İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sünen-i İbni Mace

hadis
4.317
bölüm
38

Bölümler

38

Tüm hadisler

63 / 216
  1. 1253Şeytan'ın iki boynuzu güneşle beraber doğarEbu Abdillah es-Sunabihi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Şüphesiz güneş, şeytan'ın iki boynuzu arasında doğar." (Yahut buyurdu ki: «Şeytan'ın iki boynuzu güneşle beraber doğar.») Güneş yükselince şeytan ondan ayrılır. Güneş sema'nın ortasında olunca şeytan güneşle beraber olur. Güneş batıya yönelince (yahut buyurduki: «ayrılınca») şeytan güneşten ayrılır. Güneş guruba yaklaşınca şeytan onunla beraber olur. Güneş batınca şeytan ondan ayrılır. Bunun için bu üç saatte namaz kılmayınız» Not: İsnadının mürsel ve ricalinin sika olduğu Zevuid'de bildirilmiştir
  2. 1254Ey Abdi Menaf oğulları! Gece ve gündüzün herhangi bir saatinde bu beyti (Ka'be'yi) tavaf eden ve namaz kılan…Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ey Abdi Menaf oğulları! Gece ve gündüzün herhangi bir saatinde bu beyti (Ka'be'yi) tavaf eden ve namaz kılan hiç kimseye mani olmayınız.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Şafii, Ahmed, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibban, Darekutni ve Beyhaki
  3. 1255Namazı vaktinden sonra kılan cemaatlara yetişmeniz umulur. Eğer onlara yetişirseniz, bildiğiniz vakitte…Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Namazı vaktinden sonra kılan cemaatlara yetişmeniz umulur. Eğer onlara yetişirseniz, bildiğiniz vakitte evlerinizde namazınızı kılınız. Sonra onlarla (tekrar) kılınız ve onlarla kıldığınızı nafile yapınız.» Diğer tahric: Bu hadis’in benzerini Buhari, Müslinı, Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 1257’de
  4. 1256Sen namazını vaktinde kıl. Eğer imam, cemaata vaktinde namaz kıldırırken sen ona yetişirsen namazını onlarla…Ebu Zer' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Sen namazını vaktinde kıl. Eğer imam, cemaata vaktinde namaz kıldırırken sen ona yetişirsen namazını onlarla beraber kıl. Bu durumda sen (vaktinde ve cemaatla) namazını kılmış olursun. Eğer böyle olmazsa, (yani imam vaktinden sonra cemaata kıldıracaksa, sen vaktinde namazını kıl. Sonra onlarla da kıl.) artık onlarla (tekrar) kıldığın namaz senin için nafiledir.» Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud Tirmizi, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmiştir. Buradaki metin kısa oldugu için parentez içi ifadelerle, kasdedilen manayı anlatmaya çalıştım. Ebu Davud'un rivayetinde efendimiz'e ait metin şöyledir: ''...Sen namazını vaktinde kıl. Sonra onlarla beraber kılmaya yetişirsen (tekrar) kıl. Çünkü onlarla kıldığın, senin için bir nafiledir.''. Açıklaması: 1257’de
  5. 1257Bazı işlerle meşgul olup namazı vaktinden geciktiren bir takım emirler olacaktır. (Siz namazınızı vaktinde…Ubade b. es-Samit (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurmuştur: «Bazı işlerle meşgul olup namazı vaktinden geciktiren bir takım emirler olacaktır. (Siz namazınızı vaktinde kılınız ve) onlarla beraber kıldığınız namazınızı nafile yapınız.» Diğer tahric: Bu Hadis'in benzerini Ebu Davud ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. Açıklama Ebu Davud'un rivayetinde efendimizin buyruğundan itibaren metin mealen şöyledir: «Şüphesiz benden sonra başınızda öyle emirler olacak ki bazı şeylerle meşguliyetleri yüzünden namazı vaktinde kılmayacaklar ve nihayet namaz vakti çıkmış olacaktır. O zaman siz namazınızı vaktinde kılınız.» Bir adam: Ya Resulallah onlarla beraber (tekrar) kılayım mı? diye sordu. Efendimiz: «Evet. Eğer dilersen.» buyurdu. Bu babtaki hadislerde geçen: "Namaz vaktinden" maksat ihtiyar vaktidir. Sıhhat vakti değildir. Yani namazı geciktirmektir. Tamamen vakti çıkıncaya kadar kılmamak ve kazaya bırakmak değildir. 'Namaz' Kitabının birinci babında 5 vakit namazın fazilet vakti, ihtiyar vakti ve sıhhat vaktinin bulunduğu ve en makbulünün fazilet vaktinde, hiç olmazsa ihtiyar vaktinde namaz kılmanın ve daha sonraya bırakmamanın önemi anlatılmıştır. Nevevi: 'Bu hadislerde geçen te'hirden (geciktirmekten) maksat, namazı büsbütün vaktinden çıkarmak değil, ihtiyar (vaktin ortasındaki serbest) vaktinden sonraya bırakmaktır. Çünkü mütekaddimin (ilk dönem) ve müteahhirin (son dönem) emirlerden nakledilmiş olan durum, bazı emirlerin namazı ihtiyar vaktinden sonraya (vaktin sonuna) bırakmalarıdır. Hiç bir emirin namazı, vaktinden çıkardığı yani kazaya bıraktığı naklolunmamıştır. Şu halde bu hadisleri vuku bulmuş olan duruma uygun yorumlamak gerekir,' demiştir. El-Ayni; bu yoruma itiraz ederek: Fasık halifelerin ve zalim sultanların değil, namazı kazaya bırakmak, büsbütün namazı terkettikleri bir gerçektir, demiştir. Bence Nevevi'nin yorumu uygundur. Çünkü hadislerde, bazı emirlerin namazı vaktinden çıkararak kıldıracakları bildiriliyor ve ferdIerin evlerinde vaktinde namaz kıldıktan sonra onlarla beraber tekrar kılmaları uygun görülüyor. Demek ki hadislerde durumları anlatılan emirler namazı büsbütün bırakanlar değil, geciktirenlerdir. Namazları tamamen vaktinden çıkararak bunları cemaatla beraber ve kaza durumunda kılmayı itiyad haline getirmiş olan emirler bilinmediğine göre tehirden maksat, ihtiyar vaktinden çıkarmak olmalıdır. İmam namazları ihtiyar vaktinden çıkardığı takdirde ferdIerin ihtiyar vaktinde namaz kılmaları ve sonra cemaatla tekrar o namazı kılmalarının hikmeti vaktin faziletini kazanmak, cemaata muhalefet etmemek, Ulu'l-emre karşı gelmemek ve müslümanlar arasında bulunması gerekli birliği zedelememektir. Hadisler, ilk namazın farz yerine geçtiğini ve ikinci kez kılınan namazın nafile hükmünde olduğunu açıkça belirtirler. Cumhurun kavli de budur. Malikiler'in meşhur kavline göre kişi, hangisini kabul buyuracağını Allah Teala'ya bırakarak ikinci defa namaza durur. Hadislerdeki hüküm umumidir. Yani sabah ve ikindi namazı da bu hükme dahildir. Sabah ve ikindi namazlarından sonra namaz kılmanın yasaklığına ait 147. babtaki hadisler, bu babtaki hadislerle hususileştirilmiştir. Yani bu hüküm müstesnadır. Hanefiler, sabah ve ikindi namazı tekrar kılınamaz. 147. babtaki hadisler, tekrar kılmaya manidir, demişlerdir. Onlara göre akşam farzı tekrar kılındığında imam selam verince kişi bir rek'at daha ekler. Çünkü tek rek'atlı nafile yoktur. Malikiler ve Hanbeliler de: Üç rek'atlı nafile olmadığını ve kılınan ikinci namazın nafile olması ihtimalini gerekçe göstererek akşam namazı ikinci kez kılınmaz, demişlerdir . HADİSİ'N FIKIH YÖNÜ : 1. İmam, namazı müstehab vaktinden tehir ettiği zaman, kişilerin fazilet veya ihtiyar vaktinde münferiden namazlarını kılmaları ve cemaat faziletini kazanmak için ikinci kez imamla beraber kılmaları matlubtur. 2. Günah olmayan hususlarda ulu'l-emre itaat etmek matlubtur. Özellikle tefrika ve fitne çıkacak işlerden kaçınmalıdır. 3. Namazlarda fazilet vaktine ve cemaata önem verilmelidir. 4. Namazı ihtiyar vaktinden geciktirmek fena derecesinde kötüdür. 5. Hadisler efendimizin mucizesini ihtiva eder. Çünkü Emeviler devrinden bu zamana kadar geçen sürede bazı meşguliyetler dolayısıyla namazları ihtiyar vaktinden çıkaran birçok emirlere (yöneticilere) rastlanmıştır
  6. 1258İmam bir grubla namaza başlar, birlikte bir secde (rekat) kıIarlar. Bir grup da namaza duranlar ile düşman…(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) salat-ı havf hakkında şöyle buyurdu, demiştir: «İmam bir grubla namaza başlar, birlikte bir secde (rekat) kıIarlar. Bir grup da namaza duranlar ile düşman arasında bulunur. Sonra emirle beraber bir rek'at kılmış olanlar gidip düşmana karşı (bekliyen ve) henüz namaz kılmamış olanların yerinde bulunacak. Bu defa namaz kılmamış olan grup gelip emirleri ile beraber bir secde (rek'at) kılacaklar. Sonra emir, kendi namazını bitirmiş olarak çıkıp gidecek ve her grup kendi kendine kalan bir rek'ati kılacaktır. Eğer daha şiddetli bir korku varsa herkes kendi kendine yaya veya binici olarak namaz kılacaktır.» Ravi demiştir ki: Secde ile rek'at kastediyor." Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Tahavi ve Beyhaki de bunu benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
  7. 1259İmam kıble'ye doğru namaza durur. Cemaattan bir grup da onunla beraber durur. Diğer grup düşmana karşı ve…Sehl bin Ebi Hasme (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; salat-ı havf (korku namazı) hakkında şöyle demiştir : İmam kıble'ye doğru namaza durur. Cemaattan bir grup da onunla beraber durur. Diğer grup düşmana karşı ve yüzleri namaz kılanlara dönük olarak bekler. İmam, namaza duranlara bir rekat kıldırdıktan sonra bunlar kendi kendilerine rüku' eder, secdelerini aynı yerde yapıp (namazlarını bitirdikten) sonra düşmana karşı bekliyenlerin yerine giderler ve oradakiler gelir. İmam gelenlere bir rekat kıldırır ve birlikte iki secde ederler. Artık namaz imam için iki ıek'at olmuş olur, gelenler için de bir rekat olmuş olur. Sonra bunlar bir rek'at daha kılar ve secdelerini yaparlar. Muhammed bin Beşşar demiştir ki -. Ben bu hadisi Yahya bin Said el-Kattan'a sordum. Yahya bana Şu'be'den (rivayet etti.) O da Abdurrahman bin el-Kasım'dan (rivayet etti), O da babasından (rivayet etti), O da Salih bin Havvat'tan (rivayet etti), O da Sehl bin Ebi Hasme'den (rivayet etti.), O da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den Yahya bin Said (el-Ensari)'nin hadisinin mislini rivayet etti. Muhammed bin Beşşar demiştir ki: Yahya bin Said el Kattan bana dedi ki: Şu'be'nin hadisini Yahya bin Said el-Ensari'nin hadisinin yanına yazıver. Een Şu'be'nin hadisini hıfzetmiş değilim. Lakin Yahya'nın hadisinin mislidir." Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, Beyhaki, Darekutni ve Tahavi benzer lafızlarla ve çeşitli senedlerle rivayet etmişlerdir
  8. 1260Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına salat-ı Havf'ı kıldırdı. Bütün cemaatla birlikte rüku' ettikten…Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ashabına salat-ı Havf'ı kıldırdı. Bütün cemaatla birlikte rüku' ettikten sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Diğerleri ayaktaydılar. Efendimiz ikinci rekata kalkınca bekliyenler kendi kendilerine iki secde yaptılar. Sonra ön saf geriliyerek ikinci saf'ın yerinde durdu ve ikinci saftaki!er ilerliyerek ön saffın yerinde durdular. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hepsiyle rüku', etti. Daha sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve Onun arkasındaki saf secde ettiler. Başlarını secde'den kaldırınca diğerleri de secde ettiler. Cemaat'in tümü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber rüku' etmiş o!du. Ve her grup bir rek'at'in secdelerini kendi kendilerine yapmış oldular. Düşman Kıble yönündeydi. Not: Cabir (r.a.)'in bu hadisinin isnadının sahih olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
  9. 1261Şüphesiz, güneş ve ay hiç bir insanın ölümünden dolayı tutulmaz. Tutulduğunu gördüğünüz zamnn hemen kalkıp…Ebu Mes'ud (el-Ensari) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz, güneş ve ay hiç bir insanın ölümünden dolayı tutulmaz. Tutulduğunu gördüğünüz zamnn hemen kalkıp namaz kılınız.» Diğer tahric: Buhari ve Müslim
  10. 1262Bazı insanlar, güneş ve ay'ın ancak büyük bir adam'ın öiümü dolayısıyla tutulduğunu sanırlar. Halbuki öyle…Nu'man bin Beşir (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resuluilah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken güneş tutuldu. Efendimiz (evinden) endişeli ve ridasmi sürükliye sürükliye mescide geldi. Güneş açılıncaya kadar devamlı namaz kıldı. Sonra şöyle buyurdu : «Bazı insanlar, güneş ve ay'ın ancak büyük bir adam'ın öiümü dolayısıyla tutulduğunu sanırlar. Halbuki öyle değildir. Şüphesiz güneş ve ay ne kimsenin ölümü ne de kimsenin hayatı için tutulur. Allah, yaratıklarından bir şeye baktığı zaman o şey Ona karşı huşu eder.»
  11. 1263Şüphesiz güneş ve ay, (azameti ilahiye'ye delalet eden) Allah'ın ayetlerinden iki ayettir. Hiç bir kimsenin…Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi w Sellem) hayattayken güneş, tutuldü. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescide çıkarak namaza durdu ve tekbir aldı. Cemaat da Onun arkasında saf oldular. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kıraatini uzun tuttu. Sonra tekbir alıp uzun bir rüku' yaptı. Sonra başını kaldırıp; سمع اللَّه لمن حمده. ربنا ولك الحمد [Semi’allahu limen hamideh Rabbena ve lekel hamd] dedi. Sonra ayakta durdu ve uzun kıraat yaptı. Bu kıraati ilk kıraatinden biraz az idi. Sonra tekbir alıp uzun bir rüku' yaptı. Bu rüku' ilk rüku'dan biraz kısa idi. Sonra (başını kaldırıp; سمع اللَّه لمن حمده. ربنا ولك الحمد [Semi’allahu limen hamideh Rabbena ve lekel hamd] dedi. Sonra son rek'atta bunun mislini yaptı. Böylece dört rüku' ve dört secdeyi tamamladı. Ve henüz namaz'dan çıkıp gitmeden önce güneş açıldı. Namaz'dan sonra kalkıp halka hutbe okudu. (Hutbede) Allah'a layık olduğu sözlerle hamd-ü sena ettikten sonra şöyle buyurdu : «Şüphesiz güneş ve ay, (azameti ilahiye'ye delalet eden) Allah'ın ayetlerinden iki ayettir. Hiç bir kimsenin ölümü veya hayatı dolayısıyla tutulmazlar. Siz, bunları tutulmuş iken gördüğünüz zaman namaza sığınınız.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebü Davüd, Nesai
  12. 1264Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (güneş tutulması nedeni ile) bize küsuf namazını kıldırdı. Namazda…Semure bin Cündüb (r.a.)'den; şüyle demişür : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (güneş tutulması nedeni ile) bize küsuf namazını kıldırdı. Namazda O'nun sesini işitmedik. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Beyhaki
  13. 1265Cennet bana o kadar yaklaştı ki ona cür'et etseydim size onun salkımlarından bir tanesini getirirdim…Ebu Bekir (r.a.)'in kızı Esma' (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bize Küsuf namazını kıldırdı, namaza durdu. Ayakta duruşu uzattı. Sonra rüku' etti rüku'u da uzattı. (Rüku'dan başını) kaldırıp doğruldu, ayaktaki duruşu uzattı. Sonra rüku' etti. Rükuu (yine) uzattı. (Rüku'dan başım) kaldırdı. Secde etti. Secdeyi (de) uzattı. (Secdeden başını) kaldırıp (tekrar) secde etti. Secdeyi (yine) uzattı. Sonra başını kaldırıp ayağa kalktı. Kıyamı uzun tuttu. Rükua vardı. Bunu da uzun tuttu. (Rüku'' dan başını) kaldırdı. Kıyamı (yine) uzattı. (Tekrar) rüku'a vardı, Rükuu (yine) uzattı. Sonra (başını) kaldırdı ve secdeye gitti. Secdeyi uzattı (Secdeden başın.) kaldırdı. Sonra (tekrar) uzun secde yaptı. Sonra (namazı tamamlayıp) döndükten sonra şöyle buyurdu: «Cennet bana o kadar yaklaştı ki ona cür'et etseydim size onun salkımlarından bir tanesini getirirdim. Cehennem ateşi de bana o kadar yaklaştı ki: Ey Rabbim! Ben de bunlar arasındayım' demeyi başladım.» Nafi' demiştir ki: Zannımca ibn-i Ebi Müleyke: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «Ve (cehennemde) bir kedinin tırmalayıp durduğu bir kadın gördüm. 'Buna ne oluyor?' diye sordum. Dediler ki: Bu kadın bu kediyi ölünceye kadar hapsetti. Ne ona yiyecek verdi, ne de yerin haşaratından bir şey yesin diye salıverdi.» Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Ahmed
  14. 1266İstiska'daki namazı (n durumunu) (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'a sormam için emirlerden birisi beni ona…İshak bin Abdilluh bin Kinane (r.a.)'den: şöyle demiştir : İstiska'daki namazı (n durumunu) (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'a sormam için emirlerden birisi beni ona gönderdi, (ishak gidip İbn-i Abbas (r.a.)'a sorunca) ibn-i Abbas (r.a.): O emirin şahsen bana sormasına ne engel var? dedikten sonra şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (istiska namazına) mütevazı, önemsiz giyimli, huşu içinde, yavaş yavaş yürüyerek ve boyun eğerek çıktı. Bayramda kıldırdığı gibi iki rek'at namaz kıldırdı. Ve şu (bayram ve Cumadaki) hutbeniz gibi hutbe okumadı. Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, Ahmed, Hakim, Darekutni, İbn-i Hibban ve Beyhaki de bunu benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
  15. 1267Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in istiska için musallaya çıktığını, orada Kıbleye dönüp ridasını…Abbad bin Temim"in amcası (Abdullah bin Zeyd bin Asım) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre : Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in istiska için musallaya çıktığını, orada Kıbleye dönüp ridasını çevirdiğini ve iki rek'at namaz kıldırdığını müşahede etmiştir. ... Abbad bin Temim'in amcasından bunun misli Nebi (Sallallahu Aleyhive Sellenı)'den rivayet edilmiştir. Süfyan'ın el-Mes'udi'den rivayet ettiğine göre' el-Mes'udi: Ben, Ebu Bekir bin Muhammed bin Amr (r.a.)'e: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ridasının yukarı tarafını mı aşağıya indirdi, yoksa ridasının sağ yanını mı sol cepkenine aldı? diye sordum. Ebu Bekir (r.a.): Hayır. Sağ yanını sol cepkenine aldı, diye cevap verdi, demiştir. Diğer tahric: Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi, Ahmed, Darekutni ve Beyhaki de bunu benzer lafızlarla rivayet etmiştir
  16. 1268Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at…Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün istiskaya çıktı. Bize ezansız ve ikametsiz olarak iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Ellerini kaldırarak ve yüzünü Kıbleye döndürerek Allah'a dua etti. Ridasını çevirdi, sağ yanı sol cepkeni ve sol yanı sağ cepkeni üzerine aldı. Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları, Zevaid'de bildirilmiştir
  17. 1269Allahım! Etrafımıza (yağsın). Üzerimize değilŞürahbil bin es-Sımt (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ka'b (r.a.): Ya Ka'b bin Mürre! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize hadis rivayet et. Ve (yanlış sözden) sakın, demiş; Ka'b (r.a.) şöyle demiştir: Bir adam. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Allah Teala'dan istiska et. (Yağmur dile) dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ellerini kaldırarak : "Allahım! Bize akibeti hayırlı, bol, umumi, acil, geç kalmayan, yararlı ve zararsız bir yağmur ver.» diye dua etti. Ravi demiştir ki: İkinci Cum'a namazını kılmadan evvel bol bol yağmurla ihya edildiler. Ravi demiştir ki: Sahabiler, (tekrar) O'na gelerek (bu defa) yağmurun fazlalığından şikayetçi oldular ve: Ya Resulallah! evler yıkıldı, dediler. Bunun üzerine Efendimiz: «Allahım! Etrafımıza (yağsın). Üzerimize değil» diye dua etti. Ravi demiştir ki: Bu dua üzerine bulut parçalanıp şehrin sağına ve soluna çekildi. Açıklaması: ve Tahric bilgisi: 1272’de
  18. 1270Allah'ım! Bize can kurtaran, akibeti hayırlı, umumi. bol, sırsıklam eden, acil ve gecikmesiz bir yağmur verİbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Bir a'rabi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: -Ya Resulallah! Sana öyle bir kavmin yanından geliyorum ki- kuraklık dolayısıyla çobanları hayvan gütmeye gitmez ve erkek develerinden hiç birisi kuyruğunu kaldırıp indiremez, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen minbere çıkarak Allah'a hamd ettikten sonra; «Allah'ım! Bize can kurtaran, akibeti hayırlı, umumi. bol, sırsıklam eden, acil ve gecikmesiz bir yağmur ver.» diye dua etti. Sonra minberden indi. Etraf'tan gelen herkes: (Bol yağmur ile) ihya edildik, dedi." Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. Açıklaması: ve Tahric bilgisi: 1272’de
  19. 1271Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur için dua etti. Ellerini öyle kaldırdı ki; Ben Onun koltuk…Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur için dua etti. Ellerini öyle kaldırdı ki; Ben Onun koltuk altlarının beyazını gördüm. (Veya bu beyazlık görüldü.) Ravi Mu'temir, bunun istiskada olduğunu sanırım, demiştir. Açıklaması: ve Tahric bilgisi: 1272’de
  20. 1272Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'de minber üzerinde yağmur duasını okurken ve henüz minberden…(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'de minber üzerinde yağmur duasını okurken ve henüz minberden inmeden Medine'deki bütün oluklar gürül gürül akarken ben mübarek yüzüne baka baka şairin; وأبيض يستسقى الغمام بوجهه * ثمال اليتامى، عصمة للأرامل sözünü defalarca hatırlamışımdır. Bu söz Ebu Talibe aittir." Açıklama Ka'b (r.a.)'ın hadisinin benzerini Buhari ve Ebu Davud, Enes (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Buhari ve Ebu Davud'un rivayetine göre: "Resulullah (s.a.v.) bir Cuma günü minber üzerinde hutbe okurken, bir adam ayakta dikilnek: Ya Resulallah! Hayvanlar helak oldu. Allah'a dua et. Bize yağmur versin, dedi. Bunun üzerine efendimiz ellerini kaldırarak yağmur için dua etti. Hava o esnada tamamen açıktı. Aniden bir rüzgar esti ve bulut görüldü. Biraz sonra toplanan buluttan bardaktan boşanırcasına bol bol yağmur yağmaya başladı. Bir hafta yağmur kesilmedi. Ertesi Cuma namazında yine Efendimiz hutbe okumak için ayağa kalkınca, bir adam ayağa kalkarak: Ya Resulallah evler yıkıldı. Yağmurun kesilmesi için Allah'a dua et, dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tebessüm ettikten sonra: ''Etrafımıza (yağsın). Üzerimize değil." dedi. Buluta baktım. Medine şehrinin etrafında halka haline geldi.' O rivayetlerde Nebi (s.a.v.)'in yaptığı duanın metni, burada olduğu gibi zikredilmemiştir. Buhari'nin rivayetinde Nebi (s.a.v.)'in; ''Allah'ım bize yağmur ver, AIlah'ım bize yağmur ver, Allah'ım bize yağmur ver.'' diye dua ettiği ifade edilmiş ve yağmurun kesilmesi için yaptığı dua, buradakinin aynısıdır. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisi zevaid türündendir. Bu hadisteki duanın benzerini Ebu Davud, Hakim ve Beyhaki, Cabir bin AbdiIIah (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisinin benzerini Buhari, Müslim ve Ebu Davud, Enes (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Abdullah bin Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari de rivayet etmiştir. İbn-i Abbas (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisleri, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in yağmur talebi için minber üzerinde dua ettiğine delalet ediyorlar. Buhari ve Ebu Davud'un Enes (r.a.)'den rivayet ettikleri hadis ise Cuma hutbesinde yağmur duasının meşruluğuna delalet eder Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi de yağmur için dua ederken Nebi (s.a.v.)'in ellerini koltuk altlarının beyazı görülünceye kadar kaldırdığına delildir. Bu babtaki hadisler, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in duasının derhal kabul olunduğunu ifade ediyorlar. Yağmur talebi için istiska'nın bir kaç türlü olabildiği, bu konuda rivayet olunan hadislerden anlaşılıyor. El-Menhel yazarı, bu çeşitleri şöyle sıralıyor: İstiska'nın en azı yağmur için dua, etmektir. Ortancası farz namazların arkasında. yağmur için dua etmektir. En mükemmeli, istiska niyetiyle iki rek'at namaz kılmak, iki hutbe okumak ve dua etmektir. Hutbeler namazdan önce veya, sonra olabilir. Çünkü her iki şeklin meşruluğuna delalet eden sahih rivayetler mevcuttur. Malikiler, Şafiiler, Hanbeliler ve alimlerin cumhuru önce namaz, sonra hutbe okumayı tercil1 etmiştir. Buhari ve Ebu Davud'un Enes (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre Resulullah (s.a.v.) yağmur duasında ellerini kaldırırken avuçlarının içini yere döndürmüştür. Bunun hikmeti, kuraklık ve sıkıntının bol yağmur ve genişliğe çevrilmesidir. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisinde anılan Ebu Talib'in beyti, Nebi (s.a.v.) hakkında söylediği 110 beyitlik bir medhiyyedendir. K astalani'nin Beyhaki'den naklen beyanına göre Beyhaki, Enes (r.a.)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bir a'rabi, Nebi (s.a.v.)'e gelerek: Ya Resulallah! Allah'a yemin ederim ki bizim ne inildiyebilecek bir devemiz kaldı, ne de bağırabilecek çocuğumuz, dedi. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.) kalkıp ridasını sürükliye sürükliye minbere çıktı ve Allah'tan yardım diledi... (bol bol yağmur gelmeye başlayınca) Nebi (s.a.v.): ''Eğer Ebu Talib hayatta olsaydı çok sevinirdi. Onun şiirini kim okuyabilir?'' buyurdu. Bunun üzerine Ali (r.a.) ayağa kalkıp: ''Ya Resulallah! Bana öyle geliyor ki Sen onun şu sözünü kastediyorsun, dedi ve mezkur beyti arkasındaki üç beyitle birlikte söyledi. " Bu beyit Ebu Talib tarafından Peygamberimiz üzerinde medhiye olarak yazılmış çok değerli bir kasidedendir. Ebu Talib bu kasideyi Mekke müşriklerinin Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e amansız husumet besledikleri ve inanan bir avuç müslüman'ı Onun çevresinden uzaklaştırmak için insanlık dışı hareketleri reva, gördükleri günlerde kaleme almıştır. Bu beytin manası şöyledir: 'O efendi beyazdır. Mübarek yüzü suyu hürmetine yağmur dilenir. Yetimlere yardımcı ve sığınaktır. Fakir dul kadınlar için güven kaynağıdır.' Şöyle bir soru hatıra gelebilir: Ebu Talib, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in istiskaya çıktığı zaman'a yetişmemişken Onun mübarek yüzü suyu hürmetine yağmur dileneceğini nereden bilmişti? Bilindiği gibi istiska, hicretten sonra meşru kılınmıştır. Ebu Talib ise hicretten önce Mekke'de ölmüştür. Bu sorunun cevabı şöyledir: İbn-i Asakir'in Celheme bin arfata'dan tahriç ettiğine göre Celheme şöyle söylemiştir: Mekke halkı kuraklIk ve sıkıntı çektiği esnada ben Mekke'ye vardım. Kureyş, Ebu Talib'e baş vurarak: Ya Eba Talib! Mekke çok kuru kaldı. Çoluk çocuklar perişan vaziyette. Gel de yağmur duasında bulun, dediler. Ebu Talib yağmur duasına çıktı. Beraberinde güneş gibi nurlu, gencecik bir erkek çocuğu vardı. (Peygamber Efendimizi, kastediyor.) Bu nurlu çocuğun çevresinde bir kaç çocuk daha vardı. Ebu Talib bu çocuğun kolundan tutup Ka'be'nin yanına vardı ve Onun sırtını Ka'be'ye dayadı. Çocuk dua etmeye başladı. O esnada hava tamamen açık idi. Birden bire şurada burada bıılutlar görülmeye başladı ve sırsıklam edici bir yağmur yağdı. Mekke dereleri sularla taştı. Ebu Talib, bunun hakkında sözkonusu beyt'i söyledi. İbn-i Ömer (r.a.) bu hadiste diyor ki: Peygamber (s.a.v.) Medine de minber üzerinde yağmur duasını edip henüz minberden inmeden bütün oluklar yağmurla dolup taşarken defalarca şairin bu beytini yad ede durdum