İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 9

Nikâh Kitabı

171 hadis · No. 1845–2015

Sayfa 8 / 9Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1985

    Bu gece yetmiş kadın Muhammed (Sallallahu aleyhive Sellem)'in zevcelerine vardılar. Her birisi kendi…

    Türkçe meal

    lyas bin Abdillah bin Ebi Zübab (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Allah'ın cariyeleri dövmeyin.» Bu emirden sonra Ömer (r.a.), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in yanına gelip: Y& Resulallah! (bu emrinizden sonra) Kadınlar cesaretlenip kocalarına itaatsizlik etmeye başladılar, dedi. Bunun üzerine (te'dip için ve yara bere bırakmıyacak tarzda) kadınları dövme ruhsatı verildi. Kadınlar da dövüldü. Bundan sonra Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerine çok sayıda kadın gitti, (kendilerini şiddetle döven kocalarından şikayet ettiler.) Ertesi gün sabahleyin Efendimiz şöyle buyurdu. «Bu gece yetmiş kadın Muhammed (Sallallahu aleyhive Sellem)'in zevcelerine vardılar. Her birisi kendi kocasından (şiddetli dövmesinden) şikayet etti. Artık siz, karılarını (böylesine) döven adamları iyileriniz olarak bilmeyiniz.»"

    Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, Darimi ve Beyhaki de müteaddit yollarla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي ذُبَابٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ لاَ تَضْرِبُوا إِمَاءَ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ عُمَرُ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ ذَئِرَ النِّسَاءُ عَلَى أَزْوَاجِهِنَّ فَأْمُرْ بِضَرْبِهِنَّ ‏.‏ فَضُرِبْنَ فَطَافَ بِآلِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَائِفُ نِسَاءٍ كَثِيرٍ فَلَمَّا أَصْبَحَ قَالَ ‏"‏ لَقَدْ طَافَ اللَّيْلَةَ بِآلِ مُحَمَّدٍ سَبْعُونَ امْرَأَةً كُلُّ امْرَأَةٍ تَشْتَكِي زَوْجَهَا فَلاَ تَجِدُونَ أُولَئِكَ خِيَارَكُمْ ‏"‏ ‏.‏

  2. Hadis no. 1986

    Adama, karısını niçin dövdüğü sorulmaz. Vitir namazını kılmadan uyuma

    Türkçe meal

    el-Eş'as bin Kays (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben bir gece Ömer (r.a.)'a misafir oldum. Gece yarısı olunca Ömer kalkıp karısını dövmeye başladı. Ben onları ayırdım Ömer yatağına dönünce bana: Ey Eş'as! Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim (şu) şeyi benden (öğrenip) belle: «Adama, karısını niçin dövdüğü sorulmaz. Vitir namazını kılmadan uyuma.» Ravi demiştir ki ben (Nebi'in) üçüncü cümlesini unuttum. Müellif, ravi Ebu Avane'den sonra ikinci bir sened ile de hadisin kendisine rivayet edildiğini söylemiştir.

    Diğer tahric: Beyhaki de bu hadisi aynı metinle rivayet etmiştir. Ebu Davud da Peygamber {s.a.v.)'e ait buyruğun ilk cümlesini yine Ebu Avane yolu ile rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْحَسَنُ بْنُ مُدْرِكٍ الطَّحَّانُ، قَالاَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَوْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمُسْلِيِّ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ قَيْسٍ، قَالَ ضِفْتُ عُمَرَ لَيْلَةً فَلَمَّا كَانَ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ قَامَ إِلَى امْرَأَتِهِ يَضْرِبُهَا فَحَجَزْتُ بَيْنَهُمَا فَلَمَّا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ قَالَ لِي يَا أَشْعَثُ احْفَظْ عَنِّي شَيْئًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ يُسْأَلُ الرَّجُلُ فِيمَ يَضْرِبُ امْرَأَتَهُ وَلاَ تَنَمْ إِلاَّ عَلَى وِتْرٍ ‏"‏ ‏.‏ وَنَسِيتُ الثَّالِثَةَ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، بِإِسْنَادِهِ نَحْوَهُ ‏.‏

  3. Hadis no. 1987

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının saçını başka saçla çoğaltan, başka saç ilavesiyle saçını…

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının saçını başka saçla çoğaltan, başka saç ilavesiyle saçını çoğalttıran, dövme yaptıran ve dövunlenen kadınları lanetlemiş (veya Allah'ın lanetlediğini haber vermiş) tir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ لَعَنَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ ‏.‏

  4. Hadis no. 1988

    Kadın'ın saçını başka saçla çoğaltan kadın'a ve başka saçla saçını çoğaltan kadına Allah lanet eylemiştir…

    Türkçe meal

    Esma' (bint-i Ebi Bekr) (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: (Ensar'dan) bir kadın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Benim kızım yeni evlenmiş bir gelinciktir. Bir salgın hastalığa tutulup saçları döküldü. Ben başka saçla onun saçını çoğaltabilir (miy)im? dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: «Kadın'ın saçını başka saçla çoğaltan kadın'a ve başka saçla saçını çoğaltan kadına Allah lanet eylemiştir (veya lanet eylesin.)»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ ابْنَتِي عُرَيِّسٌ وَقَدْ أَصَابَتْهَا الْحَصْبَةُ فَتَمَرَّقَ شَعْرُهَا ‏.‏ فَأَصِلُ لَهَا فِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 1989

    Rasul size ne getirdi ise onu alın, sizi neden nehyetti ise de derhal vazgeçin

    Türkçe meal

    Abdullah (bin Mes'ud) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), güzellik için dövme yaptıran, dövünlenen, yüzünün kıllarını yolduran ve ön dişlerini (eğe gibi aletlerle) aralayan ve bu suretle Allah'ın yarattığı tabii güzelliği değiştiren kadınları Ianetlemiştir. Beni Esed kabilesinden Ümmü Yakub isimli bir kadın (İbn-i Mes'ud'un) bu hadisini duyunca İbn-i Mes'ud'a gelerek: Senin böyle böyle söylediğini haber aldım, dedi. İbn-i Mes'ud (r.a.): Söylediğim şey Allah'ın kitabında bulunduğu halde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in lanetlediği kimseleri niçin ben de lanetlemiyeyim? dedi. Kadın: Ben şüphesiz Allah'ın kitabının tamamını okurum. (Onda) senin dediğin bu hususu bulamadım, dedi. İbn-İ Mes'ud: Eğer sen Kur'an'ı okudu isen şübhesiz dediğim hususu bulmuşsun. Sen: وما آتاكم الرسول فخذوه، وما نهاكم عنه فا نتهوا "Rasul size ne getirdi ise onu alın, sizi neden nehyetti ise de derhal vazgeçin"[Haşr 17] ayetini okumadın mı? diye cevap verince, kadın : Evet. (Ben bu ayeti okudum) dedi. Ibn-i Mes'ud: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dediğim şeyi şübhesiz yasakladı. (Bu kere) kadın: Sanırım senin aile ferdlerin (yasaklandığını haber verdiğin şeyi) yaparlar, dedi. İbn-i Mes'ud: Git de bak, dedi. Kadın gidip baktı da aradığını bulamadı. (Sonra döndü ve) bir şey göremedim, dedi. Abdullah (ibn-i Mes'ud) kadına: Eğer benim ailem senin dediğin gibi olmuş olsaydı bizimle yaşıyamazdı (yani onu boşardık), dedi.

    Diğer tahric: Buhari, Libas: Müslim, Libas: Nesaî, Ziyne: Tirmizî Edep: Ebu Davud, tetreccül

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو عُمَرَ، حَفْصُ بْنُ عَمْرٍو وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْوَاشِمَاتِ وَالْمُسْتَوْشِمَاتِ وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ الْمُغَيِّرَاتِ لِخَلْقِ اللَّهِ ‏.‏ فَبَلَغَ ذَلِكَ امْرَأَةً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهَا أُمُّ يَعْقُوبَ فَجَاءَتْ إِلَيْهِ فَقَالَتْ بَلَغَنِي عَنْكَ أَنَّكَ قُلْتَ كَيْتَ وَكَيْتَ ‏.‏ قَالَ وَمَالِي لاَ أَلْعَنُ مَنْ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ فِي كِتَابِ اللَّهِ قَالَتْ إِنِّي لأَقْرَأُ مَا بَيْنَ لَوْحَيْهِ فَمَا وَجَدْتُهُ ‏.‏ قَالَ إِنْ كُنْتِ قَرَأْتِهِ فَقَدْ وَجَدْتِهِ أَمَا قَرَأْتِ ‏{وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا}‏ قَالَتْ بَلَى ‏.‏ قَالَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَدْ نَهَى عَنْهُ ‏.‏ قَالَتْ فَإِنِّي لأَظُنُّ أَهْلَكَ يَفْعَلُونَ ‏.‏ قَالَ اذْهَبِي فَانْظُرِي ‏.‏ فَذَهَبَتْ فَنَظَرَتْ فَلَمْ تَرَ مِنْ حَاجَتِهَا شَيْئًا ‏.‏ قَالَتْ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ لَوْ كَانَتْ كَمَا تَقُولِينَ مَا جَامَعَتْنَا ‏.‏

  6. Hadis no. 1990

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şevval ayında beni nikahladı ve (yine) Şevval ayında benimle gerdeğe…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Şevval ayında beni nikahladı ve (yine) Şevval ayında benimle gerdeğe girdi. (Nikah ve zifafım Şevval ayında olduğu halde) O'nun hangi zevcesi Onun yanında benden daha şanslıdır? Aişe de (Nebi'e uymak üzere) kendi yakını olan kadınları Şevval ayında gerdeğe ithal etmeyi tercih ederdi.

    Diğer tahric: Bunu; Ahmed. Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 1991’de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تَزَوَّجَنِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي شَوَّالٍ وَبَنَى بِي فِي شَوَّالٍ ‏.‏ فَأَىُّ نِسَائِهِ كَانَ أَحْظَى عِنْدَهُ مِنِّي ‏.‏ وَكَانَتْ عَائِشَةُ تَسْتَحِبُّ أَنْ تُدْخِلَ نِسَاءَهَا فِي شَوَّالٍ ‏.‏

  7. Hadis no. 1991

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme (r.anha)'yı Şevval ayında nikahladı ve Şevval ayında onunla…

    Türkçe meal

    el-Haris bin Hişam (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Seleme (r.anha)'yı Şevval ayında nikahladı ve Şevval ayında onunla gerdeğe girdi." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Muhammed bin ish&k tedlisçi olup bu hadisi an'ane ile rivayet etmiştir. Ayrıca müellifin yanında, el-Haris bin Hişam bin el-Muğİre'nin bundan başka hadisi yoktur. BuharI, Müslim, Tirmizl, Ebu Davud ve Nesai'de İse bu ravlnin hiçbir hadisi yoktur. El-MizzI: Muhammed bin Yezld el-Müstemli de bu hadisi Esved bin amir'den, Esved'ln senedi ile rivayet etmiştir. Buradaki senedden şu farkla ki bu se-neddeki Abdülmellk yerine Abdurrahman bulunur. O daha isabetlidir, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضي الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَزَوَّجَ أُمَّ سَلَمَةَ فِي شَوَّالٍ وَجَمَعَهَا إِلَيْهِ فِي شَوَّالٍ ‏.‏

  8. Hadis no. 1992

    Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Bir adam karısına bir şey vermemiş iken kadını adamın gerdek…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre; Bir adam karısına bir şey vermemiş iken kadını adamın gerdek odasına dahil etmesini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Aişe (r.anha)'ya emretmiştir/.

    Diğer tahric: Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، - أَظُنُّهُ - عَنْ طَلْحَةَ، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَهَا أَنْ تُدْخِلَ عَلَى رَجُلٍ امْرَأَتَهُ قَبْلَ أَنْ يُعْطِيَهَا شَيْئًا ‏.‏

  9. Hadis no. 1993

    Hiçbir uğursuzluk yoktur. Bazen (şu) üç şeyde uğur olur

    Türkçe meal

    Mihmar bin Muaviye (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «Hiçbir uğursuzluk yoktur. Bazen (şu) üç şeyde uğur olur» Kadında, at'ta ve evde.» Not: Bunun senedinin sahih ve ravilerinin sika oldukları Zevaid'de söylenmiştir.

    Açıklaması: 1995’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ سُلَيْمٍ الْكَلْبِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ جَابِرٍ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ مُعَاوِيَةَ، عَنْ عَمِّهِ، مِخْمَرِ بْنِ مُعَاوِيَةَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ شُؤْمَ وَقَدْ يَكُونُ الْيُمْنُ فِي ثَلاَثَةٍ فِي الْمَرْأَةِ وَالْفَرَسِ وَالدَّارِ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 1994

    Eğer olursa, atta, kadında ve meskende olur

    Türkçe meal

    Sehl bin Sa'd (es-Saidi) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur; «Eğer olursa, atta, kadında ve meskende olur.» Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uğursuzluğu kasdeder.

    Açıklaması: 1995’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنْ كَانَ فَفِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالْمَسْكَنِ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي الشُّؤْمَ ‏.‏

  11. Hadis no. 1995

    Uğursuzluk (şu) Üç şeyde olur : Atta, kadında ve evde

    Türkçe meal

    Salim'İn babası (İin Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Uğursuzluk (şu) Üç şeyde olur : Atta, kadında ve evde.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ أَبُو سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثَةٍ فِي الْفَرَسِ وَالْمَرْأَةِ وَالدَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ الزُّهْرِيُّ فَحَدَّثَنِي أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَمْعَةَ، أَنَّ جَدَّتَهُ، زَيْنَبَ حَدَّثَتْهُ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَعُدُّ هَؤُلاَءِ الثَّلاَثَةَ وَتَزِيدُ مَعَهُنَّ السَّيْفَ ‏.‏

  12. Hadis no. 1996

    Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da çirkin görür. Allah Teala'nın sevdiği kıskançlık, kötülük…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da çirkin görür. Allah Teala'nın sevdiği kıskançlık, kötülük olduğu kuvvetle sanıldığında gösterilen tepkidir. Allah'ın çirkin gördüğü kıskançlığa gelince, kötülük belirtisi olmadığı yerde gösterilen tepkidir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Çünkü ravı Ebu Selim meçhuldür. El-Mizzi. el-Etraf'ta: Ebu Sehm ismi bir vehimdir. Doğrusu Ebu Seleme'dir, demiştir. İbn-i Hibban. bu hadisi kendi sahihinde Ubeyd el-Ensari'den rivayet etmiştir. Ahmed de kendi Müsnedinde bu hadisi Ukbe bin Amir el-Cüheni'den rivayet etmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَيْبَانَ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي سَهْمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مِنَ الْغَيْرَةِ مَا يُحِبُّ اللَّهُ وَمِنْهَا مَا يَكْرَهُ اللَّهُ فَأَمَّا مَا يُحِبُّ فَالْغَيْرَةُ فِي الرِّيبَةِ وَأَمَّا مَا يَكْرَهُ فَالْغَيْرَةُ فِي غَيْرِ رِيبَةٍ ‏"‏ ‏.‏

  13. Hadis no. 1997

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hadice (r.anha)'yı (yanımda çok) andığını gördüğüm için onu…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Hadice (r.anha)'yı (yanımda çok) andığını gördüğüm için onu kıskandığım kadar (kumalarımdan) hiçbir kadını kıskanmadım. (Kıskanmanın diğer bir nedeni olarak) ve andolsun ki Rabb Teala Hadice'yi cennette kasab'tan (ibn-i Maceh dedi ki yani altından) bir köşk ile müjdelemeyi Nebi'e emretmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih Olup ravileri sika zatlardır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا غِرْتُ عَلَى امْرَأَةٍ قَطُّ مَا غِرْتُ عَلَى خَدِيجَةَ مِمَّا رَأَيْتُ مِنْ ذِكْرِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَهَا وَلَقَدْ أَمَرَهُ رَبُّهُ أَنْ يُبَشِّرَهَا بِبَيْتٍ فِي الْجَنَّةِ مِنْ قَصَبٍ ‏.‏ يَعْنِي مِنْ ذَهَبٍ قَالَهُ ابْنُ مَاجَهْ ‏.‏

  14. Hadis no. 1998

    Hişam bin el-Mugire'nin oğulları, kendilerinin kızını Ali bin Ebi Talib'e nikahlamaları için benden izin…

    Türkçe meal

    el-Misver bin Mahreme (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde iken şöyle buyurduğunu (bizzat) İşittim: «Hişam bin el-Mugire'nin oğulları, kendilerinin kızını Ali bin Ebi Talib'e nikahlamaları için benden izin istediler. (Ama) ben onlara izin vermiyeceğim, sonra da izin vermiyeceğim, daha sonra da izin vermiyeceğim. Ancak Ali benim kızımı boşamak ve onların kızını nikahlanmak isterse (o takdirde izin vereceğim). Çünkü şüphesiz kızım, benden bir parçadır. Ona elem veren şey bana (da) elem verir ve ona eziyet veren şey bana (da) eziyet verir.»

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed. Açıklaması: 1999’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ بَنِي هِشَامِ بْنِ الْمُغِيرَةِ اسْتَأْذَنُونِي أَنْ يُنْكِحُوا ابْنَتَهُمْ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ فَلاَ آذَنُ لَهُمْ ثُمَّ لاَ آذَنُ لَهُمْ ثُمَّ لاَ آذَنُ لَهُمْ إِلاَّ أَنْ يُرِيدَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ أَنْ يُطَلِّقَ ابْنَتِي وَيَنْكِحَ ابْنَتَهُمْ فَإِنَّمَا هِيَ بَضْعَةٌ مِنِّي يَرِيبُنِي مَا رَابَهَا وَيُؤْذِينِي مَا آذَاهَا ‏"‏ ‏.‏

  15. Hadis no. 1999

    Besmele, hamd ve şehadetten sonra (bilmiş olun ki:) Ben. (kızım Zeyneb'i) Ebül-As bin er-Rabia nikah ettim. O…

    Türkçe meal

    Ali bin el-Hüseyn (bin Ali bin Ebi Talib) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: el-Misver bin Mahreme (r.a.): kendisine şöyle demiştir: Ali bin Ebi Talib (r.a.), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Futima (r.anha) ile evli iken Ebu Cehil'in kızı ile evlenmek istedi. Fatima, bu durumu işitince Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak ; (Babacığım kızlarına eziyet edildiğinde) onlar için senin kızmadığını herkes söylüyor. Bak İşte Ali, Ebu Cehil'in kızı ile evlenmek üzeredir, dedi. Misver demiştir ki•. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı (bir hutbe okudu. Hutbesinde) şehadet getirdikten sonra şöyle buyurduğunu işittim: «Besmele, hamd ve şehadetten sonra (bilmiş olun ki:) Ben. (kızım Zeyneb'i) Ebül-As bin er-Rabia nikah ettim. O bana (Zeyneb üzerine evlenmiyeceğine) söz verdi ve bana karşı (verdiği sözde) doğru davrandı. Ve şüphesiz Muhammed'in kızı Fatima benden bir parçadır. (Aranızda dolaşan söylentiler gibi şeyler yüzünden) onu bir hataya düşürmenizi çirkin görürüm. Allah'a yemin ederim ki, hiçbir zaman Resulullah'ın kızı, Allah'ın düşmanı (Ebü Cehil)'in kızı ile beraber bir erkeğin nikahı altında birleşemez.» Ravi demiştir ki: Bunun üzerine Ali (r.a.), Ebü Cehil'in kızını istemekten vazgeçti.

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Ahmed de bunu rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَنْبَأَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ خَطَبَ بِنْتَ أَبِي جَهْلٍ وَعِنْدَهُ فَاطِمَةُ بِنْتُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمَّا سَمِعَتْ بِذَلِكَ، فَاطِمَةُ أَتَتِ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ إِنَّ قَوْمَكَ يَتَحَدَّثُونَ أَنَّكَ لاَ تَغْضَبُ لِبَنَاتِكَ وَهَذَا عَلِيٌّ نَاكِحًا ابْنَةَ أَبِي جَهْلٍ ‏.‏ قَالَ الْمِسْوَرُ فَقَامَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَسَمِعْتُهُ حِينَ تَشَهَّدَ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي قَدْ أَنْكَحْتُ أَبَا الْعَاصِ بْنَ الرَّبِيعِ فَحَدَّثَنِي فَصَدَقَنِي وَإِنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ بَضْعَةٌ مِنِّي وَأَنَا أَكْرَهُ أَنْ تَفْتِنُوهَا وَإِنَّهَا وَاللَّهِ لاَ تَجْتَمِعُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ وَبِنْتُ عَدُوِّ اللَّهِ عِنْدَ رَجُلٍ وَاحِدٍ أَبَدًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَنَزَلَ عَلِيٌّ عَنِ الْخِطْبَةِ ‏.‏

  16. Hadis no. 2000

    Ey Nebi, kadınlarından dilediği (nin nöbeti) ni geriye bırakabilirsin, dilediğini de yanına alabilirsin…

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Şöyİe söylerdi: Kadın, nefsini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (mehirsiz olarak) hibe etmekten haya etmez mi? (diye ayıplardım.) Nihayet Allah Teala: "Ey Nebi, kadınlarından dilediği (nin nöbeti) ni geriye bırakabilirsin, dilediğini de yanına alabilirsin (kadınların arasında nöbet usulünü uygulamaya mecbur değilsin)’’ [Ahzab suresi 51.] ayetini indirince Aişe ben şöyle söyledim, demiştir: (Ya Resulallah) Rabbin şüphesiz senin dilek ve arzunu geciktirmeden derhal gerçekleştirir.

    Diğer tahric: Hadisi Buhari (4788, 5113), Müslim 1464 (49, 50), Mesai, (5287, 8878 ile 11350.)Ahmed, Müsned (25026), Tahavi, Şerh Müşkili'l-Asar (6063, 6064, 6065) İbn Hibban (6367) rivayet etti.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَقُولُ أَمَا تَسْتَحِي الْمَرْأَةُ أَنْ تَهَبَ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ ‏{تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ}‏ ‏.‏ قَالَتْ فَقُلْتُ إِنَّ رَبَّكَ لَيُسَارِعُ فِي هَوَاكَ ‏.‏

  17. Hadis no. 2001

    Biz Enes bin Malik (r.a.)'ın yanında oturuyorduk. Onun bir kızı da onun yanında idi. Enes: Bir kadın. Nebi…

    Türkçe meal

    Sabit (el-Bennani) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Biz Enes bin Malik (r.a.)'ın yanında oturuyorduk. Onun bir kızı da onun yanında idi. Enes: Bir kadın. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek kendi nefsini O'na arzetti ve: Ya Resulallah! Bana ihtiyacın var mı diyerek (O'nunla evlenmek teklifinde bulundu)? (Yanımızda bulunan) Enes'in kızı -. O kadının hayasının azlığına şaşarım, dedi. Bunun üzerine Enes, (kızına): O kadın senden hayırlıdır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile evlenmek (şerefine) kavuşmak istediği için kendi nefsini O'na arz etti, dedi.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ قَالاَ حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا مَعَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ وَعِنْدَهُ ابْنَةٌ لَهُ فَقَالَ أَنَسٌ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَرَضَتْ نَفْسَهَا عَلَيْهِ ‏.‏ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَلْ لَكَ فِيَّ حَاجَةٌ فَقَالَتِ ابْنَتُهُ مَا أَقَلَّ حَيَاءَهَا ‏.‏ فَقَالَ هِيَ خَيْرٌ مِنْكِ رَغِبَتْ فِي رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَعَرَضَتْ نَفْسَهَا عَلَيْهِ ‏.‏

  18. Hadis no. 2002

    Develerin içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'dan; Şöyle «lemiştir: Beni Fezare (kabilesin)den bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resulallah! Benim ailem siyah bir erkek çocuk doğurdu. (Ben siyah olmadığım için ailemden şübheleniyorum, demek istedi.) Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (adama): — «Senin develerin var mı?» diye sordu. Adam : — Evet, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Peki, develerin renkleri nasıldır?» buyurdu. Adam : — Kırmızıdır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Develerin içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?» buyurdu. Adam : — Şüphesiz bunlar içinde beyazı siyaha çalar boz develer vardır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Şu halde o boz renk nereden bunlara geldi?» diye sordu. Adam: — Soyundan bir damara çektiği umulur, diye cevap verdi. Efendimiz: — «Bu çocuğunun da eski bir soy damarı çektiği umulur,» buyurdu. (Bu hadisi müellife Ebu Bekir ile Muhammed bin Sabbah rivayet etmişlerdir. Bu ifade Muhammed bin Sabbah'a aittir.)

    Diğer tahric: Buhari ve Müslim

    Açıklama

    2003’te EBU DAVUD HADİSELERİ VE İZAH İÇİN: 2260 – 2261 –

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي فَزَارَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ غُلاَمًا أَسْوَدَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا أَلْوَانُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمْرٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ فِيهَا مِنْ أَوْرَقَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ إِنَّ فِيهَا لَوُرْقًا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَنَّى أَتَاهَا ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَسَى عِرْقٌ نَزَعَهَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَهَذَا لَعَلَّ عِرْقًا نَزَعَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الصَّبَّاحِ ‏.‏

  19. Hadis no. 2003

    Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demişlİr: Bedevilerden bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resulatlah! Benim karım benim yatağım üzerinde siyah bir oğlan çocuk doğurdu. Halbuki biz öyle bir aileyiz ki içimizde öteden beri hiçbir siyah kimse olmamıştır, dedi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona: — «Develerin var mı?» diye sordu. Adam: — Evet (var), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Peki, bunların renkleri nasıldır?» buyurdu. Adam : — Kırmızıdır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde siyah deve var mı?» diye sordu. Adam : — Hayır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?» buyurdu. Adam: — Evet (vardır.), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); — «Peki, o boz renk nereden oldu?» diye sordu. Adam : — Soyundan bir damarın onu çektiği umulur, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Soyundan bir damarın senin bu oğlunu çektiği de umulur.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde ravl Abad bin Kuleyb bulunur. Müellifin rivayeti böyledir. Doğrusu ise Abade bin Kuleyb'dir. EI-Muzzi et-Tehzib'de böyle demiştir. Ebu Hatim, anılan Abade'nin, rivayetlerinde saduk (çok doğru) olduğunu söylemiştir. İbn-i Ebi Hatim de Buharinin onu zayıflar arasında zikrettiğini söylemiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبَاءَةُ بْنُ كُلَيْبٍ اللَّيْثِيُّ أَبُو غَسَّانَ، عَنْ جُوَيْرِيَةَ بْنِ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، ‏.‏ أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ عَلَى فِرَاشِي غُلاَمًا أَسْوَدَ وَإِنَّا أَهْلُ بَيْتٍ لَمْ يَكُنْ فِينَا أَسْوَدُ قَطُّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنَ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا أَلْوَانُهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حُمْرٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلْ فِيهَا أَسْوَدُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ فِيهَا أَوْرَقُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَنَّى كَانَ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَسَى أَنْ يَكُونَ نَزَعَهُ عِرْقٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلَعَلَّ ابْنَكَ هَذَا نَزَعَهُ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.‏

  20. Hadis no. 2004

    Ya Şevde! Sen bundan sonra (Abdurrahman isimli) bu çocuğa gözükme

    Türkçe meal

    Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Zem'a'nın cariyesinin oğlu (Abdurrahman'ın nesebinin tayini ve kimin oğlu sayılmasının gerekliliği) hakkında Zam'a'nın oğlu (Abd) ile Sa'd (bin Ebi Vakkas), aralarında bulunan ihtilafın halli için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e baş vurdular. Sa'd: — Ya Resulallah! (ölen) kardeşim (Utbe) bana vasiyet ederek, Mekke'ye vardığımda Zam'a'nın cariyesinin oğluna bakıp yakalamamı (almamı) istemiştir, (Çünkü çocuğun kendisinden olduğunu söylemiştir), diye iddiasını açıkladı. Abd bin Zam'a da: — Çocuk benim kardeşimdir, babamın cariyesinin oğludur, babamın firaşı (yatağı) üstünde doğmuştur, dedi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğun Utbe'ye benzediğini gördü ve: — «Ya Abd bin Zam'a! (Abdurrahman isimli) bu çocuk senin (kardeşin) dir. Çocuk firaş (sahibin) e aittir. (Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kendi zevcesi olan Zam'a kızı Sevde'y®': «Ya Şevde! Sen bundan sonra (Abdurrahman isimli) bu çocuğa gözükme» buyurdu.

    Diğer tahric: Hadisi Buhari (2053, 2218, 2421, 2533, 2745, 4303, 6749, 6765, 6817, 7182), Müslim (1457), Ebu Davud (2273), Nesai s-küb. (5648, 5651); Ahmed, Müsned (24086) ve İbn Hibban (4105) rivayet etmişlerdir. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 2273 – 2274 –

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ إِنَّ عَبْدَ بْنَ زَمْعَةَ وَسَعْدًا اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ابْنِ أَمَةِ زَمْعَةَ ‏.‏ فَقَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَوْصَانِي أَخِي إِذَا قَدِمْتُ مَكَّةَ أَنْ أَنْظُرَ إِلَى ابْنِ أَمَةِ زَمْعَةَ فَأَقْبِضَهُ ‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ أَخِي وَابْنُ أَمَةِ أَبِي وُلِدَ عَلَى فِرَاشِ أَبِي ‏.‏ فَرَأَى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ شَبَهَهُ بِعُتْبَةَ فَقَالَ ‏ "‏ هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ ‏.‏ الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ وَاحْتَجِبِي عَنْهُ يَا سَوْدَةُ ‏"‏ ‏.‏