İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 56

Tefsir Kitabı

40 hadis · No. 7523–7563

Sayfa 2 / 2Yazı boyutu
  1. Hadis no. 7543

    Her kim bir mu'mini kasden öldürürse, onun cezası içinde ebedî kalmak şartiyle cehennemdir

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'ier rivayet etti, (Dediki): Bize Şu'be, Mansur'dan, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Bana Abdurrahman b. Ebzâ, İbni Abbas'a şu iki âyeti sormamı emretti: «Her kim bir mu'mini kasden öldürürse, onun cezası içinde ebedî kalmak şartiyle cehennemdir.» Bu âyeti kendisine sordum da : — Onu hiçbir şey neshetmedİ, dedi. Bir de şu âyeti sordum : «O kimseler ki, Allah'la birlikte başka bîr ilâh'a dua etmezler ve Allah'ın haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler.» İbni Abbas: — Bu âyet müşrikler hakkında indî, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ أَمَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبْزَى أَنْ أَسْأَلَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ هَاتَيْنِ الآيَتَيْنِ، ‏{‏ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا‏}‏ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَمْ يَنْسَخْهَا شَىْءٌ ‏.‏ وَعَنْ هَذِهِ الآيَةِ ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي أَهْلِ الشِّرْكِ ‏.‏

  2. Hadis no. 7544

    O kimseler ki, Allah'la birlikte başka bir ilah'a dua etmezler

    Türkçe meal

    Bana Harun b. Abdullah rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'n-Nadr Hâşim b. Kaâsım El-Leysî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muâviye (yâni; Şeyban) Mansûr b. Mu'temir'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. (ŞÖyîe demiş) : Şu âyet: «O kimseler ki, Allah'la birlikte başka bir ilah'a dua etmezler...» [Furkan 68] «Mâhânen» kavline kadar Mekke'de inmiştir. Bunun üzerine müşrikler: Bize İslâm'ın ne faydası olur. Biz Allah'a şirk koşmuş, Allah'ın haram kıldığı nefsi öldürmüş ve bütün kötülükleri yapmışızdır, dediler. Allah (Âzze ve Ceîle) de : «Ancak tevbe ve iman edip, sâiih amel işleyenler müstesna!» [Furkan 70] âyetini sonuna kadar indirdi. Ama İslâm'a girip, onun hükümlerini öğrendikten sonra öldürürse, onun için tevbe yoktur

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ اللَّيْثِيُّ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، - يَعْنِي شَيْبَانَ - عَنْ مَنْصُورِ بْنِ الْمُعْتَمِرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ،قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ بِمَكَّةَ ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ مُهَانًا‏}‏ فَقَالَ الْمُشْرِكُونَ وَمَا يُغْنِي عَنَّا الإِسْلاَمُ وَقَدْ عَدَلْنَا بِاللَّهِ وَقَدْ قَتَلْنَا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ وَأَتَيْنَا الْفَوَاحِشَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ إِلاَّ مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحًا‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏.‏ قَالَ فَأَمَّا مَنْ دَخَلَ فِي الإِسْلاَمِ وَعَقَلَهُ ثُمَّ قَتَلَ فَلاَ تَوْبَةَ لَهُ ‏.‏

  3. Hadis no. 7545

    O kimseler ki, Allah'la birlikte başka bir ilâha dua etmezler. Allah'ın haram kaldığı nefsi de haksız yere…

    Türkçe meal

    Bana Abdullah b. Hâşim ile Abdurrahman b. Bişr El-Abdî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya (bu zat İbni Saîd El-Kattan'dır), İbni Cüreyc'den rivayet etti. (Demişki): Bana Kaâsım b, Ebî Bezze, Saîd b. Cübeyr'den rivayet etti, (Şöyle demiş): İbni Abbas'a kasden bir mü'mini öldüren kimseye tevbe var mıdır? diye sordum : — Hayır! cevâbını verdi. Bunun üzerine kendisine Furkan süresindeki şu âyeti okudum: «O kimseler ki, Allah'la birlikte başka bir ilâha dua etmezler. Allah'ın haram kaldığı nefsi de haksız yere öldürmezler, ilâh...» İbni Abbas: — Bu âyet Mekke'de nazil olmuştur. Onu Medine'de nazil olan: «Her kim kasden bir mü'mini öldürürse, onun cezası ebedî olarak cehennemdir.» âyeti neshetmiştir, dedi. İbni Hişam'ın rivayetinde: «Bunun üzerine Furkan süresindeki şu âyeti okudum : Ancak tevbe eden kimse müstesna!..» cümlesi vardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هَاشِمٍ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرٍ الْعَبْدِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، حَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ أَبِي بَزَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ أَلِمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا مِنْ تَوْبَةٍ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ فَتَلَوْتُ عَلَيْهِ هَذِهِ الآيَةَ الَّتِي فِي الْفُرْقَانِ ‏{‏ وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ‏}‏ إِلَى آخِرِ الآيَةِ ‏.‏ قَالَ هَذِهِ آيَةٌ مَكِّيَّةٌ نَسَخَتْهَا آيَةٌ مَدَنِيَّةٌ ‏{‏ وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا‏}‏ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ هَاشِمٍ فَتَلَوْتُ هَذِهِ الآيَةَ الَّتِي فِي الْفُرْقَانِ‏{‏ إِلاَّ مَنْ تَابَ‏}‏

  4. Hadis no. 7546

    Allah'ın yardımı ve fetih geldiği vakit

    Türkçe meal

    Bİze Ebü Bekr b. Ebî Şeybe ile Harun b. Abdillah ve Abd b. Humeyd rivayet ettiler. (Abd: Ahberanâ; Ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Dedilerki): Bize Ca'fer b. Avn rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Umeys, Abdu'l-Mecîd b. Süheyl'den, o da Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den naklen haller verdi. (Şöyle demiş): Bana İbni Abbâs: — Bilir misin (Harun, dirayetin var mı? dedi.) Kur'ân'dan son ve bütün olarak inen sûre nedir? dedi. — Evet! «Allah'ın yardımı ve fetih geldiği vakit...» süresidir cevabını Verdim, İbni Abbâs : — Doğru söyledin, dedi, İbni Ebî Şeybe'nin rivayetinde : «Bilir misin hangi sûredir?» demiş. «Son» dememiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَجِيدِ بْنِ سُهَيْلٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، قَالَ قَالَ لِيَ ابْنُ عَبَّاسٍ تَعْلَمُ - وَقَالَ هَارُونُ تَدْرِي - آخِرَ سُورَةٍ نَزَلَتْ مِنَ الْقُرْآنِ نَزَلَتْ جَمِيعًا قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ ‏{‏ إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ‏}‏ قَالَ صَدَقْتَ ‏.‏ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ أَبِي شَيْبَةَ تَعْلَمُ أَىُّ سُورَةٍ ‏.‏ وَلَمْ يَقُلْ آخِرَ ‏.‏

  5. Hadis no. 7547

    Bize Ebu Muaviye haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Umeys bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ve : «Son…

    Türkçe meal

    Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muaviye haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Umeys bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti. Ve : «Son sûre» dedi. Bir de «Abdu'l-Mecid» dedi «ibni Süheyl» demedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْسٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ وَقَالَ آخِرَ سُورَةٍ وَقَالَ عَبْدُ الْمَجِيدِ وَلَمْ يَقُلِ ابْنِ سُهَيْلٍ ‏.‏

  6. Hadis no. 7548

    Sîze selâm veren kimseye, sen mü'min değilsin demeyin

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile İshak b. İbrahim ve Ahmed b. Abdete'd-Dabbî rivayet ettiler. Lâfız İbni Ebî Şeybe'nindir. (O : Haddesenâ dedi; ötekiler: Ahberanâ tâbirini kullandılar. Dedilerki): Bize Süfyan, Amr'dan, o da Atâ'dan, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Müslümanlardan bâzı kimseler koyun sürücüğünün içinde bir adama rastladılar. Adam : — Esselâmüaleyküm! dedi. Onlarsa kendisini tutup öldürdüler. Ve o sürüceğizi aldılar. Bunun üzerine: «Sîze selâm veren kimseye, sen mü'min değilsin demeyin.» [Nisa 94] âyeti indi. İbni Abbas : «selem» kelimesini «selâm» okumuştur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ أَبِي شَيْبَةَ - قَالَ حَدَّثَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَقِيَ نَاسٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ رَجُلاً فِي غُنَيْمَةٍ لَهُ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ ‏.‏ فَأَخَذُوهُ فَقَتَلُوهُ وَأَخَذُوا تِلْكَ الْغُنَيْمَةَ فَنَزَلَتْ ‏{‏ وَلاَ تَقُولُوا لِمَنْ أَلْقَى إِلَيْكُمُ السَّلَمَ لَسْتَ مُؤْمِنًا‏}‏ وَقَرَأَهَا ابْنُ عَبَّاسٍ السَّلاَمَ ‏.‏

  7. Hadis no. 7549

    Evlere arka taraflarından gelmeniz ibâdet değildir

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer, Şu"be'den, O da Ebû İshak'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Ben Berâ'ı şunu söylerken işittim: Ensâr haccedip döndükten sonra evlere ancak arka taraflarından girerlerdi. Sonra ensardan bir adam gelerek kapısından girdi ve kendisine bu hususta lâf söylendi. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme indi: «Evlere arka taraflarından gelmeniz ibâdet değildir.» [Bakara]

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، يَقُولُ كَانَتِ الأَنْصَارُ إِذَا حَجُّوا فَرَجَعُوا لَمْ يَدْخُلُوا الْبُيُوتَ إِلاَّ مِنْ ظُهُورِهَا - قَالَ - فَجَاءَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَخَلَ مِنْ بَابِهِ فَقِيلَ لَهُ فِي ذَلِكَ فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَنْ تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ ظُهُورِهَا‏}‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 7550

    İman edenler için, kalblerinin Zikrullah'a yatışması zamanı gelmedi mİ?

    Türkçe meal

    Bana Yûnus b. Abdl'l-A'la Es-Sadefî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Saîd b. Ebı Hilâl'den, o da Avn b. Abdillah'dan, o da babasından naklen haber verdi ki, İbni Mes'ud şöyle demiş: Bizim müslüman oluşumuz ve Allah Teâlâ'nın bizi şu : «İman edenler için, kalblerinin Zikrullah'a yatışması zamanı gelmedi mİ?» [Hadis 16] âyetiyle muaheze buyurması arasında ancak dört sene vardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الصَّدَفِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو، بْنُ الْحَارِثِ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ ابْنَ مَسْعُودٍ، قَالَ مَا كَانَ بَيْنَ إِسْلاَمِنَا وَبَيْنَ أَنْ عَاتَبَنَا اللَّهُ بِهَذِهِ الآيَةِ ‏{‏ أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَنْ تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللَّهِ‏}‏ إِلاَّ أَرْبَعُ سِنِينَ ‏.‏

  9. Hadis no. 7551

    Bugün bir kısmı yahut hepsi görünür ama, onun görünen kısmını helal etmem !

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti, H. Bana Ebû Bekr b. Nâfi' de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Gunder rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Seleme b. Küheyl'den, o da Müslim El-Batin'den, o da Said b. Cubeyr*den, o da İbni Abbas'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): (Vaktiyle) Kadın beyti çıplak olarak tavaf eder. Bana kim ödünç bir tavaf elbisesi verecek? derdi. Onu fercinin üzerine koyar : «Bugün bir kısmı yahut hepsi görünür ama, onun görünen kısmını helal etmem !» derdi. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme indi: «Her mescid’e girerken, zinetinizi alınız…..!» [A'raf]

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ، جُبَيْرٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَطُوفُ بِالْبَيْتِ وَهِيَ عُرْيَانَةٌ فَتَقُولُ مَنْ يُعِيرُنِي تِطْوَافًا تَجْعَلُهُ عَلَى فَرْجِهَا وَتَقُولُ الْيَوْمَ يَبْدُو بَعْضُهُ أَوْ كُلُّهُ فَمَا بَدَا مِنْهُ فَلاَ أُحِلُّهُ فَنَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏ خُذُوا زِينَتَكُمْ عِنْدَ كُلِّ مَسْجِدٍ‏}‏

  10. Hadis no. 7552

    Dünya hayâtının metâını elde etmek için iffetli olmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb berabere Ebû Muâviye'den rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Dediki): Biz: Ebû Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Ubey İbni Selul bir cariyesine: Git de bizim için biraz zina et, derdi. Bunun üzerin Allah (Azze ve Celle) ; «Dünya hayâtının metâını elde etmek için iffetli olmak isteyen câriyelerinizi fuhşa zorlamayın. Her kim onları zorlarsa, iyi bilsin kî, onları zoıladıktan sonra Allah ğafûr, rahimdir.» [Nur 33] âyet-i kerimesini indirdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ ابْنُ سَلُولَ يَقُولُ لِجَارِيَةٍ لَهُ اذْهَبِي فَابْغِينَا شَيْئًا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ إِنْ أَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَإِنَّ اللَّهَ مِنْ بَعْدِ إِكْرَاهِهِنَّ‏}‏ لَهُنَّ ‏{‏ غَفُورٌ رَحِيمٌ‏}‏

  11. Hadis no. 7553

    Cariyelerinizi fuhşa zorlamayrn!

    Türkçe meal

    Bana Ebû Kâmil El-Cahderî de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Câbir'den naklen rivayet ettiki, Abdullah b. Übey İbni Selûl'un Müseyke denilen bir cariyesi vardır. Ümeyme denilen bir cariyesi daha varmış. İbni Selûl bunları zinaya zorlamış. Onlar da bunu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet etmişler. Bunun üzerine Allah: «Cariyelerinizi fuhşa zorlamayrn!» âyet-i kerîmesini gafurdur, rahimdir» kavli kerimine kadar inzal buyurmuş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ جَارِيَةً، لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُبَىٍّ ابْنِ سَلُولَ يُقَالُ لَهَا مُسَيْكَةُ وَأُخْرَى يُقَالُ لَهَا أُمَيْمَةُ فَكَانَ يُكْرِهُهُمَا عَلَى الزِّنَى فَشَكَتَا ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏ وَلاَ تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ غَفُورٌ رَحِيمٌ‏}‏

  12. Hadis no. 7554

    Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler, Rablerinden vesileyi dileyerek her bîri ona daha yakın olmak isterler

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan naklen Allah (Azze ve Celle)'nin : «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler, Rablerinden vesileyi dileyerek her bîri ona daha yakın olmak isterler.» [İsra 57] Âyet-i kerîmesi hakkında rivâyette bulundu. Abdullah şöyle demiş : Cinlerden bir cemâat müslüman olmuşlardı. Bunlara tapanlar vardı. Tapanlar ibâdetleri üzere kaldılar, cinler'den bu cemâat müslüman oldu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ‏}‏ قَالَ كَانَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ أَسْلَمُوا وَكَانُوا يُعْبَدُونَ فَبَقِيَ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَ عَلَى عِبَادَتِهِمْ وَقَدْ أَسْلَمَ النَّفَرُ مِنَ الْجِنِّ ‏.‏

  13. Hadis no. 7555

    Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler. Rablerinden vesileyi dilerler

    Türkçe meal

    Bana Ebû Bekr b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan : «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler. Rablerinden vesileyi dilerler.,.» âyeti hakkında rivayette bulundu. Abdullah şöyle demiş : İnsanlardan bir cemâat, cinlerden bir cemaata taparlardı. Derken cinlerden olan cemâat müslüınanliği kabul etti. İnsanlar İbâdetlerinde sabit kaldılar. Bunun üzerine : «Onlar öyle kimselerdir ki, dua ederler; Rablerinden vesileyi dilerler.» âyeti indi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ الْعَبْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، ‏{‏ أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ‏}‏ قَالَ كَانَ نَفَرٌ مِنَ الإِنْسِ يَعْبُدُونَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ فَأَسْلَمَ النَّفَرُ مِنَ الْجِنِّ ‏.‏ وَاسْتَمْسَكَ الإِنْسُ بِعِبَادَتِهِمْ فَنَزَلَتْ ‏{‏ أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ‏}‏ وَحَدَّثَنِيهِ بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

  14. Hadis no. 7556

    Bize Muhammed (yani; İbn Ca'fer), Şu'be'den, o da Süleyman'dan naklen bu isnadla haber verdi

    Türkçe meal

    (Bu hadîsi bana Bişr b. lîâlid de rivâyet etti. ki): Bize Muhammed (yani; İbn Ca'fer), Şu'be'den, o da Süleyman'dan naklen bu isnadla haber verdi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي حَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْبَدٍ الزِّمَّانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ، مَسْعُودٍ ‏{‏ أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي نَفَرٍ مِنَ الْعَرَبِ كَانُوا يَعْبُدُونَ نَفَرًا مِنَ الْجِنِّ فَأَسْلَمَ الْجِنِّيُّونَ وَالإِنْسُ الَّذِينَ كَانُوا يَعْبُدُونَهُمْ لاَ يَشْعُرُونَ فَنَزَلَتْ ‏{‏ أُولَئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ‏}‏

  15. Hadis no. 7558

    Bize Hüşeym, Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbni Abbas'a: Tevbe…

    Türkçe meal

    Bana Abdullah b. Muti' rivayet etti. (Dedikî): Bize Hüşeym, Ebû Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbni Abbas'a: Tevbe sûresi nedir? diye sordum, — Tevbe mi? Bilâkis o fâdîhadır. Onlardan bazıları, onlardan bazıları sözü, ine ine halk bu sûrede bizden zikredilmedik kimse kalmayacak zannettiler. — Enfal sûresi nedir? dedim. — O, Bedir süresidir! cevâbını verdi. — Yâ Haşr sûresi? dedim. — O sûre Benî Nadr hakkında inmiştir, cevabını verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُطِيعٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ سُورَةُ التَّوْبَةِ قَالَ آلتَّوْبَةِ قَالَ بَلْ هِيَ الْفَاضِحَةُ مَا زَالَتْ تَنْزِلُ وَمِنْهُمْ وَمِنْهُمْ ‏.‏ حَتَّى ظَنُّوا أَنْ لاَ يَبْقَى مِنَّا أَحَدٌ إِلاَّ ذُكِرَ فِيهَا ‏.‏ قَالَ قُلْتُ سُورَةُ الأَنْفَالِ قَالَ تِلْكَ سُورَةُ بَدْرٍ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ فَالْحَشْرُ قَالَ نَزَلَتْ فِي بَنِي النَّضِيرِ ‏.‏

  16. Hadis no. 7559

    — Bundan sonra! Dikkat edin ki, şarabın haram kılınması indiği gün olmuştur. O beş şeyden olur : Buğdaydan…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Alî b. Müshir, Ebû Hayyan'dan, o da Şa'bî'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ömer, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in minberi üzerinde hutbe okuyarak Allah'a hamd-ü sena etti. Sonra şöyle dedi: — Bundan sonra! Dikkat edin ki, şarabın haram kılınması indiği gün olmuştur. O beş şeyden olur : Buğdaydan, arpadan, kuru hurmadan, kuru üzümden ve baldan. Hamr, aklı örten, şeydir. Üç şey de var ki, ey cemâat ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunlar hakkında bize bilgi vermiş olmasını dilerdim. Bunlar dede, kelâle ve rîbâ bablarından bazı bablardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ أَبِي حَيَّانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ خَطَبَ عُمَرُ عَلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ أَلاَ وَإِنَّ الْخَمْرَ نَزَلَ تَحْرِيمُهَا يَوْمَ نَزَلَ وَهْىَ مِنْ خَمْسَةِ أَشْيَاءَ مِنَ الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالتَّمْرِ وَالزَّبِيبِ وَالْعَسَلِ ‏.‏ وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ وَثَلاَثَةُ أَشْيَاءَ وَدِدْتُ أَيُّهَا النَّاسُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَهِدَ إِلَيْنَا فِيهَا الْجَدُّ وَالْكَلاَلَةُ وَأَبْوَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا ‏.‏

  17. Hadis no. 7560

    — Bundan sonra! Ey cemâat! Gerçekten şarabın haram kılınması inmiştir. O beş şeyden olur; Üzümden, kuru…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni İdris haber verdi. (Dediki): Bize Ebû Hayyân, Şa'bi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Ömer b. Hattab'ı Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minberi üzerinde şunu söylerken işittim: — Bundan sonra! Ey cemâat! Gerçekten şarabın haram kılınması inmiştir. O beş şeyden olur; Üzümden, kuru hurmadan, baldan, buğdaydan ve arpadan. Hamr, aklı örten şeydir. Üç şey de var ki, ey cemâat! Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunlar hakkında bize kendisinde karar kılacağımız bilgi vermiş olmasını dilerdim. (Bunlar) Dede, kelâle ve ribâ bablarından bazı bablardır

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَيَّانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ، عُمَرَ قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، عَلَى مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ أَمَّا بَعْدُ أَيُّهَا النَّاسُ فَإِنَّهُ نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ وَهْىَ مِنْ خَمْسَةٍ مِنَ الْعِنَبِ وَالتَّمْرِ وَالْعَسَلِ وَالْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ وَثَلاَثٌ أَيُّهَا النَّاسُ وَدِدْتُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَهِدَ إِلَيْنَا فِيهِنَّ عَهْدًا نَنْتَهِي إِلَيْهِ الْجَدُّ وَالْكَلاَلَةُ وَأَبْوَابٌ مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا ‏.‏

  18. Hadis no. 7561

    Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yûnus…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet ettj. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. H. Bize İshak b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize İsa b. Yûnus haber verdi, Her iki râvi Ebû Hayyan'dan bu isnadla yukarkilerin hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yalnız İbni Uleyye'nin hadîsinde İbni İdris'in dediği gibi «Üzüm»; İsa'nın hadîsinde ise îbni Müshir'in dediği gibi «Kuru üzüm» denilmiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي حَيَّانَ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمَا غَيْرَ أَنَّ ابْنَ عُلَيَّةَ فِي حَدِيثِهِ الْعِنَبِ ‏.‏ كَمَا قَالَ ابْنُ إِدْرِيسَ وَفِي حَدِيثِ عِيسَى الزَّبِيبِ ‏.‏ كَمَا قَالَ ابْنُ مُسْهِرٍ ‏.‏

  19. Hadis no. 7562

    Bunlar Rableri hakkında mücâdele eden iki hasımdır

    Türkçe meal

    Bize Amr b. Zürâra rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Zer'i: «Bunlar Rableri hakkında mücâdele eden iki hasımdır.» [ Hac 19 ] âyeti, Bedir gününde mübarezeye çıkan Hamza, Alî, Ubeyde b. Haris, Rabia'nın iki oğlu Utbe ile Şeybe ve Velîd b. Utbe hakkında nazil olmuştur, diye yemin ederken işittim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ، بْنِ عُبَادٍ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ قَسَمًا إِنَّ ‏{‏ هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ‏}‏ إِنَّهَا نَزَلَتْ فِي الَّذِينَ بَرَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ حَمْزَةُ وَعَلِيٌّ وَعُبَيْدَةُ بْنُ الْحَارِثِ وَعُتْبَةُ وَشَيْبَةُ ابْنَا رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدُ بْنُ عُتْبَةَ ‏.‏

  20. Hadis no. 7563

    Bunlar iki hasımdır

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Veki' rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. Her iki râvi Süfyan'dan, o da Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivayet etmişlerdir. Kays şöyle demiş: Ben Ebû Zer'i: «Bunlar iki hasımdır...» âyetinin indiğine yemin ederken işittim... Râvi Hüseyin'in hadîsi gibi nakletmiştir.

    Diğer tahric: Buhârî Megazî» ile Tefsir»'de; Nesai Siyer

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هَاشِمٍ، عَنْ أَبِي مِجْلَزٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ذَرٍّ، يُقْسِمُ لَنَزَلَتْ ‏{‏ هَذَانِ خَصْمَانِ‏}‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ هُشَيْمٍ ‏.‏