İçeriğe geç

Sünen-i İbni MaceBölüm 5

Namazın Kılınışı ve Sünnetleri Kitabı

626 hadis · No. 803–1432

Sayfa 13 / 32Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1043

    Gözlerinizin hızla kör olmaması için (namaz içinde) onları semaya dikmeyiniz

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dtn rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Gözlerinizin hızla kör olmaması için (namaz içinde) onları semaya dikmeyiniz.» Not: Bu isnadın sahih ve ravilerinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. Nesai, (el•Mücteba adlı) küçük süneninde bu hadlsi',Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet etmiştir

    Açıklaması: 1046’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا طَلْحَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَرْفَعُوا أَبْصَارَكُمْ إِلَى السَّمَاءِ أَنْ تَلْتَمِعَ ‏"‏ ‏.‏ يَعْنِي فِي الصَّلاَةِ ‏.‏

  2. Hadis no. 1044

    Bazı kimselere ne oluyor ki (namaz kılarken) gözlerini semaya dikerler

    Türkçe meal

    Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir gün ashabına namaz kıldırdı. Namazı bitirince cemaata mübarek yüzünü döndürerek : «Bazı kimselere ne oluyor ki (namaz kılarken) gözlerini semaya dikerler.» buyurdu. Bu husustaki (uyarıcı) sözleri o kadar şiddetlendi ki nihayet: Böyle yapanlar ya yaptıklarından kesinlikle vazgeçecekler ya da Allah onların gözlerini muhakkak kör edecektir.» buyurdu. Bu Hadisi Buhari, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed de rivayet etmişlerdir.

    Açıklaması: 1046’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمًا بِأَصْحَابِهِ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ أَقْبَلَ عَلَى الْقَوْمِ بِوَجْهِهِ فَقَالَ ‏"‏ مَا بَالُ أَقْوَامٍ يَرْفَعُونَ أَبْصَارَهُمْ إِلَى السَّمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ حَتَّى اشْتَدَّ قَوْلُهُ فِي ذَلِكَ ‏"‏ لَيَنْتَهُنَّ عَنْ ذَلِكَ أَوْ لَيَخْطَفَنَّ اللَّهُ أَبْصَارَهُمْ ‏"‏ ‏.‏

  3. Hadis no. 1046

    Andolsun ki sizden öne geçenleri biliriz. Andolsun ki geri kalanları da biliriz

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : İnsanların en güzellerinden olan güzel bir kadın. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılardı. Bazı kimseler, o kadını görmesinler diye ön saffa geçerlerdi. Bir takım kimseler de en son saffta olsun diye geri kalırlardı ve rüku'a vardığı zaman koltuğu altından (kadına) şöyle bakarlardı. Bunun üzerine Allah Teala o kadınla ilgili durum hakkında: «Andolsun ki sizden öne geçenleri biliriz. Andolsun ki geri kalanları da biliriz.» (Hicr: 24) ayetini indirdi."

    Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا نُوحُ بْنُ قَيْسٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ امْرَأَةٌ تُصَلِّي خَلْفَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَسْنَاءُ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ فَكَانَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَسْتَقْدِمُ فِي الصَّفِّ الأَوَّلِ لِئَلاَّ يَرَاهَا وَيَسْتَأْخِرُ بَعْضُهُمْ حَتَّى يَكُونَ فِي الصَّفِّ الْمُؤَخَّرِ فَإِذَا رَكَعَ قَالَ هَكَذَا يَنْظُرُ مِنْ تَحْتِ إِبْطِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ}‏ فِي شَأْنِهَا ‏.‏

  4. Hadis no. 1047

    Her biriniz ikişer elbise bulur mu?

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den: şöyle demiştir: Eir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelip: Ya Resulallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)! Birimiz bir tek elbise içinde namaz kılar, dedi. (Bunun hükmünü sordu.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her biriniz ikişer elbise bulur mu?» buyurdu."

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Beyhaki de bu hadisi benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَدُنَا يُصَلِّي فِي الثَّوْبِ الْوَاحِدِ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَوَكُلُّكُمْ يَجِدُ ثَوْبَيْنِ ‏"‏ ‏.‏

  5. Hadis no. 1048

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), boynuna doladığı tek bir elbise içinde namaz kılarken kendisi O'nun…

    Türkçe meal

    Ehu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), boynuna doladığı tek bir elbise içinde namaz kılarken kendisi O'nun yanına girmiştir." demiştir. Bu Hadisi Müslim ve Ahmed de aynı manayı ifade eden benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir,

    Açıklaması: 1049’da

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يُصَلِّي فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا بِهِ ‏.‏

  6. Hadis no. 1049

    Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i (bir defa) iki ucunu çapraz olarak omuzları üzerine koyduğu…

    Türkçe meal

    Ömer bin Ebi Seleme (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i (bir defa) iki ucunu çapraz olarak omuzları üzerine koyduğu bir tek elbise içinde namaz kılarken gördüm. Bu Hadisi: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Ahmed de benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَوَشِّحًا بِهِ وَاضِعًا طَرَفَيْهِ عَلَى عَاتِقَيْهِ ‏.‏

  7. Hadis no. 1050

    Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Bi'r-i Ulya'da bir elbise içinde namaz kılarken gördüm." Not…

    Türkçe meal

    Keysan (r.a.)'den; şöyle demiştir : Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Bi'r-i Ulya'da bir elbise içinde namaz kılarken gördüm." Not: Zevaid'de belirtildiğine göre bu isnad aleyhinde konuşulabilir, Çünkü İbn.i Hibban, Ravi Abdurrahman bin Keysan ile nivi Muhammed bin Hanzala'yı sikalar arasında zikretmiştir, Ravi Ma'uf bin Müşkan hakkında konuşan kimseyi görmedim. Ravi Ebu İshak eş-Şafii de sikadır. İsnadın zayıflığı bundan neticelendirilir (Çünkü durumu bilinmeyen Maruf'un rivayeti an'ane iledir)

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الشَّافِعِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْعَبَّاسِ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَنْظَلَةَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَبَّادٍ الْمَخْزُومِيُّ، عَنْ مَعْرُوفِ بْنِ مُشْكَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِالْبِئْرِ الْعُلْيَا فِي ثَوْبٍ ‏.‏

  8. Hadis no. 1051

    Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'i (mübarek göğüsü üzerinde) topladığı bir tek elbise içinde…

    Türkçe meal

    Keysan (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellemi'i (mübarek göğüsü üzerinde) topladığı bir tek elbise içinde öğle ve ikindi namazlarını kılarken gördüm. Not: Zevaid'de: Bunun isnadı hasendir. İbn-İ Mace'de yanında Keysan (r.a.)'ın bu ve bundan önceki hadislerinden başka hadisi yoktur, Bu iki hadis bir hadistir, Kütüb-i Sitte'nin diğerlerinde Keysan'dan rivayet olma hiçbir. hadis yoktur, denilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ كَيْسَانَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ فِي ثَوْبٍ وَاحِدٍ مُتَلَبِّبًا بِهِ ‏.‏

  9. Hadis no. 1052

    Cehennem ateşi banadır, diyerek (oradan) uzaklaşır

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : Adem oğlu secde ayetini okuyup secde ettiği zaman şeytan ağlayarak ve, Vay halime! adem oğlu secde etmekle emrolundu. (Emre uyup) Secde etti. Bu nedenle Cennet Onadır. Ben de secde etmekle emrolundum da secde etmekten imtina ettim. Cehennem ateşi banadır, diyerek (oradan) uzaklaşır.» Bu Hadisi Müslim de rivayet etmiştir.

    Açıklaması: 1053’te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا قَرَأَ ابْنُ آدَمَ السَّجْدَةَ فَسَجَدَ اعْتَزَلَ الشَّيْطَانُ يَبْكِي يَقُولُ يَا وَيْلَهُ أُمِرَ ابْنُ آدَمَ بِالسُّجُودِ فَسَجَدَ فَلَهُ الْجَنَّةُ وَأُمِرْتُ بِالسُّجُودِ فَأَبَيْتُ فَلِيَ النَّارُ ‏"‏ ‏.‏

  10. Hadis no. 1053

    Aliah'ım bu (secde.) ile benim bir günahımı düşür, bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce)…

    Türkçe meal

    (Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Ben (bir gün) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bir adam O'na gelerek: Ben bu gece rüyamda gördüm ki. Ben bir ağacın gövdesine doğru namaz kılıyorum. Secde ayetini okuyup secde ettim. Benim secde etmem nedeni ile ağaç da secde etti. Ağacın (secdede): اللهم أحطط عني بها وزراً، واكتب لي بها أجراً، واجعل لي عندك ذخرا «Aliah'ım bu (secde.) ile benim bir günahımı düşür, bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce) katında azık (sevap) kıl dediğini işittim. İbn-i Abbas (r.a.) demiştir ki: Bundan sonra ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i secde ayetini okuyup secde ederken gördüm ve efendimizi secdede, adamın ağaçtan nakletmiş olduğu sözün aynını okurken işittim.

    Açıklama

    Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Bu hadiste geçen 'VeyI' kelimesi azab, zillet, bela, cehennem deresi gibi manalara gelir. Beddua da kullanılır. Yazıklar olsun, vay haline gibi sözlerle manalandırmak mümkündür. Zamiri şeytana racidir. Hadis, secde ayeti okununca secde edilmesinin faziletine, şeytan'ın zikirden kaçıp uzaklaştığına, iman ve ibadetin Cennete vesile olduğuna, küfür ve isyanın cehenneme sürükleyici olduğuna delalet eder. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Tirmizi, Hakim ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin ri"ayetinde duanın sonunda: «Ve kulun Davud (a.s.)'ın secdesini kabul ettiğin gibi benim secdemi de kabul eyle.» ilavesi vardır.

    Tuhfetü'l-Ahvezi yazarı şu malumatı verir: "Nebi (s.a.v.)'e gelen adamın Ebu Said-i Hudri (r.a.) olduğu, Mirek tarafından açıklanmıştır. Gelen zatın bir melek olduğu kavli hayli uzaktır. (Sindi de beyan edildiğine göre Tıybi, Turbeşti'nin: Bu gelen adam Ebu Said-i Hudri (r.a.)'dir. Zaten bu hadis ondan da rivayet edilmiştir, dediğini nakleder.) Adamın yaptığı secde namazdaki secde olabilir. Kuvvetli olan ihtimal, yapılan secdenin tilavet secdesi ve okunan secde ayetinin 'Sad' suresindeki ayet olmasıdır. (Çünkü Tirmizi'nin rivayetindeki duanın son kısmında Davud (a.s.)'ın secdesinden bahsedilir: Sad suresindeki secde ayetinde de Davud (a.s.)'ın secdesinden bahsedilir." Bu hadiste secde ayetinin okunması halinde secde edilmesinin ve anılan duanın tilavet secdesinde okunmasının meşruluğuna, secdenin sevabın kazanılmasına, günahın bağışlanmasına ve ahiret için Allah katında bir azık olmasının umulduğuna delalet eder.

    Duada geçen 'Zuhr' kelimesini azık olarak terceme ettim. Bundan maksat manevi azık olan sevabtır

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، قَالَ قَالَ لِي ابْنُ جُرَيْجٍ يَا حَسَنُ أَخْبَرَنِي جَدُّكَ، عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ الْبَارِحَةَ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ كَأَنِّي أُصَلِّي إِلَى أَصْلِ شَجَرَةٍ فَقَرَأْتُ السَّجْدَةَ فَسَجَدْتُ فَسَجَدَتِ الشَّجَرَةُ لِسُجُودِي فَسَمِعْتُهَا تَقُولُ اللَّهُمَّ احْطُطْ عَنِّي بِهَا وِزْرًا وَاكْتُبْ لِي بِهَا أَجْرًا وَاجْعَلْهَا لِي عِنْدَكَ ذُخْرًا.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَأَ السَّجْدَةَ فَسَجَدَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ فِي سُجُودِهِ مِثْلَ الَّذِي أَخْبَرَهُ الرَّجُلُ عَنْ قَوْلِ الشَّجَرَةِ.‏

  11. Hadis no. 1054

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), secde ettiği zaman şöyle derdi: اللهم لك سجدت وبك آمنت. ولك أسلمت. أنت…

    Türkçe meal

    Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), secde ettiği zaman şöyle derdi: اللهم لك سجدت وبك آمنت. ولك أسلمت. أنت ربي. سجد وجهي للذي شق سمعه وبصره، تبارك اللَّه أحسن الخالقين

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَمْرٍو الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْفَضْلِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنِ ابْنِ أَبِي رَافِعٍ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا سَجَدَ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَلَكَ أَسْلَمْتُ أَنْتَ رَبِّي سَجَدَ وَجْهِي لِلَّذِي شَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ تَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ ‏"‏ ‏.‏

  12. Hadis no. 1055

    Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (Kur'an tilaveti münasebetiyle) on bir secde etmiştir…

    Türkçe meal

    Ebü'd-Derda' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (Kur'an tilaveti münasebetiyle) on bir secde etmiştir. En-Necm (süresindeki secde) onlardan birisidir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عُمَرَ الدِّمَشْقِيِّ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، قَالَتْ حَدَّثَنِي أَبُو الدَّرْدَاءِ، أَنَّهُ سَجَدَ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِحْدَى عَشْرَةَ سَجْدَةً مِنْهُنَّ النَّجْمُ ‏.‏

  13. Hadis no. 1056

    Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber on bir secde ettim. Onlar içinde el-Mufassal (bölümün) den…

    Türkçe meal

    Ebüd-Derda' (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber on bir secde ettim. Onlar içinde el-Mufassal (bölümün) den hiçbir ayet yoktu. Onlar (ın bulunduğu sureler:) El-A'raf, er-Ra'd, en-Nahl, Beni İsrail (= İsra), Meryem, el-Hac, el-Furkan, en-Nemi, es-Secde, Sad ve Fussilat surelerinin secdeleridir. Not: Bu senedin ravilerinden Osman bin Faid'in zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ فَائِدٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ رَجَاءِ بْنِ حَيْوَةَ، عَنِ الْمَهْدِيِّ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عُيَيْنَةَ بْنِ خَاطِرٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي عَمَّتِي أُمُّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَجَدْتُ مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِحْدَى عَشْرَةَ سَجْدَةً لَيْسَ فِيهَا مِنَ الْمُفَصَّلِ شَىْءٌ الأَعْرَافُ وَالرَّعْدُ وَالنَّحْلُ وَبَنِي إِسْرَائِيلَ وَمَرْيَمُ وَالْحَجُّ وَسَجْدَةُ الْفُرْقَانِ وَسُلَيْمَانُ سُورَةُ النَّمْلِ وَالسَّجْدَةُ وَفِي ص وَسَجْدَةُ الْحَوَامِيمِ ‏.‏

  14. Hadis no. 1057

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), O'na Kur'an-ı Kerim'de bulunan onbeş secde ayetini öğretmiştir…

    Türkçe meal

    Amr bin el-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), O'na Kur'an-ı Kerim'de bulunan onbeş secde ayetini öğretmiştir. Bunlardan üç tanesi Mufassal bölümünde, iki tanesi de Hac suresindedir."

    Diğer tahric: Ebu Davud. Darekutni, Hakim ve Beyhaki de bu hadisi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ سَعِيدٍ الْعُتَقِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُنَيْنٍ، - مِنْ بَنِي عَبْدِ كِلاَلٍ - عَنْ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَقْرَأَهُ خَمْسَ عَشْرَةَ سَجْدَةً فِي الْقُرْآنِ مِنْهَا ثَلاَثٌ فِي الْمُفَصَّلِ وَفِي الْحَجِّ سَجْدَتَيْنِ ‏.‏

  15. Hadis no. 1058

    Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber: اقرأ باسم ربك ve إذا السماء انشقت sureierindeki…

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den: şöyle demiştir: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber: اقرأ باسم ربك ve إذا السماء انشقت sureierindeki secde ayetlerinde secde ettik. (İzessemai şekkat ve İkra’ biismi rabbike = İnşikak ve Alak sureleridir.) Not; Bunun senedindeki İbn-i Mina'nın meçhul olduğunu İbnü'l-Kattan söylemiştir.

    Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tirmizi. Ahmed ve Beyhaki

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَجَدْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ‏{إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ}‏ وَ ‏{اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ}‏

  16. Hadis no. 1060

    Ve aleyke'(s-Selam) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın

    Türkçe meal

    Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: (Bir gün) Bir adam Mescid'e girerek (iki rek'at) namaz kılmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de mescid'in bir tarafında imiş. Adam namaz kıldıktan sonra (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e) gelerek selam vermiş. O, da: «Ve aleyke'(s-Selam) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. Adam dönüp (tekrar) namaz kıldıktan sonra gelerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam vermiş. O, da: «Ve aleyke'(s-Selam) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen hala namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. (Adam tekrar namaz kılıp gelmiş. Selamlaşmadan sonra kıldığı namazın yine olmadığını anlayınca) üçüncü (görüşme)de adam: Şu halde bana öğret Ya Resulallah! demiş. O, da: «Namaz'a kalkacağın zaman abdestini tam al. Sonra kıbleye doğru durup tekbir al. (Namaza böylece başladıktan) sonra Kur'an'dan sana kolay olanı oku. Sonra rüku' edip uzuvların yatışıncaya kadar rüku' halinde kal. Sonra (başını) kaldırıp kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar ayakta dik dur. Sonra secdeye vararak uzuvlar yatışmcaya kadar secdede dur. Sonra başını kaldır ve kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar otur. Sonra (tekbir hariç) bunu namazının bütün rek'atlerinde yap.» buyurmuştur.

    Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Darekutni ve Tahavi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نَاحِيَةٍ مِنَ الْمَسْجِدِ فَجَاءَ فَسَلَّمَ فَقَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فِي الثَّالِثَةَ فَعَلِّمْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ وَكَبِّرْ، ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ، ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَائِمًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ حَتَّى تَسْتَوِيَ قَاعِدًا، ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا"‏ ‏.‏

  17. Hadis no. 1061

    İçlerinde Ebu Katade (r.a.)'in bulunduğu on sahabi'nln bulunduğu bir yerde Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den…

    Türkçe meal

    Muhammed bin Amr bin Ata' (r.a.)'den; şöyle demiştir: İçlerinde Ebu Katade (r.a.)'in bulunduğu on sahabi'nln bulunduğu bir yerde Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den şöyle söylerken işittim : Ebu Humeyd oradaki sahabilere : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışını hepinizden daha iyi bilirim, dedi. Sahabiler O'na : — Neden (sen daha iyi bilirsin)? Sen hepimizden daha çok O'nun izini takip etmiş değilsin. Hepimizden önce Onun sohbetinde bulunmuş da değilsin, dediler. Ebu Humeyd (r.a.) : — Hayır, ben Onun kılışını hepinizden daha iyi bilirim, dedi. Sahabiler, Ona: — Öyle ise anlat (bakalım), dediler. Ebu Humeyd (r.a.) : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza kalktığı zaman tekbir alırdı. (Tekbir alırken) ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırarak biraz öyle durdururdu. Sonra okurdu. Sonra tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra rüku' ederek, avuçlarının içini diz kapaklarının üzerine bırakır, onlara dayanırdı. Başını ne bel hizasından aşağı indirir, ne de yukarı kaldırır, ense ile beli bir hizada tutardı. Sonra: سمع اللَّه لمن حمد [semi’allahu limen hamide] diyerek ellerini omuzları hizasına kadar kaldırırdı. (Omurganın) bütün kemikleri mafsallarında yerleşinceye kadar (ayakta dururdu.) Sonra (secde için) yere inerdi. (Secdede) kollarını yanlarından uzak tutardı. Sonra (secdeden) başını kaldırırdı ve sol ayağını yere yatırarak üstünde otururdu. Secde ettiği zaman her iki ayağının parmaklarını, (uçları kıbleye ve altları yere gelecek şekilde) eğerdi. Sonra (ikinci defa) secde ederdi. Sonra tekbir alarak sol ayağı (nı yere yatırarak) üstünde ve (omurganın) her kemiği yerine dönünceye kadar otururdu. Sonra ayağa kalkardı. Ve ikinci rek'atte bunun mislini yapardı. Sonra ikinci rek'atten (üçüncü rek'ate) kalktığı zaman namaza başlarken yaptığı gibi ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra namazının kalan rek'atlerini böylece kılardı. Nihayet ardından selam verilecek secdeyi yaptıktan sonra sol ayağını geri çekerek (= altından sağ tarafına doğru çıkararak) sol yanı üstünde müteverrik olarak otururdu, dedi. Sahabiler: — Doğru söyledin. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), anlattığın şekilde namaz kılardı, dediler.

    Diğer tahric: Buhari, Tirmizi, Ebu Davud. Ahmed, Tahavi, İbn-i Hibban ve Beyhaki de bu hadisi uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حُمَيْدٍ السَّاعِدِيَّ، فِي عَشْرَةٍ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيهِمْ أَبُو قَتَادَةَ فَقَالَ أَبُو حُمَيْدٍ أَنَا أَعْلَمُكُمْ بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ قَالُوا لِمَ فَوَاللَّهِ مَا كُنْتَ بِأَكْثَرِنَا لَهُ تَبَعَةً وَلاَ أَقْدَمَنَا لَهُ صُحْبَةً ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالُوا فَاعْرِضْ ‏.‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ كَبَّرَ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ وَيَقِرَّ كُلُّ عُضْوٍ مِنْهُ فِي مَوْضِعِهِ ثُمَّ يَقْرَأُ ثُمَّ يُكَبِّرُ وَيَرْفَعُ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ يَرْكَعُ وَيَضَعُ رَاحَتَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ مُعْتَمِدًا لاَ يَصُبُّ رَأْسَهُ وَلاَ يُقْنِعُ مُعْتَدِلاً ثُمَّ يَقُولُ ‏ "‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏ ‏.‏ وَيَرْفَعُ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ حَتَّى يَقِرَّ كُلُّ عَظْمٍ إِلَى مَوْضِعِهِ ثُمَّ يَهْوِي إِلَى الأَرْضِ وَيُجَافِي يَدَيْهِ عَنْ جَنْبَيْهِ ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ وَيَثْنِي رِجْلَهُ الْيُسْرَى فَيَقْعُدُ عَلَيْهَا وَيَفْتَخُ أَصَابِعَ رِجْلَيْهِ إِذَا سَجَدَ ثُمَّ يَسْجُدُ ثُمَّ يُكَبِّرُ وَيَجْلِسُ عَلَى رِجْلِهِ الْيُسْرَى حَتَّى يَرْجِعَ كُلُّ عَظْمٍ مِنْهُ إِلَى مَوْضِعِهِ ثُمَّ يَقُومُ فَيَصْنَعُ فِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى مِثْلَ ذَلِكَ ثُمَّ إِذَا قَامَ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ كَمَا صَنَعَ عِنْدَ افْتِتَاحِ الصَّلاَةِ ثُمَّ يُصَلِّي بَقِيَّةَ صَلاَتِهِ هَكَذَا حَتَّى إِذَا كَانَتِ السَّجْدَةُ الَّتِي يَنْقَضِي فِيهَا التَّسْلِيمُ أَخَّرَ إِحْدَى رِجْلَيْهِ وَجَلَسَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْسَرِ مُتَوَرِّكًا ‏.‏ قَالُوا صَدَقْتَ هَكَذَا كَانَ يُصَلِّي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

  18. Hadis no. 1062

    Ben, Aişe (r.anha)'ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışı nasıl idi? diye sordum. Dedi…

    Türkçe meal

    Amrete (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben, Aişe (r.anha)'ya, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kılışı nasıl idi? diye sordum. Dedi ki : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), abdest almak istediğinde ellerini su kabına koyduğu zaman Allah'ın ismini anardı ve abdestini tam (ve mükemmel) alırdı. Sonra kıbleye doğru ayakta durarak tekbir alır ve ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Sonra rüku ederdi. (Rükuda) ellerini diz kapaklarının üzerine koyar ve kollarını (yanlarından) uzak tutardı. Sonra başını kaldırıp belini doğrulturdu ve ayakta kalışı sizinkinden biraz daha uzun sürerdi. (Secdede) ellerini kıbleye doğru (yere) koyar, gördüğüm kadarıyla olanca gücüyle kollarını (yanlarından) uzaklaştırırdı. Sonra başını kaldırıp (yere döşediği) sol ayağı üzerinde oturur, sağ ayağını da dikerdi. Sol yanı üzerine eğilmek (oturmak) ten kerahet ederdi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَارِثَةَ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، قَالَتْ سَأَلْتُ عَائِشَةَ كَيْفَ كَانَتْ صَلاَةُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا تَوَضَّأَ فَوَضَعَ يَدَيْهِ فِي الإِنَاءِ سَمَّى اللَّهَ وَيُسْبِغُ الْوُضُوءَ ثُمَّ يَقُومُ فَيَسْتَقْبِلُ الْقِبْلَةَ فَيُكَبِّرُ وَيَرْفَعُ يَدَيْهِ حِذَاءَ مَنْكِبَيْهِ ثُمَّ يَرْكَعُ فَيَضَعُ يَدَيْهِ عَلَى رُكْبَتَيْهِ وَيُجَافِي بِعَضُدَيْهِ ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ فَيُقِيمُ صُلْبَهُ وَيَقُومُ قِيَامًا هُوَ أَطْوَلُ مِنْ قِيَامِكُمْ قَلِيلاً ثُمَّ يَسْجُدُ فَيَضَعُ يَدَيْهِ تِجَاهَ الْقِبْلَةِ وَيُجَافِي بِعَضُدَيْهِ مَا اسْتَطَاعَ فِيمَا رَأَيْتُ ثُمَّ يَرْفَعُ رَأْسَهُ فَيَجْلِسُ عَلَى قَدَمِهِ الْيُسْرَى وَيَنْصِبُ الْيُمْنَى وَيَكْرَهُ أَنْ يَسْقُطَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْسَرِ ‏.‏

  19. Hadis no. 1063

    Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diliyle sabit Olduğu üzere (dört rek'atlı) farz namaz yolculukta…

    Türkçe meal

    Ömer (bin el-Hattab) (r.a.)'den; şöyle demiştir: Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diliyle sabit Olduğu üzere (dört rek'atlı) farz namaz yolculukta iki rek'attir, Cum'a farzı iki rek'attir, Bayram namazı iki rek'attir. Bu tamamdır, kasır değildir.

    Diğer tahric: Nesai, Ahmed ve İbn-i Hibban

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عُمَرَ، قَالَ صَلاَةُ السَّفَرِ رَكْعَتَانِ وَالْجُمُعَةُ رَكْعَتَانِ وَالْعِيدُ رَكْعَتَانِ تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

  20. Hadis no. 1064

    Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diliyle sabit olduğu üzere (dört rek'atli) farz namaz yolculukta…

    Türkçe meal

    Ömer (bin el-Hattab) (r.a.)'den: şöyle demiştir: Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in diliyle sabit olduğu üzere (dört rek'atli) farz namaz yolculukta iki rekattır. Cum'a farzı iki rek'attir, iki bayram namazı ikişer rekattır. Bu tamamdır, kasır değildir.

    Diğer tahric: Nesai, Ahmed ve İbn-i Hibban

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، أَنْبَأَنَا يَزِيدُ بْنُ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ زُبَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، عَنْ عُمَرَ، قَالَ صَلاَةُ السَّفَرِ رَكْعَتَانِ وَصَلاَةُ الْجُمُعَةِ رَكْعَتَانِ وَالْفِطْرُ وَالأَضْحَى رَكْعَتَانِ تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏