Bölümler
97- 01Vahyin Başlamasının Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Vahy (1-7)
- 02İman KitabıKitâbu’l-İmân (8-58)
- 03İlim KitabıKitâbu'l-İlm (59-134)
- 04Namaz Abdesti KitabıKitâbu'l-Vudû (135-247)
- 05Boy Abdesti (Gusül) KitabıKitâbu'l-Gusl (248-293)
- 06Hayız KitabıKitâbu'l-Hayz (294-333)
- 07Teyemmüm KitabıKitâbu'l-Teyemmum (334-348)
- 08Namaz KitabıKitâbu's-Salât (349-520)
- 09Namaz Vakitleri KitabıKitâbu Mevâkîti's-Salât (522-602)
- 10Ezan KitabıKitâbu'l-Ezân (603-875)
- 11Cuma Namazı KitabıKitâbu'l-Cumua (876-941)
- 12Korku Namazı KitabıKitâbu Salâti'l-Havf (942-947)
- 13İki Bayram Namazı KitabıKitâbu'l-Îdeyn (948-989)
- 14Vitir Namazı KitabıKitâbu'l-Vitr (990-1004)
- 15Yağmur İsteme (İstiskâ) Namazı KitabıKitâbu'l-İstiskâ (1005-1039)
- 16Güneş ve Ay Tutulması (Küsûf) KitabıKitâbu'l-Küsûf (1040-1066)
- 17Kur'an'daki Secde Ayetleri KitabıKitâbu Sücûdi'l-Kur'ân (1067-1079)
- 18Namazı Kısaltma KitabıKitâbu Taksîri’s-Salât (1080-1119)
- 19Teheccüd Namazı KitabıKitâbu't-Teheccüd (1120-1187)
- 20Mekke ve Medine Mescidi'nde Namaz Kılmanın Fazileti KitabıKitâbu Fazli's-Salâti Fî Mescidi Mekke ve'l-Medîne (1188-1197)
- 21Namazda İş Yapma KitabıKitâbu’l-Amel Fi's-Salât (1198-1223)
- 22Namazda Yanılma KitabıKitâbu's-Sehv (1224-1236)
- 23Cenazeler KitabıKitâbu' l-Cenâiz (1237-1394)
- 24Zekât KitabıKitâbu'z-Zekât (1395-1512)
- 25Hac KitabıKitâbu’l Hac (1513-1772)
- 26Umre KitabıKitâbu'l-Umra (1773-1805)
- 27Hac veya Umre'den Alıkonulma ve İhramda İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu'l-Muhsar (1806-1820)
- 28İhramlı İken Avlanma Cezası KitabıKitâbu Cezâu’s-Sayd (1821-1866)
- 29Medine'nin Faziletleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Medîne (1867-1890)
- 30Oruç KitabıKitâbu’s-Savm (1891-2007)
- 31Teravih Namazı KitabıKitâbu Salâti't-Terâvîh (2008-2013)
- 32Kadir Gecesi'nin Fazileti KitabıKitâbu Fezâili Leyleti’l-Kadr (2014-2024)
- 33İtikat KitabıKitâbu'l-İ'tikâf (2025-2046)
- 34Alışveriş KitabıKitâbu’l-Buyû (2047-2238)
- 35Selem KitabıKitâbu's-Selem (2239-2256)
- 36Şuta (Öncelikli Alım Hakkı) KitabıKitâbu'ş-Şu'fa (2257-2259)
- 37Îcâr (Kiralama) KitabıKitâbu’l-İcâra (2260-2286)
- 38Havâle KitabıKitâbu'l-Havâlât (2287-2289)
- 39Kefil Olma KitabıKitâbu'l-Kefâle (2290-2298)
- 40Vekil Olma KitabıKitâbu'l-Vekâle (2299-2319)
- 41Ziraat Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Hars ve’l-Muzâraa' (2320-2350)
- 42Bağ-Bahçe Sulama Ortakçılığı KitabıKitâbu'l-Musâkâ (2351-2383)
- 43Ödünç Para İsteme (Kredi), Borç Ödeme, Kısıtlama, İflas KitabıKitâbun Fi’l-İstikrâz (2385-2409)
- 44Anlaşmazlıklar KitabıKitâbun Fi'l-Husûmât (2410-2425)
- 45Buluntu ve Kayıp KitabıKitâbun Fi’l-Lukata (2426-2439)
- 46Haksızlıklar KitabıKitâbu'l-Mezâlim ve'l-Gasb (2440-2482)
- 47Ortaklık (Şirket) KitabıKitâbu'ş-Şerike (2483-2507)
- 48Rehin Alma (İpotek) KitabıKitâbu'r-Rehn (2508-2515)
- 49Köle Azat Etme KitabıKitâbu'l-Itk (2517-2559)
- 50Köle ile Azatlık SözleşmesiKitâbu’l-Mukâtebe (2560-2565)
- 51Hibe (Bağışlama) ve Hibe'nin Fazileti KitabıKitâbu'l-Hibe (2566-2636)
- 52Şahitlik KitabıKitâbu’ş-Şehâdât (2637-2689)
- 53Anlaşmazlıkların Giderilmesi (Sulh) KitabıKitâbu's-Sulh (2690-2710)
- 54Şart Koşmalar KitabıKitâbu'ş-Şurût (2712-2737)
- 55Vasiyetler KitabıKitâbu'l-Vasâyâ (2738-2781)
- 56Cihad ve Siyer KitabıKitâbu'l-Cihâd ve's-Siyer (2782-3090)
- 57Humus KitabıKîtâbu Farzi'l-Humus (3091-3155)
- 58Cizye KitabıKitâbu'l-Cizye (3157-3189)
- 59Yaratmaya Başlamanın Anlatıldığı BölümKitâbu Bedi'l-Halk (3190-3325)
- 60Peygamberler KitabıKitâbu Ehâdîsi'l-Enbiyâ (3326-3488)
- 61Menkıbeler KitabıKitâbu'l-Menâkıb (3489-3648)
- 62Sahabenin Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili Ashâbi'n-Nebî (3649-3775)
- 63Ensarın Menkıbeleri KitabıKitâbu Menâkıbi'l-Ensâr (3776-3948)
- 64Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Gazveleri KitabıKitâbu'l-Meğâzî (3949-4473)
- 65Tefsir KitabıKitâbu Tefsîri'l-Kur'ân (4474-4977)
- 66Kur'an'ın Üstünlükleri KitabıKitâbu Fezâili'l-Kur'ân (4979-5062)
- 67Nikâh KitabıKitâbu'n-Nikâh (5063-5250)
- 68Boşanma KitabıKitâbu’t-Talâk (5251-5350)
- 69Aile İçin Harcamalar (Nafakalar) KitabıKitâbu'n-Nafakât (5351-5372)
- 70Yemek Yeme KitabıKitâbu’l-Et'ime (5373-5466)
- 71Akika KitabıKitâbu’l-Akîka (5467-5474)
- 72Avlanma ve Hayvan Kesimleri KitabıKitâbu’z-Zebâih ve's-Sayd (5475-5544)
- 73Kurban KitabıKitâbu' l-Edâhî (5545-5574)
- 74İçecekler KitabıKitâbu'l-Eşribe (5575-5639)
- 75Hastalıklar KitabıKitâbu'l-Merdâ (5640-5677)
- 76Tıp KitabıKitâbu't-Tıb (5678-5782)
- 77Giyim-Kuşam KitabıKitâbu’l-Libâs (5783-5969)
- 78Âdâb KitabıKitâbu'l-Edeb (5970-6226)
- 79İzin İsteme KitabıKitâbu'l-İsti'zân (6227-6303)
- 80Dua KitabıKitâbu'd-Deavât (6304-6411)
- 81Kalbi İncelten Öğütler KitabıKitâbu'r-Rikâk (6412-6593)
- 82Kader KitabıKitâbu'l-Kader (6594-6620)
- 83Yemin ve Adak KitabıKitâbu’l-Eymân ve'n-Nüzûr (6621-6707)
- 84Yemin Keffâreti KitabıKitâbu Keffârâti'l-Eymân (6708-6722)
- 85Ferâiz (Miras Hukuku) KitabıKitâbu'l-Ferâiz (6723-6771)
- 86Had Cezaları KitabıKitâbu'l-Hudûd (6772-6860)
- 87Diyet KitabıKitâbu'd-Diyât (6861-6917)
- 88Dinden Dönenler ve Hakka Karşı İnat Edenlerden Tevbe Etmelerini İsteme ve Bunlarla Savaşma KitabıKitâbu’l-İstitâbeti'l-Murteddîn (6918-6939)
- 89İnsanın İstemediği Şeye Zorlanması KitabıKitâbu’l-İkrâh (6940-6952)
- 90Hileler (Hukukî Çâreler) KitabıKitâbu’l-Hıyel (6953-6981)
- 91Rüya Yorumu KitabıKitâbu't-Ta'bîr (6982-7047)
- 92Fitneler KitabıKitâbu'l-Fiten (7048-7136)
- 93Ahkâm KitabıKitâbu'l-Ahkâm (7137-7225)
- 94Temenni KitabıKitâbu't-Temennî (7226-7245)
- 95Vâhidlerin - Tek Kişilerin Haberleri KitabıKitâbu Ahbari'l-Ahadi (7246-7267)
- 96Kitap ve Sünnete Bağlanma KitabıKitâbu'l-İ'tisâm (7268-7370)
- 97Tevhid KitabıKitâbu't-Tevhîd (7371-7563)
Tüm hadisler
318 / 376- 6389Rabbimiz bize dünyada ve ahirette güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koruEnes İbn Malik'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en fazla yaptığı dua şudur: Rabbena atina fi'd-dünya haseneten ve fi'l-Ahireti haseneten ve kina azabennar = "Rabbimiz bize dünyada ve ahirette güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru". Fethu'l-Bârî Açıklaması Kadi İyad bu hadisle ilgili şu açıklamaya yer verir: Nebi s.a.v.'in bu ayeti dua niyetiyle çokça okuması onun dünya ve ahiretle ilgili yapılacak duaların anlamlarını kapsaması sebebiyledir. Bu duada talep edilen iyilik nimet demektir. Nebi s.a.v. dünya ve ahiret nimetlerini ve cehennem azabından korunmayı niyaz etmiştir. Biz de Allah'tan aynı şeyi niyaz ediyoruz. Selef alimlerinin bu dua metninde geçen "hasene" kelimesiyle ilgili pek çok yorumu vardır. İbn Ebi Hatim'in sahih bir senetle naklettiğine göre Hasan el-Basri "hasene" kelimesini ilim ve dünyada yapılan ibadet diye yorumlamıştır. Muhammed İbn Ka'b el-Kurazi'ye göre ise salih zevce de hasene cinsindendir. Yezid İbn Malik'den de benzer bir yorum naklediimiştir. İbnü'l-Münzir'in naklettiğine göre Süfyan es-Sesvri dünyadaki haseneyi temiz rızık ve ilim; ahiretteki haseneyi ise cennet diye yorumlamıştır. Atiyye ise dünyada ilim ve onunla amel, ahirette ise hesabın kolaylaştırılıp cennete dahil edilmek anlamını vermiştir. İbn Kesir ise dünyadaki hasenenin sıhhat, geniş ev, saliha kadın, iyi çocuk, bol rızık, faydalı ilim, iyi amel, uysal binek ve hoş seda (öldükten sonra iyi anılış) gibi alimlerin hasene kabul ettikleri dünyada istenilen her türlü şeyi kapsadığını ifade etmiştir. Ona göre ahiretteki hasenenin en üstünü cennete girmektir. Ayrıca Arasat'taki büyük korkudan emin olmak ve hesabın kolaylaştırılması gibi uhrevi nimetler de bu cümledendir. Cehennem azabından korunmaya gelince burada kastedilen haramlardan kaçınıp şüpheli şeyleri terk etmek gibi azaptan koruyacak şeyler konusunda yapılan ilahi yardımdır
- 6390Allahım! Cimrilikten, korkaklıktan, ömrün en rezil halinden, dünya fitnesinden ve cehennem azabından sana…Said İbn Ebi Vakkas'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabılere şu duayı yazı öğretir gibi öğretmiştir. "Allahım! Cimrilikten, korkaklıktan, ömrün en rezil halinden, dünya fitnesinden ve cehennem azabından sana sığınırım
- 6391Hissettin mi? Allah bana sorduğun sorunun cevabını verdiAişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sihir yapıldığı zaman yapmadığı bazı şeyleri yapmış zannediyordu. Bunun üzerine Rabbine dua etti. Sonra aralarında şu konuşma geçti. - "Hissettin mi? Allah bana sorduğun sorunun cevabını verdi". - "Ey Allah'ın resulü! Ne sormuştum?" - "Bana iki adam geldi. Biri baş tarafıma diğeri ayak tarafıma oturdu. Aralarında şöyle konuştular. - "Bu kişinin hastalığı nedir?" - "Sihir yapılmış". - "Sihiri kim yapmış?" - "Lebid İbn Asam" - "Sihir neyle yapılmış?" - "Tarak, saç saka! artığı ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı ile" - "Nerede yapılmış" - "Zervan'da". Zervan, Beni Züreyde'de bir kuyudur. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kuyuya gitti. Döndüğünde "Vallahi! kuyunun suyu kıpkırmızı idi ve oradaki hurma ağaçları şeytanların başları gibiydi" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönünce Hz. Aişe'ye kuyunun nasılolduğunu anlattı. Hz. Aişe sihiri oradan çıkarıp çıkarmadığını sorduğunda ise şöyle buyurdu: "Allah bana şifa verdi. Onu çıkarıp insanların arasında bir şerh yaymak istemedim
- 6392Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören, düşmanları mağlup eden Allahım!İbn Ebi Evfa'dan aktarıldığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanlarına şöyle beddua etmiştir: "Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören, düşmanları mağlup eden Allahım! Bu düşmanları mahvet ve onları sarsıntıya uğrattı
- 6393Allahım! Velid İbn Velid'i, Seleme İbn Hişam'ı, zulme uğramış mu'minleri kurtarEbu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem akşam namazının son rekatında rükudan doğrulduktan sonra kunut okurdu. Şöyle derdi: "Allahım! Velid İbn Velid'i, Seleme İbn Hişam'ı, zulme uğramış mu'minleri kurtar. Mudar'a karşı şiddetli davran. Onlara Yusuf için verdiğin yedi yılı ver
- 6394Usayya kabilesi Allah'a ve Resulüne isyan ettiEnes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurralardan oluşan bir seriyye gönderdi. Onlar pusuya düşürülüp öldürüldüler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i o zaman üzüldüğü kadar hiç üzgün görmemiştim. Bir ay boyunca sabah namazlarında kunut okudu. "Usayya kabilesi Allah'a ve Resulüne isyan etti" derdi
- 6395Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı severAişe radiyallahu anha'dan nakledildiğine göre Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verirken "Ölüm üzerinize" derlerdi. Hz. Aişe onların bu sözünü anlayınca "Ölüm ve lanet üzerinize" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı sever" dedi. Hz. Aişe de "Dediklerini duymuyor musunuz?" diye cevap verdi. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Onlara verdiğim cevabı sen duymadın mı? Ben de "Sizin de" demiştim" dedi
- 6396Hendek savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydıkAli İbn Ebi Talib r.a. şöyle demiştir: "Hendek savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydık "Allah onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun. Güneş batana kadar ikindi namazını kıldırmadılar". Fethu'l-Bârî Açıklaması Düşmanlardan kimin kastedildiği birkaç hadis önce açıklanmıştı. Hesabı hızlı görmek ya bizzat hesabın kendisini hızlı görmek ya da hesabın gelişini yakın tutmak anlamına gelmektedir
- 6397Ey Allah'ın resulü! Devs kabilesi Allah'a isyan edip İslam'a girmeyi reddettiler. Onlar için Allah'a dua etEbu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Tufeyl İbn Amr Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ey Allah'ın resulü! Devs kabilesi Allah'a isyan edip İslam'a girmeyi reddettiler. Onlar için Allah'a dua et" dedi. Oradakiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Devs kabilesine beddua edeceğini zannettiler. Ancak o: "Ey Allahım! Devs'e hidayet ver ve onlan aramıza kat" diye dua etti. Fethu'l-Bârî Açıklaması Müşriklere beddua ve dua farklı şeyler sebebiyledir. İbn Battal'ın naklettiğine göre müşriklere dua onlara bedduayı nesh etmiştir. Bunun delili "Onlann durumu hakkında senin bir sorumluluğun yok" ayetidir. Alimlerin çoğunluğu burada nesh ilişkisi olmadığı kanaatindedir. Onlara göre müşriklere beddua caizdir. Beddua edilemeyecek olan müşrikler İslam'a girmeleri umulan ve kalplerinin İslam'a ısınması beklenenlerdir. Müşriklere dua onların küfürde devam etmelerini engelleyecek ifadeler içeriyorsa onlara dua etmek caizdir. Eğer onların küfür üzere ölmeleri için ise bu caiz değildir. Burada hidayet kaydının konulması Hz. Nebiin "Allahım! Kavmime mağfiret et. Zira onlar bilmiyorlar" hadisinde geçen mağfireti de açıklamaktadır. Burada müşrikler hakkında istenilen mağfiret bizzat Hz. Nebi'e karşı işledikleri suçlarla ilgilidir. Yoksa günahlarının silinmesi talep edilmemiştir. Zira küfür günahının affı olmadığı malumdur. Bu itibarla "Allahım! Onlara mağfiret et" sözü, "mağfiretlerini gerektirecek İslam'a onları yönelt" demektir
- 6398Rabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışlaEbu Musa el-Eş'arı'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Rabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allahım! Yaptığım yanlışları, kasıtlı yaptıklarımı, bilmediklerimi ve şakalarımı bağışla. Ben bunların hepsini yapmışımdır. Allahım! Geçmişte yaptıklarımı ve gelecekte yapacaklarımı bağışla. Gizli ve açık kusurlarımı affet. Öne alan da sensin sona bırakan da sensin ve sen her şeye kadirsin
- 6399tRabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiği n şeyleri…Ebu Musa el-Eş'arı'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: 'tRabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiği n şeyleri bağışla. Şakalarımı ve ciddi yaptıklarımı bağışla. Yanlışlarımı ve kasıtlı yaptıklarımı bağışla; bunların hepsi bende vardır". Fethu'l-Bârî Açıklaması Taberi, "Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlannı bağışladı" ayet i bulunduğu halde Hz. Nebi'in böyle dua etmesini müşkil görüp şu açıklamayı yapmıştır: Hz. Nebi burada Nasr suresi indiği zaman kendisine emredilen tesbih ve mağfiret dileği emrini yerine getirmiştir. Muhasibi ise şöyle der: Melekler ve Nebiler başkalarına nazaran Allah'tan daha fazla korkarlar. Onların korkusu Allah'ın yüceliğini kabul edip onu tazim etme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Onların duaları küçük kusurlar sebebiyle olup yoksa gerçek günahlar sebebiyle değildir. Kadı İyaz ise şu açıklamayı yapmıştır: Hz. Nebi'in bu duası tevazusundan, Allah'a boyun büküşünden, acziyetinin farkında oluşundan ve şükründen kaynaklanmış olabilir. Çünkü o affedildiğinin bilincindedir. Hz. Nebi'in bu duasıyla sehven ve yanlışlıkla yaptığı davranışlarından af dilediği de belirtilmiştir
- 6400Cuma günü öyle bir vakit vardır ki bir Müslüman o vakit de namaz kılarken Allah'tan bir talepte bulunursa…Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cuma günü öyle bir vakit vardır ki bir Müslüman o vakit de namaz kılarken Allah'tan bir talepte bulunursa duası mutlaka kabul olunur". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu söylerken eliyle de o vaktin kısalığına işaret ediyordu. Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu babda Cuma günü duaların kabul edileceğinin umulacağı bir vaktin olduğu işlenmektedir. Aynı konu Cuma namazıyla ilgili bölümde de geçmişti. Ancak her iki yerde de bu vakit kesin olarak tayin edilmemiştir. Bu konuda alimler arasında ihtilaf vardır. Hattabi'nin belirttiğine göre bir görüşe göre bu vakit namaz vaktidir. Bir diğer görüşe göre ise güneşin batmaya yaklaştığı vakittir
- 6401Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı severAişe r.anha'den nakledildiğine göre Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verirken: "Ölüm üzerinize" derlerdi. Hz. Aişe onların bu sözünü anlayınca "Ölüm ve lanet üzerinize" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı sever" dedi. Hz. Aişe de "Dediklerini duymuyor musunuz?" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Onlara verdiğim cevabı sen duymadın mı? Ben de onlara cevap verdim benim onlar hakkında ki duam kabul edilirken olan n benimle ilgili duaları kabul edilmez" dedi. Fethu'l-Bârî Açıklaması Müslümanların Yahudilerle ilgili dualarının kabul edilmesi bizim haklı olarak dua etmemiz; onların dualarının kabul edilmemesi ise bunu zalimlikleri sebebiyle yapmalarından kaynaklanmaktadır. Bu hadis dua ettiği şahsa zulüm için dua edenin talebinin yerine getirilmeye ce ği ni göstermektedir
- 6402İmam fatihayı bitirip amin dediğinde sizde amin deyin. Çünkü melekler de amin demektedir. Kimin amin sözü…Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İmam fatihayı bitirip amin dediğinde sizde amin deyin. Çünkü melekler de amin demektedir. Kimin amin sözü meleklerinkiyle muvafık düşerse onun gelmiş geçmiş bütün günahları af olunur". Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu babda dua sonrasında "amin" demek işlenmektedir. Burada zikredilen hadisin şerhi namaz bölümünde geçmişti. Hadiste imamın namazda fatihayı okumasından bahsedilmektedir. Bununla birlikte daha genel bir anlamın kastedilmesi de muhtemeldir. Te'min (dua sonrasında amin demek) konusunda pek çok hadis nakledilmiştir. Bunlardan birisi Hz. Aişe'den merfu olarak nakledilen şu hadistir: "Yahudiler sizin selam ve amin sözünüze haset ettikleri kadar hiçbir şeye haset etmezler". Bu hadis İbn Mace tarafından rivayet edilmiş; İbn Huzeyme tarafından sahih olarak nitelenmiştir. Hakim'in naklettiği bir hadis ise "Toplanıp dua edenler ve amin diyenlerin duaları Allah tarafından mutlaka kabul edilir" şeklindedir. Ebu Zuheyr "amin" sözünün "belge üzerine vurulan mühre" benzediğini sÖylemiştir
- 6403Kim gündüz yüz defa "Ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur mülk de onun ham d de onundur. O her şeye…Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim gündüz yüz defa "Ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur mülk de onun ham d de onundur. O her şeye kadirdir" derse, sanki on köleyi azad etmiş gibi olur. Ayrıca yüz iyilik sevabı yazılır yüz kötülüğü silinir. O gün akşam edinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Bunu kendisinden dahafazla söyleyen olmadığı müddetçe o herkesten üstün kabul edilir
- 6404Kim bunu on sefer söylerse İsmail A.S'ın nesiinden on esiri azad etmiş gibi sevap kazanırAmr İbn Meymun şöyle demiştir: "Kim bunu on sefer söylerse İsmail A.S'ın nesiinden on esiri azad etmiş gibi sevap kazanır". NOT: Tehlil "la ilahe illallah" demektir
- 6405Günde yüz defa tesbih edenlerin deniz köpüğü kadar bile olsa günahları bağışlanırEbu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Günde yüz defa tesbih edenlerin deniz köpüğü kadar bile olsa günahları bağışlanır
- 6406Söylenmesi kolay olan ama mizanda ağırlığı fazla olacak iki söz şöyledir: Azim olan Allah'ı tesbih ederim…Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Söylenmesi kolay olan ama mizanda ağırlığı fazla olacak iki söz şöyledir: Azim olan Allah'ı tesbih ederim. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih edip ona hamd ederim". Fethu'l-Bârî Açıklaması Tesbih "sübhEmallah" demektir. Allah'l her türlü noksanlıklardan tenzih etmek anlamına gelir. Yani onun ortağı, arkadaşı ve çocuğu olmadığını ikrar edip onu her türlü kusurdan beri görmektir. Tesbih kelimesi mutlak olarak kullanıldığında bütün zikirler ile nafile namazlar anlamına da gelmektedir. Tesbih namazına bu ismin verilmesi içinde çokça tesbih getirilmesi sebebiyledir. Kadı İyaz şöyle demiştir: Tehlilin fazileti ile ilgili rivayette "yüz hatası silinir" denilirken burada "deniz köpüğü kadar bile olsa günahları silinir" denilmesi tesbihin daha faziletli olduğunu göstermektedir. Zira denizin köpükleri yüzden çok çok fazladır. Bununla birlikte tehlil hakkında "bunu kendisinden daha fazla söyleyen olmadığı müddetçe o herkesten üstün kabul edilir" ifadesi yer almaktadır. Bu iki hadisin arasında görÜlen çelişki şöyle giderilebilir: Tehlil daha faziletlidir. Tehlil getiren pek çok dereceler elde etmekte ve sevap hanesine iyilikler yazılmaktadır. Ayrıca köle azad etme sevabı elde etmektedir. Böylece tesbihten ve bütün günahların bağışlanmasından daha faziletli bir amel olmaktadır. Nitekim bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır: "Kim köle azad ederse kölenin her organma karşılık kendisinin bir azasını cehennemden azad eder". Böylece köle azadı bütün günahların silineceği şeklinde yüz derecelik bir yükselişle birlikte umumi bir mükafat olmaktadır. Yine "En fazil1i zikir tehlildir" hadisi de bunu desteklemektedir. Çünkü o kelime-yi tevhid ve ihlastır. Bütün Nebiler de aynı şeyi söylemişlerdir. Hatta onun Allah'ın ism-i azamı olduğu ifade edilmiştir. Kurtubi ise iki rivayet arasındaki çelişkiyi özetle şöyle gidermeye çalışmıştır: Bu zikirlerden herhangi biri hakkında en faziletli ya da Allah'a en sevimli gibi ifadeler kullanıldığında diğer zikirlerle birlikte böyledir anlamı kastedilmektedir .. Bunun delili Semüre'den nakledilen şu hadistir: "Allah'a en sevimli gelen sözler dört tanedir. Hangisiyle istersen başlayabilirsin. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür". Bu sözlerden bir kısmının söylenmesiyle de murad hasıl olur. Çünkü bunların özü ta'zim ve tenzihtir. Allah'ı tenzih ta'zim, ta'zim tenzihi karşılar. Nevevi de şöyle der: Burada insanoğlunun anlayışı ve dili sebebiyle bir üstünlük nitelemesi yapılmıştır. Yoksa Kur'an en faziletli zikirdir. İbn Battal bazı alimlerden şu yorumu nakletmiştir. Bu bab ve benzeri konulardaki hadislerde yer alan zikirlerin faziletiyle ilgili ifadeler büyük günahlardan uzak dindar kimselere yöneliktir. Yoksa nefsine aldanmış günahkarlar dindar müslümanlarla aynı derecede değerlendirilmeyecektir. "Yoksa o kötülükleri işleyip duranlar, iman edip güzel ve makbul işler gerçekleştirenlere yaptığımız muameleyi, kendilerine de göstereceğimizi, hayatlarında ve ölümlerinde onları bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kötü, ne yanlış bir muhakeme!" ayeti de bunu göstermektedir. Babda yer alan ikinci hadiste söz konusu zikrin sürekli tekrarlanması isteği zımnen yer almaktadır. Çünkü dinin talepleri nefse ağır gelmesine rağmen söz konusu zikri söylemek oldukça basittir. Bununla birlikte bu zikir mizanda aynen zor ibadetler gibi ağır basacaktır. Dolayısıyla ihmal edilmemesi gereken bir zikirdir. Bu zikri tekrarlayanların Allah katında sevilecekleri de hadiste ifade edilmektedir. Allah'ın kulunu sevmesi ise ona nimet bahşetmesi ve iyilikler ihsan etmek istemesi anlamına gelir
- 6407Allah'ı zikreden ile zikretmeyen arasındaki fark ölü ile diri arasındaki fark gibidirEbu Musa'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikreden ile zikretmeyen arasındaki fark ölü ile diri arasındaki fark gibidir
- 6408Allah'ın yollarda dolaşıp zikredenleri arayan melekleri vardır. Bunları görünce birbirlerini onların…Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yollarda dolaşıp zikredenleri arayan melekleri vardır. Bunları görünce birbirlerini onların ihtiyaçlarını karşılamak üzere çağırırlar. Kanatlarıyla gökyüzüne kadar onları kuşatırlar. Allah kullarının ne arzu ettiklerini onlara sorar. Melekler: "Seni tesbih edip övüyor ve hamdediyorlar" derler. Allah kullarının kendisini görüp görmediğini sorar. Melekler "Hayır vallahi seni görmezler" derler. Allah "Ya görürlerse nasılolurlar" der. Melekler "Görseler daha fazla ibadet eder, daha fazla över vetesbih ederler" diye cevap verirler. Allah "Benden ne istiyorlar" diye sorar. Melekler "Cennet istiyorlar" derler. Allah "Orayı görüyorlar mı" diye sorar. Orayı görmedikleri Allah'a iletilir. "Görseler nasıl davranırlar" denildiğinde de melekler "Görseler daha fazla ve iştiyakla isterler" derler. Neden korkuyorlar diye sorulunca "Cehennemden" yanıtı verilir. "Orayı gördüler mi?" denildiğinde "Hayır valiahi görmediler" denilir. "Görseler nasıl davranırlar?" sorusuna "Görseler daha çok korkar ve kurtulmaya çalışırlar" yanıtı verilir. Allah da "Şah id olun ki onları bağışladım" der. Bir melek: "Falanca onlardan biri değildir. O sadece bir ihtiyacı sebebiyle onlar arasındadır" deyince Rabbimiz "Onlarla oturan biri şaki sayılmaz" diye cevap verir. Fethu'l-Bârî Açıklaması Bu babda sözü edilen zikir naslarda söylenmesi teşvik edilen sözleri çokça söylemektir. Bunlardan biri "Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah'a mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür" şeklindeki zikirdir. Ayrıca havkale (la havle vela kuwete illa billah), besmele, hasbele (hasbunallah ve nimel vekil), istiğfar ve rabbena duları da önemli zikirlerdir. Zikrullah Kur'an ve hadis okumak, ilim öğrenmek, nafile namaz kılmak gibi vacip ve mendup ameller için de kullanılır. Zikir bazen dille yapılır ki başka bir maksad yoksa bu sözleri söyleyenler sevap kazanırlar. Eğer dille ifade edilen zikre kalbi samimiyet de katılırsa daha mükemmelolur. Eğer buna Allah'ı tazim ve tesbih katılırsa mükemmellik iyice artar. Yine bu zikir namaz,cihad vb. farzlarla birlikte yapılırsa mükemmelliğin derecesi yükselir. Eğer bunları ihlas içinde yapıp yüzünü yalnızca rabbine dönerse zikir en mükemmel hale ulaşır. Allah'ı zikretmenin fazileti hakkında başka hadisler de varid olmuştur. Bunlardan biri Buhari'nin tevhid bölümünün sonunda Ebu Hureyre'den naklettiği şu hadistir: "Allah Teala şöyle buyurmuştur: Ben kulumun benim hakkımdakizannı üzereyim. Beni zikrettiği sürece onunla birlikteyim. O beni nefsinde zikrederse bende onu nefsimde zikrederim". Bir diğer hadis ise Buhari'nin gece namazıyla ilgili bölümde Ebu Hureyre'den naklettiği "Kişi kalkıp Allah'ı zikrederse şeytanın attığı düğüm çözülür" hadisidir. Müslim'in Ebu Hureyre'den naklettiği "Allah'ı zikretmek üzere toplanan insanlan melekler kuşatır, rahmet sarar ve onlann üzerine sekinet iner" hadisi de aynı şeyi ifade etmektedir. Abdullah İbn Busr'den nakledildiğine göre bir sahabi Resululah s.a.v.'e şöyle demiştir: "Ya Resulallah! İslam"ın emirleri bana ağır geliyor. Beni rahatlatacak bir şey öğretir misiniz?" Resulullah bu isteğe "Dilin her daim Allah'ı zikretsin" cevabını vermiştir. Bu hadis Tirmizi ve İbni Mace tarafından rivayet edilmiş olup İbn Hibban ve Hakim tarafından sahih olarak nitelendiriimiştir. Hadisin farklı rivayetlerinde değişik lafızlar kullanılmıştır. İsmaili'nin naklettiği hadiste melekler "Rabbimiz insanlara baktık seni zikrediyorlardı" ifadesi yer alırken Bezzar'ın Enes'ten naklettiği hadiste "seni ta'zim ediyorlar, kitabını okuyorlar, Nebiine salat getiriyorlar ve senden dünya ve ahiret nimetini istiyorlar" lafzı bulunmaktadır. Bütün bu rivayetler göstermektedir ki Allah'ı zikretmekten maksat naslarda varit olan tesbih, tekbir, Kur'an tilaveti, dünya ve ahiret için dua gibi bütün zikirlerdir. Hadis okumanın, ilim öğrenmenin, bunları müzakere etmenin, nafile namazın yukarıdakilerle birlikte değerlendirilmesi şüphelidir. Doğrusu hadis okumak, ilim öğrenmek ve ilmi münazaralar yapmak Allah'ı zikretmek kabilinden sayılsa bile burada yalnızca tespih, tekbir ve Kur'an okumanın kastedilmiş olmasıdır. Hadiste zikir meclislerinin, Allah'ı zikretmek üzere toplanmanın ve orada toplananların fazileti bildirilmektedir. Aralarına herhangi bir sebeple katılmış olanlar Allah'ı zikredenlere verilen nimetlerden ve ikramlardan istifade edecektir. Yine hadis meleklerin insanoğluna duyduğu sevgiyi ve onların talepleri konusunda gösterdiği özene işaret edilmektedir. Hadiste bildirilen bir başka husus ise şudur: Bazen soran sorduğu konuyu kendisine sorduğu varlıktan daha iyi biliyor olabilir. Bu sorulan konuya verilen ehemmiyeti göstermek için olabileceği gibi onun çok öne:nli olduğunu ihsas ettirmek içinde olabilir. Hadis cennetin bize vasfedilenden daha hayırlı, cehenneminde bize bildirilenden daha kötü şeyler içerdiğini göstermektedir. Ayrıca hadisin öğrettiklerinden biri de Allah'tan niyazda bulunmak ve bu konuda mübalağaya varmak istenilen şeye ulaşmak için bir sebeptir