İçeriğe geç

Sahih-i BuhariBölüm 56

Cihad ve Siyer Kitabı

307 hadis · Kitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)

Sayfa 11 / 16Yazı boyutu
  1. Hadis no. 2982

    İnsanların azıkları iyice azalmıştı ve çok büyük bir sıkıntı içerisindeydiler. Bu yüzden Resulullah…

    Türkçe meal

    Seleme Radiyallahu anh anlatıyor: "İnsanların azıkları iyice azalmıştı ve çok büyük bir sıkıntı içerisindeydiler. Bu yüzden Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip develerini boğazlamak için izin istediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara izin verdi. Hz. Ömer yolda onlarla karşılaşıp olan biteni öğrenince: "Peki develerinizi kestikten sonra nasıl hayatta kalacaksınız?" dedi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek: "Ey Allah 'ın Resulü, peki bu insanlar develerini kestikten sonra nasıl hayatta kalacaklar?!" diye endişesini dile getirdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öyleyse halka seslen ve azıklarından geriye ne kaldıysa getirsinler!" buyurdu. Azıklar getirilince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve Allah'tan bereket diledi. Sonra da herkesin kaplarını alıp gelmesini istedi. Orada bulunanlar avuç avuç kaplarını doldurdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şehadet ederim ki, ALLAH'TAN başka İLAH yoktur ve ben ALLAH'ın Resulüyüm

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مَرْحُومٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنه قَالَ خَفَّتْ أَزْوَادُ النَّاسِ وَأَمْلَقُوا، فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نَحْرِ إِبِلِهِمْ، فَأَذِنَ لَهُمْ، فَلَقِيَهُمْ عُمَرُ فَأَخْبَرُوهُ فَقَالَ مَا بَقَاؤُكُمْ بَعْدَ إِبِلِكُمْ فَدَخَلَ عُمَرُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا بَقَاؤُهُمْ بَعْدَ إِبِلِهِمْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ نَادِ فِي النَّاسِ يَأْتُونَ بِفَضْلِ أَزْوَادِهِمْ ‏"‏‏.‏ فَدَعَا وَبَرَّكَ عَلَيْهِ، ثُمَّ دَعَاهُمْ بِأَوْعِيَتِهِمْ، فَاحْتَثَى النَّاسُ حَتَّى فَرَغُوا، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ‏"‏‏.‏

  2. Hadis no. 2983

    Biz üç yüz kişilik bir birlik halinde sefere çıktık. Her birimiz azığını omuzunda taşıyordu. Bir süre sonra…

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah Radiyallahu anh anlatıyor: "Biz üç yüz kişilik bir birlik halinde sefere çıktık. Her birimiz azığını omuzunda taşıyordu. Bir süre sonra azığımız tükenmeye başladı. Hatta bu yüzden her gün tek bir hurma tanesi yiyerek idare etmek zorunda kaldık. Askerlerden birisi şöyle demişti: "Ey Ebu Abdullah, küçücük bir hurma tanesi kocaman bir adama ne eder ki?!" Cabir İbn Abdullah da ona: "Ne yapalım!? Azığımızın tükendiğine biz de üzülüyoruz ve bu durum bizi de etkiliyor" diye cevap verdi. Bu şekilde deniz kenarına kadar geldik. Orada sahile vurmuş büyük bir balık gördük ve bu balıktan on sekiz gün boyunca yedik." باب: إرداف المرأة خلف أخيها. 125. KADININ ERKEK KARDEŞİNİN TERKİSİNE BİNMESİ

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَرَجْنَا وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةٍ نَحْمِلُ زَادَنَا عَلَى رِقَابِنَا، فَفَنِيَ زَادُنَا، حَتَّى كَانَ الرَّجُلُ مِنَّا يَأْكُلُ فِي كُلِّ يَوْمٍ تَمْرَةً‏.‏ قَالَ رَجُلٌ يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ، وَأَيْنَ كَانَتِ التَّمْرَةُ تَقَعُ مِنَ الرَّجُلِ قَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَقَدْنَاهَا، حَتَّى أَتَيْنَا الْبَحْرَ فَإِذَا حُوتٌ قَدْ قَذَفَهُ الْبَحْرُ، فَأَكَلْنَا مِنْهَا ثَمَانِيَةَ عَشَرَ يَوْمًا مَا أَحْبَبْنَا‏.‏

  3. Hadis no. 2984

    Aişe r.anha Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e

    Türkçe meal

    Hz. Aişe Radiyallahu anha'dan nakledilmiştir: "Aişe r.anha Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, ashabın hem hac hem de umre sevabı aldılar. Halbuki ben sadece hac görevini yapabildim ve umre sevabından mahrum kaldım!" diyerek yakındı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "Haydi git Abdurrahman seni terkisine alıp umre yapmaya götürsün" dedi ve Abdurrahman'a Hz. Aişe'yi Ten'ım'e götürmesini emretti. Hz. Aişe Ten'ım'e giderek oradan itibaren umreye niyetlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hz. Aişe'yi Mekke'nin yukarılarında gelinceye kadar bekledi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، يَرْجِعُ أَصْحَابُكَ بِأَجْرِ حَجٍّ وَعُمْرَةٍ، وَلَمْ أَزِدْ عَلَى الْحَجِّ‏.‏ فَقَالَ لَهَا ‏ "‏ اذْهَبِي وَلْيَرْدِفْكِ عَبْدُ الرَّحْمَنِ ‏"‏‏.‏ فَأَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ أَنْ يُعْمِرَهَا مِنَ التَّنْعِيمِ، فَانْتَظَرَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَعْلَى مَكَّةَ حَتَّى جَاءَتْ‏.‏

  4. Hadis no. 2985

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana Aişe'yi terkime alarak Ten'im'e götürmemi ve oradan itibaren…

    Türkçe meal

    Abdurrahman İbn Ebu Bekir şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana Aişe'yi terkime alarak Ten'im'e götürmemi ve oradan itibaren Aişe'ye umre yaptırmamı emretti

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ الصِّدِّيقِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَرَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُرْدِفَ عَائِشَةَ وَأُعْمِرَهَا مِنَ التَّنْعِيمِ‏.‏

  5. Hadis no. 2986

    Ben Ebu Talha'nın terkisine binmiştim. Onlar hep bir ağızdan

    Türkçe meal

    Enes radiyallahu anh anlatıyor: "Ben Ebu Talha'nın terkisine binmiştim. Onlar hep bir ağızdan: "hac ve umre için" diye yüksek sesle bağırıyorlardı." باب: الردف على الحمار. 127. MERKEPLE YOLCULUK YAPAN BİRİSİNİN TERKİSİNE BİNMEK

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ رَدِيفَ أَبِي طَلْحَةَ، وَإِنَّهُمْ لَيَصْرُخُونَ بِهِمَا جَمِيعًا الْحَجِّ وَالْعُمْرَةِ‏.‏

  6. Hadis no. 2987

    Usame İbn Zeyd r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir merkeple yolculuk…

    Türkçe meal

    Usame İbn Zeyd r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir merkeple yolculuk yapıyordu. Merkebin semerinin üzerinde kadife bir örtü vardı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yolculuğu sırasında Usame'yi terkisine aldı.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو صَفْوَانَ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكِبَ عَلَى حِمَارٍ، عَلَى إِكَافٍ عَلَيْهِ قَطِيفَةٌ، وَأَرْدَفَ أُسَامَةَ وَرَاءَهُ‏.‏

  7. Hadis no. 2988

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün terkisinde Usame ile Mekke'nin…

    Türkçe meal

    Abdullah bin Ömer r.a.'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün terkisinde Usame ile Mekke'nin yukarılarından bineği ile bize doğru geldi. Yanında Bilal ve Kabe'nin anahtarlarını elinde tutan Osman İbn Talha da vardı. Bu şekilde mescide yaklaştı ve bineğini çökertti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Osman'a Kabe'nin anahtarlarını getirmesini emretti ve anahtarları alıp kapıyı açarak içeriye girdi. Usame, Bilal ve Osman yine O'nunla (s.a.v.) birlikte idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem orada uzunca bir süre kaldı. Sonra dışarı Çıktı. İnsanlar O'nun (s.a.v.) çıktığını görünce hemen O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru koşturmaya başladılar. Bu sırada içeriye giren ilk kişi Abdullah bin Ömer oldu. Kapının arkasında ayakta duran Bilal'i görünce ona Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nerede namaz kıldığını sordu. Bilal de ona Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namaz kıldığı yeri gösterdi." Abdullah bin Ömer şöyle demiştir: "Bilal'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kaç rekat namaz kıldığını sormayı unuttum." باب: من أخذ بالركاب ونحوه. 128. BAŞKALARINA BİNEĞE BİNMESİNDE YARDıMCI OLMAK İÇİN BİNEĞİN ÜZENGİSİNİ, YULARINI VE DİĞER KOŞU TAKIMLARINı TUTMAK

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ يُونُسُ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبَلَ يَوْمَ الْفَتْحِ مِنْ أَعْلَى مَكَّةَ عَلَى رَاحِلَتِهِ، مُرْدِفًا أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ وَمَعَهُ بِلاَلٌ وَمَعَهُ عُثْمَانُ بْنُ طَلْحَةَ مِنَ الْحَجَبَةِ، حَتَّى أَنَاخَ فِي الْمَسْجِدِ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَأْتِيَ بِمِفْتَاحِ الْبَيْتِ، فَفَتَحَ وَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ أُسَامَةُ وَبِلاَلٌ وَعُثْمَانُ، فَمَكَثَ فِيهَا نَهَارًا طَوِيلاً ثُمَّ خَرَجَ، فَاسْتَبَقَ النَّاسُ، وَكَانَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ أَوَّلَ مَنْ دَخَلَ، فَوَجَدَ بِلاَلاً وَرَاءَ الْبَابِ قَائِمًا، فَسَأَلَهُ أَيْنَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَشَارَ لَهُ إِلَى الْمَكَانِ الَّذِي صَلَّى فِيهِ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَنَسِيتُ أَنْ أَسْأَلَهُ كَمْ صَلَّى مِنْ سَجْدَةٍ

  8. Hadis no. 2989

    Bir kimsenin parmaklarındaki boğumların her birinin, üzerine güneşin doğduğu her gün için sadakası vardır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin parmaklarındaki boğumların her birinin, üzerine güneşin doğduğu her gün için sadakası vardır. İki kişinin arasını bulup aralarında adaletle karar vermek bir sadakadır. Bir kimsenin hayvanına binmesine veya eşyalarını yüklemesine yardımcı olmak sadakadır. Güzel söz sadakadır, namaz kılmak üzere giderken atılan her adım sadakadır ve yol üzerindeki bir engeli kaldırmak sadakadır

    Arapça metin

    حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلُّ سُلاَمَى مِنَ النَّاسِ عَلَيْهِ صَدَقَةٌ كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ، يَعْدِلُ بَيْنَ الاِثْنَيْنِ صَدَقَةٌ، وَيُعِينُ الرَّجُلَ عَلَى دَابَّتِهِ، فَيَحْمِلُ عَلَيْهَا، أَوْ يَرْفَعُ عَلَيْهَا مَتَاعَهُ صَدَقَةٌ، وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ، وَكُلُّ خَطْوَةٍ يَخْطُوهَا إِلَى الصَّلاَةِ صَدَقَةٌ، وَيُمِيطُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏

  9. Hadis no. 2990

    Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşman topraklarına…

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşman topraklarına yolculuk yapıldığı zaman Kur'an'ın götürülmesini yasaklamıştır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ يُسَافَرَ بِالْقُرْآنِ إِلَى أَرْضِ الْعَدُوِّ‏.‏

  10. Hadis no. 2991

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabaha karşı Hayber'e vardı. Yahudiler omuzlarında çalışma aletleri…

    Türkçe meal

    Enes İbn Malik r.a. anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabaha karşı Hayber'e vardı. Yahudiler omuzlarında çalışma aletleri ile dışarı çıktılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i karşılarında görünce: "Muhammed ve ordusu! Muhammed ve ordusu!" diye bağrışmaya başladılar ve hemen kaleye sığındılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak şöyle seslendi: ....... (Allah en büyüktür, artık Hayber'in işi bitti). Biz bir düşman topluluğun yaşadığı yere girdiğimizde kendilerine (inzar edilen) apaçık uyarılar yapılan kavmin sabahı ne kötü olur / sabahı aydınlık olmaz." Biz bu fethin olduğu gün merkepler kesip pişirdik. Bu sırada ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem görevlendirdiği birisi şöyle bağırıyordu: "Allah ve Resulü, merkeplerin etlerini yemenizi yasaklıyor!" Bunun üzerine bütün kaplar içindekiyle birlikte yere döküldü

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَبَّحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ وَقَدْ خَرَجُوا بِالْمَسَاحِي عَلَى أَعْنَاقِهِمْ، فَلَمَّا رَأَوْهُ قَالُوا هَذَا مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ، مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ‏.‏ فَلَجَئُوا إِلَى الْحِصْنِ، فَرَفَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ وَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَكْبَرُ، خَرِبَتْ خَيْبَرُ، إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ ‏"‏‏.‏ وَأَصَبْنَا حُمُرًا فَطَبَخْنَاهَا، فَنَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ، فَأُكْفِئَتِ الْقُدُورُ بِمَا فِيهَا‏.‏ تَابَعَهُ عَلِيٌّ عَنْ سُفْيَانَ رَفَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ‏.‏

  11. Hadis no. 2992

    Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Yolculuğumuz sırasında bir vadiden geçtiğimizde…

    Türkçe meal

    Ebu Musa el-Eş'ari r.a. anlatıyor: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Yolculuğumuz sırasında bir vadiden geçtiğimizde yüksek sesle La ilahe illallah ve Allahu Ekber diyorduk. Bunun üzerine ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kendinize acıyın, zira siz işitmeyen ve sizden uzak bir ilaha yalvarmıyorsunuz. O sizinle beraberdir. O her şeyi işitendir, size çok yakındır. O'nun ismi pek yücedir, şanı çok üstündür. "

    Tekrarı: 4205, 6384, 6409, 6610, 7386. Diğer tahric: Tirmizi Daavat; Müslim, Zikir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَكُنَّا إِذَا أَشْرَفْنَا عَلَى وَادٍ هَلَّلْنَا وَكَبَّرْنَا ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُنَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ، ارْبَعُوا عَلَى أَنْفُسِكُمْ، فَإِنَّكُمْ لاَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلاَ غَائِبًا، إِنَّهُ مَعَكُمْ، إِنَّهُ سَمِيعٌ قَرِيبٌ، تَبَارَكَ اسْمُهُ وَتَعَالَى جَدُّهُ ‏"‏‏.‏

  12. Hadis no. 2993

    Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, bir vadiye indiğimizde ise tesbih (sübhanallah) söylerdik

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, bir vadiye indiğimizde ise tesbih (sübhanallah) söylerdik." باب: التكبير إذا علا شرفا. 133. YÜKSEK BİR YERE ÇIKINCA TEKBİR GETİRMEK

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حُصَيْنِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا إِذَا صَعِدْنَا كَبَّرْنَا، وَإِذَا نَزَلْنَا سَبَّحْنَا‏.‏

  13. Hadis no. 2994

    Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, indiğimizde ise tesbih lafzını (sübhanallah) söylerdik

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, indiğimizde ise tesbih lafzını (sübhanallah) söylerdik

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا إِذَا صَعِدْنَا كَبَّرْنَا، وَإِذَا تَصَوَّبْنَا سَبَّحْنَا‏.‏

  14. Hadis no. 2995

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac, umre veya savaştan dönerken bir tepeye veya yüksek bir araziye…

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hac, umre veya savaştan dönerken bir tepeye veya yüksek bir araziye çıktığı zaman üç defa tekbir getirir ve ardından şöyle buyururdu: "Allah'tan başka ilah yoktur. O'nun asla bir ortağı / şeriki de yoktur. Mülk O'na aittir, hamd O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter. Bizler Rabbimize dönenleriz, bizler O'na tevbe edenleriz, bizler O'nun kullarıyız, bizler O'na secde ve hamd edenleriz. Allah va'dini yerine getirdi; bize karşı savaşa kalkışan toplulukları tek başına hezimete uğrattı. " Hadisin ravilerinden Salih İbn Keysan şöyle demiştir: "Salim İbn Abdullah'a Abdullah İbn Ömer hadisi naklederken ......... (Allah dilerse) dedi mi? diye sordum. "Hayır böyle bir şey söylemedi" diyerek cevap verdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَفَلَ مِنَ الْحَجِّ أَوِ الْعُمْرَةِ ـ وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ قَالَ الْغَزْوِ ـ يَقُولُ كُلَّمَا أَوْفَى عَلَى ثَنِيَّةٍ أَوْ فَدْفَدٍ كَبَّرَ ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ، آيِبُونَ تَائِبُونَ عَابِدُونَ سَاجِدُونَ لِرَبِّنَا حَامِدُونَ، صَدَقَ اللَّهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ صَالِحٌ فَقُلْتُ لَهُ أَلَمْ يَقُلْ عَبْدُ اللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ قَالَ لاَ‏.‏

  15. Hadis no. 2996

    Ben Ebu Musa'dan defalarca duydum; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemişti

    Türkçe meal

    Ebu Bürde'den naklediimlştir: Ebu Bürde ve Yezid İbn Ebi Kebşe birlikte yolculuk ediyordu. Yezid bu sırada oruçlu idi. Ebu Bürde ona şöyle dedi: "Ben Ebu Musa'dan defalarca duydum; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemişti: "Kul hastalandığında veya yolculuğa çıktığında sağlıklı iken veya yolculuğa çıkmadan önce yapmış olduğu amellerin sevabını aynen alır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، حَدَّثَنَا الْعَوَّامُ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ أَبُو إِسْمَاعِيلَ السَّكْسَكِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا بُرْدَةَ، وَاصْطَحَبَ، هُوَ وَيَزِيدُ بْنُ أَبِي كَبْشَةَ فِي سَفَرٍ، فَكَانَ يَزِيدُ يَصُومُ فِي السَّفَرِ فَقَالَ لَهُ أَبُو بُرْدَةَ سَمِعْتُ أَبَا مُوسَى مِرَارًا يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا مَرِضَ الْعَبْدُ أَوْ سَافَرَ، كُتِبَ لَهُ مِثْلُ مَا كَانَ يَعْمَلُ مُقِيمًا صَحِيحًا ‏"‏‏.‏

  16. Hadis no. 2997

    Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek savaşı sırasında düşman birlikleri hakkında bilgi toplamak…

    Türkçe meal

    Cabir İbn Abdullah r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hendek savaşı sırasında düşman birlikleri hakkında bilgi toplamak üzere birisini görevlendirmek istediğini söyleyince Zübeyr İbnü'I-Awam bu görevi üstlenmek istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu görev için üç defa çağrı yaptı ve üçünde de Zübeyr bu işi üstlendi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her Nebiin bir havarisi vardır. Benim havarim de Zübeyr İbnü'l-Avvam'dır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ نَدَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم النَّاسَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ، فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، ثُمَّ نَدَبَهُمْ فَانْتَدَبَ الزُّبَيْرُ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ لِكُلِّ نَبِيٍّ حَوَارِيًّا، وَحَوَارِيَّ الزُّبَيْرُ ‏"‏‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ الْحَوَارِيُّ النَّاصِرُ‏.‏

  17. Hadis no. 2998

    Eğer insanlar tek başına yolculuk yapmanın durumunu benim bildiğim kadar bilselerdi geceleri asla tek…

    Türkçe meal

    Abdullah İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar tek başına yolculuk yapmanın durumunu benim bildiğim kadar bilselerdi geceleri asla tek başlarına yolculuk yapmazlardı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي الْوَحْدَةِ مَا أَعْلَمُ مَا سَارَ رَاكِبٌ بِلَيْلٍ وَحْدَهُ ‏"‏‏.‏

  18. Hadis no. 2999

    Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yolculuğu sırasında biraz seri hareket ediyordu

    Türkçe meal

    Usame İbn Zeyd'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in veda haccı yolculuğu sırasında nasıl hareket ettiğini sordular. O da şöyle cevap verdi: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yolculuğu sırasında biraz seri hareket ediyordu. Fakat düz ve açık bir alan bulduğunda iyice hızlanıyordu / bineğini dört nala sürüyordu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، سُئِلَ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ ـ رضى الله عنهما ـ كَانَ يَحْيَى يَقُولُ وَأَنَا أَسْمَعُ فَسَقَطَ عَنِّي ـ عَنْ مَسِيرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ، قَالَ فَكَانَ يَسِيرُ الْعَنَقَ، فَإِذَا وَجَدَ فَجْوَةً نَصَّ‏.‏ وَالنَّصُّ فَوْقَ الْعَنَقِ‏.‏

  19. Hadis no. 3000

    Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer r.a. ile birlikte idim. Bu sırada kendisine hanımı Safiyye bnt Ebu Ubeyd'in…

    Türkçe meal

    Zeyd İbn Eslem babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer r.a. ile birlikte idim. Bu sırada kendisine hanımı Safiyye bnt Ebu Ubeyd'in ağır hasta olduğu haberi ulaştı. Bunun üzerine hızını artırdı ve şafak kayboluncaya kadar bu şekilde yola devam etti. Sonra bineğinden indi ve akşam ile yatsı namazlarını cem' ederek birlikte kıldı. Namazdan sonra da şöyle dedi: "Yolculuk sırasında acelesi olduğu zaman Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tıpkı bu şekilde namaz kıldığını gördüm; akşam namazını geciktirir ve yatsı namazı ile birlikte kılardı

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي زَيْدٌ ـ هُوَ ابْنُ أَسْلَمَ ـ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ بِطَرِيقِ مَكَّةَ، فَبَلَغَهُ عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ أَبِي عُبَيْدٍ شِدَّةُ وَجَعٍ، فَأَسْرَعَ السَّيْرَ حَتَّى إِذَا كَانَ بَعْدَ غُرُوبِ الشَّفَقِ، ثُمَّ نَزَلَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعَتَمَةَ، يَجْمَعُ بَيْنَهُمَا، وَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِذَا جَدَّ بِهِ السَّيْرُ أَخَّرَ الْمَغْرِبَ وَجَمَعَ بَيْنَهُمَا‏.‏

  20. Hadis no. 3001

    Yolculuk çok çilelidir, adeta azaptan bir parçadır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yolculuk çok çilelidir, adeta azaptan bir parçadır. Sizden biri yolculuk yaptığında ne doğru dürüst uyuyabilir ne de yeyip içebilir. Bu bakımdan içinizden biri yolculuğa çıktığında işini bitirir bitirmez ailesinin yanına dönsün

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سُمَىٍّ، مَوْلَى أَبِي بَكْرٍ عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ، يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ، فَإِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ نَهْمَتَهُ فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏‏.‏