İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 64

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri Kitabı

522 hadis · Kitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)

Sayfa 21 / 27Yazı boyutu
  1. Hadis no. 4351

    Ali b. Ebi Talib r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Yemen'den tabaklanmış bir deri içerisinde…

    Türkçe meal

    Abdurrahman b. Ebi Nu'in dedi ki: Ebu Said el-Hudrı r.a.'l şöyle derken dinledim: "Ali b. Ebi Talib r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Yemen'den tabaklanmış bir deri içerisinde toprağından ayrıştırılmamış azıcık bir altın gönderdi. (Ebu Said) dedi ki: Bunu şu dört kişi arasında paylaştırdı: Uyeyn b. Bedr, Akra b. Habis ve Zeyd el-Hayl ile dördüncüleri ise ya Alkame ya da Amir b. et-Tufayl idi. Ashabından bir adam: Biz buna bu adamlardan daha bir hak sahibi idik dedi. Bu söyledikleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca şöyle buyurdu: Ben gökte bulunanın emini iken, bana sabah akşam semanın haberi geliyorken, bana güvenmiyar musunuz? (Ebu Said) dedi ki: Gözleri çökük, yanağının elmacık kemikleri çıkık, alnı yüksek, gür sakallı, başı traşlı, izarını yukarı çekmiş bir kişi ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, Allah'tan kork, dedi. Allah Resulü ona: Yazıklar olsun sana! Yeryüzündekilerin arasında Allah'tan en çok korkması gereken kişi ben değil miyim, dedi. (Ebu Said) dedi ki: Sonra adam arkasını dönüp gitti. Halid b. Velid: Ey Allah'ın Resulü, bu adamın boynunu vurayım mı, dedi. Allah Resulü: Hayır, belki namaz kılıyordur, dedi. Halid dedi ki: Ama nice namaz kılan var ki kalbinde olmayan şeyleri diliyle söylüyor. Allah Resulü şöyle buyurdu: Ben ne insanların kalplerini açmakla, ne de onların karınıarını yarmakla emrolundum. (Ebu Said) dedi ki: Sonra Resulullah o kişi dönüp giderken arkasından bakıp şöyle buyurdu: Şunun soyundan öyle bir nesil türeyecektir ki bunlar Allah'ın kitabını güzel bir şekilde okuyacaklar. Fakat Kur'an'ın lezzeti onların hançerelerinden ileri geçmeyecektir. Onlar ok’un hedefini delip geçtiği gibi din’den çıkacaklardır. Zannederim: Eğer onlara yetişecek olursam Semud kavminin helak edildikleri gibi andolsun onları öldürürüm diye de buyurdu."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Zeyd el-Hayl" b. Mühelhil et-Tai'dir. Ona Zeydu'l-Hayl denilmesinin sebebi sahip bulunduğu atların oldukça değerli ve asil olmalarından dolayı idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Zeyd el-Hayr adını vermiş, ondan övgüyle sözetmiştir. O da İslama girmiş, güzel bir şekilde İslama bağlanmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken vefat etmiş birisidir. "Başını traş etmiş" ileride Tevhid bölümünün sonlarında (7432.hadiste) bir 'başka yolla geleceği üzere Haricilerin alametleri başlarını traş etmek idi. Selef ise saçlarını uzatır ve traş etmezlerdi. Hariciler ise başlarını büsbütün traş etmek yolunu tercih etmişlerdi.

    "Yeryüzündekiler arasında Allah'tan en çok korkması gereken kişi ben değil miyim?" Said b. Mesruk yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Bunun üzerine (Allah Resulü): Ben Allah'a isyan edecek olursam ona kim itaat eder, diye buyurdu." Bu adam daha önce Nübuvvetin Alametleri bahsinde (2610.hadiste) Ebu Said el-Hudrı yoluyla gelen bir başka rivayetten açıkça anlaşıldığı gibi Temimli Zulhuveysira'dır. Ebu Davud'daki rivayete göre de bu 'kişinin adı Nafi"dir. es-Süheyll de bunu tercih etmiştir. Adının Hurkus b. Zuheyr es-Sa'dı olduğu da söylenmiştir. İleride Mürtedlerin Tevbe Etmelerini İsteITek bölümünde (6933.hadiste) bu hususa dair gerekli araştırma yapılacaktır.

    "Kalplerini açmakla emrolunmadım." Yani ben ancak onların yaptıklarının zahiri ne ise ona göre muamele etmekle emrolundum. Kurtubi der ki: Öldürülmeyi hak etmiş olmakla birlikte onu öldürmeyi yasaklaması, diğer insanların Nebiin ashabını öldürdüğünü dillerine dolamasın diye idi ve özellikle bunun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emriyle yapıldığından söz etmelerinin önüne geçmekti. Nitekim buna benzer bir husus daha önce Abdullah b. Ubey kıssasında geçmiş bulunmaktadır. "Bunun soyundan" neslinden ve soyundan geleceklerden" ... kimseler çıkacaktır. Hançelerini geçmeyecektir." Buna dair açıklama NübuvvetAlametlerinde (2610.hadiste) geçmiş bulunmaktadır.

    "Dinden çıkarlar." Said b. Mesruk yoluyla gelen rivayette "İslamdan" denilmektedir. Bu rivayet ile de dini itaat diye yorumlayıp, şöyle diyenlerin görüşleri reddedilmiş olmaktadır: Maksat bunların okun hedefinden çıktığı gibi imama itaatin dışına çıkacaklarıdır. Evet, halifelere itaat etmeyen Haricilerin niteliği bu idi. Bununla birlikte daha kuwetli görülen burada dinden maksadın diğer rivayetin açıkladığı şekilde İslam olduğudur. Ayrıca ifade yasak mahiyetinde kullanılmış ve onların bu işi yapmakla kamil İslamın dışına çıkacakları da ifade edilmiş olmaktadır. Said b. Mesruk, rivayetinde şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bunlar Müslümanları öldürür.

    Fakat putperestleri bırakırlar." Bu hadis Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gayba dair verdiği ve dediği gibi gerçekleşen haberler arasındadır. "Zannederim o (Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle de buyurdu: Andolsun ben onlara yetişecek olursam Semud kavminin helak edildiği gibi onları öldürürüm." Said b. Mesruk'un rivayetinde şöyle denilmektedir: "Andalsun onlara yetişecek olursam Ad kavminin helak edilişi gibi onları öldürürüm" şeklindedir. Bu rivayetinde herhangi bir tereddüt de zikretmemiştir. Tercih edilen de budur. Ancak Allah Resulünün Halidie onların esasını teşkil eden o adamı öldürmesini yasaklamış olmakla birlikte "Andalsun onlara yetişecek olursam onları öldüreceğim" diye buyurmuş olması açıklaması zor bir halalarak değerlendirilmiştir.

    Ancak buna şöyle cevap verilmektedir: 0, onların itaatin dışına çıkma (huruc) halleri ile Müslümanların üzerine kılıçlarıyla saidıracakları vakte yetişmeyi kastetmiştir. Bu durum ise Nebi zamanında ortaya çıkmamıştı. İlk olarak bu yaygın bir şekilde bilindiği üzere Ali radıyalliihu anh döneminde görülmüştür. "Nübuwetin Alametleri" bölümünde daha önce buna işaret edilmişti. Hadis ayrıca Haricilerin tekfir edileceğine delil gösterilmiştir. Bu ise usul (itikadı konular) meseleleri arasında ünlü bir meseledir. İleride Mürtedierin Tevbesini İstemek bölümünde buna dair bir dereceye kadar özlü açıklamalar gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ شُبْرُمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي نُعْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ بَعَثَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْيَمَنِ بِذُهَيْبَةٍ فِي أَدِيمٍ مَقْرُوظٍ لَمْ تُحَصَّلْ مِنْ تُرَابِهَا، قَالَ فَقَسَمَهَا بَيْنَ أَرْبَعَةِ نَفَرٍ بَيْنَ عُيَيْنَةَ بْنِ بَدْرٍ، وَأَقْرَعَ بْنِ حَابِسٍ وَزَيْدِ الْخَيْلِ، وَالرَّابِعُ إِمَّا عَلْقَمَةُ وَإِمَّا عَامِرُ بْنُ الطُّفَيْلِ، فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ كُنَّا نَحْنُ أَحَقَّ بِهَذَا مِنْ هَؤُلاَءِ‏.‏ قَالَ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَلاَ تَأْمَنُونِي وَأَنَا أَمِينُ مَنْ فِي السَّمَاءِ، يَأْتِينِي خَبَرُ السَّمَاءِ صَبَاحًا وَمَسَاءً ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَامَ رَجُلٌ غَائِرُ الْعَيْنَيْنِ، مُشْرِفُ الْوَجْنَتَيْنِ، نَاشِزُ الْجَبْهَةِ، كَثُّ اللِّحْيَةِ، مَحْلُوقُ الرَّأْسِ، مُشَمَّرُ الإِزَارِ، فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، اتَّقِ اللَّهَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَيْلَكَ أَوَلَسْتُ أَحَقَّ أَهْلِ الأَرْضِ أَنْ يَتَّقِيَ اللَّهَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ وَلَّى الرَّجُلُ، قَالَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلاَ أَضْرِبُ عُنُقَهُ قَالَ ‏"‏ لاَ، لَعَلَّهُ أَنْ يَكُونَ يُصَلِّي ‏"‏‏.‏ فَقَالَ خَالِدٌ وَكَمْ مِنْ مُصَلٍّ يَقُولُ بِلِسَانِهِ مَا لَيْسَ فِي قَلْبِهِ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لَمْ أُومَرْ أَنْ أَنْقُبَ قُلُوبَ النَّاسِ، وَلاَ أَشُقَّ بُطُونَهُمْ ‏"‏ قَالَ ثُمَّ نَظَرَ إِلَيْهِ وَهْوَ مُقَفٍّ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّهُ يَخْرُجُ مِنْ ضِئْضِئِ هَذَا قَوْمٌ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ رَطْبًا، لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ، يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ‏"‏‏.‏ وَأَظُنُّهُ قَالَ ‏"‏ لَئِنْ أَدْرَكْتُهُمْ لأَقْتُلَنَّهُمْ قَتْلَ ثَمُودَ ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 4352

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye ihramlı halini sürdürmesini emretti

    Türkçe meal

    Ata, Cabir'den rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye ihramlı halini sürdürmesini emretti." Muhammed b. Bekr de Cureyc'den şu fazlalığı rivayet etmektedir: Ata, Cabir'den rivayetle dedi ki: "Ali b. Ebi Talib radıyall"hu anh tahsil etmekle yükümlü olduğu ganimeti n beşte birini alarak geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Ey Ali, ihrama ne diyerek girdin, diye sordu. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ne diyerek ihrama girdiyse ben de öyle (diyerek ihrama giriyorum, dedim), diye cevap verdi. Allah Resulü: (Zamanı gelince) hediyelik kurbanını kes ve şimdiki gibi ihramlı olarak kalmaya devam et, diye buyurdu. (Cbir): Ali bundan dolayı bir hediye kurbanı kesti, dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلِيًّا أَنْ يُقِيمَ عَلَى إِحْرَامِهِ‏.‏ زَادَ مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ عَطَاءٌ قَالَ جَابِرٌ فَقَدِمَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ رضى الله عنه بِسِعَايَتِهِ، قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بِمَ أَهْلَلْتَ يَا عَلِيُّ ‏"‏‏.‏ قَالَ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ فَأَهْدِ وَامْكُثْ حَرَامًا كَمَا أَنْتَ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَأَهْدَى لَهُ عَلِيٌّ هَدْيًا‏.‏

  3. Hadis no. 4353

    İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve…

    Türkçe meal

    Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، أَنَّهُ ذَكَرَ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَّ أَنَسًا حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ، فَقَالَ أَهَلَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْحَجِّ، وَأَهْلَلْنَا بِهِ مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ قَالَ ‏"‏ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيَجْعَلْهَا عُمْرَةً ‏"‏‏.‏ وَكَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَدْىٌ، فَقَدِمَ عَلَيْنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ مِنَ الْيَمَنِ حَاجًّا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بِمَ أَهْلَلْتَ فَإِنَّ مَعَنَا أَهْلَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَمْسِكْ، فَإِنَّ مَعَنَا هَدْيًا ‏"‏‏.‏

  4. Hadis no. 4354

    İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve…

    Türkçe meal

    Humeyd et-Tavil'den bize Bekr'in anlattığına göre o "İbn Ömer'e şunu nakletmiş: Enes'in kendilerine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir umre ve bir hac yapmak üzere ihrama girdi. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önce) hac için ihrama girdi, biz de onunla beraber ihrama girdik. Mekke'ye varınca şöyle buyurdu: Beraberinde hediy{elik) kurbanı bulunmayan kimse bunu (ihramını) umre olarak eda etsin. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte hediy(elik kurban) bulunuyor idi. Bu sırada Ali b. Ebi Talib yanımıza -Yemen'den hac için ihrama girmiş olarak- geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ne diye ihrama girdin? Çünkü senin ehlin (zevcen Fatıma aleyhesselam) bizimle beraber bulunuyor, dedi. Ali: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne diye ihrama girmiş idiyse ben de aynı şekilde ihrama girdim (dedim) diye cevap verince, Allah Resuıü: Bu halin üzere devam et. Çünkü bizimle beraber hediy{elik kurban) bulunmaktadır, diye buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، أَنَّهُ ذَكَرَ لاِبْنِ عُمَرَ أَنَّ أَنَسًا حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ وَحَجَّةٍ، فَقَالَ أَهَلَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْحَجِّ، وَأَهْلَلْنَا بِهِ مَعَهُ، فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ قَالَ ‏"‏ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيَجْعَلْهَا عُمْرَةً ‏"‏‏.‏ وَكَانَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم هَدْىٌ، فَقَدِمَ عَلَيْنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ مِنَ الْيَمَنِ حَاجًّا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ بِمَ أَهْلَلْتَ فَإِنَّ مَعَنَا أَهْلَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَهْلَلْتُ بِمَا أَهَلَّ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَمْسِكْ، فَإِنَّ مَعَنَا هَدْيًا ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 4355

    Cahiliye döneminde Zulhalasa, el-Kabetu'I-Yemaniye ve el-Kabetu'ş-Şamiye diye anılan bir ev vardı

    Türkçe meal

    Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Cahiliye döneminde Zulhalasa, el-Kabetu'I-Yemaniye ve el-Kabetu'ş-Şamiye diye anılan bir ev vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahat ettirmez misin, dedi. Ben de yüzelli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onu kırdık, yanında bulduklarımızı da öldürdük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına dönerek ona durumu haber verince, bize v.Ahmesle dua etti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا بَيَانٌ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ كَانَ بَيْتٌ فِي الْجَاهِلِيَّةِ يُقَالُ لَهُ ذُو الْخَلَصَةِ وَالْكَعْبَةُ الْيَمَانِيَةُ وَالْكَعْبَةُ الشَّأْمِيَّةُ، فَقَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ‏"‏‏.‏ فَنَفَرْتُ فِي مِائَةٍ وَخَمْسِينَ رَاكِبًا، فَكَسَرْنَاهُ وَقَتَلْنَا مَنْ وَجَدْنَا عِنْدَهُ، فَأَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ، فَدَعَا لَنَا وَلأَحْمَسَ‏.‏

  6. Hadis no. 4356

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahat ettirmez misin, dedi. -Zulhalasa…

    Türkçe meal

    Kays Cerir r.a.'ın kendisine şöyle dediğini nakletti: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahat ettirmez misin, dedi. -Zulhalasa, Has'am diyarında el-Kabetu'l-Yemaniyye diye adlandırılan bir evdi.- Ben de Ahneslilerden yüz elli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onlar ata iyi binen kimseler idi. Ben ise atın üzerinde sebat edemiyordum. (Nebi sallallahu aleyhi ve sellem) göğsüme öyle bir vurdu ki parmaklarının bıraktığı izleri göğsümde gördüm ve şöyle buyurdu: Allah'ım, ona sebat ver, onu hidayete ileten ve hidayete erdirilmiş kıl. (Cerir) Zulhalasa üzerine gitti, onu kırıp yaktı. Daha sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem da haberci gönderdi. Cerir'in elçisi dedi ki: Seni hak ile gönderene yemin ederim ki onu uyuz bir deve imiş gibi bir halde bırakmadan yanına gelmedim. (Ravi) dedi ki: (Resulullah) Ahmeslilerin atlarının da, adamlarının da mübarek kılınmaları için beş defa dua buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا قَيْسٌ، قَالَ قَالَ لِي جَرِيرٌ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ بَيْتًا فِي خَثْعَمَ يُسَمَّى الْكَعْبَةَ الْيَمَانِيَةَ، فَانْطَلَقْتُ فِي خَمْسِينَ وَمِائَةِ فَارِسٍ مِنْ أَحْمَسَ، وَكَانُوا أَصْحَابَ خَيْلٍ، وَكُنْتُ لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَضَرَبَ فِي صَدْرِي حَتَّى رَأَيْتُ أَثَرَ أَصَابِعِهِ فِي صَدْرِي، وَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ، وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا ‏"‏‏.‏ فَانْطَلَقَ إِلَيْهَا فَكَسَرَهَا وَحَرَّقَهَا، ثُمَّ بَعَثَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ جَرِيرٍ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ، مَا جِئْتُكَ حَتَّى تَرَكْتُهَا كَأَنَّهَا جَمَلٌ أَجْرَبُ‏.‏ قَالَ فَبَارَكَ فِي خَيْلِ أَحْمَسَ وَرِجَالِهَا خَمْسَ مَرَّاتٍ‏.‏

  7. Hadis no. 4357

    Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahata erdirmez misin, dedi. Ben…

    Türkçe meal

    Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: Beni Zulhalasa'dan kurtarıp, rahata erdirmez misin, dedi. Ben: Olur diyerek Ahmeslilerden yüzelli atlı ile birlikte yola koyuldum. Onlar ata iyi binen kimselerdi. Ben ise atın üzerinde sebat edemiyordum. Durumu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyleyince eli göğsümde iz bırakacak şekilde eliyle göğsüme vurdu ve: Allah'ım ona sebat ver, onu hidayete ileten ve hidayete erdirilmiş birisi kıl, diye buyurdu. (Cerir) dedi ki: Bundan sonra asla bir atın üzerinden düşmedim. (Cerir) dedi ki: Zulhalasa Yemen'de Has'amlılar ile Becile'ye ait ve içinde ibadet olunan dikili putların bulunduğu bir ev idi. Ona Kabe adı veriliyordu. (Ravi) der ki: Cerir o Zulhalasa'ya gitti, onu ateşle yaktı ve kırıp parçaladı. Cerir Yemen'e gelince, orada fal oklarıyla kısmet arayan bir adam vardı. Ona: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elçisi buradadır. Seni ele geçirecek olursa boynunu vurur, denildi. (Ravi) der ki: O falcı faloklarını çekerken Cerir de onun yanıbaşına geliverdi ve: Ya bu okları kırar ve Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirirsin yahut da boynunu vururum dedi. Bunun üzerine falcı akları kırdı ve şehadet getirdi. Daha sonra Cerir Ahmes'den Ebu Ertee künyeli bir adamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu müjdeyi vermek üzere gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına varınca adam dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, seni hak ile gönderene yemin ederim ki ben onu (Zulhalasa'yı) uyuz bir deve gibi bir halde bırakmadan gelmedim. Bunun üzerine Nebi s.a.v. Ahmeslilerin atlarının da, adamlarının da mübarek kılınmaları için beş defa dua etti. "

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Cahiliye döneminde Zulhalasa diye anılan bir ev vardı." Zulhalasa, hakkında Buhari ve Müslim tarafından kaydedilmiş Fiten bölümünde Ebu Hureyre yoluyla gelmiş ve Nebie merfu olarak nakledilen şu rivayet de yer almaktadır: "Devs kadınlarının kalçaları Zulhalasa etrafında sallanmadıkça kıyamet kapmayacaktır." Zulhalasa cahiliye döneminde Devslilerin ibadet ettikleri bir put idi. Anladığım kadarıyla burada kastedilen ile bu başlıkta kastedilen farklıdır. İbn Dihye'nin naklettiğine göre Ebu Hureyre yoluyla gelen hadiste kastedilen Zulhalasa'yı Amr b. Luhay Mekke'nin alt tarafında dikmiş idi. Onlar da buna gerdanlıklar takıyordu.

    Böylelikle farklı oldukları ortaya çıkmış, birden çok Zulhalasa olduğu görüşü güç kazanmış olmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Beni ondan kurtararak rahat ettirmez misin?" Bu, emir ihtiva eden bir istektir. Özellikle Cerir'e bu emri vermesinin sebebi bu putun kavminin bulunduğu diyarda bulunması ile kendisinin de onların eşrafı olmasındandI. Rahata kavuşmaktan maksat da kalbin rahat etmesidir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kalbini en çok rahatsız eden şey ise Allah'ın dışında ona ortak koşulan şeylerin varlıklarını sürdürmeleridir. "Bize ve Ahneslilere dua etti." Ahnesliler Bedle'nin kardeşleri olup, Cerir'in mensup olduğu kabiledir.

    Bunların nesebi Ahnes b. el-Gavs b. Enmar'a ulaşır. "Onu kırıp yaktı." Yani Zulhalasa'nın üzerindeki binayı yıktı ve içinde bulunan keresteleri ateşe verdi. Üçüncü rivayetteki: "Cerir Yemen'e gelince ... " ifadesi Zulhalasa gazvesindeki olaylar ile onun Yemen'e gidişi ile ilgili olayın aynı olduğu izlenimini vermektedir. Sanki o Zulhalasa'nın işini bitirip, elçisini müjdelemek üzere Allah Resulüne gönderdikten sonra bir başlık sonra zikredilecek olan sebepten ötürü Yemen'e gitmeye devam etmiş görünmektedir. "Kısmet arayan" yani yapmak istediği işin hayır mı, şer mi olduğuna dair gaybi bilgiyi ortaya çıkarmaya çalışan ...

    Yüce Allah ise: "Ve fal oklarıyla kısmet aramanız." [Maide, 3] buyruğu ile bu işi haram kılmıştır. "Uyuz bir deve gibi" Bu putla{ın ziynetlerinin alınarak onların gözalıcı hallerinin giderildiğini anlatan kinayeli bir ifadedir. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- İnsanların kendisi sebebiyle fitneye maruz kaldıkları bina ve daha başka şeylerin ortadan kaldırılması meşrudur. Bunun insan, hayvan ya da cansız bir varlık olmaları arasında fark yoktur. 2- İnsanların kalplerini onlardan birisini kumandanlık konumuna getirmek suretiyle kazanmak, zaferlerde dua, övgü ve müjdelemelerde bulunmakla kalplerini kazanmak meşrudur. 3- Savaşta ata binmek faziletli bir iştir. 4- Vahid haber (bir kişinin getirdiği haber) kabul edilebilir. 5- Düşmanlara ibretli cezalar vermekte ileri gitmek (meşrudur). 6- Cerir'in ve kavminin bir takım menkıbeleri olduğu da anlaşılmaktadır. 7 - Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eli ve duası bereketli kılınmıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ تُرِيحُنِي مِنْ ذِي الْخَلَصَةِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ بَلَى‏.‏ فَانْطَلَقْتُ فِي خَمْسِينَ وَمِائَةِ فَارِسٍ مِنْ أَحْمَسَ وَكَانُوا أَصْحَابَ خَيْلٍ وَكُنْتُ لاَ أَثْبُتُ عَلَى الْخَيْلِ، فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَضَرَبَ يَدَهُ عَلَى صَدْرِي حَتَّى رَأَيْتُ أَثَرَ يَدِهِ فِي صَدْرِي وَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ وَاجْعَلْهُ هَادِيًا مَهْدِيًّا ‏"‏‏.‏ قَالَ فَمَا وَقَعْتُ عَنْ فَرَسٍ بَعْدُ‏.‏ قَالَ وَكَانَ ذُو الْخَلَصَةِ بَيْتًا بِالْيَمَنِ لِخَثْعَمَ وَبَجِيلَةَ، فِيهِ نُصُبٌ تُعْبَدُ، يُقَالُ لَهُ الْكَعْبَةُ‏.‏ قَالَ فَأَتَاهَا فَحَرَّقَهَا بِالنَّارِ وَكَسَرَهَا‏.‏ قَالَ وَلَمَّا قَدِمَ جَرِيرٌ الْيَمَنَ كَانَ بِهَا رَجُلٌ يَسْتَقْسِمُ بِالأَزْلاَمِ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ رَسُولَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَا هُنَا فَإِنْ قَدَرَ عَلَيْكَ ضَرَبَ عُنُقَكَ‏.‏ قَالَ فَبَيْنَمَا هُوَ يَضْرِبُ بِهَا إِذْ وَقَفَ عَلَيْهِ جَرِيرٌ فَقَالَ لَتَكْسِرَنَّهَا وَلَتَشْهَدَنَّ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ أَوْ لأَضْرِبَنَّ عُنُقَكَ‏.‏ قَالَ فَكَسَرَهَا وَشَهِدَ، ثُمَّ بَعَثَ جَرِيرٌ رَجُلاً مِنْ أَحْمَسَ يُكْنَى أَبَا أَرْطَاةَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُبَشِّرُهُ بِذَلِكَ، فَلَمَّا أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ مَا جِئْتُ حَتَّى تَرَكْتُهَا كَأَنَّهَا جَمَلٌ أَجْرَبُ‏.‏ قَالَ فَبَرَّكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى خَيْلِ أَحْمَسَ وَرِجَالِهَا خَمْسَ مَرَّاتٍ‏.‏

  8. Hadis no. 4358

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Amr b. As'ı Zatu's-Selasil('e gönderdiği) ordusuna (kumandan olarak)…

    Türkçe meal

    Ebu Osman'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Amr b. As'ı Zatu's-Selasil('e gönderdiği) ordusuna (kumandan olarak) göndermişti. (Amr b. el-As) dedi ki: Allah Resulünün yanına gittim ve: En çok sevdiğin insan kimdir diye sordum. O: Aişe'dir dedi. Ben: Ya erkeklerden, diye sordum, babasıdır dedi. Sonra kimdir diye sordum. Ömer deyip, daha sonra da başka bir takım kimseleri saydı. Beni en sonuncuları olarak sayar korkusuyla sustum."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Zatu's-Selasil gazvesi" Denildiğine göre buna Zatu's-Selasil denilmesinin sebebi müşriklerin, kaçarlar korkusuyla birbirlerini zincire bağlamalarından dolayıdır. İbn Sa'd'ın naklettiğine göre burası Vadi'l-Kura'nın ötesinde onunla Medine arasında on günlük mesafede bir yerdir. (İbn Sa'd) der ki: Bu gazve hicretin sekizinci yılı cumade'l-ahire ayında olmuştur. "İbn İshak, Yezid'den, o Urve'den diye rivayet ettiğine göre burası Bem, Uzra ve Benu Kayn'in diyarıdır." Burada sözü geçen Yezid, Yezid b. Ruman olup, Medineli meşhur birisidir. Urve, Zubeyr b. el-Awam'ın oğludur. Sözü edilen kabileler ise Kuzaalılardan üç kolun adıdır.

    İbn Sa'd'ın naklettiğine göre Kuzaahlardan bir topluluk bir araya gelerek Medine'nin yakın çevresine yaklaşmak istediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr b. el-As'ı çağırarak ona beyaz bir sancak vermiş ve onu muhacir ve ensarın ileri gelenlerinden üçyüz kişinin başına kumandan tayin etmiştir. Daha sonra ona ikiyüz kişilik bir yardımcı kuwetin başında Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı da göndermiş, Amr'a yetişmesini ve birbirleriyle herhangi bir anlaşmazlığa düşmemelerini emretmiştir. . İbn İshak'ın naklettiğine göre Amr b. el-As'ın annesi Bem'den idi. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr'ı insanları İslam için savaşa çıkmaya çağırmak ve bu yolla onların kalplerini İslama ısındırmak istemişti.

    İshak b. Rahuye (Rahaveyh) ile el-Hakim, Bureyde yoluyla rivayet ettiklerine göre Amr b. el:As onlara bu gazvede onlara (askerlerine) hiçbir ateş yakmamalarını emretmiş idi. Ancak Ömer buna karşı çıkmıştı. Ebu Bekr ise ona: Ona ilişme. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onu başımıza kumandan olarak göndermesinin tek sebebi savaş ilmini bilmesidir deyince, Ömer susup bir şey söylemekten vazgeçti. İbn Hibban,Kays b. Ebi Hazim yoluyla, onun da Amr b. el-As'tan rivayet ettiğine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Zatu's-Selasil'e (kumandan olarak) gönderdi. Arkadaşları ona ateş yakmak istediklerini söyledilerse de o onlara engeloldu.

    Bu sefer bu hususta Ebu Bekr ile konuştular. Ebu Bekr de buna dair onunla konuşunca Amr: Onlardan kim bir ateş yakarsa onu o yaktığı ateşin içine atarım, dedi. (Ravi) dedi ki: Sonra düşmanla karşılaştılar. (Amr) onları yendi. Düşmanın peşine takılmak istediler, Amr onlara engeloldu. Geri döndüklerinde bu hususları Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca ona sebebini sordu. Amr da şu cevabı verdi: Benim onlara ateş yakmalarına müsaade etmeyişimin sebebi, düşmanlarının onların sayıca az olduklarını görmelerini istemeyişim idi. Arkalarından onları takip etmelerinden hoşlanmayışım ise, o kaçanların yardımcı kuwetlerinin bulunma ihtimalini düşündüğümden idi, diye cevap verince Allah Resulü onun bu yaptıklarını övdü." Hadisten Çıkarılan Bazı Sonuçlar 1-faziletçe dahaı,aşağıda olan kimsenin -başına getirildiği o görev ile alakah ayrı bir niteliğe sahip olduğu biliniyor ise- daha faziletli olana amir tayin edilmesi caizdir. 2- Ebu Bekr'in erkekler üzerinde, kızı Aişe'nin de kadınlara göre bir üstünlüğü vardır.

    Buna daha önce Menkıbeler bölümünde işaret edilmiş bulunmaktadır. 3- Aralarından Ebu Bekr ile Ömer'in bulunduğu bir orduya kumandan tayin edilmesi Amr b. el-As için bir menkıbe değerindedir. Her ne kadar bu onun onlardan daha faziletli olmasını gerektirmiyar ise de belli bir hususta onun bir üstünlüğe sahip olmasını da gerektirmektedir. 64. CERİR'İN YEMEN'E GİDİŞİ

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ عَمْرَو بْنَ الْعَاصِ عَلَى جَيْشِ ذَاتِ السَّلاَسِلِ قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَىُّ النَّاسِ أَحَبُّ إِلَيْكَ قَالَ ‏"‏ عَائِشَةُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ مِنَ الرِّجَالِ قَالَ ‏"‏ أَبُوهَا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ مَنْ قَالَ ‏"‏ عُمَرُ ‏"‏‏.‏ فَعَدَّ رِجَالاً فَسَكَتُّ مَخَافَةَ أَنْ يَجْعَلَنِي فِي آخِرِهِمْ‏.‏

  9. Hadis no. 4359

    Yemen'de bulunuyordum. Yemenlilerden -Zulkela' ve zi Amr adında- iki adam ile karşılaştım. Onlarla Resulullah…

    Türkçe meal

    Kays, Cerir'den rivayetle dedi ki: "Yemen'de bulunuyordum. Yemenlilerden -Zulkela' ve zi Amr adında- iki adam ile karşılaştım. Onlarla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında konuşmaya koyuldum. zi Amr bana: Eğer senin o arkadaşının durumu hakkında söylediklerin doğru ise, onun ecelinin gelişi üzerinden üç (gün) geçmiş bulunuyor, dedi. ikisi de benimle birlikte geldi. Nihayet yolun bir kısmında iken Medine tarafından gelen bir kafile ile karşılaştık. Onlara sorduk, onlar bizlere: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi, Ebu Bekr halifelik makamına getirildi, insanların durumu da iyidir, dediler. (Medine'ye vardığımızda) Zu Kela ile Zu Amr bana: Arkadaşına gelmiş olduğumuzu haber ver. inşallah belki hemen döneriz deyip, Yemen'e geri döndüler. Ben de Ebu Bekr'e onların söylediklerini haber verdim. Niçin onları alıp gelmedin, dedi. Daha sonra Zu Amr bana dedi ki: Ey Cerir, senin benim nezdimde bir değerin vardır ve ben sana bir şeyi haber vereceğim. Sizler ey Araplar bir emiriniz vefat etti mi hemen onun arkasından bir başkasını seçtiğimiz sürece hayır içinde kalmaya devam edersiniz. Fakat bu iş kılıçla (ele geçirilen bir şey) olursa onlar melik olurlar, meliklerin öfkelenmesi gibi öfkelenir, meliklerin hoşnut olmaları gibi hoşnut olurlar."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Senin arkadaşının durumu ile anlattıkların eğer" gerçek "ise ... " "Ecelinin üzerinden üç gün geçmiş demektir." Yani eğer sen bana bunun durumunu haber veriyorsan, ben de sana bunu haber vermiş olayım. Bu sözü zi Amr eski kitaplara dair bilgisinden hareketle söylemiştir. Çünkü Yemen'de Yahudilerden bir topluluk yerleşmiş ve Yemen ahalisinden pek çok kimse Yahudi dinine girmiş ve onlardan bilgi öğrenmişlerdi. Bu husus Nebi s.a.v. Muaz'ı Yemen 'e gönderdiğinde ona söylediği şu sözlerinde açıkça ifade edilmiştir: Sen kitap ehli olan bir kavmin yanına gideceksin ... Kermani der ki: O Medine'den gelmiş bazı kimselerden bunu gizlice öğrenmiş de olabilir.

    Yahut da o cahiliye döneminde bir kahin de olabilirdi ya da o islama girdikten sonra muhaddes (bir takım ilhami bilgilere mazhar olan) birisi de olmuş olabilir. Muhaddes kelimesinin daha önce ilhama mazhar olan kimse diye açıklandığı geçmiş bulunmaktadır. Derim ki: Hadisin anlatımı benim tespit ettiğim hususa delil teşkil etmektedir. Çünkü onun Nebiin vefatı ile ilgili verdiği haberi, Cerir'in onun halleri ile alakalı verdiği haberlere bağlı olarak söylemiştir. Eğer bu husus benim sözünü ettiğim hususlar dışında anlaşılan bir şeyolsaydı, ayrıca bunu o noktaya dayandırmasına ihtiyacı olmazdı. Çünkü ilk iki ihtimal katıksız bir habere dayalıdır.

    Üçüncüsü ise kastıolmayan bir şekilde insanın içine doğmasıyla alakalı olan bir şeydir. "Eğer" emirlik (yöneticiliğe gelmek) "kılıçla" yani diğerlerini kahretmek ve onlara galip gelmek suretiyle "olursa onlar melik olurlar." Yani artık halifeler melikleşirler. Bu da benim tespit ettiğim şekilde Zu Amr'ın eski kitaplarda bulunan haberleri bildiğinin bir delilidir. Bu sözleriyle işareti Ahmed'in ve Sünen sahiplerinin rivayet ettiği, İbn Hibbanlın da başkalarının da sahih olduğunu söyledikleri Sefinelnin rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu hadisine de uygun düşmektedir: "Halifelik benden sonra otuz yıldır.

    Ondan sonra ise ısırıcı bir meliklik olur

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ الْعَبْسِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ كُنْتُ بِالْبَحْرِ فَلَقِيتُ رَجُلَيْنِ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ ذَا كَلاَعٍ وَذَا عَمْرٍو، فَجَعَلْتُ أُحَدِّثُهُمْ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ ذُو عَمْرٍو لَئِنْ كَانَ الَّذِي تَذْكُرُ مِنْ أَمْرِ صَاحِبِكَ، لَقَدْ مَرَّ عَلَى أَجَلِهِ مُنْذُ ثَلاَثٍ‏.‏ وَأَقْبَلاَ مَعِي حَتَّى إِذَا كُنَّا فِي بَعْضِ الطَّرِيقِ رُفِعَ لَنَا رَكْبٌ مِنْ قِبَلِ الْمَدِينَةِ فَسَأَلْنَاهُمْ فَقَالُوا قُبِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ وَالنَّاسُ صَالِحُونَ‏.‏ فَقَالاَ أَخْبِرْ صَاحِبَكَ أَنَّا قَدْ جِئْنَا وَلَعَلَّنَا سَنَعُودُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ، وَرَجَعَا إِلَى الْيَمَنِ فَأَخْبَرْتُ أَبَا بَكْرٍ بِحَدِيثِهِمْ قَالَ أَفَلاَ جِئْتَ بِهِمْ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ بَعْدُ قَالَ لِي ذُو عَمْرٍو يَا جَرِيرُ إِنَّ بِكَ عَلَىَّ كَرَامَةً، وَإِنِّي مُخْبِرُكَ خَبَرًا، إِنَّكُمْ مَعْشَرَ الْعَرَبِ لَنْ تَزَالُوا بِخَيْرٍ مَا كُنْتُمْ إِذَا هَلَكَ أَمِيرٌ تَأَمَّرْتُمْ فِي آخَرَ، فَإِذَا كَانَتْ بِالسَّيْفِ كَانُوا مُلُوكًا يَغْضَبُونَ غَضَبَ الْمُلُوكِ وَيَرْضَوْنَ رِضَا الْمُلُوكِ‏.‏

  10. Hadis no. 4360

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahile doğru bir askeri birlik gönderdi

    Türkçe meal

    Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahile doğru bir askeri birlik gönderdi. Başlarına da Ebu Ubeyde b. el-Cerrahlı kumandan tayin etti. üçyüz kişi idiler. Biz de yola çıktık. Yolun bir kısmında iken azık tükendi. Ebu Ubeyde ordudaki erzağın getirilmesini emretti. İki dağarcık oldu. O azık tükenineeye kadar her gün bize azar azar gıdalanacak bir şey veriyordu. Her birimize birer hurmadan fazla isabet etmiyordu. Ben (Cabir'den rivayet eden Vehb b. Keysan): Bir hurmanın size faydası ne oluyordu ki, diye sordum. O dedi ki: Artık o da tükenince onun yokluğunu hissettik. Nihayet daha sonra denize vardık. Kıyıda küçük bir dağı andıran bir balıkla karşılaştık. Bizimle seferde bulunanlar onsekiz gün boyunca o balıktan yedi. Daha sonra Ebu Ubeyde'nin verdiği emir üzere balığın kaburga kemiklerinden ikisi dikildi. Sonra yine onun emriyle bir süvari bu iki kemiğin altından geçti. Fakat bu kemikler onlara isabet etmedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا قِبَلَ السَّاحِلِ وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ وَهُمْ ثَلاَثُمِائَةٍ، فَخَرَجْنَا وَكُنَّا بِبَعْضِ الطَّرِيقِ فَنِيَ الزَّادُ فَأَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِأَزْوَادِ الْجَيْشِ، فَجُمِعَ فَكَانَ مِزْوَدَىْ تَمْرٍ، فَكَانَ يَقُوتُنَا كُلَّ يَوْمٍ قَلِيلٌ قَلِيلٌ حَتَّى فَنِيَ، فَلَمْ يَكُنْ يُصِيبُنَا إِلاَّ تَمْرَةٌ تَمْرَةٌ فَقُلْتُ مَا تُغْنِي عَنْكُمْ تَمْرَةٌ فَقَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَنِيَتْ‏.‏ ثُمَّ انْتَهَيْنَا إِلَى الْبَحْرِ، فَإِذَا حُوتٌ مِثْلُ الظَّرِبِ فَأَكَلَ مِنْهَا الْقَوْمُ ثَمَانَ عَشْرَةَ لَيْلَةً، ثُمَّ أَمَرَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِضِلَعَيْنِ مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنُصِبَا، ثُمَّ أَمَرَ بِرَاحِلَةٍ فَرُحِلَتْ ثُمَّ مَرَّتْ تَحْتَهُمَا فَلَمْ تُصِبْهُمَا‏.‏

  11. Hadis no. 4361

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üçyüz süvari olarak bizi gönderdi

    Türkçe meal

    Amr b. Dinar dedi ki: Cabir b. Abdullah'ı şöyle derken dinledim: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üçyüz süvari olarak bizi gönderdi. Kumandammız da Ebu Ubeyde b. el-Cerrah idi. Kureyşlilerin kervanını gözetliyorduk. Bir ayın yarısı kadar bir süre sahilde kaldık. İleri derecede açlık musibetine uğradık ve nihayet ağaçlardan silkelenen yaprakları yedik. Bu nedenle o orduya (silkelenen yapraklar ordusu anlamında) Ceyşu'l-Habat adı verildi. Deniz, bize anber diye adlandırılan bir hayvanı attı. Biz de bir ayın yarısı kadar bir süre ondan yedik. Onun yağından da yağlandık. Nihayet vücut!arımız eski haline döndü. Ebu Ubeyde onun kaburga kemiklerinden birisini alarak onu yere dikti. Beraberinde bulunan en uzun adamı seçti. (Ravilerden) Süfyan bir seferde: Onun kaburga kemiklerinden büyükçe birisini alıp dikti. Bir adam ve bir deve de alarak onun altından geçti. Cabir dedi ki: Askerlerle birlikte bulunanlardan bir adam üç deve kesmişti. Daha sonra bir üç deve daha kesti, sonra bir üç deve daha kesti. Daha sonra Ebu Ubeyde ona (deve kesmesini) yasakladı. Amr derdi ki: Bize Ebu Salih'in haber verdiğine göre Kays b. Said babasına dedi ki: Ben orduda idim. Asker aç kaldı. (Ebu Ubeyde): (Deve) kes dedi. (Said) dedi ki: Ben de kestim. Sonra yine aç kaldılar, kes dedi, ben de kestim. Tekrar aç kaldılar, yine kes dedi, ben de kestim. Sonra yine aç kaldılar, kes dedi, (Said) dedi ki: (Sonra kesmem) nehyolundu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الَّذِي حَفِظْنَاهُ مِنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَمِائَةِ رَاكِبٍ أَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ نَرْصُدُ عِيرَ قُرَيْشٍ، فَأَقَمْنَا بِالسَّاحِلِ نِصْفَ شَهْرٍ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ، فَسُمِّيَ ذَلِكَ الْجَيْشُ جَيْشَ الْخَبَطِ، فَأَلْقَى لَنَا الْبَحْرُ دَابَّةً يُقَالُ لَهَا الْعَنْبَرُ، فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا مِنْ وَدَكِهِ حَتَّى ثَابَتْ إِلَيْنَا أَجْسَامُنَا، فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنَصَبَهُ فَعَمَدَ إِلَى أَطْوَلِ رَجُلٍ مَعَهُ ـ قَالَ سُفْيَانُ مَرَّةً ضِلَعًا مِنْ أَعْضَائِهِ فَنَصَبَهُ وَأَخَذَ رَجُلاً وَبَعِيرًا ـ فَمَرَّ تَحْتَهُ قَالَ جَابِرٌ وَكَانَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ نَحَرَ ثَلاَثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ نَحَرَ ثَلاَثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ نَحَرَ ثَلاَثَ جَزَائِرَ، ثُمَّ إِنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ نَهَاهُ‏.‏ وَكَانَ عَمْرٌو يَقُولُ أَخْبَرَنَا أَبُو صَالِحٍ أَنَّ قَيْسَ بْنَ سَعْدٍ قَالَ لأَبِيهِ كُنْتُ فِي الْجَيْشِ فَجَاعُوا‏.‏ قَالَ انْحَرْ‏.‏ قَالَ نَحَرْتُ‏.‏ قَالَ ثُمَّ جَاعُوا قَالَ انْحَرْ‏.‏ قَالَ نَحَرْتُ‏.‏ قَالَ ثُمَّ جَاعُوا قَالَ انْحَرْ‏.‏ قَالَ نَحَرْتُ ثُمَّ جَاعُوا قَالَ انْحَرْ‏.‏ قَالَ نُهِيتُ‏.‏

  12. Hadis no. 4362

    Biz el-Habat ordusu gazaya çıktık. Ebu Ubeyde bize kumandan tayin edilmişti. Oldukça ileri derecede aç…

    Türkçe meal

    Amr'dan rivayete göre o Cabir r.a.'ı şöyle derken dinlemiştir: "Biz el-Habat ordusu gazaya çıktık. Ebu Ubeyde bize kumandan tayin edilmişti. Oldukça ileri derecede aç kaldık. Deniz anber denilen benzerini görmediğimiz ölü bir balığı kıyıya attı. Onbeş gün boyunca ondan yedik. Ebu Ubeyde kemiklerinden birisini aldı, bineği üzerinde suvari altından geçti. Ebu'z-Zubeyr'in bana haber verdiğine göre o Ca.bir'i şöyle derken dinlemiştir: Ebu Ubeyde: (Bu balığın etinden) yiyiniz, dedi. Medine'ye geldikten sonra biz bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattık. O da: Yiyiniz, o Allah'ın (denizden) çıkardığı bir rlZıktır. Eğer beraberinizde (ondan kalmış) bir şeyler varsa bize de verin yiyelim, diye buyurdu. Onlardan birisi ona bir parça getirdi, o da onu yedi."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Seyfu'l-Bahr" yani deniz kıyısı "gazvesi" İkinci rivayette geçen: "Biz silkelenen ağaç yapraklarını yiyecek kadar ileri derecede açlıkla karşılaştık" ifadesinde geçen el-Habat, Selem diye bilinen ağacın yaprağına denir. Ebu'z-Zubeyr yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Sopalarımızla yaprak silkeliyor, sonra o yaprakları su ile ıslattıktan sonra yiyorduk." Bu da silkelenen bu yaprakların kuru olduğunu göstermektedir. "Küçük bir dağı andıran bir balık gördük." Balık (el-Hut), bütün balık türleri için bir cins isimdir. Bunun sadece büyükler hakkında kullanılan özel bir isim olduğu da söylenmiştir. ez-Zarib de küçük dağ demektir.

    İbn Cureyc'in, Amr b. Dinar yoluyla zikrettiği başlığın sonlarındaki rivayette şöyle denmektedir: "Deniz bize ölü bir balık attı" şeklindedir. Bu da ölü balığın yenilmesinin caiz olduğuna delil gösterilmiştir. İleride yüce Allah'ın izniyle Et'ıme (yiyecekler) bölümünde buna dair açıklamalar gelecektir. Hadisten ayrıca açlığın baş göstermesi halinde ordu arasında eşitlik sağlamanın meşru olduğu, yemeğin topluca yenilmesinin bereketlenmesine sebep teşkil edeceği de anlaşılmaktadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ غَزَوْنَا جَيْشَ الْخَبَطِ وَأُمِّرَ أَبُو عُبَيْدَةَ، فَجُعْنَا جُوعًا شَدِيدًا فَأَلْقَى الْبَحْرُ حُوتًا مَيِّتًا، لَمْ نَرَ مِثْلَهُ، يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ، فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ، فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ عَظْمًا مِنْ عِظَامِهِ فَمَرَّ الرَّاكِبُ تَحْتَهُ‏.‏ فَأَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا يَقُولُ قَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ كُلُوا‏.‏ فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ ذَكَرْنَا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ كُلُوا رِزْقًا أَخْرَجَهُ اللَّهُ، أَطْعِمُونَا إِنْ كَانَ مَعَكُمْ ‏"‏‏.‏ فَأَتَاهُ بَعْضُهُمْ ‏{‏بِعُضْوٍ‏}‏ فَأَكَلَهُ‏.‏

  13. Hadis no. 4363

    Bu yıldan sonra müşrik bir kimse haccetmeyecektir ve Beytullah'ı çıplak olarak kimse tavaf etmeyecektir…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre'den rivayete göre Veda Haccından önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ebu Bekr es-Sıddik r.a.'ı hac emiri olarak tayin ettiği hac esnasında kendisini (Ebu Hureyre'yi) Nahr (kurban bayramı birinci) gününde birkaç kişi ile birlikte insanlara: Bu yıldan sonra müşrik bir kimse haccetmeyecektir ve Beytullah'ı çıplak olarak kimse tavaf etmeyecektir, ilanını yapmak üzere görevlendirmişti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ أَبُو الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا فُلَيْحٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ ـ رضى الله عنه ـ بَعَثَهُ فِي الْحَجَّةِ الَّتِي أَمَّرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ يَوْمَ النَّحْرِ فِي رَهْطٍ يُؤَذِّنُ فِي النَّاسِ لاَ يَحُجُّ بَعْدَ الْعَامِ مُشْرِكٌ وَلاَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ عُرْيَانٌ‏.‏

  14. Hadis no. 4364

    Bütünüyle son nazil olan sure Berae (Tevbe) suresidir. Yine son nazil olan sure Nisa suresinin sonlarındaki

    Türkçe meal

    Bera r.a. dedi ki: "Bütünüyle son nazil olan sure Berae (Tevbe) suresidir. Yine son nazil olan sure Nisa suresinin sonlarındaki: "Senden fetva isterler. De ki: Allah size kelale hakkındaki hükmünü şöylece açıklar ... "[Nisa, 176] buyruğudur. " Bu Hadis 4605, 4654 ve 6744 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Dokuzuncu yılda Ebu Bekr'in insanlara hac yap(tır)ması (hac emirliği)" (Buhari) böyle demiştir. el-Muhib et-Taberi de İbn Hibban'ın Sahih'inden naklettiğine göre orada Ebu Hureyre'den şu rivayet yer almaktadır: "Nebi s.a.v. Huneyn'den döndükten sonra el-Ci'rane'den itibaren umre için ihrama girmiş ve Ebu Bekr'e o yıl hac emirliği yapmasını emretmiştir." el-Muhib der ki: Ebu Bekr dokuzuncu yılda hac (emirliği) yapmıştır. el-Ci'rane ise sekizinci yılda olmuştur. O yılda ise Attab b. Esid hac yap(tır)mıştır. Sanki o bu ifadeleriyle Maverdi'ye uymuş gibidir. Çünkü el-Maverdi şunları söylemektedir: Nebi s.a.v.

    Mekke'nin fethedildiği yıl insanlara hac emirliği yapmak üzere Attab'a emir vermiştir. el-Ezraki'nin, Ahbaru Mekke'de belirttiği ise bunun hilafınadır. Orada şöyle demektedir: Onun bu yıl hac emirliğini yapmak üzere birisini görevlendirdiği ne dair bize bir haber ulaşmış değildir. Nebi (Attab'a) Mekke emirliğini vermiş, Müslümanlar ve müşrikler hep birlikte hac yapmışlardır. Mekke emiri olduğu için Müslümanlar Attab ile birlikte idiler. Derim ki: Gerçek şu ki bu hususta görüş ayrılığı yoktur. Bu hadis haccın, Veda haccından önce farz olduğuna delil gösterilmiştir. Bu husustaki hadisler de pek çok ve meşhurdur

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ آخِرُ سُورَةٍ نَزَلَتْ كَامِلَةً بَرَاءَةٌ، وَآخِرُ سُورَةٍ نَزَلَتْ خَاتِمَةُ سُورَةِ النِّسَاءِ ‏{‏يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ‏}‏

  15. Hadis no. 4365

    Temim oğullarından bir heyet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi. Onlara: Ey Temim oğulları…

    Türkçe meal

    İmran b. Husayn radıyallShu anh dedi ki: "Temim oğullarından bir heyet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi. Onlara: Ey Temim oğulları müjdeyi kabul ediniz, diye buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Resulü bize müjde verdiğine göre bir de bize bir şeyler ver, dediler. Ancak onların bu sözlerinin etkisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünde görüldü. Yemen'den bir grup kişi gelince: Madem Temim oğulları kabul etmedi, siz müjdeyi kabul ediniz, diye buyurdu. Onlar da: Onu kabul ettik ey Allah'ın Resulü, dedileL" 68. BAB İbn İshak dedi ki: Uyeyne b. Hısn b. Huzeyfe b. Bedr (el-Fezarı'n)in Temim oğullarından olan Anber oğullarına yaptığı gazve (şöyle olmuştur): Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu Temim oğulları üzerine yolladı. O ve beraberindekiler onlara baskın yaptı, onlardan çok kimseye zarar verdi ve onlardan pek çok kadın da esir aldı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي صَخْرَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ مُحْرِزٍ الْمَازِنِيِّ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَتَى نَفَرٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ اقْبَلُوا الْبُشْرَى يَا بَنِي تَمِيمٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ بَشَّرْتَنَا فَأَعْطِنَا‏.‏ فَرِيءَ ذَلِكَ فِي وَجْهِهِ فَجَاءَ نَفَرٌ مِنَ الْيَمَنِ فَقَالَ ‏"‏ اقْبَلُوا الْبُشْرَى إِذْ لَمْ يَقْبَلْهَا بَنُو تَمِيمٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا قَدْ قَبِلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏

  16. Hadis no. 4366

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu üç hususu Temim oğulları hakkında söylediğini işittiğimden beri…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu üç hususu Temim oğulları hakkında söylediğini işittiğimden beri Temim oğullarını hep sevmişimdir: Onlar ümmetim arasında Deccal'e karşı en çok mukavemet edecek olanlardır. Onlardan esi alınmış bir kadın Aişe'nin yanında iken Allah Resulü: Onu azad et. Çünkü o ısmail soyundandır, diye buyurmuştu. (Üçüncü hususa gelince) onların zekatları getirildiğinde: Bu bir kavmin -yahut da benim kavmimin- zekatlarıdır, diye buyurmuş olmasıdır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لاَ أَزَالُ أُحِبُّ بَنِي تَمِيمٍ بَعْدَ ثَلاَثٍ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُهَا فِيهِمْ ‏"‏ هُمْ أَشَدُّ أُمَّتِي عَلَى الدَّجَّالِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَتْ فِيهِمْ سَبِيَّةٌ عِنْدَ عَائِشَةَ فَقَالَ ‏"‏ أَعْتِقِيهَا فَإِنَّهَا مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ ‏"‏‏.‏ وَجَاءَتْ صَدَقَاتُهُمْ فَقَالَ ‏"‏ هَذِهِ صَدَقَاتُ قَوْمٍ، أَوْ قَوْمِي ‏"‏‏.‏

  17. Hadis no. 4367

    Temim oğullarından binekli bir heyet gelmişti. Ebu Bekr: el-Ka'ka b. Mabed b. Zurare'yi emir tayin et, dedi…

    Türkçe meal

    Ebu Muleyke'den rivayete göre Abdullah b. Zubeyr kendilerine şunu haber vermiştir: "Temim oğullarından binekli bir heyet gelmişti. Ebu Bekr: el-Ka'ka b. Mabed b. Zurare'yi emir tayin et, dedi. Ömer ise: Hayır, el-Akra b. Habis'i emir tayin et, dedi. Ebu Bekr: Senin bana muhalefet etmekten başka bir isteğin yoktur, dedi. Ömer: Hayır sana muhalefet etmek istemedim diyerek birbirleriyle tartıştılar. Hatta sesleri bir parça yükselmişti. Bunun ile ilgili olarak: "Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün huzurunda öne geçmeyin ... " buyruğu nihayetine kadar indi." Bu Hadis 4845,4847 ve 7302 numara ile gelecektir.

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    el-Vakidı'nin naklettiğine göre Uyeyne'nin gönderilme sebebi şudur: Temim oğulları Huzaalılardan bir takım insanlara baskın yaptılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Uyeyne b. Hısn'ı üzerlerine elli kişilik bir birliğin başında gönderdi. Aralarında ne ensardan, ne muhacirden kimse vardı. Uyeyne, Temim oğullarından onbir adam ve onbir kadın ile otuz çocuk esir aldı. İşte bu sebeple onların ileri gelenleri Medine'ye geldiler. İbn Sa'd der ki: Bu olay dokuzuncu yıl Muharrem ayında oldu, demiştir. (Babın) sonundaki Abdullah b. Zubeyr'in rivayet etmiş olduğu: "Temim oğullarından bir binekli kafile gelmişti de Ebu Bekr: Ka'ka') emir tayin et dedi. ..

    " hadisi ile ilgili yeterli açıklamalar yüce Allah'ın izniyle el-Hucurat suresinin tefsirinin baş taraflarında (4847.hadis) gelecektir. 69. ABDU'L-KAYS'LILAR HEYETİ(NİN GELMEİ)

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُمْ أَنَّهُ، قَدِمَ رَكْبٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ أَمِّرِ الْقَعْقَاعَ بْنَ مَعْبَدِ بْنِ زُرَارَةَ‏.‏ قَالَ عُمَرُ بَلْ أَمِّرِ الأَقْرَعَ بْنَ حَابِسٍ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَا أَرَدْتَ إِلاَّ خِلاَفِي‏.‏ قَالَ عُمَرُ مَا أَرَدْتُ خِلاَفَكَ‏.‏ فَتَمَارَيَا حَتَّى ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا فَنَزَلَ فِي ذَلِكَ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُقَدِّمُوا‏}‏ حَتَّى انْقَضَتْ‏.‏

  18. Hadis no. 4368

    İbn Abbas r.a.'a dedim ki: Benim testiler arasında nebizini tatlı olarak içtiğim nebiz yaptığım bir testim…

    Türkçe meal

    Ebu Cemre'den: "İbn Abbas r.a.'a dedim ki: Benim testiler arasında nebizini tatlı olarak içtiğim nebiz yaptığım bir testim vardır. Eğer o nebizden çokça içip de (bu halde) arkadaşlarla uzun boylu oturacak olursam rezil ve rüsvay olmaktan korkarım. İbn Abbas dedi ki: Abdu'l-Kayslıların heyeti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince Allah Resutü şöyle buyurdu: Bu gelenlere merhaba! (Allah sizi) utandırmasın, pişmanetmesin .. Onlar da: Ey Allah'ın Resulü dediler. Bizlerle senin aranda Mudarlılardan olan müşrikler bulunmaktadır. Bu sebeple biz sana ancak haram aylarda ulaşabiliyoruz. Sen bize öyle bir takım emirler söyle ki, onları yapacak olursak cennete girelim ve geride bıraktıklarımızı da onları yapmaya davet edelim. Allah Resulü şöyle buyurdu: Size dört şeyi emrediyor, dört şeyi de nehyediyorum: (Emrettiklerim) Allah'a iman -ki Allah'a imanın ne olduğunu biliyor musunuz? Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirmektir.- Namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, Ramazan orucu nu tutmak ve ganimetlerin beşte birini vermenizdir. Size şu dört hususu da nehyediyorum: (Bunlar) kabaklardan yapılmış kaplarda, içi oyulmuş kütüklerde, sırlı testilerde ve zift ile sıvanmış kaplarda yapılmış nebizleri de (içmek)

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا قُرَّةُ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ إِنَّ لِي جَرَّةً يُنْتَبَذُ لِي نَبِيذٌ، فَأَشْرَبُهُ حُلْوًا فِي جَرٍّ إِنْ أَكْثَرْتُ مِنْهُ، فَجَالَسْتُ الْقَوْمَ، فَأَطَلْتُ الْجُلُوسَ خَشِيتُ أَنْ أَفْتَضِحَ فَقَالَ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَرْحَبًا بِالْقَوْمِ غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ النَّدَامَى ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ الْمُشْرِكِينَ مِنْ مُضَرَ، وَإِنَّا لاَ نَصِلُ إِلَيْكَ إِلاَّ فِي أَشْهُرِ الْحُرُمِ، حَدِّثْنَا بِجُمَلٍ مِنَ الأَمْرِ، إِنْ عَمِلْنَا بِهِ دَخَلْنَا الْجَنَّةَ، وَنَدْعُو بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ، وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ، الإِيمَانِ بِاللَّهِ، هَلْ تَدْرُونَ مَا الإِيمَانُ بِاللَّهِ شَهَادَةُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَإِقَامُ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ وَصَوْمُ رَمَضَانَ، وَأَنْ تُعْطُوا مِنَ الْمَغَانِمِ الْخُمُسَ، وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ مَا انْتُبِذَ فِي الدُّبَّاءِ، وَالنَّقِيرِ، وَالْحَنْتَمِ، وَالْمُزَفَّتِ ‏"‏‏.‏

  19. Hadis no. 4369

    Abdu'l-Kayslıların heyeti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: Ey Allah'ın ResQlü bizler…

    Türkçe meal

    Ebu Cemra'den dedi ki: İbn Abbas'ı şöyle derken dinledim: "Abdu'l-Kayslıların heyeti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: Ey Allah'ın ResQlü bizler Rabialılardanız, bizimle senin aranda da Mudar kafirleri bulunmaktadır. O bakımdan biz senin yanına ancak haram ay(lar)da ulaşabiliyoruz. Bize yerine getireceğimiz ve geride bıraktıklarımızı kendilerine (uymaya) davet edeceğimiz bazı hususları emir buyur, dediler. Allah ResQlü şöyle buyurdu: Size dört husus emrediyorum ve size dört husl\su nehyediyorum: (Emrettiklerim) Allah'a iman etmek -Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirmek- (deyip eliyle) bir diye bağladı, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek ve aldığınız ganimetierin beşte birini Allah için vermektir. Size kabak kaplarda, oyulmuş kaplarda, sırlı testilerde ve ziftlenmiş testilerde (yapılmış şaraplar)ı da nehyederim."

    Fethu'l-Bârî Açıklaması

    "Abdu'l-Kayslıların heyeti" Abdu'l-Kays, Bahreyn'de şayayan büyükçe bir kabiledir. Onların Bahreyn'de yerleştikleri kasaba bu babın son hadisinde sabit olduğu üzere Medine'den sonra Cuma namazının ilk olarak kılındığı kasabadır. İlk olarak gelen heyettekilerin sayısı onüç kişi idi. Bu gelişleri esnasında imana ve içkilere dair sorular sormuşlardı. Aralarında el-Eşec denilen zat da vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona hitaben şöyle buyurmuştu: "Şüphesiz sende Allah'ın sevdiği iki haslet vardır: Bunlar (cahillere karşı tahammülkarlık demek olan) hilm ile teenni ile hareket etmektir." Nitekim bunu Müslim de Ebu Said yoluyla rivayet etmiş bulunmaktadır.

    Ebu Davud'da el-Vasi' b. ez-Zari'in kızı Üm mü Eban'ın dedesi ez-Zari'den bir rivayet nakletmektedir. ez-Zari' de Abdu'l-Kayslıların heyeti arasında idi. O dedi ki: Biz de hemen bineklerimizden yarışırcasına inmeye koyulduk. -Medine'ye geldikleri zamanı kastetmektedir.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elini öpüyorduk" Ancak el-Eşec -ki adı el-Munzir'dir- elbislerini giyininceye kadar bekledi. Sonra da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelince, Allah ResQlü ona: "Sende ... iki haslet vardır" diye buyurdu. İbn Abbas'a: "Benim içinde nebiz koyduğum bir testim vardır dedi" hadisiyle ilgili açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Eşribe (içecekler) bahsinde (5595.hadiste) gelecektir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا هَذَا الْحَىَّ مِنْ رَبِيعَةَ، وَقَدْ حَالَتْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ كُفَّارُ مُضَرَ، فَلَسْنَا نَخْلُصُ إِلَيْكَ إِلاَّ فِي شَهْرٍ حَرَامٍ، فَمُرْنَا بِأَشْيَاءَ نَأْخُذُ بِهَا وَنَدْعُو إِلَيْهَا مَنْ وَرَاءَنَا‏.‏ قَالَ ‏ "‏ آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ، الإِيمَانِ بِاللَّهِ شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ـ وَعَقَدَ وَاحِدَةً ـ وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَأَنْ تُؤَدُّوا لِلَّهِ خُمْسَ مَا غَنِمْتُمْ، وَأَنْهَاكُمْ عَنِ الدُّبَّاءِ، وَالنَّقِيرِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُزَفَّتِ ‏"‏‏.‏

  20. Hadis no. 4370

    İbn Abbas, Abdurrahman b. Ezher ile elMisver b. Mahreme (kendisini) Aişe r.anha'ya göndererek dediler ki: Ona…

    Türkçe meal

    Amr b. el-Haris, Bukeyr'den rivayet ettiğine göre İbn Abbas'ın azatlısı Kureyb kendisine şunu nakletmiştir: "İbn Abbas, Abdurrahman b. Ezher ile elMisver b. Mahreme (kendisini) Aişe r.anha'ya göndererek dediler ki: Ona hepimizin selamını söyle ve ona ikindiden sonraki iki rekat namazın durumunu sor. Çünkü bize senin bu iki rekat namazı kıldığına dair haber ulaşmış bulunuyor. Oysa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de bu iki rekatı kılmayı yasakladığına dair de haber bize ulaşmış bulunuyor. (İbn Abbas devamla) der ki: Halbuki ben Ömer ile birlikte bu namazı kılmasınlar diye insanları dövüyordum. Kureyb dedi ki: Ben de Aişe'nin huzuruna girdim ve benimle gönderdikleri haberi ona ulaştırdım. Aişe: Ümmü Seleme'ye sor, dedi. Ben de gidip onlara durumu haber verince beni daha önce Aişe'ye gönderirken söylediklerinin benzerini söyleyerek Ümmü Seleme'ye geri gönderdiler. Ümmü Seleme dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i bu iki rekatı kılmayı nehyederken dinlemişimdir. (Ama) o (bir defa) ikindi namazını kıldıktan sonra benim yanıma geldi. Yanımda da ensardan Haram oğullarından birkaç kadın vardı. Bu iki rekatı kıldı. Ben de hizmetçiyi ona göndererek: Onun yanıbaşında dur ve şöyle de dedim: Ümmü Seleme diyor ki: Ey Allah'ın Resulü, ben senin bu iki rekati kılmayı yasakladığını duymamış mıydım? Eğer eliyle sana işaret ederse geri çekiL. Cariye (hizmetçi) dediğimi yaptı, eliyle işarette bulununca cariye yanından geri çekildi. Namazını bitirince: Ey Ebu Umeyye'nin kızı sen ikindiden sonra kıldığın iki rekatin durumunu soruyorsun, sebebi şudur: Abdu'l-Kayslılardan bazı kimseler kavimlerinin Müslüman olduklarını söyleyerek geldiler. Bu sebeple onlar beni meşgul ettiklerinden öğleden sonraki iki rekati kılamadım. İşte bu iki rekat onlardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرٌو،‏.‏ وَقَالَ بَكْرُ بْنُ مُضَرَ عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرٍ، أَنَّ كُرَيْبًا، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ حَدَّثَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ وَعَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَزْهَرَ وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ أَرْسَلُوا إِلَى عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقَالُوا اقْرَأْ عَلَيْهَا السَّلاَمَ مِنَّا جَمِيعًا، وَسَلْهَا عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ، وَإِنَّا أُخْبِرْنَا أَنَّكِ تُصَلِّيهَا، وَقَدْ بَلَغَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْهَا، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَكُنْتُ أَضْرِبُ مَعَ عُمَرَ النَّاسَ عَنْهُمَا‏.‏ قَالَ كُرَيْبٌ فَدَخَلْتُ عَلَيْهَا، وَبَلَّغْتُهَا مَا أَرْسَلُونِي، فَقَالَتْ سَلْ أُمَّ سَلَمَةَ‏.‏ فَأَخْبَرْتُهُمْ، فَرَدُّونِي إِلَى أُمِّ سَلَمَةَ بِمِثْلِ مَا أَرْسَلُونِي إِلَى عَائِشَةَ، فَقَالَتْ أُمُّ سَلَمَةَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْهُمَا، وَإِنَّهُ صَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ دَخَلَ عَلَىَّ وَعِنْدِي نِسْوَةٌ مِنْ بَنِي حَرَامٍ مِنَ الأَنْصَارِ، فَصَلاَّهُمَا، فَأَرْسَلْتُ إِلَيْهِ الْخَادِمَ فَقُلْتُ قُومِي إِلَى جَنْبِهِ فَقُولِي تَقُولُ أُمُّ سَلَمَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلَمْ أَسْمَعْكَ تَنْهَى عَنْ هَاتَيْنِ الرَّكْعَتَيْنِ فَأَرَاكَ تُصَلِّيهِمَا‏.‏ فَإِنْ أَشَارَ بِيَدِهِ فَاسْتَأْخِرِي‏.‏ فَفَعَلَتِ الْجَارِيَةُ، فَأَشَارَ بِيَدِهِ، فَاسْتَأْخَرَتْ عَنْهُ، فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ ‏ "‏ يَا بِنْتَ أَبِي أُمَيَّةَ، سَأَلْتِ عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ بَعْدَ الْعَصْرِ، إِنَّهُ أَتَانِي أُنَاسٌ مِنْ عَبْدِ الْقَيْسِ بِالإِسْلاَمِ مِنْ قَوْمِهِمْ، فَشَغَلُونِي عَنِ الرَّكْعَتَيْنِ اللَّتَيْنِ بَعْدَ الظُّهْرِ، فَهُمَا هَاتَانِ ‏"‏‏.‏