terk edilmiş olur. Zeyd bin Ali ve en-Nasır'ın delili: Ali bin Ebi Talib (r.a.)'ın ilk iki rek'atte kıraat ettiğine ve son iki rek'atta tesbihat yaptığına dair rivayet olunan hadistir. Halbuki bu hadis zayıftır. Çünkü el-Harise el-A'ver'in rivayetinden gelmedir. Bu adam hadis hafızları yanında zayıflıkla meşhur bir kezzabtır.

    Bunların ikinci delili de Hanefi alimlerinin gösterdikleri .....[Müzemmil 20] ayetidir. Bu ayetin delil olup olmayacağı hakkında yukarıda yeterli bilgi verilmiştir.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏"‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 838

    Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz noksandır, tamam değildir

    Türkçe meal

    Ebü's-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu işitmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz noksandır, tamam değildir.» buyurmuştur. Ben: «Ya Eba Hureyre ! Şüphesiz ki ben zaman zaman imamın arkasında olurum.» dedim. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.), kolumu tutup bastırdı ve : «Ya Farislit Fatihayı gizli oku.» diye cevap verdi.

    Diğer tahric: Malik, Ahmed, Müslim. Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi

    Açıklama

    Rivayetlerin çoğunda Fatiha suresinin ayetleri ve ifade ettikleri yüce özelliklere de işaret vardır, Ve hadis metni uzuncadır, EI-Menhel yazarı şöyle der: ''Hadiste 'Salat = Namaz' kelimesi mutlak geçtiği için farz ve nafile bütün namazları kapsar, Darekutni'nin Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet ettigi: ''Kim farz veya nafile namaz kılarsa içinde Fatiha'yı okusun." Hadis bu kapsamayı onaylar. Hadiste geçen: ..."Ümmü'I-Kitab" lafzı Fatiha'nın isimlerinden birisidir. Bu lafzın manası: ''Kur'an-ı Kerim'in anası'' demektir. Fatiha'ya bu adın verilmesinin sebebi, Kur'an-ı Kerim'in ana maksadlarının Fatiha'da toplanmış olmasıdır.

    Şöyle ki; Fatiha'da Allah Teala'ya layıkı vechile hamd ve sena, ilahi emir ve yasağa itaat, uhrevi mükafat ve ceza, dünya ve ahiret halleri, hidayet yolundakilere övgü ve sapıkları zem etmek gibi önemli maksatlar yer almıştır. خداج Hidac: Noksanlıktır. .....''tam değildir." lafzı Nebi (s.a.v.)'in buyruğundan olup 'Hidac'ın açıklamasıdır, Ravinin sözü olabilir. Bu takdirde hadise müdrectir (yani sonradan eklenmiştir). Bu hadis, imam, münferid ve imamın arkasında namaz kılana'yı kapsar. Hadis, namazda Fatiha okumak farzdır, diyen cumhur için bir delildir. Bazı alimler: Hadis, içinde Fatiha okunmayan namazın noksan olduğunu bildirmiş, noksanlık ise namazın bozulmasını gerektirmez, demişlerdir.

    Eğer bu noksanlığın namazın ifsadını gerektirdiğine delalet eden bir alamet ve delil bulunmasaydı, bunların dediği doğru olurdu. Fakat Darekutni'nin rivayet etmiş olduğu ve bir önceki hadisin izahında geçen hadis, bu noksanlıkla kılınan namazın yeterli olmadığını belirtmiştir. İbn-i Abdi'l-Berr: 'Namazda Fatiha okumanın vacib olmadığını söyleyenler, Nebi (s.a.v.)'in ''Noksandır.'' ifadesi Fatiha'sız kılınan namazın caizliğine delalet eder. Ve noksan olan namaz caizdir, demişlerdir. Bu söz hatalıdır. Çünkü noksan olan bir şey tamamlanmış sayılmaz, Namazını tamamlamadan çıkan bir kimsenin yeniden ve tam olarak kılması gerekir, Bu itibarla noksanlığını itiraf ettiği halde, caiz olduğunu iddia edenlerin iddialarını ispatlayıcı delil göstermeleri gerekir', demiştir.

    (EI-Menhel yazarı el-Baci'den de İbn-i Abdi'l-Berr'in sözüne benzer bir nakil yapmıştır.) Ebu's-Saib: . "Ben zaman zaman imam'ın arkasında olurum'' sözü ile şunu demek istiyor: 'Ben imama uyduğum zaman Fatiha'yı okuyacak mıyım?' Ebu Hureyre (r.a.), cevabı dikkatle dinlemesini sağlamak maksadıyla Ebu's-Saib'in kolunu tutup bastırmıştı. Ve: "Ey Farisi! Fatiha'yı gizli oku'' diye cevab vermiştir. İmama uyan kimse, gizli ve açık bil'umum namazlarda Fatiha okur, diyen Şafii için bu hadis delildir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِيَ خِدَاجٌ غَيْرُ تَمَامٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَإِنِّي أَكُونُ أَحْيَانًا وَرَاءَ الإِمَامِ ‏.‏ فَغَمَزَ ذِرَاعِي وَقَالَ يَا فَارِسِيُّ اقْرَأْ بِهَا فِي نَفْسِكَ ‏.‏

  17. Hadis no. 839

    Farz veya diğer namazların her rekaünde Fatiha'yı ve bir sureyi okumayanın hiçbir namazı yoktur

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Farz veya diğer namazların her rekaünde Fatiha'yı ve bir sureyi okumayanın hiçbir namazı yoktur.»" Not: Zevaid'de: Bu, zayıftır. Senedindeki Ebü Süfyan es-Sa'di'nin zayıflığı üzerinde alimlerin ittifak ettiklerini İbn-i Abdi'I-Berr söylemiştir. Lakin Katade Ebu Süfyan'a mutabaat etmiştir. İbn-i Hibban. kendi sahihinde öyle rivayet etmiştir, denmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي سُفْيَانَ السَّعْدِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ‏}‏ وَسُورَةٍ فِي فَرِيضَةٍ أَوْ غَيْرِهَا ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 840

    İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır.»"

    Diğer tahric: Buhari, Ahmed. Tahavİ ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ يَعْقُوبَ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِأُمِّ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 841

    İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır

    Türkçe meal

    Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır.» Not: Zevaid'de, isnadının hasen olduğu bildirilmiştir.

    Diğer tahric: Buhari, Beyhaki ve Darekutni

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السُّكَيْنِ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ السَّلْعِيُّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 842

    Evet! (Her namazda okumak vardır.)

    Türkçe meal

    Ebu'd-Derda (r.a.)'den rivayet (edildiğine göre bir adam ona (namazda okumanın hükmünü) sorarak : 'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?' demiş. Ebü'd Derda demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var mı?' diye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (soru) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de; «Evet! (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden bir zat: '’Bu, vacib oldu." dedi."

    Açıklama

    Zevaid yazarı: İsnacldaki Muaviye bin Yahya es-Sadafi zayıf olduğundan isnad zayıftır, demiştir. Fakat Nesai, başka bir senedie rivayet etmiştir. Oradaki metin şöyledir: Kesir bin Mürre el-Hadrami'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebu'd-Derda (r.a.)'den şunu işittim, demiştir: "Resulullah (s.a.v.)'e: Her namazda kıraat var mı? diye soruldu, Resulullah (s.a.v.): ''Evet!'' buyurdu. (Bunun üzerine) Ensar'dan bir adam: Bu kıraat vacib oldu dedi.. Ebu'd-Derda (r.a.) bunu söyledikten sonra bana döndü. Ben cemaat içinde ona en yakın bir yerde oturmuştum. Şöyle dedi: ''İmam cemaata namaz kıldırdığı zaman onun kıraatı bence hepsi için yeterdir.

    Ben böyle bilirim.'' Nesai'nin rivayetinden anlaşıldığına göre imam'ın arkasında namaz kılındığı zaman Ebu'd-Derda (r.a.)'e göre imam'ın kıraatı cemaat için de kafidir. Bu takdire göre Nebi (s.a.v.)'e sorulan soru, imam'ın arkasında kılınan namaza ait değildir, cevabta soruya uygun yorumlanır. Yani imam ve münferid kıraat etmek zorundadır. İmam'ın arkasındaki cemaat için bu zorunluluk yoktur. Müellifin rivayetine göre soru sahibi imam'ın arkasında iken kıraat edip etmeyeceğini Ebu'd-Derda (r.a.)'e sormuş o da Nebi (s.a.v.)'e ''Her namazda kıraat var mı? diye sorulan soruya: Nebi (s.a.v.): ''Evetl'' buyurmuştur.

    Orada bulunan bir zat da: ''Kıraat vacib oldu.'' demiştir. Bu rivayete göre Ebu'd-Derda (r.a.) imam'a uyan kişinin kıraat etmesinin gerekliliğine hükmetmiş olur. Müellifin isnadının zayıflığını yukarda naklettik. Sindi: ''Bu vacib oldu.'' cümlesinin manası: ''Her namazda kıraat'ın varlığına ait hüküm sabit oldu." demektir, der

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ يُونُسَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَقْرَأُ وَالإِمَامُ يَقْرَأُ قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ وَجَبَ هَذَا ‏.‏