İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 56

Cihad ve Siyer Kitabı

307 hadis · Kitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)

Sayfa 10 / 16Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2962

    Kardeşimle birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik. Ben

    Türkçe meal

    Mücaşi' şöyle demiştir: "Kardeşimle birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik. Ben: "Hicret etmek üzere sana bey'at ediyoruz" dedim. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Artık hicret bitti !" buyurdu. Ben: "Peki bizden hangi konuda bey'at alacaksınız?" deyince şöyle buyurdu: "İslam ve cihad konusunda ... "

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ مُجَاشِعٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِي فَقُلْتُ بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ عَلاَمَ تُبَايِعُنَا قَالَ ‏"‏ عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 2963

    Kardeşimle birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik. Ben

    Türkçe meal

    Mücaşi' şöyle demiştir: "Kardeşimle birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik. Ben: "Hicret etmek üzere sana bey'at ediyoruz" dedim. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Artık hicret bitti !" buyurdu. Ben: "Peki bizden hangi konuda bey'at alacaksınız?" deyince şöyle buyurdu: "İslam ve cihad konusunda ... "

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ فُضَيْلٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ مُجَاشِعٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَأَخِي فَقُلْتُ بَايِعْنَا عَلَى الْهِجْرَةِ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ مَضَتِ الْهِجْرَةُ لأَهْلِهَا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ عَلاَمَ تُبَايِعُنَا قَالَ ‏"‏ عَلَى الإِسْلاَمِ وَالْجِهَادِ ‏"‏‏.‏

  3. Hadis no. 2964

    Bir gün bana bir adam geldi ve nasıl cevap vereceğimi bilemediğim bir soru sordu. Sorusu şöyleydi

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Mes'ud r.a.'den nakledilmiştir: "Bir gün bana bir adam geldi ve nasıl cevap vereceğimi bilemediğim bir soru sordu. Sorusu şöyleydi: "Bir adam düşün! Çok iyi bir hazırlık yaparak silahlarını kuşanmış, heyecanlı ve zinde bir şekilde komutanının gözetimi altında savaşa çıkmış. Fakat bu komutan onu asla gücünün yetmeyeceği işlerle yükümlü tutuyor. Sence böyle bir şey yapılabilir mi?" Ben de ona şöyle dedim: "Allah'a yemin ederim ki sana nasıl cevap verebileceğimi bilmiyorum. Fakat biz Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte iken belki de bize sadece bir defa gücümüzün yetmeyeceğini düşündüğümüz bir sorumluluk yükledi. Allah'a şükür biz bu sorumluluğun üstesinden geldik. Sizler Allah'tan gereği gibi korktuğunuz sürece hayır üzeresiniz demektir. içinize bir şüphe - şek düşerse bilen birisine sorarsınız ve o da sizi tatmin edecek, şüpheden kurtaracak doğru cevabı verir. Fakat şu anda sizin gönlünüzü ferahlatacak, içinizdeki şüpheyi giderecek birisini bulmanız neredeyse imkansız. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, şu dünyanın geriye kalanı, duru ve saf olan temiz kısmı içilmiş ve bulanık kısmı kalmış su birikintisine benzer

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ لَقَدْ أَتَانِي الْيَوْمَ رَجُلٌ فَسَأَلَنِي عَنْ أَمْرٍ مَا دَرَيْتُ مَا أَرُدُّ عَلَيْهِ، فَقَالَ أَرَأَيْتَ رَجُلاً مُؤْدِيًا نَشِيطًا، يَخْرُجُ مَعَ أُمَرَائِنَا فِي الْمَغَازِي، فَيَعْزِمُ عَلَيْنَا فِي أَشْيَاءَ لاَ نُحْصِيهَا‏.‏ فَقُلْتُ لَهُ وَاللَّهِ مَا أَدْرِي مَا أَقُولُ لَكَ إِلاَّ أَنَّا كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَعَسَى أَنْ لاَ يَعْزِمَ عَلَيْنَا فِي أَمْرٍ إِلاَّ مَرَّةً حَتَّى نَفْعَلَهُ، وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَنْ يَزَالَ بِخَيْرٍ مَا اتَّقَى اللَّهَ، وَإِذَا شَكَّ فِي نَفْسِهِ شَىْءٌ سَأَلَ رَجُلاً فَشَفَاهُ مِنْهُ، وَأَوْشَكَ أَنْ لاَ تَجِدُوهُ، وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ مَا أَذْكُرُ مَا غَبَرَ مِنَ الدُّنْيَا إِلاَّ كَالثَّغْبِ شُرِبَ صَفْوُهُ وَبَقِيَ كَدَرُهُ‏.‏

  4. Hadis no. 2965

    Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle…

    Türkçe meal

    Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: "Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle yazıyordu: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanla karşı karşıya geldiği bir savaşta güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar beklerdi. [-2966-] Sonra Hz. Nebi ayağa kalkıp ashabı arasında durarak: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde kararlı ve dirençli olup sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu ve şöyle dua etti: "Ey Kitab'ı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allahım, şu düşmanımızı perişan et / hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle / zafer nasip et!':

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ فَقَرَأْتُهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا انْتَظَرَ حَتَّى مَالَتِ الشَّمْسُ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فِي النَّاسِ قَالَ ‏ "‏ أَيُّهَا النَّاسُ، لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا، وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ، ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ، اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

  5. Hadis no. 2966

    Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle…

    Türkçe meal

    Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: "Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle yazıyordu: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanla karşı karşıya geldiği bir savaşta güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar beklerdi. [-2966-] Sonra Hz. Nebi ayağa kalkıp ashabı arasında durarak: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde kararlı ve dirençli olup sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu ve şöyle dua etti: "Ey Kitab'ı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allahım, şu düşmanımızı perişan et / hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle / zafer nasip et!':

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ فَقَرَأْتُهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا انْتَظَرَ حَتَّى مَالَتِ الشَّمْسُ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فِي النَّاسِ قَالَ ‏ "‏ أَيُّهَا النَّاسُ، لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا، وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ، ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ، اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

  6. Hadis no. 2967

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir savaşa katılmıştım. Ben yorgunluktan neredeyse hiç…

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir savaşa katılmıştım. Ben yorgunluktan neredeyse hiç kımıldayamayacak duruma gelen devemin üzerinde giderken birden ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştım. Bana: "Devenin nesi var?" diye sordu. Ben: "Hayvancağız, yorgunluktan bitap düştü" dedim. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devemin arkasına geçip kamçısıyla vurdu ve dua etti. Ondan sonra baktım ki benim devem kervanın önünde ilerliyor. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: "Deveni şimdi nasıl buldun bakalım?" diye sorunca ben: "Şahane! Sizin bereketiniz ona işledi" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bu deveni bana satar mısın?" dedi. - Bizim bu deveden başka hiçbir devemiz yoktu ve ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olumsuz cevap vermekten çekindim. - Bu yüzden: "Evet" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bunu bana sat!" deyince Medine'ye varıncaya kadar sırtına binmek şartıyla devemi Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e satmıştım. Dönüş yolunda yeni evli olduğumu söyleyerek Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin istedim ve O s.a.v. bana izin verdi. Herkesten önce Medıne'ye gittim. Orada dayımla karşılaştım. Ona deveyi sattığımı söyleyince başka bir devem olmadığı için bana serzenişte bulundu .. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den bir an önce Medine'ye varmak için izin istediğimde aramızda şöyle bir konuşma geçmişti: Bakire bir kız ile mi yoksa bir dulla mı evlendin? - Dul bir kadınla evlendim. - Keşke bakire bir kız ile evlenseydin! Birbirinizle sevişir oynaşırdınız. - Ey Allah'ın Resulü, babam şehit olarak vefat etti. Benim de küçük kız kardeşlerim var. Ben de onlar gibi genç ve toy birisiyle evlenmek istemedim. Zira böyle biri kardeşlerimin terbiyesi ve bakımıyla gereği gibi ilgilenemez. İşte hem terbiyeleri hem de bakımlarıyla daha iyi ilgilensin diye dul bir kadınla evlendim. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medıne'ye varınca deveyi O'na götürdüm. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hem devenin ücretini ödedi hem de deveyi bana geri verdi." Muğıre şöyle demiştir: "Bu tür şartlı bir alışveriş yapmakta bize göre herhangi bir sakınca yoktur

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَتَلاَحَقَ بِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا عَلَى نَاضِحٍ لَنَا قَدْ أَعْيَا فَلاَ يَكَادُ يَسِيرُ فَقَالَ لِي ‏"‏ مَا لِبَعِيرِكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ عَيِيَ‏.‏ قَالَ فَتَخَلَّفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَزَجَرَهُ وَدَعَا لَهُ، فَمَا زَالَ بَيْنَ يَدَىِ الإِبِلِ قُدَّامَهَا يَسِيرُ‏.‏ فَقَالَ لِي ‏"‏ كَيْفَ تَرَى بَعِيرَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ قُلْتُ بِخَيْرٍ قَدْ أَصَابَتْهُ بَرَكَتُكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَتَبِيعُنِيهِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَاسْتَحْيَيْتُ، وَلَمْ يَكُنْ لَنَا نَاضِحٌ غَيْرَهُ، قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبِعْنِيهِ ‏"‏‏.‏ فَبِعْتُهُ إِيَّاهُ عَلَى أَنَّ لِي فَقَارَ ظَهْرِهِ حَتَّى أَبْلُغَ الْمَدِينَةَ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي عَرُوسٌ، فَاسْتَأْذَنْتُهُ فَأَذِنَ لِي، فَتَقَدَّمْتُ النَّاسَ إِلَى الْمَدِينَةِ حَتَّى أَتَيْتُ الْمَدِينَةَ، فَلَقِيَنِي خَالِي فَسَأَلَنِي عَنِ الْبَعِيرِ، فَأَخْبَرْتُهُ بِمَا صَنَعْتُ فِيهِ فَلاَمَنِي، قَالَ وَقَدْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِي حِينَ اسْتَأْذَنْتُهُ ‏"‏ هَلْ تَزَوَّجْتَ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ تَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلاَّ تَزَوَّجْتَ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُوُفِّيَ وَالِدِي ـ أَوِ اسْتُشْهِدَ ـ وَلِي أَخَوَاتٌ صِغَارٌ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَتَزَوَّجَ مِثْلَهُنَّ، فَلاَ تُؤَدِّبُهُنَّ، وَلاَ تَقُومُ عَلَيْهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ ثَيِّبًا لِتَقُومَ عَلَيْهِنَّ وَتُؤَدِّبَهُنَّ‏.‏ قَالَ فَلَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ غَدَوْتُ عَلَيْهِ بِالْبَعِيرِ، فَأَعْطَانِي ثَمَنَهُ، وَرَدَّهُ عَلَىَّ‏.‏ قَالَ الْمُغِيرَةُ هَذَا فِي قَضَائِنَا حَسَنٌ لاَ نَرَى بِهِ بَأْسًا‏.‏

  7. Hadis no. 2968

    Ben sana malımdan bir miktar yardımda bulunmak isterim!

    Türkçe meal

    Mücahid bir defasında Abdullah İbn Ömer'e "Ben savaşa çıkıyorum" der. İbn Ömer: "Ben sana malımdan bir miktar yardımda bulunmak isterim!" deyince Mücahid: "Sağolun, Allah'ın lutfu ile bol miktarda imkanım var!" der. Abdullah İbn . Ömer ise ona şu cevabı verir: "Zenginliğin senin olsun! Fakat ben bu hayırlı yolda malımın bir kısmının kullanılmasını çok isterim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، حَدَّثَنِي قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ بِالْمَدِينَةِ فَزَعٌ، فَرَكِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَسًا لأَبِي طَلْحَةَ، فَقَالَ ‏ "‏ مَا رَأَيْنَا مِنْ شَىْءٍ، وَإِنْ وَجَدْنَاهُ لَبَحْرًا ‏"‏‏.‏

  8. Hadis no. 2969

    Bir defasında Medıneliler içlerine korku salan bir gürültü duydular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem…

    Türkçe meal

    Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Bir defasında Medıneliler içlerine korku salan bir gürültü duydular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'nın pek de hızlı olmayan atına atlayıp tek başına olayı araştırmaya koştu. Medine halkı da atlarına atlayıp onun arkasından koşuşturmaya başladılar. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem geri dönünce şöyle buyurdu: "Korkulacak bir durum yok. Sizin bu atınız da adeta fırtına gibi esiyor!" Ebu Talhaının bu atını o günden sonra geçebilen bir at olmadı." 118.KORKUYA SEBEP OLAN OLAYI ARAŞTIRMAK ÜZERE TEK BAŞINA HAREKETE GEÇMEK

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ فَزِعَ النَّاسُ فَرَكِبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَسًا لأَبِي طَلْحَةَ بَطِيئًا، ثُمَّ خَرَجَ يَرْكُضُ وَحْدَهُ، فَرَكِبَ النَّاسُ يَرْكُضُونَ خَلْفَهُ، فَقَالَ ‏ "‏ لَمْ تُرَاعُوا، إِنَّهُ لَبَحْرٌ ‏"‏‏.‏ فَمَا سُبِقَ بَعْدَ ذَلِكَ الْيَوْمِ‏.‏

  9. Hadis no. 2970

    Hz Ömer dedi ki: Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım Daha sonra bu atın…

    Türkçe meal

    Süfyan şöyle demiştir: Malik İbn Enes'i, Zeyd İbn Eslem'e soru sorarken işittim. Zeyd ona şu cevabı vermişti: Babamın şöyle dediğini işittim: "Hz Ömer dedi ki: Ben Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştım Daha sonra bu atın satıldığını gördüm. Resul-i Ekrem'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem giderek: "Bunu satın alayım mı?" dedim. Bana: "Bu atı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme!" diye cevap verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ مَالِكَ بْنَ أَنَسٍ، سَأَلَ زَيْدَ بْنَ أَسْلَمَ، فَقَالَ زَيْدٌ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، قَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ ـ رضى الله عنه ـ حَمَلْتُ عَلَى فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَرَأَيْتُهُ يُبَاعُ، فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم آشْتَرِيهِ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَشْتَرِهِ، وَلاَ تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ ‏"‏‏.‏

  10. Hadis no. 2971

    Bu atı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a. anlatıyor: Hz. Ömer Allah yolunda cihadda kullanılması için bir at bağışlamıştı. Daha sonra bu atın satılmakta olduğundan haberdar oldu ve onu geri almak istedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e atı alıp alamayacağını sordu ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şu cevabı verdi: "Bu atı satın alma! Vermiş olduğun sadakaya geri dönme

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، حَمَلَ عَلَى فَرَسٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، فَوَجَدَهُ يُبَاعُ، فَأَرَادَ أَنْ يَبْتَاعَهُ، فَسَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ لاَ تَبْتَعْهُ، وَلاَ تَعُدْ فِي صَدَقَتِكَ ‏"‏‏.‏

  11. Hadis no. 2972

    Ümmetime zor geleceğine dair endişelerim olmasaydı hiçbir gazadan geri kalmazdım

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetime zor geleceğine dair endişelerim olmasaydı hiçbir gazadan geri kalmazdım. Fakat bazen cihada gidecek bir binek bulamıyorum bazen de orduya katılan mücahitlere kullanmaları için at temin edemiyorum. Bu yüzden ben cihada gidince onların arkamda kalmaları çok gücüme gidiyor. Allah'a yemin ederim ki ben Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi sonra diriltilip tekrar öldürülmeyi ve ardından yine diriltilrneyi can-ı gönülden isterim

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو صَالِحٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْلاَ أَنْ أَشُقَّ عَلَى أُمَّتِي مَا تَخَلَّفْتُ عَنْ سَرِيَّةٍ، وَلَكِنْ لاَ أَجِدُ حَمُولَةً، وَلاَ أَجِدُ مَا أَحْمِلُهُمْ عَلَيْهِ، وَيَشُقُّ عَلَىَّ أَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنِّي، وَلَوَدِدْتُ أَنِّي قَاتَلْتُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقُتِلْتُ، ثُمَّ أُحْيِيتُ ثُمَّ قُتِلْتُ، ثُمَّ أُحْيِيتُ ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 2973

    Ne sandın ya! Devenin otu ağzında çiğneyip ezdiği gibi çiğnemen için adam elini sana mı bırakacaktı

    Türkçe meal

    Safvan İbn Ya'la babasının şöyle dediğini nakletmiştir: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Tebuk savaşında bulundum. Bu savaşa malzemelerimi yüklediğim genç bir deve ile katılmıştım. Bu deve benim en çok güvendiğim hayvanım idi. Bu sırada ücret karşılığı bir de adam tutmuştum. Benim tuttuğum adam birisiyle kavga etti ve dövüştüğü kişinin elini ısırdı. Adam da can havliyle elini çekince onun ön kesici dişi söküldü. Sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek durumu arz etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kendisine kanının heder olduğunu, herhangi bir diyet alamayacağını söyleyerek şöyle buyurdu: "Ne sandın ya! Devenin otu ağzında çiğneyip ezdiği gibi çiğnemen için adam elini sana mı bırakacaktı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ تَبُوكَ، فَحَمَلْتُ عَلَى بَكْرٍ، فَهْوَ أَوْثَقُ أَعْمَالِي فِي نَفْسِي، فَاسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا، فَقَاتَلَ رَجُلاً، فَعَضَّ أَحَدُهُمَا الآخَرَ فَانْتَزَعَ يَدَهُ مِنْ فِيهِ، وَنَزَعَ ثَنِيَّتَهُ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَهْدَرَهَا فَقَالَ ‏ "‏ أَيَدْفَعُ يَدَهُ إِلَيْكَ فَتَقْضَمُهَا كَمَا يَقْضَمُ الْفَحْلُ ‏"‏‏.‏

  13. Hadis no. 2974

    Ensar'dan Kays İbn Sa'd hac etmek istedi ve saçını taradı

    Türkçe meal

    Sa'lebe İbn Ebu Malik el-Kurazı şöyle demiştir: "Ensar'dan Kays İbn Sa'd hac etmek istedi ve saçını taradı. Kays, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sancaktarıydı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ثَعْلَبَةُ بْنُ أَبِي مَالِكٍ الْقُرَظِيُّ، أَنَّ قَيْسَ بْنَ سَعْدٍ الأَنْصَارِيّ َ ـ رضى الله عنه ـ وَكَانَ صَاحِبَ لِوَاءِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَادَ الْحَجَّ فَرَجَّلَ‏.‏

  14. Hadis no. 2975

    Müslümanların sancağını yarın elbette bir kişiye vereceğim -yahut: Yarın müslümânların bayrağını muhakkak…

    Türkçe meal

    Seleme İbnu’l-Ekva' (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Alî (radıyallahü anh) Hayber gazvesinde Peygamber'den geri kalmıştı. Kendisinde bir göz hastalığı vardı. Kendi kendine: Ben Rasûlüllah'tan geriye mi kalırım? Deyip dışarı çıktı ve Peygamber'e yetişti. Sabahında Hayber'in fethinin gerçekleştirildiği gecenin akşamı olunca, Rasûlüllah(sallallahü aleyhi ve sellem): "Müslümanların sancağını yarın elbette bir kişiye vereceğim -yahut: Yarın müslümânların bayrağını muhakkak öyle bir kişi alacak- ki, Allah ve Rasûlü onu sever- yahut şöyle buyurdu: O Allah'ı ve Rasûlü'nü sever- Allah fethi ona müyesser kılacaktır" buyurdu. Alî ile karşı karşıya geldik, Halbuki onu orada ümîd etmiyorduk. Sahâbîler: İşte Alî buradadır, dediler. Rasûlüllah bayrağı Alî'ye verdi, Allah da fethi ona nasîb etti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ عَلِيٌّ ـ رضى الله عنه ـ تَخَلَّفَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي خَيْبَرَ، وَكَانَ بِهِ رَمَدٌ، فَقَالَ أَنَا أَتَخَلَّفُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ عَلِيٌّ فَلَحِقَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا كَانَ مَسَاءُ اللَّيْلَةِ الَّتِي فَتَحَهَا فِي صَبَاحِهَا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ ـ أَوْ قَالَ لَيَأْخُذَنَّ ـ غَدًا رَجُلٌ يُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ ـ أَوْ قَالَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ـ يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏"‏‏.‏ فَإِذَا نَحْنُ بِعَلِيٍّ، وَمَا نَرْجُوهُ، فَقَالُوا هَذَا عَلِيٌّ، فَأَعْطَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ‏.‏

  15. Hadis no. 2976

    Abbas'ın Zübeyr'e "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana işte tam buraya sancağı dikmeni emretmişti…

    Türkçe meal

    Nafi' İbn Cübeyr şöyle demiştir: "Abbas'ın Zübeyr'e "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana işte tam buraya sancağı dikmeni emretmişti" dediğini duydum

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْعَبَّاسَ، يَقُولُ لِلزُّبَيْرِ رضى الله عنهما هَا هُنَا أَمَرَكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَرْكُزَ الرَّايَةَ‏.‏

  16. Hadis no. 2977

    Ben cevamiul kelim (yani çok derin anlamlar içeren kısa ifadeler) ile gönderildim ve düşmanın kalbine korku…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Ben cevamiul kelim (yani çok derin anlamlar içeren kısa ifadeler) ile gönderildim ve düşmanın kalbine korku salma özelliği ile desteklendim. Ben bir gün uyurken bana yeryüzü hazinelerinin anahtarları verildi ve elime konuldu" buyurduğunu nakletmiş ve ardından şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şimdi aramızda yok ve sizler şu anda işte bu hazineleri çıkarıyorsunuz. "

    Tekrarı: 6998, 7013, 7273. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması için bkz. Kitabü't-ta'bır, Bab

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بُعِثْتُ بِجَوَامِعِ الْكَلِمِ، وَنُصِرْتُ بِالرُّعْبِ، فَبَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِمَفَاتِيحِ خَزَائِنِ الأَرْضِ، فَوُضِعَتْ فِي يَدِي ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَقَدْ ذَهَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنْتُمْ تَنْتَثِلُونَهَا‏.‏

  17. Hadis no. 2978

    Herakleios daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderdiği mektubu okudu ve mektubu…

    Türkçe meal

    İbn Abbas r.a.'ın Ebu Süfyan'dan naklettiğine göre Bizans İmparatoru Herakleios Kudüs'te iken Ebu Süfyan'ı ve arkadaşlarını yanına getirtmişti. Ebu Süfyan'ın söylediğine göre: "Herakleios daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderdiği mektubu okudu ve mektubu bitirdikten sonra yanında bulunan ileri gelenlerin sesleri yükseldi, homurdanmalar başladı. Onların ne söylediklerini anlayamadım. Bu kargaşa içinde biz dışarı çıkarıldık. Dışarı çıkıp arkadaşlarımla yalnız kalınca onlara dedim ki: Ebu Kebşe'nin oğlunun işi gerçekten büyüyor. Baksana bu Rumların kralı bile ondan korkuyor

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سُفْيَانَ أَخْبَرَهُ أَنَّ هِرَقْلَ أَرْسَلَ إِلَيْهِ وَهُمْ بِإِيلِيَاءَ، ثُمَّ دَعَا بِكِتَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا فَرَغَ مِنْ قِرَاءَةِ الْكِتَابِ كَثُرَ عِنْدَهُ الصَّخَبُ، فَارْتَفَعَتِ الأَصْوَاتُ، وَأُخْرِجْنَا، فَقُلْتُ لأَصْحَابِي حِينَ أُخْرِجْنَا لَقَدْ أَمِرَ أَمْرُ ابْنِ أَبِي كَبْشَةَ، إِنَّهُ يَخَافُهُ مَلِكُ بَنِي الأَصْفَرِ‏.‏

  18. Hadis no. 2979

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret niyetiyle hazırlıklara başlayınca Ebu Bekir'in evinde…

    Türkçe meal

    Esma binti Ebi Bekir r.anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret niyetiyle hazırlıklara başlayınca Ebu Bekir'in evinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için azık hazırladım. Fakat hazırladığım azık çıkını ile su matarasının ağzını bağlayacak bir şey bulamadım. Bunun üzerine Ebu Bekir'e: "Allah'a yemin ederim ki, bunların ağzını bağlayacak bir şey bulamıyorum. Sadece kuşağım var" dedim. Bana: "Kuşağını iki parçaya böl, birisiyle azık çıkınını diğeriyle de mataranın ağzını bağla!'" dedi. Ben de onun söylediği gibi yaptım. İşte bu yüzden bana (İki kuşak sahibi anlamına gelen) Zatu'n-nitakeyn adını verdiler."

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي وَ، حَدَّثَتْنِي أَيْضًا، فَاطِمَةُ عَنْ أَسْمَاءَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ صَنَعْتُ سُفْرَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِ أَبِي بَكْرٍ حِينَ أَرَادَ أَنْ يُهَاجِرَ إِلَى الْمَدِينَةِ، قَالَتْ فَلَمْ نَجِدْ لِسُفْرَتِهِ وَلاَ لِسِقَائِهِ مَا نَرْبِطُهُمَا بِهِ، فَقُلْتُ لأَبِي بَكْرٍ وَاللَّهِ مَا أَجِدُ شَيْئًا أَرْبِطُ بِهِ إِلاَّ نِطَاقِي‏.‏ قَالَ فَشُقِّيهِ بِاثْنَيْنِ، فَارْبِطِيهِ بِوَاحِدٍ السِّقَاءَ وَبِالآخَرِ السُّفْرَةَ‏.‏ فَفَعَلْتُ، فَلِذَلِكَ سُمِّيَتْ ذَاتَ النِّطَاقَيْنِ‏.‏

  19. Hadis no. 2980

    Bizler Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında(Mekke'de kestiğimiz) kurbanlıkların etlerini…

    Türkçe meal

    Câbir ibn Abdillah (radıyallahü anh): Bizler Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) zamanında(Mekke'de kestiğimiz) kurbanlıkların etlerini Medine'ye gidinceye kadar azık edinir idik, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا نَتَزَوَّدُ لُحُومَ الأَضَاحِيِّ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَدِينَةِ‏.‏

  20. Hadis no. 2981

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber savaşında bulundum

    Türkçe meal

    Büşeyr İbn Yesar'ın naklettiğine göre Süveyd İbnü'n-Nu'man ona şu olayı anlatmıştır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Hayber savaşında bulundum. Hayber yakınlarında Sahba denen yere geldiğimizde mola verip ikindi namazını kıldık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemek getirilmesini istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sadece sevik getirildi. Biz de onu yemeye başladık. Yemeğimizi bitirip suyumuzu içtikten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı ve suyla ağzını çalkaladı. Biz de ağzımızı çalkaladık ve sonra namazımızı kıldık

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، أَنَّ سُوَيْدَ بْنَ النُّعْمَانِ ـ رضى الله عنه ـ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، خَرَجَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَامَ خَيْبَرَ، حَتَّى إِذَا كَانُوا بِالصَّهْبَاءِ ـ وَهْىَ مِنْ خَيْبَرَ وَهْىَ أَدْنَى خَيْبَرَ ـ فَصَلَّوُا الْعَصْرَ، فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالأَطْعِمَةِ، فَلَمْ يُؤْتَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ بِسَوِيقٍ، فَلُكْنَا فَأَكَلْنَا وَشَرِبْنَا، ثُمَّ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضْمَضَ وَمَضْمَضْنَا، وَصَلَّيْنَا‏.‏