İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 78

Âdâb Kitabı

254 hadis · Kitâbu'l-Edeb (5970-6226)

Sayfa 8 / 13Yazı boyutu
  1. Hadis no. 6113

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi…

    Türkçe meal

    Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Yüce Allah'ın emri dolayısıyla gazabın ve şiddet göstermenin caiz oluşu. Nitekim yüce Allah: "Kafirlerle münafıklara karşı cihad et ve onlara sert ol. "(Tevbe, 73) diye buyurmuştur." Buhari, bu başlıkla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eziyetlere sabrettiğine dair varid olan hadisin, ancak kendi nefsi ile ilgili olan hususlar ile ilgili olduğuna işaret ediyor gibidir. Eğer yüce Allah'ın bir hakkı söz konusu ise o, o hususta Allah'ın sertlik gösterme emrine uyardı. Buhari bu başlıkta beş hadis zikretmektedir: Birincisi, Aişe'nin perde ile alakah hadisi olup buna dair açıklamalar daha önce Giyim bölümündEbu geçmiş bulunmaktadır.

    İkincisi, Ebu Mesud'un imamın sabah namazını uzun kıldırması olayı ile ilgili olan hadisidir. Bunun açıklaması da Namaz bölümünde (702.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üçüncü hadis ise İbn Ömer'in balgam çıkarmak ile alakah hadisidir. Bunun açıklamaları da Namaz bölümünün baş taraflarında (406.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    وَقَالَ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُجَيْرَةً مُخَصَّفَةً أَوْ حَصِيرًا، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيهَا، فَتَتَبَّعَ إِلَيْهِ رِجَالٌ وَجَاءُوا يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ، ثُمَّ جَاءُوا لَيْلَةً فَحَضَرُوا وَأَبْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُمْ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ فَرَفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ وَحَصَبُوا الْبَابَ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ مُغْضَبًا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا زَالَ بِكُمْ صَنِيعُكُمْ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكْتَبُ عَلَيْكُمْ، فَعَلَيْكُمْ بِالصَّلاَةِ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ خَيْرَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 6114

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Güçlü, kuvvetli kişi rakiplerinin sırtını yerine…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Güçlü, kuvvetli kişi rakiplerinin sırtını yerine getiren kişi değildir. Asıl güçlü kuvvetli kişi, öfkelendiği vakit nefsine hakim olabilendir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَةِ، إِنَّمَا الشَّدِيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 6115

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda iki adam birbirine ağır sözler söyledi

    Türkçe meal

    Süleyman İbn Surad'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda iki adam birbirine ağır sözler söyledi. Biz de onun yanında oturuyorduk. Onlardan birisi öfke ile arkadaşına söverken yüzü de kızarmış idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine: Şüphesiz ki ben bir söz biliyorum. Onu söyleyecek olsa, mutlaka o hissettiği hali çekip gidecektir. Eğer: Kovulmuş olan şeytandan Allah'a sığınırım, diyecek olsa 'bu hali kaybolup gider', buyurdu. Bunun üzerine orada bulunanlar adama: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ne dediğini duymuyor musun, dediler. Adam: Ben deli değilim, diye cevap verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ صُرَدٍ، قَالَ اسْتَبَّ رَجُلاَنِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ عِنْدَهُ جُلُوسٌ، وَأَحَدُهُمَا يَسُبُّ صَاحِبَهُ مُغْضَبًا قَدِ احْمَرَّ وَجْهُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنِّي لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ لَوْ قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا لِلرَّجُلِ أَلاَ تَسْمَعُ مَا يَقُولُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِنِّي لَسْتُ بِمَجْنُونٍ‏.‏

  4. Hadis no. 6116

    Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre; "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Bana tavsiyede bulun, dedi. Allah Rasulü: Kızma, buyurdu. Adam istediğini defalarca tekrarladığı halde yine: Kızma, buyurdu." Diğer tahric eden: Tirmizi Birr

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Güçlü kuwetli kişi rakiplerinin sırtını yere getiren değildir." Yani gücüyle insanların sırtını çokça yere getiren kişi değildir. "Asıl güçlü kuwetli kişi, kızdığı zaman kendisine hakim olandır." Hadise dair açıklamalar daha önce "Sövüp saymak ve lanetlemek" başlığında geçmiş bulunmaktadır. el-Hattabi dedi ki: Nebi efendimizin: "Kızma" buyruğu, kızgınlığa götüren sebeplerden uzak dur, kızgınlığı getirecek hallerle kendi kendini karşı karşıya bırakma, demektir. Bizatihi kızmanın kendisinin yasaklanması zaten söz konusu olamaz. Çünkü kızgınlık tabii bir durum olup insanın tabiatından gitmesi düşünülemez.

    Anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir: Kızma, çünkü kızgınlığın çıkardığı en büyük şey, kibirdir. Kızmak, genelde kişinin istediği bir işe aykırılık halinde ortaya çıkar. Bunun sonucunda da kibir kişiyi kızmaya götürür. Ama nefsin kibri gidene kadar alçak gönüllü davranan kimse, kızgınlığın şerrinden kurtulur. Kızmanın sana emrettiği işi yapma, anlamında olduğu da söylenmiştir. İbn Battal dedi ki: Birinci hadiste nefse karşı mücahedenin düşmana karşı mücahededen daha zor olduğu anlatılmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızgınlık halinde kendisine hakim olan kimseyi, insanların en güçlüsü olarak değerlEmdirmiştir.

    Başkası da şöyle demektedir: Muhtemelen (başlıktaki 6116 nolu hadiste) sözü geçen soruyu soran kişi, çokça kızan birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de soru soran her bir kimseye en uygun olan emri verirdi. Bundan dolayı Allah Rasulü, bu kişiye de kızmayı terk etmeyi tavsiyeyle yetindi. Kimi ilim adamı da şöyle demiştir: Allah kızgınlığı ateşten yarattı ve bunu insanın bir tabiatı kıldı. Kızgınlık ateşinin yanıp parlamasına sebep olan her bir hususta insana karşı çıkılıp yahut onunla tartışıldığı takdirde, onun da yüzü ve gözleri kandan dolayı kızarır. Çünkü insanın teni, arka tarafında gizlenen rengi anlatır.

    Böyle bir kimse, kendisinden daha alt mertebede bulunana gücünün yettiğini anlarsa bu hali alır. Eğer kendisinden daha yukarı bir mertebede ise, bundan dolayı derinin görünen tarafından kalbin iç tarafına doğru kan çekilmeye başlar ve üzüntüden dolayı rengi sararır. Eğer kendisine denk bir kimseye karşı bu halortaya çıkarsa, kan çekilmek ile yayılmak arasında gider gelir. Bundan dolayı kızarır ve sararır. Öfkenin sonucu olarak dış ve içte değişiklikler meydana gelir. Renk değişmesi, organların titremesi, gelişigüzel davranışların gösterilmesi, hilkatin farklı bir hal alması gibi. Hatta kızgın bir kimse, kendisini kızgın haliyle görecek olursa, suretinin çirkinliğinden ve hilkatinin değişime uğramasından utanarak öfkesi diner.

    Bütün bunlar zahiren görülen şeylerdir. İç dünyadaki çirkinliği ise, zahiren görünenden daha da ileridir. Çünkü kızgınlık, kalpte kini ve kıskançlığı doğurur, farklı türleriyle kötülükleri kalpte saklamaya neden olur. Hatta kızgınlık ilk olarak insanın iç dünyasını çirkinleştirir. Dışının değişikliğe uğraması ise, iç dünyasındaki değişikliğin bir neticesidir. Bütün bunlar, kızgınlığın bedendeki etkileridir. Dildeki etkilerine gelince, gelişigüzel sövüp sayar ve aklı başında kimsenin utanacağı, öfkesinin dinmesi esnasında söyleyenin pişman olacağı çirkin sözler söyler. Kızgınlık, dövmek yahut öldürmek gibi fiili davranışlarda da etkisini gösterir.

    Bütün bunlar ise, daha önce -bir önceki başlıkta- açıklandığı üzere dini anlamıyla gazapta değil, dünyevı gazapta söz konusudur. Kızıp öfkelenmeyi terk etmeye yardımcı olan husus, öfkeyi yenmenin faziletine dair varid olmuş buyrukları hatırlamak, kızgınlığın semeresi olan şeylerin ortaya çıkması sonucundaki tehditleri hatıra getirmek, ayrıca Süleyman İbn Surad'ın rivayet ettiği hadiste geçtiği gibi, şeytandan Allah'a sığınmak, daha önce Atiyye hadisinde işaret edildiği gibi de abdest almak ile olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرٍ ـ هُوَ ابْنُ عَيَّاشٍ ـ عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَوْصِنِي‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ تَغْضَبْ ‏"‏‏.‏ فَرَدَّدَ مِرَارًا، قَالَ ‏"‏ لاَ تَغْضَبْ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 6117

    Haya, hayırdan başka bir şey getirmez

    Türkçe meal

    İmran İbn Husayn'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Haya, hayırdan başka bir şey getirmez." buyurdu. Bunun üzerine (bunu duyan tabii) Buşeyr İbn Ka'b şöyle dedi: Hikmette: Şüphesiz hayanın bir kısmı vakar ve hayanın bir kısmı da sekinet (ağırbaşlılık)tır, diye yazılıdır, dedi. Böyle deyince İmran İbn Husayn ona: Ben sana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklediyorum, sen bana kendi sahifenden bahsediyorsun öyle mi, diye çıkıştı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي السَّوَّارِ الْعَدَوِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الْحَيَاءُ لاَ يَأْتِي إِلاَّ بِخَيْرٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ بُشَيْرُ بْنُ كَعْبٍ مَكْتُوبٌ فِي الْحِكْمَةِ إِنَّ مِنَ الْحَيَاءِ وَقَارًا، وَإِنَّ مِنَ الْحَيَاءِ سَكِينَةً‏.‏ فَقَالَ لَهُ عِمْرَانُ أُحَدِّثُكَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتُحَدِّثُنِي عَنْ صَحِيفَتِكَ‏.‏

  6. Hadis no. 6118

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, haya konusunda kardeşine serzenişte bulunan bir adam'ın yanından geçti

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, haya konusunda kardeşine serzenişte bulunan bir adam'ın yanından geçti. Kardeşine: Şüphesiz ki sen utanıyorsun, diyordu. -Sanki: Bu kadar utangaçlık sana zarar veriyor, der gibi idi.- Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bırak onu! Şüphesiz haya imandandır, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَجُلٍ وَهْوَ يُعَاتَبُ فِي الْحَيَاءِ يَقُولُ إِنَّكَ لَتَسْتَحْيِي‏.‏ حَتَّى كَأَنَّهُ يَقُولُ قَدْ أَضَرَّ بِكَ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعْهُ فَإِنَّ الْحَيَاءَ مِنَ الإِيمَانِ ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 6119

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, odasında kendisine ayrılan yerde bulunan bakire kızdan daha ileri derecede…

    Türkçe meal

    Ebu Said'den, diyor ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, odasında kendisine ayrılan yerde bulunan bakire kızdan daha ileri derecede haya sahibi idi."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Haya". Hayanın tarifi, İman bölümünün baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. İbn Dakiki'l-'Id, Şerhu'l-Umde adlı eserinde şunları söylemektedir: Hayanın asıl anlamı, imtina etmektir. Daha sonra bu inkibad (geri durmak) hakkında kullanılmaya başlanmıştır. Gerçek şu ki, imtina da hayanın gereklerindendir. Bir şeyin gereği, onun aslı olmaz. İmtina, hayanın gereklerinden olduğuna göre hayayı elden bırakmamaya dair yapılan teşvik, aynı zamanda ayıplanan şeyleri işlemekten imtina etmeye de teşvik olur. Bu lafız sonuna, uzatan bir hemze getirilmeyip, "haya" şeklinde söylenecek olursa yağmur demek olur.

    "Haya, hayırdan başka bir şey getirmez." Taberani, Kurra İbn Iyasitan şu hadisi rivayet etmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Haya dinden (mi)dir, diye soruldu. O: Aksine o dinin tamamıdır, buyurdu." "Şüphesiz hayanın bir kısmı vakardır. Şüphesiz hayanın bir kısmı sekinettir. " Kurtubi dedi ki: Buşeyr'in sözünün anlamı şudur: Hayanın bir kısmı, sahibini başkasına saygı göstermek ve kendisinin de saygı gösterilecek birisi olması suretiyle vakarlı olmaya iter. Hayanın bir kısmı da sahibini şahsiyetli, mert bir kimseye yakışmayan birtakım işleri yapmakta harekete geçmekten alıkoyarak sakinleştirir.

    İmran'ın onun bu söylediklerine bu kadar tepki göstermesi, sözlerinin anlamı açısından değildir. Ona bu sözlerini Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözüne başkasının sözüyle karşılık vermek anlamına gelecek şekilde söylediği için tepki göstermiştir. "Haya imandandır." İbnu't-Tin'in, Ebu Abdulmelik'ten nakletliğine göre bundan maksat, imanın kemalidir. Ebu Ubeyd el-Herevi de şöyle demektedir: Yani hayalı bir kimse, takvalı olmasa dahi hayası sayesinde masiyetlerden uzak durur. Böylelikle haya kendisini masiyetler işlemekten engellemek bakımından iman gibi olur. İyad ve başkaları da şöyle demektedir: Haya, insanın tabiatında olan bir şey olmakla birlikte, imandan diye değerlendirilmesinin sebebi, hayanın şeriatın kanununa göre kullanılmasının belli bir maksada, o alanda fiil işlemeye (kesbe) ve ilme ihtiyacının olmasından dolayıdır.

    Tamamıyla hayır olup onun ancak hayır getirmesine gelince, bunun genelolarak yorumlanması zor bir durumdur. Çünkü haya bazı hallerde kişiyi kötülükler işleyen kimseye karşı çıkmaktan alıkoyabilir ve bazı hakları ihlal edip yerine getirmemeye itebilir. Buna şöyle cevap verilmiştir: Bu hadislerde kastedilen haya, şer'i alandır. Hakların ihlal edilmesi sonucunu veren haya şer'i bir haya değildir, aksine o bir acizlik ve bir küçüklüktür. Buna haya adının verilmesi, şer'i hayaya benzerliğinden ötürüdür. O da kişiyi çirkin olan işi terk etmeye iten bir ahlaktır. Derim ki: Bununla, hayayı ahlak edinen bir kimsenin bu hayasının çoğunlukla hayra götüren türden olana işaret edilme ihtimali de vardır.

    Böylelikle haya sebebiyle yaptığı hayırların yanında, sözü geçen türden yapması muhtemel olumsuzlukların pek değeri olmaz. Yahut haya hayra götüren bir sebep olduğu için haya sahibinin huyu ve adeti haline geldiği takdirde, bu haya sebebiyle bizatihi hayır ve hayra sebep olan işleri yapar. Ebu'I-Abbas el-Kurtubi dedi ki: Kesbi haya, şeriat koyucunun imandan kabul ettiği hayadır. Kendisiyle mükellef kılınan haya da budur. Tabiatla bulunan haya değildir. Şu kadar var ki, tabiatında bir miktar haya bulunan kimsenin sahip olduğu bu tabii haya, kesbi hayaya sahip olmakta ona yardımcı olur. Bazen kesbi haya tabiatta yer edinceye kadar bir karakter haline de gelebilir.

    Devamla dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hayanın her iki türünü de kendi şahsında toplamıştır. Onun tabiatında bulunan haya, perdesi arkasında saklanan bakire kızdan daha ileri idi. Kesbi hayası itibariyle de en yüksek zirveye ulaşmıştı. ---Ebu'I-Abbas el-Kurtubl'den iktibas burada sona ermektedir. --- Böylelikle burada üçüncü hadisin zikredilmesinin alakası da anlaşılmış olmaktadır. Buna dair açıklamalar da daha önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nitelikleri başlığında geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْجَعْدِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ مَوْلَى، أَنَسٍ ـ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي عُتْبَةَ ـ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَشَدَّ حَيَاءً مِنَ الْعَذْرَاءِ فِي خِدْرِهَا‏.‏

  8. Hadis no. 6120

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphe yok ki önceki Nebilerin sözleri arasında insanların idrak ettiği…

    Türkçe meal

    Ebu Mes'ud'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphe yok ki önceki Nebilerin sözleri arasında insanların idrak ettiği sözlerden birisi de: Utanmazsan dilediğini yapabilirsin sözüdür, buyurdu.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    " ... Dilediğini yapabilirsin.'' el-Hattabi dedi ki: Burada hadisin haber anlamı ile değil de emir lafzı ile ifade edilmesindeki hikmet şudur: İnsanı şerre düşmekten alıkoyan şey hayadır. Kişi hayayı terk edecek olursa, tabiatı itibariyle her bir şerri işlemele ile emredilen gibi olur. Bu hadise ve kısmen açıklamasına daha önce Enbiya'ya dair hadisler bölümünün sonlarında İsrailoğulları ile ilgili başlıkta (3483.hadiste) işaret edilmiş idi. Burada da bundan daha fazlasına işaret edilmiş bulunmaktadır. Nevevi, el-Erbain adlı eserinde şunları söylemektedir: Buradaki emir (dilediğini yap emri) mubahlık ifade etmektedir.

    Yani bir işi yapmak istediğin takdirde onu yapman halinde, Allah'tan ve insanlardan utanmayacak isen o işi yap, değilse yapma. İslam da zaten bu esas etrafında dönüp durmaktadır. Bu da şöyle açıklanır: Emrolunan vacip ve mendub işlerin terk edilmesinden dolayı utanılır. Yasak kılınan haram ve mekruh olan şeylerin ise işlenmesinden dolayı utanılır. Mubah olan bir işin yapılmasından utanmak da caizdir, terkinden utanmak da böyledir. Böylelikle hadis, bu beş şer'! hükmü de ihtiva etmiş olmaktadır. Bir görüşe göre de daha önce açıklandığı üzere buradaki emir, tehdit içindir. Yani: Eğer senden haya alınmış ise dilediğini yap.

    Çünkü Allah ondan dolayı seni cezalandıracaktır. Hadiste hayanın ne kadar büyük olduğuna işaret edilmektedir. Emrin haber anlamında olduğu da söylenmiştir. Yani utanmayan bir kimse istediğini yapar

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ الأُولَى إِذَا لَمْ تَسْتَحِي فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ ‏"‏‏.‏

  9. Hadis no. 6121

    Ümmü Süleym, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulül Şüphesiz Allah haktan haya…

    Türkçe meal

    Ümmü Seleme r.anha'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulül Şüphesiz Allah haktan haya etmez. Kadın ihtilam olduğu takdirde gusletmesi gerekir mi, diye sordu. Allah Rasulü: Suyu gördüğü takdirde evet, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَسْتَحِي مِنَ الْحَقِّ، فَهَلْ عَلَى الْمَرْأَةِ غُسْلٌ إِذَا احْتَلَمَتْ فَقَالَ ‏ "‏ نَعَمْ إِذَا رَأَتِ الْمَاءَ ‏"‏‏.‏

  10. Hadis no. 6122

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Mu'min'in misali, yaprakları düşmeyen ve dökülmeyen yeşil bir…

    Türkçe meal

    İbn Ömer'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Mu'min'in misali, yaprakları düşmeyen ve dökülmeyen yeşil bir ağaca benzer. Bazıları: O şu ağaçtır, o bu ağaçtır, dedi. Ama ben onun hurma ağacı olduğunu söylemek istedim. -O sırada da genç bir çocuk olduğumdan- haya ettim (söylemekten çekindim). Daha sonra Allah Rasulü: O hurma ağacıdır, buyurdu." Yine (Hafs İbn Asım), İbn Ömer'den hadis olarak benzerini nakletti ve ayrıca şunu ekledi: "Ben de bunu Ömer'e anlatınca, babam: Eğer onu söylemiş olsaydın, benim şundan ve şundan daha çok sevdiğim bir iş olurdu, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا مُحَارِبُ بْنُ دِثَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَثَلُ الْمُؤْمِنِ كَمَثَلِ شَجَرَةٍ خَضْرَاءَ، لاَ يَسْقُطُ وَرَقُهَا، وَلاَ يَتَحَاتُّ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الْقَوْمُ هِيَ شَجَرَةُ كَذَا‏.‏ هِيَ شَجَرَةُ كَذَا، فَأَرَدْتُ أَنْ أَقُولَ هِيَ النَّخْلَةُ‏.‏ وَأَنَا غُلاَمٌ شَابٌّ فَاسْتَحْيَيْتُ، فَقَالَ ‏"‏ هِيَ النَّخْلَةُ ‏"‏‏.‏ وَعَنْ شُعْبَةَ حَدَّثَنَا خُبَيْبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ وَزَادَ فَحَدَّثْتُ بِهِ عُمَرَ فَقَالَ لَوْ كُنْتَ قُلْتَهَا لَكَانَ أَحَبَّ إِلَىَّ مِنْ كَذَا وَكَذَا‏.‏

  11. Hadis no. 6123

    Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip kendisini ona arzederek: Bana bir ihtiyacın var mı…

    Türkçe meal

    Enes r.a.'dan rivayete göre "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip kendisini ona arzederek: Bana bir ihtiyacın var mı (benimle evlenmek ister misin), dedi. Bu sefer Enes'in kızı: Hayası ne kadar da az imiş, deyince, Enes: O senden hayırlı bir kadındı. Kendisini Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arz etti, diye cevap verdi." Fethu’l-Bari

    Açıklama

    "Dinde bilgi sahibi olmak için hakk(a dair soru sormak)dan utanılmaması." Buhari bu başlık altında daha önce geçmiş bulunan ve bu başlıkla ilişkileri açıkça ortada olan üç hadis zikretmiş bulunmaktadır. Bunların birincisi, Ümmü Seleme'nin rivayet ettiği Ümmü Süleym'in, kadının ihtilam olmasına dair sorduğu soru ile ilgili hadistir. Buna dair açıklamalar Taharet bölümünde (282.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. İkincisi, İbn Ömer'in "mu'minin misali yeşil bir ağaca benzer" diye rivayet ettiği hadistir. Buna dair açıklama da daha önce İlim bölümünde (61 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bunların üçüncüleri de Enes'in rivayet ettiği hadis olup bu hadisin de açıklaması daha önce Nikah bölümünde geçmişti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مَرْحُومٌ، سَمِعْتُ ثَابِتًا، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَعْرِضُ عَلَيْهِ نَفْسَهَا فَقَالَتْ هَلْ لَكَ حَاجَةٌ فِيَّ فَقَالَتِ ابْنَتُهُ مَا أَقَلَّ حَيَاءَهَا‏.‏ فَقَالَ هِيَ خَيْرٌ مِنْكِ، عَرَضَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَفْسَهَا‏.‏

  12. Hadis no. 6124

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisini Muaz İbn Cebel ile birlikte gönderince, kendilerine…

    Türkçe meal

    Said İbn Ebu Burde'den, o babasından, o dedesinden (Ebu Musa el-Eş'ari'den) dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisini Muaz İbn Cebel ile birlikte gönderince, kendilerine: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, uzaklaştırmayın. Birbirinizle de uyumlu hareketlerde bulunun, buyurdu. Ebu Musa dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, bizler baldan yapılan ve kendisine elbit' adı verilen bir şarabın yine arpadan yapılan ve kendisine el-mizr adı verilen bir şarabın (içkinin) yapıldığı bir ülkede bulunuyoruz. (Bunların hükmü nedir?) dedi. Bu sefer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Sarhoşluk verici her bir şey haramdır, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ لَمَّا بَعَثَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ قَالَ لَهُمَا ‏"‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو مُوسَى يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضٍ يُصْنَعُ فِيهَا شَرَابٌ مِنَ الْعَسَلِ، يُقَالُ لَهُ الْبِتْعُ، وَشَرَابٌ مِنَ الشَّعِيرِ، يُقَالُ لَهُ الْمِزْرُ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏

  13. Hadis no. 6125

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, sükuna kavuşturun ve nefret ettirip…

    Türkçe meal

    Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, sükuna kavuşturun ve nefret ettirip uzaklaştırmayın, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا، وَسَكِّنُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا ‏"‏‏.‏

  14. Hadis no. 6126

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, iki iş arasında dilediğini seçmekte serbest bırakılmışsa, -günah…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, iki iş arasında dilediğini seçmekte serbest bırakılmışsa, -günah olmadığı takdirde- mutlaka onların en kolayalanını yapardı. Eğer günah ise insanlar arasuıda ondan en uzak kişi o olurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hiçbir şey dolayısı ile kendi adına asla intikam almış değildir. Allah'ın haramlarının çiğnenmesi hali müstesna. O takdirde Allah için onların intikamını alırdı (cezalandırırdı)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ مَا خُيِّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَمْرَيْنِ قَطُّ إِلاَّ أَخَذَ أَيْسَرَهُمَا، مَا لَمْ يَكُنْ إِثْمًا، فَإِنْ كَانَ إِثْمًا كَانَ أَبْعَدَ النَّاسِ مِنْهُ، وَمَا انْتَقَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ فِي شَىْءٍ قَطُّ، إِلاَّ أَنْ تُنْتَهَكَ حُرْمَةُ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمَ بِهَا لِلَّهِ‏.‏

  15. Hadis no. 6127

    Ehvaz'da, bir nehir kıyısında idik. Nehrin suyu kurumuş, çekilmişti

    Türkçe meal

    el-Ezrak İbn Kays'tan, dedi ki: "Ehvaz'da, bir nehir kıyısında idik. Nehrin suyu kurumuş, çekilmişti. Ebu Berze el-Eslemi bir at üzerinde geldi. Namaza durup atını serbestçe salıverdi. At da çekip gidince, namazını bıraktı ve atın arkasından gitti. Nihayet ata yetişip onu yakaladı. Sonra da gelip namazını tamamladı. Aramızda da kendisine göre görüşleri olan bir adam vardı. Bu kişi: Şu yaşlı adama bakınız. Bir at için namazını bıraktı, dedi. Daha sonra Ebu Berze ona yönelerek: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den ayrıldığımdan bu yana hiçbir kimse beni azarlamamıştı. Daha sonra şunları ekledi: Benim evim oldukça uzaktır. Eğer namazımı kılıp da atımı bıraksaydım, geceye kadar ailemin yanına varamazdım. Sonra da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile arkadaşlık yaptığını ve onun yaptığını gördüğü kolaylıkları anlattı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ الأَزْرَقِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ كُنَّا عَلَى شَاطِئِ نَهْرٍ بِالأَهْوَازِ قَدْ نَضَبَ عَنْهُ الْمَاءُ، فَجَاءَ أَبُو بَرْزَةَ الأَسْلَمِيُّ عَلَى فَرَسٍ، فَصَلَّى وَخَلَّى فَرَسَهُ، فَانْطَلَقَتِ الْفَرَسُ، فَتَرَكَ صَلاَتَهُ وَتَبِعَهَا حَتَّى أَدْرَكَهَا، فَأَخَذَهَا ثُمَّ جَاءَ فَقَضَى صَلاَتَهُ، وَفِينَا رَجُلٌ لَهُ رَأْىٌ، فَأَقْبَلَ يَقُولُ انْظُرُوا إِلَى هَذَا الشَّيْخِ تَرَكَ صَلاَتَهُ مِنْ أَجْلِ فَرَسٍ‏.‏ فَأَقْبَلَ فَقَالَ مَا عَنَّفَنِي أَحَدٌ مُنْذُ فَارَقْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ إِنَّ مَنْزِلِي مُتَرَاخٍ فَلَوْ صَلَّيْتُ وَتَرَكْتُ لَمْ آتِ أَهْلِي إِلَى اللَّيْلِ‏.‏ وَذَكَرَ أَنَّهُ صَحِبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَرَأَى مِنْ تَيْسِيرِهِ‏.‏

  16. Hadis no. 6128

    Bir bedevi gelip mescidde küçük abdest bozdu. İnsanlar üzerine atılmak üzere ona doğru kalktılar, ama…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre'den rivayete göre; "Bir bedevi gelip mescidde küçük abdest bozdu. İnsanlar üzerine atılmak üzere ona doğru kalktılar, ama Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara: Ona ilişmeyiniz, onun sidiği üzerine de bir kova su dökünüz. Şüphesiz sizler kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar olarak gönderilmediniz, buyurdu." Fethu’l-Bari

    Açıklama

    "Kolaylaştırın." Bu, kolaylaştırma emridir. Bundan maksat kimi zaman teskin etmek, kimi zaman da kolaylık sağlamak yolunu seçmektir. Çünkü nefret ettirip uzaklaştırmak çoğunlukla zorluk ile karşılaşan kişi hakkında söz konusu olur. Bu da teskinin zıttıdır. Müjdelemek de çoğunlukla sükunet halinde olan için söz konusudur. Bu da nefret ettirmenin zıttıdır. Ebu Musa ile Muaz İbn Cebel radıyalliihu anh'ın Yemen'e gönderilme zamanlarıyla ilgili açıklamalar, Megazi bölümünün son taraflarında geçmiş bulunmaktadır. Eşribe (içecekler) bölümünde de el-bit' denilen içkiye dair açıklamalar geçmişti. Taberi der ki: Kolaylaştırmanın emredilmesi, ağır gelen nafileler hakkındadır.

    Böylelikle bu nafileler kişiye usanç verip büsbütün onları terke sebep teşkil etmesin yahut gücü yetmeyen kimsenin farz namazı oturarak kılması, yolcunun ramazanda oruç açması gibi ruhsat verilen hususlarda amelini beğenerek büsbütün ecrinin boşa çıkmasına ve bu halin de kendisi için meşakkat teşkil etmesine sebep olmasın. Başkası ise mutlaka ikisinden birisi kaçınılmaz ise, iki zarardan daha hafif olanın işleneceği hususunu ek olarak açıklamıştır. Mescidde küçük abdest bozan bedevi alayında görüldüğü gibi Üçüncü hadis olan Aişe radıyalliihu anhii'nın dediği şekilde IIResulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki işten birisini seçmek hususunda serbest bırakılırsa ...

    " hadisi olup buna dair açıklamalar "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliği, sıfatı" bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Başlıktaki dördüncü hadis, Ebıl Berze'nin rivayet ettiği hadistir. "Aramızda kendine has görüşü olan bir adam vardı." Bu kişinin adını tespit edemedim. Bu hadis Namaz bölümünün son taraflarında (1211.hadiste) şu lafızia geçmiş bulunmaktadır: "Haricilerden bir adam şöyle demeye koyuldu ... " İşte dayanak olarak alınan ifade de budur. "Görüş"ten maksat da Haricilerin görüşüdür. Bozuk görüşlü birisi vardı, demektir. Hadisin şerhi de belirtilen yerde geçmiş bulunmaktadır. Başlıktaki beşinci hadis, Ebıl Hureyre'nin mescidde küçük abdestini bozan bedevi arabın olayı ile ilgili hadistir.

    Bu hadise de daha önce "Rıfk" başlığında işaret edilmiş ve şerhinin de Taharet bölümünde geçtiği belirtilmiş idi. Bu hadislerden anlaşıldığına göre, ibadet ve başka şeylerde aşırıya kaçmak ve itidal sınırını aşmak, yerilmiş bir şeydir. Bütün bu hususlarda övülen şey, devamlı yapılabilecek ve kişinin kendisini beğenmekten ve diğer helak edici hallerden yana emin hissettiği kadarıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَعْرَابِيًّا بَالَ فِي الْمَسْجِدِ، فَثَارَ إِلَيْهِ النَّاسُ لِيَقَعُوا بِهِ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعُوهُ، وَأَهْرِيقُوا عَلَى بَوْلِهِ ذَنُوبًا مِنْ مَاءٍ ـ أَوْ سَجْلاً مِنْ مَاءٍ ـ فَإِنَّمَا بُعِثْتُمْ مُيَسِّرِينَ، وَلَمْ تُبْعَثُوا مُعَسِّرِينَ ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 6129

    Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizimle beraber oturup kalkardı. Öyle ki benim küçük bir kardeşime…

    Türkçe meal

    Enes r.a.'dan, dedi ki: "Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizimle beraber oturup kalkardı. Öyle ki benim küçük bir kardeşime: Ey Ebu Umeyr, ne yaptı nuğayr, derdi." Bu Hadis 6203 numara ile de geçiyor

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ إِنْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَيُخَالِطُنَا حَتَّى يَقُولَ لأَخٍ لِي صَغِيرٍ ‏ "‏ يَا أَبَا عُمَيْرٍ مَا فَعَلَ النُّغَيْرُ ‏"‏‏.‏

  18. Hadis no. 6130

    Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oyuncak bebeklerle oynardım. Benimle birlikte oynayan kız…

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oyuncak bebeklerle oynardım. Benimle birlikte oynayan kız arkadaşlarım da vardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girdi mi ondan saklanırlar, perde arkasına çekilirlerdi. O da onları benimle oynasınlar diye yanıma gönderirdi."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "İbn Mesud: İnsanlarla oturup kalk, ama sakın dinini yaralama, demiştir. Aile halkı ile şakalaşıp latife yapmak." Şakalaşmak ve benzeri sözler ile latife yapmak kastedilmektedir. Tirmizi, İbn Abbas'tan merfu olarak "kardeşin ile tartışma ve onunla şakalaşma" hadisini de rivayet etmektedir. Bu iki hadisin bir arada açıklaması şöyledir: Yasaklanan, aşırıya kaçan yahut sürekli olan türüdür. Çünkü böylesi, kişiyi Allah'ı zikretmekten ve dinin önemli işleri üzerinde tefekkür etmekten alıkoyar, çoğunlukla da kalp katılığı, eziyet, kin, heybet ve vakarın ortadan kalkması neticesine ulaşır. Bunlardan uzak kalan kısmı ise mubah olanıdır.

    Eğer muhatabın gönlünü hoş etmek ve ona teselli vermek gibi bir masıahat söz konusu ise müstehap olur. GazzaH dedi ki: Mizahı bir meslek edinmek ve bunun için Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mizah yapmış olduğunu delil göstermek bir yanlışlıktır. Böylesi, rüzgarın estiği tarafa giden kimseye benzer. Onların (mizah yapanların) oyunlarını seyretmeye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Aişe'nin Habeşlilerin oyunlarını seyretmesine izin vermesini delil göstermesi de bunun gibidir. "Benim, benimle oynayan" ve benim yaşıtım olan "kız arkadaşlarım vardı." "Perdenin arkasına çekilip saklanırlardı." Bu hadis, bebek suretlerinin ve oyuncakların kız çocukların onlarla oynaması için edinilmesinin caiz olduğuna delil gösterilmiş ve suret edinmeye dair genel yasaktan tahsis edildiği kabul edilmiştir.

    Iyad bunu bu şekilde açıkça ifade etmiş ve bunu cumhurun bir görüşü olarak nakletmiştir.Cumhurun ayrıca kız çocuklarına bebek satmayı caiz gördüğünü de nakletmiştir. Bundan maksat ise kız çocuklarını küçüklükten itibaren ev ve çocuk yetiştirme işlerine alıştırmaktır. Kadı !yad der ki: Bazılarının görüşüne göre bu neshedilmiştir. İbn Battal da bu eğilimdedir. İbn Ebi Zeyd ise Malik'ten, kişinin kızına suret satın almasını mekruh gördüğünü nakletmiştir. Bu sebeple ed-Davudi' bunun mensuh olduğu görüşünü tercih etmiştir. İbn Hibban ise küçük kızlar ve kadınlar için oyuncaklarla oynamanın mubah oluşunu ifade eden başlık açmıştır.

    Nesai de bu hadise "kocanın hanımının oyuncak bebekle oynamasına müsaade etmesinin mubahlığı" diye başlık açmıştır. Ancak burada "küçük yaşta olma" kaydını zikretmemiş olması tartışılır bir konudur. Beyhaki bu hadisi tahric ettikten sonra unları söylemektedir: Suret edinmeye dair nehiy sabittir. O halde bu hususta Aişe'ye verilmiş olan ruhsatın haram kılmadan önce olduğu şeklinde yorumlanması gerekir. İbnu'l-Cevzi de bunun böyle olduğunu ifade etmiştir. el-Münziri dedi ki: Eğer oyuncaklar suretler gibi ise bu, haram kılma hükmünden öncedir. Aksi takdirde suret olmayana da oyuncak adı verilebilir. elHalimi de bunu böylece ifade etmiş ve: Şayet suret put gibi ise caiz değildir, aksi takdirde caiz olur, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كُنْتُ أَلْعَبُ بِالْبَنَاتِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ لِي صَوَاحِبُ يَلْعَبْنَ مَعِي، فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ يَتَقَمَّعْنَ مِنْهُ، فَيُسَرِّبُهُنَّ إِلَىَّ فَيَلْعَبْنَ مَعِي‏.‏

  19. Hadis no. 6131

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere bir adam izin istemişti

    Türkçe meal

    Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere bir adam izin istemişti. Allah Rasulü de: Ona izin veriniz. O, aşiretinin ne kötü oğludur -yahut, aşiretinin ne kötü kardeşidir- buyurdu. Adam içeri girince, onunla yumuşak sözlerle konuştu. Daha sonra ben ona: Ey Allah'ın Rasulü, o adam hakkında dediklerini dedin, sonra da onunla yumuşak konuştun, diye sordum. Allah Rasulü: Ey Aişe' Şüphesiz Allah nezdinde mevkii insanlar arasında en kötü olan kişi, diğer insanların haddi aşan davranışlarından korunmak için terk ettiği -yahut da ona ilişmediği- kimsedir, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ الْمُنْكَدِرِ، حَدَّثَهُ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ‏.‏ أَنَّهُ، اسْتَأْذَنَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم رَجُلٌ فَقَالَ ‏"‏ ائْذَنُوا لَهُ فَبِئْسَ ابْنُ الْعَشِيرَةِ ‏"‏‏.‏ أَوْ ‏"‏ بِئْسَ أَخُو الْعَشِيرَةِ ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا دَخَلَ أَلاَنَ لَهُ الْكَلاَمَ‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْتَ مَا قُلْتَ، ثُمَّ أَلَنْتَ لَهُ فِي الْقَوْلِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَىْ عَائِشَةُ، إِنَّ شَرَّ النَّاسِ مَنْزِلَةً عِنْدَ اللَّهِ مَنْ تَرَكَهُ ـ أَوْ وَدَعَهُ ـ النَّاسُ اتِّقَاءَ فُحْشِهِ ‏"‏‏.‏

  20. Hadis no. 6132

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kalın ipekten altın düğmeli kaftanlar hediye edilmişti. O da bunları…

    Türkçe meal

    Eyyub'dan, o Abdullah İbn Ebi Müleyke'den rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kalın ipekten altın düğmeli kaftanlar hediye edilmişti. O da bunları ashabından bazı kimseler arasında paylaştırdı, onlardan birisini de Mahreme için ayırdı. Mahreme gelince: İşte sana da bunu sakladım, dedi." Eyyub: Elbisesi ile göstererek, (Nebi) o kaftanı Mahreme'ye gösteriyordu. Mahreme'nin de huyu bir parça sertti, dedi. el-Misver'den de: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kaftanlar gelmişti" demiştir, diye nakledilmiştir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "insanlarla iyi geçinmek." Bundan maksat, onlardan gelecek zararları yumuşak bir şekilde önlemektir. "Ebu'd-Derda'dan: GÜleriz ... dediği nakledilmiştir." Burada (gülmek anlamında kullanılan) el-keşru: gülmenin başlangıç safhasında dişlerin görünmesi ne denir. Çoğunlukla gülmek hakkında kullanılır. İbn Battal dedi ki: Müdarat (iyi geçinmek), mu'minlerin huyundandır. Bu da insanlara karşı alçak gönüllü, yumuşak sözlü davranıp onlara kaba ve sert sözler söylememektir. Bu yoI, kalpleri ısındırmanın en güçlü sebeplerindendir. Bazıları mudarat ile müdahenenin aynı şey olduğunu zannederek hataya düşmüştür.

    Çünkü müdarat mendubdur, teşvik edilmiştir, müdahene ise haram kılınmıştır. Aradaki farka gelince, müdahene, dihandan gelmektedir. Bu da bir şeyin üzerinde görülen ve iç tarafını gizleyen tabakaya denilir. İlim adamları bunu fasık kimse ile birlikte oturup kalkıp onun haline razı olduğunu göstererek, onun yaptığına tepki göstermemek olarak tanımlamışlardır. Mudarat ise öğretirken cahile, yaptığı işten vazgeçmesini söylerken fasıka yumuşak davranmak ve yaptığı işi açığa vurmadığı hallerde ona sert davranmamaktır. Onun yaptığını yumuşak söz ve davranışlarla reddetmektir. Özellikle de kalbinin ısındırılmasına ihtiyaç duyu Iması ve benzeri hallerde buna dikkat etmektir.

    Buhari daha sonra önceden geçmiş şu iki hadisi zikretmektedir: Birincileri Aişe radıyal11\hu anha'nın rivayet ettiği "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere izin istedi. AIIah Rasulü de: Ona izin veriniz, o aşiretinin ne kötü kardeşidir... diye buyurdu" hadisidir. Bu hadisin açıklanması gereken yerleri daha önce: "Fesad ehli kimsenin gıybetini yapmanın caiz oluşu" başlığında (6054.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. İkinci hadis ise eI-Misver İbn Mahreme'nin rivayet ettiği: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kaftanlar gelmişti." hadisidir. Bu hadiste de eI-Misver'in babası Mahreme'nin olayl nakledilmektedir.

    Buna dair açıklamalar da Libas (giyim) bölümünde (5862.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُهْدِيَتْ لَهُ أَقْبِيَةٌ مِنْ دِيبَاجٍ مُزَرَّرَةٌ بِالذَّهَبِ، فَقَسَمَهَا فِي نَاسٍ مِنْ أَصْحَابِهِ وَعَزَلَ مِنْهَا وَاحِدًا لِمَخْرَمَةَ، فَلَمَّا جَاءَ قَالَ ‏ "‏ خَبَأْتُ هَذَا لَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَيُّوبُ بِثَوْبِهِ أَنَّهُ يُرِيهِ إِيَّاهُ، وَكَانَ فِي خُلُقِهِ شَىْءٌ‏.‏ رَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ أَيُّوبَ وَقَالَ حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ، قَدِمَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةٌ‏.‏

Âdâb Kitabı - Sahih-i Buhari | Hadis Kitapları