İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 15

Hac Kitabı

595 hadis · No. 2791–3397

Sayfa 5 / 30Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2872

    Beş nevi hayvan vardır ki, bunları öldürmekde İhrâmlıya günâh yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer (Radiyallahû anhüma)'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Beş nevi hayvan vardır ki, bunları öldürmekde İhrâmlıya günâh yoktur: Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek.» buyurdular

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الدَّوَابِّ لَيْسَ عَلَى الْمُحْرِمِ فِي قَتْلِهِنَّ جُنَاحٌ الْغُرَابُ وَالْحِدَأَةُ وَالْعَقْرَبُ وَالْفَارَةُ وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 2873

    (Bunlar): Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek (tir)

    Türkçe meal

    Bize Hârûn b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Bekr rivayet eyledi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. Dedi ki: — Nâfi'e: İbni Ömer'den, ihrâmlı bir kimseye ne gibi hayvanları öldürmeyi helâl gördüğünü işittin? diye sordum. Nâfi' bana şu cevâbı verdi: — Abdullah (Dediki): Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i — Beş nevi hayvan vardır kî, onları öldürene, öldürdüğünden dolayı bir günah yoktur. (Bunlar): Karga, çaylak, akreb, fare ve kuduz köpek (tir)» buyururken işittim

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ قُلْتُ لِنَافِعٍ مَاذَا سَمِعْتَ ابْنَ عُمَرَ، يُحِلُّ لِلْحَرَامِ قَتْلَهُ مِنَ الدَّوَابِّ فَقَالَ لِي نَافِعٌ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الدَّوَابِّ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ قَتَلَهُنَّ فِي قَتْلِهِنَّ الْغُرَابُ وَالْحِدَأَةُ وَالْعَقْرَبُ وَالْفَارَةُ وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 2874

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim

    Türkçe meal

    Bize bu hadisi Kuteybe ile İbni Rumh dahi Leys b. Sa'd'dan rivayet ettiler. H. Bize Şeybân b. Ferrûh da rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr yâni İbni Hâzim rivayet etti. Bunların ikisi de Nâfi'den rivayet etmişler. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyü'bnü Müshir rivayet eyledi. H, Bize îbni Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Bu râvîler toptan Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bana Ebû Kâmil dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb rivayet etti. H. Bize Îbnü'l-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd haber verdi. Bu râvilerin hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahu anh)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Mâlik ile îbni Cüreyc'in hadîsleri gibi rivayette bulunmuş; ve hiçbirisi Nâfi'den, o da Îbni Ömer (Radiyallahü anhüma) dan naklen onun: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim.» dediğini söylememişlerdir. Yalnız İbni Cüreyc tek başına istisna teşkil etmiştir. Bu husûsda îbni îshâk dahî îbni Cüreyc'e tâbi' olmuştur

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، وَابْنُ، رُمْحٍ عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، - يَعْنِي ابْنَ حَازِمٍ - جَمِيعًا عَنْ نَافِعٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ، بْنُ مُسْهِرٍ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي جَمِيعًا، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَابْنِ جُرَيْجٍ وَلَمْ يَقُلْ أَحَدٌ مِنْهُمْ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ - رضى الله عنهما - سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ إِلاَّ ابْنُ جُرَيْجٍ وَحْدَهُ وَقَدْ تَابَعَ ابْنَ جُرَيْجٍ عَلَى ذَلِكَ ابْنُ إِسْحَاقَ ‏.‏

  4. Hadis no. 2875

    Beş çeşit hayvan vardır ki, onlardan Haremde öldürülenin katlinde günâh yoktur

    Türkçe meal

    Bana bu hadîsi Fadl b. Sehl dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. îshâk, Nâfi' ile Ubeydullan b. Abdillâh'dan, onlar da İbni Ömer (Radiyallahu anhüma)'dan naklen haber verdi. îbni Ömer: — Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Beş çeşit hayvan vardır ki, onlardan Haremde öldürülenin katlinde günâh yoktur.» buyururken işittim, demiş; ve yukarıki hadîsdekilerin mislini zikretmiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِيهِ فَضْلُ بْنُ سَهْلٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ نَافِعٍ، وَعُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ خَمْسٌ لاَ جُنَاحَ فِي قَتْلِ مَا قُتِلَ مِنْهُنَّ فِي الْحَرَمِ ‏"‏ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِهِ‏

  5. Hadis no. 2876

    Beş nevi hayvan vardır ki, bir kimse ihrâmlı olduğu halde bunları öldürürse kendisine onlardan dolayı hiçbir…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi), diğerleri (Bize rivayet etti) tabirlerini kullandılar. (Dediler ki) : Bize İsmail b. Ca'fer, Abdullah b. Dinar'dan naklen rivayet etti. O da Abdullah b. Ömer (Radiyallahû anhüma)'yı şöyle derken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Beş nevi hayvan vardır ki, bir kimse ihrâmlı olduğu halde bunları öldürürse kendisine onlardan dolayı hiçbir günah yoktur, (bu hayvanlar): akreb, fare, kuduz köpek, karga ve çaylacıktır.» buyurdular. Hadîsin lâfzı Yahya b. Yahya'ya âid'dir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ عُمَرَ - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَمْسٌ مَنْ قَتَلَهُنَّ وَهُوَ حَرَامٌ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْهِ فِيهِنَّ الْعَقْرَبُ وَالْفَارَةُ وَالْكَلْبُ الْعَقُورُ وَالْغُرَابُ وَالْحُدَيَّا ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى بْنِ يَحْيَى ‏.‏

  6. Hadis no. 2877

    Öyle ise traş ol da üç gün oruç tut! Yahut altı fakir doyur veya bir kurban kes!

    Türkçe meal

    Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd yâni İbni Zeyd, Eyyûb'dan rivayet etti. H. Bana Ebû'r-Rabî' rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb rivayet eti. (Dediki): Mücâhid'i, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ücra' (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ederken dinledim. Kâ'b Radiyallahu anh) şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye zamanında yanıma geldi. Ben, çömleğimin altına ateş yakıyordum. —Kavârirî çömleğimin, Ebû'r-Rabî' ise bunumun altına; dediler.— Yüzümden bitler saçılıyordu. (Bunu görünce) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — »Başının böcekleri sana eziyet veriyor mu?» diye sordu. Ben: — «Evet» cevâbını verdim. — «Öyle ise traş ol da üç gün oruç tut! Yahut altı fakir doyur veya bir kurban kes!» buyurdular. Eyyûb: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunların hangisinden başladığını bilemiyorum.» demiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، بْنِ أَبِي لَيْلَى عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ أَتَى عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ وَأَنَا أُوقِدُ تَحْتَ - قَالَ الْقْوَارِيرِيُّ قِدْرٍ لِي ‏.‏ وَقَالَ أَبُو الرَّبِيعِ بُرْمَةٍ لِي - وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي فَقَالَ ‏"‏ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّ رَأْسِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاحْلِقْ وَصُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوْ أَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِينَ أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَيُّوبُ فَلاَ أَدْرِي بِأَىِّ ذَلِكَ بَدَأَ ‏.‏

  7. Hadis no. 2878

    Bana Alîyyu'bnü Hucr Es-Sa'dî ile Züheyr b. Harb ve Yakûb b. İbrâhîm toptan İbni Uleyye'den, o da Eyyûb'dan…

    Türkçe meal

    Bana Alîyyu'bnü Hucr Es-Sa'dî ile Züheyr b. Harb ve Yakûb b. İbrâhîm toptan İbni Uleyye'den, o da Eyyûb'dan bu isnâdda bu hadlsİn mislini rivayet ettiler

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ السَّعْدِيُّ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَيَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، عَنْ أَيُّوبَ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏

  8. Hadis no. 2879

    Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan bir fidye…

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiyy, İbnî Avn'dan, o da Mücâhid'den, o da Abdurrahmân b. Ebl Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Kâ'b şöyle demiş: Şu âyet (yâni) : «Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan bir fidye lâzım gelir.» [ Bakara 196 ] kavl-i kerimi benim hakkımda nazil olmuştur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim, bana: — «Yaklaş!» dedi. Ben de yaklaştım. (Tekrar): — «Yaklaş!» buyurdu. Ben yine yaklaştım. Bunun üzerine (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: — «Böceklerin sana eziyet veriyor mu?» buyurdular. İbni Avn demişki: «Zannederim Kâ'b: «Evet!» cevâbını vermiş. Kâ'b (Radiyallahu anh): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana oruçtan yahut sadakadan yahut da kurbandan kolayına gelen bir fidye vermemi emir buyurdu; demiş.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ‏}‏ قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ ‏"‏ ادْنُهْ ‏"‏ ‏.‏ فَدَنَوْتُ فَقَالَ ‏"‏ ادْنُهْ ‏"‏ ‏.‏ فَدَنَوْتُ ‏.‏ فَقَالَ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَوْنٍ وَأَظُنُّهُ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَمَرَنِي بِفِدْيَةٍ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ مَا تَيَسَّرَ ‏.‏

  9. Hadis no. 2880

    Ben: — Evet; cevâbını verdim; — Öyte ise başını traş et buyurdular

    Türkçe meal

    Bize İbni Numeyir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki):,Bize Şeyf rivayet etti. (Dediki): Mücâhidi şöyle derken işittim: Bana Abdurrahman b. Ebî Leylâ rivayet etti. (Dediki): Bana Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh) riyâyet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanında durmuş. Başından bitler saçılıyormuş. —«Böceklerin sona eziyet veriyor mu?» diye sormuş. (Kâ'b demiş ki): «Ben: — Evet; cevâbını verdim; — Öyte ise başını traş et buyurdular. Şu âyet (yâni) : (Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa ona oruçtan yahut sadakadan veya kurbandan, bir fidye lâzım gelir.) kavl-i kerîmi benim hakkımda nazil oldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana : — Uç gün oruç tut! yahut bir farak zahireyi altı fakire tasadduk et! Veya mümkün olan bir hayvanı kes! buyurdular

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا سَيْفٌ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ، الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَفَ عَلَيْهِ وَرَأْسُهُ يَتَهَافَتُ قَمْلاً فَقَالَ ‏"‏ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاحْلِقْ رَأْسَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَفِيَّ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ‏}‏ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوْ تَصَدَّقْ بِفَرَقٍ بَيْنَ سِتَّةِ مَسَاكِينَ أَوِ انْسُكْ مَا تَيَسَّرَ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 2881

    Öyle ise başını traş et de bir farak zahireyi altı fakir arasında taksim eti Yahut üç gün oruç tut veya bir…

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Ebî Ömer rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, İbni Ebî Necîh ile Eyyûb, Humeyd ve Abdülkerîm'den, onlarda Mücâhid'den, o da İbni Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye girmezden önce Hudeybiye'de Kâ'b ihram'a girmiş, çömleğin, altına ateş yakarken onun yanına uğramış. Kâ'b'ın yüzünden bitler saçılıyormuş. Resulullah (/Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bu böceklerin sana eziyet veriyor mu? » diye sormuş. Kâ'b: — «Evet!» cevâbını vermiş. — «Öyle ise başını traş et de bir farak zahireyi altı fakir arasında taksim eti Yahut üç gün oruç tut veya bir hayvan kes!» buyurmuşlar. Farak üç sâ' alan bir ölçektir. İbni Ebî Necîh; «Yahut bir koyun kes!» diye rivayet etmişdir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، وَأَيُّوبَ، وَحُمَيْدٍ، وَعَبْدِ، الْكَرِيمِ عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ وَهُوَ بِالْحُدَيْبِيَةِ قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ مَكَّةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ وَهُوَ يُوقِدُ تَحْتَ قِدْرٍ وَالْقَمْلُ يَتَهَافَتُ عَلَى وَجْهِهِ فَقَالَ ‏"‏ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاحْلِقْ رَأْسَكَ وَأَطْعِمْ فَرَقًا بَيْنَ سِتَّةِ مَسَاكِينَ - وَالْفَرَقُ ثَلاَثَةُ آصُعٍ - أَوْ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوِ انْسُكْ نَسِيكَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ أَبِي نَجِيحٍ ‏"‏ أَوِ اذْبَحْ شَاةً ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 2882

    Başını traş eti Sonra kurban olarak bir koyun kes yahut üç gün oruç tütl Veya üç sâ' hurmayı altı fakire…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Hâlid'den, o da Ebû Kılâbe'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh)'dan naklen haber verdiki, Hudeybiye zamanında Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun yanına uğrayarak: «Başının böcekleri sana eziyet verdi mi?» diye sormuş. Kâ'b: — «Evet!» cevâbını vermiş. Bunun üzeriae Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona : — «Başını traş eti Sonra kurban olarak bir koyun kes yahut üç gün oruç tütl Veya üç sâ' hurmayı altı fakire it'âm eyle!» buyurmuşlar

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهِ زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ آذَاكَ هَوَامُّ رَأْسِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ احْلِقْ رَأْسَكَ ثُمَّ اذْبَحْ شَاةً نُسُكًا أَوْ صُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوْ أَطْعِمْ ثَلاَثَةَ آصُعٍ مِنْ تَمْرٍ عَلَى سِتَّةِ مَسَاكِينَ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 2883

    Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lâzımdır

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. El-Müsenn& ile İbni Beşşâr rivayet ettiler, İbnü'l-Müsennâ (dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdurrahman b. Esbahânî'den, o da Abdullah b. Ma'kîl'den naklen rivayet etti.» (Demiş ki): . Kâ'b (Radiyallahu anh) mescîdde iken yanına oturdum da şu' âyeti sordum: «Oruçtan yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lâzımdır.» Ka*b (Radiyallahu anh): — «O, benim hakkımda nazil olmuştur. Başımdan elemim vardı. Bu sebeple bitler yüzüme saçılarak Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürüldüm, de: — Meşakkatin bu gördüğüm dereceyi bulacağını zannetmezdim. Bir koyun bulabilecek misin ? buyurdu. Ben: - Hayır! cevâbını verdim. Bunun üzerine şu: «Oruçtan, yahut sadakadan yahut kurbandan bir fidye lâzım gelir.» Ayet-i kerîmesi nazil oldu. Üç gün oruç yahut her fakire yarım sâ' yiyecek vermek suretiyle altı fakir doyurmak hassaten benim hakkımda nazil olmuştur. Ama o, sizin umumunuza şâmildir.» dedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْقِلٍ، قَالَ قَعَدْتُ إِلَى كَعْبٍ - رضى الله عنه - وَهُوَ فِي الْمَسْجِدِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ‏}‏ فَقَالَ كَعْبٌ رضى الله عنه نَزَلَتْ فِيَّ كَانَ بِي أَذًى مِنْ رَأْسِي فَحُمِلْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي فَقَالَ ‏"‏ مَا كُنْتُ أُرَى أَنَّ الْجَهْدَ بَلَغَ مِنْكَ مَا أَرَى أَتَجِدُ شَاةً ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ لاَ فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ‏}‏ قَالَ صَوْمُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ أَوْ إِطْعَامُ سِتَّةِ مَسَاكِينَ نِصْفَ صَاعٍ طَعَامًا لِكُلِّ مِسْكِينٍ - قَالَ - فَنَزَلَتْ فِيَّ خَاصَّةً وَهْىَ لَكُمْ عَامَّةً ‏.‏

  13. Hadis no. 2884

    Yanında kurban var mı?

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr, Zekeriyyâ b. Ebî Zâide'den rivayet etti. (Demişki): Bize Abdurrahman b. Esbahânî rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Ma'kil rivayet etti. (Dediki): Bana Kâ'b b. Ucra (Radiyallahu anh) rivayet etti. Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte ihrâmlı olarak yola çıkmış da başı ve sakalı bitlenmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu haber alarak ona haber göndermiş.. Ve berberi çağırarak başını tıraş ettirmiş. Sonra ona: — «Yanında kurban var mı?» diye sormuş. Kâ'b (Radiyallahu anh) : — «Ona kudretim yoktur.» cevabını vermiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de üç gün oruç tutmasını yahut her iki fakire bir sâ' yiyecek vermek suretiyle altı fakir doyurmasını emir buyurmuş. Bunun üzerine Allah (Azze ve Cell) hassaten Kâ'b (Radiyallahu anh) hakkında: (Sizden kim hasta olur yahut başından elemi bulunursa... ilâ ahir...) âyet-i kerîmesini indirmiş. Sonra bu âyet bütün müslümanlara şâmil olmuş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَصْبَهَانِيِّ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَعْقِلٍ، حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - أَنَّهُ خَرَجَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُحْرِمًا فَقَمِلَ رَأْسُهُ وَلِحْيَتُهُ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ فَدَعَا الْحَلاَّقَ فَحَلَقَ رَأْسَهُ ثُمَّ قَالَ لَهُ ‏"‏ هَلْ عِنْدَكَ نُسُكٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَا أَقْدِرُ عَلَيْهِ ‏.‏ فَأَمَرَهُ أَنْ يَصُومَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ أَوْ يُطْعِمَ سِتَّةَ مَسَاكِينَ لِكُلِّ مِسْكِينَيْنِ صَاعٌ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِ خَاصَّةً ‏{‏ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ‏}‏ ثُمَّ كَانَتْ لِلْمُسْلِمِينَ عَامَّةً ‏.‏

  14. Hadis no. 2885

    Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dau, o da Tâvûs ile Atâ'dan, onlar da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve İshâk b. İbrahim rivayet ettiler. İshak (bize haber verdi), ötekiler (Bize rivayet etti) ta'bîrlerini kullandılar. (Dedilerkî): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dau, o da Tâvûs ile Atâ'dan, onlar da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen rivayet etti ki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ihrâmlı iken kan aldırmışlardır. İzah 1203 te Ayrıca bu sayfa’nun devamı niteliğindeki sayfa için

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ طَاوُسٍ، وَعَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ، عَبَّاسٍ - رضى الله عنهما - أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ وَهُوَ مُحْرِمٌ ‏.‏

  15. Hadis no. 2886

    Bize Muallâ b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Alkametü'bnü Ebî Alkame'den, o da…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebt Şeybe rivayet etti; (Dediki): Bize Muallâ b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Alkametü'bnü Ebî Alkame'den, o da Abdurrahmân-ı A'rec'den, o da İbni Buhayne'den naklen rivayet eylediki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Mekke yolunda ihrâmlı iken başının ortasından kan aldırmış

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ أَبِي عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ ابْنِ بُحَيْنَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم احْتَجَمَ بِطَرِيقِ مَكَّةَ وَهُوَ مُحْرِمٌ وَسَطَ رَأْسِهِ ‏.‏

  16. Hadis no. 2887

    Bize Süfyan b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki); Bize Eyyûb b. Mûsâ, Nübeyh b. Vehb'den rivayet etti. (Demişki)…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb hep birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki); Bize Eyyûb b. Mûsâ, Nübeyh b. Vehb'den rivayet etti. (Demişki): Ebân b. Osman ile birlikte yola çıktık. Melel denilen yere vardığımız vakit Ömer b. Ubeydillâh gözlerinden rahatsızlandı. Ravhâ'ya varınca rahatsızlığı şiddetlendi. Bunun üzerine Ebân b. Osman'a sormak için adam gönderdi. Ebân da ona gözlerine sabır çekmesi için haber gönderdi. Zîrâ Osman (Radiyallahu anh) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"m ihrâmlı iken gözleri ağıran bir kimsenin gözlerine sabır çektirdiğini rivayet etti; dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ، عُيَيْنَةَ - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، عَنْ نُبَيْهِ بْنِ وَهْبٍ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ أَبَانِ بْنِ عُثْمَانَ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِمَلَلٍ اشْتَكَى عُمَرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ عَيْنَيْهِ فَلَمَّا كُنَّا بِالرَّوْحَاءِ اشْتَدَّ وَجَعُهُ فَأَرْسَلَ إِلَى أَبَانَ بْنِ عُثْمَانَ يَسْأَلُهُ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ أَنِ اضْمِدْهُمَا بِالصَّبِرِ فَإِنَّ عُثْمَانَ - رضى الله عنه - حَدَّثَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّجُلِ إِذَا اشْتَكَى عَيْنَيْهِ وَهُوَ مُحْرِمٌ ضَمَّدَهُمَا بِالصَّبِرِ ‏.‏

  17. Hadis no. 2888

    Bize Abdü's-Samet b. Abdülvâris rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb b. Mûsâ…

    Türkçe meal

    Bize, bu hadisi İshak b. İbrâhim EI-Hanzalî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü's-Samet b. Abdülvâris rivayet etti. (Dediki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb b. Mûsâ rivayet etti. (Dediki): Bana Nübeyh b. Vehb rivayet eyledi ki, Ömer b. Ubeydullâh b. Ma'mer göz ağrısına tutulmuş da gözlerine sürme çekmek istemiş, Ebân b. Osman, onu bundan nehiy ile sabır çekinmesini emretmiş. Ve Osman b. Affân'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunu yaptığını rivayet etmiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنِي نُبَيْهُ بْنُ وَهْبٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْمَرٍ، رَمِدَتْ عَيْنُهُ فَأَرَادَ أَنْ يَكْحُلَهَا، فَنَهَاهُ أَبَانُ بْنُ عُثْمَانَ وَأَمَرَهُ أَنْ يُضَمِّدَهَا بِالصَّبِرِ وَحَدَّثَ عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ فَعَلَ ذَلِكَ ‏.‏

  18. Hadis no. 2889

    İhrâmlı bir kimse başını yıkayabilir

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Amru'n-Nâkıd, Züheyr b. Harb ve Kuteybetü'bnü Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Zeyd b. Eslem'den rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd dahî rivayet etti. Bu hadis onun, Mâlik b. Enes'den, ona da Zeyd b. Eslem tarafından okunmak suretiyle İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, ona da babasından, ona da Abdullah b. Abbâs ile Misver b. Mahrame'den naklen rivayet olunan hadîsidir. Abdullah b. Abbâs ile Misver, Ebvâ denilen yerde ihtilâf etmişler. Abdullah b. Abbâs: —: «İhrâmlı bir kimse başını yıkayabilir.» demiş. Misver : — «İhrâmlı başını yıkayamaz.» mukabelesinde bulunmuş. (Râvî Abdullah demiş ki) : «Bunun üzerine İbni Abbâs bu mes'eleyi sormak üzere beni Ebû Eyyûb El-Ensârî'ye gönderdi. Kendisini, kuyunun iki direği arasında yıkanırken buldum. Bir elbise ile örtünüyordu. Ona selâm verdim; — «Sen kimsin?» dedi. — Ben, Abdullah b. Huneyn'im! Beni, sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ihram halindeyken başını nasıl yıkadığını sormak için Abdullah b. Abbâs gönderdi; dedim Ebû Eyyûb (Radiyallahu anh) elini elbisenin üzerine koyarak onu biraz indirdi. Hattâ başı göründü. Sonra kendisine su döken kimseye: — Dök! dedi; o da başına su döktü. Sonra başını elleriyle ovarak, ellerini öne ve arkaya götürdü ve : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem)'in işte böyle yaptığını gördüm, dedi.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، - وَهَذَا حَدِيثُهُ - عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، فِيمَا قُرِئَ عَلَيْهِ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، وَالْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّهُمَا اخْتَلَفَا بِالأَبْوَاءِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ ‏.‏ وَقَالَ الْمِسْوَرُ لاَ يَغْسِلُ الْمُحْرِمُ رَأْسَهُ ‏.‏ فَأَرْسَلَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ إِلَى أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ أَسْأَلُهُ عَنْ ذَلِكَ فَوَجَدْتُهُ يَغْتَسِلُ بَيْنَ الْقَرْنَيْنِ وَهُوَ يَسْتَتِرُ بِثَوْبٍ - قَالَ - فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ مَنْ هَذَا فَقُلْتُ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُنَيْنٍ أَرْسَلَنِي إِلَيْكَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ أَسْأَلُكَ كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْسِلُ رَأْسَهُ وَهُوَ مُحْرِمٌ فَوَضَعَ أَبُو أَيُّوبَ - رضى الله عنه - يَدَهُ عَلَى الثَّوْبِ فَطَأْطَأَهُ حَتَّى بَدَا لِي رَأْسُهُ ثُمَّ قَالَ لإِنْسَانٍ يَصُبُّ اصْبُبْ ‏.‏ فَصَبَّ عَلَى رَأْسِهِ ثُمَّ حَرَّكَ رَأْسَهُ بِيَدَيْهِ فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُهُ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ ‏.‏

  19. Hadis no. 2890

    Ebû Eyyûb ellerini bütün başı üzerinden geçirdi, başının her tarafını kapladı. Onları ileri ve geri çekti…

    Türkçe meal

    Bize, bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Aliyyü'bnü Haşrem dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsa b. Yûnus haber verdi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem bu isnâdla haber verdi. Ve şunu söyledi: «Ebû Eyyûb ellerini bütün başı üzerinden geçirdi, başının her tarafını kapladı. Onları ileri ve geri çekti. Bunun üzerine Misver, İbni Abbâs'a: — Ben (bundan sonra) seninle ebediyen münâkaşa etmem! dedi.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ فَأَمَرَّ أَبُو أَيُّوبَ بِيَدَيْهِ عَلَى رَأْسِهِ جَمِيعًا عَلَى جَمِيعِ رَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ فَقَالَ الْمِسْوَرُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ لاَ أُمَارِيكَ أَبَدًا ‏.‏

  20. Hadis no. 2891

    Onu su ve sidirle yıkayın da iki elbisesinin içine kefenleyin! Ama başını örtmeyin. Çünkü Allah, kıyamet…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan b. Uyeyne, Amr'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet eyledi. Bir adam devesinden düşerek boynu kırılmış ve ölmüş. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Onu su ve sidirle yıkayın da iki elbisesinin içine kefenleyin! Ama başını örtmeyin. Çünkü Allah, kıyamet gününde onu telbiye hâlinde diriltecektir.» buyurmuşlar

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ، جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم خَرَّ رَجُلٌ مِنْ بَعِيرِهِ فَوُقِصَ فَمَاتَ فَقَالَ ‏ "‏ اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَكَفِّنُوهُ فِي ثَوْبَيْهِ وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ فَإِنَّ اللَّهَ يَبْعَثُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُلَبِّيًا ‏"‏ ‏.‏