Bölümler
38- 00MukaddimeNo. 1-266
- 01Taharet ve Sünnetleri KitabıNo. 267-666
- 02Namaz KitabıNo. 667-705
- 03Ezan ve Sünneti KitabıNo. 706-734
- 04Mescidler ve Cemaatler KitabıNo. 735-802
- 05Namazın Kılınışı ve Sünnetleri KitabıNo. 803-1432
- 06Cenazeler KitabıNo. 1433-1637
- 07Oruç KitabıNo. 1638-1782
- 08Zekât KitabıNo. 1783-1844
- 09Nikâh KitabıNo. 1845-2015
- 10Talâk KitabıNo. 2016-2477
- 11Kefâretler KitabıNo. 2478-2136
- 12Ticaretler KitabıNo. 2478-2307
- 13Ahkâm KitabıNo. 2478-2374
- 14Hibeler KitabıNo. 2478-2389
- 15Sadakalar KitabıNo. 2478-2528
- 16Rehin KitabıNo. 2529-2491
- 17Şuf'a KitabıNo. 2529-2501
- 18Lukata (Buluntu Mal) KitabıNo. 2529-2511
- 19Itk (Köle Azadı) KitabıNo. 2529-2532
- 20Hudûd KitabıNo. 2533-2614
- 21Diyetler KitabıNo. 2615-2694
- 22Vasiyetler KitabıNo. 2695-2718
- 23Ferâiz (Miras) KitabıNo. 2719-2752
- 24Cihad KitabıNo. 2753-2881
- 25Menâsik (Hac) KitabıNo. 2882-3119
- 26Kurbanlar KitabıNo. 3120-3161
- 27Zebâih (Hayvan Kesimi) KitabıNo. 3162-3199
- 28Av KitabıNo. 3200-3250
- 29Yiyecekler KitabıNo. 3251-3370
- 30İçecekler KitabıNo. 3371-3435
- 31Tıp KitabıNo. 3436-3549
- 32Giyim KitabıNo. 3550-3656
- 33Edeb KitabıNo. 3657-3826
- 34Dualar KitabıNo. 3827-3892
- 35Rüya Tabiri KitabıNo. 3893-3926
- 36Fitneler KitabıNo. 3927-4099
- 37Zühd KitabıNo. 4100-4341
Tüm hadisler
112 / 216- 2238Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketli eyle(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivâytt «dediğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dua etmiştir: «Allahım! Ümmetim için gündüzün ilk zamanını (yâni bu vakitte yaptıkları işi) bereketli eyle.» Not: Bunun senedinde bulunan ravi Abdurrahman'ın zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
- 2239Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın alan bir…Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Bir musarrâtı (= müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktiren) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı kabul veya satıcıya iade etmek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Eğer onu iade ederse onunla beraber bir sâ' semrâ (yâni buğday) değil bir sâ' kuru hurmayı da (sağılan süte karşılık) versin.» EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH: 3443 – 3444 – 3445 – 3446 İzahları 3446 İbn-i Ömer rivayetinde
- 2240Ey insanlar! Muhaffele (=müşteriyi aldatmak amacıyla sütü sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın…Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ey insanlar! Muhaffele (=müşteriyi aldatmak amacıyla sütü sağılmayıp göğsünde hapsedilen) bir hayvanı satın alan bir kimse (hayvanı geri vermek hususunda) üç güne kadar serbesttir. Müşteri onu geri verecekse onunla beraber, sağdığı sütünün iki mislini (Veya eldeki) bir mislini (n kıymeti kadar) buğday da versin.» Not: Bu hadisi Ebu Davtid da rivayet etmiştir. EI-Fetih'te: Bunun senedi zayıftır ve İbn-i Kuddame demiş ki bu hadisin zahiri ile amel etmek alimlerin ittifakı ile terkedilmiştir, diye bilgi verilmiştir.
- 2241Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve…Abdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Sadık ve masdûk olan Ebü'I-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üzerinde çehâdet ederim ki O, bize şöyle buyurdu: «Muhaffel (müşteriyi aldatmak için sütü sağılmayıp göğsünde biriktirilen) hayvanları satmak bir aldatmadır ve aldatmak, hiçbir müslümana helâl değildir.» Not: Bunun senedinde Cabir el-Ca'fi bulunduğu ve kendisinin doğruluğunun şüpheli olduğu, Zevılld'de bildirilmiştir
- 2242Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (satın alınan) kölenin gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu…Aişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (satın alınan) kölenin gelirinin, kölenin helak olmasından sorumlu olması nedeni, ile (müşterinin hakkı) olduğuna hükmetti
- 2243Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu olması nedeni ile (müşterinin hakkı) dırAişe (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Bir adam bir köleyi satın aldı ve çalıştırıp ondan gelir sağladı. Sonra kölede bir kusur bulup (satıcıya) geri verdi. Bunun üzerine satıcı: Yâ Resülallah! Adam, benim kalemi çalıştırıp ondan gelir sağladı, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Satın alınan malın geliri, onun helak olmasından sorumlu olması nedeni ile (müşterinin hakkı) dır.» buyurdu.
- 2244(Satılan) kölenin uhdesi (yâni alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu süre) üç gündürSemure bin Cündüb (r.a.)'den rivayet edildiğine; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu, demiştir: «(Satılan) kölenin uhdesi (yâni alıcısının muhayyerliği veya satıcısının zimmetinde olduğu süre) üç gündür.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki raviler sika zatlardır. Ancak Said bin Ebi Arube'nin hafızası son zamanlarında karışmıştı. Fakat Abede bin Süleyman kendisinden, bu halinden önce rivayette bulunmuştur. Ravi el-Hasan'ın Semure (r.a.)'den hadis işitmesi meselesi de söz götürür. Açıklaması: 2245’te
- 2245Dört günden sonra uhde yokturUkbe bin Âmir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Dört günden sonra uhde yoktur.»
- 2246Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din) kardeşine satan hiçbir müslüman'a (bu satış) helal…Ukbe bin Âmir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şunu işitmiştir: «Müslüman, müslümanın kardeşidir. Kusurlu bir malı (din) kardeşine satan hiçbir müslüman'a (bu satış) helal olmaz. Meğer ki (satarken) bu kusuru ona açıklaya.» Diğer tahric: Müslim, Ahmed, Tabarani, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 2247’de
- 2247Kusurunu açıklamadığı bir malı satan bir kimse, dâima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona…Vasile bin el-Eska' (r.a.j'den; Şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittim, buyurdular ki: «Kusurunu açıklamadığı bir malı satan bir kimse, dâima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler devamlı ona la'net ederler.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Bakiyye bin el-Velid tedlisçidir. Şeyhi de zayıftır
- 2248Esirler getirildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), aynı ev halkını biribirinden ayırmak istemediği…Abdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Esirler getirildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), aynı ev halkını biribirinden ayırmak istemediği için hepsini toplu halde (bir kişiye) verirdi. Bu hadis zevaid türündendir. Ahmed de tahric etmiştir. Açıklaması 2250 nolu Hadis’te
- 2249O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)Ali (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana kardeş ve gencecik iki köle hibe etti. Ben bunların birisini sattım. Sonra Resûl-ı Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O iki gencecik ne işlediler? (Yâni halleri nasıldır?)» buyurdu. Ben: Bunların birisini sattım, dedim. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O'nu geri al,» buyurdu. Diğer tahric. Tirmizi ve Hakim Açıklaması: 2250’de
- 2250Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) câriye ile çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden ayıran…Ebu Musa (el-Eş'ari) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) câriye ile çocuğunu ve (köle olan) iki kardeşi biribirinden ayıran kimseye la'net etmiştir. Açıklama 2248, 2249 VE 2250 : Zevaid türünden olan İbni Mes'ud (r.a.)'m hadisini Ahmed de rivayet etmiştir. Ali {r.a.)'ın hadisini Tirmizi ve Hakim de rivayet etmiştir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisinin Zevaid türünden olduğuna dair bir kayıt bulunmamakla beraber Kütüb-i Sitte'nin diğerlerinde göremedim. El-Münziri'nin bildirdiğine göre Darekutni de rivayet etmiştir. Camiü's-Sağir'de, İbni Mace'den rivayet edilmiştir. Bu itibarla Zevaid türünden olması kuvvetle muhtemeldir. İlk hadise göre, esir alınan aile ferdlerinin hepsinin toplu halde bir kimseye verilmesi gerekir, Resul-i Ekrem (s.a.v.) böylelerini biribirinden ayırmak istemezdi. Hadis metninin açık manası ve yorumu böyledir. Camiü's-Sağir haşiyesinde el-Hafni şöyle der: Yani esirler içinde bir kadın ile çocuğu veya bir erkek ile çocuğu ya da iki kardeş bulunduğu zaman Resul-i Ekrem (s.a.v.) kadını birisine, çocuğunu da başka şahsa vermezdi. Keza erkeği bir şahsa, çocuğunu da başka şahsa vermezdi. Kardeşleri de ayrı ayrı kişilere vermezdi. Resul-i Ekrem (s.a.v.), üstün merhameti dolayısıyla kadınla çocuğunu aynı şahsa, erkekle çocuğunu birlikte bir kişiye ve iki kardeşi de beraberce bir adama verirdi. Ali (r.a.)'ın hadisine göre esir edilen iki kardeşi biribirinden ayırmamalıdır. Bu hadiste geçen "Gulam" kelimesi, erginlik çağına yaklaşmış erkek çocuk, oğlan çocuk, köle ve hizmetçi anlamlarına gelir. Burada hangi mananın kasdedildiğine dair bir kayda rastlamadım. Bunların köle olduğu açıktır. Fakat yaş durumlarının ne olduğuna dair bir sarahat yoktur. Ancak, köle manasını ifade eden "Abd" kelimesi yerine "Gulam" kelimesinin kullanılmış olması nedeniyle bunların gencecik oldukları kuvvetle muhtemeldir. Aşağıda, alimlerin görüşleri beyan edilirken görüleceği üzere, ana ile evlad durumundaki iki esiri biribirinden ayırmamak hükmü, evladın küçük yaşta olması haline tahsis edilmektedir. Evlad büyüdükten sonra anasından ayırmakta bir sakınca görülmemektedir. Durum bu olunca iki kardeşin de küçük yaşta olduğu ihtimali kuvvet kazanır. Hakikatını Allah bilir. Ali'nin sattığı köleyi geri alması için verilen emrin zahirine göre yapılan satış sahih sayılmamıştır. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisi de cariye ile çocuğunu ve köle olan kardeşleri biribirinden ayırmanın yasaklığına ve bu hareketin Allah'ın rahmetinden uzak kalmaya sebep olduğuna delalet eder. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in lanet etmesi kişinin Allah'ın rahmetinden uzak kalması için dilekte bulunması demektir. Bunun nasıl bir tehdid olduğu açıktır. ESİR EDİLEN AİLE FERDLERİNİ BİRİBİRİNDEN AYIRMANIN HÜKMÜ HAKKINDAKİ ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ: Tuhfe yazarı bu babtaki hadislerin şerhinde şöyle der: "Burada cariye ile çocuğunu ayırmadan maksat birisini satıp diğerini satmamak veya ikisini ayrı ayrı şahıslara satmak ya da hibe yolu ile bunları ayrı ayrı kimselere vermektir. Esir alınan baba ile çocuğu da aynı hükme tabidir. Hatta biribirine mahrem durumunda olan yakın akrabalar da böyledir. Yani esir alınan aile ferdlerinden biribirine mahrem olanlar bir müslümana verildikten sonra, onun bunları dağıtıp ayrı ayrı şahıslara satması veya hibe etmesi ya da birisini yanında alıkoyup diğerini başkasına vermesi hükmü de aynıdır, yasaktıI". Şerhü's-Sünne'de: Nene, dede ve babanın hükmü de böyledir, denilmiştir. Şevkani de: Bu babta rivayet edilen hadisler, cariye ile çocuğunu ve kardeşleri biribirinden ayırmanın haramlığına delalet ederler. Cariye ile çocuğunu biribirinden ayırmanın haramlığı husüsunda icma bulunduğu el-Bahir'de İmam Yahya'dan naklen beyan edilmiştir. Bu beyana göre, çocuk, anasına muhtaç olmayacak yaşa geldikten sonra, ayırmak caizdir. Ayırmak haram olduğuna rağmen yapılacak satış sahih mi, yoksa geçersiz mi? Ebu Hanife'ye ve bir kavlinde Şafii'ye göre satiş akdi geçerlidir. Şafii'nin diğer bir kavline göre satış batıl ve geçersizdir. Baba ile çocuğunu ayırmaya gelince, bazı fıkıhçılar bunlar biribirinden ayırmanın haram olmadığına hükmetmişlerdir. EI-Bahir sahibi: Baba anaya kıyas edilir, demiştir. Usül ve furü dışında kalan yakınları biribirinden ayırmanın hükmü ise, Hanefiler'e göre bu da haramdır. Şafii'ye göre haram değildir. Kardeşleri ayırmanın haramlığı buradaki nasslarla sabittir. Fakat diğer yakınları bunlara kıyaslamak tam yerinde değildir. Çünkü aralarında fark vardır. Kardeşleri veya ana ile çocuğu biribirinden ayırmadan doğan güçlük başkadır, diğer yakınları biribirinden ayırmanın güçlüğü bu kadar zor değildir. Şu halde diğer akrabaları bunlara kıyaslamak uygun ve yerinde değildir .. Hadislerin zahirine göre söz konusu ayırma satış yolu ile olsun veya başka yolla olsun hepsinin hükmü birdir. Ancak bunları ayıran kişi istek ve irade dışı ayırırsa bunun bir sakıncası yoktur. Mesela,: Esirler, gaziler arasında taksim edilirken bazen yakın akrabaları biribirinden ayırmak mecburiyeti hasıl olur, diye bilgi vermiştİr. Söz konusu yakınlar kaç yaşına varınca ayırmak caiz olur? Tuhfe yazan bu hususta da şöyle der: 1. Ebu Hanife'nin arkadaşlanna göre, küçükleri, erginlik çağına varıncaya kadar "ayırmak caiz değildir. 2. Şafii'ye göre çocuk yedi veya sekiz yaşa varınca ayırmak caiz olur. 3. Malik'e göre çocuk diş çıkarınca ayırmak caiz olur. 4. Ahmed'e göre çocuk büyüyüp erginlik çağına varsa bile ayırmak caiz olmaz. Hanefiler; Küçük yaştaki kardeşleri ayırmak caizdir, Fakat birisi küçük, diğeri büyük yaşta iseler ayırmak caiz değildir, demişlerdir. EI-Gays'ta beyan edildiğine göre, esir akrabalar, erginlik çağına vardıktan sonra, ayrı ayrı kişilere satış, hibe veya başka yollarla verilebilir ve bu hususta icma vardır. Erginlik çağına varanları ayırmanın caizliği için Darekutni ile Hakim'in rivayet ettikleri Ubade bin es-Samit (r.a.)'ın şu mealdeki hadis de delil gösterilmiştir: "Ana ile çocuğu biribirinden tefrik edilmez. (Ayrı şahıslara satılamaz, hibe edilemez) Bunun üzerine: Ne zamana kadar? diye soruldu. Buna cevaben buyuruldu ki: Erkek çocuk, erginlik çağına varıncaya ve kız çocuk, aybaşı adetini görünceye kadar
- 2251El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (r.a.) bana dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in benim için…Abdülmecîd bin Vehb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: El-Adda' bin Hâlid bin Hevze (r.a.) bana dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in benim için yazdığı (yazdırdığı) bir yazıyı sana okutmayalım mı? Abdülmecîd demiştir ki: Ben: Okutunuz, dedim. Bunun üzerine el-Adda' bana bir yazı çıkardı. Baktım ki yazıda şu ifâde vardır: Bu, el-Addâ' bin Hâlid bin Hevze'nin, Allah'ın Besulü Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den satın aldığı mal'ın satışına âit yazı)dır. El-Addâ', Ondan bir köle veya bir câriye satın aldı. (Bu satış) müslümanın müslümana satışıdır. (Satılan malda) hiçbir hastahk yok, hiçbir aldatma yok ve hiçbir huysuzluk yoktur. Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai
- 2252Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve vasıflar) in…Amr bin Şuayb'ın dedesi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Biriniz câriye satın aldığı zaman: Allahım! Ben bunun hayrını ve bunda yarattığın (huyların ve vasıflar) in hayırlısını şüphesiz senden diliyorum. Bunun şerrinden ve bunda yarattığın (huylarla vasıflar) ın şerrinden de şüphesiz sana sığınırım, desin ve mübarek olması için dua etsin. Biriniz bir deve satın aldığı zaman da hörgücünün en yüksek yerinden tutup mübarek olması için duâ etsin ve bu duayı söylesin.» Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai
- 2253(Tartı bakımından eşit de olsalar) altını altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;)…Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «(Tartı bakımından eşit de olsalar) altını altınla (satmak) faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (diyerek elindeki altına peşin vere) ve (diğeri de ona:î Al bunu, (deyip elindeki altını peşin vere). (Ölçü bakımından eşit de olsalar) buğdayı buğdayla (satmak) da faizdir- Meğer ki (taraflardan birisi diğerine;) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere) ve (diğeri de ona:) Al bunu, (deyip yanındaki buğdayı peşin vere). Arpayı arpa ile (mikdarları aynı de olsa satmak) de faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek yanındaki arpayı peşin vere) ve (diğeri de buna:) Al bunu (diyerek yanındaki arpayı peşin vere). Hurmayı (ayni miktar da olsa) hurma ile (satmak) da faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere) ve (diğeri de ona); Al bunu, (deyip yanındaki hurmayı peşin vere).»
- 2254Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (r.a.) (bir gün) bir kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin…Müslim bin Yesar ve Abdullah bin Ubeyd'den; Şöyle demiştir: Ubade bin es-Sâmıt ile Muâviye (r.a.) (bir gün) bir kilisede veya bir havrada bir araya geldiler ve Ubade bin es-Sâmıt, onlara (orada bulunan müslümanlara) şu hadisi nakletti: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi gümüşü gümüşle, altını altınla, buğdayı buğdayla, arpayı arpayla ve hurmayı hurmayla (Müslim ile Abdullah'dan birisi demiştir ki: Ve tuzu tuz ile, — diğeri bunu söylememiş —) satmaktan nehiy etti. (Meğer ki biribiri ile satılmak istenen bu iki şey biribirine eşit olup ikisi de peşin ola.), Buğdayı arpa ile ve arpayı buğday ile elden ele (yâni ikisi de peşin olmak kaydı ile) dilediğimiz gibi (yâni mikdarlan eşit olmasa bile) satmamıza izin verdi.' EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN: 3349 –
- 2255Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü gümüşle, altını altınla, arpayı arpayla ve buğdayı…Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Mikdarca eşit (ve elden ele peşin verilmek üzere) gümüşü gümüşle, altını altınla, arpayı arpayla ve buğdayı buğdayla (satabilirsiniz.)»
- 2256İki sâ' (hurmayı) bir sâ' hurmaya ve iki dirhem (gümüşü) bir dirhem (gümüş)e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve…Ebu Saîd(-i Hudri) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) biz (mücâhidler ile (hazinedeki) karışık hurmalardan (tayin) verirdi. Biz de bunu iyi kaliteli hurma ile değiştirirdik ve iyi hurmanın değer farkına karşılık olmak üzere aldığımız mikdardan fazla mikdarda hurma verirdik. (Bunun iki sa'ını bir sâ' hurmaya satardık). Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İki sâ' (hurmayı) bir sâ' hurmaya ve iki dirhem (gümüşü) bir dirhem (gümüş)e satmak olmaz. (İkisi de peşin ve tartıca eşit olmak kaydıyla) dirhem, dirhemle dinar da dinarla (satılabilir) iki dirhem arasında ve iki dinar arasında (satışı bozucu) fazlalık ancak tartı bakımından olan (fazlalık) dır.»
- 2257Faiz, ancak veresiyede bulunurEbu Hureyre (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben Ebu Sald-i Hudri (r.a.)'den: Bir dirhem (gümüş) ancak bir dirhem (gümüş) ile ve bir dinar (altın) da ancak bir dinar (altın) ile (yâni fazlalıksız satılır), sözünü işittim. Bunun üzerine ben kendisine: Ben îbn-i Abbâs (r.a.)'dan başka şey (Yâni veresiye olmazsa mübadele edilen gümüşlerin veya altınların ağırlığının eşit olmamasında faiz yoktur) dediğini işittim, dedim. Ebû Saîd şöyle cevab verdi: Ben İbn-i Abbas'a rastladım ve ona: Sarf (yâni peşin olarak altını fazla altınla ve gümüşü fazla gümüşle değiştirmenin câizliği) hakkında söylemekte olduğun sözün mesnedinden bana haber ver: Bu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğin bir şey mi, yoksa Allah'ın kitabında bulduğun bir hüküm mü? diye sordum. İbn-i Abbâs: Ben bu hükmü Allah'ın kitabında bulmadım ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den de işitmedim ve lâkin Usâme bin Zeyd bana dedi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Faiz, ancak veresiyede bulunur.» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 2258’de