İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 1

Taharet ve Sünnetleri Kitabı

393 hadis · No. 267–666

Sayfa 11 / 20Yazı boyutu
  1. Hadis no. 474

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uyurdu, hatta horlardı, sonra kalkar abdest almaksızın namaz kılardı…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha dediki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uyurdu, hatta horlardı, sonra kalkar abdest almaksızın namaz kılardı. Tanafisi dedi ki Veki' şöyle söylemiştir: Aişe, Resul-i Ekrem'in secde halinde iken uyuduğunu ... kasdetmiştir:'

    Açıklaması: 478’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَنَامُ حَتَّى يَنْفُخَ ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّي وَلاَ يَتَوَضَّأُ ‏.‏ قَالَ الطَّنَافِسِيُّ قَالَ وَكِيعٌ تَعْنِي وَهُوَ سَاجِدٌ ‏.‏

  2. Hadis no. 475

    şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şüphesiz uyudu. Hatta horladı. Sonra kalkıp namaz…

    Türkçe meal

    Abdullah (İbn-i Mes'ud) (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şüphesiz uyudu. Hatta horladı. Sonra kalkıp namaz kıldı. Not: Zevaid'de: Bu, ricali sika olan bir isnaddır. Fakat senedde Haccac vardır. O da İbn-i Ertat'tır. Kendisi tedlis yapardı.

    Açıklaması: 478’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ فُضَيْلِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَامَ حَتَّى نَفَخَ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى ‏.‏

  3. Hadis no. 476

    şöyle söylemiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in o uykusu, kendisi oturur iken olmuştur." Not…

    Türkçe meal

    (Abdullah) İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in o uykusu, kendisi oturur iken olmuştur." Not :Zevaid'de: Ravilerden Hureys zayıf olduğu için hadisin isnadı zayıftır. Ebu Davud ve Tirmizi de İbn-i Abbas'ın bu hadisini başka senedlerle ve başka metin halinde rivayet etmişlerdir, denilmiştir. Sindi'de: Ben derim ki Ebu Da.vud bu hadisi hem isnad hem de mana yönlerinden zayıf görmüştür, diyor. (Yani: ibn-i Abbas (r.a.) şunu demek istemiştir: Resul-i Ekrem'in uyuyup horladıktan sonra kalktığında abdest almaksızın namaz kıldığına dair hadiste söz konusu edilen uykusu O, oturmuş halde iken vuku bulmuştur.)

    Açıklaması: 478’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حُرَيْثِ بْنِ أَبِي مَطَرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادٍ أَبِي هُبَيْرَةَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ نَوْمُهُ ذَلِكَ وَهُوَ جَالِسٌ ‏.‏ يَعْنِي النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

  4. Hadis no. 477

    Uyanıklık makat'ın bağıdır. Bu sebeble uyuyan kimse abdest alsın

    Türkçe meal

    Ali bin Ebi Talib (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Uyanıklık makat'ın bağıdır. Bu sebeble uyuyan kimse abdest alsın.»

    Açıklaması: 478’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنِ الْوَضِينِ بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ مَحْفُوظِ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَائِذٍ الأَزْدِيِّ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الْعَيْنُ وِكَاءُ السَّهِ فَمَنْ نَامَ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 478

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mestlerimizi üç güne kadar büyük abdest bozmak, küçük abdest bozmak…

    Türkçe meal

    Safvan bin Assal (El-Muradi El-Cemeli) (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), mestlerimizi üç güne kadar büyük abdest bozmak, küçük abdest bozmak ve uyku uyumak nedenleri ile çıkarmamızı, fakat cünüblük halinden dolayı çıkarmamızı emretti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِرٍّ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَسَّالٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَأْمُرُنَا أَنْ لاَ نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ إِلاَّ مِنْ جَنَابَةٍ لَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ ‏.‏

  6. Hadis no. 479

    Biriniz, el ile kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman abdest alsın

    Türkçe meal

    Büsre bint-i Safvan (Radiyallahu anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz, el ile kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman abdest alsın.»

    Diğer tahric: Malik. Şafii, Ahmed. Tirmizi, İbn-i Huzeyme. İbn-i Hibban, El-Hakim, İbnü'l-Carud. Darekutni ve Tahavi

    Açıklama

    Ebu Davud'un Süneninde aynı başlık altında EI-Menhel yazarı şu malümatı vermektedir: Hadisin «Eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunan» ifadesinden maksad perdesiz olarak dokunmaktır. Çünkü Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadiste Resülullah s.a.v.: «Arada perde olmaksızın eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunan kimseye abdest almak vacib olur.» buyurmuştur. Bu hadisi Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Hibban rivayet etmişlerdir. Esasen bu parçada geçen «Mess» kelimesi çıplak el ile ve perdesiz olarak bir şeye dokunmaktır. Hadisin «Abdest alsın» emrinden maksad şer'i abdesttir. Sadece el yıkamak değildir. Çünkü Darekutni'nin rivayetinde hadis şöyledir: «Biriniz kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunduğu zaman namaz için alınması gereken abdesti alsın.» Yine Darekutni'nin başka bir rivayetinde şu mealde bir hadis vardır: "Kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunan abdestini iade etsin.» İade kavramı namaz abdesti için tahakkuk eder.

    Hadisin zahiri, erkeklik uzvuna dokunmaktan dolayı abdestin bozulmasına delalet eder. Ömer bin El-Hattab, oğlu Abdullah, Ebu Hureyre, İbn-i Abbas, Aişe, Sa'd bin Ebi Vakkas, Ata', Zühri, İbnü'l-Müseyyeb, Mücahid, Eban bin Osman, Süleyman bin Yesar, İshak, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel (r.a.) buna hükmetmişlerdir. Onların delili zikredilen hadis ile Darekutni'nin yukarda geçen iki rivayeti ve yine Darekutni'nin Aişe (r.anha)'dan rivayet ettiği şu hadistir: "Nebi s.a.v. buyurdular ki, «tenasül uzuvlarına elleriyle dokunduktan sonra abdest almadan namaza duranlara veyl olsun.»" Bu hadis bir beddua mahiyetindedir.

    Beddua ise ancak gerekli olan bir şeyi terk etmek üzere yapılır. EI-Menhel yazarı başka delilleri de zikretmiştir. EI:Menhel yazarı daha sonra erkeklik uzvuna elin dokunmasıyla abdestin bozulmadığına hükmedenlerin başında Ali, İbn-i Me 'ud. Ammar , Hasan-i Basri, Rabia, Sevri, Ebu Hanife ve arkadaşları (r.a.) gelir. Bunların delili ise Talk bin Ali'nin gelecek olan (483 nolu) hadisidir. Tabarani ve İbn-i Hazm, Talk'ın hadisinin sahih olduğunu Tehavi de onun isnadının doğru olduğunu ve İbnü'i-Medeni ise Talk'ın hadisi Busre'nin (479 nolu) hadisinden hasen olduğunu söylemiştir. Bunların delillerinden birisi de Tahavi'nin Ali (r.a.)'den rivayet ettiği şu manadaki haberidir: «Ben, burnuma veya kulağıma veya erkeklik uzvuma elimle dokunmam, arasında bir fark görmem.» Tahavi, İbnü'l-Mes'ud ve Huzeyfe (r.a.)'den de benzer haber rivayet etmiştir.

    Erkeklik uzvuna elin dokunmasıyla abdestin bozulmadığına hükmeden bu alimler, abdestin bozulduğuna delalet eder. Busre'nin hadisi hakkında: Bu hadis herkesin mübtela olduğu yaygın bir mes'ele hakkında da varid olan bir ahad hadis'tir. Eğer sabit olmuş olsaydı meşhur hadisler arasına geçerdi. Bunun sabit olduğu tesbit edildiği takdirde normal abdest değil, el yıkama anlamında yorumlanır. Çünkü sahabiler taşlarla istinca ederlerdi elleriyle tenasül uzuvlarına dokununca bilhassa yaz günlerinde elleri kirlenmiş olurdu, demişlerdir. Bazı alimler de Busre'nin hadisi ile Talk'ın hadisini işler hale getirmek için Busre'nin hadisindeki erkeklik uzvuna dokunmayı o yoldan idrar ve benzeri bir şeyin çıkmasına yorumlamışlardır.

    Tabii bu yorum çok uzak bir te'vildir. Bu nedenle tutarsızdır. Erkeklik uzvuna dokunmakla abdestin bozulmadığına hükmedenlerin gösterdikleri en kuvvetli delil olan Talk'ın hadisini "Şafii, Darekutni, Beyhaki, İbnü'l-Cevzi zayıf görmüşlerdir. Şafii: «Biz Kays bin Talk'ın kim olduğunu soruşturduk onu tanıyanı bulamadık. Bu nedenle biz onun haberini neye dayanarak kabul edebiliriz» demiştir. Ebu Hatim ve Ebu Zür'a da: Kays bin Talk, sözü delil sayılan kişilerden değildir. Onun hadisinin sahih olduğu tesbit. edildiği takdirde de Busre'nin hadisi ile mensuhtur. Çünkü Talk hicretin ilk yılı Mescid-i Nebevi yapılırken Peygamber'in yanma varmış, Busre ise hicretin sekizinci yılı Mekke'nin fethedildiği yıl müslüman olmuştur.

    Talk mescid inşaatında Peygamberimizi ziyaret ettikten sonra kavmine dönmüş ve ondan sonra bir daha Peygamberimizin yanına geldiği sabit olmamıştır, demişlerdir. İbn-i Hibban, Taberani, İbnü'l-Arabi ve El-Hazimi de Talk'ın hadisinin mensuh olduğuna hükmedenlerdendir. Alimlerin bir kısmı tercih yolunu seçerek Busre'nin hadisini Talk'ın hadisine tercih etmişlerdir. Çünkü Tirmizi, Darekutni, İbn-i Main ve Ahmed gibi birçok imam onun sıhhatına hükmetmişlerdir. Buhari de bu konuda varid olan en sahih hadis Busre'nindir, demiştir. Telhis'te beyan edildiğine göre Beyhaki: Busre'nin hadisini Buhari ve Müslim tahric etmemiş ise de bütün ravilerini hüccet saymışlardır.

    Buhari, Mervan bin El-Hakeıni birkaç hadiste sika saymıştır. Busre'nin hadisini te'yid eden şahidlerinin ve tariklerinin çokluğu da tercih sebebini teşkil eder. el-Menhel yazarı bu arada şahidleri ve tarikleri sırayla nakletmiş ise de çok uzun olduğundan dolayı buraya aktarmadım.) EI-Menhel yazarı daha sonra abdestin bozulmadığına hükmeden Hz. Ali ve diğer sahabilerin sözlerine karşı abdestin bozulduğunu savunanlar şöyle demişlerdir, der: Hz. Ali ve arkadaşlarından rivayet olunan hadisler mevkuf eserlerdir. (Yani Resuluııah'ın buyrukları değildir.) Bu nedenle bunlar Resuluııah s.a.v.'e merfu' olan sahih hadislere denk tutulamazlar.

    «Busre'nin. hadisi Ehad haberidir», sözü reddedilmiştir. Çünkü Busre'nin hadisini 17 sahabi rivayet etmiştir. Suyuti onu mütevatir hadislerden saymıştır. El-Hakim: Sahabilerden ve Tabiilerden bir cemaat bu hadisi Busre'den rivayet etmiştir. Abdullah bin Ömer bin El-Hattab, Abdullah bin Amr bin El-As, Said bin El-Müseyyeb, Umre bint-i Abdirrahman, El-Ensari ye, Abdullah bin Ebi Melike ve Süleyman bin Musa (r.a.) Busre'den rivayet edenlerdendir, der. Yukarıda geçen açıklama ile erkeklik uzvuna dokunmanın abdesti bozduğu açıktır. Buna hükmedenlerin konu hakkındaki ayrıntılı bilgileri aşağıya alınmıştır: 1)- Maliki mezhebine göre erginlik çağına gelen kişinin perdesiz olarak kendi erkeklik uzvuna eliyle dokunması abdesti bozar.

    Dokunmanın kasden veya sehven olması, şehvet duyup duymaması, el ayası, kenarı, parmak uçları veya kenarları ile dokunma arasında bir fark yoktur. Fakat; tırnak ve elin tersi ile dokunma abdesti bozmaz. Mezhebin meşhur kavli budur. Perdeli olarak dokunmaya gelince, üç kavil vardır: Meşhur kavle göre; bozmaz. Kadının kendi tenasül uzvuna dokunması ise meşhur kavle göre abdesti bozmaz. Kişinin kendi dübürüne elini dokundurması abdesti bozmaz. 2)- Şafii mezhebine göre elin içi ile bir insanın tenasül uzvuna perdesiz olarak dokunmak abdesti bozar. Kişinin kendi tenasül uzvuna veya başkasının tenasül uzvuna dokunması farketmez.

    Tenasül uzvuna dokunulan kişinin, küçük veya büyük, erkek veya kadın, diri veya ölü olması farketmez. Bir insanın dübürüne dokunmasının hükmü de aynıdır. Elin içi derken elin ayası ve parmakların iç kısmı kasdedilmiştir. 3)- Hanbeli mezhebine göre erkeklik uzvuna çıplak el ile dokunmak mutlaka abdesti bozar. Dokunanın erkek veya kadın olması, şehvetli veya şehvetsiz olması kendi tenasül uzvu veya başkasının tenasül uzvu, elin ayası veya tersi yahut da kenarı neticeyi değiştirmez. Dübürün hükmü de erkeklik uzvunun hükmüdür. Kadının kendi tenasül uzvuna dokunması da abdestini bozar. ''EI-Menhel yazarı yukarıdaki ayrıntılı. bilgilerini naklettiği çeşitli mezheb alimlerinin dayandıkları delillerin bir kısmını da kasdetmiştir.

    Çok geniş olan bu konu hakkında özlü olarak verilmesine çalıştığımız bu bilgiyi aktarmakla yetiniyoruz. Daha geniş malumat isteyenler fıkıh kitaplarına ve hadislerin şerhlerine müracaat edebilirler.'' HADİS'İN FIKIH YÖNÜ : Hadis erkeklik uzvuna elin dokunmasından dolayı abdestin bozulduğuna delalet eder. Bu konuda alimler arasında mevcut ihtilafı yukarda gördünüz. HADİSİ T AHRİC EDENLER Malik. Şafii, Ahmed. Tirmizi, İbn-i Huzeyme. İbn-i Hibban, El-Hakim, İbnü'l-Carud. Darekutni ve Tahavi Tirmizi ve Darekutni hadisin sahih olduğunu da beyan etmişlerdir. El-Hafız İbn-i Hacer Telhis'te: Hadisin bu konuda rivayet olunan bütün hadislerden daha sahih olduğu Buhari'den nakledilmiştir, der.

    Ebu Davud: Ben Ahmed'e Busre'nin hadisi sahih değildir, dedim. Ahmed, bilakis hadis sahihtir diye cevap verdiğini ifade etmiştir. Yahya bin Main, Beyhaki ve Haziıni de sıhhatini beyan etmişlerdir. Hadisin sıhhatine itiraz edenlerin gösterdikleri gerekçe ravi Urve'nin MervAn bin El-Hakem aracılığı ile Busre'den rivayet etmesidir. Halbuki İbn-i Huzeyme ve birkaç imam Urve'nin doğrudan Busre'den hadisi rivayet ettiğini kesin olarak ifade etmişlerdir. Büsre (R.A.)'nin Hal Tercemesi Büsre bint-i Safvan bin Nevfel bin Abdi*l-Uzza bin Kusayy El-Kureşiye El-Ese-diyo Mervan" bin El-Hakem'in teyzesi ve Abdülmelik bin Mervan'm büyük dsde-sidir.

    Havileri Abdullah bin Amit, Urve bin Zübeyr, Mervan bin El-Hakem ve Sald bin El-Müseyyeb'dir. İbn-i Maceh, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesal Büsrs'nin hadislerini rivayet etmişlerdir. Şafii, Büsre muhacirlik şerefine kavuşmuştur, demiştir, ibn-i Mus'ab de Büsre'nin Resul-i Ekrem'e biat edenlerden olduğunu söylemiştir. (El-Menhel cüz 2, Sah)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَرْوَانَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ بُسْرَةَ بِنْتِ صَفْوَانَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا مَسَّ أَحَدُكُمْ ذَكَرَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 480

    Sizden birisi eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman o'na abdest gerekir

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Sizden birisi eliyle kendi erkeklik uzvuna dokunduğu zaman o'na abdest gerekir.» Not: Zevaid'de: Hadisin isnadındaki ravilerden Ukbe bin Abdirralunan'ın meşhur bir şeyh olduğunu İbnü'l-Medeni söylemiştir. Fakat İbn-i Hibban onu sikalardan saymıştır. Senedin diğer ricali sikadır, denmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا مَعْنُ بْنُ عِيسَى، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ ثَوْبَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا مَسَّ أَحَدُكُمْ ذَكَرَهُ فَعَلَيْهِ الْوُضُوءُ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 481

    Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın

    Türkçe meal

    Ümmü Habibe (Radiyallahu anha)'den rivayet edildiğine göre; Kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın.» Not: Zevaid'de bu isnad hakkında eleştiri olmuştur. Çünkü onda Mekhııl Ed-Dimışki vardır. Kendisi tedlisçidir. Bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Dolayısı ile hadisini terk etmek gerekir. Ayrıca Buhari ve Ebu Zür'a: Şüphesiz Mekhul Ambese bin Ebi Süfyan'dan hadis dinlememiştir, demişlerdir. Bu nedenle de isnad münkati'dır, diye bilgi vermiştir. EK BİLGİ: Tirmizi'nin şerhi Tuhfe bu babta EI-Telhis'ten naklen şu bilgiyi verir: Ümmü Habibe'nin hadisini İbn-i Maceh rivayet etmiş, El-Münteka'da beyan edildiğine göre Ahmed ve Ebu Zür'a hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir. İbnü's-Seken de ben: Bu hadiste bir illet bilmiyorum, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ بَشِيرِ بْنِ ذَكْوَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ عَنْبَسَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ مَسَّ فَرْجَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 482

    Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın

    Türkçe meal

    Ebu Eyyub (Radiyallahu anh)'den: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den işittim, şöyle buyurdu: «Kendi tenasül uzvuna eliyle dokunan kişi abdest alsın.» Not: İsnadında İshak bin ebi Ferve bulunur. Alimler onun zayıflığı hususunda ittifak etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي فَرْوَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدٍ الْقَارِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ مَسَّ فَرْجَهُ فَلْيَتَوَضَّأْ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 483

    Onda abdest almak yoktur. Çünkü o senden bir parçadır

    Türkçe meal

    Talk (bin Ali) (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Şöyle söylemiştir : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e erkeklik uzvuna el İle dokunmanın hükmü sorulurken şöyle buyurduğunu işittim. (Bu olaya bizzat şahid oldum.) «Onda abdest almak yoktur. Çünkü o senden bir parçadır.»

    Diğer tahric: Nesai, Ebu Davud, Beyhaki, Tahavi, İbn-i Hibban

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَابِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ قَيْسَ بْنَ طَلْقٍ الْحَنَفِيَّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ سُئِلَ عَنْ مَسِّ الذَّكَرِ فَقَالَ ‏ "‏ لَيْسَ فِيهِ وُضُوءٌ إِنَّمَا هُوَ مِنْكَ ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 484

    Şüphesiz o senin vücudundan, küçük bir et parçasından başka bir şey değildir

    Türkçe meal

    Ebu Ümame (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e erkeklik uzvuna el ile dokunmanın hükmü soruldu. Bunun üzerine kendisi: «Şüphesiz o senin vücudundan, küçük bir et parçasından başka bir şey değildir.» buyurdu. Not: Zevaid'de; Bunun isnadmda Ca'fer bin Ez-Zübeyr vardır. Alimler onun hadisini bırakmaya ittifak etmişler, denilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُعَاوِيَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ مَسِّ الذَّكَرِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا هُوَ حذية مِنْكَ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 485

    Ateşte pişen şey'den dolayı abdest alınız

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ateşte pişen şey'den dolayı abdest alınız.» Ebu Hureyre (r.a.)'m bu hadisi rivayet etmesi üzerine İbn-i Abbas (r.a.) : Ateşte kaynatılmış su (ile abdest aldığım) dan dolayı (yeniden) abdest mi alacağım? diyerek (Ebu Hureyre'nin hadisini garibsedi). Bunun üzerine Ebu Hureyre O'na: «Ey kardeşim oğlu! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'den bir hadis işittiğin zaman sakın ona misaller getirme, dedi."

    Açıklaması: 487’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ تَوَضَّئُوا مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَتَوَضَّأُ مِنَ الْحَمِيمِ فَقَالَ لَهُ يَا ابْنَ أَخِي إِذَا سَمِعْتَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدِيثًا فَلاَ تَضْرِبْ لَهُ الأَمْثَالَ ‏.‏

  13. Hadis no. 486

    Ateşte pişen şey'i (yemek)'ten dolayı abdest alınız

    Türkçe meal

    Aişe (Radiyallahu anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ateşte pişen şey'i (yemek)'ten dolayı abdest alınız.»

    Açıklaması: 487’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ تَوَضَّئُوا مِمَّا مَسَّتِ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 487

    Ateşte pişen şeyi (yemek) ten dolayı abdest alınız

    Türkçe meal

    Yezid bin Ebi Malik (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre: Enes bin Malik (r.a.) ellerini kulaklarının üzerine koyarak, kulaklarım sağır olsun eğer ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işitmedim, (ise) dedi: «Ateşte pişen şeyi (yemek) ten dolayı abdest alınız.» Not: Zevaid'de; Bu hadisin isnadında Halid bin Yezid bulunur. Bir cemaat onu sika saymış, diğer bazıları zayıf saymışlardır. Hadisin metni de sahih olarak maluındur, denmiştir.

    Açıklama

    (485, 486, 487) Bu babta geçen hadisler ateşte pişirilen şeyleri yiyen kişinin abdestinin bozulduğuna ve dolayısıyla abdest almasının gereğine delalet eder. Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de bu hükmü iktiza eden hadisleri rivayet etmişlerdir. Tirmizi aynı başlık altında açtığı babta Ebu Hureyre'nin hadisini rivayet ettikten sonra bu konu hakkında Ümmü Habibe, Ummü Selerne, Zeyd bin Sabit. Ebu Talha, Ebu Eyyub ve Ebu Musa (r.a.)'den hadis rivayetlerinin bulunduğunu ifade eder ve bu arada şöyle der: "Bazı ilim ehli ateşte pişen bir şeyi yemenin abdesti bozduğuna ve dolayısıyla abdest almanın gereğine hükmE!tmişlerdir.

    Fakat sahabiler, Tabiiler ve onlardan sonra gelen ilim ehlinin ekserisi bunun aksine hükmetmişlerdir. Ateşte pişen şeyi yemekten dolayı abdest almaya gerek olmadığına dair sahih hadis, abdestin gerekliliğine delalet eden hadisi neshetmiştir. Resul-i Ekrem s.a.v. ateşte pişen şeyi yemekten dolayı bir ara abdest almış ise de bilahare bu durumu terkederek abdest almamıştır. Ebu Davud da benzer başlık altında açtığı babta Ebu Hureyre ve Ümmü Habibe'nin hadislerini rivayet etmiştir. Şerhi EI-Menhel yazarı da hadisle ilgili olarak aşağıdaki malümatı vermiştir: 'Ateşte pişen şeyi yemenin abdest almayı gerektirdiğine hükmedenler bu hadisi delil göstermişlerdir.

    Ömer bin Abdulaziz, Hasan-i Basri, Zühri, Ebu Kılabe, Ebu Miclez ve Ebu Davud böyle hükmedenlerdendir. Ateşte pişen bir şeyi yemenin abdest almayı gerektirmediğini söyleyen alimler ise bu ve benzeri hadislerin mensuh olduğunu söylemişlerdir. (Bu hadisleri nesh eden hadislerin bir kısmı bundan sonraki babta gelecektir,) Nevevi, Müslim'in şerhinde: Söz konusu ihtilaf ilk zamanlara aittir. Daha sonra, ateşte pişen şeyi yemekten dolayı abdest almanın gereksiz olduğu hususunda alimler iema' etmiştir, der. İbn-i Hacer de İbn-i Battal'dan naklen: Resulullah s.a.v. ateşte pişen şeyleri yemekten dolayı abdest almayı emretmişti.

    Çünkü ilk zamanlarda halk 'cahiliyet devrindeki duruma alışkın olup pek temizliğe riayet etmiyorlardı. Bu nedenle ateşte pişen şeyden dolayı abdest almakla me'mur kılındılar. Temizlik müslümanlar arasında yerleşip yaygınlaşınca bu emir neshedildi, demiştir. İbn-i Teymiye: Ateşte pişen bir şeyi yedikten sonra abdest almamaya ait hadisler abdest almanın vacib olmadığına delalet ediyor ise de müstahab olmadığına delalet etmiyor, demekle abdest almaya ait hadislerin mendubluk için yorumlanmasına taraftar görülmüş ve abdest almamaya ait hadisleri de abdest almanın vacib olmadığı hakkındadır, demek istemiştir.

    Hattabi de bu yorumu benimsemiştir. Beyhaki de Osman Ed-Daremi'den naklen: Abdest alıp almamak hususunda muhtelif hadisler bulunup bunların hangilerinin daha kuvvetli olduğu belirlenmeyince Resul-i Ekrem'den sonra Hulafa-i Raşidin'in uygulamasına bakılmış ve onların uygulaması abdest almamak yolunda olduğu için biz bu tarafı tercih ettik, demiştir. Nevevi de şerh-i Mühezzeb'de bu sözü seçmiştir.Tahavi, Maani'l-Asar şerhinde Hulafa-i Raşidin'den ve diğerlerinden rivayet olunan ve abdest almaya gerek olmadığına delalet eden çok sayıda eserler zikretmiştir.' EI-Menhel yazarı mezkur eserlerin 7 tanesini ravileriyle beraber nakletmekte ise de bunların tercemelerini buraya almaya lüzum duymadım.

    Bu babda rivayet olunan hadisler ya mensuhtur veyahut abdest almanın mendubluğuna yorumlanır. Abdest almanın vacip olmadığı hususundaki geniş izah bunu takib eden babta rivayet olunan hadislerin açıklaması bahsinde inşaallah yapılacaktır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ خَالِدٍ الأَزْرَقُ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ يَضَعُ يَدَيْهِ عَلَى أُذُنَيْهِ وَيَقُولُ صُمَّتَا إِنْ لَمْ أَكُنْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ تَوَضَّئُوا مِمَّا مَسَّتِ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 488

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), bir koyun küreği yedikten sonra ellerini yemek altındaki sofra…

    Türkçe meal

    İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göte şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), bir koyun küreği yedikten sonra ellerini yemek altındaki sofra beziyle sildi. Daha sonra namaz'a kalkarak namaz kıldı.

    Açıklaması: 493’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَكَلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَتِفًا ثُمَّ مَسَحَ يَدَيْهِ بِمِسْحٍ كَانَ تَحْتَهُ ثُمَّ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ فَصَلَّى ‏.‏

  16. Hadis no. 489

    Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem), Ebu Bekir ve Ömer (r.a. ) ekmek ve et yediler de abdest almadılar. Not…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Nebi (Sallallahu aleyhi ve sellem), Ebu Bekir ve Ömer (r.a. ) ekmek ve et yediler de abdest almadılar. Not: Zevaid'de: Bu isnadın ricali sikatardır. denmiştir.

    Açıklaması: 493’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، وَعَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَكَلَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ خُبْزًا وَلَحْمًا وَلَمْ يَتَوَضَّئُوا ‏.‏

  17. Hadis no. 490

    Ben babam üzerine şehadet ederim ki kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in ateşte pişen yemek…

    Türkçe meal

    Zühri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir ; Ben El-Velid veya Abdülmelik'in akşam yemeğinde hazır bulundum. Yemekten sonra namaz vakti olunca abdest almak için kalktım. Bunun üçerine Cafer bir Amr bin Ümeyye dedi ki: Ben babam üzerine şehadet ederim ki kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in ateşte pişen yemek yedikten sonra abdest almadan namaz'a durduğuna şahidlik etmiştir. (Zühri dedi ki) Ali bin Abdillah bin Abbas (r.a.) da: Ben de bunun misliyle-babam üzerinde şehadet ederim, dedi.

    Açıklaması: 493’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَضَرْتُ عَشَاءَ الْوَلِيدِ - أَوْ عَبْدِ الْمَلِكِ - فَلَمَّا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ قُمْتُ لأَتَوَضَّأَ فَقَالَ جَعْفَرُ بْنُ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ أَشْهَدُ عَلَى أَبِي أَنَّهُ شَهِدَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ أَكَلَ طَعَامًا مِمَّا غَيَّرَتِ النَّارُ ثُمَّ صَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ ‏.‏ وَقَالَ عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ وَأَنَا أَشْهَدُ، عَلَى أَبِي بِمِثْلِ ذَلِكَ ‏.‏

  18. Hadis no. 491

    şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e bir koyun küreği getirildi. O, bundan yedi ve…

    Türkçe meal

    Ümmü Seleme (Radiyallahu anha)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e bir koyun küreği getirildi. O, bundan yedi ve suya el değdirmeden namaz kıldı."

    Açıklaması: 493’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحُسَيْنِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِكَتِفِ شَاةٍ فَأَكَلَ مِنْهُ وَصَلَّى وَلَمْ يَمَسَّ مَاءً ‏.‏

  19. Hadis no. 492

    (İçlerinde kendisinin de bulunduğu) Ashab'dan bir cemaat Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in…

    Türkçe meal

    Süveyd bin Numan El-Ensari (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre : (İçlerinde kendisinin de bulunduğu) Ashab'dan bir cemaat Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in beraberinde Hayber'e doğru yol'a çıktılar. Sahba'ya vardıkları zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ikindi namazını kıldı. Sonra azıkları istedi, kavud'dan başka bir şey getirilmedi, bunun üzerine (onu) yediler ve içtiler, daha sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) su istedi, ağzını çalkaladıktan sonra kalkıp bize akşam namazını kıldırdı." Not: Zevaid'de: Bunun isnadındaki raviler sikadır.

    Açıklaması: 493’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، أَنْبَأَنَا سُوَيْدُ بْنُ النُّعْمَانِ الأَنْصَارِيُّ، أَنَّهُمْ خَرَجُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى خَيْبَرَ حَتَّى إِذَا كَانُوا بِالصَّهْبَاءِ صَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ دَعَا بِأَطْعِمَةٍ فَلَمْ يُؤْتَ إِلاَّ بِسَوِيقٍ فَأَكَلُوا وَشَرِبُوا ثُمَّ دَعَا بِمَاءٍ فَمَضْمَضَ فَاهُ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى بِنَا الْمَغْرِبَ ‏.‏

  20. Hadis no. 493

    şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir koyunun küreğini yedi, sonra ağzını çalkaladı…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir koyunun küreğini yedi, sonra ağzını çalkaladı, ellerini yıkadı ve namaz kıldı.

    Açıklama

    (488, 489, 490, 491, 492 ve 493) 488 nolu İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bu hadiste geçen «Misli» kelimesi kıldan mamul beze denir. Bu hadiste belirtildiği gibi Resul-i Ekrem'in et yemesine rağmen yemekten sonra ellerini yıkamaması hususu yemekten sonra el yıkamanın vacib olmadığını beyan etmek içindir. Bilindiği gibi yemekten önce ve sonra el yıkamak emredilmiş olan bir sünnet-i seniyye mahiyetindedir. Hadis yemekten sonra abdest almadan, el yıkamadan ve ağzı çalkalamadan namaz'a durmanın caizliğine, yemekten sonra el yıkamanın vacib olmadığına ve temiz bir bezle elleri silmenin cevazına delalet eder. 489 nolu Cabir bin Abdillah'ın hadisini kısa ve uzun metinler halinde Ebu Davud, Tirmizi, Malik ve Tahavi de rivayet etmişlerdir.

    Bu hadiste ateşte pişen eti yemekten dolayı abdest almanın vacip olmadığını bildirmektedir. 490 nolu Zühri'nin hadisini Buhari ve Müslim de rivayet etmişlerdir. Bu da aynı hükmü te'yid eder. 491 nolu Ümmü Seleme'nin hadisini Ahmed de aynı manayı ifade eden başka bir lafızla tahric etmiştir. 492 nolu Süveyd bin Numan'ın hadisini Buhari manaya etki yapmayan az bir lafız farkıyla rivayet etmiştir. Bu hadiste geçen «Sevik» kelimesini «Kavud» diye terceme ettik. Kavud kavurulup un haline getirilmiş olan buğday ve arpa olduğu için ateş değmiş yiyeceklerdendir. Resul-i Ekrem'in bunu yedikten sonra abdest almadan akşam namazını kıldırmasından, ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdestin bozulmadığı anlaşılır.

    Resul-i Ekrem'in kavud yedikten sonra namaza durmadan önce ağızını çalkalaması ise diş aralarında kalan yemek kırıntılarının giderilmesi içindir. 493 noLu Ebu Hureyre'nin hadisini ise Bezzar başka bir lafızla ve aynı hükmü ifade eden şekilde rivayetetmiştir. Buhari, Müslim ve Tirmizi'de konu hakkında başka hadisler de mevcuttur. Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibban ve Beyhaki'nin Cabir r.a.'den rivayet ettikleri bir hadisin meali şöyledir: «Resulullah (s.a.v.) ateşte pişen bir şeyi yedikten sonra abdest alıp almaması hususundaki son durumu abdest almayı terketmesi olmuştur.» EI-Menhel yazarı ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest alma hükmünün bu hadisle neshedildiği Cumhur tarafından ifade edilmiştir, der.

    Mezkur yazar konu hakkında aşağıdaki açıklamayı şöyle vermektedir: Hulefa-i Raşidin, Ashab-ı Kiram ve onlardan sonra gelen imamlar ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest alma hükmünün bu babta rivayet olunan hadislerle neshedilmiş olduğu hususunda icma' etmişlerdir. Maliki Mezhebi Fukahasından El-Baci: Zamanımızdaki bütün fıkıh alimleri ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest almaya gerek olmadığına hükmetmişlerdir. Sahabiler ve Tabiin devrinde abdest almanın gerekliliğini söyleyenler olmuş ve bu konuda rivayet olunan hadisleri delil göstermişler ise de alimlerin icma'ı ile bu görüş terkedilmiştir.

    Abdestin gereğine zahiren delalet eden hadisleri alim arkadaşlarımız muhtelif şekillerde yorumlamışlardır. Bunların bir kısmı bu hadislerde geçen abdestten maksad müstahab olmak üzere ağzı çalkalamaktır, demişlerdir. Bazıları da ilk zamanlar abdest almak vacip idi. Sonradan Cabir bin Abdillah'ın hadisiyle bu hüküm neshedilmiş demişlerdir, der. Selef ve halefin Cumhüruna göre ateşte pişen herhangi bir yemeği yemekle abdest bozulmaz. Hulefa-i Raşidin, Abdullah bin Mes'ud, İbn-i Abbas, Abdullah bin Ömer, Ebu Derda. Cabir bin Semure, Ubey bin Ka'b, Amir bin Rabia ve Ebu Ümame r.a. hazretleri olsun Cumhur-u Tabiin olsun hepsinin mezhebi budur.

    Ebu Hanife, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel gibi mezheb imamlarının kavli (sözyledikleri) de budur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ الْمُخْتَارِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَكَلَ كَتِفَ شَاةٍ فَمَضْمَضَ وَغَسَلَ يَدَيْهِ وَصَلَّى ‏.‏