Riyazus Salihin, 1509. hadis
Kim haksız olarak bir karış yer alırsa, o yerin yedi katı o kişinin boynuna dolanır
Diyanet baskısında 1511. hadis
Arapça metin
وعنْ عُرْوَةَ بن الزُّبيْر أنَّ سعِيدَ بنَ زَيْدٍِ بْنِ عمْرو بْنِ نُفَيْلِ ، رضي اللَّه عَنْهُ خَاصَمتْهُ أرْوَى بِنْتُ أوْسٍ إلى مَرْوَانَ بْنِ الحَكَم ، وَادَّعَتْ أنَّهُ أَخَذَ شَيْئاً مِنْ أرْضِهَا ، فَقَالَ سَعِيدٌ : أنَا كُنْتُ آخُذُ مِنْ أرْضِها شَيْئاً بعْدَ الذي سمِعْتُ مِنْ رَسُولِ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ،؟ قَالَ : مَاذا سمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ؟ قَالَ : سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يقُولُ : « مَنْ أَخَذَ شِبْراً مِنَ الأرْضِ ظُلْماً ، طُوِّقَهُ إلى سبْعِ أرضينَ » فَقَالَ لَهُ مرْوَانٌ : لا أسْأَلُكَ بَيِّنَةً بعْد هذا ، فَقَال سعيدٌ : اللَّهُمَّ إنْ كانَتْ كاذبِةً ، فَأَعْمِ بصرهَا ، وَاقْتُلْهَا في أرْضِهَا ، قَالَ : فَمَا ماتَتْ حَتَّى ذَهَبَ بَصَرُهَا ، وبيْنَما هِي تمْشي في أرْضِهَا إذ وَقَعَتْ في حُفْرةٍ فَمَاتتْ . متفقٌ عليه .
وفي روايةٍ لمسلِمٍ عنْ مُحمَّدِ بن زَيْد بن عبد اللَّه بن عُمَر بمَعْنَاهُ وأَنَّهُ رآهَا عَمْياءَ تَلْتَمِسُ الجُدُرَ تَقُولُ : أصَابَتْني دعْوَةُ سعًيدٍ ، وَأَنَّها مرَّتْ عَلى بِئْرٍ في الدَّارِ التي خَاصَمَتْهُ فِيهَا ، فَوقَعتْ فِيها ، وَكانَتْ قَبْرهَا .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. VI, s. 416)
Urve İbni'z-Zübeyr'den rivayet edildiğine göre Ervâ Binti Evs, kendi arazisinden bir parçayı gasbettiği iddiasıyla Saîd İbni Zeyd İbni Amr İbni Nüfeyl İbni'l-Hakem radıyallahu anh'ı (Medine vâlisi) Mervân İbnü'l-Hakem'e şikâyet etti. Bu şikâyet üzerine Saîd:
- Ben bu konuda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in söylediklerini dinledikten sonra, onun hakkını üzerime geçirir miyim hiç! dedi. Mervân:
- Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'den ne duydun? diye sordu. O da:
- Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in, "Kim haksız olarak bir karış yer alırsa, o yerin yedi katı o kişinin boynuna dolanır" buyurduğunu işittim, dedi. Bunun üzerine Mervân Saîd'e hitâben:
- Artık senden, bundan başka delil istemiyorum, dedi.
Dâva bu noktaya gelince Saîd:
- Allahım! Eğer bu kadın yalancı ise, sen onun gözünü kör et, kendisini de o arazisinde öldür! diye beddua etti.
Urve dedi ki, kadın ölmeden önce gözleri kör oldu ve bir gün o dâva konusu yerde gezinirken bir çukura düşüp öldü.
Buhârî, Bed'ül-halk 2, Mezâlim 13; Müslim, Müsâkât 139-142. Ayrıca bk. Tirmizî, Diyât 21
Müslim'in, Muhammed İbni Zeyd İbni Abdullah İbni Ömer'den bir rivayeti de aynı mânadadır. Râvi Muhammed, o kadının kör olduğunu, Saîd'in bedduasına uğradım diyerek duvarlara tutuna tutuna yürüdüğünü görmüş ve o kadının, dâva konusu arazisindeki bir kuyuya düştüğünü ve kabrinin o kuyu olduğunu haber vermiştir ( Müslim, Müsâkât 138 ).
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. VI, s. 416, 1509 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali1511. hadis, c. III, s. 104Göster
Urve b. Zübeyr’den rivayet edildiğine göre Ervâ bint Evs, arazinin bir bölümünü alıp tarlasına kattığı iddiasıyla (cennetle müjdelenen on kişiden biri olan) Saîd b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’i (ra), (Medine valisi) Mervân b. Hakem’e dava etti. Bunun üzerine Saîd:
– Ben Resûlullah’ı dinledikten sonra, hiç onun hakkını üzerime geçirir miyim, dedi. Mervân:
– Resûlullah’tan ne işittin, diye sordu. O da:
– Ben Resûlullah’ın, “Her kim haksız olarak başkasının bir karış yerini alırsa, o yer, (kıyamet gününde) yedi kat olarak onun boynuna geçirilir” buyurduğunu işittim, dedi. Bunun üzerine Mervân, Saîd’e:
– Artık bundan sonra senden başka bir delil istemeyeceğim, dedi. (Kendisine yöneltilen bu ağır suçlama karşısında çok içerleyen) Saîd:
– Allah’ım, eğer bu kadın yalancı ise, gözünü kör et ve onu kendi arsasında öldür, diye beddua etti. Hadisi rivayet eden Urve şöyle diyor:
– (Gerçekten de) o kadının ölmeden önce gözleri kör oldu ve bir gün arsasında yürürken bir çukura düşüp öldü. (B3198 Buhârî, Bed’ü’l-halk, 2; M4133-M4134 Müslim, Müsâkât, 138, 139) Müslim’in Muhammed b. Zeyd b. Abdullah b. Ömer’den rivayeti de aynı anlamdadır: O, kadının kör olduğunu ve “Saîd’in bedduasına uğradım. ” diyerek yürürken duvarlara tutunduğunu görmüştü. Ervâ, bir gün dava konusu olan arazide bulunan bir kuyuya düştü ve orası onun kabri oldu.
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. III, s. 104, 1511 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 1509 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1509
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_1509_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 1509 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1509},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 1509 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allah-dostlarinin-keramet-ve-faziletleri/1509