İçeriğe geç

Sahih-i MüslimBölüm 4

Namaz Kitabı

319 hadis · No. 837–1160

Sayfa 9 / 16Yazı boyutu
  1. Hadis no. 1001

    Namazında pek bağırma! Sesini pek de alçaltma

    Türkçe meal

    Bize Ebu Câ'fer Muhammed b. Sabbâh ile Amru'n-Nâkıd hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. İbni Sabbâh Dediki: Bize Hüseyni rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Bişr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan: «Namazında pek bağırma! Sesini pek de alçaltma.» [ İsra 110 ] Âyeti kerimesi hakkında şu hadîsi haber verdi. Demişki: Bu ayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de gizli bulunduğu sırada indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırırken Kur'ânı yüksek sesle okuyordu. Müşrikler bunu işitince hem Kur'ân'a, hem onu indirene, hem de getirene sövüyorlardı. Bunun üzerine Allah Teâlâ, Peygamberi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e: Namazını aşikar etme ki müşrikler okuduğunu duymasın! Onu ashabın işitmiyecek derecede alçak sesle de yapma! Kur'ân'ı onlara işittir! Yalnız bu derece yüksek okuma, ikisinin arasında, yâni aşikâr ile gizli arası bir yol tut!., buyurdu. İzah 447 de

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَعَمْرٌو النَّاقِدُ جَمِيعًا عَنْ هُشَيْمٍ، - قَالَ ابْنُ الصَّبَّاحِ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، - أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُتَوَارٍ بِمَكَّةَ فَكَانَ إِذَا صَلَّى بِأَصْحَابِهِ رَفَعَ صَوْتَهُ بِالْقُرْآنِ فَإِذَا سَمِعَ ذَلِكَ الْمُشْرِكُونَ سَبُّوا الْقُرْآنَ وَمَنْ أَنْزَلَهُ وَمَنْ جَاءَ بِهِ فَقَالَ اللَّهُ تَعَالَى لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم ‏{‏ وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ‏}‏ فَيَسْمَعَ الْمُشْرِكُونَ قِرَاءَتَكَ ‏{‏ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا‏}‏ عَنْ أَصْحَابِكَ أَسْمِعْهُمُ الْقُرْآنَ وَلاَ تَجْهَرْ ذَلِكَ الْجَهْرَ وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً يَقُولُ بَيْنَ الْجَهْرِ وَالْمُخَافَتَةِ ‏.‏

  2. Hadis no. 1002

    Namazında pek bağırma, sesini pek de gizleme

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Zekeriyya, Hişâm b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe'den, Teâlâ Hazretlerinin: «Namazında pek bağırma, sesini pek de gizleme.» [ İsra 110 ] Âyeti kerîmesi hakkında haber verdi. Âişe: «Bu âyet dua hakkında indirildi.» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا‏}‏ قَالَتْ أُنْزِلَ هَذَا فِي الدُّعَاءِ ‏.‏

  3. Hadis no. 1003

    H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame île Veki' rivayet ettiler. Dediki…

    Türkçe meal

    Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd (yani İbni Zeyd) rivayet etti. Dediki: H. Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Usame île Veki' rivayet ettiler. Dediki: H. Bize Ebu Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Muâviye rivayet etti. Bunların hepsi Hişâm'dan bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، وَوَكِيعٌ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، كُلُّهُمْ عَنْ هِشَامٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏ مِثْلَهُ ‏.‏

  4. Hadis no. 1004

    Ona acele edeyim diye dilini onunla oynatma!

    Türkçe meal

    Bize Kuteybetübnü Saîd ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ve İshâk b. İbrahim hep birden Cerîr'den rivayet ettiler. Ebu Bekir Dediki: Bize Cerîr b. Abdilhamîd, Musa b. Ebî Aişe'den, o da Said b. Cübeyr'den, o da îbni Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin (Onunla dilini oynatma!) Ayeti kerimesi hakkında şu hadisi rivayet etti. İbni Abbas şöyle demiş: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril vahy indirdiği zaman çok defa dilini, dudaklarını oynatırdı. Vahiy kendisine şiddet verirdi. Vahyin gelişi onun bu hâlinden bilinirdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ Hazretleri şu âyetleri indirdi: «Ona acele edeyim diye dilini onunla oynatma!» Yani vahyi acele alayım diye dilini oynatma! Çünkü onu toplamak da, okumak da, ancak Bize aittir. «Yâni hakîkaten onu senin kalbinde toplamak ve dilinde okutmak ancak Bize aittir. Sen onu okuyacaksın» öyle İse biz okuduğumuz vakit sen onun okunuşuna tâbi ol» [ Kıyamet 16 ] İbni Abbâs (Bu âyetleri tefsir sadedinde) şöyle demiş: Onu indirdik, Sen hemen onu dinle! «Onun beyânı ancak Bize aittir.» Yânî senin lisânından beyân etmek Bize âiddir. Bundan sonra artık Cibril ona geldi mi sükut eder, Cibril gittiği vakit vahyi: Allah Teâlâ'nm kendisine vaad buyurduğu şekilde okurdu

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ كُلُّهُمْ عَنْ جَرِيرٍ، - قَالَ أَبُو بَكْرٍ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، - عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ‏}‏ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ جِبْرِيلُ بِالْوَحْىِ كَانَ مِمَّا يُحَرِّكُ بِهِ لِسَانَهُ وَشَفَتَيْهِ فَيَشْتَدُّ عَلَيْهِ فَكَانَ ذَلِكَ يُعْرَفُ مِنْهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ أَخْذَهُ ‏{‏ إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ‏}‏ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ نَجْمَعَهُ فِي صَدْرِكَ ‏.‏ وَقُرْآنَهُ فَتَقْرَأُهُ ‏{‏ فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ قَالَ أَنْزَلْنَاهُ فَاسْتَمِعْ لَهُ ‏{‏ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ‏}‏ أَنْ نُبَيِّنَهُ بِلِسَانِكَ فَكَانَ إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ أَطْرَقَ فَإِذَا ذَهَبَ قَرَأَهُ كَمَا وَعَدَهُ اللَّهُ ‏.‏

  5. Hadis no. 1005

    Onu acele edeyim diye onunla dilini oynatma

    Türkçe meal

    Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne, Musa b. Ebî Âişe'den, o da Said bin Cübeyr'den, o da ibn-i Abbâs'dan Teâlâ Hazretlerinin: «Onu acele edeyim diye onunla dilini oynatma» âyeti kerîmesi hakkında şunu rivayet etti: İbni Abbâs demiş ki: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vahiyden güçlük çeker; dudaklarını kıpırdatırdı.» Râvî diyor ki: «İbni Abbâs: (İşte bak) ben de dudaklarımı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıpırdattığı gibi kıpırdatıyorum.» dedi. Saîd b. Cübeyr dahî: «ibni Abbâs dudaklarını nasıl kıpırdattıysa ben de öyle kıpırdatıyorum.» diyerek dudaklarını kıpırdatmış, (ve rivayetine şöyle devam etmiş): Bunun Üzerine Allah Teâlâ: «Onu acele edeyim diye onunla dilini oynatma) Çünkü onu toplamak da okutmak da ancak Bize âidtir» âyetlerini indirdi. İbni Abbâs bunları şöyle tefsir etti: Kur'ân'ı senin kalbinde toplamak bize aittir. Sonra sen onu okursun. «Onu biz (Cibrîlin dili ile) okuduğumuz vakit sen hemen onun okunuşuna tabî ol.» (İbni Abbâs bunu da şöyle tefsir etti): Sen hemen dinle ve sükut et! Sonra hakîkaten senin onu okuman bize âit bir iştir. İbni Abbâs Dediki; Artık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine Cibril geldiği zaman dinler. Cibril gidince vahyi onun okuttuğu gibi okurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَالِجُ مِنَ التَّنْزِيلِ شِدَّةً كَانَ يُحَرِّكُ شَفَتَيْهِ - فَقَالَ لِيَ ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَا أُحَرِّكُهُمَا كَمَا كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَرِّكُهُمَا ‏.‏ فَقَالَ سَعِيدٌ أَنَا أُحَرِّكُهُمَا كَمَا كَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يُحَرِّكُهُمَا ‏.‏ فَحَرَّكَ شَفَتَيْهِ - فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏ لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ‏}‏ قَالَ جَمْعَهُ فِي صَدْرِكَ ثُمَّ تَقْرَأُهُ ‏{‏ فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ قَالَ فَاسْتَمِعْ وَأَنْصِتْ ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ تَقْرَأَهُ قَالَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ اسْتَمَعَ فَإِذَا انْطَلَقَ جِبْرِيلُ قَرَأَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَمَا أَقْرَأَهُ ‏.‏

  6. Hadis no. 1006

    Semâdan haber almakdan menedildik. Üzerimize gök taşları gönderildi

    Türkçe meal

    Bize Şeybân b. Ferruh rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avane, Ebu Bişr'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ne cinlere Kur'ân okudu, ne de onları gördü, (yalnız şu oldu): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabından bir cemaatla birlikte Ukâz panayırına gitmeyi kasdederek yola çıktılar. O tarihte şeytanlara semadan haber almak men edilmiş; Üzerlerine gök taşları atılmış, bunun Üzerine şeytanlar kavimlerinin yanına dönmüşler. Kavimleri onlara: «Size ne oldu» demişler. Şeytanlar: «Semâdan haber almakdan menedildik. Üzerimize gök taşları gönderildi.» diye cevap vermişler. Kavimleri: «Bu mutlaka yeni zuhur etmiş bir şeyden dolayı olacak. Siz hemen yeryüzünün şarkını, garbını dolaşın da bakın. Semâdan haber almanıza mâni olan bu şey nedir?» demişler. Şeytanlar da yerin şarkını, garbını dolaşmaya gitmişler, Tihâme taraflarını tutan takım Ukas panayırına gitmekte olan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nahle denilen yerde ashabına sabah namazını kıldırırken onun yanına uğramışlar. Cinler Kur'ân'ı işitince onu dinlemişler, ve (Birbirlerine) Semâdan haber almamıza mâni olan işte budur, demişler. Müteakiben kavimlerine dönerek: «Ey kavmimiz! Biz doğru yolu gösteren şaşılacak bir kırâet dinledik. Ve ona îman ettik, bundan sonra Rabbimize asla hiçbir şeyi şerik koşmayacağız.» demişler. Bunun üzerine Allah (azze ve celle) Nebii Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e [ Cin 1 ] «Deki! Bana cinlerden bir takımının (okuduğum Kur'an'ı) dinledikleri vahy olundu.» âyeti kerîmesini indirdi.

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَا قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْجِنِّ وَمَا رَآهُمُ انْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَائِفَةٍ مِنْ أَصْحَابِهِ عَامِدِينَ إِلَى سُوقِ عُكَاظٍ وَقَدْ حِيلَ بَيْنَ الشَّيَاطِينِ وَبَيْنَ خَبَرِ السَّمَاءِ وَأُرْسِلَتْ عَلَيْهِمُ الشُّهُبُ فَرَجَعَتِ الشَّيَاطِينُ إِلَى قَوْمِهِمْ فَقَالُوا مَا لَكُمْ قَالُوا حِيلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ خَبَرِ السَّمَاءِ وَأُرْسِلَتْ عَلَيْنَا الشُّهُبُ ‏.‏ قَالُوا مَا ذَاكَ إِلاَّ مِنْ شَىْءٍ حَدَثَ فَاضْرِبُوا مَشَارِقَ الأَرْضِ وَمَغَارِبَهَا فَانْظُرُوا مَا هَذَا الَّذِي حَالَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ خَبَرِ السَّمَاءِ ‏.‏ فَانْطَلَقُوا يَضْرِبُونَ مَشَارِقَ الأَرْضِ وَمَغَارِبَهَا فَمَرَّ النَّفَرُ الَّذِينَ أَخَذُوا نَحْوَ تِهَامَةَ - وَهُوَ بِنَخْلٍ - عَامِدِينَ إِلَى سُوقِ عُكَاظٍ وَهُوَ يُصَلِّي بِأَصْحَابِهِ صَلاَةَ الْفَجْرِ فَلَمَّا سَمِعُوا الْقُرْآنَ اسْتَمَعُوا لَهُ وَقَالُوا هَذَا الَّذِي حَالَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ خَبَرِ السَّمَاءِ ‏.‏ فَرَجَعُوا إِلَى قَوْمِهِمْ فَقَالُوا يَا قَوْمَنَا ‏{‏ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا * يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا‏}‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى نَبِيِّهِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم ‏{‏ قُلْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ‏}‏ ‏.‏

  7. Hadis no. 1007

    Bana cinlerin dâvetçisi geldi. Onunla gittimde cinlere Kur'ân okudum

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdül'alâ, Dâvud'dan, o da Âmir'den naklen rivayet etti. Âmir şöyle demiş: Alkame'ye sordum: ibn-i Mes'ud, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim. Alkame: — ibn-i Mes'ud'a ben sordum ve: Sizden biriniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte cin gecesinde bulundu mu? dedim, ibn-i Mes'ud: — Hayır, lâkin bir gece biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte bulunduk. Bir ara onu kaybettik, ve kendisini vadilerde, dag yollarında aradık; acaba (Cinler tarafından) uçuruldu mu, yoksa gizlice Öldürüldü mü? dedik. Ve böylece bîr kavmin geceleyebileceği en kötü geceyi geçirdik. Sabahlayınca bir de baktık Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hirâ tarafından çıka geldi. — Yâ Resulullah! Seni kaybettik, aradık fakat bulamadık. Bu yüzden bir kavmin geceleyeceği en kötü geceyi geçirdik» dedik. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bana cinlerin dâvetçisi geldi. Onunla gittimde cinlere Kur'ân okudum.» buyurdular. Ve bizi götürerek cinlerin izlerini, ateşlerinin eserlerini bize gösterdi. Cinler kendilerine azıklarını sormuşlar, o da: «Elinize geçen, üzerine besmele çekilmiş her kemik olabildiği kadar bol etli olarak sizindir. Her deve tezeği de hayvanlarınıza yemdir.» buyurmuşlar. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Bize dönerek): «Binaenaleyh siz bunlarla taharetlenmeyin! Çünkü onlar din kardeşlerinizin yiyeceğidir.» buyurdu

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَلْقَمَةَ هَلْ كَانَ ابْنُ مَسْعُودٍ شَهِدَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ الْجِنِّ قَالَ فَقَالَ عَلْقَمَةُ أَنَا سَأَلْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ فَقُلْتُ هَلْ شَهِدَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ الْجِنِّ قَالَ لاَ وَلَكِنَّا كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ لَيْلَةٍ فَفَقَدْنَاهُ فَالْتَمَسْنَاهُ فِي الأَوْدِيَةِ وَالشِّعَابِ فَقُلْنَا اسْتُطِيرَ أَوِ اغْتِيلَ - قَالَ - فَبِتْنَا بِشَرِّ لَيْلَةٍ بَاتَ بِهَا قَوْمٌ فَلَمَّا أَصْبَحْنَا إِذَا هُوَ جَاءٍ مِنْ قِبَلِ حِرَاءٍ - قَالَ - فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَدْنَاكَ فَطَلَبْنَاكَ فَلَمْ نَجِدْكَ فَبِتْنَا بِشَرِّ لَيْلَةٍ بَاتَ بِهَا قَوْمٌ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَتَانِي دَاعِي الْجِنِّ فَذَهَبْتُ مَعَهُ فَقَرَأْتُ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَانْطَلَقَ بِنَا فَأَرَانَا آثَارَهُمْ وَآثَارَ نِيرَانِهِمْ وَسَأَلُوهُ الزَّادَ فَقَالَ ‏"‏ لَكُمْ كُلُّ عَظْمٍ ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ يَقَعُ فِي أَيْدِيكُمْ أَوْفَرَ مَا يَكُونُ لَحْمًا وَكُلُّ بَعَرَةٍ عَلَفٌ لِدَوَابِّكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَلاَ تَسْتَنْجُوا بِهِمَا فَإِنَّهُمَا طَعَامُ إِخْوَانِكُمْ ‏"‏ ‏.‏

  8. Hadis no. 1009

    Ateşlerinin eserlerini

    Türkçe meal

    Bize bu hadîsi Ebu Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdrîs, Dâvud'dan, o da Şâ'bî'den, o da Alkame'den, oda Abdullah'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den naklen; «Ateşlerinin eserlerini» sözüne kadar rivayet etti. Sonrasını zikretmedi

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ دَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَوْلِهِ وَآثَارَ نِيرَانِهِمْ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ مَا بَعْدَهُ ‏.‏

  9. Hadis no. 1010

    Ben cin gecesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte değildim. Ama onunla olmayı isterdim

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Abdillâh, Hâlid'den, o da Ebu Ma'şer'den, o da İbrahim'den, o da Alkame'den, o da Abdullah'dan naklen haber verdi. Abdullah: «Ben cin gecesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte değildim. Ama onunla olmayı isterdim» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي مَعْشَرٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمْ أَكُنْ لَيْلَةَ الْجِنِّ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَوَدِدْتُ أَنِّي كُنْتُ مَعَهُ ‏.‏

  10. Hadis no. 1011

    Mesruk'a sordum: Kur'ân'ı dinledikleri gece cinlerin geldiğini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kim…

    Türkçe meal

    Bize Saîd b. Muhammed el-Cermî ve UbeydullaJı b. Saîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Usame, Mis'ar'dan, o da Ma'n'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Babamı şunu söylerken işittim: «Mesruk'a sordum: Kur'ân'ı dinledikleri gece cinlerin geldiğini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kim bildirdi?» dedim. — Bana babam, yâni İbni Mes'ud söyledi ki: Onların gelişini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir ağaç bildirmiş» dedi

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجَرْمِيُّ، وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ مَعْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، سَأَلْتُ مَسْرُوقًا مَنْ آذَنَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِنِّ لَيْلَةَ اسْتَمَعُوا الْقُرْآنَ فَقَالَ حَدَّثَنِي أَبُوكَ - يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ - أَنَّهُ آذَنَتْهُ بِهِمْ شَجَرَةٌ ‏.‏

  11. Hadis no. 1012

    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırır; öğle ile ikindinin ilk iki rek'âtlarında…

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. El-Müsennâ el-Anezî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Adiy, Haccâc (yâni Savvâf dan), o da Yahya'dan -ki bu zât Ebu Kesîr'dir- O da Abdullah b. Ebî Katâde ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Katâde'den naklen rivayet etti. Ebu Katâde şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırır; öğle ile ikindinin ilk iki rek'âtlarında Fatiha-i Kitap ile iki sure okurdu. Bazen âyeti bize işittirirdi. Öğle namazının ilk rek'âtını uzatır, ikinciyi kısa keserdi. Sabah namazında da öyle yapardı

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى الْعَنَزِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ الْحَجَّاجِ، - يَعْنِي الصَّوَّافَ - عَنْ يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي كَثِيرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي بِنَا فَيَقْرَأُ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَتَيْنِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا وَكَانَ يُطَوِّلُ الرَّكْعَةَ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ وَيُقَصِّرُ الثَّانِيَةَ وَكَذَلِكَ فِي الصُّبْحِ ‏.‏

  12. Hadis no. 1013

    Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm ile Ebân b. Yezîd, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da…

    Türkçe meal

    Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Harun rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmâm ile Ebân b. Yezîd, Yahya b. Ebî Kesîr'den, o da Abdullah b. Ebî Katâde'den, o da babasından naklen haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle ile ikindi namazlarının ilk iki rek'âtlarında Fâtiha-i Kitap ile bir sure okurdu. Bazen de âyeti bize işittirirdi. Son iki rek'atlarda ise; yalnız Fâtiha-i Kitabı okurdu, demiştir

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا هَمَّامٌ، وَأَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا وَيَقْرَأُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏

  13. Hadis no. 1014

    Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarındaki kıyamını tahmin ederdik. Öğle…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya ile Ebu Bekir b. Ebî Şeybe hep birden Hüseyin'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Hüseyin, Mansur'dan, o da Velîd b. Müslim'den, o da Ebu's-Siddık'dan, o da Ebu Said-i Hudrî'den naklen haber verdi. Ebu Saîd şöyle demiş: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarındaki kıyamını tahmin ederdik. Öğle namazının ilk iki rek'âtındaki kıyamını elif lâm mim tenzil (yâni secde suresi) kadar; son rek'âtlardaki kıyamını da bunun yarısı kadar tahmin ettik. İkindinin ilk iki rek'âtmdaki kıyamını öğlenin son rek'âtlarındaki kıyamı kadar; yine ikindinin son rek'âtlanndaki kıyamını da bunun yansı kadar tahmin ettik

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ جَمِيعًا عَنْ هُشَيْمٍ، - قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، - عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا نَحْزِرُ قِيَامَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ فَحَزَرْنَا قِيَامَهُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ قَدْرَ قِرَاءَةِ الم تَنْزِيلُ السَّجْدَةِ وَحَزَرْنَا قِيَامَهُ فِي الأُخْرَيَيْنِ قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَحَزَرْنَا قِيَامَهُ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنَ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ قِيَامِهِ فِي الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَفِي الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الْعَصْرِ عَلَى النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ ‏.‏ وَلَمْ يَذْكُرْ أَبُو بَكْرٍ فِي رِوَايَتِهِ الم تَنْزِيلُ وَقَالَ قَدْرَ ثَلاَثِينَ آيَةً ‏.‏

  14. Hadis no. 1015

    ……… Ebu Bekir kendi rivayetinde «Elif lâm mim tenzil» i zikretmedi de «Otuz âyet kadar» dedi. İzah 454 te

    Türkçe meal

    ……… Ebu Bekir kendi rivayetinde «Elif lâm mim tenzil» i zikretmedi de «Otuz âyet kadar» dedi. İzah 454 te

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْوَلِيدِ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الظُّهْرِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ قَدْرَ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الأُخْرَيَيْنِ قَدْرَ خَمْسَ عَشَرَةَ آيَةً أَوْ قَالَ نِصْفَ ذَلِكَ وَفِي الْعَصْرِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ قَدْرَ قِرَاءَةِ خَمْسَ عَشْرَةَ آيَةً وَفِي الأُخْرَيَيْنِ قَدْرَ نِصْفِ ذَلِكَ ‏.‏

  15. Hadis no. 1016

    Ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum, ondan hiçbir şey eksiltmiyorum…

    Türkçe meal

    Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym Abdülmelik b. Umeyr'den, o da Câbir b. Semura'dan naklen haber verdi ki, Kufeliler Sa'd'ı Ömerü'bnü'l-Hattâb'a şikâyet ederek namazından söz etmişler. Ömer de ona haber göndermiş. Sâ'd gelmiş, Ömer ona Kufelilerin namaz meselesinden dolayı kendisini ta'yîb ettiklerini söylemiş, Sâ'd: «Ben onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını kıldırıyorum, ondan hiçbir şey eksiltmiyorum, ilk iki rek'âti onlara, uzunca tutuyorum; son iki rek'âtta ise kısa kesiyorum.» demiş. Bunun üzerine Ömer: «Senden zâten bu beklenir. Yâ Ebâ İshâk!» demiş

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، أَنَّ أَهْلَ الْكُوفَةِ، شَكَوْا سَعْدًا إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَذَكَرُوا مِنْ صَلاَتِهِ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ عُمَرُ فَقَدِمَ عَلَيْهِ فَذَكَرَ لَهُ مَا عَابُوهُ بِهِ مِنْ أَمْرِ الصَّلاَةِ فَقَالَ إِنِّي لأُصَلِّي بِهِمْ صَلاَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا أَخْرِمُ عَنْهَا إِنِّي لأَرْكُدُ بِهِمْ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ ‏.‏ فَقَالَ ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ أَبَا إِسْحَاقَ ‏.‏

  16. Hadis no. 1017

    Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile İshak b. İbrahim, Cerîr'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den bu isnatla rivayet etti

    Türkçe meal

    Bize Kuteybetü'bnü Saîd ile İshak b. İbrahim, Cerîr'den, o da Abdülmelik b. Umeyr'den bu isnatla rivayet etti

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ ‏.‏

  17. Hadis no. 1018

    Küfeliler seni namaza varıncaya kadar her şeyde şikâyet ettiler

    Türkçe meal

    Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Âbdurratıman b. Mehdi rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Ebu Avn'dan.rivayet etti. Demişki: Ben Câbir b. Semura'dan dinledim. Şöyle dedi: Ömer Sa'd'a: «Küfeliler seni namaza varıncaya kadar her şeyde şikâyet ettiler» demiş. Sa'd şu mukabelede bulunmuş: «Bana gelince; Ben namazın ilk iki rek'âtında kıraati uzun tutuyor; son rek'âtlarda kısa kesiyorum. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in namazına uyarak kıldığım namazımda bir kusur işlemiyorum.» Bunun üzerine Ömer: «Zâten senden bu beklenir» yahut «Senin hakkında zannım zâten budur!» demiş

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عَوْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، قَالَ عُمَرُ لِسَعْدٍ قَدْ شَكَوْكَ فِي كُلِّ شَىْءٍ حَتَّى فِي الصَّلاَةِ ‏.‏ قَالَ أَمَّا أَنَا فَأَمُدُّ فِي الأُولَيَيْنِ وَأَحْذِفُ فِي الأُخْرَيَيْنِ وَمَا آلُو مَا اقْتَدَيْتُ بِهِ مِنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ ذَاكَ الظَّنُّ بِكَ ‏.‏ أَوْ ذَاكَ ظَنِّي بِكَ ‏.‏

  18. Hadis no. 1019

    Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?

    Türkçe meal

    Bize Ebu Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Bişr Mis'ardan, o da Abdülmelik ile Ebu Avn'dan, onlar da Câbir b. Semura'dan yukarkilerin hadîsi mânâsında rivayette bulundu. O şunu da ziyade etti: Sa'd: «Bana namazı Bedeviler mi öğretecek?» demiş. İzah 454 te

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ بِشْرٍ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، وَأَبِي، عَوْنٍ عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، بِمَعْنَى حَدِيثِهِمْ وَزَادَ فَقَالَ تُعَلِّمُنِي الأَعْرَابُ بِالصَّلاَةِ

  19. Hadis no. 1020

    Vallahi öğle namazı kılınırdı da bir kimse Bakî'e gider kazayı hacet eder, sonra abdest alır, gelir…

    Türkçe meal

    Bize Dâvud b. Rüşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Velîd (yânî İbni Müslim) Saîd'den - ki îbni Abdülazîzdir - Atiyetü'bnü Kays'dan, o da Kaz'a'dan, o da Ebu Saîd-i Hudrî'den naklen rivayet etti. Ebu Saîd şöyle demiş: «Vallahi öğle namazı kılınırdı da bir kimse Bakî'e gider kazayı hacet eder, sonra abdest alır, gelir; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ilk rek'âtı uzattığından hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.»

    Arapça metin

    حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ مُسْلِمٍ - عَنْ سَعِيدٍ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ - عَنْ عَطِيَّةَ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ قَزْعَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ لَقَدْ كَانَتْ صَلاَةُ الظُّهْرِ تُقَامُ فَيَذْهَبُ الذَّاهِبُ إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ ثُمَّ يَتَوَضَّأُ ثُمَّ يَأْتِي وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِمَّا يُطَوِّلُهَا ‏.‏

  20. Hadis no. 1021

    Ben sana bunların sorduklarını sormıyacağım, sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını…

    Türkçe meal

    Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman b. Mehdi, Muâviye b. Sâlih'den, o da Rabîa'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Bana Kaz'a rivâyel etti. Dediki: Ebu Saîd'i Hudrî'ye geldim. Yanında kalabalık insanlar vardı. Cemâat dağılınca; (kendisine) : «Ben sana bunların sorduklarını sormıyacağım, sana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını soruyorum.» dedim. Ebu Saîd: «Bunda senin için hiçbir hayır yoktur.» dedi. Ebu Saîd bu sözü ona bir defa daha tekrarladıktan sonra: «Öğle namazı kılınırdı da bizden birimiz Baki'a giderek kazayı hacet eder, sonra evine gelerek abdest alır ve mescide dönerdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hâlâ ilk rek'âtta bulunurdu.» demiş.

    Arapça metin

    وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ رَبِيعَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي قَزْعَةُ، قَالَ أَتَيْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ وَهُوَ مَكْثُورٌ عَلَيْهِ فَلَمَّا تَفَرَّقَ النَّاسُ عَنْهُ قُلْتُ إِنِّي لاَ أَسْأَلُكَ عَمَّا يَسْأَلُكَ هَؤُلاَءِ عَنْهُ - قُلْتُ - أَسْأَلُكَ عَنْ صَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ مَا لَكَ فِي ذَاكَ مِنْ خَيْرٍ ‏.‏ فَأَعَادَهَا عَلَيْهِ فَقَالَ كَانَتْ صَلاَةُ الظُّهْرِ تُقَامُ فَيَنْطَلِقُ أَحَدُنَا إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ ثُمَّ يَأْتِي أَهْلَهُ فَيَتَوَضَّأُ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى الْمَسْجِدِ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى ‏.‏