İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 6

Cenazeler Kitabı

202 hadis · No. 1433–1637

Sayfa 9 / 11Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1593

    Ölü, üzerinde edilen niyahat ile ta'zib edilir

    Türkçe meal

    Ömer bin el-Hattab (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir: «Ölü, üzerinde edilen niyahat ile ta'zib edilir.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Nesai ve Tirmizi de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَاذَانُ، ح: وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالاَ: حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، ح: وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، وَوَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، قَالُوا: حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِمَا نِيحَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 1594

    Ölü, kabilesinin ve yakınlarının sesli ağlaması ile ta'zib edilir. (İçinde ağlayanlar:) Ey koruyucu! Ey…

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ölü, kabilesinin ve yakınlarının sesli ağlaması ile ta'zib edilir. (İçinde ağlayanlar:) Ey koruyucu! Ey giydirici ! Ey yardımcı! Ey sığınak! ve bunların benzerini söyledikleri zaman, ölü kıskıvrak tutulup çekilir ve (ona): Sen böyle(mi)sin, sen şöyle(mi)sin? denilir. » Ravi Esid demiştir ki: (Bunu Ebu Musa r.a.'ın oğlu Musa'dan dinlediğim zaman): Sübhanallah! Şüphesiz Allah Teala: ولا تزر وازرة وزر أخرى ''=Hiçbir günahkar, başkasının günahını yüklenmez. '' buyuruyor, dedim. Musa bin Ebi Musa: Yazık sana! Ben Ebu Musa r.a.'ın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bana tahdis ettiğini sana haber veriyorum. Artık sen Ebu Musa r.a.'ın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e iftira ettiğini sanıyor(mu)sun? veya benim Ebu Musa (r.a.)'a iftira ettiğimi sanıyor(mu)sun?. Not: Ravi Yakub bin Humeyd'in sikalığı ihtilaflı olduğu için isnadın hasen olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ الدَّرَاوَرْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَسِيدُ بْنُ أَبِي أَسِيدٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، ‏.‏ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏"‏ الْمَيِّتُ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ الْحَىِّ إِذَا قَالُوا وَاعَضُدَاهْ وَاكَاسِيَاهْ ‏.‏ وَانَاصِرَاهْ وَاجَبَلاَهْ وَنَحْوَ هَذَا - يُتَعْتَعُ وَيُقَالُ أَنْتَ كَذَلِكَ أَنْتَ كَذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَسِيدٌ فَقُلْتُ سُبْحَانَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَقُولُ ‏{وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى }‏ ‏.‏ قَالَ وَيْحَكَ أُحَدِّثُكَ أَنَّ أَبَا مُوسَى حَدَّثَنِي عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَتَرَى أَنَّ أَبَا مُوسَى كَذَبَ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَوْ تَرَى أَنِّي كَذَبْتُ عَلَى أَبِي مُوسَى؟

  3. Hadis no. 1595

    O kadının yakınları onun üzerinde ağlıyorlar. O da kabrinde ta'zib ediliyor

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Yahudi bir kadın ölmüştü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Yahudilerin onun üzerinde ağlama seslerini işitti ve şöyle buyurdu: «O kadının yakınları onun üzerinde ağlıyorlar. O da kabrinde ta'zib ediliyor.»

    Diğer tahric: Buhari, Müsliın , Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi de bu hadisi kısa ve uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّمَا كَانَتْ يَهُودِيَّةٌ مَاتَتْ. فَسَمِعَهُمُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَبْكُونَ عَلَيْهَا قَالَ: ‏ "‏ فَإِنَّ أَهْلَهَا يَبْكُونَ عَلَيْهَا وَإِنَّهَا تُعَذَّبُ فِي قَبْرِهَا ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 1596

    Sabrın kemali, musibetin ilk darbesi sırasındatir

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Sabrın kemali, musibetin ilk darbesi sırasındatir » Tahric: Kütüb-İ Sitte sahipleri, Taberani ve Beyhaki de bu hadisi rivayet etmişlerdir. O rivayetler uzundur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّمَا الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 1597

    Allah sübhane buyuruyor ki: ''Ey Adem oğlu musibetin ilk darbesi sırasında sabredip, sevabını (benden)…

    Türkçe meal

    Ebu Umame (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah sübhane buyuruyor ki: ''Ey Adem oğlu musibetin ilk darbesi sırasında sabredip, sevabını (benden) istersen, ben senin için cennet'e girmekten başka bir sevaba razı olmayacağım.''» Not: Ebu Ümame (r.a.)'in hadisine ait senedin sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا ثَابِتُ بْنُ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ: ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ: ابْنَ آدَمَ إِنْ صَبَرْتَ وَاحْتَسَبْتَ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى لَمْ أَرْضَ لَكَ ثَوَابًا دُونَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 1598

    Hiçbir müslüman yoktur ki, başına bir musibet gelir ve söylemesini Allah'ın emrettiği

    Türkçe meal

    ’.....Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Ebu Seleme (r.a.), kendisine şu hadisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğini anlatmıştır: «Hiçbir müslüman yoktur ki, başına bir musibet gelir ve söylemesini Allah'ın emrettiği

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ قُدَامَةَ الْجُمَحِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ، حَدَّثَهَا أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُصَابُ بِمُصِيبَةٍ فَيَفْزَعُ إِلَى مَا أَمَرَ اللَّهُ بِهِ مِنْ قَوْلِهِ: إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ عِنْدَكَ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي فَأْجُرْنِي فِيهَا وَعُضْنِي مِنْهَا - إِلاَّ آجَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهَا وَعَاضَهُ خَيْرًا مِنْهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ: فَلَمَّا تُوُفِّيَ أَبُو سَلَمَةَ ذَكَرْتُ الَّذِي حَدَّثَنِي عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقُلْتُ: إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ اللَّهُمَّ عِنْدَكَ احْتَسَبْتُ مُصِيبَتِي هَذِهِ فَأْجُرْنِي عَلَيْهَا ‏.‏ فَإِذَا أَرَدْتُ أَنْ أَقُولَ وَعُضْنِي خَيْرًا مِنْهَا قُلْتُ فِي نَفْسِي: أُعَاضُ خَيْرًا مِنْ أَبِي سَلَمَةَ ؟ ثُمَّ قُلْتُهَا فَعَاضَنِي اللَّهُ مُحَمَّدًا ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ وَآجَرَنِي فِي مُصِيبَتِي ‏.‏

  7. Hadis no. 1599

    Ey insanlar! İnsanlardan veya mu'minlerden herhangibirisinin başına bir musibet geldiğinde benim ölümüm ile…

    Türkçe meal

    Aişe (r.amha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (vefat edeceği gün) kendisi ile cemaat arasında bir kapı açtı veya aradaki örtüyü kaldırdı. Baktı ki, cemaat Ebu Bekr (r.a.)'ın arkasında namaz kılıyor. Cemaatin bu iyi halini görmesinden dolayı ve gördüğü bu halin kendisinden sonra da devam etmesi hususunda kendisine Allah Teala'nın halife olması ümidiyle Allah'a hamdetti. Sonra buyurdu ki: «Ey insanlar! İnsanlardan veya mu'minlerden herhangibirisinin başına bir musibet geldiğinde benim ölümüm ile onun başına gelen musibeti düşünmekle başına gelen başka musibeti hafifletsin. Çünkü benim ümmetimden hiçbir kimse, benden sonra benim musibetim'den daha şiddetli bir musibetle karşılaşmıyacaktır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadında bulunan Musa bin Ubeyde er-Rabai zayıftır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السُّكَيْنِ، حَدَّثَنَا أَبُو هَمَّامٍ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنَا مُصْعَبُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ فَتَحَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَابًا بَيْنَهُ وَبَيْنَ النَّاسِ أَوْ كَشَفَ سِتْرًا فَإِذَا النَّاسُ يُصَلُّونَ وَرَاءَ أَبِي بَكْرٍ فَحَمِدَ اللَّهَ عَلَى مَا رَأَى مِنْ حُسْنِ حَالِهِمْ رَجَاءَ أَنْ يَخْلُفَهُ اللَّهُ فِيهِمْ بِالَّذِي رَآهُمْ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَيُّمَا أَحَدٍ مِنَ النَّاسِ أَوْ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فَلْيَتَعَزَّ بِمُصِيبَتِهِ بِي عَنِ الْمُصِيبَةِ الَّتِي تُصِيبُهُ بِغَيْرِي فَإِنَّ أَحَدًا مِنْ أُمَّتِي لَنْ يُصَابَ بِمُصِيبَةٍ بَعْدِي أَشَدَّ عَلَيْهِ مِنْ مُصِيبَتِي ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 1600

    Başına bir musibet gelen bir kimse bilahare o musibeti hatırlayıpta ''İnna lillahi ve inna ileyhi raciun''…

    Türkçe meal

    El-Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Başına bir musibet gelen bir kimse bilahare o musibeti hatırlayıpta ''İnna lillahi ve inna ileyhi raciun'' sözünü yenilerse o musibet aşılmış olsa bile Allah Teala ona başına o musibetin geldiği günkü ecrin bir mislini yazar. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Bunun senedinde zayıflık vardır. Çünkü ravi Hişam bin Ziyad zayıftır. Bunu babasından mı, annesinden mi rivayet ettiği hususunda da ihtilaf vardır. Babasının ve annesinin hali bilinmemektedir. Deni!diğine göre İmam Ahmed, Hişam'ı zayıf saymıştır. İbn-i Hibban da: 0, mevzu' hadisleri sika zatlardan rivayet etmişti. demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زِيَادٍ، عَنْ أُمِّهِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْحُسَيْنِ، عَنْ أَبِيهَا، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أُصِيبَ بِمُصِيبَةٍ فَذَكَرَ مُصِيبَتَهُ فَأَحْدَثَ اسْتِرْجَاعًا - وَإِنْ تَقَادَمَ عَهْدُهَا - كَتَبَ اللَّهُ لَهُ مِنَ الأَجْرِ مِثْلَهُ يَوْمَ أُصِيبَ ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 1601

    Bir musibet nedeniyle din kardeşine ta'ziyette bulunan hiçbir mu'min yoktur ki, Allah Sübhanehu kıyamet günü…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Ebi Bekir bin Muhammed bin Amr bin Hazm'ın dededi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Bir musibet nedeniyle din kardeşine ta'ziyette bulunan hiçbir mu'min yoktur ki, Allah Sübhanehu kıyamet günü ona keramet elbiselerinden bir takım elbise giydirmesin.» Not; Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Kays Ebu Ümare vardır. İbn-i Hibban onu sikalar arasında zikretmiştir. Zehebi'de el-Kaşif'te sika olduğunu söylemiştir Buhari; Durumuna bakılmalıdır, demiştir. Kalan raviler Müslim'in şartı üzerinedir ..

    Açıklaması: 1602’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنِي قَيْسٌ أَبُو عُمَارَةَ، مَوْلَى الأَنْصَارِ قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُؤْمِنٍ يُعَزِّي أَخَاهُ بِمُصِيبَةٍ إِلاَّ كَسَاهُ اللَّهُ سُبْحَانَهُ مِنْ حُلَلِ الْكَرَامَةِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 1602

    Başına musibet gelen kimseye ta'ziyette bulunana musibet sevabının misli verilir

    Türkçe meal

    Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Başına musibet gelen kimseye ta'ziyette bulunana musibet sevabının misli verilir.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سُوقَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ عَزَّى مُصَابًا فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 1603

    Üç çocuğu ölen adam Allah'ın andı yerini bulacak kadarlık süre hariç cehennem ateşine girmez

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Üç çocuğu ölen adam Allah'ın andı yerini bulacak kadarlık süre hariç cehennem ateşine girmez.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَمُوتُ لِرَجُلٍ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ فَيَلِجَ النَّارَ إِلاَّ تَحِلَّةَ الْقَسَمِ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 1604

    Günah işleme çağına ulaşmayan üç çocuğu ölen hiçbir müslüman yoktur ki o çocuklar onu cennet'in sekiz…

    Türkçe meal

    Utbe bin Abd es-Sülemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim demiştir: «Günah işleme çağına ulaşmayan üç çocuğu ölen hiçbir müslüman yoktur ki o çocuklar onu cennet'in sekiz kapısından karşılamasınlar. O bu kapılardan dilediğinden cennet'e girer. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında Şurahbil bin Şuf'a bulunur. İbn-i Hibban, onu sikalar arasında zikretmiştir. Ebu Davud: Şürahbil ve Cerir sikadırlar, demiştir. Kalan raviler, Buhari'nin şartı üzerine sened adamlarıdırlar.

    Açıklaması: 1605’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا حَرِيزُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ شُفْعَةَ، قَالَ لَقِيَنِي عُتْبَةُ بْنُ عَبْدٍ السُّلَمِيُّ فَقَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ: ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَمُوتُ لَهُ ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ تَلَقَّوْهُ مِنْ أَبْوَابِ الْجَنَّةِ الثَّمَانِيَةِ مِنْ أَيِّهَا شَاءَ دَخَلَ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 1605

    Henüz günah işleme çağına gelmeyen üç çocuğu ölen müslüman herhangi bir baba ve ana yoktur ki Allah Teala o…

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir. «Henüz günah işleme çağına gelmeyen üç çocuğu ölen müslüman herhangi bir baba ve ana yoktur ki Allah Teala o çıcuklara olan rahmetinin fadlı ile hepsini cennet'e dahil etmez.»

    Diğer tahric: Buhari, Nesai

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ حَمَّادٍ الْمَعْنِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ مُسْلِمَيْنِ يُتَوَفَّى لَهُمَا ثَلاَثَةٌ مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ إِلاَّ أَدْخَلَهُمُ اللَّهُ الْجَنَّةَ بِفَضْلِ رَحْمَةِ اللَّهِ إِيَّاهُمْ ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 1606

    kim günah işleme çağına henüz gelmemiş üç çocuğu kendisinden önce ölür (de sabreder) se o çocuklar, onun için…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «kim günah işleme çağına henüz gelmemiş üç çocuğu kendisinden önce ölür (de sabreder) se o çocuklar, onun için cehennem ateşinden koruyucu kale (perde) olurlar.» Bunun üzerine Ebu Zer' (r.a.): iki çocuğu gönderdim dedi. Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem): «İki çocuk ta.» buyurdu. Bunun üzerine Kur'an okuyucalarının büyüğü Ubey bin Ka'b (r.a.): Ben bir çocuk gönderdim. dedi. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bir çocuk ta.» buyurdu.

    Diğer tahric: TirmizI de bu hadisi rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ، عَنِ الْعَوَّامِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ قَدَّمَ ثَلاَثَةً مِنَ الْوَلَدِ لَمْ يَبْلُغُوا الْحِنْثَ كَانُوا لَهُ حِصْنًا حَصِينًا مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو ذَرٍّ: قَدَّمْتُ اثْنَيْنِ ‏.‏ قَالَ: ‏"‏ وَاثْنَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ أَبُو الْمُنْذِرِ سَيِّدُ الْقُرَّاءِ: قَدَّمْتُ وَاحِدًا ‏.‏ قَالَ" ‏"‏ وَوَاحِدًا ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 1607

    Önümde gönderdiğim bir düşük çocuk arkamda bırakacağım bir atlıdan şüphesiz bana daha sevimlidir

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Önümde gönderdiğim bir düşük çocuk arkamda bırakacağım bir atlıdan şüphesiz bana daha sevimlidir. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir.: Ben derim ki: Ravi Yezid'in Ebu Hureyre (r.a.)'e yetişmediğini el-Müzzi. Tehzib'te ve Etraf'ta söylemiştir. Diğer ravi olan Yezid ibn Abdülmelik'i İbn•i Sa'd sika saymış ise de Ahmed. İbn-i Main ve halef. onu zayıf saymışlardır.

    Açıklaması: 1609’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ النَّوْفَلِيُّ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ رُومَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَسِقْطٌ أُقَدِّمُهُ بَيْنَ يَدَىَّ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ فَارِسٍ أُخَلِّفُهُ خَلْفِي ‏"‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 1608

    Allah sıkt (düşük çocuk) un baba ve annesini cehennem ateşi sokacağı zaman sıkt şüphesiz Rabbiyle cidden…

    Türkçe meal

    Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet'e göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Allah sıkt (düşük çocuk) un baba ve annesini cehennem ateşi sokacağı zaman sıkt şüphesiz Rabbiyle cidden münakaşa ve mücadele eder. (cidden onlar için şefaat eder). Nihayet denilir ki: Ey Rabbiyle münakaşa ve mücadele eden sıkt, Babanı ve anneni cennet'e dahil et. Bunun üzerine sıkt serer (ebenin çocuğun göbeğinden kestiği parça) ile onları çekerek onları cennet'e dahil eder. » Ebu Ali: يراغم ربه، cümlesinin manası «sıkt Rabbine kızar » demektir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı zayıftır. Çünkü alimler, ravi Mendel bin Ali'nin zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir.

    Açıklaması: 1609’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ أَبُو بَكْرٍ الْبَكَّائِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مِنْدَلٌ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ الْحَكَمِ النَّخَعِيِّ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ عَابِسِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ أَبِيهَا، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ السِّقْطَ لَيُرَاغِمُ رَبَّهُ إِذَا أَدْخَلَ أَبَوَيْهِ النَّارَ ‏.‏ فَيُقَالُ أَيُّهَا السِّقْطُ الْمُرَاغِمُ رَبَّهُ أَدْخِلْ أَبَوَيْكَ الْجَنَّةَ ‏.‏ فَيَجُرُّهُمَا بِسَرَرِهِ حَتَّى يُدْخِلَهُمَا الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 1609

    Nefsim, kudret elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki sıkt'ın annesi ecir talebiyle düşük çovuğun musibetine…

    Türkçe meal

    Muaz bin Cebel (r.a.)'den rivayet'e göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Nefsim, kudret elinde olan (Allah)'a yemin ederim ki sıkt'ın annesi ecir talebiyle düşük çovuğun musibetine sabrettiği zaman şüphesiz sıkt annesini kendi sereriyle cennet'e çeker. » Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Yahya bin Ubeydillah bin Mevhib bulunur. Alimler, onun zayıflığı Üzerinde ittifsk etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمِ بْنِ مَرْزُوقٍ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مُسْلِمٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّ السِّقْطَ لَيَجُرُّ أُمَّهُ بِسَرَرِهِ إِلَى الْجَنَّةِ إِذَا احْتَسَبَتْهُ ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 1610

    Ca'fer'in ev halkı için yemek yapınız. Çünkü onları meşgul eden bir bir şey onların başına gelmiştir

    Türkçe meal

    Abfullah bin Ca'fer bin Ebi Talib (r.a.)'den şöyle demiştir: Ce'fer bin Ebi Talib (r.a.)'ın şehadet haberi gelince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Ca'fer'in ev halkı için yemek yapınız. Çünkü onları meşgul eden bir bir şey onların başına gelmiştir. »

    Diğer tahric: Şafii, Ahmed, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, hadisin hasen oldugunu ibnü's-Seken de sahih oldugunu söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ لَمَّا جَاءَ نَعْىُ جَعْفَرٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ اصْنَعُوا لآلِ جَعْفَرٍ طَعَامًا. فَقَدْ أَتَاهُمْ مَا يَشْغَلُهُمْ أَوْ أَمْرٌ يَشْغَلُهُمْ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 1611

    Ca'fer'in ev halkı ölülerinin durumu ile cidden meşguldürler. Bunun için onlara yemek yapınız

    Türkçe meal

    Esma' bint-i Umeys (r.anha)'dan şöyle demiştir: Ca'fer bin Ebi Talib (r.a.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendi ev halkının yanına döndü ve: «Ca'fer'in ev halkı ölülerinin durumu ile cidden meşguldürler. Bunun için onlara yemek yapınız.» buyurdu. Abdullah demiştirki: Ölünün ev halkına yemek yapmak Hadis emri oluncaya kadar devam edegelen bir adet idi sonra terk edildi. Not: Sindi şöyle demiştir: Bunun senedinde Ümmü İsa bulunur. Bu kadın meçhuldür İsmi anılmamıştır. Ravi Ümmü Avn da böyledir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أُمِّ عِيسَى الْجَزَّارِ، قَالَتْ حَدَّثَتْنِي أُمُّ عَوْنٍ ابْنَةُ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ جَدَّتِهَا، أَسْمَاءَ بِنْتِ عُمَيْسٍ قَالَتْ لَمَّا أُصِيبَ جَعْفَرٌ رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى أَهْلِهِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ آلَ جَعْفَرٍ قَدْ شُغِلُوا بِشَأْنِ مَيِّتِهِمْ فَاصْنَعُوا لَهُمْ طَعَامًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَمَا زَالَتْ سُنَّةً حَتَّى كَانَ حَدِيثًا فَتُرِكَ ‏.‏

  20. Hadis no. 1612

    Biz ölünün ev halkının yanında toplanmayı ve onların ve onların (toplananlar için) yemek yapmalarını…

    Türkçe meal

    Cerir bin Abdillah el-Beceli (r.a.)'den şöyle demiştir: Biz ölünün ev halkının yanında toplanmayı ve onların ve onların (toplananlar için) yemek yapmalarını niyahattan (bir çeşit) görürdük. Not: Zeviiid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. İlk tarikin ravileri, Buhari'nin şartı üzerinedirler. İkinci tarikin ravileri, Müslim'in şartı üzerinedirler

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ أَبُو الْفَضْلِ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْبَجَلِيِّ، قَالَ كُنَّا نَرَى الاِجْتِمَاعَ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ وَصَنْعَةَ الطَّعَامِ مِنَ النِّيَاحَةِ ‏.‏