İçeriğe geç

Sünen-i Ebu DavudBölüm 2

Namaz Kitabı

770 hadis · No. 391–1160

Sayfa 3 / 39Yazı boyutu
  1. Hadis no. 431

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana

    Türkçe meal

    Ebu Zer (r.a.)'den demiştir ki: “Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana; "Ya Eba Zer, namazı öldüren (geçiren) veya geciktiren emirler sana amir olunca ne yaparsın?" buyurdu. Ben; "Ne emir buyurursun ya Resulallah? dedim. "Namazı vaktinde kıl, eğer emirlerle birlikte namaza yetişirsen, yine kıl, çünkü o senin için nafile olur" buyurdu.

    Diğer tahric: Muslim, mesacid; Tirmizi, mevakit; İbn Mace, ikame; cihad; Nesai, imame; Ahmed b. Hanbel 409, 455, 459; III, 445, 446, V

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ، - يَعْنِي الْجَوْنِيَّ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا أَبَا ذَرٍّ كَيْفَ أَنْتَ إِذَا كَانَتْ عَلَيْكَ أُمَرَاءُ يُمِيتُونَ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ يُؤَخِّرُونَ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَأْمُرُنِي قَالَ ‏"‏ صَلِّ الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا فَإِنْ أَدْرَكْتَهَا مَعَهُمْ فَصَلِّهَا فَإِنَّهَا لَكَ نَافِلَةٌ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 432

    Size namazı (efdal) vakti dışında kıl(dır)an emirler geldiği zaman haliniz ne olur, (Ne yaparsınız)

    Türkçe meal

    Amr b. Meymun el-Evdi şöyle demiştir: Muaz b. Cebel (r.a.) bize -Yemen'e- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elçisi olarak geldi. Fecirle birlikte onun tekbirini işittim. Kalın sesli biri idi. Onu sevdim. Artık onun cenazesini Şam'da defnedinceye kadar bir daha yanından ayrılmadım. Ondan sonra insanların en bilginini aradım ve İbn Mes'ud'a gelip ölünceye kadar onun peşine takıldım. (Bir keresinde) İbn Mes'ud şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Size namazı (efdal) vakti dışında kıl(dır)an emirler geldiği zaman haliniz ne olur, (Ne yaparsınız)" dedi. Ben de: Bu benim başıma gelirse ne yapmamı emredersin Ya Resulallah? dedim. "Namazı vaktinde kıl, sonra onlarla birlikte nafile olarak tekrar kıl" buyurdu.

    Diğer tahric: Muslim, mesacid (benzeri); İbn Mace, ikame; Ahmed, Hanbel IV, 124; V

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، دُحَيْمٌ الدِّمَشْقِيُّ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ عَطِيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَابِطٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ الأَوْدِيِّ، قَالَ قَدِمَ عَلَيْنَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ الْيَمَنَ رَسُولُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْنَا - قَالَ - فَسَمِعْتُ تَكْبِيرَهُ مَعَ الْفَجْرِ رَجُلٌ أَجَشُّ الصَّوْتِ - قَالَ - فَأُلْقِيَتْ عَلَيْهِ مَحَبَّتِي فَمَا فَارَقْتُهُ حَتَّى دَفَنْتُهُ بِالشَّامِ مَيْتًا ثُمَّ نَظَرْتُ إِلَى أَفْقَهِ النَّاسِ بَعْدَهُ فَأَتَيْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ فَلَزِمْتُهُ حَتَّى مَاتَ فَقَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَيْفَ بِكُمْ إِذَا أَتَتْ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ يُصَلُّونَ الصَّلاَةَ لِغَيْرِ مِيقَاتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ صَلِّ الصَّلاَةَ لِمِيقَاتِهَا وَاجْعَلْ صَلاَتَكَ مَعَهُمْ سُبْحَةً ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 433

    Benden sonra size, meşguliyetleri kendilerini (efdal) vakti geçinceye kadar namazları vakitlerin(de eda) den…

    Türkçe meal

    Ubade bin Samit (r.a.)'dan, demiştir ki; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benden sonra size, meşguliyetleri kendilerini (efdal) vakti geçinceye kadar namazları vakitlerin(de eda) den alıkoyan emirler amir olacak. İşte o zaman siz, namazları vaktinde kılınız!” Bir adam: Ya Resulellah, onlarla da kılayım mı? dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "İstersen, evet" buyurdu. Süfyan (rivayetinde) dedi ki (adam); Namaza onlarla birlikte yetişirsem, onlarla beraber kılayım mı? dedi. Resulullah da; "İstersen, evet" buyurdu.

    Diğer tahric: İbn Mace, ikame; Ahmed b. Hanbel, V, 314, 315, 329, VI;

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ بْنِ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى، عَنِ ابْنِ أُخْتِ، عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَنْبَارِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، - الْمَعْنَى - عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى الْحِمْصِيِّ، عَنْ أَبِي أُبَىِّ ابْنِ امْرَأَةِ، عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهَا سَتَكُونُ عَلَيْكُمْ بَعْدِي أُمَرَاءُ تَشْغَلُهُمْ أَشْيَاءُ عَنِ الصَّلاَةِ لِوَقْتِهَا حَتَّى يَذْهَبَ وَقْتُهَا فَصَلُّوا الصَّلاَةَ لِوَقْتِهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُصَلِّي مَعَهُمْ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ إِنْ شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ سُفْيَانُ إِنْ أَدْرَكْتُهَا مَعَهُمْ أَأُصَلِّي مَعَهُمْ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ إِنْ شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 434

    Benden sonra size namazı (efdal) vaktinden sonraya bırakacak emirler amir olacaktır. O (geciktirilen namaz)…

    Türkçe meal

    Kabisa bin Vakkas (r.a.)'dan, dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Benden sonra size namazı (efdal) vaktinden sonraya bırakacak emirler amir olacaktır. O (geciktirilen namaz) sizin için faydalıdır. Zararı da onlara aittir. Ancak onlar kıbleye (müteveccihen) namaz kıldıkları müddetçe siz de onlarla birlikte namaz kılınız."'

    Diğer tahric: Müslim, mesacid; Nesai, imame; İbn Mace, ikame, cihad; Ahmed b. Hanbel, I, 400, 409, 455, 459; III

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو هَاشِمٍ، - يَعْنِي الزَّعْفَرَانِيَّ - حَدَّثَنِي صَالِحُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ وَقَّاصٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَكُونُ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ مِنْ بَعْدِي يُؤَخِّرُونَ الصَّلاَةَ فَهِيَ لَكُمْ وَهِيَ عَلَيْهِمْ فَصَلُّوا مَعَهُمْ مَا صَلَّوُا الْقِبْلَةَ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 435

    Her kim bir namazı unutursa, onu hatırladığı zaman kılsın. Çünkü Allah Teala

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber gazvesinden dönüşünde geceleyin yoluna devam etti. Hepimizi uyku bastırınca (gecenin sonuna doğru) konakladı ve Bilal'e: "Bizim için geceyi bekle ve kontrol et" buyurdu. Fakat Bilal, bineğine dayanmış bir halde uyuya kaldı. Ne Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ne Bilal, ne de ashabtan herhangi biri uyandı. Onların ilk uyananı Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oldu, fırladı ve Bilal'e seslenerek: "Ya Bilal!.. (Niçin uyudun)?" buyurdu. Bilal şu cevabı verdi: Seni bastıran (uyku) beni de bastırdı. Ya Resulallah anam babam sana feda olsun, dedi. Ashab bineklerini biraz çekip götürdüler. Sonra Resulullah (s.a.v.) abdest aldı ve Bilal'e emretti, o da namaz için kamet getirdi. Resulullah (s.a.v.) ashabına sabah namazını kıldırdı. Namazını (kaza edip de) bitirince: "Her kim bir namazı unutursa, onu hatırladığı zaman kılsın. Çünkü Allah Teala, "Tezekkür için namaz kıl" buyurdu." dedi. Yunus dedi ki: İbn Şihab, bu ayet-i kerimeyi yukarıdaki şekilde okurdu. Ahmed de şöyle dedi: Anbese -Yunus'tan naklen- bu Hadiste ayet “li zikri: beni anmak için" şeklindedir, dedi. Yine Ahmed Kera nuas (yani uyuklama, ımızganma)dır dedi.[167]

    Diğer tahric: Müslim, mesacid; Nesai, mevakit; Tirmizî: tefsir; İbn Mace, salat

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَفَلَ مِنْ غَزْوَةِ خَيْبَرَ فَسَارَ لَيْلَةً حَتَّى إِذَا أَدْرَكَنَا الْكَرَى عَرَّسَ وَقَالَ لِبِلاَلٍ ‏"‏ اكْلأْ لَنَا اللَّيْلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَغَلَبَتْ بِلاَلاً عَيْنَاهُ وَهُوَ مُسْتَنِدٌ إِلَى رَاحِلَتِهِ فَلَمْ يَسْتَيْقِظِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَلاَ بِلاَلٌ وَلاَ أَحَدٌ مِنْ أَصْحَابِهِ حَتَّى إِذَا ضَرَبَتْهُمُ الشَّمْسُ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوَّلَهُمُ اسْتِيقَاظًا فَفَزِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا بِلاَلُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَخَذَ بِنَفْسِي الَّذِي أَخَذَ بِنَفْسِكَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ فَاقْتَادُوا رَوَاحِلَهُمْ شَيْئًا ثُمَّ تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ لَهُمُ الصَّلاَةَ وَصَلَّى بِهِمُ الصُّبْحَ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ ‏"‏ مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ ‏{‏ أَقِمِ الصَّلاَةَ لِلذِّكْرَى ‏}‏ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يُونُسُ وَكَانَ ابْنُ شِهَابٍ يَقْرَؤُهَا كَذَلِكَ ‏.‏ قَالَ أَحْمَدُ قَالَ عَنْبَسَةُ - يَعْنِي عَنْ يُونُسَ - فِي هَذَا الْحَدِيثِ لِذِكْرِي ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ الْكَرَى النُّعَاسُ ‏.‏

  6. Hadis no. 436

    Size gaflet gelen yerinizi değiştiriniz

    Türkçe meal

    Ma'mer, Zühri'den, Zühride Said b. Müseyyeb vasıtasıyla Ebu Hureyre'den bu (önceki Hadiste geçen) haberi şöyle rivayet etmişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Size gaflet gelen yerinizi değiştiriniz" buyurdu ve Bilal'e emretti, o da ezan okudu, kamet etti ve Efendimiz namazı kıldı. Ebu Davud dedi ki: Malik, Süfyan b. Uyeyne, Evzai ve Abdurrezzak bu haberi Ma'mer ve İbn İshak'tan rivayet etmişler fakat hiçbirisi, Zühri'nin bu Hadisinde ezanı zikretmemiştir. Yine bunlardan Evzai ve Eban el-Attar'dan başka hiçbirisi bu haberi Ma'mer'e isnad etmemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبَانُ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، فِي هَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَحَوَّلُوا عَنْ مَكَانِكُمُ الَّذِي أَصَابَتْكُمْ فِيهِ الْغَفْلَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَمَرَ بِلاَلاً فَأَذَّنَ وَأَقَامَ وَصَلَّى ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ مَالِكٌ وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ وَالأَوْزَاعِيُّ وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ عَنْ مَعْمَرٍ وَابْنِ إِسْحَاقَ لَمْ يَذْكُرْ أَحَدٌ مِنْهُمُ الأَذَانَ فِي حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ هَذَا وَلَمْ يُسْنِدْهُ مِنْهُمُ إِلاَّ الأَوْزَاعِيُّ وَأَبَانُ الْعَطَّارُ عَنْ مَعْمَرٍ ‏.‏

  7. Hadis no. 437

    Uyku halinde kusur yoktur, kusur uyanıkkendir. Biriniz namazı unutursa hatırladığı zaman kılsın, ertesi günde…

    Türkçe meal

    Ebu Katade (r.a.)'den nakledildiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yolculukta idi, birden yoldan ayrıldı; onunla birlikte ben de ayrıldım. "Bak bakalım (kimseyi görüyor musun)?" buyurdu. Biz yedi kişi oluncaya kadar, bu bir süvari, bu ikisi iki süvari, bunlar üç süvari... dedim. Sabah namazını kastederek; "Bize namazımızı geçirtmeyiniz." buyurdu. Uyuyakaldılar ve ancak güneşin hararetiyle uyanabildiler. Uyanır uyanmaz hemen kalktılar ve birazcık yürüdüler. Biraz sonra konaklayıp abdest aldılar. Bilal ezan okudu ve önce sabah namazının iki rekat (sünnet)ini, sonra da farzını kılıp (hayvanlarına) bindiler. Ashab, biribirine: Namazımızda kusur yaptık, diyorlardı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Uyku halinde kusur yoktur, kusur uyanıkkendir. Biriniz namazı unutursa hatırladığı zaman kılsın, ertesi günde ise (onu) vaktinde kılsın" buyurdular"

    Diğer tahric: Müslim,mesacid; Nesai, mevakit; İbn Mace, salat; Tirmizi mevakİt; Ahmed b. Hanbel.V

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبَاحٍ الأَنْصَارِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو قَتَادَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي سَفَرٍ لَهُ فَمَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمِلْتُ مَعَهُ فَقَالَ ‏"‏ انْظُرْ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ هَذَا رَاكِبٌ هَذَانِ رَاكِبَانِ هَؤُلاَءِ ثَلاَثَةٌ حَتَّى صِرْنَا سَبْعَةً ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ احْفَظُوا عَلَيْنَا صَلاَتَنَا ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي صَلاَةَ الْفَجْرِ فَضُرِبَ عَلَى آذَانِهِمْ فَمَا أَيْقَظَهُمْ إِلاَّ حَرُّ الشَّمْسِ فَقَامُوا فَسَارُوا هُنَيَّةً ثُمَّ نَزَلُوا فَتَوَضَّئُوا وَأَذَّنَ بِلاَلٌ فَصَلَّوْا رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ ثُمَّ صَلَّوُا الْفَجْرَ وَرَكِبُوا فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ قَدْ فَرَّطْنَا فِي صَلاَتِنَا ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهُ لاَ تَفْرِيطَ فِي النَّوْمِ إِنَّمَا التَّفْرِيطُ فِي الْيَقَظَةِ فَإِذَا سَهَا أَحَدُكُمْ عَنْ صَلاَةٍ فَلْيُصَلِّهَا حِينَ يَذْكُرُهَا وَمِنَ الْغَدِ لِلْوَقْتِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 438

    Sizden, sabah namazının (sünnet olan) iki rekatini devamlı kılmakta olanlar (şimdi de) kılsın

    Türkçe meal

    Halid bin Sümeyr demiştir ki; Ensar'ın kendisini fakih tanıdığı Abdullah b. Rebah el-Ensari, Medine'den bize gelip şöyle haber verdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in süvarisi Ebu Katade: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emirler ordusunu gönderdi dedi ve önceki hadiste geçen hadiseyi anlattı. (Ebu Katade devamla): Bizi ancak doğmakta olan güneş uyandırdı. Namazımız (geçti) diye korku ile kalktık. Efendimiz güneş yükselinceye kadar: "Yavaş olun, acele etmeyin" buyurdu. (Güneş yükselince Resulullah): "Sizden, sabah namazının (sünnet olan) iki rekatini devamlı kılmakta olanlar (şimdi de) kılsın" buyurdu. Bunun üzerine önceden (sünnet olan) iki rekati kılmayı itiyad eden de, etmeyende kalkıp kıldı. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz için ezan okunmasını emretti. Ezan okundu ve Efendimiz kalkıp bize namazı kıldırdı. Namazı bitirince: "Dikkat ediniz! Allah'a hamdederiz ki, biz, bizi namazdan alıkoyan dünya işlerinden bir şeyde değildik. Fakat ruhlarımız Allah'ın elindedir (uyuyorduk). Allah (celle celaluhu) ruhlarımızı, dilediği zaman gönderir. Siz'den her kim yarının sabah namazına vaktinde yetişirse, onunla birlikte onun gibisini (bugün vaktinde kılamadığı sabah namazını) kaza etsin" buyurdu.

    Diğer tahric: Darimi, siyer; Ahmed b. Hanbel, V

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ شَيْبَانَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ سُمَيْرٍ، قَالَ قَدِمَ عَلَيْنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَبَاحٍ الأَنْصَارِيُّ مِنَ الْمَدِينَةِ وَكَانَتِ الأَنْصَارُ تُفَقِّهُهُ - فَحَدَّثَنَا قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قَتَادَةَ الأَنْصَارِيُّ فَارِسُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَيْشَ الأُمَرَاءِ بِهَذِهِ الْقِصَّةِ ‏.‏ قَالَ فَلَمْ تُوقِظْنَا إِلاَّ الشَّمْسُ طَالِعَةً فَقُمْنَا وَهِلِينَ لِصَلاَتِنَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ رُوَيْدًا رُوَيْدًا ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى إِذَا تَعَالَتِ الشَّمْسُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يَرْكَعُ رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ فَلْيَرْكَعْهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ مَنْ كَانَ يَرْكَعُهُمَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ يَرْكَعُهُمَا فَرَكَعَهُمَا ثُمَّ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُنَادَى بِالصَّلاَةِ فَنُودِيَ بِهَا فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِنَا فَلَمَّا انْصَرَفَ قَالَ ‏"‏ أَلاَ إِنَّا نَحْمَدُ اللَّهَ أَنَّا لَمْ نَكُنْ فِي شَىْءٍ مِنْ أُمُورِ الدُّنْيَا يَشْغَلُنَا عَنْ صَلاَتِنَا وَلَكِنَّ أَرْوَاحَنَا كَانَتْ بِيَدِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَأَرْسَلَهَا أَنَّى شَاءَ فَمَنْ أَدْرَكَ مِنْكُمْ صَلاَةَ الْغَدَاةِ مِنْ غَدٍ صَالِحًا فَلْيَقْضِ مَعَهَا مِثْلَهَا ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 439

    Allah (azze ve celle) ruhlarınızı dilediği zaman kabzetti ve dilediği zaman iade etti. Kalk ve namaza davet…

    Türkçe meal

    Ebü Katade bu haber hakkında dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah (azze ve celle) ruhlarınızı dilediği zaman kabzetti ve dilediği zaman iade etti. Kalk ve namaza davet et (ezan oku)" buyurdu. Resulullah ve ashabı kalkıp abdest aldılar güneş yükselince (kerahet vakti çıkınca) Efendimiz cemaate namaz kıldırdı. Tahric için bk. Buhari, mevakit; tevhid; Nesai, imame; Ahmed b. Hanbel, V

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، أَخْبَرَنَا خَالِدٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، فِي هَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ قَبَضَ أَرْوَاحَكُمْ حَيْثُ شَاءَ وَرَدَّهَا حَيْثُ شَاءَ قُمْ فَأَذِّنْ بِالصَّلاَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَامُوا فَتَطَهَّرُوا حَتَّى إِذَا ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِالنَّاسِ ‏.‏

  10. Hadis no. 440

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), güneş yükselince abdest alıp ashabına namazı kıldırdı

    Türkçe meal

    Ebu Katade (r.a.), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bir evvelki -Halid'in rivayet ettiği- hadisin manasını rivayet ederek şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), güneş yükselince abdest alıp ashabına namazı kıldırdı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ قَالَ فَتَوَضَّأَ حِينَ ارْتَفَعَتِ الشَّمْسُ فَصَلَّى بِهِمْ ‏.‏

  11. Hadis no. 441

    Uyku halinde kusur yoktur. Kusur ancak, uyanıkken, diğer namazın vakti girinceye kadar bir namazın…

    Türkçe meal

    Ebu Katade (r.a.)'den; demiştir ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Uyku halinde kusur yoktur. Kusur ancak, uyanıkken, diğer namazın vakti girinceye kadar bir namazın geciktirilmesidir."

    Diğer tahric: Müslim, mesacid; Tirmizi, mevakit; Nesai, mevakit

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ الْعَنْبَرِيُّ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، - وَهُوَ الطَّيَالِسِيُّ - حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُغِيرَةِ - عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَبَاحٍ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَيْسَ فِي النَّوْمِ تَفْرِيطٌ إِنَّمَا التَّفْرِيطُ فِي الْيَقَظَةِ أَنْ تُؤَخَّرَ صَلاَةٌ حَتَّى يَدْخُلَ وَقْتُ أُخْرَى ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 442

    Bir namazı unutan kimse, o'nu hatırladığı zaman kılsın

    Türkçe meal

    Enes b. Malik (r.a.)'den demiştir ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): “Bir namazı unutan kimse, o'nu hatırladığı zaman kılsın. O namaz için bundan başka bir keffaret yoktur." Diğer tahric. Buhari, mevakit; Müslim, mesacid; Nesai, mevakit; İbn Mace, salat; ikamet; Tirmizi, salat; Muvatta',vukutu's-salat; Ahmed b. Hanbel

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّهَا إِذَا ذَكَرَهَا لاَ كَفَّارَةَ لَهَا إِلاَّ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 443

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sefer esnasında o ve ashabı sabah namazı vaktinde uyuya kaldılar…

    Türkçe meal

    İmran b. Husayn (r.a.)'den nakledildiğine göre; "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sefer esnasında o ve ashabı sabah namazı vaktinde uyuya kaldılar ve güneşin harareti ile uyandılar. Güneş yükselinceye kadar biraz yürüdüler, sonra Efendimiz müezzine emretti, o da ezanı okudu. Sabah namazının farzından önce iki rekat (sünnet) kıldı, bilahare müezzine emretti o da kamet etti, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de sabahın farzını cemaatle birlikte) kıldı."

    Diğer tahric: Müslim, mesacid

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ بَقِيَّةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ يُونُسَ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي مَسِيرٍ لَهُ فَنَامُوا عَنْ صَلاَةِ الْفَجْرِ فَاسْتَيْقَظُوا بِحَرِّ الشَّمْسِ فَارْتَفَعُوا قَلِيلاً حَتَّى اسْتَقَلَّتِ الشَّمْسُ ثُمَّ أَمَرَ مُؤَذِّنًا فَأَذَّنَ فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ قَبْلَ الْفَجْرِ ثُمَّ أَقَامَ ثُمَّ صَلَّى الْفَجْرَ ‏.‏

  14. Hadis no. 444

    Bu yeri değiştiriniz

    Türkçe meal

    Amr b. Umeyye ed-Damri (r.a.)'den demiştir ki; Seferlerinin birinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberdik. Sabah namazı (vaktinde) güneş doğuncaya kadar uyuyakaldı. Uyanır uyanmaz: "Bu yeri değiştiriniz" buyurdu. Sonra Bilal'e emretti, o da ezan okudu. (Ashab) abdest alıp sabah namazının iki rekat (sünnet)ini kıldılar. Sonra Bilal'e (tekrar) emretti, kamet getirdi; Efendimiz de cemaata sabah namazının farzını kıldırdı. Sadece Ebu Davud rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، - وَهَذَا لَفْظُ عَبَّاسٍ - أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ حَدَّثَهُمْ عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ - يَعْنِي الْقِتْبَانِيَّ - أَنَّ كُلَيْبَ بْنَ صُبْحٍ حَدَّثَهُمْ أَنَّ الزِّبْرِقَانَ حَدَّثَهُ عَنْ عَمِّهِ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ فَنَامَ عَنِ الصُّبْحِ حَتَّى طَلَعَتِ الشَّمْسُ فَاسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ تَنَحُّوا عَنْ هَذَا الْمَكَانِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَمَرَ بِلاَلاً فَأَذَّنَ ثُمَّ تَوَضَّئُوا وَصَلَّوْا رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ ثُمَّ أَمَرَ بِلاَلاً فَأَقَامَ الصَّلاَةَ فَصَلَّى بِهِمْ صَلاَةَ الصُّبْحِ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 445

    Bana Habeşli bir adam -Zu-Mihber- haber verdi

    Türkçe meal

    Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hizmet eden Zi Mihber el-Habeşi, bu olay hakkında şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir abdest aldı ki abdestinden toprak çamurlaşmadı. Sonra Bilal'e emretti, O da ezan okudu. Sonra Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkıp acele etmeden iki rekat (sünnet) kıldı. Daha sonra Bilal'e: "Namaza kamet et" buyurdu. Bilahere yine acele etmeden farzı kıldı. İbrahim; (bin el-Hasen an lafzını kullanarak) Haccac'dan, O'da Yezid b. Suleyh'den, O da; "Bana Habeşli bir adam -Zu-Mihber- haber verdi" şeklinde rivayette bulundu. Ubeyd (b. Ebi'l-Vezir) ise, (Yezid b. Suleyh yerine) Yezid b. Sulh dedi. Bazı nüshalarda "salih" bazılarında da "subh" ve "Subeyh" şeklinde geçmektedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - حَدَّثَنَا حَرِيزٌ، ح وَحَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ، حَدَّثَنَا مُبَشِّرٌ، - يَعْنِي الْحَلَبِيَّ - حَدَّثَنَا حَرِيزٌ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ - حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ ذِي، مِخْبَرٍ الْحَبَشِيِّ وَكَانَ يَخْدُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي هَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَتَوَضَّأَ - يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - وُضُوءًا لَمْ يَلْثَ مِنْهُ التُّرَابُ ثُمَّ أَمَرَ بِلاَلاً فَأَذَّنَ ثُمَّ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَرَكَعَ رَكْعَتَيْنِ غَيْرَ عَجِلٍ ثُمَّ قَالَ لِبِلاَلٍ ‏ "‏ أَقِمِ الصَّلاَةَ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ صَلَّى الْفَرْضَ وَهُوَ غَيْرُ عَجِلٍ ‏.‏ قَالَ عَنْ حَجَّاجٍ عَنْ يَزِيدَ بْنِ صُلَيْحٍ حَدَّثَنِي ذُو مِخْبَرٍ رَجُلٌ مِنَ الْحَبَشَةِ وَقَالَ عُبَيْدٌ يَزِيدُ بْنُ صَالِحٍ ‏.‏

  16. Hadis no. 446

    (Müezzin) acele etmeden ezan okudu

    Türkçe meal

    Necaşi'nin kardeşinin oğlu Zu-Mihber önceden zikri geçen haberi rivayet edip şöyle dedi: "(Müezzin) acele etmeden ezan okudu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ حَرِيزٍ، - يَعْنِي ابْنَ عُثْمَانَ - عَنْ يَزِيدَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ ذِي، مِخْبَرِ بْنِ أَخِي النَّجَاشِيِّ فِي هَذَا الْخَبَرِ قَالَ فَأَذَّنَ وَهُوَ غَيْرُ عَجِلٍ ‏.‏

  17. Hadis no. 447

    Daha evvel yaptığınız gibi yapınız. (Önceden normal vaktinde abdest alıp, ezan okuyup, namaz kıldığınız gibi…

    Türkçe meal

    Abdullah b. Mes'ud (r.a.)'den demiştir ki; Hudeybiye zamanında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte geldik. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bizi kim bekleyecek?" buyurdu. Bilal: Ben, dedi. Ancak ashab(ın hepsi) güneş doğuncaya kadar uyudu kaldı. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyanır uyanmaz: "Daha evvel yaptığınız gibi yapınız. (Önceden normal vaktinde abdest alıp, ezan okuyup, namaz kıldığınız gibi yine kılınız)" buyurdu. Biz de öyle yaptık. Daha sonra Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem); "Uyuyan veya unutan (uyuduğu veya unuttuğu için namazı vaktinde kılamayan) böyle yapsın" buyurdular.

    Diğer tahric: Nesai, mevakit

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَامِعِ بْنِ شَدَّادٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي عَلْقَمَةَ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ، قَالَ أَقْبَلْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَمَنَ الْحُدَيْبِيَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ يَكْلَؤُنَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ بِلاَلٌ أَنَا ‏.‏ فَنَامُوا حَتَّى طَلَعَتِ الشَّمْسُ فَاسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ افْعَلُوا كَمَا كُنْتُمْ تَفْعَلُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَفَعَلْنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَكَذَلِكَ فَافْعَلُوا لِمَنْ نَامَ أَوْ نَسِيَ ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 448

    Ben mescidleri yükseltip, genişletmekle emrolunmadım

    Türkçe meal

    İbn Abbas (r.anh)’dan dedi ki; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu; "Ben mescidleri yükseltip, genişletmekle emrolunmadım." İbn Abbas dedi ki: "Vallahi siz yahudi ve hıristiyanların (kilise ve havralarını) süsledikleri gibi, mescidleri süsleyeceksiniz. "

    Diğer tahric: Merfu' kısmı sadece Ebu Davud rivayet etmiştir. Mevkuf kısmını Buhari ta'lıkan rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ بْنِ سُفْيَانَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي فَزَارَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ الأَصَمِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا أُمِرْتُ بِتَشْيِيدِ الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لَتُزَخْرِفُنَّهَا كَمَا زَخْرَفَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى ‏.‏

  19. Hadis no. 449

    İnsanlar, mescidleriyle öğününceye kadar kıyamet kopmaz

    Türkçe meal

    Enes b. Malik (r.a.), Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "İnsanlar, mescidleriyle öğününceye kadar kıyamet kopmaz."

    Diğer tahric: Nesai, mesacid; İbn Mace, mesacid; Darimi, salat; Ahmed b. Hanbel, III

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخُزَاعِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، وَقَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَبَاهَى النَّاسُ فِي الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 450

    Osman bin Ebi'l-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o'na, Taif…

    Türkçe meal

    Osman bin Ebi'l-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o'na, Taif mescidini, putlarının olduğu yere (tapınaklarının yerine), inşa etmesini emretmiştir.

    Diğer tahric: İbn Mace, mesacid

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا رَجَاءُ بْنُ الْمُرَجَّى، حَدَّثَنَا أَبُو هَمَّامٍ الدَّلاَّلُ، مُحَمَّدُ بْنُ مُحَبَّبٍ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عِيَاضٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي الْعَاصِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهُ أَنْ يَجْعَلَ مَسْجِدَ الطَّائِفِ حَيْثُ كَانَ طَوَاغِيتُهُمْ ‏.‏