İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 6 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 903

    Biz: Ya Resulallah! Sana (edilen) bu selam (lafzın)ı bildik. Salat (lafzı) nasıldır? diye sorduk. O buyurdu…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hınlri (r.a.)'den şöyle demiştir: Biz: Ya Resulallah! Sana (edilen) bu selam (lafzın)ı bildik. Salat (lafzı) nasıldır? diye sorduk. O buyurdu ki: Şöyle deyiniz :

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خَبَّابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا السَّلاَمُ عَلَيْكَ قَدْ عَرَفْنَاهُ فَكَيْفَ الصَّلاَةُ قَالَ ‏ "‏ قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 904

    Ka'b bin Ucre (r.a.) bana rastlayarak şöyle dedi: Sana bir hediye vereyim mi? Resulullah (Sallallahu Aleyhi…

    Türkçe meal

    (Abdıırrahman) İbn-i Ebi Leyla (r.a.)'den şöyle demiştir: Ka'b bin Ucre (r.a.) bana rastlayarak şöyle dedi: Sana bir hediye vereyim mi? Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir defasında yanımıza çıkageldi. Biz (kendisine): (Ya Resulallah!) Sana selam etmeyi bilmiş olduk. Sana salat nasıl (getirilir.)? diye sorduk. Nebi s.a.v. dediki:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى، قَالَ لَقِيَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ فَقَالَ أَلاَ أُهْدِي لَكَ هَدِيَّةً خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْنَا قَدْ عَرَفْنَا السَّلاَمَ عَلَيْكَ فَكَيْفَ الصَّلاَةُ عَلَيْكَ قَالَ ‏ "‏ قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى، إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 905

    Sahabiler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Sana salavat getirmekle emrolunduk. Sana nasıl…

    Türkçe meal

    Ebu Humeyd es-Saidi (r.a)'den rivayet edildiğine göre : Sahabiler Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Ya Resulallah! Sana salavat getirmekle emrolunduk. Sana nasıl salavat getireceğiz, diye sordular. O da buyurdu ki: (şöyle) deyiniz :

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ طَالُوتَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ الْمَاجِشُونُ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سُلَيْمٍ الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أُمِرْنَا بِالصَّلاَةِ عَلَيْكَ فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ فَقَالَ ‏ "‏ قُولُوا اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَأَزْوَاجِهِ وَذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي الْعَالَمِينَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 906

    ... Abdullah bin Mes'ud (radıyallahü anh)’den: Şöyle demişdir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e…

    Türkçe meal

    “... Abdullah bin Mes'ud (radıyallahü anh)’den: Şöyle demişdir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e salâvât getirmek istediğiniz zaman, O'na güzelce salâvât getiriniz. Çünkü şüphesiz siz bilemezsiniz. Umulur ki getirdiğiniz salâvât O'na arzedilir. ' Râvi demiştir ki: İbn-i Mes'ud (radıyallahü anh)'un yanındakiler kendisine: Şu halde (güzel salâvâtı) bize öğret, dediler. İbn-i Mes'ud (radıyallahü anh) (onlara) dedi kî: Şöyle söyleyiniz:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ بَيَانٍ، حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي فَاخِتَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ إِذَا صَلَّيْتُمْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَحْسِنُوا الصَّلاَةَ عَلَيْهِ فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْرُونَ لَعَلَّ ذَلِكَ يُعْرَضُ عَلَيْهِ ‏.‏ قَالَ فَقَالُوا لَهُ فَعَلِّمْنَا ‏.‏ قَالَ قُولُوا اللَّهُمَّ اجْعَلْ صَلاَتَكَ وَرَحْمَتَكَ وَبَرَكَاتِكَ عَلَى سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَإِمَامِ الْمُتَّقِينَ وَخَاتَمِ النَّبِيِّينَ مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَرَسُولِكَ إِمَامِ الْخَيْرِ وَقَائِدِ الْخَيْرِ وَرَسُولِ الرَّحْمَةِ اللَّهُمَّ ابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا يَغْبِطُهُ بِهِ الأَوَّلُونَ وَالآخِرُونَ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ‏.‏

  5. Hadis no. 907

    Benim üzerime salavat getiren hiçbir müslüman yoktur ki üzerime salavat getirdiği sürece, melekler onun…

    Türkçe meal

    Amir bin Rabia (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Benim üzerime salavat getiren hiçbir müslüman yoktur ki üzerime salavat getirdiği sürece, melekler onun üzerine salavat getirmesin. (Ona dua ve istiğfar etmesin.) Artık kul şu salavatı az getirsin, veya çok getirsin.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadı zayıftır. Çünkü ravi Asım bin Ubeydillah'ın hadislerinin münker olduğunu Buhari ve başkası söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُصَلِّي عَلَىَّ إِلاَّ صَلَّتْ عَلَيْهِ الْمَلاَئِكَةُ مَا صَلَّى عَلَىَّ فَلْيُقِلَّ الْعَبْدُ مِنْ ذَلِكَ أَوْ لِيُكْثِرْ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 908

    Bana salavat getirmeyi unutan (terkeden) kişi cennet yolunu terketmiştir

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas r.a.'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Bana salavat getirmeyi unutan (terkeden) kişi cennet yolunu terketmiştir.» Not: Cubare zayıf olduğu için bu isnadın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ نَسِيَ الصَّلاَةَ عَلَىَّ خَطِئَ طَرِيقَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 909

    Biriniz son teşehhüdü bitirince dört şey'den Allah'a sığınsın: Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ile…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Biriniz son teşehhüdü bitirince dört şey'den Allah'a sığınsın: Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ile ölüm fitnesinden ve mesih Deccal'in fitnesinden.»

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud ve Nesai

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي حَسَّانُ بْنُ عَطِيَّةَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَائِشَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا فَرَغَ أَحَدُكُمْ مِنَ التَّشَهُّدِ الأَخِيرِ فَلْيَتَعَوَّذْ بِاللَّهِ مِنْ أَرْبَعٍ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 910

    Namazda (oturduğunda) ne diyorsun?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adama: «Namazda (oturduğunda) ne diyorsun?» diye sordu. Adam: Ben teşehhüdü okurum. Sonra Allah'tan cennet isterim ve ateşten O'na sığınırım. Amma, Vallahi ben ne senin dendene (gümül denme) ni ne de Muaz'ın dendenesini bilirim, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biz onun çevresinde gümüldeniriz.» buyurdu." Not: Bu isnadın sahih ve ravilerinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِرَجُلٍ ‏"‏ مَا تَقُولُ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَتَشَهَّدُ ثُمَّ أَسْأَلُ اللَّهَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِهِ مِنَ النَّارِ أَمَا وَاللَّهِ مَا أُحْسِنُ دَنْدَنَتَكَ وَلاَ دَنْدَنَةَ مُعَاذٍ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ حَوْلَهُمَا نُدَنْدِنُ ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 911

    Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda (teşehhüd için oturduğunda) sağ elini sağ uyluğu üzerine…

    Türkçe meal

    Numeyr el-Huzai (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda (teşehhüd için oturduğunda) sağ elini sağ uyluğu üzerine koymuş iken ve şahadet parmağı ile işaret ederken gördüm."

    Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Ahmed, Beyhaki ve İbn-i Huzeyme de rivayet etmişlerdir, Bazı rivayetlerde Nebi (s.a.v.)'in işaret ettiği parmağın şehadet parmağı olduğu açıklanmıştır.. Açıklaması: 913’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ عِصَامِ بْنِ قُدَامَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ نُمَيْرٍ الْخُزَاعِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَاضِعًا يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى فَخِذِهِ الْيُمْنَى فِي الصَّلاَةِ وَيُشِيرُ بَإِصْبَعِهِ ‏.‏

  10. Hadis no. 912

    Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, teşehhüd'de (sağ elinin) baş ve orta parmaklarını halka etmişken…

    Türkçe meal

    Vail bin Hucr (r.a.)'den, şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, teşehhüd'de (sağ elinin) baş ve orta parmaklarını halka etmişken ve bu parmaklardan sonra gelen şehadet parmağını kaldırıp onunla dua ederken gördüm." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sıka olduğu, Zevaid'de bildirilmiştir .

    Diğer tahric: Vail (r.a.)'in hadisi, Zevaid'den sayılmış ise de Miftahu'l-Hace'de beyan edildiğine göre Ebu Davud, Nesai, Beyhaki ve İbn-i Huzeyme tarafından da rivayet edilmiştir.. Açıklaması: 913’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ حَلَّقَ الإِبْهَامَ وَالْوُسْطَى وَرَفَعَ الَّتِي تَلِيهِمَا يَدْعُو بِهَا فِي التَّشَهُّدِ ‏.‏

  11. Hadis no. 913

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda (teşehhüd için) oturduğu zaman ellerini dizlerinin üzerine koyardı…

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda (teşehhüd için) oturduğu zaman ellerini dizlerinin üzerine koyardı ve başparmaktan sonra gelen sağ (şahadet) parmağını kaldırıp onunla dua ederdi. Sol elini de dizi üzerine yayarak koyardı."

    Açıklama

    Ebu Davud'un ''Elleri kaldırmak babı"nda rivayet olunan 912 nodaki Vail (r.a.)'ın uzunca hadisinde şu parça vardır: ''...ve Nebi (s.a.v.) sol elini sol uyluğunun üzerine koydu. Sağ dirseğinin de sağ uyluğuna değmesine mani oldu. (Uzak tuttu.) İki parmağını (serçe parmağı ile ondan sonra gelen parmağı) yumdu. (Beş parmağı ile orta parmağının başlarını birleştirerek) halka yaptı ve ben O'nu şöyle yaparken gördüm. Ravi Bişr baş parmağı ile orta parmağı halka yaptı şehadet parmağı ile de işaret etti." EI-Menhel yazarının bildirdiğine göre Ahmed, Nesai, İbn-i Huzeyme ve Buhari de bu hadisi rivayet etmişlerdir.

    İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Müslim, Ahmed, Ebu Davud ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Nesai'nin bir rivayeti ile Taberani' nin rivayeti buradaki rivayete benzer. EI-Menhel yazarı parmakları yummak, halka yapmak ve parmakla işaret etmek hakkında şu bilgiyi verir: ''Baş parmagın yumulması iki türlü olabilir: Baş parmak şehadet parmağının yanına konulur. Şehadet parmağı açık tutulur. Ve diğer parmaklar yumulur. Bu şekil, arapların bir hesap usü!üne göre 53 sayısını ifade eder. İkinci tür'e göre baş parmak orta parmagın yanına konularak yumulur. Diğer parmaklar da yumulur. Yalnız şehadet parmağı yumulmaz.

    Bu şekil ise, arapların mezkur hesap usulüne göre 23 sayısını ifade eder. Sağ elin parmakları başka şekillerde de yumulabilir. Örneğin; Baş parmak ile şehadet parmağı salınır, diğer parmaklar yumulur. (Vail bin Hucr (r.a.)'in hadisinde bildirilen tahlil de iki şekilde olabilir; Birisine göre baş parmak ile orta parmağın uçları birleştirilir. Diğer şekle göre orta parmağın ucu baş parmağın iki bogumu ara.sına konulur. Şehadet parmağı ile kıbleye işaret etmek şekli hakkında da ihtilaf vardır; Şöyle ki ; 1- Maliki alimlerine göre şehadet parmağı ile işaret edilir. Ve selam verilinceye kadar sağa sola oynatılır.

    Bunun hikmeti ise parmak sinirlerinin kalbe bağlı oluşu ve parmağın hareket ettirilmesi ile kalbin uyarılması ve namaz hallerinin hatırlatılmasının sağlanmasıdır. 2- Şafiiler'e göre kelime-i şehadet getirilirken ''İllellah'' denildiği zaman kaldırılır ve birinci teşehhüd'den kalkılıncaya, son teşehhüdde selam verilinceye kadar indirilmez. Parmak işareti ile tevhid ve ihlas niyeti edilir. 3- Hanefi alimlerine göre parmak ''La ilahe'' denilince kaldırılır ve ''İllellah'' denilince indirilir. (Hanefi alimlerinden Muhammed'e göre sağ elin baş parmağı ile orta parmağı halka edilir, diğer parmaklar yumulur.

    Ve şehadet parmağı kaldırılarak işaret edilir. Bazılarına göre diğer parmaklar yumulmadan şehadet parmağı ile işaret edilir. Bir kısım alimlere göre ise baş parmak diğer parmaklarına getirilerek şehadet parmağı kaldırılır.) 4- Hanbeliler'e göre ''Allah'' lafzı geçtikçe şehadet parmağı tevhid'e işaret olmak üzere kaldırılır. Ve hareket ettirilmez.'' Numeyr (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.)'in ellerini uylukları üzerine koyduğuna delalet eder. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisine göre ellerini dizleri üzerine koymuştur. İki şekil yapıldığına dair başka rivayetler de vardır. Bu rivayetler arasında bir ihtilaf söz konusu değildir.

    Her iki şeklin caizliğini bildirmek için Nebi (s.a.v.) gah böyle gah şöyle yapmıştır. Sağ elin parmaklarının ne zaman yumulacağı hususuna gelince, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheblerine göre teşehhüd'e oturulduğu zaman parmaklar yumulur. Yalnız şehadet parmağı salınır. Hanefi mezhebinin muhtar kavline göre sağ avuç olarak sağ uyluk üzerine konulur. Şehadet parmağı ile işaret edildiği zaman parmaklar yukarda anlatıldıgı gibi yumulur. Vail (r.a.)'ın hadisinde: ''Nebi (s.a.v.) şehadet parmağı ile dua.ederek... '' buyurulmuştur. Sindi diyor ki: Şehadet parmağı ile tevhid'e işaret ediliyor. Tevhid'e işaret ise bir nevi dua sayılır.

    Çünkü tevhid sayesinde kazanılan ilahi nimetler dua etmekle elde edilen nimetlerden üstündür. HADİSLERİN FIKIH YÖNÜ: 1- Teşehhüd için oturulurken elleri dizler üzerine koymak müstahaptır. 2- Sol avueun açık olarak konulması müstahabtır. 3- Sağ elin şehadet parmağı ile işaret etmek müstahabtır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا جَلَسَ فِي الصَّلاَةِ وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَرَفَعَ إِصْبَعَهُ الْيُمْنَى الَّتِي تَلِي الإِبْهَامَ فَيَدْعُو بِهَا وَالْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ بَاسِطَهَا عَلَيْهَا ‏.‏

  12. Hadis no. 914

    Es-Selamu aleykum ve rahmetullah

    Türkçe meal

    Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) yanağının beyazlığı görülünceye kadar, sağına ve soluna (başını döndürüp): «Es-Selamu aleykum ve rahmetullah» (diyerek) selam verirdi."

    Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Tirmizi ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde ''Es-Selamu aleykum ve rahmetullah" cümlesi iki defa zikredilmiştir.. Açıklaması: 917’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ خَدِّهِ ‏ "‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 915

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) sağına ve soluna selam verirdi

    Türkçe meal

    Sa'd (bin Ebi Vakkas) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) sağına ve soluna selam verirdi."

    Diğer tahric: Müslim de şu mealde rivayet etmiştir: ''Ben. Resulullah (s.a.v.)'i yanağının beyazlığını görünceye kadar sağına ve soluna (başını döndürüp) selam verirken görürdüm.''. Açıklaması: 917’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ ثَابِتِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ ‏.‏

  14. Hadis no. 916

    Es-Selamu aleykum ve rahmetüllah. Es-Selamu aleykum ve rahmetüllah

    Türkçe meal

    Ammar bin Yasir (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) yanağının beyazlığı görülünceye kadar sağına ve soluna (başını döndürüp): «Es-Selamu aleykum ve rahmetüllah. Es-Selamu aleykum ve rahmetüllah» (diyerek) selam verirdi." Not: İsnadının hasen olduğu Zevaid'de bildirilmiştir.

    Diğer tahric: Darekutni. Açıklaması: 917’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ صِلَةَ بْنِ زُفَرَ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ حَتَّى يُرَى بَيَاضُ خَدِّهِ ‏ "‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ ‏.‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 917

    Ali (r.a.), Cemel olayı günü bize öyle bir namaz kıldırdı ki, onunla bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve…

    Türkçe meal

    Ebu Musa (el-Eş'ari) (r.a.)'den şöyie demiştir: Ali (r.a.), Cemel olayı günü bize öyle bir namaz kıldırdı ki, onunla bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışını hatırlattı. Artık biz, ya O (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını unutmuş oluyoruz. Ya da terk etmiş oluyoruz. Çünkü Ali (r.a.), (namazdan çıkarken) sağına da soluna da selam verirdi." Not: Zevaid'de: İsnadı sahihtir, ricalı da sıkadır, Ancak ravilerinden Ebu İshak, tediis ederdi ve ömrünün son zamanlarında ihtilat'a düştü, denilmiştir. Tedlis: Ravi'nin Hadis'i kendisine rivayet eden en yakın ravisini sebepli yada sebepsiz olarak söylememesi. Bunu yapan kişi güvenilir ise sorun yoktur. Ayrıntılı bilgi için Hadis terimleri sözlüğüne bakın. İhtilat: Hastalık, şok yada ihtiyarlık sebebiyle hafıza sorunu yaşamak, hadislerde karışıklık yaşamak.

    Açıklama

    Bu babta rivayet olunan hadisler, namazdan çıkarken sağa ve sola başı dönderip iki defa selam vermenin meşruluğuna delalet ederler. Bu hususta imam, cemaat ve tek olarak namaz kılanlar arasında bir fark yoktur. Sahabilerin cumhurunun kavli budur, Ebu Bekir-i Sıddik, Ali bin Ebi Talib, İbn-i Mes'ud, Ammar bin Yasir ve Nafi' bin el-Haris (r.anhum) böyle hükmeden sahabilerdendirler. Tabiilerden de Ata' bin Ebi Rabah, Alkama, Şa'bi ve başkaları ile re'y ehli, Sevri, Ahmed, İshak, Ebu Sevr böyle hükmetmişlerdir. Hanefi, Hanbeli ve Şafiiler'in mezhebi de budur. Delilleri ise bu babtaki hadislerdir. Bir selamın meşruluğuna hükmeden alimler ve görüşleri, bundan sonraki babta anlatılacaktır.

    İnşaallah EI-Menhel yazarı iki selam'ın meşruluğuna hükmedenlerle delillerini ve bir selam'ın meşruluğuna hükmeden alimlerle delillerini zikrettikten sonra şöyle der: ''İmam olsun, cemaat olsun, tek olsun, namaz kılan herkesin, namazdan çıkarken sağına ve soluna iki defa selam vermesinin meşruluğuna hükmeden alimlerin dayandıkları deliller kuvvetli olduğundan bu görüş kuvvetlidir. Er-Ravda sahibi: 'Yalnız bir selamın verilmesine dair varid olan hadisler, iki selam'ın meşruluğuna delalet eden hadislere ters düşmez. Çünkü bilindiği gibi, çelişki arzetmeyen rivayetteki fazlalığın kabulü vacibtir. İki selam la hükmetmek, varid olan bütün hadislerle amel etmek demektir.

    Fakat bir selamla hükmetmek böyle değildir. Çünkü bununla hükmetmek gereksiz olarak delillerin çoğunu heder etmek demektir.' demiştir. EI-Hedy sahibi: 'Nebi (s.a.v.)'in namazdan çıkarken sağına ve soluna ''Es-Selamu aleyküm ve rahmetullah.. diyerek selam verdiğini on-beş sahabi kendisinden rivayet etmiştir. EI-Hedy sahibi bunları ismen zikrediyor. Nebi (s.a.v.)'in namazdan çıkarken önüne bir defa selam verdiği de kendisinden rivayet edilmiştir. Lakin sahih bir yolla bu hususta herhangi bir rivayet sabit olmamıştır. En iyi delil, Aişe (r.anha)'nın (919 nolu) hadisidir ki O da ma'luldur. Sünenlerde mevcut ise de gece namazı hakkındadır.' demiştir.

    EI-Hedy yazarı bir selamın meşruluğuna dair hadislerin zayıflık sebeplerini uzunca izah etmiş, el-Menhel yazarı da bunu nakletmişse de buraya aktarmaya gerek görmüyorum. EI-Hedy yazarı daha sonra şöyle der: 'Bir selamın meşrüluğuna hükmeden alimlerin elinde Medine halkının uygulamasından başka tutarlı bir delil yoktur. Medine halkının amelini delil göstermek sahihtir. Çünkü büyük zatlar, bu şehrin tatbikatını birbirinden miras olarak almışlardır. Fakat bir selam ile ilgili tatbikat hususunda, genellikle fıkıh alimleri muhalefet etmişlerdir. Doğrusu da fıkıh alimlerinin görüşüdür. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in sabit olan sünneti, kim olursa olsun, hiçbir şehir halkının ameliyle reddedilmez.

    Nitekim Medine'deki ve başka şehirlerdeki bazı emirler, namazda birtakım şeyler ihdas etmişler, bu yoldaki uygulama süre gelmiştir. Fakat fıkıhçılar buna iltifat etmemişlerdir. Hulafa-i Raşidin devrindeki Medine halkının ameli, delil sayılırdı. Fakat onların vefatndan sonra ve oradaki sahabiler tükendikten sonra Medine halkının tatbikatı ile başka şehir halkının tatbikatı arasında değer bakımından bir fark yoktur. Halk arasında hakemlik yapan kaynak, Nebi (s.a.v.)'in sabit sünnetidir. Onun ve dört halife'nin vefatından sonra hiçbir kimsenin ameli hüküm kaynağı olamaz.' Maliki mezhebinin meşhur kavline göre namaz kılan şahıs imam ve münferid ise bir selam verir ve bununla namazdan çıkmaya niyet eder.

    Eğer imama uymuş durumda ise, sağ tarafına selam verir ve bununla namazdan çıkmayı kasdeder. Soluna da selam verir bununla da imam'ın selamını cevaplamak ister. SELAM'IN ŞER'İ HÜKMÜ: Fıkıhçılar ilk selamın vacibliği hususunda müttefiktirler. İkinci selam ise, cumhur'a göre sünnettir. Tahavi, el- Kadı ve başkalarının dediğine göre Hasan bin Salih, vacibliğine hükmetmiştir. Ahmed bin Hanbel'den yapılan bir rivayet de böyledir. Malik'in bazı arkadaşları da böyle demişlerdır. Zahiriye mezhebine mensub bazı alimlerin de böyle dediklerini İbn-i Abdi'l-Berr nakletmiştir. Hadislerin zahirine göre selam lafzı ''Es-Selamu aleykum ve rahmetullah,.dır .

    Hanefi mezhebine göre böyle selam vermek sünnettir. Kişi eğer yalnız ''Es-Selamu aleyküm,.'' veya ''Selamun aleyküm,.'' derse kafidir. Fakat sünneti terk etmiş olur. Şafii mezhebine göre de böyle selam vermek sünnettir. Şayet ''Es-Selamu aleyküm,''. veya ''Aleykumu's-Selam" derse en sıhhatli kavle göre farz ifade edilmiş olur . Malikiler'e göre' vaoib olan yalnız ''Es-Selamu aleyküm"dır. ''Ve rahmetullah,.'' lafzı ilave edilmez. Hanbeli mezhebine göre ''Es-Selamu aleyküm ve rahmetullah,.'' lafzı ile selam vermek farzdır. Hadislerin zahirine göre selam verilirken sağa ve sola başı iyice döndürmek meşrudur.

    Öyle döndürmelidir ki onun arkasında oturan kişi yanağını görebilmelidir. Hanefi, Şafii, Hanbeli alimlerinin kavli budur. Malik'ten yapılan bir rivayete göre imam veya tek olarak namaz kılan için hüküm budur. İbn-i Kasım'ın Malik'ten yaptığı rivayete göre imam veya tek ola.rak namaz kılan kişi önüne selam verir ve başını hafifçe sağa döndürür. İmam'a uyan kişi ise yine İbn-i Kasım'ın rivayetine göre ilk selamı verirken hafifçe sağa bakar. İkinci selamı önüne verir ve imam'a işaret eder. Eğer solunda kimse varsa ona da üçüncü bir selam verir. Bu babtaki hadisler İbn-i Kasım'ın rivayetini reddederler

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ صَلَّى بِنَا عَلِيٌّ يَوْمَ الْجَمَلِ صَلاَةً ذَكَّرَنَا صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَإِمَّا أَنْ نَكُونَ نَسِينَاهَا وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ تَرَكْنَاهَا فَسَلَّمَ عَلَى يَمِينِهِ وَعَلَى شِمَالِهِ ‏.‏

  16. Hadis no. 918

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) önüne bir defa selam verdi." Not: Buhari'nin…

    Türkçe meal

    Sehl bin Sa'd es-Saidi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazdan çıkarken) önüne bir defa selam verdi." Not: Buhari'nin, seneddeki ravi Abdülmüheymin'in hadisinin münker olduğunu söylediği zevaid'de bildirilmiştir. TAHRİC ve

    Açıklaması: 920’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو مُصْعَبٍ الْمَدِينِيُّ، أَحْمَدُ بْنُ أَبِي بَكْرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمُهَيْمِنِ بْنُ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سَلَّمَ تَسْلِيمَةً وَاحِدَةً تِلْقَاءَ وَجْهِهِ ‏.‏

  17. Hadis no. 919

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namaz'dan çıkarken) önüne bir defa selam verirdi." TAHRİC ve…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namaz'dan çıkarken) önüne bir defa selam verirdi." TAHRİC ve

    Açıklaması: 920’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مُحَمَّدٍ الصَّنْعَانِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُسَلِّمُ تَسْلِيمَةً وَاحِدَةً تِلْقَاءَ وَجْهِهِ ‏.‏

  18. Hadis no. 920

    Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, namaz kılarken gördüm. (Namazdan çıkarken) bir defa selam…

    Türkçe meal

    Seleme bin el-Ekva' (r.a.)'den şöyle demiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i, namaz kılarken gördüm. (Namazdan çıkarken) bir defa selam verdi." Not: Ravi Yahya bin Raşid zayıf olduğu için isnadın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir.

    Açıklama

    Sehl (r.a.) ve Seleme (r.a.)'ın hadislerini yalnız İbn-i Mace rivayet etmiş olup zayıflığı notta da bildirilmiştir. Aişe (r.anha)'nın hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir. Nevevi nakil ehli yanında bu hadis sübut bulmamıştır, demiştir. Bagavi de Şerhu's-Sünne'de;' Aişe (r.anha)'nın hadisinin isnadı hakkında söz söylenmiştir, der. Fakat el-Hakim: Bu hadis Buhari ve Müslim'in şartı üzerine sahihtir, demiştir. EI-Menhel yazarı 'Selam babı'nda ez cümle (özetle) şöyle der: "Namazdan çıkarken bir defa selam vermenin meşruluğuna hükmedenler şu zatlardır: İbn-i Ömer, Enes, Seleme bin el-Ekva, Aişe, el-Hasan, İbn-i Sirin, Ömer bin Abdülaziz, el-Evzai (r.anhum) ve birçok kimsedir.

    Delilleri ise (bu babta mezkur) hadislerdir. İki selam'ın meşruluğuna hükmeden alimler, bunlara şöyle cevap vermişlerdir: mezkur hadisler zayıftır. Bunların sahih olduğu farz edilse bile, yalnız bir defa selam vermenin caizliğini beyan etmek içindir, iki selamın meşruluğuna delalet eden hadisler ise en mükemmel olanı beyan etmek içindir, denilir. Çünkü bu hadisler daha çok ve daha meşhurdur. Onlarda, sika ravilerin ilavesi vardır ve makbuldür. EI-Hedy yazarı: Aişe (r.anha)'nın hadisi makbuldur. Çünkü Züheyr'den başka hiç kimse onu merfu' olarak rivayet etmemiştir. Zübeyr ise bütün alimlerce zayıf görülmüş, hatası çok olan bir kimsedir.

    Kaldı ki bu hadis gece namazı hakkındadır. Nitekim bır rivayeti şöyledir: "Nebi (s.a.v.) bir defa ''Es-Selamu aleyküm'' diyerek selam verirdi de bununla sesini o derece yükseltirdi ki bizi uykudan uyandırırdı.'' İki selam verdiğini rivayet edenler ise farz ve nafile namazlardaki müşahedelerini rivayet etmişlerdir. Diğer taraftan Aişe (r.anha)'nın hadisinde Nebi (s.a.v.)'in ikinci selamı vermediğine dair bir kayıt yoktur. Sadece bir selamı onları uykudan uyandıran yüksek sesle verdiğini bildirir. Aişe (r.anha) ikinci selamdan söz etmemiştir. Onun söz etmeyişi ikinci selamı rivayet edenlerin sözlerine takdim edilmez.

    Onlar sayıca, çoktur, hadisleri daha sahihtir...' demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْحَارِثِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ رَاشِدٍ، عَنْ يَزِيدَ، مَوْلَى سَلَمَةَ عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى فَسَلَّمَ مَرَّةً وَاحِدَةً ‏.‏

  19. Hadis no. 921

    İmam selam verdiği zaman onun selamını alınız

    Türkçe meal

    Senıure bin Cündüb (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «İmam selam verdiği zaman onun selamını alınız.»

    Açıklaması: 922’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْهُذَلِيُّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا سَلَّمَ الإِمَامُ فَرُدُّوا عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 922

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), imamlarımıza selam etmemizi ve birbirimizle selamlaşmamızı bize…

    Türkçe meal

    Semure bin Cündüb (r.a.)'den rivayel edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), imamlarımıza selam etmemizi ve birbirimizle selamlaşmamızı bize emretti.

    Açıklama

    Semure (r.a.)'in hadisini Ebu Davud az lafız farkı ile rivayet etmiştir. Oradaki rivayet mealen şöyledir: ''Nebi (s.a.v.l imam'ın selamını almamızı, birbirimizi sevmemizi ve selamlaşmamızı bize emretti," Ahmed, el-Hakim ve el-Bezzar da Semure (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. Hadis, imam selam verdiği zaman, kendisine uymuş olan cemaatın vereceği selamı ile imam'ın selamını almayı yani cevaplamayı niyet edeceğine delalet eder. Verilen selama, selamla karşılık vermeye, Arap dilinde selam reddi denir. Dilimizde buna selam almak denilir. Hadislerde red tabiri kullanıldığı için biz de aynı tabiri kullanalım.

    Bundan maksadımızın selamı, selamla cevaplamak olduğunu tekrar hatırlatalım. İmam'a uyanın selam verirken hangi selamla imam'ın selamını red etmeye niyet edeceği hususundaki dört mezhebin görüşü şöyledir: 1- Hanefi alimlerine göre, eğer imam, me'mum (= ona uyan)'un sağ tarafında ise me'mum ilk selamı ile, sağ tarafında bulunan imam'a, cemaata ve hafaza denilen meleklere selam vermeye niyet edecektir. Şayet imam onun sol tarafına düşüyorsa, ikinci selamı ile imama ve o tarafta bulunanlara selam vermeyi kasdedecektir. Eğer imam onun tam önünde ise her iki selamla onun selamını red etmeyi kasdedecektir.

    İmam ise her iki selamı ile de me'mumları ve hateze'yi kasdedecektir. Sahih kavil budur. Tek olarak namaz kılan ise yalnız hafeze'ye selam etmeyi kastedecektir. Çünkü beraberinde başka kimse yoktur. 2- Şafiiler'e göre hüküm şöyledir: Eğer imam me'mumun sağ tarafında ise me'mum ilk selamla; şayet sol tarafta ise ikinci selamla imam'ın selamını reddedecektir. İmam onun tam önünde ise ilk selamla onun selamını reddetmelidir (karşılamalıdır). İkinci selamla reddetmesi de caizdir. Me'mum sağına ve soluna verdiği selamla o tarafta bulunan insanlara, cinlere ve meleklere selam vermeye niyet edecektir.

    O tarafta bulunanlar onunla beraber namazda olsunlar, olmasınlar farketmez. Hepsine selam verecektir. İmam da sağına ve soluna selam verirken oralarda bulunan insanları; cinleri ve melekleri kasdedecektir. Nevevi: 'İmam, me'mum ve münferid verdikleri ilk selam ile namazdan çıkmaya niyet edebilirler. Bu niyetin vücubu hususunda ihtilaf vardır. Fakat yukarda anlatılan selamla ilgili niyetlerin hiçbirisinin vacib olmadığı hususunda ihtilaf yoktur.' demiştir. Yani imam olsun, me'mum olsun, tek olarak namaz kılan olsun bunların kimlere selam vereceği hususundaki niyetler ve mülahazaların hiçbirisi vacib değildir.

    Alimlerin görüşleri mendubluk hakkındadır. 3- Malikiler'e göre, me'mum ilk selam ile namaz'dan çıkmaya niyet edecek, önüne doğru verdiği ikinci selamla imam'ın selamını redde niyet edecek, üçüncü selamla da solunda bulunanları selamlamayı kasdedecektir. İmam ise verdiği selam ile hem namazdan çıkmaya hem de meleklere ve beraberinde namaz kılan cemaata selam vermeye niyet edecektir .. Bilindiği gibi Maliki mezhebinin meşhur kavline göre imam bir defa selam verir. Tek olarak namaz kılan ise verdiği bir selam ile hem namazdan çıkmaya hem de meleklere selam vermeye niyet edecektir. 4- Hanbeliler'e göre namazdan çıkarken verilen selam ile namazdan çıkmaya niyet edecektir.

    Bu niyet müstahabtır. Me'mum bu niyetin yanında imam'ın selamını red etmeyi ve cemaate, meleklere selam vermeye niyet etmesi caizdir. İmam da mezkur niyetle beraber, me'mumlara ve meleklere selam vermeye niyet edebilir. Hadisteki: ''ve birbirimizi seıamlamamızı... '' ifadesinden maksad namazdan çıkarken verilen selamlaşmaktır. Nitekim el-Bezzar'ın rivayetinde bu husus sarahaten (açıkça) belirtilmiştir. Bu selamlaşma imam'ın, me'mumları (kendisine uyan cemaati) selamlamasını me'mumların (cemaatin) imamı selamlamalarını ve cemaatın birbirini selamlamalarını ihtiva eder (içerir). Hadisteki selamlaşma maksadına ait emir mendubluk içindir.

    Cumhurun görüşü budur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْقَاسِمِ، أَنْبَأَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ نُسَلِّمَ عَلَى أَئِمَّتِنَا وَأَنْ يُسَلِّمَ بَعْضُنَا عَلَى بَعْضٍ