Riyazus Salihin, 417. hadis
Kaplarınızı getirip bundan alınız ! buyurdu. Askerler kaplarını doldurdular. Öylesine ki…
Diyanet baskısında 419. hadis
Arapça metin
وعنْ أبي هريرة أَوْ أبي سَعِيدٍ الخُدْرِيِّ رضيَ اللَّهُ عنهما : شَك الرَّاوِي ، وَلاَ يَضُرُّ الشَّكُّ في عَينِ الصَّحابي ، لأَنهم كُلُّهُمْ عُدُولٌ ، قال : لما كان يَوْمُ غَزْوَةِ تَبُوكَ، أَصابَ الناسَ مَجَاعَةٌ ، فَقالُوا : يا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ أَذِنْتَ لَنا فَنَحَرْنَا نَواضِحَنا ، فَأَكلْنَا وَادَّهَنَّا؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « افْعَلُوا » فَجَاءَ عُمَرُ رضي اللَّهُ عنهُ ، فقالَ : يا رَسولَ اللَّهِ إِنْ فَعَلْتَ قَلَّ الظَّهْرُ ، وَلَكِنْ ادْعُهُمْ بفَضْلِ أَزْوَادِهِمْ ، ثُمَّ ادْعُ اللَّهِ لَهُمْ عَلَيْهَا بِالبَرَكَةِ لَعَلَّ اللَّه أَنْ يَجْعَلَ في ذلكَ البَرَكَةَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « نَعَمْ» فَدَعَا بِنِطْعٍ فَبَسَطهُ ، ثُمَّ دَعَا بِفَضْلِ أَزَاوَدِهِمْ ، فَجعلَ الرَّجُلُ يجيءُ بِكَفِّ ذُرَةٍ ويجيءُ الآخَرُ بِكَفِّ تَمْرٍ ، ويجيءُ الآخَرُ بِكِسرَةٍ حَتى اجْتَمَعَ عَلى النِّطْعِ مِنْ ذَلِكَ شَيءٌ يَسِيرٌ ، فَدَعَا رسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم بِالبَرَكَةِ ، ثُمَّ قالَ « خُذُوا في أَوْعِيَتِكُمْ ، فَأَخَذُوا في أَوْعِيَتِهِمْ حتى ما تركُوا في العَسْكَرِ وِعاء إِلاَّ مَلأوهُ ، وأَكَلُوا حَتَّى شَبعُوا وَفَضَلَ فَضْلَةٌ ، فقالَ رَسُولُ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ لاَ يَلْقَى اللَّه بهما عَبْدٌ غَيْرُ شاكٍّ ، فَيُحْجبَ عَنِ الجَنَّةِ» رواهُ مسلم .
Türkçe meal (Kandemir, Çakan, Küçük çevirisi (Erkam Yayınları, 2016), c. III, s. 85)
Ebû Hureyre veya Ebû Said el-Hudrî radıyallahu anhümâ - burada râvi, hadisin bu iki sahâbîden hangisinden rivâyet edildiğinde tereddüt etmiştir. Sahâbîlerin hepsi de âdil olduğu için sahâbînin kimliği hakkındaki tereddüt hadisin sıhhatine zarar vermez- şöyle dedi:
Tebük Gazvesi’nde şiddetli açlık çektikleri için sahâbîler:
- Ey Allah’ın Resûlü! İzin verseniz de develerimizi kesip yesek ve iç yağı elde etsek? dediler. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Peki öyle yapın!” buyurdu. Derken Ömer radıyallahu anh geldi ve şöyle dedi:
- Ey Allah’ın Resûlü! Eğer sen develeri kesmelerine izin verirsen, orduda binek azalır. Fakat (isterseniz), onlara ellerinde bulunan azıklarını getirmelerini emrediniz ve sonra da ona bereket vermesi için Allah’a dua ediniz. Umulur ki Allah, bereket ihsan eder.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Peki öyle yapalım!” buyurdu ve deriden bir yaygı getirtip serdirdi. Sonra da elde mevcut erzakın getirilmesini emretti.
Askerlerden kimi bir avuç darı, kimi bir avuç hurma ve kimi de ekmek parçacıkları getirdi. Yaygı üzerinde gerçekten pek az bir şey birikmişti. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bereket vermesi için Allah’a dua etti ve sonra:
– “Kaplarınızı getirip bundan alınız! buyurdu. Askerler kaplarını doldurdular. Öylesine ki doldurulmadık bir tek kap bırakmadılar. Sonra da doyuncaya kadar yediler yine de bir hayli yiyecek arttı.
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
- “Allah’dan başka ilah olmadığına ve benim Allah’ın resûlü olduğuma şehâdet ederim. Allah’ın birliğine ve Muhammed’in peygamberliğine şeksiz süphesiz inanmış olarak Allah’a kavuşmayan kimse, cennet(e girmek)ten mutlaka alıkonur.”
Müslim, Îmân 45
Kaynak: M. Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan, Raşit Küçük, Riyâzü's-Sâlihîn: Peygamberimizden Hayat Ölçüleri (Tercüme ve Şerh), 8 cilt, Erkam Yayınları, İstanbul 2016, c. III, s. 85, 417 numaralı hadis (yayınevi)
Diyanet İşleri Başkanlığı çevirisi (2015) meali419. hadis, c. I, s. 398Göster
Ebû Hüreyre yahut Ebû Saîd el-Hudrî (ra) anlatıyor (Burada haberi nakleden sahâbînin kim olduğu konusundaki tereddüt önemli değildir. Zira sahâbîlerin hepsi güvenilir kabul edilmektedir): Tebük Seferi’nde ordu açlıkla karşı karşıya kalmıştı. Sahâbîler:
– Yâ Resûlallah, müsade buyursan da develerimizi kessek, etini yesek ve yağlarını da kullansak, dediler. Resûlullah:
– Peki, öyle yapın, diyerek müsade etti. Bunu duyan Ömer (ra), Resûlullah’a gelmiş ve:
– Yâ Resûlallah, buna izin verirsen binecek hayvan azalır. Onlara ellerindeki azıklarının fazlasını getirmelerini emretsen, sonra bu azıkların bereketlenmesi için de dua etsen; olur ki Allah bereketini verir, dedi. Bunun üzerine:
– Evet, öyle yapalım, buyurdu ve deriden yapılmış bir yaygı getirterek onu serdi. Ellerinde olan erzakın kalanının getirilmesini emretti. Kimisi avuç dolusu darı, kimisi bir avuç hurma ve kimisi de ekmek parçaları ile gelmeye başladı. Yaygının üzerinde bir miktar yiyecek toplandı. Resûlullah bereketlenmesi için dua etti ve sonra:
– Bunları kaplarınıza koyun, diye emretti. Onlar da kaplarını doldurmaya başladılar. Öyle ki askerin elindeki bütün kaplar dolduruldu. Doyuncaya kadar da yedikleri hâlde, yine de arttı. Bunun üzerine Resûlullah:
– Allah’tan başka ilâh olmadığına, kendimin de Allah’ın Resûlü olduğuma şehâdet ederim ki Allah’ın birliğine ve Muhammed’in risaletine şeksiz, şüphesiz inanarak Allah’a kavuşanlar mutlaka cennete gireceklerdir.
M139 Müslim, Îmân, 45
Kaynak: M. Emin Özafşar, Bünyamin Erul (çev.), Riyâzü's-Sâlihîn: Metin ve Çeviri, 3 cilt, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara 2015, c. I, s. 398, 419 numaralı hadis.
Atıf ve kaynak gösterimiAPA, BibTeX ve düz metin biçimlerinde kopyalayın.Göster
Atıf ve kaynak
İhtiyacınıza uygun formatı tek tıkla kopyalayın.
APA
Hadis Kitapları. (2026). Riyazus Salihin, 417 Nolu Hadis. Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allahtan-yana-umitvar-olmak-reca/417
BibTeX
@misc{hadiskitaplari_riyazus_salihin_417_nolu_hadis_2026,
author = {{Hadis Kitapları}},
title = {Riyazus Salihin, 417 Nolu Hadis},
year = {2026},
url = {https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allahtan-yana-umitvar-olmak-reca/417},
note = {Kaynak: Riyazus Salihin}
}Düz metin
Hadis Kitapları. "Riyazus Salihin, 417 Nolu Hadis". Riyazus Salihin. https://hadiskitaplari.com/riyazus-salihin/allahtan-yana-umitvar-olmak-reca/417