İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 25

Vasiyet Kitabı

31 hadis · No. 4204–4234

Sayfa 2 / 2Yazı boyutu
  1. Hadis no. 4224

    İstersen aslını vakfeder; yeri tesadduk eylersin!

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Süleym b. Ahdar, İbni Avn'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi. Şöyle demiş: (Babam) Ömer'e Hayber'de bir yer isabet etti de, o yer hakkında emrini almak için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gitti ve: Yâ Resûlallah, bana Hayber'den bir yer isabet etti. (Şimdiye kadar) bana bundan daha kıymetli mal hiç isabet etmedi. Bunun hakkında bana ne emir buyurursun? dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İstersen aslını vakfeder; yeri tesadduk eylersin!» buyurdu. Bunun üzerine Ömer o yeri aslı satılmamak ve satın alınmamak, mîrâs olarak alınmamak ve bağışlanmamak şartiyle tesadduk etti. Ömer fakirle, akraba, köleler, Allah yolunda olanlar, yolcular ve müsafirler arasında tesadduk ta bulundu. O yere velî olana mâruf suretiyle ondan yemekte yahut mal sahibi olmaya kalkışmamak şartiyle bir dostuna yedirmekte bir beis olmayacaktı. Râvi ibni Avn diyor ki: Ben bu hadîsi Muhammed'e [ibn-i Sirin] rivayet ettim. «Mal sahibi olmaya kalkışmamak» dediği yere geldiğimde Muhammed: «Mal toplamağa kalkışmamak» (olacak) dedi. İbni Avn: «Bu kitabı okuyan bana haber verdi ki, bu hadîste: «Mal toplamağa kalkışmamak» cümlesi varmış; demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمُ بْنُ أَخْضَرَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَصَابَ عُمَرُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَسْتَأْمِرُهُ فِيهَا فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَبْتُ أَرْضًا بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالاً قَطُّ هُوَ أَنْفَسُ عِنْدِي مِنْهُ فَمَا تَأْمُرُنِي بِهِ قَالَ ‏ "‏ إِنْ شِئْتَ حَبَسْتَ أَصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَتَصَدَّقَ بِهَا عُمَرُ أَنَّهُ لاَ يُبَاعُ أَصْلُهَا وَلاَ يُبْتَاعُ وَلاَ يُورَثُ وَلاَ يُوهَبُ ‏.‏ قَالَ فَتَصَدَّقَ عُمَرُ فِي الْفُقَرَاءِ وَفِي الْقُرْبَى وَفِي الرِّقَابِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَالضَّيْفِ لاَ جُنَاحَ عَلَى مَنْ وَلِيَهَا أَنْ يَأْكُلَ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ ‏.‏ قَالَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ مُحَمَّدًا فَلَمَّا بَلَغْتُ هَذَا الْمَكَانَ غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ غَيْرَ مُتَأَثِّلٍ مَالاً ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَوْنٍ وَأَنْبَأَنِي مَنْ قَرَأَ هَذَا الْكِتَابَ أَنَّ فِيهِ غَيْرَ مُتَأَثِّلٍ مَالاً ‏.‏

  2. Hadis no. 4225

    Yahut mal sahibi olmaya kalkışmayan bir dostuna yedirmekte

    Türkçe meal

    Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide rivayet etti. H. Bize İshâk da rivayet etti. (Dediki): Bize Ezher Es-Semmân haber verdi. H. Bize Muhammed b. El-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Ebî Adiy rivayet etti. Bu râvilerin hepsi İbni Avn'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Yalnız İbni Ebî Zaide ile Ezher'in hadîsleri: «Yahut mal sahibi olmaya kalkışmayan bir dostuna yedirmekte...» cümlesinde biter. Ondan sonrası zikredilmemiştir. İbni Ebî Adiyy'in hadîsinde Süleym'in zikrettiği «Ben bu hadîsi Muhammed'e rivayet ettim ilâ ahir...» sözü vardır. İzah 1633 de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا أَزْهَرُ السَّمَّانُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ حَدِيثَ ابْنِ أَبِي زَائِدَةَ وَأَزْهَرَ انْتَهَى عِنْدَ قَوْلِهِ ‏ "‏ أَوْ يُطْعِمَ صَدِيقًا غَيْرَ مُتَمَوِّلٍ فِيهِ ‏"‏ ‏.‏ وَلَمْ يُذْكَرْ مَا بَعْدَهُ ‏.‏ وَحَدِيثُ ابْنِ أَبِي عَدِيٍّ فِيهِ مَا ذَكَرَ سُلَيْمٌ قَوْلُهُ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا الْحَدِيثِ مُحَمَّدًا ‏.‏ إِلَى آخِرِهِ ‏.‏

  3. Hadis no. 4226

    Ben bu hadîsi Muhammed'e

    Türkçe meal

    Bize İshâk b. İbrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvûd El-Haferî, Ömer b. Sa'd'dan, o da Süfyân'dan, o da İbni Avn'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Ömer'den naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: Bana Hayber arazîsinden bir parça yer isabet etti de, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Bana öyle bir yer isabet ettiki, (şimdiye kadar) bana bundan daha makbul ve daha nefîs bir mal isabet etmiş değildir; dedim... Râvi bu hadîsi yukarkilerin hadîsi gibi rivayet etti. «Ben bu hadîsi Muhammed'e» cümlesini ve ondan sonrasını zikretmedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عُمَرُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ أَصَبْتُ أَرْضًا مِنْ أَرْضِ خَيْبَرَ فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ أَصَبْتُ أَرْضًا لَمْ أُصِبْ مَالاً أَحَبَّ إِلَىَّ وَلاَ أَنْفَسَ عِنْدِي مِنْهَا ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ وَلَمْ يَذْكُرْ فَحَدَّثْتُ مُحَمَّدًا وَمَا بَعْدَهُ ‏.‏

  4. Hadis no. 4227

    Abdullah b. Ebi Evfa'ya: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şey vasiyyet etti mi? diye sordum da…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân b. Mehdi, Mâlik b. Miğvel'den, o da Talha b. Musarrifden naklen haber verdi. Şöyle demiş : Abdullah b. Ebi Evfa'ya: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şey vasiyyet etti mi? diye sordum da «Hayır!» cevâbını verdi. — O halde müslümanlara vasiyyet neden farz oldu yahut: Neden vasiyyetle emrolundular? dedim. — Allah (Azze ve Celle)'nin kitabını vasiyyet etti, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى هَلْ أَوْصَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لاَ ‏.‏ قُلْتُ فَلِمَ كُتِبَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ الْوَصِيَّةُ أَوْ فَلِمَ أُمِرُوا بِالْوَصِيَّةِ قَالَ أَوْصَى بِكِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏

  5. Hadis no. 4228

    O halde halka vasiyyet nasıl emrolundu? dedim

    Türkçe meal

    Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etii. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize İbni Numeyr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. Her iki râvi Mâlik b. Miğvel'den bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. Şu kadar var ki, Vekî'in hadîsinde: «O halde halka vasiyyet nasıl emrolundu? dedim.» îbni Numeyr hadîsinde ise : «Müslümanlara vasiyyet nasıl farz kılındı? dedim» cümleleri vardır

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، كِلاَهُمَا عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِ وَكِيعٍ قُلْتُ فَكَيْفَ أُمِرَ النَّاسُ بِالْوَصِيَّةِ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ نُمَيْرٍ قُلْتُ كَيْفَ كُتِبَ عَلَى الْمُسْلِمِينَ الْوَصِيَّةُ

  6. Hadis no. 4229

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir dinar, dirhem, koyun ve deve bırakmadı; hiçbir şeyi vasiyyet…

    Türkçe meal

    Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr ile Ebû Muâviye, A'meş'den rivayet ettiler. H. Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babamla Ebû Muâviye rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize A'meş' Ebû Vâil'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayette bulundu. Âişe: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir dinar, dirhem, koyun ve deve bırakmadı; hiçbir şeyi vasiyyet de etmedi.» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنِ الأَعْمَشِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي وَأَبُو مُعَاوِيَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا تَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا وَلاَ دِرْهَمًا وَلاَ شَاةً وَلاَ بَعِيرًا وَلاَ أَوْصَى بِشَىْءٍ ‏.‏

  7. Hadis no. 4230

    Bize îsâ —ki İbni Yûnus'tur— haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet…

    Türkçe meal

    Bize Züheyr b. Harb ile Osman b. Ebî Şeybe ve ishâk b. İbrahîm rivayet ettiler. Bunların hepsi Cerîr'den rivayette bulundular. H. - Bize Alî b. Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ —ki İbni Yûnus'tur— haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. İzah 1636 da

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، كُلُّهُمْ عَنْ جَرِيرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، - وَهُوَ ابْنُ يُونُسَ - جَمِيعًا عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ ‏.‏

  8. Hadis no. 4231

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ne zaman vasiyyette bulunmuş! Ben kendilerini göğsüme (yahut kucağıma…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Yahya'nındır. Dediki: Bize İsmâîl b. Uleyye, İbni Avn'dan, o da İbrahim'den, o da Esved b. Yezîd'dcn naklen haber verdi. Şöyle demiş: Âîşe'nin yanında Alî'nin vasi olduğunu söylediler de Âişe: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ne zaman vasiyyette bulunmuş! Ben kendilerini göğsüme (yahut kucağıma demiştir) dayamıştım. Leğeni istedi; derken kucağıma düşüverdi. Vefat ettiğini bile anlamadım; şu halde ona ne zaman vasiyyet etmiş?» dedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ ذَكَرُوا عِنْدَ عَائِشَةَ أَنَّ عَلِيًّا كَانَ وَصِيًّا فَقَالَتْ مَتَى أَوْصَى إِلَيْهِ فَقَدْ كُنْتُ مُسْنِدَتَهُ إِلَى صَدْرِي - أَوْ قَالَتْ حَجْرِي - فَدَعَا بِالطَّسْتِ فَلَقَدِ انْخَنَثَ فِي حَجْرِي وَمَا شَعَرْتُ أَنَّهُ مَاتَ فَمَتَى أَوْصَى إِلَيْهِ

  9. Hadis no. 4232

    Getirin size bir nâme yazayım; benden sonra sapmayasınız!

    Türkçe meal

    Bize Saîd b. Mansûr ile Kuteybe b. Saîd, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkıd rivayet ettiler. Lâfız Saîd'indir. (Dedilerki): Bize Süfyâıi, Süleyman El-Ahvel'den, o da Saîd b. Cübeyr'den naklen rivayette bulundu. Demişki: İbni Abbâs: Ah perşembe günü!.. Ne perşembe günü idi o!., dedi. Sonra ağladı; lıattâ gözyaşları çakılları ıslattı. Bunun üzerine ben : — Ne imiş bu perşembe günü ey İbni Abbas? diye sordum. (Dediki): — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hastalığı şiddetlendi de: «Getirin size bir nâme yazayım; benden sonra sapmayasınız!» dedi. Bunun üzerine oradakiler münakaşa ettiler. Bir Nebi'İn huzurunda münâkaşa yakışmaz. (Bunlar): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne oluyor? Sayıklıyor mu (ne yapıyor)? Kendisine sorun! dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Bırakın beni! Benim içinde bulunduğum hal daha hayırlıdır. Size üç şey vasiyyet ediyorum : 1) Müşrikleri Arap yarımadasından çıkarın! 2) Gelen hey'etlere benim yaptığım gibi ikramda bulunun! Râvi (Saîd b. Cübeyr) diyor ki: (İbni Abbâc) üçüncüsünden sükût etti yahut söyledi de ben unuttum. Ebû İshâk İbrahim dediki: Bize Hasen b. Bişr rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân bu hadîsi rivayet etti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ - وَاللَّفْظُ لِسَعِيدٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَوْمُ الْخَمِيسِ وَمَا يَوْمُ الْخَمِيسِ ثُمَّ بَكَى حَتَّى بَلَّ دَمْعُهُ الْحَصَى ‏.‏ فَقُلْتُ يَا ابْنَ عَبَّاسٍ وَمَا يَوْمُ الْخَمِيسِ قَالَ اشْتَدَّ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجَعُهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ ائْتُونِي أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لاَ تَضِلُّوا بَعْدِي ‏"‏ ‏.‏ فَتَنَازَعُوا وَمَا يَنْبَغِي عِنْدَ نَبِيٍّ تَنَازُعٌ ‏.‏ وَقَالُوا مَا شَأْنُهُ أَهَجَرَ اسْتَفْهِمُوهُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ دَعُونِي فَالَّذِي أَنَا فِيهِ خَيْرٌ أُوصِيكُمْ بِثَلاَثٍ أَخْرِجُوا الْمُشْرِكِينَ مِنْ جَزِيرَةِ الْعَرَبِ وَأَجِيزُوا الْوَفْدَ بِنَحْوِ مَا كُنْتُ أُجِيزُهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَسَكَتَ عَنِ الثَّالِثَةِ أَوْ قَالَهَا فَأُنْسِيتُهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ إِبْرَاهِيمُ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، بِهَذَا الْحَدِيثِ

  10. Hadis no. 4233

    Bana kürek kemiğini ve kalemi (yahut tahta ile kalemi) getirin!

    Türkçe meal

    Bize İshâk b. İbrâhîm rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Mâlik b. Miğvel'den, o da Talha b. Musarrif den, o da Saîd b. Cübeyr'-den, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi ki. İbni Abbâs: — Ah perşembe günü! Ne perşembe günü idi o!., demiş; sonra gözyaşları akmağa başlamış. (Râvi diyor ki) : Hattâ gözyaşlarını yanakları üzerinde gördüm; sanki inci dizisi idiler. İbni Abbâs şunları söyledi: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bana kürek kemiğini ve kalemi (yahut tahta ile kalemi) getirin! Size bir daha ebediyyen sapmayacağınız bir nâme yazayım buyurdu. Bunun üzerine yanındakiler: Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sayıklıyor, dediler

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنْ مَالِكِ بْنِ مِغْوَلٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ يَوْمُ الْخَمِيسِ وَمَا يَوْمُ الْخَمِيسِ ‏.‏ ثُمَّ جَعَلَ تَسِيلُ دُمُوعُهُ حَتَّى رَأَيْتُ عَلَى خَدَّيْهِ كَأَنَّهَا نِظَامُ اللُّؤْلُؤِ ‏.‏ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ائْتُونِي بِالْكَتِفِ وَالدَّوَاةِ - أَوِ اللَّوْحِ وَالدَّوَاةِ - أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَهْجُرُ ‏.‏

  11. Hadis no. 4234

    Getirin size bir nâme yazayım; ondan sonra bir daha sapmazsınız!

    Türkçe meal

    (Bana Muhammed) b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâbirinİ kullandı. İbnî Râfi' ise: Bize Abdürrazzak rivayet etti, dedi. (Abdürrazzâk demişki): Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evde içlerinde Ömer b. El-Hattab'ın da bulunduğu bir takım zevat olduğu halde intizâra gelince : «Getirin size bir nâme yazayım; ondan sonra bir daha sapmazsınız!» buyurdu. Bunun üzerine Ömer: — Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hastalık galebe çaldı. Kur'an elimizdedir. Bize Allah'ın kitabı yeter, dedi. Müteakiben ehl-i beyt ihtilâf ve münakaşa ettiler. Kimisi: Getirin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) size bir daha asla sapmayacağınız bir nâme yazsın! diyor; kimisi de Ömer'in söylediğini söylüyordu. Bunlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in huzurunda lâkırdı ve ihtilâfı çoğaltınca (o hazret) «Kalkın !» buyurdular. Ubeydullah demişki: İbni Abhâs: Musibetin en büyüğü, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile bu nâmeyi kendilerine yazmasının arasına giren ihtilâf ve gürültüleridir, diyordu.

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، - قَالَ عَبْدٌ أَخْبَرَنَا وَقَالَ ابْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا حُضِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي الْبَيْتِ رِجَالٌ فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلُمَّ أَكْتُبْ لَكُمْ كِتَابًا لاَ تَضِلُّونَ بَعْدَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ غَلَبَ عَلَيْهِ الْوَجَعُ وَعِنْدَكُمُ الْقُرْآنُ حَسْبُنَا كِتَابُ اللَّهِ ‏.‏ فَاخْتَلَفَ أَهْلُ الْبَيْتِ فَاخْتَصَمُوا فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ قَرِّبُوا يَكْتُبْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كِتَابًا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ ‏.‏ وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ مَا قَالَ عُمَرُ ‏.‏ فَلَمَّا أَكْثَرُوا اللَّغْوَ وَالاِخْتِلاَفَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قُومُوا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ إِنَّ الرَّزِيَّةَ كُلَّ الرَّزِيَّةِ مَا حَالَ بَيْنَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبَيْنَ أَنْ يَكْتُبَ لَهُمْ ذَلِكَ الْكِتَابَ مِنِ اخْتِلاَفِهِمْ وَلَغَطِهِمْ ‏.‏