İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 29 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1367

    Allah Teala, gecenin yarısı veya üçte ikisi gidinceye kadar talepte bulunmaz. Bu sürenin bitiminden fecir…

    Türkçe meal

    Rıfaa el-Cüheni (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Allah Teala, gecenin yarısı veya üçte ikisi gidinceye kadar talepte bulunmaz. Bu sürenin bitiminden fecir doğuncaya kadar şöyle buyurur: Sakın benim kullarım benden başkasından bir istekte bulunmasınlar. Kim bana dua ederse Ona icabet ederim. Kim benden bir hacet isterse ona veririm. Kim günahının mağfiretini benden dilerse ona mağfiret ederim.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki Muhammed bin Mus'ab zayıftır. Salih bin Muhammed: Onun Evzai'den olan bütün hadisleri matlubtur, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُصْعَبٍ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ رِفَاعَةَ الْجُهَنِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يُمْهِلُ حَتَّى إِذَا ذَهَبَ مِنَ اللَّيْلِ نِصْفُهُ أَوْ ثُلُثَاهُ قَالَ لاَ يَسْأَلَنَّ عِبَادِي غَيْرِي مَنْ يَدْعُنِي أَسْتَجِبْ لَهُ مَنْ يَسْأَلْنِي أُعْطِهِ مَنْ يَسْتَغْفِرْنِي أَغْفِرْ لَهُ حَتَّى يَطْلُعَ الْفَجْرُ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 1368

    Bakara süresinin son iki ayetini bir gecede kim okursa bu ayetler ona kafidir.- Ravi Hafs'ın kendi…

    Türkçe meal

    Ebu Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensari el-Bedri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu. demiştir : «Bakara süresinin son iki ayetini bir gecede kim okursa bu ayetler ona kafidir.- Ravi Hafs'ın kendi rivayetinde dediğine göre, ravi Abdurrahman şöyle demiştir: Ben bilahere Ebu Mes'ud (r.a.)'e (Kabe'yi) tavaf ederken rastladım da bana bu hadisi anlattı.

    Açıklaması: 1369’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، وَأَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَهُمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حَفْصٌ فِي حَدِيثِهِ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَلَقِيتُ أَبَا مَسْعُودٍ وَهُوَ يَطُوفُ فَحَدَّثَنِي بِهِ ‏.‏

  3. Hadis no. 1369

    Kim bir gecede Bakara suresinin sonundaki iki ayeti okursa, o ayetler ona kafidir

    Türkçe meal

    Ebu Mes'ud (Ukbe bin Amr el-Ensari el-Bedri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir : «Kim bir gecede Bakara suresinin sonundaki iki ayeti okursa, o ayetler ona kafidir.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَرَأَ الآيَتَيْنِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏ ‏.‏

  4. Hadis no. 1370

    Biriniz (namazda) uykusu geldiği zaman (namaza ara verip) kendisinden uyku hali gidinceye kadar uyusun. Çünkü…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Biriniz (namazda) uykusu geldiği zaman (namaza ara verip) kendisinden uyku hali gidinceye kadar uyusun. Çünkü uykusu geldiği halde namaz kıldığı zaman ne söylediğini bilemez. İstiğfar etmek isterken kendisine sövmesi umulur.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، جَمِيعًا عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ فَلْيَرْقُدْ حَتَّى يَذْهَبَ عَنْهُ النَّوْمُ فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي إِذَا صَلَّى وَهُوَ نَاعِسٌ لَعَلَّهُ يَذْهَبُ يَسْتَغْفِرُ فَيَسُبُّ نَفْسَهُ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 1371

    İpi çözünüz, ipi çözünüz. Biriniz hafif ve kuvvetli olduğu müddetçe namaz kılsın. Yorulunca otursun

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) mescid'e girmiş de İki sütün arasına gerilmiş bir ip görmüş ve: «Bu ip nedir?» diye sormuş. (Orada bulunanlar) demişler ki: Bu ip, (Efendimizin muhterem zevcelerinden) Zeynep (r.anha)'ya aittir. Burada namaz kılar. Ayakta yorulduğu zaman bu ipe tutunur. Bunun üzerine Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «İpi çözünüz, ipi çözünüz. Biriniz hafif ve kuvvetli olduğu müddetçe namaz kılsın. Yorulunca otursun.» buyurmuştur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى اللَّيْثِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَرَأَى حَبْلاً مَمْدُودًا بَيْنَ سَارِيَتَيْنِ فَقَالَ ‏"‏ مَا هَذَا الْحَبْلُ؟‏ "‏ ‏.‏ قَالُوا لِزَيْنَبَ تُصَلِّي فِيهِ فَإِذَا فَتَرَتْ تَعَلَّقَتْ بِهِ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ حُلُّوهُ. حُلُّوهُ. لِيُصَلِّ أَحَدُكُمْ نَشَاطَهُ. فَإِذَا فَتَرَ فَلْيَقْعُدْ ‏"‏ ‏.‏

  6. Hadis no. 1372

    Biriniz gece namazına kalktığı zaman (uyku basması nedeniyle okuduğu) Kur'an onun dilinden anlaşılmaz olup ne…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir : «Biriniz gece namazına kalktığı zaman (uyku basması nedeniyle okuduğu) Kur'an onun dilinden anlaşılmaz olup ne dediğini bilmez ise (namaza ara verip) yatsın.»

    Diğer tahric: Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ يَحْيَى بْنِ النَّضْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قَامَ أَحَدُكُمْ مِنَ اللَّيْلِ، فَاسْتَعْجَمَ الْقُرْآنُ عَلَى لِسَانِهِ، فَلَمْ يَدْرِ مَا يَقُولُ، اضْطَجَعَ ‏"‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 1373

    Akşam ile yatsı namazları arasında yirmi rek'at (nafile) kılan kimse için Allah Teala cennette bir ev yaptırır

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir : «Akşam ile yatsı namazları arasında yirmi rek'at (nafile) kılan kimse için Allah Teala cennette bir ev yaptırır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki Yakub bin el-Velid'in zayıflığı hususunda alimler ittifak etmişlerdir. İmam Ahmed: O, büyük kezzablardandır. Hadis uydururdu. demiştir.

    Açıklaması: 1374’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ الْوَلِيدِ الْمَدِينِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى بَيْنَ الْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ عِشْرِينَ رَكْعَةً بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 1374

    Akşam namazından sonra altı rekat (nafile) kılan ve aralarında fena söz söylemeyen kimse için bu namaz, on…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Akşam namazından sonra altı rekat (nafile) kılan ve aralarında fena söz söylemeyen kimse için bu namaz, on iki yıllık ibadete denk tutulur.» Bu hadis; 113. babta 1167 nolu olarak geçmiştir. Bu namazla ilgili gerekli bilgi orada verilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو عُمَرَ حَفْصُ بْنُ عُمَرَ قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ أَبِي خَثْعَمٍ الْيَمَامِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى سِتَّ رَكَعَاتٍ بَعْدَ الْمَغْرِبِ لَمْ يَتَكَلَّمْ بَيْنَهُنَّ بِسُوءٍ عُدِلَتْ لَهُ عِبَادَةَ اثْنَتَىْ عَشْرَةَ سَنَةً ‏"‏ ‏.‏

  9. Hadis no. 1375

    Adam'ın (nafile) namazı kendi evinde kılmasına gelince; bu bir nurdur. Artık evlerinizi nurlandırımz

    Türkçe meal

    Asım bin Anır (r.a.)'den; şöyle demiştir : Irak halkından bir nefer halife Ömer (r.a.)'in yanına çıkmak üzere (Medine'ye) geldiler. Onun huzuruna varınca Ömer (r.a.) onlara: Kimlerdensiniz? diye sordu. Irak halkindanız, dediler. Ömer (r.a.): Kufe emirinin izniyle mi geldiniz? diye sordu. Onlar: Evet, dediler. Ravi demiştir ki : Gelenler, adamın kendi evinde (nafile) namaz kılmasının hükmünü sordular. Ömer (r.a.) dedi ki: Ben (bunu) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sordum. Buyurdu ki: «Adam'ın (nafile) namazı kendi evinde kılmasına gelince; bu bir nurdur. Artık evlerinizi nurlandırımz.» Ömer bin el-Hattab (r.a.)'in mevlası Umeyr (r.a.) Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den (tahdis etmiştir.) O da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini (tahdis) etmiştir. Not: Müellif bu hadisi iki yoldan zikretmiştir: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bu iki yolun dönüm noktası ravi Asım bin Amr'dır. O ise zayıftır. EI-Ukayli Onu zayıf raviler arasında zikretmiştir. Buhari de: Onun hadisi sabit değildir, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ طَارِقٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ خَرَجَ نَفَرٌ مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ إِلَى عُمَرَ فَلَمَّا قَدِمُوا عَلَيْهِ قَالَ لَهُمْ مِمَّنْ أَنْتُمْ قَالُوا مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ ‏.‏ قَالَ فَبِإِذْنٍ جِئْتُمْ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ فَسَأَلُوهُ عَنْ صَلاَةِ الرَّجُلِ فِي بَيْتِهِ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ أَمَّا صَلاَةُ الرَّجُلِ فِي بَيْتِهِ فَنُورٌ فَنَوِّرُوا بُيُوتَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ عُمَيْرٍ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

  10. Hadis no. 1376

    Biriniz farz namazını (bir mescidde) kıldığı zaman namazından bir payını evine versin. Çünkü Allah Teala onun…

    Türkçe meal

    Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Biriniz farz namazını (bir mescidde) kıldığı zaman namazından bir payını evine versin. Çünkü Allah Teala onun evde kılacağı namazdan onun evine bir hayır verir.» Zevaid de: Bu hadis’in ravileri sikadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ صَلاَتَهُ فَلْيَجْعَلْ لِبَيْتِهِ مِنْهَا نَصِيبًا فَإِنَّ اللَّهَ جَاعِلٌ فِي بَيْتِهِ مِنْ صَلاَتِهِ خَيْرًا ‏"‏ ‏.‏

  11. Hadis no. 1377

    Evlerinizi kabirler yapmayınız

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Evlerinizi kabirler yapmayınız.»

    Açıklama

    Asım bin Amr (r.a.)'ın ve Umeyr (r.a.)'ın hadisleri Zevaid türündendir. Ebu Said-i Hudri (r.a.)'ın hadisi de Zevaid türündendir. Ancak Müslim bu hadisi Cabir (r.a.)'den rivayet etmiştir. Müslim'in rivayetinde; --fi mescid-- (Bir Mescidde) ilavesi vardır. Tercemede bu ilaveyi parentez içi ifadeyle işaret ettim. Bu hadiste Nebi (s.a.v.) farzını mescidde kılan'ın sünnetini evinde kılması ve evinin namaz sayesinde hayra kavuşmasını tavsiye eylemiştir. Ahmed bin Hanbel'in Aişe (r.anha)'den rivayet ettiği bir hadiste de Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Evlerinizde (nafile) kılınız. Evlerinizi üzerinize kabirler yapmayınız.» Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı hadisi şöyle yorumlar: "Yani ölüler gibi olmayınız.

    Onlar evlerinde namaz kılmazlar. Onların evleri kabirlerdir. Hadisi şöyle yorumlayanlar da olmuştur: Evinde namaz kılmayan kimse, kendisini ölüye, evini de kabire benzetmiş olur. Müslim'in rivayet ettiği: «İçinde Allah'ın anıldığı ev ile içinde Allah'ın anılmadığı ev, diri ve ölüye benzerler.» mealindeki hadis bu yorumu te'yid eder. Bazıları: Hadisin manası: 'Ölülerinizi evlerinizde gömmeyiniz.' demektir, diye yorum yapmışlar ise de Hattabi: Bu yorum hiçbir şey değildir. Çünkü Resulullah (s.a.v.) oturduğu evine defnedilmiştir. Peygamberlerin, öldükleri yerlere gömüldükleri rivayetleri de vardır, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ أَخْزَمَ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَتَّخِذُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 1378

    Evime bakmıyor musun? Mescide ne kadar yakındır. Şüphesiz evimde namaz kılmam, mescidde namaz kılmamdan bana…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Sa'd (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e; Evimdeki namaz mı mesciddeki namaz mı daha efdaldır? diye sordum. Buyurdu ki: «Evime bakmıyor musun? Mescide ne kadar yakındır. Şüphesiz evimde namaz kılmam, mescidde namaz kılmamdan bana daha sevimlidir. Farz namaz bundan müstesnadır.» Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ حَرَامِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَمِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَيُّمَا أَفْضَلُ الصَّلاَةُ فِي بَيْتِي أَوِ الصَّلاَةُ فِي الْمَسْجِدِ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ تَرَى إِلَى بَيْتِي مَا أَقْرَبَهُ مِنَ الْمَسْجِدِ فَلأَنْ أُصَلِّيَ فِي بَيْتِي أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ أَنْ أُصَلِّيَ فِي الْمَسْجِدِ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ صَلاَةً مَكْتُوبَةً ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 1379

    Osman bin Affan (r.a.) zamanında halk çok veya tam iken ben kuşluk namazını soruşturdum. O'nun yani Nebi…

    Türkçe meal

    Abdullah bin el-Haris (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Osman bin Affan (r.a.) zamanında halk çok veya tam iken ben kuşluk namazını soruşturdum. O'nun yani Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu namazı kıldığını haber veren Ümmü Hani (r.anha)'dan başka hiçbir kimseyi bulamadım. Ümmü Hani (r.anha) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kuşluk namazını sekiz rek'at olarak kıldığını bana haber verdi.

    Diğer tahric: Müslim de bu hadisi rivayet etmiştir. Bunun bir benzerini Ebu Davud ve Tirmizi, İbn-i Ebi Leyla (r.a.) 'dan rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ سَأَلْتُ فِي زَمَنِ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ وَالنَّاسُ مُتَوَافِرُونَ - أَوْ مُتَوَافُونَ - عَنْ صَلاَةِ الضُّحَى، فَلَمْ أَجِدْ أَحَدًا يُخْبِرُنِي أَنَّهُ صَلاَّهَا - يَعْنِي النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - غَيْرَ أُمِّ هَانِئٍ فَأَخْبَرَتْنِي أَنَّهُ صَلاَّهَا ثَمَانِيَ رَكَعَاتٍ ‏.‏

  14. Hadis no. 1380

    Kim oniki rek'at kuşluk namazı kılarsa Allah Teala onun için Cennet'te altından bir köşk yaptırır

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim. Buyurdu ki : «Kim oniki rek'at kuşluk namazı kılarsa Allah Teala onun için Cennet'te altından bir köşk yaptırır.»

    Diğer tahric: Tirmizi de bunu rivayet etmiştir:

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ قَالاَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَنَسٍ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ صَلَّى الضُّحَى ثِنْتَىْ عَشْرَةَ رَكْعَةً بَنَى اللَّهُ لَهُ قَصْرًا مِنْ ذَهَبٍ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 1381

    Ben. Aişe (r.anha)'ya: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk namazını kılar mıydı? diye sordum. Dedi ki…

    Türkçe meal

    Muaza el-Adevivye (r.a.)'dım. şöyle demiştir: Ben. Aişe (r.anha)'ya: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuşluk namazını kılar mıydı? diye sordum. Dedi ki: Evet, dört rek'at olarak (kılardı) ve Allah'ın dilediği kadar fazlalaştırırdı.

    Diğer tahric: Ahmed, Müslim ve Hakim de bunu rivayet etmişlerdir. Tirmizi de Şemail'de Nesai ise Sünen-i Kübra'sında bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَزِيدَ الرِّشْكِ، عَنْ مُعَاذَةَ الْعَدَوِيَّةِ، قَالَتْ سَأَلْتُ عَائِشَةَ أَكَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي الضُّحَى قَالَتْ نَعَمْ أَرْبَعًا وَيَزِيدُ مَا شَاءَ اللَّهُ ‏.‏

  16. Hadis no. 1382

    Kim kuşluk namazının çiftine (iki rek'atine) devam ederse günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Kim kuşluk namazının çiftine (iki rek'atine) devam ederse günahları deniz köpüğü kadar bile olsa bağışlanır.»

    Diğer tahric: Tirmizi de bunu rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ النَّهَّاسِ بْنِ قَهْمٍ، عَنْ شَدَّادٍ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ حَافَظَ عَلَى شُفْعَةِ الضُّحَى غُفِرَتْ لَهُ ذُنُوبُهُ وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ‏"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 1383

    Siz'den birisi bir işi yapmak istediği zaman farz değil (istihare niyetiyle nafile olarak) iki rek'at namaz…

    Türkçe meal

    Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; Şciyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur'an'dan sure öğretir gibi istihare (keyfiyet ve duasını) öğreterek buyururdu ki: «Siz'den birisi bir işi yapmak istediği zaman farz değil (istihare niyetiyle nafile olarak) iki rek'at namaz kılsın. Namazdan sonra şöyle dua etsin : Allah'ım! Hakkımda hayırlısını Sen bildiğin için ben hayırlısına irşad edilmemi senden isterim ve gücünden yardım diliyerek hayırlısına gücümün yetmesini senden dilerim. Senin büyük fadl (ve kerem)ından isterim. Çünkü Sen (her şeye) kadirsin. Ben hiçbir şeye kadir değilim. Sen (her şeyi) bilirsin. Ben (bir şey) bilmem. Sen (herkese) gizli olan her şeyi çok bilicisin. Allah'ım! İstediğim bu iş (burada yapmak istediği şeyi belirtir) Senin ilminde benim için dinime, hayatıma ve ahiretime hayır ise (yahut şimdiki ve gelecekteki işlerim bakımından hayırlı ise) bunu bana mukadder kıl. (Buna gücümü yetiştir.) Bunu bana müyesser kıl. Ve bu işi bana mübarek eyle. Ve eğer senin ilminde (birinci defa söylediğinin mislini burada söyler) şer ise bu işi benden, beni (ve kalbimi) de bu işten çevir ve hayır nerede ise o hayrı bana mukadder eyle! Sonra nefsimi bu hayr'a razı kıl.»

    Diğer tahric: Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الْمَوَالِ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ الْمُنْكَدِرِ، يُحَدِّثُ عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُعَلِّمُنَا الاِسْتِخَارَةَ كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ هَذَا الأَمْرَ - فَيُسَمِّيهِ مَا كَانَ مِنْ شَىْءٍ - خَيْرًا لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي - أَوْ خَيْرًا لِي فِي عَاجِلِ أَمْرِي وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي وَبَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ - يَقُولُ مِثْلَ مَا قَالَ فِي الْمَرَّةِ الأُولَى - وَإِنْ كَانَ شَرًّا لِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُمَا كَانَ ثُمَّ رَضِّنِي بِهِ ‏"‏ ‏.‏

  18. Hadis no. 1384

    Herhangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlukatından bir kimsenin yanında ihtiyacı…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Ebi Evfa el-Eslemi (r.a.)'den; şöyie demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkıp gelerek buyurdu ki: «Herhangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlukatından bir kimsenin yanında ihtiyacı olursa; abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle dua etsin: 'Halim ve Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Büyük arşın Rabbi olan Allah Teala'yı tesbih ve tenzih ederim. alemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun. Allah'ım! Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrın ganimetini ve her günahtan selamette olmayı senden dilerim. (Allah'ım!) Her günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni ve rızana uygun her hacetimi yerine getirmeni Senden isterim! Sonra dünya ve ahiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü şüphesiz O dilek takdir edilir.» Not: Bu hadisi Tirmizi de tahric ederek garib olduğunu söylemiştir. Hadisin isnadı söz götürür. Çünkü ravi Faid bin Abdirrahman, hadiste zayıftır. Faid, Ebu'l-Varka'dır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ الْعَبَّادَانِيُّ، عَنْ فَائِدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى الأَسْلَمِيِّ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏ "‏ مَنْ كَانَتْ لَهُ حَاجَةٌ إِلَى اللَّهِ أَوْ إِلَى أَحَدٍ مِنْ خَلْقِهِ فَلْيَتَوَضَّأْ وَلْيُصَلِّ رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ لْيَقُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ وَالسَّلاَمَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ أَسْأَلُكَ أَلاَّ تَدَعَ لِي ذَنْبًا إِلاَّ غَفَرْتَهُ وَلاَ هَمًّا إِلاَّ فَرَّجْتَهُ وَلاَ حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضًا إِلاَّ قَضَيْتَهَا لِي ثُمَّ يَسْأَلُ اللَّهَ مِنْ أَمْرِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ مَا شَاءَ فَإِنَّهُ يُقَدَّرُ ‏"‏ ‏.‏

  19. Hadis no. 1385

    Dilersen bu hastalığın mükafatını kendin için ahirete bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer dilersen ben…

    Türkçe meal

    Osman bin Huneyf (r.a.)'den; şöyle demiştir: Gözü kör veya çok az gören bir adam, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Benim için Allah'a dua et, bana afiyet versin. (Gözümü sıhhata kavuştursun.) diye dilekte bulundu. Efendimiz : «Dilersen bu hastalığın mükafatını kendin için ahirete bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer dilersen ben dua ederim.» buyurdu. Adam: Dua et, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) adam'a güzelce abdest almasını, iki rekat namaz kılmasını ve şu dua ile dua etmesini emretti: «Allah'ım! Şüphesiz ben Senden isterim ve rahmet Nebii olan Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Sana yönelirim. Ya Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu ihtiyacımın yerine getirilmesi için senin yardımınla Rabbime yöneldim. Allahım Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i benim hakkımda şefaatçi kıl.» Ravi Ebu İshak demiştir ki: Bu Hadis sahihtir. Not: Tirmizi bu hadisi dualara ait bablarda rivayet ederek bunun hasen sahlh garib olduğunu ve yalnız ravi Ebu Ca'fer tariki ile bildiklerini söylemiştir.

    Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورِ بْنِ سَيَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ الْمَدَنِيِّ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ خُزَيْمَةَ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّ رَجُلاً، ضَرِيرَ الْبَصَرِ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ادْعُ اللَّهَ لِي أَنْ يُعَافِيَنِي ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنْ شِئْتَ أَخَّرْتُ لَكَ وَهُوَ خَيْرٌ وَإِنْ شِئْتَ دَعَوْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ ادْعُهْ ‏.‏ فَأَمَرَهُ أَنْ يَتَوَضَّأَ فَيُحْسِنَ وُضُوءَهُ وَيُصَلِّيَ رَكْعَتَيْنِ وَيَدْعُوَ بِهَذَا الدُّعَاءِ ‏"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ وَأَتَوَجَّهُ إِلَيْكَ بِمُحَمَّدٍ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي قَدْ تَوَجَّهْتُ بِكَ إِلَى رَبِّي فِي حَاجَتِي هَذِهِ لِتُقْضَى اللَّهُمَّ فَشَفِّعْهُ فِيَّ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 1386

    Dört rek'at (nafile) namaz kıl. Her rek'atta Fatihayı ve bir sure oku. Kıraat bitince rüküa gitmeden önce…

    Türkçe meal

    Ebu Rafi' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abbas (r.a.)'e şöyle buyurmuştur : «Ey Amcam! Sana. bir hediye vermiyeyim mi? Sana yararlı olmıyayım mı? Sana karşı üzerime düşeni yapmıyayım mı?. Abbas (r.a.) : — Buyur ya Resulallah! dedi. Efendimiz: — «Dört rek'at (nafile) namaz kıl. Her rek'atta Fatihayı ve bir sure oku. Kıraat bitince rüküa gitmeden önce onbeş defa; Sübhanallahi velhamdülülahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber, deyiver. Sonra rüku et (Rüku tesbihinden sonra) bunu on defa söyle. Sonra (rükudan) başını kaldır. Doğrulunca bunu on defa söyle. Sonra secde et. (Secdedeki tesbihten) sonra bunu on defa söyle. Sonra (başını) secdeden kaldır. (Bu oturuş tesbihinden sonra) da on defa söyle. Sonra secde et. (Yine ondaki tesbihten) sonra bunu on defa oku. Sonra başını kaldır ve ayağa kalkmadan önce (oturduğun yerde) bunu on defa söyle. İşte her rek'atta yetmiş beş defa olmuş olur. Bu zikir, dört rek'atte üçyüz defadır. Eğer artık günahların kum yığınları misli olmuş olsa Allah senin için onları bağışlar.» buyurdu. Abbas (r.a.): — Bir kimsenin gücü bunu bir günde söylemeye yetmezse? diye sordu. Efendimiz: — «Bunu bir Cuma'da (haftada bir) söyle. Eğer (Bir haftada) yapmaya gücün yetmezse bunu bir ayda söyle» buyurdu. Ve nihayet: — «Bunu bir yılda söyle» buyurdu." Not: Sindi: Bu hadis hakkında hadis hafızları konuşmuştur. Sıhhatli olan söz bu hadisin sabit olup halkın bununla amel etmesinin uygunluğudur. Alimler bu hususta geniş bilgi vermişlerdir. Ben bunun bir parçasını yazdığım Sünen-i Ebu Davüd haşiyesinde ve Nevevi'nin el-Ezkar adlı kitabının haşiyesinde zikretmişimdir, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَبُو عِيسَى الْمَسْرُوقِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ، مَوْلَى أَبِي بَكْرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ عَنْ أَبِي رَافِعٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْعَبَّاسِ ‏"‏ يَا عَمِّ أَلاَ أَحْبُوكَ أَلاَ أَنْفَعُكَ أَلاَ أَصِلُكَ ‏"‏ قَالَ بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تُصَلِّي أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ تَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ فَإِذَا انْقَضَتِ الْقِرَاءَةُ فَقُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ خَمْسَ عَشْرَةَ مَرَّةً قَبْلَ أَنْ تَرْكَعَ ثُمَّ ارْكَعْ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ اسْجُدْ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ اسْجُدْ فَقُلْهَا عَشْرًا ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ فَقُلْهَا عَشْرًا قَبْلَ أَنْ تَقُومَ فَتِلْكَ خَمْسٌ وَسَبْعُونَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ وَهِيَ ثَلاَثُمِائَةٍ فِي أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ فَلَوْ كَانَتْ ذُنُوبُكَ مِثْلَ رَمْلِ عَالِجٍ غَفَرَهَا اللَّهُ لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ يَقُولُهَا فِي يَوْمٍ قَالَ ‏"‏ قُلْهَا فِي جُمُعَةٍ فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَقُلْهَا فِي شَهْرٍ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى قَالَ ‏"‏ فَقُلْهَا فِي سَنَةٍ ‏"‏ ‏.‏