İçeriğe geç

Sünen-i İbni Mace

Mukaddime

264 hadis · No. 1–266

Sayfa 10 / 14Yazı boyutu
  1. Hadis no. 183

    Mu'min (kul), kıyamet günü Rabbine öyle bir derecede yaklaştırılır ki, artık Rabbi onun sırrını mahşer…

    Türkçe meal

    Safvan bin Muhriz El-Mazini r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Abdullah bin Ömer r.a. bir ara Ka'be’yi tavaf ederken biz de onun beraberinde idik.Aniden bir adam ona çıkıp geldi ve: - Ya İbni Ömer! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Necva (= kıyamet günü Allah ile mu'minler arasında cereyan edecek olan özel görüşme) hakkında buyurduğu (şeyleri) kendisinden sen nasıl işittin? diye sordu. Abdullah İbni Ömer: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyurduğunu işittim: « Mu'min (kul), kıyamet günü Rabbine öyle bir derecede yaklaştırılır ki, artık Rabbi onun sırrını mahşer ehlinden saklamış olur. Sonra Rabbi ona bütün günahlarını ikrar ettirir. Rabbi, (ona günahlarını itiraf ettirirken) - Şunu işlediğini sen bilir misin? diye sorar. Mu'min de : - Ya Rabbi! bilirim ,der. Nihayet mu'minin işlediği günahlar hakkındaki itirafları Allah’ın dilediği miktara ulaşınca Allah Teala ona: - ‘‘Şüphesiz ben senin işlediğin günahları dünyada senin için örttüm. Bu gün de senin için o günahlarını mağfiret ediyorum’’ buyurur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: Sonra onun hasenatının sahifesi veya defteri onun sağ eline verilir. Resulullah buyurdu ki: Ama kafir veya münafık ise şahitlerin başları üzerinde nida edilerek şöyle haykırılır: Şunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir. Haberiniz olsun. Allah’ın la'neti zalimlerin üzerinedir.» Ravilerden Halid (bin el-Haris) dedi ki hadis metninden: «Şahitlerin başları üzerinden » lafzı münkatı’dır. Bu lafzın dışındaki metnin tamamı mevsul’dur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ مُحْرِزٍ الْمَازِنِيِّ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ إِذْ عَرَضَ لَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا ابْنَ عُمَرَ كَيْفَ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَذْكُرُ فِي النَّجْوَى قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ يُدْنَى الْمُؤْمِنُ مِنْ رَبِّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يَضَعَ عَلَيْهِ كَنَفَهُ ثُمَّ يُقَرِّرُهُ بِذُنُوبِهِ فَيَقُولُ هَلْ تَعْرِفُ فَيَقُولُ يَا رَبِّ أَعْرِفُ ‏.‏ حَتَّى إِذَا بَلَغَ مِنْهُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَبْلُغَ قَالَ إِنِّي سَتَرْتُهَا عَلَيْكَ فِي الدُّنْيَا وَأَنَا أَغْفِرُهَا لَكَ الْيَوْمَ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ يُعْطَى صَحِيفَةَ حَسَنَاتِهِ أَوْ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ ‏.‏ قَالَ وَأَمَّا الْكَافِرُ أَوِ الْمُنَافِقُ فَيُنَادَى عَلَى رُءُوسِ الأَشْهَادِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فِي ‏"‏ الأَشْهَادِ ‏"‏ ‏.‏ شَىْءٌ مِنِ انْقِطَاعٍ ‏.‏ ‏{هَؤُلاَءِ الَّذِينَ كَذَبُوا عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللَّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ}‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 184

    Allah Teala (Selam verdikten) sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur : «Cennet ehli (kendilerine verilen) ni'met içinde (yaşar) iken aniden onlara bir nur çıkıp yükselecektir. Bunun üzerine onlar başlarını kaldıracak. İşte o anda Rab Teala, şanına layık bir yükseklik ve yücelikle onların fevkinden onlara zuhur edecektir.Sonra (onlara) : - Ey Cennet ehli, Selam sizlere olsun! buyuracaktır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: İşte (Allah’ın Cennet ehline buyurduğu) şu selam, O’nun = «Allah tarafından bir söz olarak onlara «Selam» vardır. Kavli (Celili)dir. » (Ya-sin, 58) (Bundan sonra) Resulullah s.a.v. : « Allah Teala (Selam verdikten) sonra onlara bakar, onlar da Allah’a bakarlar da Allah’a baktıkları sürece hiçbir ni'met'e iltifat etmiyecekler. Nihayet Allah zatını onlar tarafından görülmez kılar. Fakat Cennet ehlinin makamlarında ve onların üzerinde Allah’ın nur'u ve bereketi devamlı kalır.» Not: Hadisin ravilerinden EI-Fadl Er-Rakkaşi'nin zayıflığına hadisçiler ittifak ettikleri için Sindi hadisin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir. Suyuti de Misbahu'-Zücace'de.: İbnü'l-Cevzi'nin bu hadisi mevzu hadisler arasında zikrettiğini beyan ettikten sonra EI-Ukayli'den naklen şunları söylemiştir: Hadisin ravilerinden Abdullah bin Ubeydillah Ebu Asım EI-Abbadani'nin hadisleri münkerdir. Ravi EI-Fadl'ın da Kaderiyye ehlinden olduğu rivayet olunmuş, hadisleri de zayıf sayılmıştır, Ancak El-Lalali'l-Masnia'da zikredildiğine göre hadis Ebu Hureyre r.a.'e ulaşan başka bir yol ile rivayet edilmiştir. Mahir: Bu tenkidler o sened için zikredilmemiştir. Böylece aşağıdaki metnin değil senedin mevdu olma ihtimali vardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ الْعَبَّادَانِيُّ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ الرَّقَاشِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ بَيْنَا أَهْلُ الْجَنَّةِ فِي نَعِيمِهِمْ إِذْ سَطَعَ لَهُمْ نُورٌ فَرَفَعُوا رُءُوسَهُمْ فَإِذَا الرَّبُّ قَدْ أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ مِنْ فَوْقِهِمْ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ ‏.‏ قَالَ وَذَلِكَ قَوْلُ اللَّهِ ‏{سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَحِيمٍ}‏ قَالَ فَيَنْظُرُ إِلَيْهِمْ وَيَنْظُرُونَ إِلَيْهِ فَلاَ يَلْتَفِتُونَ إِلَى شَىْءٍ مِنَ النَّعِيمِ مَا دَامُوا يَنْظُرُونَ إِلَيْهِ حَتَّى يَحْتَجِبَ عَنْهُمْ وَيَبْقَى نُورُهُ وَبَرَكَتُهُ عَلَيْهِمْ فِي دِيَارِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 185

    Siz'den hiç kimse yoktur ki Rabbı, (Ahiret günü) kendisi ile konuşacak olmasın

    Türkçe meal

    Adiyy bin Hatim(-i Tai) r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: ''Siz'den hiç kimse yoktur ki Rabbı, (Ahiret günü) kendisi ile konuşacak olmasın. (Rabbiniz her biriniz ile ayrı ayrı konuşacakken de) Rab ile kul arasında tercüman bulunmayacaktır. Bu esnada kul sağına bakar, önceden sunmuş olduğu amelinden başka hiçbir şey görmez. Sonra sol tarafına bakar, takdim ettiği amelinden başka hiçbir şey görmez. Daha sonra önüne bakar, Cehennem ateşi ona görünür. Siz'den kim Cehennem ateşinden bir hurma tanesinin yarısı ile de olsa korunabilirse bunu yapsın. ‘

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَا مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ إِلاَّ سَيُكَلِّمُهُ رَبُّهُ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ تَرْجُمَانٌ فَيَنْظُرُ عَنْ أَيْمَنَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى إِلاَّ شَيْئًا قَدَّمَهُ ثُمَّ يَنْظُرُ عَنْ أَيْسَرَ مِنْهُ فَلاَ يَرَى إِلاَّ شَيْئًا قَدَّمَهُ ثُمَّ يَنْظُرُ أَمَامَهُ فَتَسْتَقْبِلُهُ النَّارُ فَمَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَّقِيَ النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ فَلْيَفْعَلْ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 186

    Kabları ve bütün eşyaları gümüşten olan iki cennet vardır. Ve kabları ile bütün eşyaları altından olan iki…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Kays (Ebu Musa) el-Eşari r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu,demiştir : '' Kabları ve bütün eşyaları gümüşten olan iki cennet vardır. Ve kabları ile bütün eşyaları altından olan iki cennet daha vardır. Adn (adlı) Cennet ehli ile bunların Rabları Tebareke ve Teala’ya bakmaları arasında, Allah’ın zatı üzerindeki azamet ve Kibriya ridaından başka bir engel yoktur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا أَبُو عِمْرَانَ الْجَوْنِيُّ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ جَنَّتَانِ مِنْ فِضَّةٍ آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا وَجَنَّتَانِ مِنْ ذَهَبٍ آنِيَتُهُمَا وَمَا فِيهِمَا وَمَا بَيْنَ الْقَوْمِ وَبَيْنَ أَنْ يَنْظُرُوا إِلَى رَبِّهِمْ تَبَارَكَ وَتَعَالَى إِلاَّ رِدَاءُ الْكِبْرِيَاءِ عَلَى وَجْهِهِ فِي جَنَّةِ عَدْنٍ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 187

    Cennet ehli Cennete, Cehennem ehli de Cehenneme girdikleri zaman bir davetçi: Ey Cennet ehli! Şüphesiz Allah…

    Türkçe meal

    Suhayb r.a.’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu ayeti okudu: ’’İman edip güzel amel işleyenlere Cennet ve bir de Allah’ın cemalini görmek vardır…’’ (Yunus suresi, 26) ve şöyle buyurdu: « Cennet ehli Cennete, Cehennem ehli de Cehenneme girdikleri zaman bir davetçi: Ey Cennet ehli! Şüphesiz Allah indinde sizler için bir vaad vardır. Allah o vaadı sizlere tam olarak ifa etmek ister, diye çağırır. Bunun üzerine Cennet ehli : O (vaad) nedir? Allah mizanlarımızı (hasenatla) ağırlaştırmadı mı, yüzlerimizi ak etmedi mi, bizi Cennete dahil etmedi mi, bizi (Cehennem) ateşinden kurtarmadı mı? diye cevap verirler. (Allah’ın onlara bahşettiği lütufları bir bir sıralarlar.) Resulullah buyurdu ki; Bunun üzerine Allah, yüce zatı ile kulları arasından hicabını açar da Cennet ehli O’na bakar dururlar. Allah’a andolsun ki, Allah Cennet ehline, zatına bakmaktan daha sevimli ve gözlerini daha doyurucu bir şey onlara vermemiştir. »

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ صُهَيْبٍ، قَالَ تَلاَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هَذِهِ الآيَةَ ‏{لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ}‏ وَقَالَ ‏"‏ إِذَا دَخَلَ أَهْلُ الْجَنَّةِ الْجَنَّةَ وَأَهْلُ النَّارِ النَّارَ نَادَى مُنَادٍ يَا أَهْلَ الْجَنَّةِ إِنَّ لَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ مَوْعِدًا يُرِيدُ أَنْ يُنْجِزَكُمُوهُ ‏.‏ فَيَقُولُونَ وَمَا هُوَ أَلَمْ يُثَقِّلِ اللَّهُ مَوَازِينَنَا وَيُبَيِّضْ وُجُوهَنَا وَيُدْخِلْنَا الْجَنَّةَ وَيُنْجِنَا مِنَ النَّارِ قَالَ فَيَكْشِفُ الْحِجَابَ فَيَنْظُرُونَ إِلَيْهِ فَوَاللَّهِ مَا أَعْطَاهُمُ اللَّهُ شَيْئًا أَحَبَّ إِلَيْهِمْ مِنَ النَّظَرِ إِلَيْهِ وَلاَ أَقَرَّ لأَعْيُنِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 188

    İşitmesi bütün sesleri ihata eden Allah’a hamd olsun. Andolsun ki mücadeleci kadın Nebi s.a.v.’e geldi. Ben…

    Türkçe meal

    Aişe r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: İşitmesi bütün sesleri ihata eden Allah’a hamd olsun. Andolsun ki mücadeleci kadın Nebi s.a.v.’e geldi. Ben de odanın bir kendarında idim. O (kadın) eşini şikayet ediyordu. Ben onun söylediklerini işitmiyordum. Biraz sonra Allah: ‘’ قَدْ سَمِعَ اللَّه قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِيْ زَوْجِهَا ‘’ Ayetini indirdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ تَمِيمِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي وَسِعَ سَمْعُهُ الأَصْوَاتَ، لَقَدْ جَاءَتِ الْمُجَادِلَةُ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا فِي نَاحِيَةِ الْبَيْتِ تَشْكُو زَوْجَهَا وَمَا أَسْمَعُ مَا تَقُولُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{قَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّتِي تُجَادِلُكَ فِي زَوْجِهَا}‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 189

    Rabbınız, mahlukatı yaratmadan önce, kendi (kudret) eliyle kendi zatı üstüne: ‘‘ Benim rahmetim gazabıma…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur: Rabbınız, mahlukatı yaratmadan önce, kendi (kudret) eliyle kendi zatı üstüne: ‘‘ Benim rahmetim gazabıma sebkat etti.> (vaadını) yazdı.’’

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ بِيَدِهِ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ الْخَلْقَ رَحْمَتِي سَبَقَتْ غَضَبِي ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 190

    Ya Cabir! Babana Allah’ın söylediği sözü sana bildirmiyeyim mi?

    Türkçe meal

    Talha bin Hıraş r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi, Cabir bin Abdillah r.a.’den şöyle söylediğini işittim,demiştir : Abdullah bin Amr bin Haram, Uhud günü şehid edilince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana rastladı ve : ''Ya Cabir! Babana Allah’ın söylediği sözü sana bildirmiyeyim mi?’’ diye sordu. (Müellife hadisi rivayet eden iki raviden) Yahya da hadisinde (yukarıdaki bölüm yerine) şöyle söylemiştir: Resulullah, Cabir’e rastlayınca: '' Ya Cabir! Neden ben seni (kalben) kırgın (ve üzgün) görüyorum? diye sordu. Cabir dedi ki, Ben de: Ya Resulallah! Babam şehid edildi ve çoluk çocuk ile borç bıraktı, diye cevap verdim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem : '' Ey Cabir! O halde Allah’ın babanı nasıl bir hitab ile karşıladığını sana müjdelemiyeyim mi?'' buyurdu. Cabir de : Buyur ya Resulallah! (Allah’ın babama olan hitabını bildir, müjdele) dedi. Resulullah (bunun üzerine): - Allah hicap (perde) ardından olmaksızın hiç kimse ile kat'iyen konuşmamıştır. Bununla beraber Allah babanla vicahen (perdesiz ve elçisiz) konuştu ve ona şöyle buyurdu: '' Ey (sevgili) kulum! Benden (ikram) iste. (Ne istersen) sana vereyim.'' Baban da: Ya Rabbim! (Arzum şudur:) Beni diriltirsin (dünyaya iade edersin.) Ben de ikinci bir defa senin uğrunda şehid edilirim, dedi. Bunun üzerine Rab Sübhanehu ve Teala : '' İnsanların dünyaya hiç dönmeyecekleri hükmü şüphesiz benim tarafımdan önceden verilmiştir'', buyurdu. Baban : Ya Rabbi! O halde (bizim durumumuzu) arkamda kalanlara tebliğ buyur, dedi. Resulullah s.a.v. buyurdu ki : '' İşte bunun üzerine Allah Teala (meali aşağıda alınan) şu ayeti indirdi> : '' Allah uğrunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Hakikatte onlar Rabları katında dirilerdir, Cennet meyvalarından rızıklanırlar.'' (Al-i İmran, 169) Bu hadis 2800 no da tekrar geçiyor

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، وَيَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ كَثِيرٍ الأَنْصَارِيُّ الْحَرَامِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ طَلْحَةَ بْنَ خِرَاشٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ لَمَّا قُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَرَامٍ يَوْمَ أُحُدٍ لَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ يَا جَابِرُ أَلاَ أُخْبِرُكَ مَا قَالَ اللَّهُ لأَبِيكَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ يَحْيَى فِي حَدِيثِهِ فَقَالَ ‏"‏ يَا جَابِرُ مَالِي أَرَاكَ مُنْكَسِرًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتُشْهِدَ أَبِي وَتَرَكَ عِيَالاً وَدَيْنًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَلاَ أُبَشِّرُكَ بِمَا لَقِيَ اللَّهُ بِهِ أَبَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مَا كَلَّمَ اللَّهُ أَحَدًا قَطُّ إِلاَّ مِنْ وَرَاءِ حِجَابٍ وَكَلَّمَ أَبَاكَ كِفَاحًا ‏.‏ فَقَالَ يَا عَبْدِي تَمَنَّ عَلَىَّ أُعْطِكَ ‏.‏ قَالَ يَا رَبِّ تُحْيِينِي فَأُقْتَلُ فِيكَ ثَانِيَةً ‏.‏ فَقَالَ الرَّبُّ سُبْحَانَهُ إِنَّهُ سَبَقَ مِنِّي أَنَّهُمْ إِلَيْهَا لاَ يَرْجِعُونَ ‏.‏ قَالَ يَا رَبِّ فَأَبْلِغْ مَنْ وَرَائِي ‏.‏ قَالَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ}‏ ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 191

    , (diye cevap verdi)

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: '' Birisi diğerini öldüren iki kişiyi şüphesiz Allah gülerek karşılar. Her ikisi de Cennet’e girer. '' (Sahabiler buna şaşarak: Ya Resulallah hem katil hem maktul ikisi birden nasıl Cennet’e girer? diye sorunca da, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem): '' Şu (müslüman) Allah yolunda çarpışarak şehid düşer (ve Cennet’e girer.) Sonra Allah katilini hidayet eder o da müslüman olur sonra Allah yolunda cihad eder ve neticede o da şehid edilir '', (diye cevap verdi)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَضْحَكُ إِلَى رَجُلَيْنِ يَقْتُلُ أَحَدُهُمَا الآخَرَ كِلاَهُمَا دَخَلَ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُ هَذَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُسْتَشْهَدُ ثُمَّ يَتُوبُ اللَّهُ عَلَى قَاتِلِهِ فَيُسْلِمُ فَيُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُسْتَشْهَدُ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 192

    İşte ben kainatın yegane malikiyim! Hani yeryüzünün padişahları nerede?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir : '' Allah kıyamet günü bütün yer tabakalarını kudret eline alır. Gök (tabakalarını) da sağ eli içine dürer, büker. Sonra (mahşer halkına) : ''İşte ben kainatın yegane malikiyim! Hani yeryüzünün padişahları nerede? '' diye hitap eder

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَيُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ يَقْبِضُ اللَّهُ الأَرْضَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَيَطْوِي السَّمَاءَ بِيَمِينِهِ ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ أَيْنَ مُلُوكُ الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 193

    ,(deniliyor mu?) buyurdu. Onlar : - (Evet) Müzn (ismini) de (veriyoruz) dediler. Resulullah s.a.v.: -

    Türkçe meal

    Abbas bin Abdilmuttalib r.a.’den şöyle söylediği rivayet olunmuştur : Aralarında Resulullah s.a.v.’in de bulunduğu bir ısabe (cemaat) içinde bir kere Batha’da idim. Bu esnada bir bulut parçası geçti. Resulullah ona baktı. Sonra (buluta işaret ederek) : - '' Buna ne isim veriyorsunuz? '' diye sordu. Oradakiler: - Sehab, diye cevap verdiler. Resulullah s.a.v. : - '' Müzn de '',(deniliyor mu?) buyurdu. Onlar : - (Evet) Müzn (ismini) de (veriyoruz) dediler. Resulullah s.a.v.: - ''Anan de, (deniliyor mu?)'' diye sordu.Ebu Bekir r.a. dedi ki orada bulunanlara: - (Evet) Anan (adını) da (veriyoruz) dediler. Resulullah s.a.v.: - '' Siz kendiniz ile sema (gök) arasında ne kadar mesafe bulunduğunu biliyor musunuz? '' diye sordu. Onlar : - Biz bilemeyiz, diye cevap verdiler. Resulullah s.a.v.: - '' İşte şüphesiz sizler ile Sema arasında 71 veya 72 veya 73 yıllık mesafe vardır.Onun üstündeki (2’nci) sema da öyledir. '' ( Resulullah yedi sema’yı böylece sayarak (her iki sema’nın arasında bu kadar mesafe bulunduğunu) bildirdi. '' Sonra yedinci gök fevkinde öyle bir deniz vardır ki onun üstü ile dibi arasındaki mesafe iki gök arasındaki mesafe kadardır. Sonra onun daha yukarısında (yapı bakımından dağ keçisinin tekesine benzeyen) öyle 8 melek bulunur ki onların çatal tırnakları ile sırtları arasında mesafe yine iki gök arası kadardır. Bu meleklerin sırtında Arş bulunur.Arş’ın da altı ile üstü arası iki gök arası kadardır. Sonra Allah Tebareke ve Teala(nın hüküm ve saltanatı) Arş’ın üstündedir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي ثَوْرٍ الْهَمْدَانِيُّ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمِيرَةَ، عَنِ الأَحْنَفِ بْنِ قَيْسٍ، عَنِ الْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، قَالَ كُنْتُ بِالْبَطْحَاءِ فِي عِصَابَةٍ وَفِيهِمْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَمَرَّتْ بِهِ سَحَابَةٌ فَنَظَرَ إِلَيْهَا فَقَالَ ‏"‏ مَا تُسَمُّونَ هَذِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا السَّحَابُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَالْمُزْنُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَالْمُزْنُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَالْعَنَانُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ قَالُوا وَالْعَنَانُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَمْ تَرَوْنَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ نَدْرِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهَا إِمَّا وَاحِدًا أَوِ اثْنَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا وَسَبْعِينَ سَنَةً وَالسَّمَاءُ فَوْقَهَا كَذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى عَدَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ ‏"‏ ثُمَّ فَوْقَ السَّمَاءِ السَّابِعَةِ بَحْرٌ بَيْنَ أَعْلاَهُ وَأَسْفَلِهِ كَمَا بَيْنَ سَمَاءٍ إِلَى سَمَاءٍ ثُمَّ فَوْقَ ذَلِكَ ثَمَانِيَةُ أَوْعَالٍ بَيْنَ أَظْلاَفِهِنَّ وَرُكَبِهِنَّ كَمَا بَيْنَ سَمَاءٍ إِلَى سَمَاءٍ ثُمَّ عَلَى ظُهُورِهِنَّ الْعَرْشُ بَيْنَ أَعْلاَهُ وَأَسْفَلِهِ كَمَا بَيْنَ سَمَاءٍ إِلَى سَمَاءٍ ثُمَّ اللَّهُ فَوْقَ ذَلِكَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 194

    Allah, gökteki meleklere bir şeyin infaz edilmesini emrettiği zaman, düz bir taş üstünde hareket ettirilen…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: '' Allah, gökteki meleklere bir şeyin infaz edilmesini emrettiği zaman, düz bir taş üstünde hareket ettirilen zincir sesi gibi heybetli olan bu ilahi buyruğa (korku içinde) tam manasıyla inkıyad etmek üzere melekler, kanadlarını birbirine vururlar. Kalblerinden bu korku gidince de bunlar, Cebrail, Mikail gibi mukarrabin meleklere : Rabbiniz ne söyledi? diye sorarlar.Mukarrabin melekleri : Allah, hak ve söz söyledi, diye Allah’ın emir ve hükmünü bildirirler ve, Allah yüce ve büyüktür, derler. Resulullah buyurdu ki : İşte bu suretle kulak hırsızı şeytanlar, Allah’ın verdiği emir ve hükümleri işitirler. Bu esnada kulak hırsızı o şeytanlar (yerden göğe kadar) birbirlerinin üstünde (zincirleme) sıralanmış (kulak hırsızlığına hazırlanmış)lardır. Bu durumda iken en üstteki şeytan melekler arasında cereyan eden konuşmayı işitir ve bu sözleri,altındaki şeytana hemen aktarır.Bazen üstteki şeytan, işittiği haberi altındakine ve o da kahin veya sahirin diline atmadan önce bir ateş parçası üstteki şeytana erişir (ve onu yakar). Bazen de haberi alttakine ulaştırıncaya kadar ateş ona ulaşmaz. Nihayet kendisine haber ulaşan kahin veya sahir o haberle beraber yüz yalan uydurup (sağa sola söyler). Neticede gökten işitilmiş olan söz gerçekleşir.(Kahin veya sahir bunu istismar eder ve ettirir). ''

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قَضَى اللَّهُ أَمْرًا فِي السَّمَاءِ ضَرَبَتِ الْمَلاَئِكَةُ أَجْنِحَتَهَا خِضْعَانًا لِقَوْلِهِ كَأَنَّهُ سِلْسِلَةٌ عَلَى صَفْوَانٍ فَإِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ قَالَ فَيَسْمَعُهَا مُسْتَرِقُو السَّمْعِ بَعْضُهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ فَيَسْمَعُ الْكَلِمَةَ فَيُلْقِيهَا إِلَى مَنْ تَحْتَهُ فَرُبَّمَا أَدْرَكَهُ الشِّهَابُ قَبْلَ أَنْ يُلْقِيَهَا إِلَى الَّذِي تَحْتَهُ فَيُلْقِيهَا عَلَى لِسَانِ الْكَاهِنِ أَوِ السَّاحِرِ فَرُبَّمَا لَمْ يُدْرَكْ حَتَّى يُلْقِيَهَا فَيَكْذِبُ مَعَهَا مِائَةَ كَذْبَةٍ فَتَصْدُقُ تِلْكَ الْكَلِمَةُ الَّتِي سُمِعَتْ مِنَ السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 195

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş hususu tebliğ etmek üzere, aramızda ayağa kalkarak (bir konuşma…

    Türkçe meal

    Ebu Musa (el-Eşari) r.a.’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş hususu tebliğ etmek üzere, aramızda ayağa kalkarak (bir konuşma yaptı) ve : '' Şüphesiz Allah uyumaz. Zaten uyku onun şanına layık değildir. O, Kıst’ı (=teraziyi) aşağı indirip yukarı kaldırır. Kullarının gündüz amelinden önce gece ameli ve gece amelinden evvel gündüz ameli O’nun katına yükseltilir. O’nun görülmesini perdeliyen hicap nurdur. Eğer Allah o hicap (perdeyi) açsaydı, celal ve cemali, O’nun gördüğü bütün mahlukatını yakardı '', buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَامَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِخَمْسِ كَلِمَاتٍ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنَامُ وَلاَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَنَامَ يَخْفِضُ الْقِسْطَ وَيَرْفَعُهُ يُرْفَعُ إِلَيْهِ عَمَلُ اللَّيْلِ قَبْلَ عَمَلِ النَّهَارِ وَعَمَلُ النَّهَارِ قَبْلَ عَمَلِ اللَّيْلِ حِجَابُهُ النُّورُ لَوْ كَشَفَهُ لأَحْرَقَتْ سُبُحَاتُ وَجْهِهِ مَا انْتَهَى إِلَيْهِ بَصَرُهُ مِنْ خَلْقِهِ ‏"‏ ‏.‏

  14. Hadis no. 196

    Şüphesiz Allah uyumaz. Zaten uyku O’nun şanına layık değildir. O, kıstı, aşağı indirir, yukarı kaldırır…

    Türkçe meal

    Ebu Musa (el-Eşari) r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir : '' Şüphesiz Allah uyumaz. Zaten uyku O’nun şanına layık değildir. O, kıstı, aşağı indirir, yukarı kaldırır. O’nun hicabı nurdur. Eğer Allah o hicabı açsaydı, celal ve cemali, O’nun gördüğü her şeyi yakardı. '' Sonra (Ebu Musa’dan hadisi rivayet eden) Ebu Ubeyde şu ayeti okudu '' …. Ateş yerinde olan (Musa’ya) ve ateş etrafında bulunan meleklere bereket verildi. Alemlerin Rabbi olan Allah (her türlü eksikliklerden ve ihtiyaçtan) münezzehtir. '' (Neml)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنَامُ وَلاَ يَنْبَغِي لَهُ أَنْ يَنَامَ يَخْفِضُ الْقِسْطَ وَيَرْفَعُهُ حِجَابُهُ النُّورُ لَوْ كَشَفَهَا لأَحْرَقَتْ سُبُحَاتُ وَجْهِهِ كُلَّ شَىْءٍ أَدْرَكَهُ بَصَرُهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَرَأَ أَبُو عُبَيْدَةَ ‏{أَنْ بُورِكَ مَنْ فِي النَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 197

    Allah’ın eli (ikram hazinesi) doludur. Hiçbir şey onu eksiltmez

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.’den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, dediği rivayet olunmuştur: ''Allah’ın eli (ikram hazinesi) doludur. Hiçbir şey onu eksiltmez. O, gece gündüz devamlı akar. O’nun elinde de Kıst (= terazi, rızık) vardır. Yükseltir, alçaltır. Resuli Ekrem (sözüne devamla) buyurdu ki: Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri infak ve ihsan buyurduğu ni'metlerin mahiyetini ve miktarını bana bildirebilirmisin? Şüphesiz O’nun harcamış olduğu meblağ kudret elinde ve hazinesinde bulunan ni'metlerden hiçbir şey eksiltmemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ يَمِينُ اللَّهِ مَلأَى لاَ يَغِيضُهَا شَىْءٌ سَحَّاءُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ وَبِيَدِهِ الأُخْرَى الْمِيزَانُ يَرْفَعُ الْقِسْطَ وَيَخْفِضُهُ قَالَ أَرَأَيْتَ مَا أَنْفَقَ مُنْذُ خَلَقَ اللَّهُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ فَإِنَّهُ لَمْ يَنْقُصْ مِمَّا فِي يَدَيْهِ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏

  16. Hadis no. 198

    Cebbar (olan Allah kıyamet günü mülkü olan) gökleri ve yeri eline (şöyle) alır. '' Ravi Abdullah bin Ömer…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Ömer r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üstünde şöyle buyururken, işittim, demiştir: '' Cebbar (olan Allah kıyamet günü mülkü olan) gökleri ve yeri eline (şöyle) alır. '' Ravi Abdullah bin Ömer dedi ki: Resulullah böyle buyururken elinin parmaklarını kapadı da parmaklarını açıp kapamaya başladı. (Resulullah sözlerine devamla şöyle buyurdu): '' Sonra Allah buyuracak ki, Cebbar olan, ancak benim. Hani (dünyadaki) Cebbarlar nerede? Hani mütekebbirler nerede? '' Ravi Abdullah dedi ki: Resulullah bu konuşmasını yaparken sağına ve soluna eğiliyordu. Hatta baktım minber, altından yukarısına kadar öyle bir derecede sallanıyordu ki ben artık minber Resulullah s.a.v. ile beraber düşecek mi? diye endişelendim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مِقْسَمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ ‏ "‏ يَأْخُذُ الْجَبَّارُ سَمَوَاتِهِ وَأَرْضَهُ بِيَدِهِ - وَقَبَضَ بِيَدِهِ فَجَعَلَ يَقْبِضُهَا وَيَبْسُطُهَا - ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْجَبَّارُ أَيْنَ الْجَبَّارُونَ أَيْنَ الْمُتَكَبِّرُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَيَتَمَيَّلُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ يَسَارِهِ حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى الْمِنْبَرِ يَتَحَرَّكُ مِنْ أَسْفَلِ شَىْءٍ مِنْهُ حَتَّى إِنِّي أَقُولُ أَسَاقِطٌ هُوَ بِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ

  17. Hadis no. 199

    Her kalp ancak Rahman’ın parmaklarından iki parmak arasındadır. Eğer dilerse (hak üzerinde) durdurur ve şayet…

    Türkçe meal

    En-Nevvas bin Sem'an El-Kilabi r.a.’den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den şöyle buyururken işittim, demiştir: '' Her kalp ancak Rahman’ın parmaklarından iki parmak arasındadır. Eğer dilerse (hak üzerinde) durdurur ve şayet dilerse saptırır. '' (Ravi en-Nevvas devamla:) ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua ederdi. (demiştir): '' Ey kalpleri (dilediği üzerinde) sabit kılan Allah! Kalblerimizi dinin (olan İslamiyet) üzerinde sabit kıl. '' (Ravi bundan sonra da) Resulullah şöyle buyurdu, demiştir: '' Terazi Rahman’ın elindedir. Kıyamet gününe kadar bazı kavimleri yükseltir, bir kısım kavimleri de alçaltır. '' Not: Zevaid, bu hadisin isnadının sahih olduğunu belirtmiştir. Nevvas: Sahabi'dir. 17 hadisi vardır. Müslim 3 hadisini rivayet etmiştir. Ravileri: Ebu İdris el-Havlani 've Cübeyr bin Nefir'dir. (Hulasa, sah)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ جَابِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ بُسْرَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيَّ، يَقُولُ حَدَّثَنِي النَّوَّاسُ بْنُ سَمْعَانَ الْكِلاَبِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ مَا مِنْ قَلْبٍ إِلاَّ بَيْنَ إِصْبَعَيْنِ مِنْ أَصَابِعِ الرَّحْمَنِ إِنْ شَاءَ أَقَامَهُ وَإِنْ شَاءَ أَزَاغَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏"‏ يَا مُثَبِّتَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَالْمِيزَانُ بِيَدِ الرَّحْمَنِ يَرْفَعُ أَقْوَامًا وَيَخْفِضُ آخَرِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 200

    Bu hadis'in isnadı hakkında söz edildi

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri r.a.’den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: '' Allah, şu üç şeye şüphesiz güler; Namazda (teşkil edilen) saffa, geceleyin namaza duran adam'a ve cihad eden kimseye. '' (Ravi dedi ki: Kanaatime göre cihad eden kimse ile ilgili olarak) Resulullah '' Ordunun arkasında (ötesinde… ) '' kaydını koştu. Not: Zevaid de: ''Bu hadis'in isnadı hakkında söz edildi'' deniyor. Mahir: Bu hadis’in isnadı Cerh’in en hafifi olan birinci mertebe cerh ile cerh edilmiştir. (fihi mekal) Böyle bir lafızla cerh edilen hadis te muhtemel bir zayıflık vardır; daha çok gevşeklik anlamındaki lafızlar cerh’in birinci mertebesimde yer alır. Bu tür hadisler hem itibar hem istişhad için alınabilir ve yazılabilir. Asıl zayıflık üçüncü derece cerh ile cerh edilenlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ مُجَالِدٍ، عَنْ أَبِي الْوَدَّاكِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ لَيَضْحَكُ إِلَى ثَلاَثَةٍ لِلصَّفِّ فِي الصَّلاَةِ وَلِلرَّجُلِ يُصَلِّي فِي جَوْفِ اللَّيْلِ وَلِلرَّجُلِ يُقَاتِلُ - أُرَاهُ قَالَ - خَلْفَ الْكَتِيبَةِ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 201

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hac mevsiminde (Mekke’ye çeşitli yerlerden gelen) insanlara kendisini…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah r.a.’den şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hac mevsiminde (Mekke’ye çeşitli yerlerden gelen) insanlara kendisini takdim ederek: '' Beni kavmine götürecek kimse yok mu? Çünkü gerçekte Kureyş beni, Rabbimin kelamını tebliğ etmekten alıkoymak istediler '', buyurdu.

    Diğer tahric: Tirmizi, fedailu’l-kur’an; Ebu Davud, sunne

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عُثْمَانَ، - يَعْنِي ابْنَ الْمُغِيرَةِ الثَّقَفِيَّ - عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَعْرِضُ نَفْسَهُ عَلَى النَّاسِ فِي الْمَوْسِمِ فَيَقُولُ ‏ "‏ أَلاَ رَجَلٌ يَحْمِلُنِي إِلَى قَوْمِهِ فَإِنَّ قُرَيْشًا قَدْ مَنَعُونِي أَنْ أُبَلِّغَ كَلاَمَ رَبِّي ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 202

    Bir günahı örtmesi, bir üzüntüyü gidermesi, bir kavmi yükseltmesi ve bir kavmi alçaltması O’nun (yeni yeni)…

    Türkçe meal

    Ebu'd-Derda r.a.’den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah Teala’nın: '' … Her gün Allah yeni bir icaddadır.'' buyruğu hakkında şöyle buyurdu: '' Bir günahı örtmesi, bir üzüntüyü gidermesi, bir kavmi yükseltmesi ve bir kavmi alçaltması O’nun (yeni yeni) icadlarındandır. '' Not: Zevaid de: ‘’Bu Hadis’in isnadı hasendir’’ deniyor

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا الْوَزِيرُ بْنُ صَبِيحٍ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ حَلْبَسٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي قَوْلِهِ تَعَالَى ‏{كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ}‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ مِنْ شَأْنِهِ أَنْ يَغْفِرَ ذَنْبًا وَيُفَرِّجَ كَرْبًا وَيَرْفَعَ قَوْمًا وَيَخْفِضَ آخَرِينَ ‏"‏ ‏.‏