İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 64

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri Kitabı

522 hadis · Kitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)

Sayfa 20 / 27Yazı boyutu
  1. Hadis no. 4331

    Yüce Allah, Resulüne Hevazinlilerin mallarını fey' olarak verip, o da bazı kimselere yüz deveyi vermeye…

    Türkçe meal

    Zühri dedi ki: Bana Enes b. Malik r.a. haber vererek dedi ki: "Yüce Allah, Resulüne Hevazinlilerin mallarını fey' olarak verip, o da bazı kimselere yüz deveyi vermeye başlayınca ensardan bazıları: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret et. Kılıçlarımızdan kanları damlıyorken Kureyş'e (bunca mal) veriyor da bizi bırakıyor, dedi. Enes dedi ki: Onların söyledikleri bu sözler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarılınca ensara haber gönderdi. Onları deriden yapılmış bir çadırda topladı. Beraberlerinde onlardan olmayan kimseyi de çağırmadı. Ensar bir araya gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak şöyle buyurdu: Söylediniz diye hakkınızda bana nakledilen sözler ne oluyor? Ensardan derin bilgi sahibi olanlar: Ey Allah'ın Resulü, bizim ileri gelenlerimiz hiçbir şey söylemiş değildir. Fakat aramızdan yaşı genç bazı kimseler: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret etsin, onların kanları kılıçlarımızdan damlıyorken Kureyş'e veriyor da, bizi bırakıyor demişler, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz ben küfürden henüz yeni dönmüş bir takım kimselere kalplerini ısındırmak için bir şeyler veriyorum. Diğer insanların mal alıp giderken sizler evlerinize Nebi s.a.v. ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Allah'a yemin ederim, sizin beraberinizde alıp gittiğiniz onların beraberlerinde alıp gittiklerinden daha hayırlıdır. Ensar: Ey Allah'ın Resulü, biz buna razı olduk deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle dedi: Pek yakında başkalarının size oldukça ileri derecede tercih edildiğini göreceksiniz. Allah'a ve Resulüne Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuşuncaya kadar sabrediniz. Ben Havz'ın başında olacağım. Enes dedi ki: Fakat sabretmediler

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ نَاسٌ مِنَ الأَنْصَارِ حِينَ أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم مَا أَفَاءَ مِنْ أَمْوَالِ هَوَازِنَ، فَطَفِقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي رِجَالاً الْمِائَةَ مِنَ الإِبِلِ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَتْرُكُنَا، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَحُدِّثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَقَالَتِهِمْ، فَأَرْسَلَ إِلَى الأَنْصَارِ فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ وَلَمْ يَدْعُ مَعَهُمْ غَيْرَهُمْ، فَلَمَّا اجْتَمَعُوا قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ فُقَهَاءُ الأَنْصَارِ أَمَّا رُؤَسَاؤُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلَمْ يَقُولُوا شَيْئًا، وَأَمَّا نَاسٌ مِنَّا حَدِيثَةٌ أَسْنَانُهُمْ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَتْرُكُنَا، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُعْطِي رِجَالاً حَدِيثِي عَهْدٍ بِكُفْرٍ، أَتَأَلَّفُهُمْ، أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالأَمْوَالِ وَتَذْهَبُونَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى رِحَالِكُمْ، فَوَاللَّهِ لَمَا تَنْقَلِبُونَ بِهِ خَيْرٌ مِمَّا يَنْقَلِبُونَ بِهِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ رَضِينَا‏.‏ فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سَتَجِدُونَ أُثْرَةً شَدِيدَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوُا اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم فَإِنِّي عَلَى الْحَوْضِ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَلَمْ يَصْبِرُوا‏.‏

  2. Hadis no. 4332

    Mekke fethedildiği günde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyşliler arasında bazı ganimetleri…

    Türkçe meal

    Enes dedi ki: "Mekke fethedildiği günde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyşliler arasında bazı ganimetleri paylaştırdı. Ensar öfkelendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Diğer insanların dünyalık alıp giderken sizler Resulullah sallall&hu aleyhi ve sellem ile birlikte gitmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız, deyince: Sair insanlar bir vadiden yahut bir dağ yolundan geçecek olsa şüphesiz ben ensarın gittikleri vadiden yahut onların dağ yolundan giderim, buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَنَائِمَ بَيْنَ قُرَيْشٍ‏.‏ فَغَضِبَتِ الأَنْصَارُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَهُمْ ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 4333

    Huneyn gününde Hevazinliler (Müslümanlarla) karşılaştılar

    Türkçe meal

    Enes r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Hevazinliler (Müslümanlarla) karşılaştılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte onbin asker ve aynıca tulaka bulunuyordu. Fakat gerisin geri döndüler. Allah Resulü: Ey ensar topluluğu, diye seslendi. Onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü, emrine hazırız, buyur biz senin huzurunda bulunuyoruz deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğinden indi ve: Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm, dedi. Müşrikler bozguna uğrayıp geri çekildi. Tulaka'ya ve muhacirlere (ganimetlerden) verdiği halde ensara hiçbir şey vermedi. Bu sebeple onlar (ileri geri sözler) söylediler. Bunun üzerine onları çağırdı ve bir çadıra alarak dedi ki: Sair insanlar koyunlar ve develerle çekip giderken siz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra şöyle buyurdu: Eğer sair insanlar bir vadiden gitse, ensar da bir dağ yolundan gitse hiç şüphesiz ensarın gittiği dağ yolunu tercih ederim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ حُنَيْنٍ الْتَقَى هَوَازِنُ وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةُ آلاَفٍ وَالطُّلَقَاءُ فَأَدْبَرُوا قَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ، لَبَّيْكَ نَحْنُ بَيْنَ يَدَيْكَ، فَنَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ‏"‏‏.‏ فَانْهَزَمَ الْمُشْرِكُونَ، فَأَعْطَى الطُّلَقَاءَ وَالْمُهَاجِرِينَ وَلَمْ يُعْطِ الأَنْصَارَ شَيْئًا فَقَالُوا، فَدَعَاهُمْ فَأَدْخَلَهُمْ فِي قُبَّةٍ فَقَالَ ‏"‏ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالشَّاةِ وَالْبَعِيرِ، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لاَخْتَرْتُ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏

  4. Hadis no. 4334

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan bir takım insanları toplayarak şöyle buyurdu: Kureyş henüz…

    Türkçe meal

    Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan bir takım insanları toplayarak şöyle buyurdu: Kureyş henüz cahiliyeden yeni kurtuldu ve kısa bir süre önce bir musibete uğradı. Ben de onların kırılan gönüllerini onarmak ve kalplerini ısındırmak istedim. Sair insanlar dünyalık ile geri dönerken siz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte evlerinize dönmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız deyince, şöyle buyurdu: Sair insanlar bir vadiden gitse, ensar ise bir dağ yolundan gitse şüphesiz ben ensarın gittiği vadiyi ya da dağ yolunu tercih eder,ordan giderim

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَمَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَاسًا مِنَ الأَنْصَارِ، فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ قُرَيْشًا حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ وَمُصِيبَةٍ، وَإِنِّي أَرَدْتُ أَنْ أَجْبُرَهُمْ وَأَتَأَلَّفَهُمْ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَرْجِعَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَرْجِعُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى بُيُوتِكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 4335

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn (ganimetini) paylaştırınca ensardan bir adam: Bununla Allah'ın…

    Türkçe meal

    Abdullah (b. Mes'ud) dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Huneyn (ganimetini) paylaştırınca ensardan bir adam: Bununla Allah'ın rızasını murad etmedi, dedi. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip ona (bunu) haber verdim. Yüzü değişti, sonra: Allah'ın rahmeti Musa'nın üzerine olsun. Andolsun ona bundan daha çok eziyet edildiği halde sabretmişti, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قِسْمَةَ حُنَيْنٍ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ مَا أَرَادَ بِهَا وَجْهَ اللَّهِ‏.‏ فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَتَغَيَّرَ وَجْهُهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ رَحْمَةُ اللَّهِ عَلَى مُوسَى، لَقَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 4336

    Huneyn gününde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı kimseleri tercih etti. (Kimisine) yüz deve verdi…

    Türkçe meal

    Abdullah (b. Mes'ud) r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazı kimseleri tercih etti. (Kimisine) yüz deve verdi, Uyeyne'ye de o kadar verdi. Bir takım kimselere de (çok miktarda) verdi. Bir adam: Bu paylaştırma ile Allah'ın rızası gözetilmemiştir, dedi. Ben: Andolsun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber vereceğim, dedim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Allah'ın rahmeti Musa'nın üzerine olsun, ona bundan daha çok eziyet edildiği halde sabretmişti."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    Mansur yoluyla gelen rivayette "bir adam, dedi" şeklinde, el-A'meş yoluyla gelen rivayette: "Ensardan bir adam dedi" şeklindedir. el-Vfıkid'i'nin rivayetinde ise bu kişi Amr b. Avf oğullarından Muattib b. Kuşeyr idi, münafıklardandı. Hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, paylaştırmakta bazılarına daha fazla vermek caizdir, cahilden yüz çevirmek, yapılan eziyetleri affetmek ve kendisi gibi durumlarla karşılaşmış geçmiş kimselere uymak, caizdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ حُنَيْنٍ آثَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَاسًا، أَعْطَى الأَقْرَعَ مِائَةً مِنَ الإِبِلِ، وَأَعْطَى عُيَيْنَةَ مِثْلَ ذَلِكَ، وَأَعْطَى نَاسًا، فَقَالَ رَجُلٌ مَا أُرِيدَ بِهَذِهِ الْقِسْمَةِ وَجْهُ اللَّهِ‏.‏ فَقُلْتُ لأُخْبِرَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَحِمَ اللَّهُ مُوسَى‏.‏ قَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ‏"‏‏.‏

  7. Hadis no. 4337

    Huneyn gününde Hevazinliler, Gatafanlılar ve başkaları davarlarıyla ve çoluk çocuklarıyla birlikte geldiler…

    Türkçe meal

    Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Hevazinliler, Gatafanlılar ve başkaları davarlarıyla ve çoluk çocuklarıyla birlikte geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber de onbin kişi ve tulakadan bazıları vardı. Allah Resulünü bırakıp geri kaçtılar ve nihayet tek başına kaldı. İşte o gün birini diğerine karıştırmaksızın iki defa nida ederek: Sağına dönerek: Ey ensar topluluğu diye seslendi. Onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü! Müjde olsun sana, biz seninle beraberiz dediler. Daha sonra soluna dönerek: Ey ensar topluluğu, diye seslendi, onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü, müjde olsun sana biz seninle beraberiz, dediler. Allah Resulü beyaz katırı üzerinde idi. Bineğinden inerek: Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm dedi. Müşrikler bozguna uğrayıp geri çekildi. O gün çok miktarda ganimet aldı. Ganimetieri muhacirlerle, tulaka arasında paylaştırdığı halde ensara hiçbir şey vermedi. Bundan dolayı ensar dedi ki: Zorlu ve sıkıntılı bir iş olursa biz çağınlınz. Fakat ganimetler bizden başkalarına verilir. Bu sözler ona ulaşınca onları bir çadırda toplayıp şöyle buyurdu: Ey ensar topluluğu, sizden bana ulaşan sözler ne oluyor? Ensar sustu. Ey ensar topluluğu, diye buyurdu. İnsanlar dünyalığ! alıp giderken sizler Resulullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte onu alıp evlerinize gitmeye razı değil misiniz? Onlar: RazıylZ deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sa ir insanlar bir vadiden gitseler, ensar ise bir dağ yolundan gitse elbette ki ben ensarın gittiği dağ yolundan giderim." Hişam dedi ki: "(Ben Enes radıyallahu an he hitaben:) Ey Ebu Hamza, dedim ve sen bu olaya tanık oldun mu? O: Ben nasıl bu olayda hazır olmayabilirdim ki, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ حُنَيْنٍ أَقْبَلَتْ هَوَازِنُ وَغَطَفَانُ وَغَيْرُهُمْ بِنَعَمِهِمْ وَذَرَارِيِّهِمْ، وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةُ آلاَفٍ وَمِنَ الطُّلَقَاءِ، فَأَدْبَرُوا عَنْهُ حَتَّى بَقِيَ وَحْدَهُ، فَنَادَى يَوْمَئِذٍ نِدَاءَيْنِ لَمْ يَخْلِطْ بَيْنَهُمَا، الْتَفَتَ عَنْ يَمِينِهِ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ‏.‏ ثُمَّ الْتَفَتَ عَنْ يَسَارِهِ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ‏.‏ وَهْوَ عَلَى بَغْلَةٍ بَيْضَاءَ، فَنَزَلَ فَقَالَ ‏"‏ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ‏"‏، فَانْهَزَمَ الْمُشْرِكُونَ، فَأَصَابَ يَوْمَئِذٍ غَنَائِمَ كَثِيرَةً، فَقَسَمَ فِي الْمُهَاجِرِينَ وَالطُّلَقَاءِ وَلَمْ يُعْطِ الأَنْصَارَ شَيْئًا، فَقَالَتِ الأَنْصَارُ إِذَا كَانَتْ شَدِيدَةٌ فَنَحْنُ نُدْعَى، وَيُعْطَى الْغَنِيمَةَ غَيْرُنَا‏.‏ فَبَلَغَهُ ذَلِكَ، فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ مَا حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏ فَسَكَتُوا فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ أَلاَ تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحُوزُونَهُ إِلَى بُيُوتِكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا، وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لأَخَذْتُ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ هِشَامٌ يَا أَبَا حَمْزَةَ، وَأَنْتَ شَاهِدٌ ذَاكَ قَالَ وَأَيْنَ أَغِيبُ عَنْهُ

  8. Hadis no. 4338

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necid tarafına bir seriye (askeri birlik) gönderdi. Ben de o seriyede…

    Türkçe meal

    İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necid tarafına bir seriye (askeri birlik) gönderdi. Ben de o seriyede bulunuyordum. Bize düşen paylarımız onikişer deveyi buldu, ayrıca her birimize birer deve de nefil olarak verildi. Böylece onüçer deve ile geri dönmüş olduk."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Necid taraflarına seriye" (Buhari) bu seriyeyi bu şekilde Taif gazvesinden sonra zikretmiş bulunmaktadır. Megazi sahiplerinin zikrettiklerine göre ise bu seriye Mekke fethine gitmeden önce olmuştur. Seriye, geceleyin yola çıkan (kafile) demektir, ordunun bir bölümü olup, ordunun bulunduğu yerden çıkar ve tekrar ona geri döner. Yüz kişi ile beşyüz kişiden oluşur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً قِبَلَ نَجْدٍ، فَكُنْتُ فِيهَا، فَبَلَغَتْ سِهَامُنَا اثْنَىْ عَشَرَ بَعِيرًا، وَنُفِّلْنَا بَعِيرًا بَعِيرًا، فَرَجَعْنَا بِثَلاَثَةَ عَشَرَ بَعِيرًا‏.‏

  9. Hadis no. 4339

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Halid b. Velid'i Cezime oğullarına gönderdi. Onları İslama davet etti. Fakat…

    Türkçe meal

    Salim, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Halid b. Velid'i Cezime oğullarına gönderdi. Onları İslama davet etti. Fakat onlar: Eslemna: Teslim olduklMüslüman olduk, demeyi güzel bir şekilde beceremediler. Bu sebeple: Saba'na (dinimizi terk ettik) demeye koyuldular. Halid b. elVelid de onlardan kimisini öldürmeye, kimisini esir almaya koyuldu. Bizden her birisine de esirini teslim etti. Nihayet bir gün Halid bizden her bir adamın esirini öldürmesini emretti. Ben: Allah'a yemin ederim kendi esirimi öldürmeyeceğim. Arkadaşlarımdan hiçbir kimse de kendi esirini öldürmeyecek, dedim. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna vardık. Olanı ona anlattık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak iki defa: Allahlım, ben Halid'in yaptıklarından uzak olduğumu sana arzediyorum, diye buyurdu." Bu Hadis 7189 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Halid b. Velid'i Cezime oğullarına göndermesi" Onlara göndermesi Mekke fethinden sonra ve Huneyn'e çıkmadan önce şewal ayında gerçekleşmiştir. Bütün megazi bilginlerine göre bu böyledir. Cezime oğulları Yelemlem cihetinden Mekke'nin alt tarafında bulunuyorlardı. İbn Sa'd dedi ki: Nebi (s.a.v.) onlara Halid b. Velid'i muhacir ve ensardan oluşan üçyüzelli kişi ile birlikte savaşmak için değil, İslama davet etmek üzere göndermişti. "Onlar eslemna demeyi güzel bir şekilde beceremediklerinden saba'na saba'na demeye başladılar." Bu, hadisi bize rivayet eden İbn Ömer yolu ile gelen rivayettir.

    Bu da onun gerçek anlamda İslamı kastettiklerini anlamış olduğunu göstermektedir. Onun bu anlamasını destekleyen hususlardan birisi de Kureyş'in İslama giren herkes hakkında: Sabae: Dininden döndü, demesi de vardır. Nihayet bu söz oldukça yaygınlık kazanmış ve bunu (hakkında kullandıkları kimseyi) yermek makamında kullanmaya koyuldular. "Allah'ım, Halid'in yaptıklarından uzak olduğumu sana arzederim." el-Hattabi der ki: Nebi (s.a.v.) onların: Saba'na sözleri ile neyi kastettiklerini bilmeden önce onlar hakkında işi sağlam tutmayı terk ederek aceleci davranmasını reddetmiş olmaktadır. "İki defa" İbn Asakir, Abdurrezzak'tan: "Ya da üç defa" fazlalığını zikretmiş bulunmaktadır.

    Bunu da el-İsmaili rivayet etmiştir, diğerlerinin rivayetlerinde ise "üç defa" şeklindedir. el-Bakır naklettiği rivayetinde: "Daha sonra Resulullah s.a.v. Ali'yi çağırdı ve: Sen bunların yanına çık git ve cahiliye dönemi işlerini ayaklarının altına al dedi. Ali de beraberinde mal bulunduğu halde çıkıp onların yanına gitti. Aralarından diyetini ödemedik hiçbir kimse bırakmadı" fazlahğını da kaydetmiş bulunmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَحَدَّثَنِي نُعَيْمٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ إِلَى بَنِي جَذِيمَةَ، فَدَعَاهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ فَلَمْ يُحْسِنُوا أَنْ يَقُولُوا أَسْلَمْنَا‏.‏ فَجَعَلُوا يَقُولُونَ صَبَأْنَا، صَبَأْنَا‏.‏ فَجَعَلَ خَالِدٌ يَقْتُلُ مِنْهُمْ وَيَأْسِرُ، وَدَفَعَ إِلَى كُلِّ رَجُلٍ مِنَّا أَسِيرَهُ، حَتَّى إِذَا كَانَ يَوْمٌ أَمَرَ خَالِدٌ أَنْ يَقْتُلَ كُلُّ رَجُلٍ مِنَّا أَسِيرَهُ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ أَقْتُلُ أَسِيرِي، وَلاَ يَقْتُلُ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِي أَسِيرَهُ، حَتَّى قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَاهُ، فَرَفَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ خَالِدٌ ‏"‏‏.‏ مَرَّتَيْنِ‏.‏

  10. Hadis no. 4340

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriye gönderdi

    Türkçe meal

    Ali r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriye gönderdi. Ona ensardan birisini kumandan tayin etti ve onlara ona itaat etmelerini emretti. (Bir sebeple) kızıp: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem size bana itaat etmenizi emretmemiş miydi deyince, onlar: Evet diye cevap verdiler. Kumandanları: O halde bana odun toplayınız, dedi. Onlar da odun topladılar. Haydi bir ateş yakınız, dedi. Ateş yaktılar. Sonra: Bu ateşe giriniz dedi. Girmek istediler ama biri diğerini tutarak: Bizler ancak ateşten kurtulmak için Nebie kaçtık, demeye koyuldular. Nihayet ateş de dindi, kumandanlarının da öfkesi dindi. Durum Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca: Eğer o ateşe girmiş olsalardı, kıyamet gününe kadar ondan çıkamazlardı. İtaat maruftadır, diye buyurdu. Bu Hadis 7145 ve 7257 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Kıyamet gününe kadar oradan çıkamazlardı." Yani o ateşe girmek bir masiyettir. İsyan eden bir kimse de ateşe girmeyi hak eder. Maksadın şöyle olması ihtimali de vardır: Eğer o ateşe girmenin helalolduğunu kabul ederek girmiş olsalardı ebediyyen ateşten çıkamazlardı. Çünkü onlar kendilerine yasak kılınmış bulunan kendilerini öldürme suçunu işlemiş olacaklardı. "İtaat maruftadır." Hafs'ın rivayetinde: "İtaat ancak maruftadır" şeklindedir. Hadis-i Şeriften Çıkarılan Bazı Sonuçlar 1- Öfkeli halde verilen hükmün şeriate muhalif olmayan bölümleri yürürlüğe girer. 2- Öfke akıl sahiplerinin akıllarını perdeler. 3- Allah'a iman ateşten kurtarır.

    Çünkü onlar: "Bizler ancak ateşten kurtulmak için Nebie kaçtık" demişlerdi. Nebie kaçmak ise yüce Allah'a kaçmak demektir. Yüce Allah'a kaçış ise iman için kullanılır. Nitekim yüce Allah .. şöyle buyurmaktadır: "O halde Allah'a kaçın. Muhakkak ben sizi onun azabından apaçık uyarıp korkutanım. "[Zariyat, 50] 4- Mutlak olarak verilen bir emir bütün halleri kapsamaz. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine emirlerine (kumandanıarına) itaat etmelerini emretmiş idi. Onlar da bu emrin öfke haline ve masiyet ile emredilme haline varıncaya kadar bütün durumlar için geçerli zannettiler. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendilerine vermiş olduğu komutanlarına itaat emrinin masiyet olmayan hususlara münhasır olduğunu beyan etmiş bulunmaktadır.

    İleride yüce Allah'ın izniyle Ahkam bölümünde bu meseleye dair daha geniş açıklamalar gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعْدُ بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً فَاسْتَعْمَلَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ، وَأَمَرَهُمْ أَنْ يُطِيعُوهُ، فَغَضِبَ فَقَالَ أَلَيْسَ أَمَرَكُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُطِيعُونِي‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ فَاجْمَعُوا لِي حَطَبًا‏.‏ فَجَمَعُوا، فَقَالَ أَوْقِدُوا نَارًا‏.‏ فَأَوْقَدُوهَا، فَقَالَ ادْخُلُوهَا‏.‏ فَهَمُّوا، وَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يُمْسِكُ بَعْضًا، وَيَقُولُونَ فَرَرْنَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنَ النَّارِ‏.‏ فَمَا زَالُوا حَتَّى خَمَدَتِ النَّارُ، فَسَكَنَ غَضَبُهُ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ، الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 4341

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki…

    Türkçe meal

    Ebu Burde dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki: Onların her birisini ayrı bir bölgeye gönderdi. (Ebu Burde devamla) dedi ki: Yemen ise iki ayrı bölgedir. Daha sonra (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Akabinde onların her biri işinin başına gitti. Onlardan her biri kendi bölgesinde dolaşırken arkadaşına yaklaştı mı onunla dostluğun u yenilemek üzere gider ona selam verirdi. Muaz bir sefer kendi bölgesinde dolaşıp, arkadaşı Ebu Musa'ya yaklaşınca katırı üzerinde onun yanına geldi. Onu oturmuş etrafında da insanlar toplanmış olduğu halde gördü. Yanında da elleri boynuna bağlanmış bir adam duruyordu. Bu sebeple Muaz ona: Ey Abdullah b. Kays, bu ne diye sordu. Ebu Musa: Bu daha önce Müslüman iken kafir olmuş bir adamdır, dedi. Muaz: Öldürülmedikçe bineğimden inmem dedi. Ebu Musa: Onun buraya getiriliş sebebi de budur, haydi in deyince, Muaz: Hayır, öldürülmedikçe inmem dedi. Ebu Musa emir vererek öldürüldü. Sonra Muaz inerek: Ey Abdullah sen Kur'2m'l nasılokursun diye sordu. Ebu Musa: Onu zaman zaman değişik aralıklarda kısım kısım okurum, dedi. Sonra Ebu Musa: Peki ey Muaz ya sen nasılokursun, diye sordu, Muaz: Gecenin ilk saatlerinde uyurum. Sonra uykumun bir kısmını almış olarak kalkarım. Allah'ın bana takdir buyurmuş olduğu kadarını okurum. Ben ayakta duruşumun mükafatını ümit ettiğim gibi uyku halimin mükafatını da ümit ederim, dedi." Bu Hadis 4345 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Onların her birini bir bölgeye gönderdi." (Ebu Burde) dedi ki: "Yemen iki bölgedir." Bölge (el-Mihlaf) Yemen lehçesindedir. Pek çok kırsal kesimin bulunduğu verimli bölge, büyük bir bölge ve çeşitli yerleşim alanlarının bulunduğu bölge demektir. Muaz'a ait olan bölge Aden'e doğru yukarı bölge idi. el-Cened denilen yer de onun sorumluluğu altında idi. Orada bugüne kadar bilinen bir mescidi bulunmaktadır. Ebu Musa'nın bölgesi ise Yemen'in alt kısımları idi. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Sonra bineğinden inerek: Ey Abdullah dedi." Abdullah, Ebu Musa'nın adıdır. "Kur'an'ı nasılokursun (diye sordu).

    O: !\ısım kısım, okurum dedi." Yani ben Kur'an'ı gece gündüz kısım kısım, ardı arkasına çeşitli zamanlarda okumaya devam ederim. Buradaki "etefevvakuhu tefavvukan" ibaresi}evenin iki sağımlığı arasındaki süre demek olan "fuvaku'n-naka"dan alınmadır. Bu da devenin sütünün sağılmasından sonra memelerine süt toplanması için bir süre bırakıldıktan sonra tekrar sağılması ve bunun böylece devam etmesi demektir. "Bu sebeple ben ayakta duruşumun ecrini ümit ettiğim gibi, uykumun da ecrini ümit ederim." Yani o yorulmak dolayısıyla ecir beklediği gibi dinlenmekten de ecir bekler. Çünkü dinlenmekle ibadete güç biriktirmek maksadı güdülecek olursa sevap elde edilir.

    Bir Uyarı : Ebu Musa'nın Yemen'e gönderilmesi TEbuk gazvesinden sonra olmuştur. Çünkü o ileride daha sonra yüce Allah'ın izniyle TEbuk gazvesine dair açıklamalarda bulunulacağı vakit de geleceği üzere Nebi s.a.v. ile birlikte TEbuk gazvesine katılmıştır. Bu hadis Ebu Musa'nın alim, oldukça zeki ve maharetli birisi olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü böyle olmasaydı Nebi s.a.v. onu emir olarak görevlendirmezdi. Şayet hüküm verme (yönetme) işini başkasına havale etmiş olsaydı ona yaptığı tavsiyeyi yapmasına da ihtiyaç olmazdı. Bundan dolayı Ömer, sonra Osman, sonra da Ali bu hususta ona güvenmişlerdir.

    Hariciler ile Rafıziler ise onu tenkit etmiş olup, gaflet sahibi birisi olduğunu ve zeki olmadığını söylemişlerdir. Bunu söylerken de Sıffin'de tahkimde yaptıklarına dayanırlar. İbnu'l-Arabi ve başkaları ise şöyle demektedir: Gerçek ise onun bu şekilde nitelendirilmesini gerektirecek bir iş yapmadığıdır. Onun bütün yaptığı ictihadı neticesinde Bedir'e katılmış olan ashab-ı kiramın büyükleri ile onların durumuna' yakın hayatta kalmış kimseler arasında istişareye işin havale edilmesi idi. Bu kanaate varmasının sebebi ise Sıffin'de her iki kesim arasındaki aşırı ihtilatı ve işin ulaşmış olduğu noktayı görmüş olması idi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَا مُوسَى وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ إِلَى الْيَمَنِ، قَالَ وَبَعَثَ كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى مِخْلاَفٍ قَالَ وَالْيَمَنُ مِخْلاَفَانِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا إِلَى عَمَلِهِ، وَكَانَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا إِذَا سَارَ فِي أَرْضِهِ كَانَ قَرِيبًا مِنْ صَاحِبِهِ أَحْدَثَ بِهِ عَهْدًا، فَسَلَّمَ عَلَيْهِ، فَسَارَ مُعَاذٌ فِي أَرْضِهِ قَرِيبًا مِنْ صَاحِبِهِ أَبِي مُوسَى، فَجَاءَ يَسِيرُ عَلَى بَغْلَتِهِ حَتَّى انْتَهَى إِلَيْهِ، وَإِذَا هُوَ جَالِسٌ، وَقَدِ اجْتَمَعَ إِلَيْهِ النَّاسُ، وَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ قَدْ جُمِعَتْ يَدَاهُ إِلَى عُنُقِهِ فَقَالَ لَهُ مُعَاذٌ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ، أَيَّمَ هَذَا قَالَ هَذَا رَجُلٌ كَفَرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ‏.‏ قَالَ لاَ أَنْزِلُ حَتَّى يُقْتَلَ‏.‏ قَالَ إِنَّمَا جِيءَ بِهِ لِذَلِكَ فَانْزِلْ‏.‏ قَالَ مَا أَنْزِلُ حَتَّى يُقْتَلَ فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ نَزَلَ فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ، كَيْفَ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَالَ أَتَفَوَّقُهُ تَفَوُّقًا‏.‏ قَالَ فَكَيْفَ تَقْرَأُ أَنْتَ يَا مُعَاذُ قَالَ أَنَامُ أَوَّلَ اللَّيْلِ فَأَقُومُ وَقَدْ قَضَيْتُ جُزْئِي مِنَ النَّوْمِ، فَأَقْرَأُ مَا كَتَبَ اللَّهُ لِي، فَأَحْتَسِبُ نَوْمَتِي كَمَا أَحْتَسِبُ قَوْمَتِي‏.‏

  12. Hadis no. 4342

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki…

    Türkçe meal

    Ebu Burde dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki: Onların her birisini ayrı bir bölgeye gönderdi. (Ebu Burde devamla) dedi ki: Yemen ise iki ayrı bölgedir. Daha sonra (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Akabinde onların her biri işinin başına gitti. Onlardan her biri kendi bölgesinde dolaşırken arkadaşına yaklaştı mı onunla dostluğun u yenilemek üzere gider ona selam verirdi. Muaz bir sefer kendi bölgesinde dolaşıp, arkadaşı Ebu Musa'ya yaklaşınca katırı üzerinde onun yanına geldi. Onu oturmuş etrafında da insanlar toplanmış olduğu halde gördü. Yanında da elleri boynuna bağlanmış bir adam duruyordu. Bu sebeple Muaz ona: Ey Abdullah b. Kays, bu ne diye sordu. Ebu Musa: Bu daha önce Müslüman iken kafir olmuş bir adamdır, dedi. Muaz: Öldürülmedikçe bineğimden inmem dedi. Ebu Musa: Onun buraya getiriliş sebebi de budur, haydi in deyince, Muaz: Hayır, öldürülmedikçe inmem dedi. Ebu Musa emir vererek öldürüldü. Sonra Muaz inerek: Ey Abdullah sen Kur'2m'l nasılokursun diye sordu. Ebu Musa: Onu zaman zaman değişik aralıklarda kısım kısım okurum, dedi. Sonra Ebu Musa: Peki ey Muaz ya sen nasılokursun, diye sordu, Muaz: Gecenin ilk saatlerinde uyurum. Sonra uykumun bir kısmını almış olarak kalkarım. Allah'ın bana takdir buyurmuş olduğu kadarını okurum. Ben ayakta duruşumun mükafatını ümit ettiğim gibi uyku halimin mükafatını da ümit ederim, dedi." Bu Hadis 4345 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Onların her birini bir bölgeye gönderdi." (Ebu Burde) dedi ki: "Yemen iki bölgedir." Bölge (el-Mihlaf) Yemen lehçesindedir. Pek çok kırsal kesimin bulunduğu verimli bölge, büyük bir bölge ve çeşitli yerleşim alanlarının bulunduğu bölge demektir. Muaz'a ait olan bölge Aden'e doğru yukarı bölge idi. el-Cened denilen yer de onun sorumluluğu altında idi. Orada bugüne kadar bilinen bir mescidi bulunmaktadır. Ebu Musa'nın bölgesi ise Yemen'in alt kısımları idi. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Sonra bineğinden inerek: Ey Abdullah dedi." Abdullah, Ebu Musa'nın adıdır. "Kur'an'ı nasılokursun (diye sordu).

    O: !\ısım kısım, okurum dedi." Yani ben Kur'an'ı gece gündüz kısım kısım, ardı arkasına çeşitli zamanlarda okumaya devam ederim. Buradaki "etefevvakuhu tefavvukan" ibaresi}evenin iki sağımlığı arasındaki süre demek olan "fuvaku'n-naka"dan alınmadır. Bu da devenin sütünün sağılmasından sonra memelerine süt toplanması için bir süre bırakıldıktan sonra tekrar sağılması ve bunun böylece devam etmesi demektir. "Bu sebeple ben ayakta duruşumun ecrini ümit ettiğim gibi, uykumun da ecrini ümit ederim." Yani o yorulmak dolayısıyla ecir beklediği gibi dinlenmekten de ecir bekler. Çünkü dinlenmekle ibadete güç biriktirmek maksadı güdülecek olursa sevap elde edilir.

    Bir Uyarı : Ebu Musa'nın Yemen'e gönderilmesi TEbuk gazvesinden sonra olmuştur. Çünkü o ileride daha sonra yüce Allah'ın izniyle TEbuk gazvesine dair açıklamalarda bulunulacağı vakit de geleceği üzere Nebi s.a.v. ile birlikte TEbuk gazvesine katılmıştır. Bu hadis Ebu Musa'nın alim, oldukça zeki ve maharetli birisi olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü böyle olmasaydı Nebi s.a.v. onu emir olarak görevlendirmezdi. Şayet hüküm verme (yönetme) işini başkasına havale etmiş olsaydı ona yaptığı tavsiyeyi yapmasına da ihtiyaç olmazdı. Bundan dolayı Ömer, sonra Osman, sonra da Ali bu hususta ona güvenmişlerdir.

    Hariciler ile Rafıziler ise onu tenkit etmiş olup, gaflet sahibi birisi olduğunu ve zeki olmadığını söylemişlerdir. Bunu söylerken de Sıffin'de tahkimde yaptıklarına dayanırlar. İbnu'l-Arabi ve başkaları ise şöyle demektedir: Gerçek ise onun bu şekilde nitelendirilmesini gerektirecek bir iş yapmadığıdır. Onun bütün yaptığı ictihadı neticesinde Bedir'e katılmış olan ashab-ı kiramın büyükleri ile onların durumuna' yakın hayatta kalmış kimseler arasında istişareye işin havale edilmesi idi. Bu kanaate varmasının sebebi ise Sıffin'de her iki kesim arasındaki aşırı ihtilatı ve işin ulaşmış olduğu noktayı görmüş olması idi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَا مُوسَى وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ إِلَى الْيَمَنِ، قَالَ وَبَعَثَ كُلَّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا عَلَى مِخْلاَفٍ قَالَ وَالْيَمَنُ مِخْلاَفَانِ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا إِلَى عَمَلِهِ، وَكَانَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا إِذَا سَارَ فِي أَرْضِهِ كَانَ قَرِيبًا مِنْ صَاحِبِهِ أَحْدَثَ بِهِ عَهْدًا، فَسَلَّمَ عَلَيْهِ، فَسَارَ مُعَاذٌ فِي أَرْضِهِ قَرِيبًا مِنْ صَاحِبِهِ أَبِي مُوسَى، فَجَاءَ يَسِيرُ عَلَى بَغْلَتِهِ حَتَّى انْتَهَى إِلَيْهِ، وَإِذَا هُوَ جَالِسٌ، وَقَدِ اجْتَمَعَ إِلَيْهِ النَّاسُ، وَإِذَا رَجُلٌ عِنْدَهُ قَدْ جُمِعَتْ يَدَاهُ إِلَى عُنُقِهِ فَقَالَ لَهُ مُعَاذٌ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ، أَيَّمَ هَذَا قَالَ هَذَا رَجُلٌ كَفَرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ‏.‏ قَالَ لاَ أَنْزِلُ حَتَّى يُقْتَلَ‏.‏ قَالَ إِنَّمَا جِيءَ بِهِ لِذَلِكَ فَانْزِلْ‏.‏ قَالَ مَا أَنْزِلُ حَتَّى يُقْتَلَ فَأَمَرَ بِهِ فَقُتِلَ ثُمَّ نَزَلَ فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ، كَيْفَ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَالَ أَتَفَوَّقُهُ تَفَوُّقًا‏.‏ قَالَ فَكَيْفَ تَقْرَأُ أَنْتَ يَا مُعَاذُ قَالَ أَنَامُ أَوَّلَ اللَّيْلِ فَأَقُومُ وَقَدْ قَضَيْتُ جُزْئِي مِنَ النَّوْمِ، فَأَقْرَأُ مَا كَتَبَ اللَّهُ لِي، فَأَحْتَسِبُ نَوْمَتِي كَمَا أَحْتَسِبُ قَوْمَتِي‏.‏

  13. Hadis no. 4343

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Yemen'e gönderdi. Ebu Musa, ona Yemen'de yapılan bir takım…

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Yemen'e gönderdi. Ebu Musa, ona Yemen'de yapılan bir takım içkilere dair soru sordu. Nebi: Onlar nedir diye sorunca, Ebu Musa: Bunlar el-bit' ve el-mizr'dir, dedi." -Ben (Said b. Ebi Burde), Ebu Burde'ye: Bit' nedir diye sordum. O: Bal nebizidir dedi. Mizr ise arpanın nebizidir.- Bunun yerine Allah Resulü: "Sarhoşluk verici her bir şey haramdır" diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ، فَسَأَلَهُ عَنْ أَشْرِبَةٍ تُصْنَعُ بِهَا، فَقَالَ ‏"‏ وَمَا هِيَ ‏"‏‏.‏ قَالَ الْبِتْعُ وَالْمِزْرُ‏.‏ فَقُلْتُ لأَبِي بُرْدَةَ مَا الْبِتْعُ قَالَ نَبِيذُ الْعَسَلِ، وَالْمِزْرُ نَبِيذُ الشَّعِيرِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ جَرِيرٌ وَعَبْدُ الْوَاحِدِ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ‏.‏

  14. Hadis no. 4344

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi Ebu Musa ile Muaz'ı Yemen'e göndererek: Kolaylaştırın, zorlaştırm ay…

    Türkçe meal

    Said b. Ebi Burde, o babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi Ebu Musa ile Muaz'ı Yemen'e göndererek: Kolaylaştırın, zorlaştırm ay ın , müjdeleyin, nefret ettirmeyin ve birbiriniz ile uyumlu olun, diye buyurdu. Ebu Musa: Ey Allah'ın nebisi! Bizim topraklarımlZda arpadan yapılan ve el-mizr diye bilinen bir içki ile baldan yapılan ve el-bit' diye adlandırılan bir içki vardır, dedi. Allah Resulü: Sarhoşluk veren her bir şey haramdır diye buyurdu. Sonra her ikisi de yola koyuldu. Muaz, Ebu Musa'ya: Kur'fm'ı nasılokursun diye sordu. (Ebu Musa): Ayakta iken, otururken, bineğimin üzerinde iken (hep okurum) ve onu zaman zaman okurum, dedi. (Muaz) dedi ki: Ben ise önce uyurum, sonra kalkarım. Ayakta duruşumun ecrini ümit ettiğim gibi uyumamın da ecrini ümit ederim. Büyükçe bir çadır kurdu. Birbirlerini ziyaret etmeye başladılar. Muaz, bin defa Ebu Musa'yı ziyaret ettiğinde zincirlere bağlı bir adam görünce: Bu da ne, diye sordu. Ebu Musa: Müslüman olduktan sonra irtidad eden bir yahudidir dedi. Muaz: Andolsun onun boynunu vuracağım, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَدَّهُ أَبَا مُوسَى، وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ ‏"‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو مُوسَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ، إِنَّ أَرْضَنَا بِهَا شَرَابٌ مِنَ الشَّعِيرِ الْمِزْرُ، وَشَرَابٌ مِنَ الْعَسَلِ الْبِتْعُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَا فَقَالَ مُعَاذٌ لأَبِي مُوسَى كَيْفَ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَالَ قَائِمًا وَقَاعِدًا وَعَلَى رَاحِلَتِهِ وَأَتَفَوَّقُهُ تَفَوُّقًا‏.‏ قَالَ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ، فَأَحْتَسِبُ نَوْمَتِي كَمَا أَحْتَسِبُ قَوْمَتِي، وَضَرَبَ فُسْطَاطًا، فَجَعَلاَ يَتَزَاوَرَانِ، فَزَارَ مُعَاذٌ أَبَا مُوسَى، فَإِذَا رَجُلٌ مُوثَقٌ، فَقَالَ مَا هَذَا فَقَالَ أَبُو مُوسَى يَهُودِيٌّ أَسْلَمَ ثُمَّ ارْتَدَّ‏.‏ فَقَالَ مُعَاذٌ لأَضْرِبَنَّ عُنُقَهُ‏.‏ تَابَعَهُ الْعَقَدِيُّ وَوَهْبٌ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏ وَقَالَ وَكِيعٌ وَالنَّضْرُ وَأَبُو دَاوُدَ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ رَوَاهُ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ‏.‏

  15. Hadis no. 4345

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi Ebu Musa ile Muaz'ı Yemen'e göndererek: Kolaylaştırın, zorlaştırm ay…

    Türkçe meal

    Said b. Ebi Burde, o babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi Ebu Musa ile Muaz'ı Yemen'e göndererek: Kolaylaştırın, zorlaştırm ay ın , müjdeleyin, nefret ettirmeyin ve birbiriniz ile uyumlu olun, diye buyurdu. Ebu Musa: Ey Allah'ın nebisi! Bizim topraklarımlZda arpadan yapılan ve el-mizr diye bilinen bir içki ile baldan yapılan ve el-bit' diye adlandırılan bir içki vardır, dedi. Allah Resulü: Sarhoşluk veren her bir şey haramdır diye buyurdu. Sonra her ikisi de yola koyuldu. Muaz, Ebu Musa'ya: Kur'fm'ı nasılokursun diye sordu. (Ebu Musa): Ayakta iken, otururken, bineğimin üzerinde iken (hep okurum) ve onu zaman zaman okurum, dedi. (Muaz) dedi ki: Ben ise önce uyurum, sonra kalkarım. Ayakta duruşumun ecrini ümit ettiğim gibi uyumamın da ecrini ümit ederim. Büyükçe bir çadır kurdu. Birbirlerini ziyaret etmeye başladılar. Muaz, bin defa Ebu Musa'yı ziyaret ettiğinde zincirlere bağlı bir adam görünce: Bu da ne, diye sordu. Ebu Musa: Müslüman olduktan sonra irtidad eden bir yahudidir dedi. Muaz: Andolsun onun boynunu vuracağım, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَدَّهُ أَبَا مُوسَى، وَمُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ فَقَالَ ‏"‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو مُوسَى يَا نَبِيَّ اللَّهِ، إِنَّ أَرْضَنَا بِهَا شَرَابٌ مِنَ الشَّعِيرِ الْمِزْرُ، وَشَرَابٌ مِنَ الْعَسَلِ الْبِتْعُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَا فَقَالَ مُعَاذٌ لأَبِي مُوسَى كَيْفَ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَالَ قَائِمًا وَقَاعِدًا وَعَلَى رَاحِلَتِهِ وَأَتَفَوَّقُهُ تَفَوُّقًا‏.‏ قَالَ أَمَّا أَنَا فَأَنَامُ وَأَقُومُ، فَأَحْتَسِبُ نَوْمَتِي كَمَا أَحْتَسِبُ قَوْمَتِي، وَضَرَبَ فُسْطَاطًا، فَجَعَلاَ يَتَزَاوَرَانِ، فَزَارَ مُعَاذٌ أَبَا مُوسَى، فَإِذَا رَجُلٌ مُوثَقٌ، فَقَالَ مَا هَذَا فَقَالَ أَبُو مُوسَى يَهُودِيٌّ أَسْلَمَ ثُمَّ ارْتَدَّ‏.‏ فَقَالَ مُعَاذٌ لأَضْرِبَنَّ عُنُقَهُ‏.‏ تَابَعَهُ الْعَقَدِيُّ وَوَهْبٌ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏ وَقَالَ وَكِيعٌ وَالنَّضْرُ وَأَبُو دَاوُدَ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ رَوَاهُ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ عَنْ أَبِي بُرْدَةَ‏.‏

  16. Hadis no. 4346

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni kavmimin diyarına gönderdi. (Geri geldiğimde) Resulullah…

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-q'ari r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni kavmimin diyarına gönderdi. (Geri geldiğimde) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i devesini el-Abtah'da çöktürmüş buldum. Allah Resulü bana: Ey Abdullah b. Kays hac ettin mi, diye sordu. Ben: Evet ey Allah'ın Resulü dedim. Nasıl dedin, diye sordu. Ben: Senin ihlalin (ihrama girişin) gibi bir ihlal ile lebbeyk (buyur Allah'ım) dedim. Peki beraberinde hediyelik kurbanı getirmiş miydin, diye sordu. Ben: Getirmedim dedim. O halde Beyt'i tavaf et. Safa ile Merve arasında sa'y et, sonra ihramdan çık, dedi. Ben de onun dediğini yaptım. Hatta Kays oğulları hanımlarından olan benim bir hanım ım saçlarımı taradı. Biz, Ömer halifeliğe getirilinceye kadar bu şekilde (haccetmeye) devam ettik."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    (Buhari) bu hadisi Hac bölümünde de zikretmiş bulunmaktadır. Buna dair yeterli açıklamalar orada geçmiştir. (Hadis no)

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ عَائِذٍ، حَدَّثَنَا قَيْسُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ طَارِقَ بْنَ شِهَابٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَرْضِ قَوْمِي، فَجِئْتُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُنِيخٌ بِالأَبْطَحِ فَقَالَ ‏"‏ أَحَجَجْتَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَيْفَ قُلْتَ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ لَبَّيْكَ إِهْلاَلاً كَإِهْلاَلِكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ سُقْتَ مَعَكَ هَدْيًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لَمْ أَسُقْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَطُفْ بِالْبَيْتِ وَاسْعَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ حِلَّ ‏"‏‏.‏ فَفَعَلْتُ حَتَّى مَشَطَتْ لِي امْرَأَةٌ مِنْ نِسَاءِ بَنِي قَيْسٍ، وَمَكُثْنَا بِذَلِكَ حَتَّى اسْتُخْلِفَ عُمَرُ‏.‏

  17. Hadis no. 4347

    Sen Kitâb ehli olan bir kavim üzerine vâlî gidiyorsun. Onlara vardığın zaman kendilerini Lâ ilahe illellah ve…

    Türkçe meal

    tbn Abbâs (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Muâz ibn Cebel'i Yemen'e gönderdiği sırada ona hitaben: "Sen Kitâb ehli olan bir kavim üzerine vâlî gidiyorsun. Onlara vardığın zaman kendilerini Lâ ilahe illellah ve enne Muhammeden rasü'llah düstûruna şehâdet etmelerine çağır. Eğer onlar bunda sana itaat ederlerse, onlara Allah'ın kendilerine her gece ve gündüzde beş namaz farz kıldığını haber ver. Eğer onlar bunda da sana itaat ederlerse, bu defa da kendilerine, Allah'ın onlara bir sadaka farz kıldığını, bunun onların zenginlerinden alınıp fakirlerine verileceğini haber ver. Eğer onlar bununla da sana itaat ederlerse, seni onların en kıymetli mallarını almaktan sakındırırım. Bir de mazlumun duasından sakın. Çünkü şu muhakkak ki, mazlum ile Allah arasında(duanın kabulüne mâni' olacak) hiçbir perde yoktur" buyurdu. Abdillah el-Buhârî (âdeti üzere lafızların tefsirine girişip) şöyle dedi: "Tavaat lehu nefsuhu" ve "Tâat" ve "Atâat" bir ma'nâya olup "Nefsi ona itaat etti" demektir; bunlar bir lügattir. Kişi kendinden haber verdiği zaman "Tı'tu", "Tu'tu" ve "Ata'tu" der ki, hepsi de "Ben itaat ettim" demektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي حِبَّانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ زَكَرِيَّاءَ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيْفِيٍّ، عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ ‏ "‏ إِنَّكَ سَتَأْتِي قَوْمًا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ، فَإِذَا جِئْتَهُمْ فَادْعُهُمْ إِلَى أَنْ يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْكُمْ صَدَقَةً، تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ، فَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإِنْ هُمْ طَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ ‏{‏طَوَّعَتْ‏}‏ طَاعَتْ وَأَطَاعَتْ لُغَةٌ، طِعْتُ وَطُعْتُ وَأَطَعْتُ‏.‏

  18. Hadis no. 4348

    Muaz r.a. Yemen'e ulaşınca onlara sabah namazını kıldırdı

    Türkçe meal

    Amr b. Meymun'dan rivayete göre "Muaz r.a. Yemen'e ulaşınca onlara sabah namazını kıldırdı: "Allah İbrahim'i Halil edindi. "[Nisa, 125] buyruğunu okudu. Cemaat arasından bir adam: İbrahim'in anasının gözü aydın olmuştur, dedi." Muaz (b. Muaz el-Basri), Şube'den, o Habib'den, o Said'den, o Amr'dan şu fazlalığı zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdi. Muaz sabah namazında Nisa süresini okudu. "Allah İbrahim'i Halil edindi" buyruğunu okuyunca arkasından bir adam: İbrahim'in anasının gözü aydın olmuştur, dedi."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Amr b. Meymun" el-Evdi olup, Muhadramlardandır (Nebi zamanına erişmekle birlikte ashabdan olmak şerefine nail olmamış kimselerdendir). "Cemaatten bir adam: İbrahim'in anasının gözü aydın olmuştur, dedi." Yani o pek mesrur olmuştur. Muaz'ın namazda bu şekilde söz söyleyene ilişmeyip, ona namazını tekrar iade etmesini emretmemiş olması, izahı zor bir konu olarak görülmüştür. Ancak buna şöyle cevap verilmektedir. Ya hükmü bilmeyen bir kimse mazur görüldüğü içindir yahut da ona namazını iade etmesini emrettiği halde bu bize rivayetle nakledilmemiştir ya da bu sözleri söyleyen kişi arkalarında olmakla birlikte onlarla beraber namaza iştirak etmemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، أَنَّ مُعَاذًا ـ رضى الله عنه ـ لَمَّا قَدِمَ الْيَمَنَ صَلَّى بِهِمِ الصُّبْحَ فَقَرَأَ ‏{‏وَاتَّخَذَ اللَّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً‏}‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ لَقَدْ قَرَّتْ عَيْنُ أُمِّ إِبْرَاهِيمَ‏.‏ زَادَ مُعَاذٌ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ حَبِيبٍ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ عَمْرٍو أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ مُعَاذًا إِلَى الْيَمَنِ، فَقَرَأَ مُعَاذٌ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ سُورَةَ النِّسَاءِ فَلَمَّا قَالَ ‏{‏وَاتَّخَذَ اللَّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً‏}‏ قَالَ رَجُلٌ خَلْفَهُ قَرَّتْ عَيْنُ أُمِّ إِبْرَاهِيمَ‏.‏

  19. Hadis no. 4349

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri Halid b. Velid ile birlikte Yemen'e gönderdi

    Türkçe meal

    Ebu İshak: Bera r.a.'ın şöyle dediğini aktarmıştır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri Halid b. Velid ile birlikte Yemen'e gönderdi. (Bera) dedi ki: Daha sonra bunun akabinde onun yerine Ali'yi gönderdi ve dedi ki: Halid ile birlikte bulunanlara şunu emret: Onlardan kim seninle beraber yola devam etmek isterse devam etsin, dileyen de geri dönsün. Ben de onunla birlikte kalanlar arasında oldum. Çok miktarda ukiye (para), ganimet aldım

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانُ، حَدَّثَنَا شُرَيْحُ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ بْنِ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ‏.‏ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ إِلَى الْيَمَنِ، قَالَ ثُمَّ بَعَثَ عَلِيًّا بَعْدَ ذَلِكَ مَكَانَهُ فَقَالَ مُرْ أَصْحَابَ خَالِدٍ، مَنْ شَاءَ مِنْهُمْ أَنْ يُعَقِّبَ مَعَكَ فَلْيُعَقِّبْ، وَمَنْ شَاءَ فَلْيُقْبِلْ‏.‏ فَكُنْتُ فِيمَنْ عَقَّبَ مَعَهُ، قَالَ فَغَنِمْتُ أَوَاقٍ ذَوَاتِ عَدَدٍ‏.‏

  20. Hadis no. 4350

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Haccetü`l-Veda` `dan önce) Ali`yi (ganimet malının) beşte birini almak için…

    Türkçe meal

    Büreyde b. el-Husayb-ı Eslemi r.a. şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Haccetü`l-Veda` `dan önce) Ali`yi (ganimet malının) beşte birini almak için (Yemen`e) Halid İbn-i Velid`e göndermişti. Bu seferde ben de Ali`den hoşlanmaz oldum. Çünkü Ali (ganimetten hissesine bir cariye almış, sabahleyin de) gusletmişti. Ben de sinirlenerek Halid İbn-i Velid`e: Şu Ali`yi görmüyor musun dedim. En sonu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem`in huzuruna geldiğimizde Ali`nin bu hareketini Resulullah`a da arzettim. Bunun üzerine Resulullah: Ey Büreyde, Ali`ye sinirleniyor musun? buyurdu. Ben de: Evet! diye tasdik ettim. Resulullah: Hayır Ali`ye darılma!. Çünkü onun ganimet malının beşte birindeki hissesi, aldığı cariyeden daha çoktur, buyurdu.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Ali b. Ebi Talib aleyhisselam ile Halid b. Velid'in Veda haccından önce Yemen'e gönderilmesi." Ahmed, Ebu Davud ve Tirmizi bir başka yoldan Ali r.a.'ın şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Yemen'e gönderdi. Ben: Ey Allah'ın Resulü, sen beni yaşça benden büyük kimselerin yanına gönderiyorsun. Ben ise henüz yaşı küçük ve hakimlik hususunda pek basireti olmayan birisiyim, dedim. (Ali) dedi ki: (Allah Resalü) elini göğsümün üzerine koyarak: Allah'ım, diline sebat ver, kalbine hidayet ver diye buyurduktan sonra: Ey Ali, iki hasım senin önünde oturdukları takdirde diğerini de dinlemedikçe aralarında hüküm verme, diye buyurdu." "Resalullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Halid b.

    Velid ile bizi Yemen'e gönderdi." Bu olayonların Taif'ten dönüşlerinden ve ganimetlerin el-Ci'rane'de paylaştmlmasından sonra olmuştu. "Seninle birlikte" Yemen'e "dönmek isteyen" ibaresindeki "et-ta'kib" dönüşten sonra askerin bir bölümünün ertesi günü bir gazada bulunmak üzere avdet etmesidir. Bunu el-Hatlabi böylece açıklamıştır. "Ben Ali'ye buğz ediyordum. Gusletmiş bulunuyordu. Halid'e görmüyor musun ... dedim. " Hadisteki ibare bu şekilde Buhari'de muhtasar olarak zikrediimiştir. el-İsmaili ise Buhari'nin kendi yoluyla zikretmiş olduğu Ravh b. Ubade'ye ulaşan değişik rivayet yollarıyla bu hadisi zikrederek kendi zikrettiği şekilde şöyle söylemektedir: "Ali'yi humsu (ganimetin beşte birini) paylaştırmak üzere gönderdi." Yine el-İsmaili'nin bir başka rivayetinde: "Fey"i paylaştırmak üzere (gönderdi).

    Ali ondan kendisi için bir cariye seçti" şeklindedir. Bir başka rivayetinde de şöyledir: "(Ali) ondan (ganimetin beşte birinden) bir cariye aldı. Ertesi günü sabah başından su damlıyordu. Bunun üzerine Halid, Bureyde'ye: Bunun yaptıklarını görmüyor musun dedi. Bureyde dedi ki: Ben Ali'ye buğzeden birisi idim." Ahmed'in, Abduleelil'in, Abdullah b. Bureyde'den, onun babasından diye naklettiği rivayette de şöyle denilmektedir: "Ali'ye hiç kimseye etmediğim kadar buğz ettim. Kureyş'ten de kimi sevdimse mutlaka onun Ali'ye olan buğzu dolayısıyla sevmiştim. (Bureyde) dedi ki: Biz kadın ve çocuklardan oluşan esirler aldık.

    (Kumandan) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Bize bunun beşte birini almak üzere birisini gönder, diye yazdı. (Bureyde) dedi ki: O da bize Ali'yi gönderdi. Esirler arasında esir alınan kadınların en iyisi olan bir cari ye vardı. (Bureyde) dedi ki: (Ali) beşte biri ayırdı (kalanı gaziler arasında) paylaştırdı. Dışarı çıktığında başından su damlıyordu. Ben: Ey Ebu'l-Hasen, bu ne dedim. O: Sen o cariyeyi görmedin mi? O beşte birlik payarasına düşmüştü. Sonra da o Muhammed'in yakınlarının payına isabet etti, sonra da o Ali'nin ailesine isabet etti. Bundan dolayı ben de onunla birlikte oldum." "(Nebi): Ey Bureyde Ali'ye buğz mu ediyorsun, dedi.

    Ben, evet dedim. Onabuğz etme diye buyurdu." Abdulcelil yoluyla gelen rivayette şu fazlalık vardır: "Eğer onu seviyor isen ona olan sevgini daha da arttır." "Onun humsta (beşte birde) bundan fazla payı vardır." Abduleelil yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki şüphesiz Ali hanedanının beşte birdeki payı bir cari yede n daha da fazladır." Yine şu fazlalığı da zikretmektedir: «Bureyde} dedi ki: Ondan sonra insanlar arasında Ali'den daha çok kimseyi sevmez oldum." Ebu Zerr el-Herevi dedi ki: Sahabe olan bu zatın Ali'ye buğzetmesinin sebebi onun ganimetten bir şeyler almış olduğunu görmesi ve onun bu almasının ganimetten bir hırsızlık olduğunu zannetmesi idi.

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Ali'nin hakkından daha azını aldığını bildirince, onu sevmeye başladı. Bu güzel bir yorumdur. Fakat Ahmed'in rivayet ettiği hadisin baş tarafları bunun uzak bir ihtimalolduğunu göstermektedir. Muhtemelen ona buğzetmesinin bir başka sebebi vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de onlara Aliıyi buğz etmelerini yasaklayınca buğzu da gitmiş oldu. Ali radıyallahu anh'ın istibra etmeden cariye ile birlikte olması izahı zor bir konu olarak görülmüştür. Aynı şekilde kendisine payayırması da böyledir. Birinci husus bu cariyenin henüz baliğ olmamış bakire olması ve diğer ashab-ı kiramın da kabul ettiği gibi, bu durumda olan bir cariyenin istibra edilmeyeceği görüşüne sahip olmasıyla açıklanır.

    Ayrıca Alilnin payına düşmesinin akabinde ay hali olmuş olması ve' bir gün ve geceden sonra temizlenmiş olması bundan sonra da cariye ile birlikte olmuş olması da mümkündür. Bunun böyle olmadığını söylemek için de elde bir delil bulunmamaktadır. Paylaştırmaya gelince, payettikleri şeylerde kendisi de ortak olan bir kimse için böyle bir tasarruf caizdir. Nitekim raiyyeden birisi olmasına rağmen imam da paylaştırdığı takdirde böyle hareket edebilir. İmamın tayin ettiği kişi de bu halde onun konumundadır. Hadisten, Resulullah s.a.v.'in kızı ile birlikte bir başkasıyla evlenmenin aksine cariye edinmenin caiz olduğu anlaşılmaktadır.

    Çünkü Nikah bölümünde el-Misver yoluyla gelen hadiste onunla birlikte başkasıyla evlenemeyeceği ifade edilmektedir. (5230. hadis)

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ سُوَيْدِ بْنِ مَنْجُوفٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا إِلَى خَالِدٍ لِيَقْبِضَ الْخُمُسَ وَكُنْتُ أُبْغِضُ عَلِيًّا، وَقَدِ اغْتَسَلَ، فَقُلْتُ لِخَالِدٍ أَلاَ تَرَى إِلَى هَذَا فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏"‏ يَا بُرَيْدَةُ أَتُبْغِضُ عَلِيًّا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لاَ تُبْغِضْهُ فَإِنَّ لَهُ فِي الْخُمُسِ أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ ‏"‏‏.‏