İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 64

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri Kitabı

522 hadis · Kitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)

Sayfa 11 / 27Yazı boyutu
  1. Hadis no. 4151

    Bize Bera b. Azib r.a.'ın haber verdiğine göre Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile…

    Türkçe meal

    Ebu İshak dedi ki: "Bize Bera b. Azib r.a.'ın haber verdiğine göre Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte 1400 kişi ya da daha fazla idiler. Bir kuyunun yanında konakladılar ve o kuyunun suyunu tamamen çektikten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittiler. O da kuyunun yanına varıp ve kuyunun ağzının başına oturduktan sonra bana: Bu kuyunun suyundan bir kova getiriniz dedi. Ona bir kova su getirildi. Tükürüp dua ettikten sonra, bir saat ona ilişmeyiniz diye buyurdu. Oradan ayrılıp gidinceye kadar .kendileri de kana kana su içtiler, bineklerini de suladılar

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي فَضْلُ بْنُ يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَعْيَنَ أَبُو عَلِيٍّ الْحَرَّانِيُّ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما أَنَّهُمْ كَانُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ أَوْ أَكْثَرَ، فَنَزَلُوا عَلَى بِئْرٍ فَنَزَحُوهَا، فَأَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى الْبِئْرَ، وَقَعَدَ عَلَى شَفِيرِهَا ثُمَّ قَالَ ‏"‏ ائْتُونِي بِدَلْوٍ مِنْ مَائِهَا ‏"‏‏.‏ فَأُتِيَ بِهِ فَبَصَقَ فَدَعَا ثُمَّ قَالَ ‏"‏ دَعُوهَا سَاعَةً ‏"‏‏.‏ فَأَرْوَوْا أَنْفُسَهُمْ وَرِكَابَهُمْ حَتَّى ارْتَحَلُوا‏.‏

  2. Hadis no. 4152

    Hudeybiye günü insanlar susuz kaldı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in önünde de içinde su bulunan…

    Türkçe meal

    Cabir r.a. dedi ki: "Hudeybiye günü insanlar susuz kaldı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in önünde de içinde su bulunan bir kırba bulunuyordu. Ondan abdest aldı. Daha sonra insanlar ona doğru yöneldiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Neyiniz var diye sordu. Onlar, ey Allah'ın Resulü senin şu kırbandaki su dışında kendisiyle abdest alacağım ız ve içeceğimiz suyumuz yok, dediler. (Cabir) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini kırbanın içine koydu. Su parmakları arasından tıpkı pınar gözeleri gibi kaynayıp coşmaya başladı. (Cabir) dedi ki: Hem içtik, hem abdest aldık. (Salim) ben de Cabir'e: O gün kaç kişi idiniz diye sordum. O şu cevabı verdi: Yüzbin kişi dahi olsaydık, o su bize yetecekti. O gün binbeşyüz kişi idik."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Biz ise Bey'atu'r-Rıdvan'ı fetih sayıyoruz." Bununla yüce Allah'ın: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasip ettik."[Fethı 1] buyruğunu kastetmektedir. Bu aslında eskiden beri hakkında görüş ayrılığı bulunan bir konudur. Konunun tahkik edilmesi sonucunda anlaşılan şudur: Bu da ayetlerden maksadın farklı oluşuna göre farklılık arzeder. Yüce Allah'ın: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasip ettik" buyruğunda geçen "feth"den kas ıt Hudeybiye'dir. Çünkü Hudeybiye Müslümanlar için gerçekleşen apaçık fethin başlangıcı idi. Zira yapılan barışın sonucunda güvenlik oluşmuş, savaş sona ermiş, İslam'a girmekten korkan kimseler ona açıkça girme imkanını bulmuş ve bu yolla da Medine'ye ulaşabilmişlerdir.

    Nitekim Halid b. Velid ile Amr b. el-As ve diğerleri için bu durum söz konusudur. Daha sonra fetih tamamlanıncaya kadar sebepler ardı arkasına geldi. İbn İshak el-Meğazi'de ez-Zühri'nin şöyle dediğini zikretmektedir: "İslam tarihinde Hudeybiye fethinden önce ondan daha büyük bir fetih olmamıştır. O zamana kadar Müslümanlar küfürle savaş halinde idi. Fakat bütün insanlar güvenliğe kavuşunca birbirleriyle konuşmaya başladılar. Karşılıklı olarak görüşlerini belirttiler, anlaşmazlıklarını ortaya koydular. İslam hakkında herhangi bir şeyi akledip kavrayan herkes mutlaka elini çabuk tutarak İslama girmiştir.

    Bu iki sene zarfında İslama girenlerin sayısı daha önce İslama girenlerin tümünün sayısı kadardı, hatta daha da fazla idi. İbn Hişam der ki: Buna da şu husus delildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hudeybiye'ye 1400 kişi ile birlikte çıktı. Fakat iki sene sonra Mekke fethine onbin kişi ile birlikte çıktl." Bu suredeki yüce Allah'ın: "Ve onları yakın bir fetih ile mükafat1andırmıştır."[Feth, 18] buyruğuna gelince bundan maksat ise sahih kabul edilen görüşe göre Hayber'in fethidir. Çünkü Müslümanların pek çok ganimet elde ettiği vaka Hayber'in fethidir. Yüce Allah'ın: "Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde"[Nasr, 1] buyruğuna ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Fetihten sonra hicret yoktur" hadisine gelince burada maksat ittifakla Mekke'nin fethidir.

    "Hudeybiye bir kuyunun adıdır." Bu sözleriyle Hudeybiye diye bilinen yerin oradaki bir kuyunun adını almış olduğuna işaret etmektedir. Bu o kuyunun adı olup, daha sonra o mekEmın tamamı bu isim ile tanınır hale gelmiştir. "Sonra biz o kuyudan ... geri döndük." Yani ardan döndüklerinde hepsi de su ihtiyaçlarını alabildiğine karşılamış idiler. "Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini o kırbanın içine koydu. Su parmakları arasından kaynayıp coşmaya başladı." Bu ifadeler Bera'nın rivayet ettiği hadiste zikredilen abdest suyunu kuyuya dökmesi üzerine kuyuda suyun artışını belirten hadise uymamaktadır.

    İbn Hibban bu iki rivayeti şöylece telif etmektedir: Bu husus iki defa meydana gelmiştir. İleride el-Eşribe (içecekler) bölümünde Cabir'in rivayet ettiği hadiste söz konusu edilen suyun kaynayıp coşması abdest almak istedikleri zaman ikindi namazı vakti girdiğinde olmuştur. Bera'nın rivayet ettiği hadiste söz konusu edilen ise bundan daha kapsamlı bir şekilde suya ihtiyaç duyulması halidir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in eli o kırbada iken parmakları arasından su kaynayıp coşunca hepsi de o sudan abdest alıp o suyu içince, Allah Resulünün kırbada kalan suyun kuyuya dökülmesini emretmesi üzerine, kuyunun suyunun çoğalmaya başlamış olması da ihtimal dahilindedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ عَطِشَ النَّاسُ يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ يَدَيْهِ رَكْوَةٌ، فَتَوَضَّأَ مِنْهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ النَّاسُ نَحْوَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا لَكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ لَيْسَ عِنْدَنَا مَاءٌ نَتَوَضَّأُ بِهِ، وَلاَ نَشْرَبُ إِلاَّ مَا فِي رَكْوَتِكَ‏.‏ قَالَ فَوَضَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فِي الرَّكْوَةِ، فَجَعَلَ الْمَاءُ يَفُورُ مِنْ بَيْنِ أَصَابِعِهِ كَأَمْثَالِ الْعُيُونِ، قَالَ فَشَرِبْنَا وَتَوَضَّأْنَا‏.‏ فَقُلْتُ لِجَابِرٍ كَمْ كُنْتُمْ يَوْمَئِذٍ قَالَ لَوْ كُنَّا مِائَةَ أَلْفٍ لَكَفَانَا، كُنَّا خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً‏.‏

  3. Hadis no. 4153

    Said b. el-Müseyyeb'e dedim ki: Bana ulaştığına göre Cabir b. Abdullah şöyle derdi: (Hudeybiye'de) 1400 kişi…

    Türkçe meal

    Katade: "Said b. el-Müseyyeb'e dedim ki: Bana ulaştığına göre Cabir b. Abdullah şöyle derdi: (Hudeybiye'de) 1400 kişi imişler. Bunun üzerine Said bana dedi ki: Bana Cabir'in anlattığına göre Hudeybiye günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at eden kimseler 1500 kişi idiler

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، قُلْتُ لِسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ بَلَغَنِي أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، كَانَ يَقُولُ كَانُوا أَرْبَعَ عَشْرَةَ مِائَةً‏.‏ فَقَالَ لِي سَعِيدٌ حَدَّثَنِي جَابِرٌ كَانُوا خَمْسَ عَشْرَةَ مِائَةً الَّذِينَ بَايَعُوا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ‏.‏ تَابَعَهُ أَبُو دَاوُدَ حَدَّثَنَا قُرَّةُ عَنْ قَتَادَةَ

  4. Hadis no. 4154

    Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize dedi ki: Sizler yeryüzündekilerin en…

    Türkçe meal

    Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize dedi ki: Sizler yeryüzündekilerin en hayırlılarısınız. O sırada biz 1400 kişi idik. Eğer bugün gözlerim görmüş olsaydı, size ağacın bulunduğu yeri gösterirdim." Bu hususta el-A'meş de ona mutabaat ederek: "Salim'den dinlediğini, onun da Cabir'den 1400 kişi olduklarını söylediğini işitmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ ‏ "‏ أَنْتُمْ خَيْرُ أَهْلِ الأَرْضِ ‏"‏‏.‏ وَكُنَّا أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ، وَلَوْ كُنْتُ أُبْصِرُ الْيَوْمَ لأَرَيْتُكُمْ مَكَانَ الشَّجَرَةِ‏.‏ تَابَعَهُ الأَعْمَشُ سَمِعَ سَالِمًا سَمِعَ جَابِرًا أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ‏.‏

  5. Hadis no. 4155

    Ağaç ashabı (ağaç altında bey'at edenler) 1300 kişi idiler. Eslemliler de muhacirlerin sekizde biri kadardılar

    Türkçe meal

    Abdullah b. Ebi Evfa r.a.'dan "Ağaç ashabı (ağaç altında bey'at edenler) 1300 kişi idiler. Eslemliler de muhacirlerin sekizde biri kadardılar."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize: Sizler yeryüzündekilerin en hayırlılarısınlZ diye buyurdu." Bu ağacın altında bey'at eden ashabın fazileti hususunda çok açık bir ifadedir. Çünkü o sırada Mekke'de, Medine'de ve daha başka yerlerde onların dışında Müslümanlar da vardı. Ahmed('in müsned)'inde hasen bir sened ile Ebu Said el-Hudri'den şöyle dediği zikredilmektedir: "Hudeybiye'de iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin hiç ateş yakmayınız diye buyurmuştu. Fakat bundan sonra şöyle buyurmuştu: Ateş yakınız, yemek pişiriniz. Çünkü sizden sonra gelecek hiçbir kavim sizin sa'ınıza da müddünüze de erişemeyecektir." Müslim'de de Cabir yoluyla merfu olarak zikredilen hadise göre (ResÜlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur): "Bedir'e ve Hudeybiye'ye katılan hiçbir kimse ateşe girmeyecektir." Yine Müslim'in rivayetine göre Ümmü Mübeşşir, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Ağaç (altında bey'atte bulunan) ashabından hiçbir kimse ateşe girmeyecektir." "Eğer bugün gözlerim gÖrmüş olsaydı." Bu sözleriyle ömrünün son zamanlarında gözlerini kaybetmiş olduğunu kastetmektedir

    Arapça metin

    وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ كَانَ أَصْحَابُ الشَّجَرَةِ أَلْفًا وَثَلاَثَمِائَةٍ، وَكَانَتْ أَسْلَمُ ثُمْنَ الْمُهَاجِرِينَ‏.‏ تَابَعَهُ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ‏.‏

  6. Hadis no. 4156

    Salih olan kimseler(in ruhu} öncelikle kabzedilecektir. Geriye ise Allah'ın kendilerini hiçbir şekilde…

    Türkçe meal

    Kays'dan rivayete göre o Mırdas el-Eslemi'yi -ki ağaç altında bey'at eden ashabdandı- şöyle derken dinlemiştir: "Salih olan kimseler(in ruhu} öncelikle kabzedilecektir. Geriye ise Allah'ın kendilerini hiçbir şekilde önemsemediği, hurma ve arpadan geriye kalan çörçöpü andıran süprüntüler kalacaktır." Bu Hadis 6434 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عِيسَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، أَنَّهُ سَمِعَ مِرْدَاسًا الأَسْلَمِيَّ، يَقُولُ ـ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ ـ يُقْبَضُ الصَّالِحُونَ الأَوَّلُ فَالأَوَّلُ، وَتَبْقَى حُفَالَةٌ كَحُفَالَةِ التَّمْرِ وَالشَّعِيرِ، لاَ يَعْبَأُ اللَّهُ بِهِمْ شَيْئًا‏.‏

  7. Hadis no. 4157

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hudeybiye yılı ashabından onbin küsur kişi ile çıktı. Zülhuleyfe'ye varınca…

    Türkçe meal

    Zühri, Urve'den, o da Mervan ve Misver b. Mahreme'nin şöyle dediklerini rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hudeybiye yılı ashabından onbin küsur kişi ile çıktı. Zülhuleyfe'ye varınca hediy kurbanlıklarına gerdanıık taktı, onları işaretledi ve oradan ihrama girdi. Ben bu hadisi Süfyan'dan kaç defa dinlemiş olduğumu sayamıyorum. Nihayet onu şöyle derken dinledim: Ben Zühri'den işaretlemeyi ve gerdanlık takmayı ezberlemiş, bellemiş değilim. Ancak ben bu sözleriyle işaretleme ve gerdanlık takma yerini mi kastettiğini yoksa hadisin (bundan sonraki bölümünün) tamamını mı kastettiğini bilemiyorum." (Parantez arası bu ibare Fethu'l-Bari, VII, 519'daki açıklamalardan hareketle eklenmiştir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ مَرْوَانَ، وَالْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالاَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فِي بِضْعَ عَشْرَةَ مِائَةً مِنْ أَصْحَابِهِ، فَلَمَّا كَانَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ قَلَّدَ الْهَدْىَ وَأَشْعَرَ وَأَحْرَمَ مِنْهَا‏.‏ لاَ أُحْصِي كَمْ سَمِعْتُهُ مِنْ سُفْيَانَ حَتَّى سَمِعْتُهُ يَقُولُ لاَ أَحْفَظُ مِنَ الزُّهْرِيِّ الإِشْعَارَ وَالتَّقْلِيدَ، فَلاَ أَدْرِي ـ يَعْنِي ـ مَوْضِعَ الإِشْعَارِ وَالتَّقْلِيدِ، أَوِ الْحَدِيثَ كُلَّهُ‏.‏

  8. Hadis no. 4158

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hudeybiye yılı ashabından onbin küsur kişi ile çıktı. Zülhuleyfe'ye varınca…

    Türkçe meal

    Zühri, Urve'den, o da Mervan ve Misver b. Mahreme'nin şöyle dediklerini rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hudeybiye yılı ashabından onbin küsur kişi ile çıktı. Zülhuleyfe'ye varınca hediy kurbanlıklarına gerdanıık taktı, onları işaretledi ve oradan ihrama girdi. Ben bu hadisi Süfyan'dan kaç defa dinlemiş olduğumu sayamıyorum. Nihayet onu şöyle derken dinledim: Ben Zühri'den işaretlemeyi ve gerdanlık takmayı ezberlemiş, bellemiş değilim. Ancak ben bu sözleriyle işaretleme ve gerdanlık takma yerini mi kastettiğini yoksa hadisin (bundan sonraki bölümünün) tamamını mı kastettiğini bilemiyorum." (Parantez arası bu ibare Fethu'l-Bari, VII, 519'daki açıklamalardan hareketle eklenmiştir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ مَرْوَانَ، وَالْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالاَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فِي بِضْعَ عَشْرَةَ مِائَةً مِنْ أَصْحَابِهِ، فَلَمَّا كَانَ بِذِي الْحُلَيْفَةِ قَلَّدَ الْهَدْىَ وَأَشْعَرَ وَأَحْرَمَ مِنْهَا‏.‏ لاَ أُحْصِي كَمْ سَمِعْتُهُ مِنْ سُفْيَانَ حَتَّى سَمِعْتُهُ يَقُولُ لاَ أَحْفَظُ مِنَ الزُّهْرِيِّ الإِشْعَارَ وَالتَّقْلِيدَ، فَلاَ أَدْرِي ـ يَعْنِي ـ مَوْضِعَ الإِشْعَارِ وَالتَّقْلِيدِ، أَوِ الْحَدِيثَ كُلَّهُ‏.‏

  9. Hadis no. 4159

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini bitleri yüzüne düşerken görmüş ve ona: Senin bu haşerelerin…

    Türkçe meal

    Abdurrahman b. Ebi Leyla Ka'b b. Ucre'den rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini bitleri yüzüne düşerken görmüş ve ona: Senin bu haşerelerin seni rahatsız ediyor mu diye sorunca, Ka'b: Evet diye cevap vermiştir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona başını traş etmesini emretti. O sırada Hudeybiye'de idi. Henüz kendilerine Hudeybiye'de ihramlarından çıkacaklarını beyan etmemişti. Mekke'ye gireceklerini ümit ediyorlardı. Bunun üzerine yüce Allah (traş olmaya dair) fidye verme hükmünü indirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona ya ferak denilen bir ölçek (buğday)ı altı yoksula yedirmesini yahut bir koyunu hediy kurbanlık olarak göndermesini ya da üç gün oruç tutmasını emretti."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Mirdas el-Esleml'yi -ki o ağacın altında beytat eden ashabdan idi- şöyle derken dinlemiştir: Salihlerin (ruhu) kabzedilecektir." Buhari bu hadisi burada ondan mevkuf bir rivayet olarak zikretmiş, Rikak bahsinde ise merfu olarak rivayet etmiştir. Yüce Allah'ın izniyle hadisin şerhi de orada gelecektir. Hadisin (burada) zikredilmesinden maksat, kendisinin ağacın altında beytat eden ashabtari olduğunun açıklanmasıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ خَلَفٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، وَرْقَاءَ، عَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَآهُ وَقَمْلُهُ يَسْقُطُ عَلَى وَجْهِهِ فَقَالَ ‏ "‏ أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ‏.‏ فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَحْلِقَ وَهْوَ بِالْحُدَيْبِيَةِ، لَمْ يُبَيِّنْ لَهُمْ أَنَّهُمْ يَحِلُّونَ بِهَا، وَهُمْ عَلَى طَمَعٍ أَنْ يَدْخُلُوا مَكَّةَ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ الْفِدْيَةَ، فَأَمَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُطْعِمَ فَرَقًا بَيْنَ سِتَّةِ مَسَاكِينَ، أَوْ يُهْدِيَ شَاةً، أَوْ يَصُومَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ‏.‏

  10. Hadis no. 4160

    Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey…

    Türkçe meal

    Zeyd b. Eslem, babasından rivayetle dedi ki: "Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey mu'minlerin emiri kocam öldü. Geriye de küçük çocuklar bıraktı. Allah'a yemin ederim bir koyun paçasını dahi pişiremezler. Ziraatleri de yok, davarları da yok. Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum. Ben de Hufaf b. Ima el-Gıfarı'nin kızıyım. Babam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunmuştu. Ömer onunla birlikte durmuş yürümemişti. Sonra: Nesebin bize yakın birisi olarak merhaba sana! dedi. Daha sonra evin avlusunda bağlı bulunan güçlü bir deveye yöneldi, onun üzerine yiyecekle doldurduğu iki heybe yükledi. İki heybe arasına da nafakaları için harcayacakları bir mal ve giyecek elbiseler yükledi. Sonra da devenin yularını kadının eline verdikten sonra şunları söyledi: Haydi, bu deveyi çek, götür. Daha bunlar bitmeden Allah'tan size hayırlar gelecektir . Bir adam: Ey mu'minlerin emiri, buna çok verdin.deyince, Ömer: Anan seni kaybedesice! Allah'a yemin ederim (şu anda) onun babasının ve kardeşinin bir süre bir kaleyi muhasara etmiş hallerini görüyor gibiyim. Daha sonra kaleyi fethettiler. Daha sonra artık biz o kaledeki paylarımızı şimdi almaya devam. ediyoruz."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Bir koyun paçasını dahi pişiremiyorlar." el-Hattabi der ki: Yani onlar kendileri için yiyecek bir şeyler yapacak durumda dahi değildirler. Kendi kendilerine yetmiyorlar. Bununla, pişirecekleri bir koyun paçaları dahi yoktur, demek istemiş olması da muhtemeldir. "Onların" sağacakları sağınal "koyunları yok. Ekinleri de yok." Onların yerden biten bir ziraatıeri de yok. "Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum." Maksat kuraklık yılıdır. Onları yemesi de kıtlıkla helak olmaları demektir. "Anan seni kaybedesice" sözü Arapların söylenene tepki göstermek ve reddetmek amacıyla kullandıkları bir sözdür.

    Bu sözle Araplar gerçek anlamını kastetmezler. "Paylarımızı almaya devam ediyoruz" sözleriyle bu malı fey olarak aldığını kastetmektedir. "Paylarımız"dan kastı da ganimetten paylarına düşendir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى السُّوقِ، فَلَحِقَتْ عُمَرَ امْرَأَةٌ شَابَّةٌ فَقَالَتْ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَلَكَ زَوْجِي وَتَرَكَ صِبْيَةً صِغَارًا، وَاللَّهِ مَا يُنْضِجُونَ كُرَاعًا، وَلاَ لَهُمْ زَرْعٌ وَلاَ ضَرْعٌ، وَخَشِيتُ أَنْ تَأْكُلَهُمُ الضَّبُعُ، وَأَنَا بِنْتُ خُفَافِ بْنِ إِيمَاءَ الْغِفَارِيِّ، وَقَدْ شَهِدَ أَبِي الْحُدَيْبِيَةَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَوَقَفَ مَعَهَا عُمَرُ، وَلَمْ يَمْضِ، ثُمَّ قَالَ مَرْحَبًا بِنَسَبٍ قَرِيبٍ‏.‏ ثُمَّ انْصَرَفَ إِلَى بَعِيرٍ ظَهِيرٍ كَانَ مَرْبُوطًا فِي الدَّارِ، فَحَمَلَ عَلَيْهِ غِرَارَتَيْنِ مَلأَهُمَا طَعَامًا، وَحَمَلَ بَيْنَهُمَا نَفَقَةً وَثِيَابًا، ثُمَّ نَاوَلَهَا بِخِطَامِهِ ثُمَّ قَالَ اقْتَادِيهِ فَلَنْ يَفْنَى حَتَّى يَأْتِيَكُمُ اللَّهُ بِخَيْرٍ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَكْثَرْتَ لَهَا‏.‏ قَالَ عُمَرُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ، وَاللَّهِ إِنِّي لأَرَى أَبَا هَذِهِ وَأَخَاهَا قَدْ حَاصَرَا حِصْنًا زَمَانًا، فَافْتَتَحَاهُ، ثُمَّ أَصْبَحْنَا نَسْتَفِيءُ سُهْمَانَهُمَا فِيهِ‏.‏

  11. Hadis no. 4161

    Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey…

    Türkçe meal

    Zeyd b. Eslem, babasından rivayetle dedi ki: "Ömer b. elHattab r.a. ile birlikte pazara çıktım. Genç bir kadın Ömer'e arkasından yetişerek dedi ki: Ey mu'minlerin emiri kocam öldü. Geriye de küçük çocuklar bıraktı. Allah'a yemin ederim bir koyun paçasını dahi pişiremezler. Ziraatleri de yok, davarları da yok. Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum. Ben de Hufaf b. Ima el-Gıfarı'nin kızıyım. Babam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunmuştu. Ömer onunla birlikte durmuş yürümemişti. Sonra: Nesebin bize yakın birisi olarak merhaba sana! dedi. Daha sonra evin avlusunda bağlı bulunan güçlü bir deveye yöneldi, onun üzerine yiyecekle doldurduğu iki heybe yükledi. İki heybe arasına da nafakaları için harcayacakları bir mal ve giyecek elbiseler yükledi. Sonra da devenin yularını kadının eline verdikten sonra şunları söyledi: Haydi, bu deveyi çek, götür. Daha bunlar bitmeden Allah'tan size hayırlar gelecektir . Bir adam: Ey mu'minlerin emiri, buna çok verdin.deyince, Ömer: Anan seni kaybedesice! Allah'a yemin ederim (şu anda) onun babasının ve kardeşinin bir süre bir kaleyi muhasara etmiş hallerini görüyor gibiyim. Daha sonra kaleyi fethettiler. Daha sonra artık biz o kaledeki paylarımızı şimdi almaya devam. ediyoruz."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Bir koyun paçasını dahi pişiremiyorlar." el-Hattabi der ki: Yani onlar kendileri için yiyecek bir şeyler yapacak durumda dahi değildirler. Kendi kendilerine yetmiyorlar. Bununla, pişirecekleri bir koyun paçaları dahi yoktur, demek istemiş olması da muhtemeldir. "Onların" sağacakları sağınal "koyunları yok. Ekinleri de yok." Onların yerden biten bir ziraatıeri de yok. "Sırtlanın onları yiyeceğinden korkuyorum." Maksat kuraklık yılıdır. Onları yemesi de kıtlıkla helak olmaları demektir. "Anan seni kaybedesice" sözü Arapların söylenene tepki göstermek ve reddetmek amacıyla kullandıkları bir sözdür.

    Bu sözle Araplar gerçek anlamını kastetmezler. "Paylarımızı almaya devam ediyoruz" sözleriyle bu malı fey olarak aldığını kastetmektedir. "Paylarımız"dan kastı da ganimetten paylarına düşendir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى السُّوقِ، فَلَحِقَتْ عُمَرَ امْرَأَةٌ شَابَّةٌ فَقَالَتْ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ هَلَكَ زَوْجِي وَتَرَكَ صِبْيَةً صِغَارًا، وَاللَّهِ مَا يُنْضِجُونَ كُرَاعًا، وَلاَ لَهُمْ زَرْعٌ وَلاَ ضَرْعٌ، وَخَشِيتُ أَنْ تَأْكُلَهُمُ الضَّبُعُ، وَأَنَا بِنْتُ خُفَافِ بْنِ إِيمَاءَ الْغِفَارِيِّ، وَقَدْ شَهِدَ أَبِي الْحُدَيْبِيَةَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَوَقَفَ مَعَهَا عُمَرُ، وَلَمْ يَمْضِ، ثُمَّ قَالَ مَرْحَبًا بِنَسَبٍ قَرِيبٍ‏.‏ ثُمَّ انْصَرَفَ إِلَى بَعِيرٍ ظَهِيرٍ كَانَ مَرْبُوطًا فِي الدَّارِ، فَحَمَلَ عَلَيْهِ غِرَارَتَيْنِ مَلأَهُمَا طَعَامًا، وَحَمَلَ بَيْنَهُمَا نَفَقَةً وَثِيَابًا، ثُمَّ نَاوَلَهَا بِخِطَامِهِ ثُمَّ قَالَ اقْتَادِيهِ فَلَنْ يَفْنَى حَتَّى يَأْتِيَكُمُ اللَّهُ بِخَيْرٍ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَكْثَرْتَ لَهَا‏.‏ قَالَ عُمَرُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ، وَاللَّهِ إِنِّي لأَرَى أَبَا هَذِهِ وَأَخَاهَا قَدْ حَاصَرَا حِصْنًا زَمَانًا، فَافْتَتَحَاهُ، ثُمَّ أَصْبَحْنَا نَسْتَفِيءُ سُهْمَانَهُمَا فِيهِ‏.‏

  12. Hadis no. 4162

    Andalsun ben (altında bey'atin yapıldığı) ağacı gördüm. Sonra ise onun hangisi olduğu bana unutturuldu…

    Türkçe meal

    el-Müseyyeb, babasından rivayetle dedi ki: "Andalsun ben (altında bey'atin yapıldığı) ağacı gördüm. Sonra ise onun hangisi olduğu bana unutturuldu.. Fakat onu tanıyamadım." Mahmud dedi ki: "Sonra o bana unutturuldu." Bu Hadis 4163,4164,4165 numara ile gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ أَبُو عَمْرٍو الْفَزَارِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ الشَّجَرَةَ، ثُمَّ أَتَيْتُهَا بَعْدُ فَلَمْ أَعْرِفْهَا‏.‏ قَالَ مَحْمُودٌ ثُمَّ أُنْسِيتُهَا بَعْدُ‏.‏

  13. Hadis no. 4163

    Hacca giderken yolda namaz kılmakta olan bir topluluğa rastladım

    Türkçe meal

    Tarık b. Abdurrahman dedi ki: "Hacca giderken yolda namaz kılmakta olan bir topluluğa rastladım. Bu namaz kılınan yer ne oluyor, diye sordum. Bana: Burası Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Rıdvan bey'atini yaptığı yerde bulunan ağac(ın bulunduğu) yerdir, dediler. Bunun üzerine Said b. el-Müseyyeb'in yanına gittim, ona durumu haber verince Said dedi ki: Babamın bana anlattığına göre kendisi de o ağacın altında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at edenlerle birlikte idi. Ertesi sene (hacca gitmek üzere) yola çıktığımızda o ağacın hangisi olduğunu unutluk. Onu bir türlü bulamadık, dedi. Said dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı onu bilmezken onu siz mi bileceksiniz? Siz mi daha iyi bilirsiniz?

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ طَارِقِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ انْطَلَقْتُ حَاجًّا فَمَرَرْتُ بِقَوْمٍ يُصَلُّونَ قُلْتُ مَا هَذَا الْمَسْجِدُ قَالُوا هَذِهِ الشَّجَرَةُ، حَيْثُ بَايَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْعَةَ الرُّضْوَانِ‏.‏ فَأَتَيْتُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ سَعِيدٌ حَدَّثَنِي أَبِي أَنَّهُ كَانَ فِيمَنْ بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحْتَ الشَّجَرَةِ، قَالَ فَلَمَّا خَرَجْنَا مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ نَسِينَاهَا، فَلَمْ نَقْدِرْ عَلَيْهَا‏.‏ فَقَالَ سَعِيدٌ إِنَّ أَصْحَابَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَعْلَمُوهَا وَعَلِمْتُمُوهَا أَنْتُمْ، فَأَنْتُمْ أَعْلَمُ‏.‏

  14. Hadis no. 4164

    Biz ertesi sene ona (ağacın yanına) döndük de biz onu tanıyamadık (dedi)

    Türkçe meal

    Said b. el-Müseyyeb, babasından rivayetine göre babası ağacın altında bey'at edenlerden idi. "Biz ertesi sene ona (ağacın yanına) döndük de biz onu tanıyamadık (dedi)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا طَارِقٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ مِمَّنْ بَايَعَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ، فَرَجَعْنَا إِلَيْهَا الْعَامَ الْمُقْبِلَ فَعَمِيَتْ عَلَيْنَا‏.‏

  15. Hadis no. 4165

    Said b. el-Müseyyeb'in huzurunda ağaçtan sözediidi, o gülerek dedi ki

    Türkçe meal

    Tarık dedi ki: "Said b. el-Müseyyeb'in huzurunda ağaçtan sözediidi, o gülerek dedi ki: "Babam onda (o bey'atte) bulunmuştu ... "

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Andolsun ağacı" yani altında Rıdvan bey'atinin yapıldığı ağacı "görmüştüm. "Said" b. el-Müseyyeb "dedi ki: Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı onu bilmezken onu siz mi bildiniz, siZ mi daha iyi biliyorsunuz, dedi." Said bu sözlerini yapılanı reddetmek amacıyla söylemiştir. "Siz mi daha iyi bilirsiniz" sözü de tehekküm (istihza) yolu ile söylenmiştir. "Onu tanıyamadık." Bizim için tanınmaz bir hal almıştı. "Said b. el-Müseyyeb'in yanında (altında Rıdvan bey'atinin yapıldığı) ağaç söz konusu edildi de gülerek: Babam bana haber vererek o, onda (o bey'atta) bulunanlardandı dedi." el-İsmail! şunu da eklemektedir: "Ertesi sene oraya gittiklerinde o ağac(ın yeri) bize unutturuldu." Cihad bölümünde (2958. hadiste) bu anlamdaki İbn Ömer yoluyla gelen hadis açıklanırken "savaş üzere bey'at" başlığı altında bu ağacın hangisi olduğunun onlardan saklanmasındaki hikrhete dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

    Fakat Said b. el-Müseyyeb'in babasının söylemiş olduğu ertesi sene o ağacı tanıyamadıklarına dair sözlerine dayanarak o ağacı bildiklerini iddia edenlere tepki göstermesi, büsbütün o ağacın tanınmaz olduğunun delili değildir. Çünkü yine musannıf (Buhari) tarafından bundan önceki Cabir'in rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Eğer bugün gözlerim görüyor olsaydı size ağacın yerini gösterecektim." Bu gözüyle o ağacın yerini tespit etmiş olduğunu göstermektedir. Daha sonra İbn Sa'd'da sahih bir senedie Nafi'den gelen bir rivayet buldum. Buna göre Ömer bir takım kimselerin ağacın yanına giderek yanında namaz kıldıklarını haber alınca onları tehdit etmiş, sonra da o ağacın kesilmesini emredince ağaç kesilmiştii

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ طَارِقٍ، قَالَ ذُكِرَتْ عِنْدَ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ الشَّجَرَةُ فَضَحِكَ فَقَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي وَكَانَ، شَهِدَهَا‏.‏

  16. Hadis no. 4166

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir topluluk bir sadaka getirecek olursa şöyle derdi: Allah'ım, onlara…

    Türkçe meal

    Amr b. Murre dedi ki: Ben -ağacın (altında bey'at eden) ashabdan olan- Abdullah b. Ebi Evfa'yı şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir topluluk bir sadaka getirecek olursa şöyle derdi: Allah'ım, onlara salat et. Babam ona sadakasını götürüp verince: Ailah'ım, EbU Evfa ailesine salat et, diye buyurdu." Mahir: Buradaki 'salat' kelimesi genelde -rahmet - diye yorumlanmakta, bununla beraber Nebi s.a.v.'in rahmet yerine salat kelimesini kullanması manidar olduğu için lafız aynen korunmalıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى ـ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَاهُ قَوْمٌ بِصَدَقَةٍ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏ فَأَتَاهُ أَبِي بِصَدَقَتِهِ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى آلِ أَبِي أَوْفَى ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 4167

    Harre günü olup da insanlar Abdullah b. Hanzala'ya bey'at ettiklerinde İbn Zeyd: İnsanlar ile Hanzala'nın…

    Türkçe meal

    Abbad b. Temim dedi ki: "Harre günü olup da insanlar Abdullah b. Hanzala'ya bey'at ettiklerinde İbn Zeyd: İnsanlar ile Hanzala'nın oğlu ne üzerinde bey'atlaşıyor dedi. Ona: Ölüm üzere, denilince şu cevabı verdi: Ben Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra bu esas üzere kimseye bey'at etmem. O (İbn Zeyd) Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hudeybiye'de bulunanlardan idi."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Harre günü olunca" Medine halkı Muaviye'nin oğlu Vezid'in bey'atini reddedip, Abdullah b. Hanzala b. Ebi Amir el-Ensari'ye bey'at ettiklerinde demektir. "Resuluilah sallallahu aleyhi ve sellem'tan sonra bu esas üzere kimseye bey'at etmeyeceğim" ifadesinden anlaşıldığına göre o Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile ölüm üzere bey'atleşmiş bulunmaktadır. Buna dair yeterli açıklamalar daha önce Cihad bölümünün savaş üzere bey'at başlığında (2959. hadiste) geçmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ الْحَرَّةِ وَالنَّاسُ يُبَايِعُونَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْظَلَةَ فَقَالَ ابْنُ زَيْدٍ عَلَى مَا يُبَايِعُ ابْنُ حَنْظَلَةَ النَّاسَ قِيلَ لَهُ عَلَى الْمَوْتِ‏.‏ قَالَ لاَ أُبَايِعُ عَلَى ذَلِكَ أَحَدًا بَعْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَكَانَ شَهِدَ مَعَهُ الْحُدَيْبِيَةَ‏.‏

  18. Hadis no. 4168

    Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra ayrılırdık da (o sırada)…

    Türkçe meal

    İyas b. Seleme b. el-Ekva dedi ki: Babam -ki ağacın altında bey'at eden ashabtan idi- bana anlattı, dedi ki: "Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra ayrılırdık da (o sırada) duvarların, altlarına sığınacağımız gölgeleri de olmazdı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى الْمُحَارِبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، حَدَّثَنَا إِيَاسُ بْنُ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، قَالَ حَدَّثَنِي ـ أَبِي وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ ـ قَالَ كُنَّا نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الْجُمُعَةَ ثُمَّ نَنْصَرِفُ، وَلَيْسَ لِلْحِيطَانِ ظِلٌّ نَسْتَظِلُّ فِيهِ‏.‏

  19. Hadis no. 4169

    Ben Seleme b. el-Ekva'a: Hudeybiye günü Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne üzerine bey'at ettiniz…

    Türkçe meal

    Yezid b. Ebi Ubeyd dedi ki: "Ben Seleme b. el-Ekva'a: Hudeybiye günü Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ne üzerine bey'at ettiniz diye sordum, o: Ölüm üzerine dedL

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ‏.‏ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ‏.‏

  20. Hadis no. 4170

    el-Bera' b. A'zib r.a. ile karşılaştım. Ne mutlu sana, dedim

    Türkçe meal

    Ala b. el-Müseyyeb, babasından rivayetle dedi ki: "el-Bera' b. A'zib r.a. ile karşılaştım. Ne mutlu sana, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbetin oldu ve ağacın altında onunla bey'atleştin. Dedi ki: Kardeşimin oğlu, sen bizim ondan sonra neler yaptığımızı bilmezsin

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِشْكَابٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَقِيتُ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ فَقُلْتُ طُوبَى لَكَ صَحِبْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَبَايَعْتَهُ تَحْتَ الشَّجَرَةِ‏.‏ فَقَالَ يَا ابْنَ أَخِي إِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثْنَا بَعْدَهُ‏.‏