İçeriğe geç

Muvatta İmam MalikBölüm 2

Taharet

100 hadis · No. 32–145

Sayfa 2 / 5Yazı boyutu
  1. Hadis no. 55

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeğe davet edilmişti. Kendisine et ve ekmek getirildi. Bunlardan…

    Türkçe meal

    Muhammed b. el-Munkedir (r.a.) anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemeğe davet edilmişti. Kendisine et ve ekmek getirildi. Bunlardan yedikten sonra abdest aldı, namaz kıldı. Daha sonra yemeğin kalan kısmını getirdiler, ondan yedikten sonra yeniden abdest almadan namaz kıldı. Hadis mürseldir. Ebu Davud Tahare'de Cabir'den -mevsul olarak- rivayet etmiştir. Ayrıca bkz. Tirmizî, Taharet

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دُعِيَ لِطَعَامٍ فَقُرِّبَ إِلَيْهِ خُبْزٌ وَلَحْمٌ فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَصَلَّى ثُمَّ أُتِيَ بِفَضْلِ ذَلِكَ الطَّعَامِ فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ صَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ ‏.‏

  2. Hadis no. 56

    Bu da ne Enes? Yoksa Iraklıların adeti mi?

    Türkçe meal

    Abdurrahman b. Zeyd el-Ensarî anlatıyor: Enes b. Malik, Irak'tan gelmişti. Ebu Talha ve Ubey b. Ka'b yanına gittiler, Enes onlara ateşte pişmiş yemek çıkardı, yediler. Yemekten sonra Enes kalkıp abdest alınca, Ebu Talha ve Ubey b. Ka*b: «Bu da ne Enes? Yoksa Iraklıların adeti mi?» deyince, Enes: «Keşke yapmasaydım,» dedi. Ebu Talha ve Ubey b. Ka'b kalktılar, yeniden abdest almadan namaz kıldılar. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ زَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَدِمَ مِنَ الْعِرَاقِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو طَلْحَةَ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ فَقَرَّبَ لَهُمَا طَعَامًا قَدْ مَسَّتْهُ النَّارُ فَأَكَلُوا مِنْهُ فَقَامَ أَنَسٌ فَتَوَضَّأَ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ مَا هَذَا يَا أَنَسُ أَعِرَاقِيَّةٌ فَقَالَ أَنَسٌ لَيْتَنِي لَمْ أَفْعَلْ ‏.‏ وَقَامَ أَبُو طَلْحَةَ وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ فَصَلَّيَا وَلَمْ يَتَوَضَّآ ‏.‏

  3. Hadis no. 57

    Üç taş bulamaz mısınız?

    Türkçe meal

    Hişam bin Urve babası Urve (r.a.)'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e îstincayı sorduklarında: «Üç taş bulamaz mısınız?» diye cevap verdi. Ebu Davud (Taharet), Hz. Aişe'den mevsul olarak rivayet eder; Tirmizî, Taharet; Nesai, Tahara

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ عَنْ الاِسْتِطَابَةِ فَقَالَ ‏ "‏ أَوَلاَ يَجِدُ أَحَدُكُمْ ثَلاَثَةَ أَحْجَارٍ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 58

    Esselamu aleykum ey mezarlıkta yatan mu'minler! Allah dilerse biz de sizlere kavuşacağız

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mezarlığa gittiğinde «Esselamu aleykum ey mezarlıkta yatan mu'minler! Allah dilerse biz de sizlere kavuşacağız.» dedi ve devamla «kardeşlerimizi görmeyi çok isterdim,» «—Ya Resulallah! Biz kardeşlerin değil miyiz?» dediler. Resulullah: «—Hayır, sizler aynı zamanda ashabımsınız. Kardeşlerim henüz gelmediler. Ben onları (ahirette) havz'ın başında bekliyeceğim.» buyurdu. Ashab-ı Kiram: «— Ya Resulallah, ümmetinden senden sonra gelecekleri nasıl tanıyacaksın?» deyince: «—Söyleyin! Bir adamın siyah atları arasında alnı ve üç ayağı beyaz bir atı olsa onu tanımaz mı?» dedi. Onlar: «—Evet Ya Resulallah!» diye cevap verdiler. Nebi s.a.v.: Onlar Kevser havuzunun başından kaybolmuş sahipsiz develer gibi kovulmazlar. Ben onlara: "Dikkat kardeşlerim gelin buraya, gelin buraya, gelin buraya diye seslenirim de; o sırada: "Onlar senin dininde ne bidatlar ortaya çıkardılar, sünnetini de terk ettiler" denilir. Ben de: "Öyleyse onlar benden uzak olsunlar, onlar benden uzak olsunlar onlar benden uzak olsunlar" derim." Müslim Taharet

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ إِلَى الْمَقْبُرَةِ فَقَالَ ‏"‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ وَدِدْتُ أَنِّي قَدْ رَأَيْتُ إِخْوَانَنَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَسْنَا بِإِخْوَانِكَ قَالَ ‏"‏ بَلْ أَنْتُمْ أَصْحَابِي وَإِخْوَانُنَا الَّذِينَ لَمْ يَأْتُوا بَعْدُ وَأَنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الْحَوْضِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ يَأْتِي بَعْدَكَ مِنْ أُمَّتِكَ قَالَ ‏"‏ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ لِرَجُلٍ خَيْلٌ غُرٌّ مُحَجَّلَةٌ فِي خَيْلٍ دُهْمٍ بُهْمٍ أَلاَ يَعْرِفُ خَيْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّهُمْ يَأْتُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنَ الْوُضُوءِ وَأَنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الْحَوْضِ فَلاَ يُذَادَنَّ رِجَالٌ عَنْ حَوْضِي كَمَا يُذَادُ الْبَعِيرُ الضَّالُّ أُنَادِيهِمْ أَلاَ هَلُمَّ أَلاَ هَلُمَّ أَلاَ هَلُمَّ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ قَدْ بَدَّلُوا بَعْدَكَ فَأَقُولُ فَسُحْقًا فَسُحْقًا فَسُحْقًا ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 59

    Eğer Allah'ın kitabındaki Bakara suresi 159 ve 160. ayetler olmasaydı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve…

    Türkçe meal

    Osman (r.a)'ın azadlı kölelerinden Humran şöyle anlatır. Osman evinin yakınındaki bir taş üzerinde oturuyordu. O sırada müezzin gelip ikindi namazının vaktini haber verince su istedi. Abdest aldı sonra şöyle dedi: "Eğer Allah'ın kitabındaki Bakara suresi 159 ve 160. ayetler olmasaydı Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan işittiğim şu hadisi size söylemezdim. Sonra şöyle devam etti: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'dan şöyle buyururken işittim: "Her kim güzelce abdestini alır, sonra da namazını kılarsa o namazı ile diğer kılacağı namaz arasındaki günahları affedilir." Malik der ki: "Zannedersem Osman'ın kasdettiği ayet Hud suresi 114. ayetidir. "Gündüzün başında ve sonunda, bir de gecenin erken saatlerinde, namaz kılmaya devamlı ve duyarlı ol. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Allah'ı hatırında tutanlar için bir öğüt ve hatırlatmadır bu."

    Diğer tahric: Buharı, Vudu'; Müslim, Tahara

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حُمْرَانَ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ، جَلَسَ عَلَى الْمَقَاعِدِ فَجَاءَ الْمُؤَذِّنُ فَآذَنَهُ بِصَلاَةِ الْعَصْرِ فَدَعَا بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ لأُحَدِّثَنَّكُمْ حَدِيثًا لَوْلاَ أَنَّهُ فِي كِتَابِ اللَّهِ مَا حَدَّثْتُكُمُوهُ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا مِنِ امْرِئٍ يَتَوَضَّأُ فَيُحْسِنُ وُضُوءَهُ ثُمَّ يُصَلِّي الصَّلاَةَ إِلاَّ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الصَّلاَةِ الأُخْرَى حَتَّى يُصَلِّيَهَا ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 60

    Mu'min bir kimse abdest alırken mazmaza edince (ağzını yıkayınca) ağzından günahları çıkar. Burnunu yıkayınca…

    Türkçe meal

    Abdullah el-Sunabihi (r.a.)'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: «Mu'min bir kimse abdest alırken mazmaza edince (ağzını yıkayınca) ağzından günahları çıkar. Burnunu yıkayınca da burnundan günahları çıkar. Yüzünü yıkayınca, yüzünden ve hatta gözkapaklarının altından günahları çıkar. Ellerini yıkadığı vakit ellerinden günahları dökülür çıkar. Başını mesh edince başından, hatta kulaklarından günahları çıkar. Ayaklarını yıkayınca da ayaklarından, hatta ayak tırnaklarının altından günahları çıkar. Daha sonra mescide gidip namaz kılışı ecrini ve günahların affını arttırır.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الصُّنَابِحِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا تَوَضَّأَ الْعَبْدُ الْمُؤْمِنُ فَتَمَضْمَضَ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ فِيهِ وَإِذَا اسْتَنْثَرَ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ أَنْفِهِ فَإِذَا غَسَلَ وَجْهَهُ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ وَجْهِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَشْفَارِ عَيْنَيْهِ فَإِذَا غَسَلَ يَدَيْهِ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ يَدَيْهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِ يَدَيْهِ فَإِذَا مَسَحَ بِرَأْسِهِ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ رَأْسِهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ أُذُنَيْهِ فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَجَتِ الْخَطَايَا مِنْ رِجْلَيْهِ حَتَّى تَخْرُجَ مِنْ تَحْتِ أَظْفَارِ رِجْلَيْهِ - قَالَ - ثُمَّ كَانَ مَشْيُهُ إِلَى الْمَسْجِدِ وَصَلاَتُهُ نَافِلَةً لَهُ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 61

    Bir müslüman -yahut bir mu'min- abdest alırken yüzünü yıkayınca yüzünden akan su ile beraber gözleri ile…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'dediki, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: «Bir müslüman -yahut bir mu'min- abdest alırken yüzünü yıkayınca yüzünden akan su ile beraber gözleri ile işlediği bütün günahları dökülür. Ellerini yıkadığı zaman, elleri ile işlemiş olduğu günahları su ile beraber ellerinden dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile giderek işlediği günahları su ile beraber çıkar. Böylece bütün günahlarından temizlenmiş olur.»

    Diğer tahric: Buhari, Vudu; Müslim, Fedail

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا تَوَضَّأَ الْعَبْدُ الْمُسْلِمُ - أَوِ الْمُؤْمِنُ - فَغَسَلَ وَجْهَهُ خَرَجَتْ مِنْ وَجْهِهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ نَظَرَ إِلَيْهَا بِعَيْنَيْهِ مَعَ الْمَاءِ - أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ - فَإِذَا غَسَلَ يَدَيْهِ خَرَجَتْ مِنْ يَدَيْهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ بَطَشَتْهَا يَدَاهُ مَعَ الْمَاءِ - أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَجَتْ كُلُّ خَطِيئَةٍ مَشَتْهَا رِجْلاَهُ مَعَ الْمَاءِ - أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ - حَتَّى يَخْرُجَ نَقِيًّا مِنَ الذُّنُوبِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 62

    Bir gün ikindi namazı yaklaşmıştı, insanlar abdest almak için su arıyorlar, bulamıyorlardı. O sırada…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik (r.a.) der ki: Bir gün ikindi namazı yaklaşmıştı, insanlar abdest almak için su arıyorlar, bulamıyorlardı. O sırada Resulullah'a bir kapta su getirdiler. Hz.Nebi elini kabın içine koydu, sonra ashabına o kaptan abdest almalarını emretti. Enes der ki: Suyu görüyordum, Resul-i Ekrem'in parmaklarının arasından kaynıyordu. Bütün insanlar ondan abdest aldılar

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَانَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَالْتَمَسَ النَّاسُ وَضُوءًا فَلَمْ يَجِدُوهُ فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَضُوءٍ فِي إِنَاءٍ فَوَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ الإِنَاءِ يَدَهُ ثُمَّ أَمَرَ النَّاسَ يَتَوَضَّئُونَ مِنْهُ - قَالَ أَنَسٌ - فَرَأَيْتُ الْمَاءَ يَنْبُعُ مِنْ تَحْتِ أَصَابِعِهِ فَتَوَضَّأَ النَّاسُ حَتَّى تَوَضَّئُوا مِنْ عِنْدِ آخِرِهِمْ ‏.‏

  9. Hadis no. 63

    daha çok adım atıldığı için

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.) der ki: Bir kimse güzelce abdest aldıktan sonra namaza çıkarsa (mescide gidinceye kadar), o kimse namazda sayılır. Her iki adımının biriyle bir sevap kazanır, diğeriyle bir günahı affolur. Sizden herhangi biriniz kamet edildiğini işitince koşmasın. Çünkü en çok sevap kazanan, evi camiden en uzak olanmızdır. Dinleyenler: «— Niçin Ey Ebu Hureyre?» deyince, Ebu Hureyre (r.a.); «daha çok adım atıldığı için», diye cevap verdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمَدَنِيِّ الْمُجْمِرِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ وُضُوءَهُ ثُمَّ خَرَجَ عَامِدًا إِلَى الصَّلاَةِ فَإِنَّهُ فِي صَلاَةٍ مَادَامَ يَعْمِدُ إِلَى الصَّلاَةِ وَإِنَّهُ يُكْتَبُ لَهُ بِإِحْدَى خُطْوَتَيْهِ حَسَنَةٌ وَيُمْحَى عَنْهُ بِالأُخْرَى سَيِّئَةٌ فَإِذَا سَمِعَ أَحَدُكُمُ الإِقَامَةَ فَلاَ يَسْعَ فَإِنَّ أَعْظَمَكُمْ أَجْرًا أَبْعَدُكُمْ دَارًا ‏.‏ قَالُوا لِمَ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ مِنْ أَجْلِ كَثْرَةِ الْخُطَا ‏.‏

  10. Hadis no. 64

    O, ancak kadınların taharetlenmesidir

    Türkçe meal

    Yahya b. Saîd'den: Saîd b. el-Müseyyeb'e büyük abdestten sonra su ile taharetlenmenin hükmü sorulunca: «O, ancak kadınların taharetlenmesidir.» diye cevap verdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var. Said b. el-Müseyyeb bu sözüyle, erkeklerin taşla silinmeleri kafidir, demek istiyor. Fakat İmam Malik ve birçok ulema bu görüşte değildirler. Yani erkek olsun, kadın olsun mecbur kalmadıkça, su ile temizlenmelidirler

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يُسْأَلُ عَنِ الْوُضُوءِ، مِنَ الْغَائِطِ بِالْمَاءِ فَقَالَ سَعِيدٌ إِنَّمَا ذَلِكَ وُضُوءُ النِّسَاءِ ‏.‏

  11. Hadis no. 65

    Köpek herhangi birinizin kabından su içer veya bir şey yerse, o kabı yedi kez yıkasın

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: «Köpek herhangi birinizin kabından su içer veya bir şey yerse, o kabı yedi kez yıkasın» buyurdu.[38]

    Diğer tahric: Buharî, Vudu; Müslim, Taharet

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا شَرِبَ الْكَلْبُ فِي إِنَاءِ أَحَدِكُمْ فَلْيَغْسِلْهُ سَبْعَ مَرَّاتٍ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 66

    Doğru ve dürüst yaşayın. Her şeyi yapamazsınız

    Türkçe meal

    İmam Malik'e şu hadis rivayet edildi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: «Doğru ve dürüst yaşayın. Her şeyi yapamazsınız. İyi ve yararlı ameller işleyin. Amellerinizin en hayırlısı namazdır. Abdesti ancak kamil mu'min muhafaza edebilir.*

    Diğer tahric: İbn-i Mace tahare Bu, mürsel bir hadistir. İbn Abdilber, et-Takassî'de der ki: "Sevban'ın Nebi (s.a.v.)'den sahîh yollarla rivayetiyle, müsned ve muttasıl olur. İbn Mace (Taharet) tarafından da rivayet edilir

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اسْتَقِيمُوا وَلَنْ تُحْصُوا وَاعْمَلُوا وَخَيْرُ أَعْمَالِكُمُ الصَّلاَةُ وَلاَ يُحَافِظُ عَلَى الْوُضُوءِ إِلاَّ مُؤْمِنٌ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 67

    Abdullah b.Ömer (r.a.) iki parmağını ıslatır, kulaklarını mesh ederdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Türkçe meal

    Nafi der ki: Abdullah b.Ömer (r.a.) iki parmağını ıslatır, kulaklarını mesh ederdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، كَانَ يَأْخُذُ الْمَاءَ بِأَصْبُعَيْهِ لأُذُنَيْهِ ‏.‏

  14. Hadis no. 68

    — Su ile saçlar mesh edilmeden, caiz olmaz

    Türkçe meal

    imam Malik'e rivayet edilen hadiste, Cabir b. Abdullah el-Ensari (r.a.)'e: «— Sarığın üzerine mesh edilir mi?» diye sorduklarında, Cabir; «— Su ile saçlar mesh edilmeden, caiz olmaz.» diye cevap verdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيَّ، سُئِلَ عَنِ الْمَسْحِ، عَلَى الْعِمَامَةِ فَقَالَ لاَ حَتَّى يُمْسَحَ الشَّعْرُ بِالْمَاءِ ‏.‏

  15. Hadis no. 69

    Ebu Urve b. Zübeyr sarığını çıkarır, başını mesh ederdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Türkçe meal

    Hişam b. Urve der ki: Ebu Urve b. Zübeyr sarığını çıkarır, başını mesh ederdi. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ كَانَ يَنْزِعُ الْعِمَامَةَ وَيَمْسَحُ رَأْسَهُ بِالْمَاءِ ‏.‏

  16. Hadis no. 71

    Tebuk Savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest bozmak için gitti. Ben de abdest suyunu…

    Türkçe meal

    Mugîre b. Şu'be (r.a.) anlatıyor: Tebuk Savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest bozmak için gitti. Ben de abdest suyunu hazırladım. Gelince ellerine su döktüm, yüzünü yıkadı. Kollarını yıkamak için cübbesinin kollarını sıvamak istedi. Dar olduğu için kollarını sıvayamayınca, ellerini cübbenin kollarından çıkardı. Kollarını dirseklerine kadar yıkadı. Sonra başına ve ayağındaki mestlerin üzerine mesh etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılmaya geldiğinde, Abdurrahman b. Avf cemaate imam olmuş, namazın bir rek'atini kıîdırmıştı. Resulü Ekrem kalan bir rek'atini cemaatle kıldı. Abdurrahman selam verince, cemaat telaşlandı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirdikten sonra ashabına dönerek: «İyi yaptınız,» dedi.[41]

    Diğer tahric: Buhari, Meğazî; Müslim, Salat

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ زِيَادٍ، مِنْ وَلَدِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَهَبَ لِحَاجَتِهِ فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ - قَالَ الْمُغِيرَةُ - فَذَهَبْتُ مَعَهُ بِمَاءٍ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَكَبْتُ عَلَيْهِ الْمَاءَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثُمَّ ذَهَبَ يُخْرِجُ يَدَيْهِ مِنْ كُمَّىْ جُبَّتِهِ فَلَمْ يَسْتَطِعْ مِنْ ضِيقِ كُمَّىِ الْجُبَّةِ فَأَخْرَجَهُمَا مِنْ تَحْتِ الْجُبَّةِ فَغَسَلَ يَدَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ يَؤُمُّهُمْ وَقَدْ صَلَّى بِهِمْ رَكْعَةً فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرَّكْعَةَ الَّتِي بَقِيَتْ عَلَيْهِمْ فَفَزِعَ النَّاسُ فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَحْسَنْتُمْ ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 72

    Baban Ömer'in yaına gidince ona sor

    Türkçe meal

    Nafi ve Abdullah b, Dinar rivayet ettiler. Ömer r.a.'in oğlu Abdullah (r.a.) Kufe valisi Sa'd b. Ebi Vakkas'ın yanına gitti, Abdullah, Sa'd'ın mestlerinin üzerine mesh ettiğini görünce bunu hoş görmedi. Bunun üzerine Sa'd, Abdullah'a: «Baban Ömer'in yaına gidince ona sor» dedi. Abdullah, Medine'ye gitti. Fakat mestirin üzerine mesh etmenin hükmünü sormayı unuttu. Bilahare Kufe valisi Sa'd, Medine'ye geldiğinde Abdullah'a: Babana sordun mu? dedi. Abdullah: «—Hayır,» dedi. Bunun üzerine Abdullah babasına sorunca, O da: Abdestli iken mestleri ayağına giydikten sonra her abdest alışında onlar üzerine meshet'' dedi. Abdullah: Abdest bozduktan sonra damı? deyince. Ömer: Evet abdest bozduktan sonra da. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ قَدِمَ الْكُوفَةَ عَلَى سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ وَهُوَ أَمِيرُهَا فَرَآهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عَلَيْهِ فَقَالَ لَهُ سَعْدٌ سَلْ أَبَاكَ إِذَا قَدِمْتَ عَلَيْهِ فَقَدِمَ عَبْدُ اللَّهِ فَنَسِيَ أَنْ يَسْأَلَ عُمَرَ عَنْ ذَلِكَ حَتَّى قَدِمَ سَعْدٌ فَقَالَ أَسَأَلْتَ أَبَاكَ فَقَالَ لاَ ‏.‏ فَسَأَلَهُ عَبْدُ اللَّهِ فَقَالَ عُمَرُ إِذَا أَدْخَلْتَ رِجْلَيْكَ فِي الْخُفَّيْنِ وَهُمَا طَاهِرَتَانِ فَامْسَحْ عَلَيْهِمَا ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَإِنْ جَاءَ أَحَدُنَا مِنَ الْغَائِطِ فَقَالَ عُمَرُ نَعَمْ وَإِنْ جَاءَ أَحَدُكُمْ مِنَ الْغَائِطِ ‏.‏

  18. Hadis no. 73

    Abdullah b. Ömer pazarda idi. Ufak su döktükten sonra abdest aldı, yüzünü yıkadı, kollarını dirseklerine…

    Türkçe meal

    Nafî'den: Abdullah b. Ömer pazarda idi. Ufak su döktükten sonra abdest aldı, yüzünü yıkadı, kollarını dirseklerine kadar yıkadı ve başını mesh etti. Daha sonra mescid'e gitti. Kendisini cenaze namazını kıldırmak için çağırdılar, mestlerinin üzerine mesh ettikten sonra cenaze namazını kıldırdı. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، بَالَ فِي السُّوقِ ثُمَّ تَوَضَّأَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمَسَحَ رَأْسَهُ ثُمَّ دُعِيَ لِجَنَازَةٍ لِيُصَلِّيَ عَلَيْهَا حِينَ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ ثُمَّ صَلَّى عَلَيْهَا ‏.‏

  19. Hadis no. 75

    Babamı, mestlerin üzerine mesh ederken gördüm, mestlerinin üzerini mesh ediyordu, içini mesh etmiyordu. Bu…

    Türkçe meal

    Hişam b. Urve derki: Babamı, mestlerin üzerine mesh ederken gördüm, mestlerinin üzerini mesh ediyordu, içini mesh etmiyordu. Bu Hadis Sadece Muvatta'da var

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، أَنَّهُ رَأَى أَبَاهُ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ قَالَ وَكَانَ لاَ يَزِيدُ إِذَا مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ عَلَى أَنْ يَمْسَحَ ظُهُورَهُمَا وَلاَ يَمْسَحُ بُطُونَهُمَا ‏.‏

  20. Hadis no. 76

    Mestler üzerine nasıl mesh edilir?

    Türkçe meal

    İmam Malik, îbn Şihab'e: «Mestler üzerine nasıl mesh edilir?» diye sorunca, îbn Şihab bir elini mestin altına soktu, öbür eliyle mestin üzerini mesh etti. Yahya derki: îmam Malik der ki: «îbn Şihab'dan işittiğim görüş bu hususta en çok hoşuma gidenidir.»

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ سَأَلَ ابْنَ شِهَابٍ عَنِ الْمَسْحِ، عَلَى الْخُفَّيْنِ كَيْفَ هُوَ فَأَدْخَلَ ابْنُ شِهَابٍ إِحْدَى يَدَيْهِ تَحْتَ الْخُفِّ وَالأُخْرَى فَوْقَهُ ثُمَّ أَمَرَّهُمَا ‏.‏ قَالَ يَحْيَى قَالَ مَالِكٌ وَقَوْلُ ابْنِ شِهَابٍ أَحَبُّ مَا سَمِعْتُ إِلَىَّ فِي ذَلِكَ ‏.‏