İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 9 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 963

    Benden önce rüku' ve secde etmeye kalkışmayınız. (Çünkü sizden önce) rüku ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise…

    Türkçe meal

    Muaviye bin Ebi Süfyan (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buvurdu demiştir : «Benden önce rüku' ve secde etmeye kalkışmayınız. (Çünkü sizden önce) rüku ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise, rüku'dan kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz ve (sizden önce) secde ettiğimde sizi geçtiğim süre ne ise secdeden kalktığım zaman zarfında siz onun (ikmali) ile bana yetişmiş olursunuz. Ben hakikatan yaşlandım.» TAHRİC VE

    Açıklama

    Ebu Hureyre (r.a.)'in ilk hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Hadis, imam'a uyanların imamdan önce rüku'ya gitmelerinin veya secde etmelerinin yasak olduğuna ve cemaatın davranışlarının imam'ın davranışlarını izlemesinin emredildiğine delalet eder. Ebu Hureyre (r.a.)'in ikinci hadisini Kütüb-i iSitte sahiplerinin hepsi ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde az lafız farkı vardır. Hadis, imam'a uyan kişinin, imam'dan önce başını kaldırmamasının gerekliliğine ve böyle yapanın başının eşek başına çevrilmesinden korkmasının beklendiğine delalet eder . İmam'dan önce başını kaldıranın başının eşek başına çevirilmesi korkusuna dair hadisteki tehdit, muhtelif şekillerde yorumlanmıştır.

    Tirmizi, bu hadisi. babımıza benzer bir babta rivayet etmiş olup Şerhi Tuhfe yazarı bu tehdidin yorumlarını şöylece anlatmıştır . ''Hadisteki tehdidin yorumu hakkında ihtilaf vardır: Bir kavle göre tehdit cümlesi, mecazi mana taşır. Çünkü eşek ahmaklıkla meşhurdur. İmama uymanın farz olduğunu bilmiyecek veya bildiği halde küçümsiyecek kadar cahil olan kişi için eşek kelimesi mecazi manada kullanılmıştır., Birçok kimse bu suç'u işlediği halde bugüne kadar hiçbirisinin başının hakikaten eşek başına çevirilmemiş olması bu yorumu teyid eder, denmiştir. Fakat böyle bir olayın bu güne kadar vuku bulmamış olmasının bu yorumu teyid etmesi kesin değildir.

    Çünkü hadis böyle hareket edenin başının eşek başına çevirileceğine ve bunun hemen olacağına delalet etmez. Hadisin delalet ettiği mana, böyle davranan şahsın bu cezaya hazırlanmış olmasıdır.. Bir şeye hazırlanmak, o işin gerçekleşmesi için yeterli değildir. İbn-i Dakiki'l-İyd'in bildirdiğine göre İbn-i Büreyde Hadisteki ''Çevirilme'' ile gerçekten eşek başına mesholmak veya maddi görünüşün değişmesi yahu,t manevi görünüşün değişmesi veyahut maddi ve manevi görünüşün değişmesi kasdedilmiş olabilir. Bazı alimler. bu tehdidi zahirine göre yorumlamışlardır. Çünkü buna bir engel yoktur. Hatta Ebu Malik El-Eş'ari (r.a.)'ın hadisi bu ümmet içinde mesholmak olayının meydana gelmesinin mümkün olduğuna delalet eder, demiştir.

    İbn-i Hibban'ın bir rivayetinde: Allah'ın onun başını köpek başına çevirmesinden ... '' buyurulmuştur. Bu rivayet mezkur tehdidin, zahirine göre yorumlanması şeklini kuvvetlendirir. Çünkü başını imam'dan önce kaldıranın ahmaklık bakımından eşeğe benzemesi münasebeti bu rivayette yoktur. Diğer taraftan hadiste adamın başının istikbalde (gelecekte) eşeğin başına çevirilmesi korkusundan söz edilmiştir. Eğer, adam'ın ahmakça hareketi bakımından eşeğe benzetilmesi kasdedilmiş olsaydı istikbal kaydı olmaksızın: "Onun başı eşeğin başına benzer.- gibi bir ifade kullanılacaktı. Zira adam'ın ahmakça davranışı bil-fiil sabit olmuş olur.

    Artık böyle olmasından korkulur tabiri uygun sayılamaz. ---Bu açıklama Fethü'l-Bari'den alınmıştır. --- Bence kuvvetli ve açık görüş, hadisin zahirine göre manalandırılmasıdır. Tevile (yorum'a) hiç ihtiyaç yoktur. Kaldı ki tevil yorumu hakkında Hafız'ın el-Fetih'te beyan ettiğı itirazlar da vardır. Bazı hadisçilerden nakledilen şu kıssa da hadisin zahirine göre manalandırılmasını teyid eder (destekler); Hadis alimlerinden birisi, meşhur bir hadis şeyhinden hadis almak için Şam'a giderek ondan bir hayli hadis alıyor. Şeyh bu sürece ders verdiği halde yüzünü göstermiyerek perde arkasında hadis okutuyor.

    Öğretim süresi uzayınca, şeyh bir gün yüzündeki nikabı açıyor. Yüzünün eşek yüzüne dönüştüğünü gören misafir alim, dehşete kapılıyor. Bunun üzerine şeyh: ''Evladım! Sakın namaz kılarken imam'dan önce başını kaldırma. Çünkü ben bu hadisi okuduğumda, imam'dan önce başını kaldıranın başının eşek başına çevirilmesine pek ihtimal vermedim. Ve imam'dan önce başımı kaldırdım da yüzüme bu felaket geldi'', demiştir.'' Hadisin: ''İmam'dan önce başını kaldıran... '' lafzı umumi (genel) dir. Gerek rüku'dan ve gerekse secdeden başını imamdan önce kaldıran kimse bu tehdide maruzdur. Ebu Davud hariç diğer Kütüb-i Sitte sahiplerinin rivayetleri de böyledir.

    Ebu Davud'un rivayetinde; ''ve imam secdede iken ... '' kaydı vardır. Onun zahirine göre tehdit secdeden kalkışa mahsustur. Ancak hadis alimleri, bu rivayette secde hali ile yetinilmiştir. Rüku da böyledir, demişlerdir. Secde daha önemli olduğu için özellikle dikkatlerin ona çekilmesi istenmiş olabilir. Ebu Musa (r.a.}'ın hadisi notta belirtildiği gibi Zevaid türündendir. Hadisteki: 'بدنت' şeddeli olarak 'Tef'il' babındandır. Manası da ''Yaşlandım.'' demektir. بدنت fiili şeddesiz olamaz. Çünkü şeddesiz olunca bedaret (= şişmanlamak) kökünden türeme olur. Manası da "Şişmanladım. demektir. Halbuki Nebi (s.a.v.) şişman değildi, diyerek fiilin şeddeli olmasının zaruri olduğunu söyleyenler vardır.

    Sindi ise mezkur fiilin iki şekilde de okunabileceğini söyleyerek şeddesiz okunması halinde gösterilen engelin, mahzur teşkil etmediğini savunarak şöyle demiştir: 'Nebi (s.a.v.)'in mu'tedil bir şişman olduğu rivayet edilmiştir. Aişe (r.anha}'dan: "Vaktaki yaşlandı ve şişmanladı..." mealinde rivayet vardır.' Nebi (s.a.v.) şunu buyurmak istemiş olur: Ben artık yaşlandım. Yani hızlı eğilip kalkmam veya artık şişmanladım. Hızlı eğilip kalkmam. Namaz kıldırdığımda acele etmeyiniz. Benden önce rüku' etmeyiniz. Ben rüku' edince siz o zaman rüku' ediniz. Ben rüku'dan başımı kaldırmadıkça siz başınızı kaldırmayın.

    Keza ben secde edince siz de secde ediniz. Sakın benden önce rüku' edene veya benden evvel secde edene rastlamıyayım. Hadis namazdaki eğiliş ve kalkışlarda cemaatın imamdan önce davranmasının yasaklığına ve cemaatın hareketlerinin imam'ın hareketinden sonra olmasının emredildiğine delalet eder. Muaviye (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Nebi (s.a.v.) şunu buyurmak istemiştir: "Benden önce rüku'a gitmeyiniz. Keza benden önce secdeye gitmeyiniz. Bilakis ben rüku'ya gidince, siz de beni takib ediniz. Yani biraz sonra rüku'a varınız. Ve benden sonra rüku'dan kalkınız.

    Secdede de böyle davranınız. Hareketinizin benim hareketimden biraz sonra oluşundan dolayı; rüku' ve secdedeki kalışlarınızın, benim kalışımdan süre bakımından eksik olmasından endişe etmeyiniz. Çünkü rüku' ve secdeye varışınız, benim varışıından sonra olduğu gibi, kalkışınız da benim kalkışımdan sonradır. Durum böyle olunca sizden biraz önce rüku' ve secdeye varmakla henüz siz varmadan önce kaldığım az miktara karşılık, rüku' ve secdeden kalktığım zaman biraz durmakla o farkı kapatmış olursunuz ve böylece sizin rüku' ve secde miktarı benimki kadar olur.'' Bu babta geçen hadisler imam'dan önce rüku veye. secdeye varmanın veya onlardan önce kalkmanın yasak olduğuna ve imam'a uyan kimsenin iimam'dan biraz sonra davranmasının gerekliliğine delalet eder.

    TAHARRÜM TEKBİRİ. RUKU - SECDE VE SELAMDA İMAM'A UYMANIN HÜKMÜ : Gerek ruku ve gerek secdede gerekse namaz'a başlarken ve namazdan çıkarken imama uymak hususundaki 4 mezhebin görüşleri hakkında el-Menhel yazarı "imam oturarak namaz kıldırır'' babında şöyle der: "1- İmam'a uyanın imamdan sonra taharrum tekribini alması Maliki, Şafii, Hanbeli alimlerine ve Hanefiler'den Ebu Yusuf ile Muhammed'e göre mecburidir. Bunlara göre imamla beraber veya imam'dan önce taharrum tekbirini alan kimsenin namazı bozulur. İmam taharrum tekbirini alarak namaza başladıktan sonra cemaatın taharrum tekbirini alması gerekir.

    Ebu Hanife'ye göre cemaat imamla beraber taharrum tekbirini almalıdır. İmam'dan önce tekbir alamaz. İmam'dan geç l

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنِ ابْنِ مُحَيْرِيزٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تُبَادِرُونِي بِالرُّكُوعِ وَلاَ بِالسُّجُودِ، فَمَهْمَا أَسْبِقْكُمْ بِهِ إِذَا رَكَعْتُ، تُدْرِكُونِي بِهِ إِذَا رَفَعْتُ، وَمَهْمَا أَسْبِقْكُمْ بِهِ إِذَا سَجَدْتُ، تُدْرِكُونِي بِهِ إِذَا رَفَعْتُ، إِنِّي قَدْ بَدَّنْتُ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 964

    Henüz namazdan çıkmamış iken kişinin çokça alnını meshetmesi cefanın bir çeşididir

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Henüz namazdan çıkmamış iken kişinin çokça alnını meshetmesi cefanın bir çeşididir.» Not: Senedin ravilerinden Harun'un zayıflığına alimlerin ittifak ettikleri, Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْهُدَيْرِ التَّيْمِيُّ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مِنَ الْجَفَاءِ أَنْ يُكْثِرَ الرَّجُلُ مَسْحَ جَبْهَتِهِ، قَبْلَ الْفَرَاغِ مِنْ صَلاَتِهِ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 965

    (Ya Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma

    Türkçe meal

    Ali (bin Ebi Talib) {r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (kendisine) şöyle buyurdu, demiştir : «(Ya Ali!) Sen namazda iken parmaklarını çıtlatma.» Not: Zevaid de: İsnad’daki Harise zayıftır. deniyor

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو قُتَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، وَإِسْرَائِيلُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُفَقِّعْ أَصَابِعَكَ وَأَنْتَ فِي الصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 966

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kişinin, namazda ağzını (bir şeyle) örtmesini yasaklamıştır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kişinin, namazda ağzını (bir şeyle) örtmesini yasaklamıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ، سُفْيَانُ بْنُ زِيَادٍ الْمُؤَدِّبُ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُغَطِّيَ الرَّجُلُ فَاهُ فِي الصَّلاَةِ ‏.‏

  5. Hadis no. 967

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). bir adam'ı namazda ellerinin parmaklarını birbirinin arasına…

    Türkçe meal

    Ka'b bin Ucra (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). bir adam'ı namazda ellerinin parmaklarını birbirinin arasına geçirmiş olduğu halde gördü ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun parmaklarını birbirinden ayırdı.''

    Diğer tahric: Ahmed, Tirmizi, Ebu Davud. İbn-i Hibban ve Beyhaki de Ka'b (r.a.)'ın hadisini değişik lafızlar ve farklı tariklerle rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ عَمْرٍو الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى رَجُلاً قَدْ شَبَّكَ أَصَابِعَهُ فِي الصَّلاَةِ فَفَرَّجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَ أَصَابِعِهِ ‏.‏

  6. Hadis no. 968

    Biriniz esniyeceği zaman elini ağzının üstüne koysun ve (Haaa diyerek) bağırmasın. Çünkü şeytan, onun…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şüyle buyurdu, demiştir : «Biriniz esniyeceği zaman elini ağzının üstüne koysun ve (Haaa diyerek) bağırmasın. Çünkü şeytan, onun bağırmasından dolayı güler.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadında Abdullah bin Said bulunur. Alimler onun zayıflığına ittifak etmişlerdir. denmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا تَثَاءَبَ أَحَدُكُمْ فَلْيَضَعْ يَدَهُ عَلَى فِيهِ، وَلاَ يَعْوِي، فَإِنَّ الشَّيْطَانَ يَضْحَكُ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 969

    Namazda iken tükürmek, sümkürmek, hayız haline girmek ve uyuklamak şeytandandır

    Türkçe meal

    Adiyy bin Sabit'in dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Namazda iken tükürmek, sümkürmek, hayız haline girmek ve uyuklamak şeytandandır.» Not: Zevaid'de bildirildiğine göre seneddeki ravi Ebu'l•Yakzan'ın adı Osman bin Umeyr'dir. Alimler onun zayıflığı hususunda ittifak etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ دُكَيْنٍ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ أَبِي الْيَقْظَانِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الْبُزَاقُ وَالْمُخَاطُ وَالْحَيْضُ وَالنُّعَاسُ فِي الصَّلاَةِ مِنَ الشَّيْطَانِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 970

    Üç kişi vardır ki; hiçbir namazı makbul değildir: Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Üç kişi vardır ki; hiçbir namazı makbul değildir: Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, namaza hep arkasından (yani vakti kaçırdıktan sonra) gelen adam ve azat edilmiş olan şahsı köle olarak kullanan adam.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَجَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنِ الإِفْرِيقِيِّ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ عَبْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ لاَ تُقْبَلُ لَهُمْ صَلاَةٌ الرَّجُلُ يَؤُمُّ الْقَوْمَ وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، وَالرَّجُلُ لاَ يَأْتِي الصَّلاَةَ إِلاَّ دِبَارًا - يَعْنِي بَعْدَ مَا يَفُوتُهُ الْوَقْتُ - وَمَنِ اعْتَبَدَ مُحَرَّرًا ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 971

    Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir karış yükselemez

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir karış yükselemez; Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, kocası kendisine kızgın olduğu halde geceleyen kadın ve birbirine küs duran iki kardeş.-" Not: Hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu. Zevaid de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَرْحَبِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدَةُ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْوَلِيدِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ ثَلاَثَةٌ لاَ تَرْتَفِعُ صَلاَتُهُمْ فَوْقَ رُءُوسِهِمْ شِبْرًا رَجُلٌ أَمَّ قَوْمًا وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، وَامْرَأَةٌ بَاتَتْ وَزَوْجُهَا عَلَيْهَا سَاخِطٌ وَأَخَوَانِ مُتَصَارِمَانِ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 972

    İki kişi ve yukarısı (fazlası) bir cemaattir

    Türkçe meal

    Ebu Muse'l-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İki kişi ve yukarısı (fazlası) bir cemaattir.» Not: Ravi er-Rabi ve .oğlu Bedr'in zayıf oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ بَدْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَمْرِو بْنِ جَرَادٍ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اثْنَانِ، فَمَا فَوْقَهُمَا، جَمَاعَةٌ ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 973

    Ben bir gece teyzem Meymune (r.anha)'nın yanında (= odasında) yattım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir…

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben bir gece teyzem Meymune (r.anha)'nın yanında (= odasında) yattım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir süre yattıktan sonra) kalkıp gece namazını kılmaya başladı. Ben de Onun sol tarafında namaza durdum. Bunun üzerine O benim elimden tutup sağ tarafına (çekerek) durdurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَأَخَذَ بِيَدِي فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ ‏.‏

  12. Hadis no. 974

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazını (n farzını) kılıyordu. Ben gelip O'nun solunda…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazını (n farzını) kılıyordu. Ben gelip O'nun solunda namaza durdum. O, beni (çekerek) sağ tarafına durdurdu." Not: Zevaid'de beyan edildiğine göre. bu hadisin senedindeki ravi Şürahbil zayıftır. Zayıflığını söyleyen bir kişi değildir. Hatta bazıları onu yalancılıkla itham etmişlerdir. Fakat İbn-i Hibban onu sika raviler arasında zikretmiş, kendi sahihinde bu hadisi Şürahbil tariki ile rivayet etmiştir. İbn-i Huzeyme de kendi sahih'inde bunu aynı tarik ile rivayet etmiştir HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- İki kişi ile cemaat kurulur. 2- Birinci maddedeki hüküm farz namazı da kapsar. 3- Tek başına namaza duran yani imamlığa niyet etmemiş olan kimseye uymak caizdir. 4- Namaz içinde namazın gereği olan hareket, namazı bozmaz. 5- İmam'a uyan bir kişi ise imamın sağ tarafında durmalıdır. 6- İmama uyan tek kişi imam'ın sol tarafında durduğu takdirde imam onu sağ tarafına usulü dairesinde geçirmelidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ أَبُو بِشْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا شُرَحْبِيلُ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي الْمَغْرِبَ، فَجِئْتُ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ، فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ ‏.‏

  13. Hadis no. 975

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akrabasından bir kadına ve bana namaz kıldırdı. (Namaza durulacağı…

    Türkçe meal

    Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akrabasından bir kadına ve bana namaz kıldırdı. (Namaza durulacağı zaman) beni sağ tarafında durdurdu. Kadın da bizim arkamızda namaza durdu."

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُخْتَارِ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِامْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِهِ، وَبِي، فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ وَصَلَّتِ الْمَرْأَةُ خَلْفَنَا ‏.‏

  14. Hadis no. 976

    (Saflarda) karışık durmayınız ki kalbleriniz de karmakarışık olmasın. Sizden en akıllı olanlar (namazda) bana…

    Türkçe meal

    Ebu Mes'ud el-Ensari (r.a.)'den; şöyle demiştir: Namaz (a durduğumuz) da (Saffın düzgünlüğünü bilmek için) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) omuzlarımıza ellerdi ve: «(Saflarda) karışık durmayınız ki kalbleriniz de karmakarışık olmasın. Sizden en akıllı olanlar (namazda) bana yakın dursun. Sonra (akıllılık bakımından) onlara yakın olanlar dursunlar. Daha sonra, oldukça onlara yakın olanlar dursun.» buyururdu.

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davıd. Tirmizi. Ahmed ve Nesai de bu hadisi az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَمْسَحُ مَنَاكِبَنَا فِي الصَّلاَةِ وَيَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَخْتَلِفُوا، فَتَخْتَلِفَ قُلُوبُكُمْ، لِيَلِيَنِي مِنْكُمْ أُولُو الأَحْلاَمِ وَالنُّهَى، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 977

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), muhacirlerin ve Ensarın, (namaz hükümlerini) kendisinden almaları…

    Türkçe meal

    Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine güre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), muhacirlerin ve Ensarın, (namaz hükümlerini) kendisinden almaları için (namazda) zatına yakın durmalarından hoşlanırdı." Not: Ravilerinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir.

    Diğer tahric: Tirmizi bu hadisin rivayet olunduğunu söyleyerek yalnız metnini manayı etkilemeyen az bir lafız farkı ile rivayet etmiştir. Camiü's-Sağir de beyan edildiğine göre Ahmed bin Hanbel ve Hakim de bu hadisi rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ يُحِبُّ أَنْ يَلِيَهُ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ، لِيَأْخُذُوا عَنْهُ ‏.‏

  16. Hadis no. 978

    İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön saftan) geri durmaya devam eden bir…

    Türkçe meal

    Ebu Said(-i Hudri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir ; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ashabında bir gerileme (= Ön safta durmaktan kaçınma) gördü ve onlara: «İleri geliniz ve bana uyunuz. Sizden sonrakiler de size uysunlar. (Ön saftan) geri durmaya devam eden bir kavmi nihayet Allah geriletir.»

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Nesai ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْهَبِ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى فِي أَصْحَابِهِ تَأَخُّرًا فَقَالَ ‏ "‏ تَقَدَّمُوا فَأْتَمُّوا بِي، وَلْيَأْتَمَّ بِكُمْ مَنْ بَعْدَكُمْ، لاَ يَزَالُ قَوْمٌ يَتَأَخَّرُونَ حَتَّى يُؤَخِّرَهُمُ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 979

    Namaz vakti olunca ezan okuyunuz, ikamet ediniz ve (yavaşça) büyük olanınız size namaz kıldırsın

    Türkçe meal

    Malik bin el-Huveyris (r.a.)'den; şöyle söylemiştir: Ben bir arkadaşımla beraber Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardık. Geri dönmek istediğimiz zaman O, bize : «Namaz vakti olunca ezan okuyunuz, ikamet ediniz ve (yavaşça) büyük olanınız size namaz kıldırsın.» buyurdu.

    Diğer tahric: Buhari. Müslim. Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu uzun ve kısa metin halinde rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَا وَصَاحِبٌ لِي فَلَمَّا أَرَدْنَا الاِنْصِرَافَ قَالَ لَنَا ‏ "‏ إِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَأَذِّنَا وَأَقِيمَا، وَلْيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 980

    Allah'ın kitabını en çok bilen kişi kavmine imamlık eder. (etsin) Eğer onların Kur'an bilgisi eşit ise…

    Türkçe meal

    Ebu Mes'ud (el-Bedri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Allah'ın kitabını en çok bilen kişi kavmine imamlık eder. (etsin) Eğer onların Kur'an bilgisi eşit ise (Mekke'den Medine'ye) önce hicret eden imamlık etsin. Şayet hicretleri beraber ise yaşça büyük olanı imamlık etsin. Evinde ve hükmü altındaki yerde adama imamlık edilmesin. Oturması için evinde kendisine tahsis edilmiş olan yerinde de oturulmasın. Ancak onun izni ile (bu işler) olur.»

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Ahmed ve İbn-i Hibban

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَوْسَ بْنَ ضَمْعَجٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا مَسْعُودٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَؤُمُّ الْقَوْمَ أَقْرَؤُهُمْ لِكِتَابِ اللَّهِ، فَإِنْ كَانَتْ قِرَاءَتُهُمْ سَوَاءً، فَلْيَؤُمَّهُمْ أَقْدَمُهُمْ هِجْرَةً، فَإِنْ كَانَتِ الْهِجْرَةُ سَوَاءً، فَلْيَؤُمَّهُمْ أَكْبَرُهُمْ سِنًّا، وَلاَ يُؤَمَّ الرَّجُلُ فِي أَهْلِهِ وَلاَ فِي سُلْطَانِهِ، وَلاَ يُجْلَسْ عَلَى تَكْرِمَتِهِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ بِإِذْنٍ، أَوْ بِإِذْنِهِ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 981

    İmam zamin (kefil)dir. Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır hem cemaatadır. Şayet fena kıldırırsa…

    Türkçe meal

    Ebu Hazm (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Sehl bin Sa'd-i Saidi (r.a.) kavminin gençlerini namaz kıldırmak için öne geçirirdi. Kendisine: İslamiyet'te yüce bir kıdemin bulunduğu halde sen (niçin böyle) yapıyorsun? (Kendin namaz kıldırmıyorsun) denildi. O şöyle dedi: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim : «İmam zamin (kefil)dir. Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır hem cemaatadır. Şayet fena kıldırırsa vebali onadır. Yani cemaata değildir.» Not: Zevaid'de: Bunun isnadında bulunan ravi Abdülhaınid'in zayıflığına alimler ittifak etmişlerdir, denmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَخُو فُلَيْحٍ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، قَالَ كَانَ سَهْلُ بْنُ سَعْدٍ السَّاعِدِيُّ يُقَدِّمُ فِتْيَانَ قَوْمِهِ يُصَلُّونَ بِهِمْ فَقِيلَ لَهُ تَفْعَلُ وَلَكَ مِنَ الْقِدَمِ مَا لَكَ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ الإِمَامُ ضَامِنٌ، فَإِنْ أَحْسَنَ، فَلَهُ وَلَهُمْ، وَإِنْ أَسَاءَ - يَعْنِي - فَعَلَيْهِ وَلاَ عَلَيْهِمْ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 982

    İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki ayakta bir saat bekliyecekler de onlara namaz kıldıracak bir imam…

    Türkçe meal

    Haraşa kardeşi Selamet binti'l-Hür (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki ayakta bir saat bekliyecekler de onlara namaz kıldıracak bir imam bulamıyacaklardır.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ أُمِّ غُرَابٍ، عَنِ امْرَأَةٍ، يُقَالُ لَهَا عَقِيلَةُ عَنْ سَلاَمَةَ بِنْتِ الْحُرِّ، أُخْتِ خَرَشَةَ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَقُومُونَ سَاعَةً، لاَ يَجِدُونَ إِمَامًا يُصَلِّي بِهِمْ ‏"‏ ‏.‏