İçeriğe geç

Muvatta İmam MalikBölüm 15

Kur'ân

49 hadis · No. 470–519

Sayfa 2 / 3Yazı boyutu
  1. Hadis no. 491

    La ilahe illallahu vahdehu la şetike leh lehu'l-mulk ve lehu'l-ham ve huve ala kulli şey'in kadir

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den: Kim her namazdan sonra otuz üç defa «Sübhanallah», otuzüç defa «elhamdulillah», otuzüç defa «Allahu ekber» der ve «La ilahe illallahu vahdehu la şetike leh lehu'l-mulk ve lehu'l-ham ve huve ala kulli şey'in kadir» diyerek yüzü tamamlarsa deniz köpükleri kadar günahı da olsa affedilir.

    Diğer tahric: Müslim, Mesacid (merfu olarak

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ مَنْ سَبَّحَ دُبُرَ كُلِّ صَلاَةٍ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَكَبَّرَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَحَمِدَ ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ وَخَتَمَ الْمِائَةَ بِلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ غُفِرَتْ ذُنُوبُهُ وَلَوْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 492

    bakî kalacak yararlı ameller

    Türkçe meal

    Saîd b. Müseyyeb'den: el-Bakiyatu's-salihatu «bakî kalacak yararlı ameller»[Kehf 46] ayetinden kastedilen ebedi kalacak yararlı amel, kulun 'Allahu ekber, subhanallah, la ilahe illallah vela havle vela kuvvete illa billah' demesidir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ صَيَّادٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ فِي الْبَاقِيَاتِ الصَّالِحَاتِ إِنَّهَا قَوْلُ الْعَبْدِ اللَّهُ أَكْبَرُ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ ‏.‏

  3. Hadis no. 493

    Adem oğlunun Allah'ı zikirden başka yapacağı hiçbir amel onu Allah'ın azabından kurtaramaz

    Türkçe meal

    Ziyad b. Ebî Ziyad'dan: Ebu'd-Derda': «— Size amellerinizin en hayırlısını, derecelerinizi en fazla yükseltecek olanını, Allah katında en temiz olanını ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanınızla muharebe meydanında karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boyunlarınızı vurmasından daha hayırlı amelleri haber vereyim mi?» dedi. Ashab: «— Evet.» deyince: «—Allah Teala'yı zikretmektir,» dedi. Abdurrahman'ın babası Muaz b. Cebel: «Adem oğlunun Allah'ı zikirden başka yapacağı hiçbir amel onu Allah'ın azabından kurtaramaz.» dedi.

    Diğer tahric: Tirmizî, Da'avat (merfu olarak); İbn Mace, Ebed

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، أَنَّهُ قَالَ قَالَ أَبُو الدَّرْدَاءِ أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ، أَعْمَالِكُمْ وَأَرْفَعِهَا فِي دَرَجَاتِكُمْ وَأَزْكَاهَا عِنْدَ مَلِيكِكُمْ وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ إِعْطَاءِ الذَّهَبِ وَالْوَرِقِ وَخَيْرٍ لَكُمْ مِنْ أَنْ تَلْقَوْا عَدُوَّكُمْ فَتَضْرِبُوا أَعْنَاقَهُمْ وَيَضْرِبُوا أَعْنَاقَكُمْ قَالُوا بَلَى ‏.‏ قَالَ ذِكْرُ اللَّهِ تَعَالَى ‏.‏ قَالَ زِيَادُ بْنُ أَبِي زِيَادٍ وَقَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ مَا عَمِلَ ابْنُ آدَمَ مِنْ عَمَلٍ أَنْجَى لَهُ مِنْ عَذَابِ اللَّهِ مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ ‏.‏

  4. Hadis no. 494

    Rabbena ve l-kel hamd, hamden kesîren,tayyiben, mubareken fîhi

    Türkçe meal

    Rifaa b. Rafi" anlatıyor: Resulullah'm Sallallahu Aleyhi ve Sellem ardında namaz kılıyorduk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rükudan kalkınca «semiallahu limen hamideh» dedi. Arkadan başka bir adam da «Rabbena ve l-kel hamd, hamden kesîren,tayyiben, mubareken fîhi,» dedi. Namazdan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «— Biraz önce onu söyleyen kimdi?» diye sordu. Adam: «— Bendim ya Resuîallah! dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: «Otuz küsur melek gördüm,hepsi de bunu önce yazabilmek için koşuşuyorlardı.»

    Diğer tahric: Buharî. Ezan Meali: Ey bizim rabbimiz bol bol, riyadan arınmış ve mübarek hamd sana mahsustur

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُجْمِرِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ يَحْيَى الزُّرَقِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، أَنَّهُ قَالَ كُنَّا يَوْمًا نُصَلِّي وَرَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ مِنَ الرَّكْعَةِ وَقَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ وَرَاءَهُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ ‏.‏ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنِ الْمُتَكَلِّمُ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَقَدْ رَأَيْتُ بِضْعَةً وَثَلاَثِينَ مَلَكًا يَبْتَدِرُونَهَا أَيُّهُمْ يَكْتُبُهُنَّ أَوَّلاً ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 495

    Her Nebiin ettiği müstecab bir dua vardır. Ben de duamı —öbür dünyada ümmetime şefaat etmem için— ahirete…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Her Nebiin ettiği müstecab bir dua vardır. Ben de duamı —öbür dünyada ümmetime şefaat etmem için— ahirete bırakmak istiyorum.»

    Diğer tahric: Buhari, Da'avat; Müslim, îman

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ يَدْعُو بِهَا فَأُرِيدُ أَنْ أَخْتَبِئَ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لأُمَّتِي فِي الآخِرَةِ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 496

    Ey sabahları yaratan, geceyi uyumak için tahsis eden, güneşi ve ay'ı belli bir hesaba göre idare eden Allahım…

    Türkçe meal

    Yahya b. Saîd'den: Duyduğuna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi: «Ey sabahları yaratan, geceyi uyumak için tahsis eden, güneşi ve ay'ı belli bir hesaba göre idare eden Allahım, borcumu ifa etme imkanı ver, beni fakirliğe duçar kılma, kulağımı, gücümü ve kuvvetimi senin yolunda gitmekten hissedar eyle.» îbn Abdilber der ki: "Bu hadisin ne senedinde, ne de metninde, Malik'in ravileri ihtilaf etmemiştir." Mürsel bir hadistir. Müslim b. Yesar, tabiîndendir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فَيَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ فَالِقَ الإِصْبَاحِ وَجَاعِلَ اللَّيْلِ سَكَنًا وَالشَّمْسِ وَالْقَمَرِ حُسْبَانًا اقْضِ عَنِّي الدَّيْنَ وَأَغْنِنِي مِنَ الْفَقْرِ وَأَمْتِعْنِي بِسَمْعِي وَبَصَرِي وَقُوَّتِي فِي سَبِيلِكَ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 497

    — Allahım dilersen beni affet, Allahım dilersen bana merhamet et!

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Dua ettiğiniz zaman; «— Allahım dilersen beni affet, Allahım dilersen bana merhamet et!» demeyin. Çünkü Allah dilediğini yapar, kimse onu zorlayamaz.»

    Diğer tahric: Buharî, Da'avat; Müslim, Zikr ve Dua

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَقُلْ أَحَدُكُمْ إِذَا دَعَا اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي إِنْ شِئْتَ اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي إِنْ شِئْتَ لِيَعْزِمِ الْمَسْأَلَةَ فَإِنَّهُ لاَ مُكْرِهَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 498

    Sizden biri, dua ettim de kabul olmadı, diyerek acele etmediği müddetçe duası kabul olur

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. naklediyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Sizden biri, dua ettim de kabul olmadı, diyerek acele etmediği müddetçe duası kabul olur.»

    Diğer tahric: Buhari, deavat; Müslim, zikir; Ebu Davud, vitr; Tirmizi dua; İbn-i Mace, dua; Ahmed b. Hanbel, II, 487. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Tirmizî: Bu konuda Enes (r.a.)’den de hadis rivâyet edilmiştir.

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يُسْتَجَابُ لأَحَدِكُمْ مَا لَمْ يَعْجَلْ فَيَقُولُ قَدْ دَعَوْتُ فَلَمْ يُسْتَجَبْ لِي ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 499

    — Kim dua ediyor, hemen kabul edeyim, kim bir istekte bulunuyor hemen vereyim, kim af diliyor hemen onu…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Rabbimiz tebareke ve teala her gece, gecenin son üçte birinde semaya iner ve derki: «— Kim dua ediyor, hemen kabul edeyim, kim bir istekte bulunuyor hemen vereyim, kim af diliyor hemen onu affedeyim?» buyurur.»

    Diğer tahric: Buharî, teheccüd, tevhîd; Müslim, müsafirîn; Tirmizî, salat, da'vat; Ebu Davud, salatu tatavvu, sunne; İbn Ma'ce, ikame ; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel, II, 264, 267, 282, 410, 487, 504. Mahir: Bu hadis iki tarafı keskin bıçak gibi hadislerdendir. Ehl-i sünnet’in güzel ve doğru görüşü uyarınca metni elimden geldiğince olduğu gibi tercemeye çalıştım. Bu tür hadisler ne te’vil (yorum) edilir nede her türlü eksiklik ve benzetmelerden temiz olan Allah’a bildiğimiz herhabgi bir şey benzetilir. Hadis ne diyorsa ‘öyledir’ denir ve mesaj alınıp uygulanır. Yani Gecenin son üçte birinde duamızın makbul olacağını umarız. En doğrusunu bilen sadece Allah’tır. O bizi her şekilde imtihan eder. Geniş açıklama ve görüşler için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz. .

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، وَعَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَنْزِلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ فَيَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 500

    Öfkenden rızana, cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Ben seni hakkıyla övmekten acizim…

    Türkçe meal

    Muhammed b. İbrahim b. Haris et-Teymî anlatıyor: Mu'mmlerin annesi Aişe şöyle anlattı: «Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında uyuyordum. Gece bir ara yatakta olmadığını hissettim, elimle şöyle bir yokladım, elim ayaklarına değdi. Secdede idi ve şöyle dua ediyordu: «Öfkenden rızana, cezandan affına sığınırım. Senden yine sana sığınırım. Ben seni hakkıyla övmekten acizim, sen kendini nasıl bir övgüye layık görüyorsan öylesin.» İbn Abdilber der ki: "Malik'in ravileri mürsel oluşunda ihtilaf etmemiştir. el-A'rec -Ebu Hureyre- Aişe senediyle müsneddir. (Müslim, Saîat)

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ الْحَارِثِ التَّيْمِيِّ، أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ، قَالَتْ كُنْتُ نَائِمَةً إِلَى جَنْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَفَقَدْتُهُ مِنَ اللَّيْلِ فَلَمَسْتُهُ بِيَدِي فَوَضَعْتُ يَدِي عَلَى قَدَمَيْهِ وَهُوَ سَاجِدٌ يَقُولُ ‏ "‏ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَبِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 501

    — Allah'tan başka ilah yoktur, o her bakımdan tektir, ortağı ve benzeri yoktur

    Türkçe meal

    Talha b. Ubeydillah b. Keriz'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Duaların en efdali Arafat'ta yapılandır. Benim ve benden önceki Nebilerin yaptığı en faziletli dua da şudur: «— Allah'tan başka ilah yoktur, o her bakımdan tektir, ortağı ve benzeri yoktur.»

    Diğer tahric: Tirmizî, Da'avat (Amr b. Şuayb -babası- dedesi senediyle merfu olarak

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ كَرِيزٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَفْضَلُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ وَأَفْضَلُ مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 502

    Allahım cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal'in fitnesinden sana…

    Türkçe meal

    Abdullah b. Abbas r.a.'dan: Şu duayı Resuluîîah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ashabına Kur'an'dan bir sure öğretir gibi öğretirdi: «Allahım cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal'in fitnesinden sana sığınırım, hayat ve ölümün fitnesinden sana sığınırım»

    Diğer tahric: Müslim, Mesacid

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، عَنْ طَاوُسٍ الْيَمَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُعَلِّمُهُمْ هَذَا الدُّعَاءَ كَمَا يُعَلِّمُهُمُ السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 503

    Allahım hamd sana mahsustur. Sen yerlerin ve göklerin nurusun. Hamd sana mahsustur. Yeri, göğü idare eden…

    Türkçe meal

    Abdullah b.Abbas r.a.'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece yarısı namaza kalktığı zaman şöyle dua ederdi: «Allahım hamd sana mahsustur. Sen yerlerin ve göklerin nurusun. Hamd sana mahsustur. Yeri, göğü idare eden sensin, hamd sana mahsustur. Sen yerlerin, göklerin ve her ikisinde bulunanların rabbisin, sen haksın, sözün haktır, va'din haktır, sana kavuşmak da haktır. Cennet haktır, Cehennem haktır, Kıyamet haktır; mutlaka olacaktır. Allahım sana teslim oldum, sana iman ettim, sana güvendim, sana bağlandım, senin verdiğin ilim ile düşmanımla mücadele ettim ve senin emirlerine göre hükmettim. Gizli ve aşikar yaptığım ve yapacağım günahlarımı affet. Sen benim ilahımsın, senden başka ilah yoktur.»

    Diğer tahric: Buhari, Teheccüd; Müslim, Salatu'l-Musafırîn

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، عَنْ طَاوُسٍ الْيَمَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ مِنْ جَوْفِ اللَّيْلِ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيَّامُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ أَنْتَ الْحَقُّ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ الْحَقُّ وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَأَخَّرْتُ وَأَسْرَرْتُ وَأَعْلَنْتُ أَنْتَ إِلَهِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 504

    — Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu mescidinizde nerede namaz kıldı biliyor musunuz?

    Türkçe meal

    Abdullah bin Abdullah bin Cabir bin Atîk dediki: Abdullah b. Ömer, Medine köylerinden birinde Muaviye oğulları yurduna uğradı. Onlara: «— Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu mescidinizde nerede namaz kıldı biliyor musunuz?» diye sordu. Ben kendisine: «— Evet biliyorum.» diyerek bir köşeyi gösterdim. Bu sefer: «— Orada yaptığı üç duanın ne olduğunu biliyor musun?» dedi. Ben: «— Evet,» deyince: «— Peki söyle öyleyse,» dedi. Ben: «— Düşmanların kendilerine karşı galip gelmemesi, Allahın kıtlık ve açlıkla terbiye etmemesi, hususunda dua etti. Bu ikisi verildi. Aralarında nifak sokup birbirlerine düşmemeleri için dua etti, fakat bu, kabul edilmedi» deyince: «— Doğru söyledin, diye mukabele etti. İbn Ömer'den: Fakat adam öldürme mu'minler arasında kıyamete kadar asla son bulmayacaktır. Sa'd b. Ebî Vakkas'tan merfu' olarak gelmiştir. (Müslim, Fiten)

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَابِرِ بْنِ عَتِيكٍ، أَنَّهُ قَالَ جَاءَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ فِي بَنِي مُعَاوِيَةَ - وَهِيَ قَرْيَةٌ مِنْ قُرَى الأَنْصَارِ - فَقَالَ هَلْ تَدْرُونَ أَيْنَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَسْجِدِكُمْ هَذَا فَقُلْتُ لَهُ نَعَمْ وَأَشَرْتُ لَهُ إِلَى نَاحِيَةٍ مِنْهُ فَقَالَ هَلْ تَدْرِي مَا الثَّلاَثُ الَّتِي دَعَا بِهِنَّ فِيهِ فَقُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَأَخْبِرْنِي بِهِنَّ ‏.‏ فَقُلْتُ دَعَا بِأَنْ لاَ يُظْهِرَ عَلَيْهِمْ عَدُوًّا مِنْ غَيْرِهِمْ وَلاَ يُهْلِكَهُمْ بِالسِّنِينَ فَأُعْطِيَهُمَا وَدَعَا بِأَنْ لاَ يَجْعَلَ بَأْسَهُمْ بَيْنَهُمْ فَمُنِعَهَا ‏.‏ قَالَ صَدَقْتَ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَلَنْ يَزَالَ الْهَرْجُ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏.‏

  15. Hadis no. 505

    Her dua eden kimse şu üç durumdan birinde bulunur: Ya duası kabul edilir, ya ileride kabul edilir, ya da…

    Türkçe meal

    Zeyd b. Eslem şöyle derdi: Her dua eden kimse şu üç durumdan birinde bulunur: Ya duası kabul edilir, ya ileride kabul edilir, ya da yaptığı dua günahlarına kefaret olur. İbn Abdilber şöyle der: Bu tür rivayetler içtihatla olmaz, mutlaka Nebi s.a.v.'den işitilmiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ مَا مِنْ دَاعٍ يَدْعُو إِلاَّ كَانَ بَيْنَ إِحْدَى ثَلاَثٍ إِمَّا أَنْ يُسْتَجَابَ لَهُ وَإِمَّا أَنْ يُدَّخَرَ لَهُ وَإِمَّا أَنْ يُكَفَّرَ عَنْهُ ‏.‏

  16. Hadis no. 506

    Ben dua ederken ellerimin parmaklarıyla da işaret ediyordum, Abdullah b. Ömer beni böyle görünce…

    Türkçe meal

    Abdullah b. Dinar'dan: Ben dua ederken ellerimin parmaklarıyla da işaret ediyordum, Abdullah b. Ömer beni böyle görünce parmaklarımla işaret etmeme engel oldu. Ebu Hureyre'den merfu' olarak gelmiştir. (Tirmizî, Da'avat; Nesaî, Sehv)

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، قَالَ رَآنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَأَنَا أَدْعُو، وَأُشِيرُ، بِأَصْبُعَيْنِ أَصْبُعٍ مِنْ كُلِّ يَدٍ فَنَهَانِي ‏.‏

  17. Hadis no. 507

    Vefat eden kişinin geride kalan çocuğunun duası sayesinde onun derecesi yükselir

    Türkçe meal

    Yahya b. Saîd'den: Saîd b. Müseyyeb ellerini yukarı doğru kaldırarak: «Vefat eden kişinin geride kalan çocuğunun duası sayesinde onun derecesi yükselir.» derdi. İbn Abdilber şöyle der: Bu gibi rivayetler içtihatla bilinemezler, onun için başka bir yerde hadis olarak mutlaka zikredilmiştir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، كَانَ يَقُولُ إِنَّ الرَّجُلَ لَيُرْفَعُ بِدُعَاءِ وَلَدِهِ مِنْ بَعْدِهِ وَقَالَ بِيَدَيْهِ نَحْوَ السَّمَاءِ فَرَفَعَهُمَا ‏.‏

  18. Hadis no. 508

    Tek olan Allah'tan başka ilah yoktur. Onun hiçbir şekilde ortağı da yoktur. Mülk onundur, hamd da ona…

    Türkçe meal

    Abdullah b. Ömer'den: Hazret-i Peygamber bir gazveden, hacdan veya bir umreden dönerken her yüksek yerden geçerken üç defa tekbir getirirdi. Sonra da: «Tek olan Allah'tan başka ilah yoktur. Onun hiçbir şekilde ortağı da yoktur. Mülk onundur, hamd da ona mahsustur. O her şeye kadirdir. Dönenler, tövbe edenler, ibadet ve secde edenler, rabbimize hamdedenler, Allah vaadinde sadıktır. Kuluna yardım eder, Allah düşmanı grupları o tek başına hezimete uğratır,» diye dua ederdi. Buhârî, Umre, 26/12; Müslim, Hacc, 15/428. Ayrıca bkz. Şeybanî

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ إِنَّمَا أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً‏}‏ فِي الدُّعَاءِ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الدُّعَاءِ فِي الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ فَقَالَ لاَ بَأْسَ بِالدُّعَاءِ فِيهَا ‏.‏

  19. Hadis no. 509

    Allah'ım! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, düşkünleri sevmeyi dilerim. İnsanlar…

    Türkçe meal

    İmam Malik'ten; Duyduğuma göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua edermiş; «Allah'ım! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, düşkünleri sevmeyi dilerim. İnsanlar arasında fitne çıkmasını murad ettiğin zaman fitneye Kırışmadan benim ruhumu kendine kavuştur.» Bir hadis içinde, İbn Abbas'tan merfu' olarak gelmiştir. (Tirmizî, Tefsîr.Buhari, Da'avat)

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو فَيَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ وَإِذَا أَرَدْتَ فِي النَّاسِ فِتْنَةً فَاقْبِضْنِي إِلَيْكَ غَيْرَ مَفْتُونٍ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 510

    Her kim insanları hidayete çağırırsa, ona tabi olanların ecri kadar ecir alır. Kendisine verilen bu sevap…

    Türkçe meal

    İmam Malik'ten: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «Her kim insanları hidayete çağırırsa, ona tabi olanların ecri kadar ecir alır. Kendisine verilen bu sevap, ötekilerin sevabından hiçbir şey eksiltmez. Herkim de bir sapıklığa çağırırsa, buna tabi olanların günahı kadar kendisine de günah verilir. Bu, onların günahlarından hiçbir şey eksiltmez.» Ebu Hureyre'den merfu olarak gelmiştir. Müslim, ilim

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ دَاعٍ يَدْعُو إِلَى هُدًى إِلاَّ كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِ مَنِ اتَّبَعَهُ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ أُجُورِهِمْ شَيْئًا وَمَا مِنْ دَاعٍ يَدْعُو إِلَى ضَلاَلَةٍ إِلاَّ كَانَ عَلَيْهِ مِثْلُ أَوْزَارِهِمْ لاَ يَنْقُصُ ذَلِكَ مِنْ أَوْزَارِهِمْ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏