İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 5

Mescidler ve Namaz Kılınan Yerler Kitabı

405 hadis · No. 1161–1569

Sayfa 10 / 21Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1343

    Allah'dan başka hiçbir ilâh yokdur. Yalnız o vardır; şeriki yokdur; mülk onundur. Hamd de ona mahsûsdur. Hem…

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize, Hişâm, Ebu'z-Zübeyr'den rivayet etti. Demişki: İbni Zübeyr her namazın sonunda selâm verdiği vakit şöyle derdi: «Allah'dan başka hiçbir ilâh yokdur. Yalnız o vardır; şeriki yokdur; mülk onundur. Hamd de ona mahsûsdur. Hem o her şey'e kaadirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsûsdur. Allah'dan başka hiçbir ilâh yokdur; biz de ancak ona ibâdet ederiz; nimet onun; fazilet onun, güzel sena da onundur. Kâfirler patlasa da dînde samîmi olarak Allah'dan başka ilâh yokdur (deriz) » İbni Zübeyr: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bunlarla tehlîl yapardı» demiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، قَالَ كَانَ ابْنُ الزُّبَيْرِ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ حِينَ يُسَلِّمُ ‏ "‏ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ لَهُ النِّعْمَةُ وَلَهُ الْفَضْلُ وَلَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُهَلِّلُ بِهِنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

  2. Hadis no. 1344

    Sonra ibni Zübeyr diyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bu dualarla tehlîl…

    Türkçe meal

    Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdetü'bnü Süleyman, Hişâm b. Urve'den, o da azadlıları Ebu'z-Zübeyr'den naklen rivayet ettiki: Abdullah b. Zübeyr her namazın sonunda tehlîl getirirmiş. Ebu'z-Zübeyr hadisi İbnİ Numeyr hadîsi tarzında rivayet etmiş; sonunda: — «Sonra ibni Zübeyr diyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda bu dualarla tehlîl yapardı.» demiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، مَوْلًى لَهُمْ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، كَانَ يُهَلِّلُ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ وَقَالَ فِي آخِرِهِ ثُمَّ يَقُولُ ابْنُ الزُّبَيْرِ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُهَلِّلُ بِهِنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

  3. Hadis no. 1345

    Şöyle diyordu: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazın yahut namazların sonunda selâm verdikten…

    Türkçe meal

    (Bana Ya'kûb b. İbrahim Ed - Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Uleyye rivayet etti. (Dediki) : Bize Haccâc b. Ebî Osman rivayet etti. (Dediki) : Bana Ebu'z - Zübeyr rivayet etti. Dediki: Ben Abdullah b. Zübeyr'i şu minberin üzerinde hutbe okurken dinledim. Şöyle diyordu: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazın yahut namazların sonunda selâm verdikten sonra buyururdu ki...» diyerek hadisi Hişâm b. Urve hadîsi gibi rivayet etmiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، يَخْطُبُ عَلَى هَذَا الْمِنْبَرِ وَهُوَ يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ إِذَا سَلَّمَ فِي دُبُرِ الصَّلاَةِ أَوِ الصَّلَوَاتِ ‏.‏ فَذَكَرَ بِمِثْلِ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ ‏.‏

  4. Hadis no. 1346

    Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederdi

    Türkçe meal

    Bana Mhammed b. Selemete'l - Murâdî rivayet ettî. (Dedi ki) : Bize Abdullah b. Vehb, Yahya b. Abdillâh b. Sâlim'den, o da Mûsâ b. Ukbe'den rivayet etti, Ona da Ebu'z-Züheyr-i Mekkî rivayet etmişki: Kendisi Abdullah b. Zübeyr'i her namazın sonunda selâm verdikte yukarki iki râvînin hadîsi tarazında rivayet ederken dinlemiş; sonunda da: «Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ederdi.» demiş. İzah 597 de

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمُرَادِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، أَنَّ أَبَا الزُّبَيْرِ الْمَكِّيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَهُوَ يَقُولُ فِي إِثْرِ الصَّلاَةِ إِذَا سَلَّمَ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمَا وَقَالَ فِي آخِرِهِ وَكَانَ يَذْكُرُ ذَلِكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

  5. Hadis no. 1347

    Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir…

    Türkçe meal

    Bize Asım b. Nadir Et-Teymî rivayet etti. (Dediki): Bize El-Mutemir rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullâh rivayet etti. H. Bize Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, İbni Adân'dan rivayet etti. Bunların ikisi de Sümey'den, o da Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet ettiler. (Bu hadîs Küteybe'nindir.)ki: Muhacirlerin fakirleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve daimî nimetleri alıp gittiler, demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Neymiş o?» diye sormuş. Muhacirler : — (Ne olacak) onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyor, (amma) onlar sadaka veriyor; biz veremiyoruz; onlar köle azâd ediyor, biz edemiyoruz» demişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben size bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha faziletli olamaz; meğer ki sizin yaptığınız gibi yapmış olsun» buyurmuş. Muhacirler: — Hay hay Yâ Resülâllah! demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her namazdan sonra otuzüç kere tesbîh, tekbîr ve tahmîd edersiniz.» Ebu Salih demiş ki: «Bunun üzerine fakir muhacirler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e dönerek; «Mal, mülk sahibi din kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar!» demişler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «(Ne yapalım) Bu, Allah'ın bir fadl-u keremidir; onu dilediğine verir.» buyurmuşlar. Kuteybe'den başkaları bu hadîsde Leys'den, o da ibni Aclân'dan naklen şunu da ziyâde etmişlerdir: Sümey Dediki: Ben bu hadîsi yakınlarımdan birine söyledimde: — Yanılıyorsun! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ancak: «Otuz uç kere tesbîh çeker; otuz üç kere tahmîd eder; otuz uç kere de tekbîr eylersin!» buyurmuşdur; dedi. Bunun üzerine Ebu Salih'e dönerek bu mes'eleyî ona da söyledim. Ebu Salih elimden tutarak şunları söyledi: — Allâhû Ekber, Sübhânallah, Elhamdüllillâh; Allâhu Ekber, Sübhânallah, Elhamdulillah... (diye diye) bunların hepsinden otuz üçe varacaksın-» dedi. İbni Aclân demiş ki: «Ben bu hadisi Recâ' b. Hayve'ye rivayet ettim; o da onun mislini Ebu Sâlih'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، كِلاَهُمَا عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، - وَهَذَا حَدِيثُ قُتَيْبَةَ أَنَّ فُقَرَاءَ، الْمُهَاجِرِينَ أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ وَمَا ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ وَيَتَصَدَّقُونَ وَلاَ نَتَصَدَّقُ وَيُعْتِقُونَ وَلاَ نُعْتِقُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَفَلاَ أُعَلِّمُكُمْ شَيْئًا تُدْرِكُونَ بِهِ مَنْ سَبَقَكُمْ وَتَسْبِقُونَ بِهِ مَنْ بَعْدَكُمْ وَلاَ يَكُونُ أَحَدٌ أَفْضَلَ مِنْكُمْ إِلاَّ مَنْ صَنَعَ مِثْلَ مَا صَنَعْتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تُسَبِّحُونَ وَتُكَبِّرُونَ وَتَحْمَدُونَ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ مَرَّةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو صَالِحٍ فَرَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا سَمِعَ إِخْوَانُنَا أَهْلُ الأَمْوَالِ بِمَا فَعَلْنَا فَفَعَلُوا مِثْلَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ذَلِكَ فَضْلُ اللَّهِ يُؤْتِيهِ مَنْ يَشَاءُ ‏"‏ ‏.‏ وَزَادَ غَيْرُ قُتَيْبَةَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ اللَّيْثِ عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ قَالَ سُمَىٌّ فَحَدَّثْتُ بَعْضَ أَهْلِي هَذَا الْحَدِيثَ فَقَالَ وَهِمْتَ إِنَّمَا قَالَ ‏"‏ تُسَبِّحُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتَحْمَدُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَتُكَبِّرُ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعْتُ إِلَى أَبِي صَالِحٍ فَقُلْتُ لَهُ ذَلِكَ فَأَخَذَ بِيَدِي فَقَالَ اللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ حَتَّى تَبْلُغَ مِنْ جَمِيعِهِنَّ ثَلاَثَةً وَثَلاَثِينَ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَجْلاَنَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ رَجَاءَ بْنَ حَيْوَةَ فَحَدَّثَنِي بِمِثْلِهِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

  6. Hadis no. 1348

    Sonra fakîr muhacirler dönerek ilâ ahir

    Türkçe meal

    Bana Ümeyyetüb'nü Bistâm El-Ayşi rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Zürey rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebu Hureyre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: Fakîr muhacirler: — Yâ Resûlallah! Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve dâimi nimetleri alıp gitti...» demişler. Râvî hadîsi Kuteybe'nin, Leys'den rivayet ettiği gibi anlatmış; şu kadar var ki: Ebu Hureyre hadîsine, Ebu Salih'in: «Sonra fakîr muhacirler dönerek ilâ ahir...» sözünü katmış. Hadîse şunu da ziyâde eylemişdir: «Süheyl diyorki: (Zikirler) onbirer onbirer olacak, bütün bunların mec'mûu otuzüç eder.» İzah 597 de

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامَ الْعَيْشِيُّ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالدَّرَجَاتِ الْعُلَى وَالنَّعِيمِ الْمُقِيمِ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ قُتَيْبَةَ عَنِ اللَّيْثِ إِلاَّ أَنَّهُ أَدْرَجَ فِي حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ قَوْلَ أَبِي صَالِحٍ ثُمَّ رَجَعَ فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ ‏.‏ إِلَى آخِرِ الْحَدِيثِ وَزَادَ فِي الْحَدِيثِ يَقُولُ سُهَيْلٌ إِحْدَى عَشْرَةَ إِحْدَى عَشْرَةَ فَجَمِيعُ ذَلِكَ كُلِّهُ ثَلاَثَةٌ وَثَلاَثُونَ ‏.‏

  7. Hadis no. 1349

    Bir takım muakkıbât vardır ki onları her farz namazın ardından söyleyen — yahut yapan— hiçbir vakit haybete…

    Türkçe meal

    Bize Hasen b. îsâ rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Mübarek haber verdi. (Dediki): Bize Mâlik b. Migvel haber verdi. Dediki: Ben Hakem b. Uteybe'yi, Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucre'den, o da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken işitdim. Efendimiz şöyle buyurmuşlar: «Bir takım muakkıbât vardır ki onları her farz namazın ardından söyleyen — yahut yapan— hiçbir vakit haybete uğramaz (Bunlar) otuzüç defa tesbîh çekmek, otuzüç defa tahmîd etmek, otuzdört defa da tekbîr getirmekdır.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عِيسَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْحَكَمَ بْنَ عُتَيْبَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مُعَقِّبَاتٌ لاَ يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ - أَوْ فَاعِلُهُنَّ - دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ مَكْتُوبَةٍ ثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَسْبِيحَةً وَثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَحْمِيدَةً وَأَرْبَعٌ وَثَلاَثُونَ تَكْبِيرَةً ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 1350

    (Bunlar) her namazın sonunda otuzüç tesbîh, otuzüç tahmîd ve otuzdört tekbîrden ibâretdir

    Türkçe meal

    (Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivâyet etti. ki): Bize Ebû Ahmed rivâyet etti. ki): Bize Hamzetü'z - Zeyyât, Hakem'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: takım muakkibât vardır ki onlan söyleyen —yahut yapan— haybete uğramaz. (Bunlar) her namazın sonunda otuzüç tesbîh, otuzüç tahmîd ve otuzdört tekbîrden ibâretdir.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا حَمْزَةُ الزَّيَّاتُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مُعَقِّبَاتٌ لاَ يَخِيبُ قَائِلُهُنَّ - أَوْ فَاعِلُهُنَّ - ثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَسْبِيحَةً وَثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ تَحْمِيدَةً وَأَرْبَعٌ وَثَلاَثُونَ تَكْبِيرَةً فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ قَيْسٍ الْمُلاَئِيُّ، عَنِ الْحَكَمِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

  9. Hadis no. 1352

    Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuzöç defa tesbîh, otuzüç defa hamd eder, otuzüç defa da tekbîrde…

    Türkçe meal

    Bana Abdülhamîd b. Beyân El-Vâsıtî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd El-Mezhacî'den (Müslim der ki: Ebu Ubeyd, Süleyman b. Abdilmelik'in âzâdlısıdır.), o da Ata' b. Yezîd El-Leysî'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. (Efendimiz şöyle buyurmuşlar.) «Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuzöç defa tesbîh, otuzüç defa hamd eder, otuzüç defa da tekbîrde bulunursa bunların mecmuu doksandokuz eder. Yüzün tamâmında da: Allah'dan başka hiçbir ilâh yokdur. Yalnız o vardır. Şeriki yokdur. Mülk onundur; Hamd de ona mahsusdur; hem o her şey'e kaadirdir; derse günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ الْمَذْحِجِيِّ، - قَالَ مُسْلِمٌ أَبُو عُبَيْدٍ مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ سَبَّحَ اللَّهَ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَحَمِدَ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَكَبَّرَ اللَّهَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ فَتِلْكَ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ وَقَالَ تَمَامَ الْمِائَةِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ غُفِرَتْ خَطَايَاهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 1353

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Sabbâh rivayet etti. (Dediki) : Bize İsmail b. Zekeriyyâ, Süheyl'den, o da Ebu Ubeyd'den, o da Atâ'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu...» diyerek bu hadîsin mislini rivayet etmiş.

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

  11. Hadis no. 1354

    Ben: Tâ Resûlüllah- Anam babam sana feda olsun şu tekbir ile kıraat arasındaki sükûtunu lütfen bana söyle; o…

    Türkçe meal

    (Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Cerîr, Umâretâ'bnü Ka'kaa’dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Ebû Hüreyfe şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz için tekbîr aldığı vakit Kur'ân okumazdan Önce bir an sükût ederdi. Ben: Tâ Resûlüllah- Anam babam sana feda olsun şu tekbir ile kıraat arasındaki sükûtunu lütfen bana söyle; o esnada ne diyorsun?» dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Benimle, günahlarımın arasını mağrible, maşrık arası gibi ırak eyle! Yâ Rabb! Beni günahlarımdan beyaz elbisenin, kirden temizlendiği gibi temiz pâk eyle! Yâ Rabb! Beni günahlarımdan kar ile, su ile ve dolu ile yıka; derim» buyurdular

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا كَبَّرَ فِي الصَّلاَةِ سَكَتَ هُنَيَّةً قَبْلَ أَنْ يَقْرَأَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَرَأَيْتَ سُكُوتَكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ مَا تَقُولُ قَالَ ‏ "‏ أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - كِلاَهُمَا عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَ حَدِيثِ جَرِيرٍ ‏.‏

  12. Hadis no. 1356

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci rek'ât 'dan kalkdığı zaman kirâete, fâtiha'dan başlar; sükût…

    Türkçe meal

    Müslim derki: Bana Yahya b. Hassan ile Yûnus El-Müeddib ve başkaları tarafından rivayet olundu. Dedilerki: Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. Dediki: Bana Umâratü'bnü Ka'kaa' rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Zür'a rivayet etti. Dediki: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikinci rek'ât 'dan kalkdığı zaman kirâete, fâtiha'dan başlar; sükût etmezdi.»

    Arapça metin

    قَالَ مُسْلِمٌ وَحُدِّثْتُ عَنْ يَحْيَى بْنِ حَسَّانَ، وَيُونُسَ الْمُؤَدِّبِ، و غَيْرِهِمَا قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَارَةُ بْنُ الْقَعْقَاعِ، حَدَّثَنَا أَبُو زُرْعَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَهَضَ مِنَ الرَّكْعَةِ الثَّانِيَةِ اسْتَفْتَحَ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ‏}‏ وَلَمْ يَسْكُتْ ‏.‏

  13. Hadis no. 1357

    Bunları söyleyen hanginizdi? Zira zararlı bir şey söylemedi

    Türkçe meal

    Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Affân rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde ile Sabit ve Humeyd, Enes'den naklen haber verdilerki: Bir adam nefes nefese (mescide) gelerek saffa girmiş ve: الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه Allah'a hayırlı, halisane çok hamd olsun! demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını bitirince : «O sözleri söyleyen hanginizdi?» diye sormuş. Cemaat sükût etmişler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar: «Bunları söyleyen hanginizdi? Zira zararlı bir şey söylemedi.» buyurmuşlar. Derken bir adam: — Soluk soluğa (koşarak) yetişdim de onları ben söyledim.» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Gerçekten oniki Melek gördüm ki bunları hangisi Allah'a evvelâ arz edecek diye yarış ediyorlardı.» buyurmuş :

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ، وَثَابِتٌ، وَحُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ فَدَخَلَ الصَّفَّ وَقَدْ حَفَزَهُ النَّفَسُ فَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ ‏.‏ فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ قَالَ ‏"‏ أَيُّكُمُ الْمُتَكَلِّمُ بِالْكَلِمَاتِ ‏"‏ ‏.‏ فَأَرَمَّ الْقَوْمُ فَقَالَ ‏"‏ أَيُّكُمُ الْمُتَكَلِّمُ بِهَا فَإِنَّهُ لَمْ يَقُلْ بَأْسًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ جِئْتُ وَقَدْ حَفَزَنِي النَّفَسُ فَقُلْتُهَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لَقَدْ رَأَيْتُ اثْنَىْ عَشَرَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَرْفَعُهَا ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 1358

    Filan ve filan kelimeleri söyleyen kimdir?

    Türkçe meal

    Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. Dediki: Bana Haccâc b. Ebî Osman, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Avn b. Abdillâh b. Utbe'den, o da ibni Ömer'den naklen haber verdi. İbni Ömer şöyle demiş: Bir defa biz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılarken birden cemaatdan biri » Allah en büyükdür; ona çok hamd olsun! Allâhı akşam sabah tesbih eylerim; dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Filan ve filan kelimeleri söyleyen kimdir?» diye sordu, cemaatdan biri: — Bendim Yâ Resûlallâh!.. dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben bunlara şaştım, bunlar için gök kapıları açıldı.» buyurdular. İbni Ömer: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'în bunu söylediğini duydum duyalı bir daha bu kelimeleri bırakmadım.» dermiş. İzah Hadîs-i şerîfdeki «Kebiran> kelimesi muzmer bir fiilin mef'ûlü olmak üzere nasp edilmişdir. Bâzıları na't-ı maktu, bir takımları da temyiz olmak üzere mansûb olduğunu söylerler. Hâl diyenler de vardır. Na't-ı Maktu' ve temyîz diyenlere i'tirâz olunmuşdur. Hadîs-i şerif aynen bundan önceki hadîs mânâsındadır. Vak'anın bir olması da, müteaddid olması da muhtemeldir. Gök kapılarının açılmasından murâd: Bu kelimelerle yapılan duanın kabulüdür. Çünkü duaların kıblesi gök yüzüdür. îbni Ömer (Radiyallahu anh) Hazretlerinin sözü bu duaların devam üzere yapılmasına teşvîkdir. Allâhu a'lem

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنِي الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ ‏

  15. Hadis no. 1359

    Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin…

    Türkçe meal

    Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا ‏"‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 1360

    Namaz için ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin; sükûneti İltizâm ederek gelin. Yetişebildiğiniz!…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnü Saîd ve İbni Hucr, İsmail b. Ca'fer'den rivayet ettiler. İbni Eyyûb Dediki: Bize İsmail rivayet etti. (Dediki) : Bana Alâ', babasından, o da Ebu Hureyre'den naklen haber verdiki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Namaz için ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin; sükûneti İltizâm ederek gelin. Yetişebildiğiniz! (İmamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın! Çünkü sizden bîriniz namaz maksadıyla yola çıkarsa namazda sayılır.» buyurmuşlar

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَابْنُ، حُجْرٍ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، - قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا ثُوِّبَ لِلصَّلاَةِ فَلاَ تَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا فَإِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا كَانَ يَعْمِدُ إِلَى الصَّلاَةِ فَهُوَ فِي صَلاَةٍ ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 1361

    Namaza nida olunduğu vakit ona yürüyerek gelin; sükûneti iltizâm edin! Yetişebildiğiniz kadarını (imamla)…

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki) : Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Henamâm: Ebu Hureyre'nin, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bize rivayet ettikleri şunlardır, diyerek bir takım hadîsler zikretmiş; ezcümle: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namaza nida olunduğu vakit ona yürüyerek gelin; sükûneti iltizâm edin! Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, yetişemediğinizi de (kendiniz) tamamlayın!» buyurdular; demişdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا نُودِيَ بِالصَّلاَةِ فَأْتُوهَا وَأَنْتُمْ تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 1362

    Namaza ikaamet getirildiği vakit ona hiçbiriniz koşmasın! lâkin sükûnet ve vak'ârı muhafaza ederek yürüsün…

    Türkçe meal

    Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Fudayl (yani İbni İyâd) Hişam'dan rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki) : Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki) : Bize Hişâm b. Hassan, Muhammed b. Sîrin'den, o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti. Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulullah (Salla!lahu Aleyhi ve Sellem) : «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona hiçbiriniz koşmasın! lâkin sükûnet ve vak'ârı muhafaza ederek yürüsün. Erişebildiğini.(imamla) kıl, yetişemediğini de kaza et!» buyurdular

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْفُضَيْلُ، - يَعْنِي ابْنَ عِيَاضٍ - عَنْ هِشَامٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا ثُوِّبَ بِالصَّلاَةِ فَلاَ يَسْعَ إِلَيْهَا أَحَدُكُمْ وَلَكِنْ لِيَمْشِ وَعَلَيْهِ السَّكِينَةُ وَالْوَقَارُ صَلِّ مَا أَدْرَكْتَ وَاقْضِ مَا سَبَقَكَ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 1363

    Bir daha böyle yapmayın! Namaza geldiğiniz vakit sükûneti iltizâm edin; yetişebildiğiniz kadarını (imamla)…

    Türkçe meal

    Bana İshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Mübarek Es-Sûrî haber verdi. (Dediki): Bize Muâviyetü'bnü Sellâm, Yahya b. Ebî Kesîr'deıı rivayet etti. (Demişki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde haber verdi, ona da babası haber vermiş; Demişki: Bir defa biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde namaz kılıyorduk. Derken bir gürültü işitti ve: «Size ne oluyor?» dedi. Ashâb: — Namaza yetişmek için acele ettik... dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir daha böyle yapmayın! Namaza geldiğiniz vakit sükûneti iltizâm edin; yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın; yetişemediğinizi de kendiniz tamamlayın!» buyurdular

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُبَارَكِ الصُّورِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَمِعَ جَلَبَةً ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَا شَأْنُكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا اسْتَعْجَلْنَا إِلَى الصَّلاَةِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلاَ تَفْعَلُوا إِذَا أَتَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا سَبَقَكُمْ فَأَتِمُّوا ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 1364

    Bize Muaviye b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban bu isnadla rivayet etti

    Türkçe meal

    Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Muaviye b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Şeyban bu isnadla rivayet etti

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏