İçeriğe geç
Hadis kitabı

Sünen-i İbni Mace

hadis
4.317
bölüm
38

Bölümler

38

Tüm hadisler

113 / 216
  1. 2258Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın gümüşü…Ebü'l-Cevzâ (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Ben Ondan yâni İbn-i Abbâs'dan işittim: Sarf (yâni peşin olmak kaydı ile ağırlığı eşit olsun, olmasın gümüşü gümüşle ve altını altınla satma) işine fetva veriyordu ve kendisinden bu fetva naklediliyordu. Sonra bu fetvadan rucû (dönüş) ettiği haberi bana ulaştı. Bir sûre sonra Mekke'de kendisine rastladım ve: Senin bu hükümden rucû ettiğin haberi bana ulaştı, dedim. Kendisi: Evet. O hüküm benim bir görüşüm idi. Halbuki işte Ebû Saîd (-i Hudri), Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sarf işini yasakladığını heber veriyor, dedi
  2. 2259Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ (= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:)…Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'dea rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Altını gümüşle (satmak ve gümüşü altınla satmak) ribâ (= faiz)dır. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere).» (Müellifin şeyhi) Ebû Bekir bin Ebİ Şeybe dediki: Ben Süfyan'dan şunu söylerken işittim: «Altını gümüşle» (buyurulmuştur). îyice hıfzediniz. Diğer tahric: Nesai
  3. 2260Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin…Mâlik bin Evs bin el-Hadesân (r.a.)'den: Şöyle demiştir: Ben (bir gün sahabîler meclisine) gelerek: Kim dirhemlerini (altınla) değiştirmek ister? diye sordum. Talha bin Ubeydillah, Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'nın yanında iken (bana): Altınını bize ver. Sonra kesedarımız (Gabe'den) gelince sen bize gel, dirhemlerini vereceğiz, dedi. Bunun üzerine Ömer (r.a.) Talha (r.a.)'a hitaben: Hayır, (böyle olmaz) vallahi. Sen ya ona dirhemlerini şimdi vereceksin veya onun altınını kendisine geri vereceksin. Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gümüşü altınla satmak faizdir. Meğer ki (taraflardan birisi diğerine:) bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere) ve (diğeri de ona:) Bunu al, (diyerek vereceğini peşin vere.)» buyurdu. Diğer tahric: Buhari. Müslim, Tirmizi, Nesai ve Malik bin Enes de rivayet etmişlerdir.. Açıklaması: 2261’de
  4. 2261Aralarında ağırlık farkı olmaksızın altın altınla, gümüş de gümüşle (değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan…Ali bin Ebî Tâlib (r.a.)'âen rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Aralarında ağırlık farkı olmaksızın altın altınla, gümüş de gümüşle (değiştirilebilir). Gümüşe ihtiyacı olan bîr kimse, altınını onunla değiştirsin. Altına ihtiyacı olan da, gümüşünü onunla değiştirsin. Sarf (yâni bu değiştirmelerin hepsi) şöyle olur: (Taraflardan birisi diğerine:) Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir) ve (diğeri de ona. Al bunu, (diyerek vereceğini peşin verir.)» Diğer tahric: Hakim
  5. 2262... (Abdullah) bin Ömer (radıyallahü anhüma)’dan: Şöyle demiştir: deve satardım“... (Abdullah) bin Ömer (radıyallahü anhüma)’dan: Şöyle demiştir: deve satardım. (Bazen deve bedeli olan) altın yerine gümüş alırdım, (Bazen) dirhemler yerine dinarlar ve (bazen) dinarlar yerine dirhemler alırdım. Sonra (bu durumu) Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e sordum. O : altın ve gümüşten birisini alıp diğerini verdiğin zaman senin ile (alışveriş ettiğin) arkadaşın arasında (alınıp, verilenden ötürü) bir karışıklık (yani ödenmemiş bir şey) varken sakın ondan ayrılma.) buyurdu
  6. 2263Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), müslümanların tedavüldeki sikkeli (altın ve gümüş) paralarını bir…Alkame'nin babası Abdullah (bin Sinan el-Müzenî) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), müslümanların tedavüldeki sikkeli (altın ve gümüş) paralarını bir ihtiyaç (ve gerek) yok iken kesip kırmayı yasakladı. Diğer tahric: Ebu Davud
  7. 2264Yaş hurma kuruduğu zaman (hacim ölçüsü bakımından) eksilir mi?Züher oğullarının mevlâsı Zeyd Ebû Ayyaş (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Kendisi arpanın, süit (Nebi arpası) ile satın alınmasının hükmünü Sa'd bin Ebî Vakkas (r.a.)'a sormuştur. Sa'd kendisine: Bunlardan hangisi (hacim ölçüsü bakımından diğerinden) fazla olur? diye sormuş. Kendisi -. Arpa (fazla olur), diye cevab vermiştir. (Zeyd demiş ki:) Bunun üzerine Sa'd (r.a.) beni bu alım satımdan menetti ve şöyle dedi: Ben şu olaya şâhid oldum : Yaş hurmayı kuru hurma ile satın almanın hükmü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e soruldu. Bunun üzerine O; «Yaş hurma kuruduğu zaman (hacim ölçüsü bakımından) eksilir mi?» buyurdu. Sahâbîler: Evet, dediler. Bunun üzerine O, bundan (yâni yaş hurmayı kuru hurma ile satın alınmasını) nehiy buyurdu.
  8. 2265Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalığındaki yaş…Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzâbene*yi yasaklamıştır. Müzâbene; Adamın, hurmalığındaki yaş hurmayı (ağacında) ölçekle (tahmin ederek) kuru hurma ile satmasıdır. (Keza) bağındaki yaş üzümü (dalında, tahmini) ölçekle kuru üzüm ile satmasıdır ve tarlasında bulunan başağındaki taze buğdayı (yine tahmini) ölçekle safi buğday ile satmasıdır. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunların hepsinden nehiy buyurmuştur.
  9. 2266Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhâkale ve Müzâbene'den nehiy buyurmuştur. EBU DAVUD HADİSLERİ VE…Câbîr bin Abdillah (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muhâkale ve Müzâbene'den nehiy buyurmuştur. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAH İÇİN: 3404 –
  10. 2267Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mühakale ve Müzâbene'den nehiy buyurmuşturRâfi' bin Hadîc (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mühakale ve Müzâbene'den nehiy buyurmuştur.
  11. 2268Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdiSâlim'in babası (İbn Ömer) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye hakkında ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi
  12. 2269Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye (yâni belirli birkaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru…Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ariyye (yâni belirli birkaç ağacın üstündeki yaş hurmayı) kuru hurma olarak mikdannı tahmin etmek suretiyle satılmasına ruhsat verdiğini Zeyd bin Sabit bana haber verdi. (Râvi) Yahya demiştir ki: Ariyye, kişinin aile ferdlerinin azığı olan kuru hurmasını verip bununla birkaç hurma ağacının yaş hurmasını kuru hurma olarak tahminen takdir etmek Suretiyle satın almasıdır. EBU DAVUD HADİSLERİ VE İZAHLARI: 3362 — 3363 —
  13. 2270Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), veresiye olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladıSemure bin Cündüb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), veresiye olarak hayvanı hayvanla satmayı yasakladı. Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai
  14. 2271Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta bîr beis (sakınca) yokturCâbir (bin Semûre) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Elden ele (yâni peşin olarak) bir hayvanı iki hayvan ile satmakta bîr beis (sakınca) yoktur,» buyurdu ve bu satışın veresiye olarak yapılmasından kerahet etmiştir
  15. 2272Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (mu'minlerin anası) Safiyye (bint-i Huyey)'yi yedi baş (cariye - köle)…Enes (bin Mâlik) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (mu'minlerin anası) Safiyye (bint-i Huyey)'yi yedi baş (cariye - köle) ile satın aldı. (Râvî Abdurrahman dedi ki: (Nebi, Safiyye'yi) Dihye el-Kelbrden (satın aldı.) Zevaid de: Bu hadis’in isnadının sahih, ravilerinin sika olduğu bildiriliyot
  16. 2273(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan bir kavmin üzerine vardım. Bunların…Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «(Mi'raca) götürüldüğüm gece, karınları odalar gibi (büyük) olan bir kavmin üzerine vardım. Bunların karınlarında dışardan görülen yılanlar vardı. Ben: Bunlar kimlerdir? Yâ Cebrail! diye sordum. Cebrail dedi ki: Bunlar faiz yiyicileridir.» Not: Bunun senedinde bulunan Ali bin Zeyd bin Ced'an'ın zayıf olduğu Zevaidde bildirilmiştir
  17. 2274Faiz, yetmiş çeşit günahtır. Bunların en hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi) günahı…Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Faiz, yetmiş çeşit günahtır. Bunların en hafifi, erkeğin kendi anası ile zina etmesi (veya evlenmesi) günahı kadardır.» Not: Bunun senedinde bulunan Neclh bin Abdirrahmm Ebil-Maşer'in zayıflığı üzerinde ittifak edildiği, Zevaid'de bildirilmiştir
  18. 2275Faiz yetmiş-üç kapı (çeşit) dirAbdullah (bin Mes'ûd) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Faiz yetmiş-üç kapı (çeşit) dir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. Ravi İbn-i Adi'nin adı Muhammed bin İbrahim olup sika bir zattır. Bu hadisi Şu'be'den yalnız kendisi rivayet etmiştir. [ Açıklama ]: Yukardaki hadislerin üçü de Zevaid türündendir. İkinci hadisi Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bu hadiste faizin yetmiş çeşit günahının bulunduğu ifade edilmiştir. Yani faizin çok çeşitleri vardır. Hepsi de günahtır. En hafif sanılan faizin günahı kişinin, anası ile zina etmesi kadar ağır bir günahtır. Bu hadiste geçen "Nikahlanma" sözü evlenme akdi veya cinsel ilişki manasına yorumlanabilir. İkisinin sonucu aynidir. üçüncü hadiste ise faizin yetmiş kapısının, yani yetmiş çeşidinin bulunduğu bildirilmektedir. Bundan maksad, faizin çeşitlerinin çokluğudur. Yoksa yetmiş sayısı ile tahdid değildir. Gerek bu ve gerekse bundan önceki hadiste geçen "yetmiş üç" sözü de böyle yorumlanınca iki hadis arasında zahiren görülen ihtilaf bertaraf edilmiş olur. Sindi böyle yorum yapmıştır
  19. 2276Son inen âyet, faiz âyetidir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bu âyeti (teferruatı ile) tefsir…Ömer bin el-Hattâb (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Son inen âyet, faiz âyetidir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bu âyeti (teferruatı ile) tefsir etmeden vefat etti. Artık siz faizi de faiz şüphesi bulunan muameleyi de bırakınız. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir ve ravileri sikadır. Ancak ravi Said bin Arube'nin hafızası son zamanlarında zayıflamıştı. [ Açıklama ]: Bu hadis de Zevaid türündendir. Sindi: İbn-i Ömer (r.a.)'ın maksadı faiz ayetinin, helal ve haramla ilgili ayetlerin sonuncusu olduğunu ve hükmünün sabit olup mensuh olmasının söz konusu olamıyacağını bildirmektir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bu ayeti tefsir etmeden vefat ettiğini söylemekle de Ömer (r.a.) şunu demek istemiştir: Yani faizin bütün teferruatını açıklayıcı ve kıyasa mahal bırakmayacak geniş kapsamlı bir açıklamanın Resül-i Ekrem (s.a.v.) tarafından yapılmamış olduğunu bildirmektir. Yoksa bilindiği gibi Resul-i Ekrem (s.a.v.) faiz ayetini açıklayıcı ve faiz hükümlerini beyan edici birçok hadis buyurmuştur, der. Evet yalnız İbn-i Mace'nin bu bölümde rivayet ettiği 2253 - 2273 nolu 20 kadar hadis faizin hükümlerini beyan eder. Omer (r.a.) bu eser ile faiz konusunda çok ihtiyatlı davranmanın gereğine işaret ederek faiz kokusu duyulacak şüpheli muamelelerden uzak durmak için müslümanların dikkatini çekmek istemiştir. Faizin haram kılınması hakkında kısa bir bilgi vermek uygun olur. Cahiliyet devrinde ve İslamiyet'in ilk zamanlarında yaygın olan faiz usülü daha çok şöyle idi. Parası çok olan bankerler, faizciliği. sanat haline getirmişlerdi. Mesela bir adama yüz dirhemi bir yıl vade ile yüzde 20 nisbetinde bir faizle ödünç verirlerdi. Vadesi geldiğinde adam para sahibi ile yeni bir anlaşma yaparak vadeyi bir yıl daha uzatır ve asıl para ile tahakkuk etmiş olan faize ek olarak vereceği 80 dirhemi ödemeyi kabullenirdi. Böylece ikinci vade geldiğinde 200 dirhem ödemek durumunda kalırdı. İkinci vade geldiğinde taraflar süreyi tekrat uzatır ve buna karşı 250 veya 300 dirhem ödeme yapılması üzerinde ittifak ederlerdi. Bu şekilde sürdürülen faizcilikle paranın birkaç katı ödenirdi. Mekke'de inen Al-i İmran suresinin yukarda yazılı 130. ayeti ile bu çirkin muamele takbih (çirkin olarak ifade) edilerek müslümanların böyle yapmaları yasaklandı. Bu ayette, faizin kat kat artırılarak yenilmesi yasaklanmış oldu. Günün faiz usülü kat kat artırmak olduğu için bu durum belirtildi. Yoksa ilk anda sanıldığı gibi kat kat olmayıp bilinen bir orandaki faizin mübahlığı manası çıkarılamaz. Mesela: Anasını silahla yaralayan kişi azarlanırken: Ananı silahla yaralaman çirkin bir suçtur, denildiği zaman, kişinin anasını sopa ile yaralamasının veya dövmesinin çirkin bir suç olmadığı manası çıkarılabilir mi? Bu ayet de böyledir. O günkü faiz durumu öyle olduğu için bu ifade buyurulmuştur. Tefsir kitablarında açıkça belirtildiği gibi bu ayetteki "kat kat faiz" tabiri, böyle olmayan faizin mübahlığını beyan için olmayıp, o günkü çirkin durumu belirtmek içindir. Bu hususta müslümanların icmaı vardır. Ayet-i Celile'yi başka türlü yorumlayan hiçbir ilim adamı yoktur. Kaldı ki Medine-i Münevvere devrinde ve Mekke'nin fethi sırasında inen ve yukarda yazılı bulunan Bakara suresinin 275 - 279 nolu ayetleri faizin çoğunu da azını da kökünden yasaklamıştır. İbn-i Ömer (r.a.) de bu hadiste helal ve haram la ilgili ayetlerin sonuncusunun faiz ayeti olduğunu bildirmekle bu ayetleri kasdediyor. İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet edildigine göre kendisi de riba, yani faiz ayetinin en son inen ayet olduğunu bildirmiştir. Buhari İbn-i Abbas (r.a.)'ın bu rivayetini "Tefsir" bölümünde rivayet etmiştir. Bazı rivayetlerde İbn-i Abbas: En son inen ayet'in; Allah'a döndürüleceğiniz sonra zulüme uğramadan herkesin kazancının tamamının verileceği günden korkunuz ... (Bakara: 281) ayetidir, demiştir. Bu iki rivayet arasında ihtilaf yoktur. Çünkü bu ayet ile faiz ayeti toptan inmiştir. Meşhur Veda haccı esnasında inen faiz ayetinin hükmü de bu esnada uygulanmıştır. Çünkü bu hac esnasında Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in yüzbini aşkın bir İslam cemaatına hitaben buyurduğu ve dünya durdukça tüm insanlık alemine ışık tutacak şaheser hutbesinde cahiliyet devrinin kötü adetlerinin tümünü kökünden kaldırmış ve faizle ilgili olarak da mealen: ''Faiz lağvedilmiştir. Fakat borcunuzun aslını vermeniz gerekir. (Faiz almakla) zulüm etmeyiniz ve (borcun aslını almamakla) zulüme uğramaymız. Faiz, Allah'ın emriyle artık haramdır. Cahiliyet devrinden kalma bu çirkin adetin her çeşidini işte ayaklarımın altında çiğniyorum. ilk kaldırdığım faiz Abdülmuttalib'in oğlu Abbas'ın faizidir.'' buyurmuştur. Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz'un nebevi yani faizi ihtiva eden mallar olduğu nasslarla sabit olduğunu bundan önceki bablarda görmüştünüz. Bunların dışında kalan malların hangilerinin bunlara tabi olduğunu da orada anlatmıştım. Bazı malların ise bunlara tabi olup olmadığı hususunda sahabilerin ve tabiilerin ihtilaf ettiklerini belirtmiştim. Mesela: Ölçülerek satılan mallardan olan ve yiyecek maddelerinden olmayan kireç faize tabi midir, değil midir? Ebu Hanife'ye göre tabidir. Şafii'ye göre tabi değildir. Yani bir ölçek kireç veresiye iki ölçek kireçle satılabilir mi, satılamaz mı? Keza, bir koyun veresiye iki koyunla satılabilir mi, satılamaz mı? bunun gibi ihtilaflı olan meseleler vardır. Ömer (r.a.) bu eserinde, faiz şüphesi olan meselelerde ihtiyatlı davranmayı tavsiye etmiştir. O'nun bu tavsiyesinden hareketle alimler yani yetkili müctehidler arasında ihtilaf konusu edilen bu gibi meselelerde faiz ihtimali göz önünde bulundurulmalı ve bu gibi muameleleri yapmamalı
  20. 2277Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz la'net ettiAbdullah bin Mes'ûd (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, şâhidlerine ve kâtibine şüphesiz la'net etti. Diğer tahric: Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn-i Hibban ve Hakim de bunu rivayet etmişler ve Tirmizi bunun hasen-sahih olduğunu söylemiştir. Müslim de bu hadis metnini Cabir (r.a.)'den merfu olarak rivayet etmiştir. [ Açıklama ]: Ayrıca Müslim İbn-i Mes'ud (r.a.)'den de bunu kısa bir metinle rivayet etmiştir. O metinde yalnız faiz yiyen ile yedirenden söz edilmekte ve bunların Peygamber (s.a.v.) tarafından lanetlendiği belirtilmektedir. Buhari de bunun bir benzerini Ebu Cuheyfe (r.a.)'den merfu olarak rivayet etmiştir. Nesai'nin rivayet ettiği ibn-i Mes'ud'un hadisi şöyledir: ''Faiz yiyen, yediren, faizli işleme şahid olanlar ve katiblik eden kimseler bilerek bunu yapınca, Muhammed (s.a.v.)'in dili ile kıyamet günü melunlardır.'' Hadis şarihlerince beyan edildiği gibi hadislerdeki ''Faiz yiyen'' sözünden maksad faiz alandır. Aldıktan sonra yese de yemese de hüküm aynidir. Yararlanma çeşitlerinin en büyüğü yemek olduğu için bu ifade kullanılmıştır. Keza, Faiz yediren'den maksad da faiz verendir. Faizli muameleye şahidlik edenler ile katiblik edenlerin de ayni suça ve günahına ortak oldukları bildirilmektedir. Müslim'deki Cabir (r.a.)'m hadisinde;.''Bunların hepsi faiz günahında ve vebalinde musavi, yani eşittir. ilavesi vardır. Nevevi bu hadisin şerhinde: Bu hadis, faiz alan ile veren arasındaki muameleyi yazmanın ve buna şahidlik etmenin haramlığına ve batıl bir işe yardımcı olmanın yasaklığına açıkça delalet eder, demiştir. Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in bunları lanetlemesinin iki manası vardır: Birincisi, bunların ilahi rahmetten uzak olduklarını bildirmektir. İkincisi, bunların ilahi rahmetten uzak kalmalarını dilemektir. Bu iki mananın hangisi olursa olsun, bu ve benzeri hadisler faizcilikle uğraşan ve bunların bu muamelelerine katiblik, şahidlik ve benzeri şeylerle yardımcı olanlann akibetlerinin çok fena olduğuna delalet ederler. Çünkü bunların AIlah'ın rahmetinden uzak olduklarının Resul-i Ekrem (s.a.v.) tarafından bildirilmesinden daha büyük bir tehdid düşünülemez. Keza böyle yapanların Allah'ın rahmetinden uzak kalmaları için Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in beddua etmesi ve dilekte bulunması da bir öncekinden hafif bir tehdid sayılamaz. Zira, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in her dileğinin Allah katında makbul olduğu inancındayız. Allah mu'minleri faiz'den korusun