İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sünen-i İbni Mace

hadis
4.317
bölüm
38

Bölümler

38

Tüm hadisler

25 / 216
  1. 490Ben babam üzerine şehadet ederim ki kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in ateşte pişen yemek…Zühri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir ; Ben El-Velid veya Abdülmelik'in akşam yemeğinde hazır bulundum. Yemekten sonra namaz vakti olunca abdest almak için kalktım. Bunun üçerine Cafer bir Amr bin Ümeyye dedi ki: Ben babam üzerine şehadet ederim ki kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in ateşte pişen yemek yedikten sonra abdest almadan namaz'a durduğuna şahidlik etmiştir. (Zühri dedi ki) Ali bin Abdillah bin Abbas (r.a.) da: Ben de bunun misliyle-babam üzerinde şehadet ederim, dedi. Açıklaması: 493’te
  2. 491şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e bir koyun küreği getirildi. O, bundan yedi ve…Ümmü Seleme (Radiyallahu anha)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e bir koyun küreği getirildi. O, bundan yedi ve suya el değdirmeden namaz kıldı." Açıklaması: 493’te
  3. 492(İçlerinde kendisinin de bulunduğu) Ashab'dan bir cemaat Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in…Süveyd bin Numan El-Ensari (Radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre : (İçlerinde kendisinin de bulunduğu) Ashab'dan bir cemaat Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in beraberinde Hayber'e doğru yol'a çıktılar. Sahba'ya vardıkları zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ikindi namazını kıldı. Sonra azıkları istedi, kavud'dan başka bir şey getirilmedi, bunun üzerine (onu) yediler ve içtiler, daha sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) su istedi, ağzını çalkaladıktan sonra kalkıp bize akşam namazını kıldırdı." Not: Zevaid'de: Bunun isnadındaki raviler sikadır. Açıklaması: 493’te
  4. 493şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir koyunun küreğini yedi, sonra ağzını çalkaladı…Ebu Hureyre (Radiyallahu anh)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir koyunun küreğini yedi, sonra ağzını çalkaladı, ellerini yıkadı ve namaz kıldı. Açıklama (488, 489, 490, 491, 492 ve 493) 488 nolu İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bu hadiste geçen «Misli» kelimesi kıldan mamul beze denir. Bu hadiste belirtildiği gibi Resul-i Ekrem'in et yemesine rağmen yemekten sonra ellerini yıkamaması hususu yemekten sonra el yıkamanın vacib olmadığını beyan etmek içindir. Bilindiği gibi yemekten önce ve sonra el yıkamak emredilmiş olan bir sünnet-i seniyye mahiyetindedir. Hadis yemekten sonra abdest almadan, el yıkamadan ve ağzı çalkalamadan namaz'a durmanın caizliğine, yemekten sonra el yıkamanın vacib olmadığına ve temiz bir bezle elleri silmenin cevazına delalet eder. 489 nolu Cabir bin AbdiIIah'ın hadisini kısa ve uzun metinler halinde Ebu Davud, Tirmizi, Malik ve Tahavi de rivayet etmişlerdir. Bu hadiste ateşte pişen eti yemekten dolayı abdest almanın vacip olmadığını bildirmektedir. 490 nolu Zühri'nin hadisini Buhari ve Müslim de rivayet etmişlerdir. Bu da aynı hükmü te'yid eder. 491 nolu Ümmü Seleme'nin hadisini Ahmed de aynı manayı ifade eden başka bir lafızIa tahric etmiştir. 492 nolu Süveyd bin Numan'ın hadisini Buhari manaya etki yapmayan az bir lafız farkıyla rivayet etmiştir. Bu hadiste geçen «Sevik» kelimesini «Kavud» diye terceme ettik. Kavud kavurulup un haline getirilmiş olan buğday ve arpa olduğu için ateş değmiş yiyeceklerdendir. Resul-i Ekrem'in bunu yedikten sonra abdest almadan akşam namazını kıldırmasından, ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdestin bozulmadığı anlaşılır. Resul-i Ekrem'in kavud yedikten sonra namaza durmadan önce ağızını çalkalaması ise diş aralarında kalan yemek kırıntılarının giderilmesi içindir. 493 noLu Ebu Hureyre'nin hadisini ise Bezzar başka bir lafızIa ve aynı hükmü ifade eden şekilde rivayetetmiştir. Buhari, Müslim ve Tirmizi'de konu hakkında başka hadisler de mevcuttur. Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibban ve Beyhaki'nin Cabir r.a.'den rivayet ettikleri bir hadisin meali şöyledir: «Resulullah (s.a.v.) ateşte pişen birşeyi yedikten sonra abdest alıp almaması hususundaki son durumu abdest almayı terketmesi olmuştur.» EI-Menhel yazarı ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest alma hükmünün bu hadisle neshedildiği Cumhur tarafından ifade edilmiştir, der. Mezkur yazar konu hakkında aşağıdaki açıklamayı şöyle vermektedir: Hulefa-i Raşidin, Ashab-ı Kiram ve onlardan sonra gelen imamlar ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest alma hükmünün bu babta rivayet olunan hadislerle neshediImiş olduğu hususunda icma' etmişlerdir. Maliki Mezhebi Fukahasından El-Baci: Zamanımızdaki bütün fıkıh alimleri ateşte pişen bir şeyi yemekten dolayı abdest almaya gerek olmadığına hükmetmişlerdir. Sahabiler ve Tabiin devrinde abdest almanın gerekliliğini söyleyenler olmuş ve bu konuda rivayet olunan hadisleri delil göstermişler ise de alimlerin icma'ı ile bu görüş terkedilmiştir. Abdestin gereğine zahiren delalet eden hadisleri alim arkadaşlarımız muhtelif şekillerde yorumlamışlardır. Bunların bir kısmı bu hadislerde geçen abdestten maksad müstahab olmak üzere ağzı çalkalamaktır, demişlerdir. Bazıları da ilk zamanlar abdest almak vacip idi. Sonradan Cabir bin Abdillah'ın hadisiyle bu hüküm neshedilmiş demişlerdir, der. Selef ve halefin Cumhüruna göre ateşte pişen her hangi bir yemeği yemekle abdest bozulmaz. Hulefa-i Raşidin, Abdullah bin Mes'ud, İbn-i Abbas, Abdullah bin Ömer, Ebu Derda. Cabir bin Semure, Ubey bin Ka'b, Amir bin Rabia ve Ebu Ümame r.a. hazretleri olsun Cumhur-u Tabiin olsun hepsinin mezhebi budur. Ebu Hanife, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel gibi mezheb imamlarının kavli (sözyledikleri) de budur
  5. 494Deve etlerin (i yemek) den dolayı abdest alınızBera bin A'zib (r.a.) şöyle söylemiştir; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e deve etlerinden dolayı abdest alma hükmü soruldu ve bunun üzerine : «Deve etlerin (i yemek) den dolayı abdest alınız» buyurdu. Açıklaması: 495’te
  6. 495Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize, deve etlerin (i yemek) ten dolayı abdest almamızı ve koyun…Cabir bin Semure (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bize, deve etlerin (i yemek) ten dolayı abdest almamızı ve koyun etlerin (i yemek) ten dolayı abdest almamamızı emretti
  7. 496Koyun sütlerin (i içmek) ten dolayı abdest almayınız ve deve sütlerin (i içmek) ten dolayı abdest alınızUsayd bin Hudayr (r.a.)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem): «Koyun sütlerin (i içmek) ten dolayı abdest almayınız ve deve sütlerin (i içmek) ten dolayı abdest alınız.» buyurdu. Not: Zevaid'de: Bu hadisin senedindeki r&vilerden Haccac bin Ertat'ın zayıflığı ve tedllsçiliği dolayısı ile isnadı zayıftır. Mahfuz olan sened Abdurrahman bin Ebl Leyla'nın Bera'dan olan (494 nolu hadiste geçen) rivayettir, denmiştir
  8. 497Deve etinden dolayı abdest alınız, koyun etlerinden dolayı da abdest almayın. Deve sütlerinden dolayı abdest…Abdullah bin Amr (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken İşittim: «Deve etinden dolayı abdest alınız, koyun etlerinden dolayı da abdest almayın. Deve sütlerinden dolayı abdest alınız, koyun sütlerinden dolayı da abdest almayınız. Koyun ağılında namaz kılınız ve deve yataklarında namaz kılmayınız.» Not: Zevaid'de: •Bu hadisin isnadında Bakiyye bin El-Velld bulunur. Kendisi tedlis edenlerdendir. Bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Senedin ravileri sika,zatlardır. Bunlardan Halid bin Ömer'in durumu meçhuldür. Açıklama Bu iki hadiste geçen Vudu (-vudu- Abdestl kelimesi daha önceki hadislerin izahında belirtildiği gibi temizlenme anlamında kullanılmıştır. Yani deve etini yedikten veya sütünü içtikten sonra fazla yağlılığı' sebebiyle ellerin ve ağızın yıkanması istenmektedir. Cumhur'un görüşü budur. Koyun ağıllannda ve deve yataklarında namaz kılmakla ilgili parçalara gelince: Müslim'in Cabir bin Semure'den rivayet ettiği hadis de buradaki son hadis gibidir. Yani koyun ağıllarında namaz kılınabileceğini ve deve ireklerinde namaz kılınmasının yasaklığını ifade eder. Koyun ağıllannda namaz kılmak alimlerin ittifakıyla mübahtır. Deve yataklarında ise Ahmed bin HanbeI, İbn-i Hazm ve Zahiriye mezhebine mensub alimler hadisin zahirine bakarak haram kılmışlardır. Burada namaz kılmak sahih değildir, iadesi gerekir demişlerdir. Fakat alimlerin cumhuru burada namaz kılmak mekruhtur, demişlerdir. Kerahetin sebebiiıe gelince bazı alimler deve yatakları koyun ağıllanndan daha pis koktuğu için deve yataklarında namaz kılmak mekruhtur, demişlerdir. Bir kısım alimler de develer ürkerek namaza duran kimseyi korkutacağı veya onu meşgul edeceği cihetle orada namaz kılmanın yasaklandığını beyan etmişlerdir)
  9. 498Süt (içmek)'ten dolayı ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü bunun yağı vardırİbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Süt (içmek)'ten dolayı ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü bunun yağı vardır.» Açıklaması: 501’de
  10. 499Süt içtiğiniz zaman ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdırResulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden Ümmü Seleme (r.a.a)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Süt içtiğiniz zaman ağzınızı (su) ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdır.» Açıklaması: 501’de
  11. 500Süt (içmek) ten dolayı ağzınızı su ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdırSehl bin Sa'd Es-Saidi (r.a.)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: «Süt (içmek) ten dolayı ağzınızı su ile çalkalayınız. Çünkü yağlıdır.» Not: Zevaid'de: Bunun senedindeki ravilerden Abdülmüheymin zayıftır. Buhari hadislerinin münker olduğunu söylemiştir. Bu sebeple isnadı zayıftır, denilmiştir. Açıklaması: 501’de
  12. 501Şüphesiz bu yağlıdırEnes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir Şat (koyun veya keçi) yi sağarak sütünden içti. Sonra su isteyip ağzını çalkaladı ve buyurdu ki: «Şüphesiz bu yağlıdır.» Açıklama Bu babta rivayet edilen hadisler, süt içtikten sonra, ağzı su ile çalkalamanın meşrUluğuna delalet ederler. 498 nolu İbn-i Abbas'ın hadisini Buhari, Müslim, Nesai, Beyhaki, Ebu Davud ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, bunun hasen-sahih olduğunu da söylemiştir. Hadis, sütün yağlı oluşunu mazmazaya neden olarak göstermiştir. EI-Menhel yazarı, bu hadisi açıklarken şöyle der: Hadis, süt içtikten sonra ağzı çalkalamanın müstahab olduğuna delalet eder. Yağlı olan yiyecek ve içecekler, süt gibi olduğu için böyle bir şeyi yedikten veya içtikten sonra ağzı çalkalamak müstahabtır. Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak da mazmaza gibidir. Nevevi, Müslim'in şerhinde şöyle demiştir: Yemekten önce ve sonra elleri yıkamanın müstahablığı hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir. Kuvvetli olan görüş budur ki, yemekten önce elleri yıkamak müstahabdır. Ancak ellerin necasetten ve her türlü kir ve terden temiz olduğu kesinlikle bilinirse yıkanmayabilir. Yemekten sonra yine elleri yıkamak müstahabtır. Ancak elini hiç yemeğe sürmemiş veya kuru bir yemek yediği için yemek izi elde bulunmazsa yıkama işi terkedilebilir. Bu babta rivayet edilen hadisler, birbirini teyid eder mahiyettedir
  13. 502Sonra abdest almadan çıkıp namaza gittiUrve bin Zübeyr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Aişe (r.a.) şöyle dedi: •Rcsuluİlah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bazı hanımlarını öptü. Sonra abdest almadan çıkıp namaza gitti.» Ben Aişe'ye: O öpülen hanım, senden başkası değildir, dedim. Bunun üzerine Aişe (r.anha) güldü. Not: Ebu Davud ve Nesai, mürsel bir isnad ile bu hadisi rivayet etmişlerdir. Bir hadisin mürsel olması, onun delil olmasına cumhur'a göre zarar vermez. Darekutni'nin zikrettiği şu isnadla mevsul olarak da gelmiştir. Bezzar'da hasen bir isnad ile zikretmiştir. Musannif ise iki sened ile zikretmiştir. Bu nedenle Hadis ittifakla hüccettir . Açıklaması: 503’te
  14. 503Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdest alırdı, sonra (bazı eşlerini) öperdi ve abdest almadan namaza…Zeyneb es-Sehmiye (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdest alırdı, sonra (bazı eşlerini) öperdi ve abdest almadan namaza dururdu. (Bu durumda) bazen beni öperdi.» Not: Bunun isnadında Haccac bin el-Ertat vardır. Kendisi tedlisçidir ve bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Zeyneb'in de rivayetinin hüccet (delil) olmadığını Darekutn! söylemiştir. Bu bilgi Zevaid'den alınmıştır
  15. 504Mezide abdest almak gerekir. Menide ise ğusül gerekirAli [r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e mezi'nin hükmü soruldu. Kendileri şöyle cevap buyurdular: «Mezide abdest almak gerekir. Menide ise ğusül gerekir.» Açıklama Hadis, Buhari, Müslim, Ebu Davud. Tirmizi ve Beyhaki tarafından kısa ve uzun metinler halinde rivayet edilmiştir. Tirmizi. hadisin hasen-sahih olduğunu beyan etmiştir. Mezi'nin hükmünü soran zat Mikdad bin Esved olabilir. Çünkü 505 nolu nolu rivayette görüldüğü gibi bazı rivayetlerde onun bu soruyu sorduğu belirtiliyor. Nesai'nin bir rivayetinde Ammar bin Yasir'in bu soruyu sorduğu ifade edilmiştir. Abdürrazzak'ın Aiş bin Enes'ten rivayet ettiğine göre Ali, Mikdad ve Ammar (r.anhum). mezi'nin hükmünü kendi aralarında müzakere ettiler. Bu arada Ali (r.a.) : "Benden çok mezi gelir. İkiniz mezi'nin hükmünü Nebi (s.a.v.)'e sorun, dedi. .. Ebu Davud'un bir rivayetine göre, Hz. Ali (r.a.) şahsen Peygamber (s.a.v.)'e sormuştur. İbn-i Hibban, rivayetler arasında görülen bu ihtilafı şöyle kaldırmıştır: Hz. Ali (r.a.). bu sorunun Resulullah'a sorulmasını önce Ammar'dan istemiş, daha soiıra:Mikdad'dan istemiş ve bilahare kendisi de şahsen sormuştur: Hafız İbn-i Hacer ise şöyle söyler: İbn-i Hibban'ın mezkur yorumu güzeldir. Ancak, bazı rivayetlerde Hz. Ali (r.a.)'in Peygamber'in damadı olduğu için: "Ben bunu Resulullah'a sormaktan haya ederim," dediği sabittir. Yoruma göre bilahare şahsen sorması bu sözüne ters düşer. Bu nedenle Hz. Ali (r.a.)'in şahsen sorduğuna dair rivayeti mecazi manaya yorumlamak gerekir. Yani, kendisi sordurduğu için o sormuş gibi olur
  16. 505Biriniz meziyi bulduğu zaman tenasül uzvuna su serpsin. (Ravi dedi ki, yani tenasül uzvunu yıkasın) ve abdest…Mikdad bin El-Esved (r.a.')den rivayet edildiğine göre kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e şunu sormuştur: Adam, hanımına yaklaşır (yani, cinsi münasebet yapmadan oynaşır) ve bunun neticesinde meni çıkmaz (sadece mezi çıkarsa) kişinin ne yapması gerekir? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle cevap buyurdu: «Biriniz meziyi bulduğu zaman tenasül uzvuna su serpsin. (Ravi dedi ki, yani tenasül uzvunu yıkasın) ve abdest alsın.» Diğer tahric: ; Malik, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud , Tahavi ve Beyhaki uzun ve kısa metinler halinde. Açıklama Ebu Davud'un rivayet ettiği metin mealen şöyledir: «Mikdad bin EI-Esved (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Ali bin Ebi Talib r.a. kendisinin Resulullah s.a.v.'e: Adam, hanımına yaklaştığı ve kendisinden mezi çıktığı zamaı} ne yapması gerekir ... sorusunu sormasını istedi ve : Resulullah s.a.v.'in kızı benim yanımdadır. Ben, bu soruyu O'na sormaktan haya ederim, dedi. Mikdad dedi ki: Bunun üzerine Ben Resulullah s.a.v.'e sordum. Şöyle cevap buyurdular: «Biriniz mezi bulduğu zaman, tenasül uzvuna su serpsin (yıkasın) ve namaz için olan normal abdestini alsın." BU HADİSTEN ÇIKARILAN FIKHİ HÜKÜMLER : 1)- Kişi, ailesinin yakınlarına karşı edepli davranmalıdır ve utanç verici sözleri onların huzurunda sarfetmemelidir. 2)- Kişi, hanımının akrabaları huzurunda şehvetle ilgili bir şey anlatmamalıdır. 3)- Mezi, abdest almayı gerektirir, Gusül gerektirmez. 4)- Fetvayı başkasının aracılığıyla sormak caizdir. 5)- Kişi, Din ile ilgili hükümleri sormalıdır. 6)- Kendisine soru sorulan zat, bildiği cevabı esirgememelidix:
  17. 506Mezi'den dolayı yalnız abdest almak sana kafidirSehl bin Hüneyf (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Ben, meziden dolayı meşakkat ve güçlüğe uğrayıp, çok boy ab-desti alırdım. Nihayet (durumu) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordum. Buyurdular ki: «Mezi'den dolayı yalnız abdest almak sana kafidir.» Ben: Ya Resulallah! Elbiseme dokunan mezi nasıl olacak? diye sordum. Buyurdular ki: «Sen'in elbisenden mezinin dokunduğunu gördüğün yere serpmen (yıkaman) için sana bir avuç su kafidir.» Açıklama Tirmizi bu hadisi rivayet ederek hasen-sahih olduğunu belirtmiştir. Ebu Davud da rivayet etmiştir. EI-Menhel yazarı hadisin açıklamasıyla ilgili olarak şöyle der: Sehl bin Huneyf'in Resulullah (s.a.v.)'e müracaat etmeden önceki zamanda mezi'nin çıktığı her defa için boy abdestini alması, kendi içtihadına dayalı idi. Sık sık mezi görmesi ve her defası için boy abdesti alması onun güçlük ve meşakkat duymasına sebep olmuştur. Hadiste geçen Nadh, kelimesinin lügat manası su serpmektir. Nevevi: «Hadiste geçen bu kelimenin manası yıkamaktır. Çünkü diğer bir rivayette «Ğasl = yıkama kelimesi geçer. Nadh, kelimesi, lugatta yıkamak anlamını da taşır. Bu nedenle kelimeyi burada yıkamak manasına almak zorunludur, demiştir.' Tirmizi şöyle der: «Elbiseye dokunan mezi hakkında alimler ihtilaf etmiştirdir. Bazıları: Dokunulan yerin yıkanması gereklidir. Oraya su serpmek kafi değildir, demişlerdir. Şafii ve İshak'ın kavli budur. Diğer bir kısım alimler: Dokunulan yere Su serpmek kafidir, demişlerdir. Ahmed de: Oraya su serpmenin" kafi geldiğini umarım, demiştir." Menhel yazarı bu nakillerden sonra şöyle der: ''Hak, Cumhur'un dediği gibi 'Nadh'tan muradın yıkamak olması ve su serpmenin yeterli olmayışıdır.'' En-Neyi yazarı: «Alimler, mezinin necis sayıldığı hususunda ittifak etmişlerdir. İmamiye mezhebine mensub bazı şahıslar hariç kimse muhalefet etmemiştir," der. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1)- Şer'i hükmü bilmeyen kişi, bilene baş vurmalıdır. 2)- Başvurulan kişi, bildiği takdirde şer'i hükmü açıklamalıdır. 3)- Mezi ğusül gerektirmeyip, abdesti gerektirir. 4)- Mezi'nin dokunduğu yeri yıkamak gerekir. Oraya az su serprnek yetmez
  18. 507Ubey (r.a.) : Evet, dedi(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi beraberinde Hz. Ömer (r.a.) olduğu halde Ubey bin Ka*b (r.a.)'e varmıştır. Ubey (r.a.), onlarla (görüşmeye) çıkınca: Ben mezi buldum. Bunun üzerine tenasül uzvumu yıkayıp, abdest aldım, dedi. O'nun bu konuşması üzerine Ömer (r.a.) O*na: Abdest almak kafi midir? diye sordu. Ubey: Evet deyince Ömer (r.a.) O'na: Sen abdestin kafi olduğunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittin mi? diye sordu. Ubey (r.a.) : Evet, dedi.» Not: Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de mevcuttur
  19. 508Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gece uykudan kalkıp helaya girdi. Kaza-i hacet ettikten sonra çıkıp…İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) gece uykudan kalkıp helaya girdi. Kaza-i hacet ettikten sonra çıkıp yüzünü ve bileklerine kadar ellerini yıkadı. Sonra uyudu.» Açıklama Müellif, İbn-i Abbas'tan rivayet ettiği bu hadis için iki sened zikretmiştir. Birinci senedde belirtildiğine göre, ravilerden Veki'demiş ki: Ben, Süfyan'ın Zaide b. Kudame'ye: Ey Ebu's-Salt! Uyumak için abdest almak hakkında bir şey işittin mi? diye sorduğunu ve Zaide'nin: Bize Seleme bin Kuheyl, Kureyb'den O da İbn-i Abbas'tan şöyle rivayet etti, diye cevap verdiğini işittim. İkinci senedde de ravilerden Bukeyr demiş ki: Ben Kureyb ile görüştüm. Kendisi İbn-i Abbas'ın Peygamber'den rivayetle şu hadisini bana anlattı. .. Sindi diyor ki: Musannifin maksadı uyumak için abdest almanın mendub olduğunu bildirmektir. Söz konusu abdest hakkında sahih hadisler vardır. İbn-i Abbas'ın. hadisi, uyumak için kafi olan abdest miktarını beyan eder. Musannifin bu istinbatı gariptir. Buna göre cünüp kişi, ğusül etmeden uyumak istediği zaman hadislerle alması istenen abdestin de böyle yorumlanması mümkündür. Fakat, cünüple ilgili olarak istenen abdeste ait hadiste bu yoruma engel vardır. Sindi'nin, Musannifin istinbatını garipsemesinin nedeni .görüldüğü gibi İbn-i Abbas'ın hadisinde Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in yalnız ellerini ve yüzünü yıkadığı bildiriliyor. Oysa bu, şer'i abdest sayılamaz. Diğer taraftan Buhari ve Müslim'de Bera' bin Azib'den rivayet edilen hadiste Resul-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: ''Yatağına varmak istediğin zaman namaz abdesti gibi abdest al..'' Mendub olan şey, yalnız el ve yüzü yıkamak değil, namaz abdesti gibi tam abdest almaktır. Müellifin rivayetine göre elleri ve yüzü yıkamaya 'Vudu'' = abdest denmesi ile şer'i abdest değil, kelimenin lugat manası olan temizlenme kasdedilmiştir
  20. 509Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), her (farz) namaz için abdest alırdı. Biz de bütün (farz) namazları…Enes bin Malik (r.a.j'dea rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : «Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem), her (farz) namaz için abdest alırdı. Biz de bütün (farz) namazları bir abdestle kılardık.» Diğer tahric: Buhari. Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, Beyhaki ve Tahavi Açıklama Bu hadisin hasen-sahih,olduğunu Tirmizi belirtmiştir. EI-Menhel yazarı, hadisin açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki malumatı vermiştir: «Hadisteki namaz'dan maksad farz namazıdır. Peygamber (s.a.v.)'in abdestli olsun olmasın her farz namaz için abdesti tazelediği Tirmizi'nin rivayetinde belirtilmiştir. Resulullah (s.a.v.) ekseriyetle abdest tazelerdi. Bazen de iki veya daha çok farz namazı bir abdestIe kılardı. Nitekim 510 ve 511 nolu hadislerde bu durum belirtilmiştir. Buhari'nin Süveyd bin Numan'dan rivayet ettiği hadiste (492.de) belirtildiği gibi Hayber savaşına gidildiğinde Sahba: denilen mevkide konaklanıp Resulullah (s.a.v.), ikindi namazını kıldırmış ve namazdan sonra yemek yenmiştir. Akşam namazı vakti girince Resulullah (s.a.v.), abdest almadan 've (yemek yediğinden dolayı) ağzını çalkalayıp akşam namazını kıldırmıştır. Bazıları: Peygamber'in müstahab olmak üzere her farz namaz için abdest aldığı, sonra, bunun vacib olduğunun sanılmasından endişelendiğinden dolayı bu adete muhalefetle caizliğini beyan mahiyetinde bir kaç farz namazı bir abdestle kılmış olması muhtemeldir, demişlerdir. Diğer bir kısım alimler de : Muhtemelen her farz namaz için abdest almak yalnız Peygamber için vacip idi. Bilahare fetih günü Büreyde'nin (510 nolu) hadisiyle bu vücub neshedilmiştir, demişlerdir. Bu takdirde nesih durumu Mekke fethinden daha önce vuku bulmuştur. Çünkü yukarıda işaret edilen Süveyd bin Numan'ın hadisinde anlatıldığı gibi Hayber seferinde Nebimiz bir abdestle ikindi ve akşam namazını kılmıştır. Hayber seferi ise Mekke fethinden bir süre öncedir. Şöyle demek de mümkündür: Enes'in verdiği haber kendisinin muttali olduğu duruma münhasırdır. O'nun bilmediğı durum da olmuş olabilir. Hadisin: "Biz de bütün (farz) namazları bir abdestle kılardık.» parçasından murad, bir günlük farz namazıardır. Sahabiler, bazen böyle yaparlardı. Ama devamlı olarak böyle yaptıkları kasdedilmemiştir. Çünkü fazileti kazanmak üzere onların her namaz için abdest aldıkları sabittir. BİR ABDESTLE BİRDEN FAZLA FARZ NAMAZIN KILINIP KILINMAYACAĞI HUSUSUNDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ " Şii ve Zahiriye mezhebierine mensub bir taife: Mukim olan kimselerin her farz namaz için abdest alması gerekir. yolcular için bu mecburiyet yoktur, demişlerdir. İbn-i Ömer, Ebu Musa, Cabir bin Abdillah, Ubeyde Es-Selmani, Ebu'l-Aliye, Said bin Müseyyeb, İbrahim, Hasan ve Amr bin Ubeyd gibi bazı alimler: Kişi mukim olsun, misafir olsun, abdestli olsun olmasın her farz namaz için abdest almak mecburiyetindedir, demişlerdir. Nevevi. Müslim'in şerhinde şöyle der: Ebu Ca'fer Et-Tahavi ve Ebu'l-Hasan bin Battal, alimlerden bir taifenin: Abdestli olunsa bile kişinin her farz namaz için abdest alması vaciptir, dediklerini ve delil olarak, abdest hakkındaki Maide suresinin şu mealdeki ayetini gösterdiklerini nakletmişlerdir : "Ey Mu'minler! Namaza durmak istediğiniz zaman yüzlerinizi ve dirseklerle beraber kollarınızı yıkayınız, başlarınızı meshedin ve topuklarla beraber ayaklarınızı yıkayınız ... " Nevevi. sözlerine devamla: Ben, bu mezhebin sıhhatli olarak kimseden sabit olduğunu sanmam. Söz konusu alimlerin her farz namaz için abdest tazeIemenin müstahab olduğunu kasdetmiş olmalarını umarım. Bize İbrahim En-Nehai'nin bir abdestle beşten fazla namaz kılmadığı rivayet edilmiştir.' Hanefi. Şafii. Maliki ve Hanbeli mezhebIerine mensub alimler ile hadis alimlerinin çoğu ve diğer alimlerin görüşü şudur ki; Abdest bozulmadıkça yeniden abdest almak zorunluluğu söz konusu değildir. Bunların elinde delil olarak sahih hadisler mevcuttur. Örneğin; Buhari'de rivayet olunan Süveyd b. Numan'ın hadisi, Müslim hariç Kütübi Sitte sahiplerinin rivayet ettiği Enes bin Malik'in hadisi, Buhari hariç diğer Kütübi Sitte sahiplerinin rivayet ettikleri Büreyde'nin hadisi. .. Bunların anlamını taşıyan diğer hadislerden bahsetmek gerekirse mesela; Arefe ve Müzdelife'de iki farz namazı cem etmeye ait hadis, yolculuk halinde yine iki farz namazın cem'ine ait hadis, Hendek günü kazaya kalan farz namazları cem etmeye ait hadisler gösterilebilir. Yukarıdaki meali alınan abdeste ait ayete gelince, bundan maksad şudur: «Ey Mu'minler! Siz abdestsiz iken namaza durmak istediğiniz zaman ... » Darimi, ayetin bu şekilde yorumlanmasına delil olarak şu hadisi göstermiştir: "Abdestsizlik halinden başka hiç bir şeyden dolayı abdest almak zorunluğu yoktur.» Şafii de görüştüğü alimlerin ayeti şöyle yorumladıklarını anlatmıştır: "Ey Mu'minler! Uykudan kalkarak namaza durmak istediğiniz zaman ... » Zemahşeri de. şöyle der: Eğer sen desen ki, ayetin zahirine göre abdestsiz olsun olmasın namaza durmak isteyen herkesin abdest alması gerekir. Bunun yorumu nasıldır? Biz, şöyle cevaplarız: Ayetteki emrin vucub için olması muhtemeldir. Bu takdirde ayetin muhatabları yalnız abdestsiz olanlardır. Eğer ayetteki emir mendupluk için ise mesele açıktır. Yani, abdestli olsun, olmasın kişi namaza durmak istediği zaman yeniden abdest almalıdır. Bu onun için daha sevaptır. Tahavi de demiştir ki: . Büreyde'nin hadisinde rivayet olunduğu gibi Peygamber'in her farz namaz için abdest almasının sebebi, böyle yapması kendisine vacib olduğu için değil, daha çok sevap kazanması için olabilir. Enes bin Malik'ten rivayet olunan şu mealdeki hadis de bizim görüşümüzü te'yid eder. Şöyle ki; Amr bin Amir'den rivayet edildiğine göre Enes bin Malik şöyle demiştir: «Resulullah (s.a.v.)'e abdest suyu getirildi ve kendisi abdest aldı. Ben Enes'e: Resulullah (s.a.v.) her farz namaz için abdest alır mıydı? diye sorunca; evet, diye cevap vHdi. Bunun üzerine, Ben O'na: Ya siz? diye sordum. Enes şöyle dedi: Biz birkaç farz namazı bir abdestle kılardık.» Burada görüldüğü gibi Enes r.a.'in, Resul-i Ekrem'in fiilini bildiği ve buna uymayı farz telakki etmediği meydandadır. Çünkü, eğer Resul-i Ekrem s.a.v.'in bu fiili fazla fazilet kazanması maksadıyla olmayıp mecburiyet nedeniyle olmuş olsaydı ne Enes'in, ne de başkasının O'na muhalefet etmeleri düşünülemez