İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 6

Yolcu Namazı ve Namazın Kısaltılması Kitabı

379 hadis · No. 1570–1950

Sayfa 3 / 19Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1610

    Nafile namazını devesi nereye döndürürse, o tarafa doğru kılarmış

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. Abdillâh b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize, Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nafile namazını devesi nereye döndürürse, o tarafa doğru kılarmış.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي سُبْحَتَهُ حَيْثُمَا تَوَجَّهَتْ بِهِ نَاقَتُهُ ‏.‏

  2. Hadis no. 1611

    Namazda devesi nereye döndürürse oraya doğru kılarmış

    Türkçe meal

    Bize, bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Hâlid-İ Ahmer, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet ettiki, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Namazda devesi nereye döndürürse oraya doğru kılarmış.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُصَلِّي عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُ تَوَجَّهَتْ بِهِ ‏.‏

  3. Hadis no. 1612

    Her nereye dönseniz Allah'ın vechi oradadır

    Türkçe meal

    Bana Ubeydullah b, Ömer El-Kavârîrî de rivayet etti (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dan rivayet etti. (Demişki): Bize, Saîd b. Cübeyr, İbni Ömer'den rivayet etti. Demişki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Mekke'den, Medine'ye gelirken devesinin üzerinde yüzünün olduğu tarafa doğru namaz kılardı. «Her nereye dönseniz Allah'ın vechi oradadır.» [ Bakara 115 ] » âyet-i kerimesi onun hakkında nazil oldu

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْقَوَارِيرِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَهُوَ مُقْبِلٌ مِنْ مَكَّةَ إِلَى الْمَدِينَةِ عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُ كَانَ وَجْهُهُ - قَالَ - وَفِيهِ نَزَلَتْ ‏{‏ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ‏}‏

  4. Hadis no. 1613

    Sonra İbni Ömer: (Her nereye dönerseniz, Allah'ın vechi oradadır.) âyet-i kerimesini okudu ve (bu âyet) bunun…

    Türkçe meal

    Bize, bu hadîsi İbni Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Mübarek ile İbni Ebî Zaide haber verdiler. H, Bize İbnî Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize, babam rivayet etti. Bunların her biri Abdülmelik'den bu isnâdla, bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir. îbni Mübarek ile İbni Ebî Zaide hadîsinde: «Sonra İbni Ömer: (Her nereye dönerseniz, Allah'ın vechi oradadır.) âyet-i kerimesini okudu ve (bu âyet) bunun hakkında nazil oldu; dedi.» ibaresi vardır

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو كُرَيْبٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، وَابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي كُلُّهُمْ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ نَحْوَهُ ‏.‏ وَفِي حَدِيثِ ابْنِ مُبَارَكٍ وَابْنِ أَبِي زَائِدَةَ ثُمَّ تَلاَ ابْنُ عُمَرَ ‏{‏ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا فَثَمَّ وَجْهُ اللَّهِ‏}‏ وَقَالَ فِي هَذَا نَزَلَتْ ‏.‏

  5. Hadis no. 1614

    Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir merkep üzerinde Hayber'e doğru yönelmiş olduğu hâlde…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dedi kî: Mâlik'e, Amr b. Yahya El-Mâzhıî'den dinlediğim, onun da Saîd b. Yesâr'dan, onunda İbni Ömer'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Ömer: «Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bir merkep üzerinde Hayber'e doğru yönelmiş olduğu hâlde namaz kılarken gördüm.» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى الْمَازِنِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَهُوَ مُوَجِّهٌ إِلَى خَيْبَرَ ‏.‏

  6. Hadis no. 1615

    Mâlik'e, Ebû Bekir b. Ömer b. Abdirrahmân ibni Abdillâh b. Ömer b. Hattâb'dan dinlediğim, onun da Saîd b…

    Türkçe meal

    Bize, yine Yahya b. Yahya rivayet etti. Dedi ki: Mâlik'e, Ebû Bekir b. Ömer b. Abdirrahmân ibni Abdillâh b. Ömer b. Hattâb'dan dinlediğim, onun da Saîd b. Yesâr'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Saîd şöyle demiş: Ben, İbni Ömer'le beraber Mekke yolunda yürüyordum. Sabah olacağından endişe edince (devemden) inerek vitr'imi kıldım. Sonra ona yetiştim. İbni Ömer, bana: «Nerede kaldın?» diye sordu; ben de: — Sabah olacağından endişe ettim de inerek vitir namazımı kıldım... dedim. Abdullah : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de senin için bir örnek yok mu? dedi. Ben: — Hay hay eyvallah!., dedim. Abdullah: — (öyle ise) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitrini deve üzerinde kılardı.» dedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنْتُ أَسِيرُ مَعَ ابْنِ عُمَرَ بِطَرِيقِ مَكَّةَ - قَالَ سَعِيدٌ - فَلَمَّا خَشِيتُ الصُّبْحَ نَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ ثُمَّ أَدْرَكْتُهُ فَقَالَ لِي ابْنُ عُمَرَ أَيْنَ كُنْتَ فَقُلْتُ لَهُ خَشِيتُ الْفَجْرَ فَنَزَلْتُ فَأَوْتَرْتُ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَلَيْسَ لَكَ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسْوَةٌ فَقُلْتُ بَلَى وَاللَّهِ ‏.‏ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُوتِرُ عَلَى الْبَعِيرِ ‏.‏

  7. Hadis no. 1616

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin üzerinde hayvan nereye döndürürse, oraya doğru namaz…

    Türkçe meal

    Bize yine Yahya b. Yahya rivayet etti. Dedi ki: Mâlik'e, Abdullah b. Dinar'dan dinlediğim, onun da İbni Ömer'den naklen rivâyet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Ömer : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin üzerinde hayvan nereye döndürürse, oraya doğru namaz kılardı» demiş. Abdullah b. Dinar : «Bunu, İbni Ömer de yapardı.» demiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عَلَى رَاحِلَتِهِ حَيْثُمَا تَوَجَّهَتْ بِهِ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ كَانَ ابْنُ عُمَرَ يَفْعَلُ ذَلِكَ ‏.‏

  8. Hadis no. 1617

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını hayvanının üzerinde kılardı

    Türkçe meal

    Bana îsâ b. Hammâd El-Mısrî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Leys haber verdi. (Dediki): Bana İbnü'I-Hâd, Abdullah b. Dinar'dan, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet ettiki, İbni Ömer: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını hayvanının üzerinde kılardı.» demiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي ابْنُ الْهَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ ‏.‏

  9. Hadis no. 1618

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzü nereye dönerse dönsün hayvanı üzerinde nafile namaz kılar…

    Türkçe meal

    Bana Harmeletü'bnu Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da. Salim b. Abdillâh'dan, o da babasından naklen haber verdi. Şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yüzü nereye dönerse dönsün hayvanı üzerinde nafile namaz kılar; vitri de onun üzerinde kılardı. Şu kadar var ki hayvanın üzerinde farz namaz kılmazdı.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسَبِّحُ عَلَى الرَّاحِلَةِ قِبَلَ أَىِّ وَجْهٍ تَوَجَّهَ وَيُوتِرُ عَلَيْهَا غَيْرَ أَنَّهُ لاَ يُصَلِّي عَلَيْهَا الْمَكْتُوبَةَ ‏.‏

  10. Hadis no. 1619

    Bize İbni Vehb hater verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Abdullah b. Âmir b. Rabîa'dan naklen…

    Türkçe meal

    Bize Amr. b. Sevvâd ile Harmele rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb hater verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Abdullah b. Âmir b. Rabîa'dan naklen haber verdi, ona da babası haber vermiş, ki Kendisi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i seferde geceleyin devesinin üzerinde hayvanın döndüğü tarafa doğru nafile namaz kılarken görmüş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، وَحَرْمَلَةُ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي السُّبْحَةَ بِاللَّيْلِ فِي السَّفَرِ عَلَى ظَهْرِ رَاحِلَتِهِ حَيْثُ تَوَجَّهَتْ ‏.‏

  11. Hadis no. 1620

    Seni kıbleden başka tarafa doğru namaz kılarken gördüm!

    Türkçe meal

    Bana Muhammed b. Hatim rivayet etti. (Dediki): Bize Affân b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize, Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize, Enes b. Sîrîn rivayet etti. Dediki: Enes b. Mâlik'i Şam'a gittiği vakit (donüşde) karşıladık; onunla Ayn-ı Temir denilen yerde karşılaştık. Kendisini bir merkep üzerinde namaz kılarken gördüm. Yüzü şu tarafa doğru idi (râvî Hemmâm kıblenin soluna işaret etmiş.) Ben, kendisine : «Seni kıbleden başka tarafa doğru namaz kılarken gördüm!» dedim. Enes (Radiyallahû anh): «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle yaptığını görmemiş olsaydım, ben de yapmazdım.» cevâbını verdi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ سِيرِينَ، قَالَ تَلَقَّيْنَا أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ حِينَ قَدِمَ الشَّامَ فَتَلَقَّيْنَاهُ بِعَيْنِ التَّمْرِ فَرَأَيْتُهُ يُصَلِّي عَلَى حِمَارٍ وَوَجْهُهُ ذَلِكَ الْجَانِبَ - وَأَوْمَأَ هَمَّامٌ عَنْ يَسَارِ الْقِبْلَةِ - فَقُلْتُ لَهُ رَأَيْتُكَ تُصَلِّي لِغَيْرِ الْقِبْلَةِ ‏.‏ قَالَ لَوْلاَ أَنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ لَمْ أَفْعَلْهُ ‏.‏

  12. Hadis no. 1621

    Sefere acele ettiği zaman akşam ile yatsı'yı bir arada kılardı

    Türkçe meal

    Bize, Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğim, onun da İbni Ömer'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Ömer: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Sefere acele ettiği zaman akşam ile yatsı'yı bir arada kılardı.» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَجِلَ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ ‏.‏

  13. Hadis no. 1622

    Yola acele ettiği vakit akşam ile yatsı'yı birlikte kılardı

    Türkçe meal

    Bize, Muhammedu'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize, Yahya, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana, Nâfi, haber verdiki, İbni Ömer, Acele yola çıkacağı zaman şafak kaybolduktan sonra akşam ile yatsıyı beraberce kılar ve: Gerçekden Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Yola acele ettiği vakit akşam ile yatsı'yı birlikte kılardı.» dermiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ بَعْدَ أَنْ يَغِيبَ الشَّفَقُ وَيَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ جَمَعَ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ ‏.‏

  14. Hadis no. 1623

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i acele yola çıkacağı zaman akşam ile yatsı'yı birlikde kılarken…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b, Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ve Amru'n-Nâkıd, hep birden,, İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr, dediki: Bize, Süfyân, Zührî'den, o da Sâlim'den, o da babasından naklen rivayet etti. Sâlim'in babası şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i acele yola çıkacağı zaman akşam ile yatsı'yı birlikde kılarken gördüm

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ كُلُّهُمْ عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ ‏.‏

  15. Hadis no. 1624

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sefere acele ettiği zaman akşam namazını te'hîr ederek, onunla…

    Türkçe meal

    Bana, Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize, İbnî Vehb haber verdi. (Dediki): Bize, Yûnus, İbni Şihâb'dan naklen haber verdi. Demişkî: Bana, Salim b. Abdillâh haber verdiki babası şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i sefere acele ettiği zaman akşam namazını te'hîr ederek, onunla yatsıyı birlikte kıldığını gördüm.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَعْجَلَهُ السَّيْرُ فِي السَّفَرِ يُؤَخِّرُ صَلاَةَ الْمَغْرِبِ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ صَلاَةِ الْعِشَاءِ ‏.‏

  16. Hadis no. 1625

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gün devrilmeden önce yola çıkarsa öğleyi, ikindi vaktine te'hîr eder…

    Türkçe meal

    Bize, Kuteybetü'bnü Saîd rivâyet etti. (Dediki): Bize, Mufaddal (yâni İbni Fadâle) Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan, o da Enes b. Mâlik'den naklen rivayet etti. Enes, Şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gün devrilmeden önce yola çıkarsa öğleyi, ikindi vaktine te'hîr eder, sonra (hayvanından) inerek, ikisini birden kılardı. Yola çıkmadan önce gün devrilirse öğle namazını kılar sonra (hayvanına) binerdi.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، - يَعْنِي ابْنَ فَضَالَةَ - عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا ارْتَحَلَ قَبْلَ أَنْ تَزِيغَ الشَّمْسُ أَخَّرَ الظُّهْرَ إِلَى وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ نَزَلَ فَجَمَعَ بَيْنَهُمَا فَإِنْ زَاغَتِ الشَّمْسُ قَبْلَ أَنْ يَرْتَحِلَ صَلَّى الظُّهْرَ ثُمَّ رَكِبَ ‏.‏

  17. Hadis no. 1626

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde iki namazı birden kılmak istediği vakit öğle'yî, ikindinin ilk…

    Türkçe meal

    Bana, Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize, Şebâbetü'bnü Sevvâr El-Medâyinî rivayet etti. (Dediki): Bize, Leys b. Sa'd, Ukayl b. Hâlid'den, o da Zührî'den, o da Enes'den naklen rivayet: etti. Enes şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seferde iki namazı birden kılmak istediği vakit öğle'yî, ikindinin ilk vakti girinceye kadar te'hîr eder, sonra ikisini birden kılardı.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ الْمَدَايِنِيُّ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عُقَيْلِ بْنِ خَالِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَرَادَ أَنْ يَجْمَعَ بَيْنَ الصَّلاَتَيْنِ فِي السَّفَرِ أَخَّرَ الظُّهْرَ حَتَّى يَدْخُلَ أَوَّلُ وَقْتِ الْعَصْرِ ثُمَّ يَجْمَعُ بَيْنَهُمَا ‏.‏

  18. Hadis no. 1627

    Efendimiz sefere acele ettiği zaman öğle'yi, ikindinin ilk vaktine kadar te'hîr eder

    Türkçe meal

    Bana Ebû't-Tâhîr ile Amr b. Sevvâd dahi rivayet ettiler. Dedilerki: Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Câbir b. İsmail, Ukayl'den, o da İbni Şihâb'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki: «Efendimiz sefere acele ettiği zaman öğle'yi, ikindinin ilk vaktine kadar te'hîr eder; Müteakiben aralarını cem' eylermiş. Akşam namazını da te'hîr eder tâ şafak kaybolduğu vakit, onu yatsı ile beraber kılarmış.

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَعَمْرُو بْنُ سَوَّادٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي جَابِرُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذَا عَجِلَ عَلَيْهِ السَّفَرُ يُؤَخِّرُ الظُّهْرَ إِلَى أَوَّلِ وَقْتِ الْعَصْرِ فَيَجْمَعُ بَيْنَهُمَا وَيُؤَخِّرُ الْمَغْرِبَ حَتَّى يَجْمَعَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ الْعِشَاءِ حِينَ يَغِيبُ الشَّفَقُ ‏.‏

  19. Hadis no. 1628

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir korku ve sefer yokken öğle ile ikindiyi toptan, akşamla…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlike, Ebû'z-Zübeyr'den dinlediğim, onun da Saîd b. Cübeyr'den, onun da İbni Abbâs'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbnî Abbâs: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiçbir korku ve sefer yokken öğle ile ikindiyi toptan, akşamla yatsıyı da toptan kıldı.» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا وَالْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ جَمِيعًا فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ سَفَرٍ ‏.‏

  20. Hadis no. 1629

    Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'de hiçbir korku ve sefer yokken Öğle ile ikindiyi toptan kıldı

    Türkçe meal

    Bize, Ahmed b. Yûnus ile Avn b. Sellâm hep birden Züheyr'den rivayet ettiler. İbni Yûnus dediki: Bize Züheyr rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû'z-Zübeyr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'de hiçbir korku ve sefer yokken Öğle ile ikindiyi toptan kıldı.» demiş. Ebû'z-Zübeyr demiş ki: «Ben, Saîd'e acep bunu niçin yaptı diye sordum. Saîd: Ben de, senin sorduğun gibi İbni Abbâs'a sordum da : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ümmetinden hiçbir kimseyi meşakkata sokmamak istedi... cevâbını verdi... dedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، وَعَوْنُ بْنُ سَلاَّمٍ، جَمِيعًا عَنْ زُهَيْرٍ، - قَالَ ابْنُ يُونُسَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، - حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا بِالْمَدِينَةِ فِي غَيْرِ خَوْفٍ وَلاَ سَفَرٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو الزُّبَيْرِ فَسَأَلْتُ سَعِيدًا لِمَ فَعَلَ ذَلِكَ فَقَالَ سَأَلْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ كَمَا سَأَلْتَنِي فَقَالَ أَرَادَ أَنْ لاَ يُحْرِجَ أَحَدًا مِنْ أُمَّتِهِ ‏.‏